Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TERAZİ’DE DOLUNAY

 

“Eşitlik, sadece senin başkalarıyla eşit muamele görmen demek değildir; 

eşitlik aynı zamanda başka birisine gösterdiğin 

özenin ya da davranışın aynısını kendine de gösterebilmendir…” 

– Marlo Thomas

 

19 Nisan 2019’da saat 14:12’de 29 derece Terazi’de bir Dolunay gerçekleşiyor. Bu Dolunay,  öteki insan bilincini geliştirmek, karşımızdakini her anlamda anlamak, kendi isteklerimiz ve başkalarının istekleri arasında denge kurmak, genel anlamda hayatımızdaki ve ilişkilerimizdeki uyum, adalet, hak, hukuk ve eşitlik gibi temaları gündeme getiriyor.  5 Nisan 2019’da Koç’ta gerçekleşen Yeniay’da attığımız tohumların tam anlamıyla görünmesiyle birlikte,  başlattığımız bu işlerde ne gibi düzenlemeler yaparak ilerlememiz gerektiğine ışık tutuyor.

 

Dolunay 29 derecede yani Anaretik (Yıkıcı) bir derecede gerçekleşiyor ve burç dışı olarak Boğa’daki Uranüs, Koç’taki Güneş ile kavuşum açısı, Terazi’deki Ay ile karşıt açı yapıyor.  Dolayısıyla her an her şeyin değişebileceği ve ani değişimlerim, beklenmedik olayların vuku bulabileceği bir atmosferde kendimizi bulabiliriz. Duygusal çalkantılar, huzursuzluk, değişkenlik ve istikrarsızlık söz konusu olabilir. Bu iklimde duygusal ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi tam anlamıyla belirlemekte zorlanabilir ya da ifadelerimizde, hareketlerimizde aşırıya kaçabilir, yıkıcı davranabiliriz.  Atacağımız adımları tekrar tekrar hesaplamak ya da her yönüyle değerlendirerek enerjimi harcamaktan ziyade, önümüze çıkan deneyime uyum sağlamak, objektifliğimizi, sakinliğimizi korumak ve aslında tek gerçek olan şeyin değişimin kendisi olduğunu hatırlamakta fayda var.  Boğa’daki Uranüs burada ısrarla sürdürdüğümüz bir davranıştan, bakış açısından veya yöntemden özgürleşmemiz, kopmamız ve farklı bir şekilde ilerlememiz gerektiğine işaret ediyor olabilir.

 

Koç’taki Güneş’in yöneticisi Mars İkizler’de, Terazi’deki Ay’ın yöneticisi Venüs ise Balık’ın son derecelerinde. Bu iki yöneticinin de değişken burçlarda olması bize hayatımızın değişen bir yönüne adapte olmamız ve uyum sağlamamız gerektiğini gösteriyor olabilir. Bir anlamda amaçlarımızı ya da hedeflerimizi unutmadan,  akışa güvenmekte fayda var.  Aynı zamanda bir öğrenme sürecinin sonunda olabiliriz ve öğrendiklerimizden bir anlam çıkararak ve ders alarak ilerlememiz de mümkün olabilir. Ayrıca Oğlak’taki Pluto’nun Güneş’e ve Ay’a yaptığı kare açı güç savaşlarıyla, manipülasyonlarla, taktiklerle,  haset ve intikam duygularıyla gelen bir kriz sürecine işaret edebilir.  Uzun süredir yeraltından, gizliden gizliye bize zarar veren ve “ya atmamız ya da ıslah etmemiz”  gereken bir konunun su yüzüne çıkması söz konusu olabilir. Satürn- ötesi, Kolektif gezegenler olan Uranüs ve Pluto, kendi irademizi dayatamayacağımız ve kontrolümüz dışında gerçekleşebilecek olayları gösterebilir, bu durumda direnmekten ziyade, bu gelişmeleri iyileşmemize, ruhsal olarak güçlenmemize ve yeniye yer açmamıza vesile olan gelişmeler olarak görebiliriz.

 

Ay’ın Sabian sembolü cümlesi ise şu şekilde: “ Bir filozofun kafasındaki üç yığın bilgi.”  Bu sembol fiziksel olaylar ya da objelerdeki gizli bilgiyi okumak ve kavramak ile ilgilidir.  “Filozofun Kafası” bilgeliği ve zekayı temsil eder ve filozofun bununla ilgili çok konuşmasına da gerek yoktur. Birisinin görünüşü, giyinişi ya da davranışları, onun aklı ve bilgeliğiyle ilgili çok şey söylese de,  burada dış görünüşe aldanmadan insanların ve olayların iç yüzünü görmemiz gerekir. Bu derece düşünceleri ve soyut şeyleri gerçekleştirmek üzere bize beceri verebilir, öte yandan durmadan kafasının içinde yaşamaya da işaret edebilir. İşaretleri okumak, kitabi bilgiyi aşan bir bilgelik, felsefi sorular ve akıl ile alakalı olan bu sembol, aynı zamanda “ben her şeyi bilirim” tavrına, aşırı analize ve sadece aklı yüceltmeye neden olabilir.  Aklımıza aşırı güvenmekten ya da olayları aşırı analiz etmekten ziyade, öğrenmeye,  deneyime ve yaşama daha açık bir tavır kafamızdaki sorulara daha net cevaplar almamızda bize yardımcı olabilir… Bildiğimizi ya da karşımızdakinin ne istediğini varsaymak bizi yanıltabilir, bu açıdan bir şeyin iç yüzü görmek adına “soru sorduğumuzdan” ve gerçekten anlamaya yönelik iletişim kurduğumuzdan emin olursak iyi olur…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

MERKÜR KOǒTA – 17 Nisan 2019

 

 

Merkür, Koç Burcuna giriş yaptı ve 6 Mayıs 2019’a kadar buradaki yolculuğunu sürdürecek. Bu konumdaki Merkür’ün iletişim kurma şekli, karşısındaki ile spontane olarak iletişim kuran, canlı, hevesli, hızlı ve girişken bir tarzdadır. Düşüncelerini doğrudan, dürüstçe ve cesurca karşısındakine meydan okuyan ve rekabetçi bir şekilde ifade edebilir. Subjektif bir düşünme tarzı olduğundan olayları kişisel olarak algılar ve karşısındakiyle direkt olarak tartışmaya hazırdır. Bağımsız ve hızlı düşünme, spontane olarak yeni düşünceler keşfetme söz konusudur. Kişi kendi isteklerini ön plana alabilir, zihinsel anlamda heveslerine ve anlık isteklerine odaklanıp bunlarla ilgili düşünebilir. Gereksiz duygusal inceliklere kafa yormayan,  tasasız ve ben- merkezci ve boş teorilerle ilgilenmeyen, söz konusudur.

 

Merkür burada, yeni düşünceler keşfetme konusunda hızlı ve yetenekli olsa da, sabırsız ve dürtüsel doğası nedeniyle bunları formüle etmekte zorlanabilir.  İyi düşünülmemiş, yarım yamalak planların bir hevesle peşine düşüp kendi aleyhine sonuçlar alması mümkündür. Hızlı, bağımsız olarak çalışan ve kendi anlık isteklerine odaklanan zihinsel yapı nedeniyle, herhangi bir engel ile karşılaştığında sinirlenip kırıcı ve agresif bir tarz sergileyebilir. Kendisine söylenen her kelimeyi kişisel alıp bir meydan okuma gibi algılayabilir. Bunun sonucunda Merkür Koç’u hep kavga eden, çatışan, sinirli ve kaba bir tarzda görebiliriz. Ben-merkezci düşünme şekli hep kendinden, kendi isteklerinden bahseden, isteklerini karşısındakine dayatan, karşısındakinin fikirlerine ve söylediklerine duyarsız, düşüncesiz, onu dinlemeyen ve soru sormayan bir tarza dönüşebilir. Karşısındakini dinlemeyi ve soru sormayı öğrenmesinde yarar vardır.

 

Koç’taki Merkür’ün yöneticisi Mars İkizler’de ve bu iki gezegen arasında karşılıklı ağırlama var. Anlık düşüncelerle ve ani kararlarla hareket edebilir,  yeni projelerin peşinden gitmek ve hatta yeni şeyler öğrenmek isteyebiliriz. Yeni fikirlere, bilgilere ve keşiflere açık olduğumuz kadar, tartışmalara ve münakaşalara da açık olabiliriz. Dinlemeden konuşmak, karşımızdakini anlamadan verilen tepkiler, sözel saldırılar, düşüncesiz ve yüzeysel iletişim, iyice öğrenmeden ve bilgilenmeden karar vermek ya da hareket etmek söz konusu olabilir.  Vereceğimiz ani ve hızlı kararlar bizi varmayı istediğimiz yere götürmeyebilir. Gereksiz bilgi ve haber kalabalığı, ucu hiçbir yere dayanmayan, hedefi tutturamayan kararlar ve adımlar, aşırı zihinsel faaliyet ya da aşırı meşguliyet sonucu yaşanan gerginlikler ve huzursuzluklar bizi zorlayabilir. Subjektif ve ben-merkezci bir şekilde düşünmek olayları doğru değerlendirmemize engel olabilir, bu açıdan daha tarafsız ve objektif bir algıyla “soru sormayı”, sorgulamayı ve doğrusunu öğrenmeyi unutmadan hareket etmek oldukça önemli görünüyor…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

11 Nisan itibarı ile Jüpiter Yay Burcu’nda geri gitmeye başladı. 11 Ağustos’a kadar da geri hareketine devam edecek.

Jüpiter (Zeus), mitolojide en önemli ve güçlü tanrılardan biridir.  Babasını devirdikten sonra tüm dünyanın ve tanrıların hükümdarı olur. Aynı zamanda adildir. Fakat onu Olympos’un efendisi yapan önemli aşamalardan biri de babasından korunmak için geri çekilerek mağaraya saklanmış ve olgunlaşma sürecini burada tamamlamış olmasıdır.

Astrolojik sembolizmde de Jüpiter maddi-manevi / fiziksel-ruhsal anlamda büyüme, genişleme, zenginleşme ile ilişkilidir. Aynı zamanda, hayatın nasıl yaşanacağına dair (ahlaki,dini,felsefi vb) fikirlerin deneyimlenme biçimine işaret eder.

Yay Burcu’nda ilerleyen Jüpiter ise bize öncelikle özgüven, iyimserlik, her anlamda yayılma ve büyüme kabiliyeti, büyük resmi görebilme imkânı, felsefeler, idealler, uzak ufuklara açılabilmek temalarını düşündürür. Fakat aynı zamanda tüm bu imkanlar nedeniyle kesinliğinden emin olduğumuz kanılarımız ve güçlü inanç kalıplarımız olması ya da hayatın anlamını kavramış ve “doğru yolu” herkese göstermeye aday hissetmiş olmamız da mümkün. Bir konu ile ilgili her şeyi gördüğümüzü/bildiğimizi düşünmek ve kendimizden kesin bir şekilde emin olmak doğal olarak merakımızı ve araştırmacı yönümüzü bir anlamda felce uğratır, bizi gelebilecek “yeni” sorulara kapatır. Fakat biz onları duyup görmesek de onlar orada olmaya devam ederler. Jüpiter geri harekette iken, onlara rağmen ilerlediğimiz konularla tekrar karşılaşırız. Bize göre kapanmış olan defterlerden bazıları yeniden karşımıza gelir.

Büyüyüp genişleme meselesi içine doğduğumuz çağda lineer algılanır. Bir noktadan başlarız ve ister çizgisel olsun ister dairesel sürekli ileri doğru gitmek ya da genişlemek zorunda kalırız. Durmanın ya da gerilemenin çağrışımı olumsuzdur ve büyümenin tam tersi bir şekilde küçülme olarak görülür. Bu ilerlemeci yaklaşım bugünün dünyasında hayatta kalmak zorunda olan biz faniler için elbette önemli bir enstrüman. Bize öğretilen düşünme biçimlerinden bağımsızlaşmamız da kolay değil. Bu bağlamda, örneğin bir durum ya da hareket, büyüme olarak tanımlanamıyorsa otomatik şekilde küçülme olarak tanımlanır. Yani zihnimiz dikotomik mantık ile çalışır ve bu da bizi ikiliklere mahkûm eder. Elbette bu ikiliklerden çıkmayı ve “arada” oluşları görmeyi mümkün kılan felsefi ekoller de mevcut ama bunlar hala radikal algılanıyor ve ana akım yaklaşım yukarıda özetlendiği gibi tezahür etmeye devam ediyor.   

Bilinçdışı süreçlerimiz ise bu zorunluklardan azade olduğu için bizleri, gönüllü olmasak da, zaman zaman durmak ya da geri çekilmek durumunda bırakır. Eğer biz bu durumlarla küçülme ya da gerileme olduğu düşüncesiyle uzlaşmazsak, kehanetimiz kendini gerçekleştirmiş gibi görünür ve biz her şeye rağmen sadece ileri adım atmaya odaklandığımız için bunun dışında kalan her günü zarar defterine yazarız.

Böyle baksaydık, Zeus’u Zeus yapan geri çekilme ve mağarada bekleyerek olgunlaşma sürecini de gecikme olarak görmemiz ve eğer orada durmasaydı daha erken Olympos’un efendisi olurdu dememiz gerekirdi. Bu da en hafif tabiriyle “sığ” bir açıklama olurdu.

Jüpiter Yay Burcu seyahatine başladığından beri zaten engel tanımadan genişlemeye devam ettik ve kendimizi, inançlarımızı fazlasıyla ciddiye aldık. Şimdi bugüne kadar yaptıklarımız ve yapmadıklarımız bize ne getirdi ona bakma fırsatı yakalayacağız.

Bu durumu hatırlatan anonim bir fıkra da özetle şöyledir: Bir Kızılderili ile kovboy New York'tan Şikago'ya gitmek üzere yola çıkarlar. Anlaşmaya göre ilk üç gün kovboyun yaşam tarzına uygun şekilde, dolu dizgin ve ihtiyaç dışında mola vermeden, yol alırlar. Seyahatin üçüncü gününde, Kızılderili attan inip yolun kenarına bağdaş kurarak oturur. Gözlerini kapatıp uzun bir süre öylece kalır. Yol arkadaşı endişelenir ve “İyi misin, ne yapıyorsun?” diye sorar. Kızılderili ise “Ruhumun bana yetişmesini bekliyorum” diye cevaplar.

Astroloji Dergisi/Özlem Yalçınkaya

Kaynak: Barış İlhan Ders Notları ve Astroloji Dersleri Kitabı

  

KOǒTA YENİAY

 

 

“Kim olduğunu bilmek mi istiyorsun? Sormayı bırak ve harekete geç! Yapacağın her hareket, seni tasvir edecek ve seni tanımlayacak...” - Thomas Jefferson

 

5 Nisan 2019’da saat 11:50’de 15 derece Koç’ta bir Yeniay gerçekleşiyor. Öncü bir ateş burcunda gerçekleşen bu Yeniay, yeni bir sayfa açmak ve başlangıçlar yapmak için iyi bir zamana işaret ediyor. İnisiyatif alıp hevesle isteklerimizin peşinden gitmek için gerekli olan motivasyonu bize sağlıyor. Koç’taki bu Yeniay’ın, Oğlak’taki  Satürn-Güney Ay Düğümü-Pluto kavuşumu ile Yengeç’teki Kuzey Ay Düğümü’ne kare açı yaparak oluşturduğu öncü t-kare oldukça dikkat çekici. Yeniay, bu t-karenin fokalinde. Yeni girişimlerde bulunmak için gereken cesareti kendimizde bulabilir ve mücadele etmek üzere harekete geçebiliriz, öte yandan bu t-karenin taşıdığı dinamizm ve gerilim, çatışmaları, krizleri, düşüncesizce birşeylere atlama ve zayıf planlama yapma riskini de beraberinde getirebilir.

 

Satürn ve Pluto’nun da içinde olduğu, Yengeç-Oğlak aksındaki Ay düğümlerine olan bu kare açılar, özellikle otorite figürleriyle (patronlar, yöneticiler, devlet vs.),  aileyle ve ebeveynlerle olan sorunlara ve krizlere işaret edebilir. Aşırı sorumluluk ve yük alma sonucu kendini kısıtlanmış, engellenmiş hissetmek, baskılar, yetersizlik ve yanlızlık duyguları, güvensizlik, korkular, endişeler, karamsarlık ve depresyon söz konusu olabilir. Hem kendimizi hem de hayatı, başkalarını kontrol etme dürtümüz oldukça artabilir. Kendimizi güvende hissetmek için, kendi ihtiyaç ve duygularımıza kulak verip onları doyurmak yerine başkalarının ihtiyaçları ve sorunları ile ilgilenip bu yolla onları kontrol altında tutmak isteyebiliriz. Değişimden veya dönüşümden korku, manipülasyonlara, güç savaşlarına ve kontrolcülüğe yol açabilir ya da uzun süredir bastırılan duyguların açığa çıkması, kişisel patlamalar ve yıkıcılık söz konusu olabilir. Bu patlayıcı ve yıkıcı olabilecek enerji, çatışma yaratıp sorunların çözümünü daha da karmaşık hale getirse de, çözümler için gereken hareketi, cesareti ve mücadele gücünü de verebilir. Ya kendimiz ya da etrafımızdaki insanlar, olaylar kanalıyla yaşayabileceğimiz bu gerilim, duygusal anlamda bir takım bağımlılıklarımızdan kurtulmamızda, asıl gerçeklere ulaşmamızda ve yeni bir bakış açısı kazanmamızda bir katalizör görevi görebilir.

 

Yeniay’ın yöneticisi Mars, değişken bir hava burcu olan İkizler’de, dolayısıyla yukarıda bahsedilen temayla bağlantılı olarak huzursuzluk, sinirlilik, münakaşalar, demogoji, akıl oyunları, suni gündemler, dedikodu, cinfikirlilik, hile, sorunlara odaklanıp bir şeyleri adam akıllı çözmek ya da öğrenmek yerine yüzeysel davranmak, akıntıyla sürüklenmek ve bir çok işi aynı anda yapmaya çalışıp enerjiyi dağıtmak gibi konuları gündeme getirebilir. Bu değişken enerji, özellikle Satürn-Güney Ay düğümü kavuşumuna paralel olarak, doğru zamanda doğru şeyi yapmakta zorlanmak, zayıf planlama ve zamanlama sorunlarına işaret edebilir. Burada sağlıklı bir merak duygusuyla ve en önemlisi tarafsız ve objektif bir yaklaşımla iyice öğrenmeden, eğrisini-doğrusunu düşünmeden hemen harekete geçmemek, şüphe etmek, sorgulamak, araştırmak, tabloyu daha net görmek için biraz yavaşlamayı ve odaklanmayı unutmamak oldukça önemli.

 

Yeniay’ın Sabian sembolü cümlesi ise ise, “Işıltılı elbiseler içindeki iyilik perileri, solgun ve sıcak bir ışıkta dans ediyorlar.” şeklinde. İyilik perileri sihirli bir semboldür ve genelde eğer inanırsanız size yapılan veya sizin yapacağınız bir yardıma işaret eder. Bazen içgüdülerinizin sesi oldukça yüksek olsa da, fiziksel enerjiniz düşük olabilir ve yorgun hissedebilirsiniz. Sizden çok şey talep ediliyorsa, yardım istemeyi düşünün. Etrafınızda belki gizli de olsa size yardımcı olacak şeylerin olduğuna, korunduğunuza ve yönlendirildiğinize inanın. Beyninizi olasılıklara açın ve içinizden gelen mesajlara kulak verin. Bu sembol rehberlik, senkronizasyon ve yardımla ilgili olduğu kadar, kendini kandırmak, gerçek yaşamdan kopukluk, önündeki resmi net görememek ve sorumlulukları ihmal etmek ile de ilgilidir. Bu açıdan “gerçek” ihtiyaçlarımıza ve acilen çözüm bekleyen problemlere odaklanarak adımlarımızı atarsak iyi olur. Karanlıktaki “sihirle” ve rehberlikle ilgili bu sembol, tam ihtiyacımız olan anda gelecek bir yardıma ve yönlendirilmeye işaret ediyor. Bunu kendimiz almaya gönüllü olduğumuz kadar, ihtiyacı olan birisine de vermeyi unutmamamız gerekiyor…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com/, Lynda Hill

*http://www.astrolojidergisi.com/makale_ay-dugumleri-gezegenler.htm

 

 

NİSAN 2019  

 

İncelemeye Yönelik Bir Ay

 

Nisan ayının önemli astrolojik enerjileri:

- 5 Nisan 2019’da Güneş ve Ay Koç'tayken Yeniay meydana gelecek.

- 10 Nisan 2019’da Yay burcundaki Jüpiter geri gitmeye başlayacak. 11 Ağustos 2019’a kadar da geri gidecek.

- 19 Nisan 2019’da Koç burcundaki Güneş ve Terazi burcundaki Ay ile Dolunay meydana gelecek. devamı

 

 

MARS İKİZLER’DE – 31 Mart 2019

 

“Tartışmada, bilgiyi değiş tokuş edersin, münakaşada ise bilgisizliği…” –Robert Quillen

 

Mars, İkizler’e giriş yaptı ve 16 Mayıs 2019’a kadar buradaki yolculuğunu sürdürecek. Merak İkizler’in en büyük kaynağı olduğundan Mars bu konumda, merak ettiği ve öğrenmek istediği konuların peşinden gider. Sağlıklı bir merak duygusuyla öğrenme, bilgi toplama, topladığı bilgileri ham haliyle dağıtma söz konusudur. Bir konunun iki yönünü de değerlendirebilme özelliği, öğrendiklerini başkalarına tarafsız bir şekilde aktarmasına neden olur. İkizler’deki Mars aklıyla, diliyle ve mantığıyla hareket eder. Kıvrak zekası ve keskin diliyle fikirlerini savunur, meydan okur ve savaşır. Hızlı algılama ve bağlantı kurabilme becerisiyle iyi bir problem çözücü olabilir. İyi bir taklitçidir ve bu özelliği ilk defa karşılaştığı bir durumun ya da yerin atmosferine kolayca uyum sağlayabilmesine yardım eder. Değişken özelliği nedeniyle esneyebilir ve değişen koşullara uyum sağlayabilir. Zihninde ve konuşmalarında rekabetçi, münazaracı ve tartışmacıdır. Beceriklilik, hızlılık ve ellerini büyük bir ustalıkla kullanma söz konusu olabilir.

 

Gölge yönleriyle değişkenlik özelliği aşırı esnekliğe, önüne çıkan her akıntıyla sürüklenmesine, maymun iştahlılığa ve enerjisini dağıtmasına yol açar. Durup sorunları çözmek yerine, yeni bir duruma yönelip kolaycı bir yolu tercih edebilir. Karşısındaki konuşurken zihninde onu alt etmek için durmadan ne söyleyeceğini düşünmesi bir dinleme problemine ve her söyleneni bir meydan okuma ya da tartışma gibi alması, sözel saldırılara girmesine ve etrafındakileri bezdirinceye kadar konuşmasına yol açabilir. Zihinsel gerilimini ve enerjisini problem çıkartarak dışa vurabilir. İğneleyici bir alaycılıkla, demagojiyle, gevezelikle, dedikoduyla, mantık oyunlarıyla ve monologla iletişimi felç eden davranışlar sergileyebilir. Seçeneklerin hiç birisini kaybetmek istememesi kararsızlığa neden olabilir. Huzursuz, bir an bile yerinde duramayan ve sinirli bir yapı söz konusudur. Değer sistemlerinden bağımsızlığı olumsuz ifadesinde ahlaksızlığa ve kuralları veya yasaları bile kendi mantığına uyduran bir cin fikirliliğe yol açabilir. Gereksiz ve yüzeysel bilgilerin peşinden koşması gerçekten öğrenmesi gereken şeylerin önünü tıkayabilir. Taklitçilik özelliği gölge yönüyle başkalarından duyduğu şeyleri kendisininmiş gibi göstermesine neden olabilir.

İkizler’deki Mars’ın yönetici gezegeni Merkür, Balık’taki geri hareketini 28 Mart 2019’da tamamlayıp tekrar ileri hareketine başladı. 17 Nisan 2019’a kadar Balık’ta yoluna devam edecek. Merkür Balık’ta hem düşük hem de zararda olduğu bir konumda. Her iki gezegenin de değişken burçlarda olması daha esnek ve değişime uyum sağlayan bir bakış açısına ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Diğer yandan akıntıyla sürüklenip ya da ıvır zıvır işlere dalıp enerjimizi dağıtmak, gerçekten ilgilenmemiz gereken işlere odaklanamamak, konsantrasyon sorunları,  dikkat dağınıklığı,  kafa karışıklığı, iletişim zorlukları ve yanlış anlamalar söz konusu olabilir. Olayları ve insanları işimize geldiği gibi algılama veya yanlış bilgilenme riskiyle karşı karşıya olduğumuzdan, hem kendimizi kandırabilir hem de gerçeklere dayanmayan yanlış kararlar alabiliriz. Bu açıdan doğru bilgilendiğimizden ve öğrendiğimizden emin olmak durumunda kalabiliriz.  “Merakımızı” kendimize ve iç dünyamıza yöneltmek, duygularımızın ve sezgilerimizin bize neler söylemeye çalıştığını anlamak,  rüyalarımızın sesine kulak vermek ve yazılı veya sözel anlamda yaratıcı işler yapmak için iyi bir dönem olabilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

VENÜS BALIK’TA – 26 Mart 2019

 

 

“Vizyonun ancak kalbinin içine bakabildiğinde netleşecek. Dışarıya bakan rüya görür, içine bakan ise uyanır…” – Carl Jung

 

Venüs, yüceldiği Balık burcuna giriş yaptı ve 20 Nisan 2019’a kadar buradaki yolculuğunu sürdürecek.  Venüs burada kabullenicilik, anlayış, merhamet ve yaradılışın tümünü sevmek tarzında ifade bulur. Şefkat, duyarlılık, fedakarlık, duygusallık, muhtaç durumdakilere yardım etmek, ilhamını sanatsal yaratıcılığa dökebilmek, vizyon sahibi olmak, yaratıcı hayal gücü, sezgisellik, tüm yaradılışla birlik olmak ve Tanrısal bir sevgi anlayışı Venüs’ün Balık’taki olumlu ifadeleridir.

 

Venüs bu konumda sevgiyi ve sevgi alışverişini idealize eder. İlişkiler konusunda gerçek-dışı hayalleri, fantezileri ve özlemleri olabilir. Bu durumda kendi idealine uymayan birisiyle ilişki kurmayabilir ve gerçek ilişkilerin gereklerini ve sorumluluklarını yerine getirmeyebilir. Hayallerine ve özlemlerine göre olmayan ilişkilere tahammül edemeyebilir ya da karşısındakini idealize edip gerçekleri göz ardı ettiğinden işler umduğu gibi gitmediğinde hayal kırıklığına uğrar. Platonik ilişkiler, aldanma/aldatma söz konusu olabilir. Sevgiyi idealize ettiğinden bu konuda hiçbir şey yapmadan kendisini kurtaracak birisini bekleyebilir ya da kendisi kurtarıcı rolüne bürünür; ilişkide aşırı özveride bulunup kurban durumuna düşebilir. Evrenle, her şeyle birlik olma arzusu, “sınırsızlık” ve başkalarının alanına aşırı müdahale etmek şeklinde görülebilir. Venüs bu konumda parasal konularda pratik ve düzenli olmayabilir. Kişinin özdeğer duygusu, ne kadar özverili ve merhametli oluşuna endeksli olabilir.

 

Balık’taki Venüs’ün klasik yöneticisi Jüpiter Yay’da, modern yöneticisi olan Neptün ise Balık’ta. Ayrıca Merkür Balık’taki geri hareketini 28 Mart 2019’a kadar, iki gün daha sürdürecek. Balık’taki Neptün ile kavuşum yaptıktan sonra ileri hareketine yeniden başlayacak. Büyümenin gezegeni Jüpiter, yaşama karşı olan inancımızı arttırıyor diğer yandan şansımıza aşırı güvenip,  her şeyi Tanrı’ya, hayata ya da başka insanlara havale edebilir ve işleri sürekli erteleyebiliriz. Zihinsel ve maddi anlamda dağılmak, tembellik, elimizdekileri çarçur etmek söz konusu olabilir. Gerçeklerin yerini illüzyonlar, hayaller ve varsayımlar alabilir. Zorunluluklarımızdan kaçmadığımızdan, bir şeyleri işimize geldiği gibi algılamadığımızdan ve önümüzdekileri doğru değerlendirdiğimizden emin olursak iyi olur. Duyduklarımızın ve aldığımız haberlerin gerçekliğini sorgulamak bizi yanlış yargılara varmaktan ve yanlış kararlar almaktan koruyabilir. Geçmişe veya geleceğe odaklanmadan “An’da” kalmak ve “o an” ne gerekiyorsa onu yapmak problemlerin çözümünü kolaylaştırabilir. Ayrıca sezgilerimizin, duygularımızın ve rüyalarımızın bize neler söylemeye çalıştığını anlamak için iyi bir dönemde olabiliriz...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

   

TERAZİ’DE DOLUNAY

 

“Her şeyden önce kendimizle ilişki içindeyiz, kontrol edebileceğimiz tek ilişki budur. Değişimle sonuçlanan, sizi dengeli kılan ve öze yönelten tek ilişki budur. Eğer ilişkiye kendinizi değersiz bularak, sevilmeyi hak etmediğinizi hissederek başlarsanız, bu ilişkiden nasıl kendi katkınızdan fazlasını istersiniz? Bu silahsız, zırhsız, eğitimsiz savaşa gidip, kazanmayı beklemeye benzer. İmkansız! Siz ilişkilerden daha fazlasınız ve ilişkileriniz size kendiniz için yapmaya gönüllü olduğunuzdan fazlasını sunamaz…”  - Susanna McMahon – Terapistim Yanımda

 

21 Mart 2019’da saat 04:43’te 0 derece Terazi’de bir Dolunay gerçekleşiyor. 6 Mart 2019’da Balık’ta gerçekleşen Yeniay’da başlattığımız işlerin sonuçlarının bütünüyle göründüğü ve gerekirse bu işleri tamamlamak adına bazı ayarlamaların yapılması gerektiği bir döneme işaret ediyor. Koç-Terazi aksındaki bu Dolunay, ben-sen, benim isteklerim-senin isteklerin, rekabet-işbirliği ve bağımsızlık- ilişki gibi temalara işaret ediyor.

 

Bu Dolunay’da, Koç’taki Kayron (Chiron) Güneş ile kavuşum, Ay ile karşıtlık açı yaparak göze çarpıyor. Özellikle ikili ilişkilerde, ben-sen dengesinin kurulmasına yönelik olarak çözülmesi gereken bazı problemlerin ve iyileştirilmesi gereken yaraların yüzeye çıkması söz konusu olabilir. Bu dengeyi kurarken, kendimizi ve isteklerimizi nasıl ifade ettiğimizi, kendimizi nasıl öne sürdüğümüzü ve isteklerimizin peşinden bağımsızca gitme cesareti gösterip göstermediğimizi sorgulamak durumunda kalabiliriz. Başkalarının onayını almak adına sesimizi bastırıp “hayır” diyememek ve ne olursa olsun “barış” tavrı gizli bir öfkeye ve pasif-agresif davranışlara yol açabilir, dolayısıyla bu bastırılmış öfkenin ve alınganlığın karşı tarafa yıkıcı değil de yapıcı bir şekilde ifade edilmesi ve kişisel anlamda bizim için önemli olan şeylerin söylenmesi, karşımızdaki insana da bize karşı “dürüst”  ve “açık” davranma fırsatı verebilir.  Burada öteki insanın da ne istediğine kulak vermek ve onu objektif bir şekilde anlamaya çalışmak oldukça önemli. Burada kendimize şu soruları sorabiliriz: Karşımdaki insan beni nasıl incitiyor ve ben onu nasıl incitiyor olabilirim? Kimlere karşı gizli bir öfke duyuyor ve gizliden gizliye suçluyorum? Öfkemi ya da yaramı telafi etmek, inkar etmek ya da karşımdakine yansıtmak için neler yapıyor olabilirim? Kendime bakacak, kendi isteklerimi ve ihtiyaçlarımı doyurup besleyecek kadar kendi tarafımda yer alıyor muyum? Ne hissettiğimi ve istediğimi söyleyecek kadar cesaretli miyim? Kendimi ve ilişkilerimi nasıl sabote ediyorum ve hatta yıkıcı davranıyorum? Karşımdakini, onun gerçek istek ve ihtiyaçlarını anlayacak kadar iyi tanıyor muyum?

 

Terazi’deki Ay’ın yöneticisi Kova’daki Venüs ile Koç’taki Mars arasındaki partil(kesin) kare açı da yukarıda bahsedilen temayı destekler nitelikte, dolayısıyla arzuladığımız sonuçları ve isteklerimizi alacak şekilde davranıp davranmadığımızdan emin olmak durumundayız. Bu açı ilişkilerde fırtınalara, karşı cinsle çatışmalara, rekabete, eğlence ve zevke düşkünlüğe işaret ediyor.  Kare açının doğası gereği yaşayacağımız gerilim, içsel ya da dışsal çatışma, bizi orada görmezden geldiğimiz problemleri çözmek üzere harekete geçmeye zorlayabilir.  Kova’daki Venüs’ün Yay’daki Jüpiter ile yaptığı partil(kesin) altmışlık açı ise, bu çatışmalara bir denge getirme ve belki ilişkilerimizde daha doğru bir “ölçü” tutturma fırsatını bize sunabilir. Fakat bu dengeyi sağmak için eyleme geçmek ve çaba göstermek gerektiğini unutmamak gerekir.

 

Terazi’deki bu Dolunay’da, özellikle Koç’taki Güneş’in Sabian Sembolü cümlesi dikkat çekici. “Bir kadın okyanusun içinden yükseliyor ve bir fok balığı onu kucaklıyor.”  Bu sembol zodyağın başlangıcında, Güneş’in Koç’a geçmesiyle birlikte gerçekleşen bu Dolunay ile paralel olarak,  yeni bir anlayış ve farkındalık kazanmak ve eskiyi geride bırakmak ile ilgilidir. Yeni bir şeyler oluşmaktadır ve bu kabul edilmeli, kucaklanmalı ve beslenmelidir. Bu sembol yeni bir potansiyelin ve yaratıcı bir dürtünün habercisidir. Görevini tamamlamış, sizi artık tatmin etmeyen koşullara ve size hizmet etmeyen eski yöntemlere dönüş yapmamaya dikkat edin. Bu sembol sesinizi ve ayaklarınızı bulmak anlamına gelir. Başlangıçlar, dişil enerjinin maddi dünyada tezahür etmesi, yeni bir döngü, ilkbaharın ya da sonbaharın başlangıcı, eski deriyi atmak ve yeni bir arenada var olma cesareti göstermek gibi temalara işaret ettiği gibi, olumsuz anlamda duyguları göz ardı etmek ya da eski koşullara geri çekilerek yeni bir var oluşa adım atmayı reddetmek şeklinde de kendisini gösterebilir. Anlaşılmadığınızı ya da sesinizin duyulmadığını hissediyorsanız, her zaman kullandığınız yöntemleri ve davranış kalıplarınızı bir daha gözden geçirmeniz ve belki daha yeni ve farklı yollarla ilerlemeniz gerekebilir.  Bu Dolunay,  dışarıdan yani görüntüde “güzel” görünen ve sırf huzur, barış bozulmasın diye devam ettirilen ilişkiler ve yapılarda çatışmalara, bu çatışmalar sonucunda ulaşılacak çözümlere ya da kararlara işaret ettiği gibi, kendi kimliğimiz, kendi taleplerimiz ve kendimizle kurduğumuz ilişki üzerine de düşünmeye zorluyor…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

*https://www.astro.com/astrology/in_wounding_e.htm, by Liz Greene

 

GÜNEŞ KOǒTA – 21 Mart 2019

 

 

“Hayatta kalmayı başardım çünkü içimde yanan ateş, 

etrafımdaki ateşten çok daha harlı yanıyordu...”  - Joshua Graham

 

Güneş yüceldiği bir konumda olduğu Koç’ta yolculuğuna başlıyor. Bunun anlamı baharın diğer bir deyişle Nevruz’un (Yeni Gün’ün) gelmesiyle,  gece ve gündüzün eşitlendiği ilk bahar ekinoksunda, yeryüzünde Güneş’in yani ışığın gücü yeniden artar ve doğanın güçleri yeniden uyanır. Mevsimsel anlamda bu doğanın uyanışına ve filizlenme dönemine denk gelir ve astrolojik anlamda Güneş ve gezegenlerin zodyakta yolculuğuna başladığı nokta olması bakımında Koç burcu başlangıçları temsil eder. Daha önce olmayan bir şeyi başlatmak, daha önce gidilmemiş yerlere gitmek ve keşfetmeş Koç’un işidir. Bir çocuğun saflığı, naifliği, dürüstlüğü, cesareti ve atılganlığıyla yaşamla yüzleşir ve mücadele eder. Ateş elementinden olduğundan, içinden yanan ateşle ve hevesle harekete geçer. Kendisini ve egosunun isteklerini “her an” yeniden keşfetmesi ve bu isteklerin “kendi doğasına” uygun olup olmadığını tespit ettikten sonra bu isteklerin peşinden gitmesi ve bunlar için mücadele etmesi gerekir. İnisiyatif alma ve hayatla mücadele etmesi gereken durumlarda yalnız ve bağımsız hareket edebilme özelliğine sahiptir. Koç, yeni yerler keşfetmek için cesurca öne atılan, başkalarına bu bilinmeyen yolda öncülük eden ve gerekirse onlar için savaşan öncü, savaşçı ve gözü pek bir arketipi temsil eder. Her şeyin başlangıç noktası olması bakımından Koç bir kişilik oluşturma aşamasındaki ve ne pahasına olursa olsun hayatta kalması gereken bir çocuk gibi ben-merkezci, dürtüsel ve bireyseldir. Tükenmeyen bir enerjiyle savaşma, her başarısızlıktan veya yenilgiden sağ çıkmak, ayakta kalmak ve tekrar güçlendikten sonra hücuma geçme söz konusudur. Tasasız ve bağımsız bir şekilde başkalarının düşüncelerine önem vermeden aklına koyduklarının peşinden gidebilir. Kendiliğinden, spontane, enerjik ve hevesli özellikleriyle başkalarını da yüreklendirip harekete geçirebilir.

 

Gölge yönüyle Koç, kendi doğasını ve isteklerini tam olarak keşfetmediğinde, bir şeyleri başlatma özelliği, bir hevesle ve dürtüsel bir şekilde yeni şeyler başlatan ve hevesi geçince yeni maceralara yönelen bir tarzda görülebilir. Etrafındakileri umursamayan ve onları nasıl incittiğini görmeyen bir bencillik söz konusu olabilir. İsteklerine ulaşma konusunda sabırsız olduğundan, herhangi bir engelle karşılaştığında saldırgan, vahşi ve yıkıcı davranabilir. Sabırsızlığı, düşüncesizliği, ne yöne gittiğine dikkat etmemesi ve hareketlerinin sonuçlarını düşünmemesi kendisini gereksiz bir sürü belaya sokabilir.  Her şeyi anında isteyen bir çocuk gibi, isteklerinin kendi istediği zamanda ve kendi istediği şekilde olması konusunda diretebilir. Koç burcu hayatta cesaretle mücadele ederken gerekirse tek başına kalması ve yalnız hareket etmesi gereken bir burçtur ama karşıt burcu Terazi’nin gölgelerini de göstermesi mümkündür. Yalnızlık korkusuyla uyum adına boyun eğen, açık yüzleşmelerden, mücadeleden kaçınan ve pasif agresif bir tarzda da davranabilir.

 

Koç’taki Güneş’in yöneticisi Mars zararlı pozisyonda olduğu Boğa’daki yolculuğunu sürdürüyor. Düşünmeden hareket etmek ve bir hevesle yeni maceralara atılmak iyi sonuçlar veremeyebilir. Daha çok savunmada kalmak,  hali hazırda hayatımızda olan şeylere sahip çıkmak ve onlara istikrar kazandırmak, maddi ve manevi değerlerimize odaklanmak, onları geliştirmek ve tüm bunları yaparken de sabretmek gerekebilir. Güneş’in Koç’a geçmesinden bir kaç saat sonra, Koç-Terazi aksında bir Dolunay gerçekleşiyor. Yeni Gün’e, bahara bir Dolunay ile giriyoruz. Yaşam gücümüzü ve isteklerimizi temsil eden Güneş bir “şeref” misafiri olduğu Koç’ta parlarken, baharın bu ilk günlerinde biz de hayatımızda bizim için gerçekten nelerin önemli ve değerli olduğunu keşfedebilir, bunları karşımızdakine ifade edebilir,  “Ben- Sen dengesini” kurmamız gereken yerlerde kendi alanımızı belirleyebilir ve hem maddi hem manevi alanlarda doğru ölçüyü tutturmak üzere gereken adımları atabiliriz...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

 

Ebu Maşer :  Astrolojik Metaforlar*

 

 

Geri Giden Gezegenler Hakkındaki Bölümler

 


II, 180. İleri giden yıldızlar ve geri harekete sahip yıldızlar hakkında

Bilinmelidir ki bu beş yıldızın hareketlerinde iki değişik düzen vardır: daha sonra geri gitmek için dururlar ve sonra ileri gitmek için tekrar dururlar; ve bu düzenlerin her birinin ayrı anlamı vardır. Gerçekte ilk durağa ulaşan yıldız, yani demek istiyorumki oradan geri gitmeye başlayacağı durak gücü azalmaya başlayan hasta bir adama benzer, canlılığı ve enerjisi hastalıkla zayıflamıştır. Yıldız ikinci durağa ulaştığında bu, sağlığı iyileşmeye başlamış bir adama benzer ve nihayet ileri gitmeye başladığında hastalıktan iyileşmiş adam gibidir. Özellikle Venüs geri gitmekten çok rencide olur. Gerçeği söylemek gerekirse geri gittiği zaman yanar, bu nedenle iki türlü rahatsızlık vardır, birisi geri gitmesi, diğeri yanması nedeniyle. Merkür de geri giderken yandığı için sıkıntıya girer, ama Venüs kadar yanmasına rağmen, geri gitmekten rencide olmaz…Yıldızlar eğer geri giderken yabancı bir yerde veya ters yerlerinde(zararlı) ya da aşağılandıkları (düşük) yerlerde ve özellikle geri çekilirken ard niyetli bir yıldızdan mustarip olduklarında (bir malefikten gerilimli açı aldıklarında) özellikle incitici olurlar. O zaman gücü düşen ve aynı zamanda bir başka kötü şey tarafından zaptedilen hasta bir adama benzerler, gerçekten de geri giden gezegenlerin doğaları başkalaşır ve bu nedenle operasyonlarını zayıf bir şekilde bitirirler.

II, 185. İleri Giden ve Geri Giden Yıldızlar Ne Demektir

Geri giden bir gezegen sahtelik, yanlışlık ve aldatmaca demektir. İleri giden gezegen doğruluk ve dik duran her şey demektir. Ama eğer yanarsa ışığı sönerek, kendine güveni olmayan olmayan ve kendi zayıflığından başka bir şeyden emin olmayan hasta adam gibi olur.   -   Türkçesi: Barış İlhan

* Abû Ma'sar, Libri mysteriorum, The astrological metaphors. Italian translation by Giuseppe Bezza from Angelicus 29, fo. 62ss. Laurentianus Plut. 28, 33, fo. 123ss.english translation by Daria Dudziak

Ebu Maşer'in ünlü kitabı "Kitāb Tahāwil Sinī al-Mawālīd (Book of the revolutions of the years of nativities)" de açıkladığı ilerletme tekniklerinin doğum haritasıyla birleştirmesini 6 Nisan'da Steven Birchfield'den öğreneceğiz. Seminere kayıt için: http://www.astrolojidergisi.com/seminer.htm 

        

ASLAN’DA TAM AY TUTULMASI

 

“Şunu bil ki safları yaran, her şeyi yenen aslanla savaşmak kolaydır; gerçek kahraman o’dur ki önce kendi nefsini yener…” Hz. Mevlana

 

 

21 Ocak 2019’da Türkiye saatiyle 08:16’da 0 derece Aslan’da bir Tam Ay tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma Ay’ın Dünya’ya en yakın olduğu pozisyonda (perigee-yerberi) gerçekleşmesi bakımından bir “Süper Ay”. Ayrıca tutulma sırasında Ay parlaklığını kaybedip soluk kırmızımsı bir renk alacak ve atmosferin ışığı kırmasından dolayı oluşan bu renk tonu yüzünden bu Ay tutulması aynı zamanda bir “Kanlı Ay” olacak. Tutulma Kuzey ve Güney Amerika’dan, Avrupa’dan ve Batı Afrika’dan tam olarak gözlemlenebilecek. Dolunay’ın bir oktav büyüğü olan Ay tutulmalarının etkisi 6 ay kadar sürebilir. Tutulma, hayatta kişisel anlamda şu anda bizi etkileyen konulara ayna tutabileceği gibi, özellikle 6 Ocak 2019’da Oğlak’ta gerçekleşen Parçalı Güneş tutulmasıyla birlikte tetiklenen, hayatımızda zamanı gelmiş konuların tam olarak  “ne” olduğuna ve nasıl düzenlemeler yapılmamız gerektiğine dair belirleyici bir nitelikte de olabilir. Aslan Burcunda gerçekleşen bu tutulma, genel anlamda kendi isteklerimizi ön plana almak, bize keyif veren şeylerin peşinden gitmek,  kendimizi içtenlikle ifade etmek ve yaratıcı olmak isteyeceğimiz bir döneme işaret edebilir; öte yandan özel ve önemli olma, takdir edilme ve onaylanma isteğimizin dolayısıyla yapılan eleştirilere karşı hassasiyetimizin de arttığı bir dönem olabilir. Kendimizi ya da etrafımızdaki insanları gururlu veya dramatik tavırlarla aşırı duygusal tepkiler verirken bulabiliriz. Alacağımız riskler boyumuzu aşabilir ya da tamamen korkup hiçbir şey yapmak istemeyebiliriz. Sürüye boyun mu eğmeliyiz yoksa bağımsızca isteklerimizin peşinden mi gitmeliyiz? Bu tutulma bu sorunun oldukça önem kazanacağı bir sürece işaret edebilir.

 

Tutulmada 0 derece Kova’daki Güneş, burç dışı olarak Oğlak’taki Merkür ile kavuşum, Aslan’daki Ay ile karşıtlık yapıyor ayrıca Koç’taki Uranüs, fokalinde kendisi olmak üzere tutulmaya kare açı yapıp bir bir T-kare oluşturarak bu tutulmaya damgasını vuruyor. Bağımsızlığımızı ve bireyliğimizi ifade etme ihtiyacımızın oldukça arttığı, başkaldırı, isyan, ani değişiklikler, şok edici olaylar, ani kopuşlar ve istikrarsızlık gibi temaların gündeme gelebileceği bir döneme işaret ediyor. Sinirsel gerginlik, huzursuzluk, aşırı değişkenlik hali ve duygusal dalgalanmalar, sabırsız ve dürtüsel davranışlara ve duygusal patlamalara yol açabilir. Tutulmada ayrıca iki Uğursuz (Malefik) gezegen olan, Koç’taki Mars ve Oğlak’taki Satürn arasında kesinleşen (partil) bir kare açı göze çarpıyor. Bu açı özellikle kuralların, yaptırımların ya da aldığımız sorumlulukların üzerimizde yaptığı baskıyı fazlasıyla hissedeceğimizi gösteriyor. Bu yüklerden ve baskılardan kurtulma dürtüsüyle, öfke patlamaları yaşayabilir ve kendimizi sonradan pişman olacağımız durumlara sokabiliriz. Şok edici haberler ve deneyimler bizi planlarımızda değişiklikler ve düzenlemeler yapmaya zorlayabilir. Merkür’ün de bu tutulmaya eşlik ettiğini hatırlarsak, düşüncelerimizdeki karmaşa ve sinirsel gerginlik, odaklanma problemlerine, sözlü/yazılı her türlü iletişimde soruna, kopukluğa ve yanlış anlamalara yol açabilir. Aynı zamanda alınganlıktan ve acelecilikten dolayı, bir şeyleri doğru ve tarafsız algılamakta zorlanabiliriz.  Bu açıdan karşımızdakini ya da bir olayı daha iyi anlamak adına daha sabırlı davranmak ve dinlemek bizi çözüme götürebilir. Ani ve duygusal kararlar vermekten sakınmak ve bir şeye karar verirken iki kere düşünmek oldukça önemli. Her an her şeyin değişebileceği ve duygusal hassasiyetimizin oldukça arttığı bir ortamda, esnek, açık fikirli ve en önemlisi bunların geçici olduğunu hatırlayıp sakin kalmakta ve sabırlı olmakta fayda var. Böylelikle olaylara daha farklı ve orijinal bir bakış açısıyla yaklaşma ve sorunlarımıza daha yaratıcı çözümler bulma fırsatı yakalayabiliriz. Uranüs bizi “bilinenden” özgürleştirip, daha önce hiç denemediğimiz yolları denemeye ve belki de özgürlüğümüzü gerçek anlamda kazanmak üzere daha esaslı ve akıllıca değişimler yapmaya davet ediyor olabilir.

 

Bu tutulmada, Aslan’daki Ay’ın Sabian sembolü cümlesi, “Duygusal stres altında, birisinin kan beynine sıçrar.” şeklinde. Bu sembol öfkeli ve tutkulu duyguların, kişinin mantıklı tepkiler verip amaçları doğrultusunda ilerleyebilmesini engellediğine işaret eder. Bazen neredeyse elimizden hiç bir şey gelmediğini ve kapana kısıldığımızı hissedebilir, kendimizi ne fiziksel ne de zihinsel olarak kontrol edemediğimiz duygusuna kapılabiliriz. Ani duygusal reaksiyonlar ya da duyguların aşırı baskılanması, olayları aşırı ciddiye almak, mantıksız düşünceler yüzünden karar verememek, aynı anda birden fazla yöne gitmek istemek, kalple değil sürekli kafayla düşünmek, tansiyon, baş ağrıları ve kan damarlarının çatlaması gibi problemler söz konusu olabilir. Bir sorunla karşılaştığımızda bunun geçici olduğunu hatırlayıp direnç göstermeden durumu kabullenmek faydalı olabilir.  Ayrıca çocuksu reaksiyonların bizi utanç verici durumlara sokmasına izin vermeden ya da karar almadan önce, tüm gerekli bilgilerin önümüze gelmesini ve bizi aydınlatmasını beklersek iyi olur. “Sükunet” gelene kadar sabretmemiz gerekebilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

* https://sabiansymbols.com, Lynda Hill

  

 

OĞLAK’TA PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI 

 

 

“Otorite ve güç farklı şeylerdir. Güç uyguladığınızda başkalarını size itaat etmeye zorlarsınız. Otorite ise, yönetmek, komuta vermek, başkaları tarafından dinlenilmek ve saygı görmek üzere kazandığınız bir haktır. Otorite gücü gerektirir fakat otoritesiz bir güç despotluktur…” – Jacques Maritain

 

6 Ocak 2019’da Türkiye saatiyle 04:28’de 15 derece Oğlak’ta Parçalı bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma, Kuzey Pasifik’ten ve kuzeydoğu Asya’dan gözlemlenebilecek.  Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürebilir ve hayatımızda zamanı gelen bazı temalara işaret eder. Yine bu ay içerisinde, 21 Ocak 2019’da Aslan’da gerçekleşecek olan Tam Ay tutulması ise, bu Güneş tutulmasıyla birlikte artık karşımıza çıkacak olan temaları tamamlayıcı nitelikte olabilir ve ne tarz düzenlemeler yapmamız gerektiğine işaret edebilir.

 

Oğlak’taki bu Güneş tutulması, yine tutulmanın yöneticisi olan Oğlak’taki Satürn ve Oğlak’taki Pluto arasında duruyor ve bu iki gezegenle de kavuşum yapıyor ve dolayısıyla tutulmaya ciddi, yoğun ve oldukça ağır bir hava veriyor. Özellikle güç, kontrol ve dönüşüm temalarına dikkat çekiyor. Hem aile (ebeveynler) hem de iş hayatımızdaki otorite figürleri, bu otorite figürleri ile ilgili problemler, üzerimizdeki baskının, yaptırımın ya da sorumluluklarımızın artması, sansür, kısıtlamalar, engeller, zorlayıcılık, manipülasyonlar, güç savaşları, hayatımızda bize zarar veren veya işlevini tamamlamış unsurların ve yapıların atılması ya da arıtılıp yeniden hayata katılması gibi konular gündemimize gelebilir. Büyük Öğretmen, Zaman Tanrısı (Kronos) ve Yaşlı Bilge Adam olarak da bilinen Satürn, üzerimize düşeni yapmayarak göz ardı ettiğimiz, artık “zamanı” gelen, gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi gereken ve yapılması zorunlu olan şeyleri önümüze serebilir. Devamlı olarak kontrol etmeye ve güç uygulamaya çalıştığımız alanların ya da yapıların sarsılması, buralarda artık dönüşüme, değişime ya da problemleri gerçekçi bir açıdan ele alıp çözmeye bizi davet ediyor olabilir. Bu alanlarda yeniden bir yapılandırmaya gidebiliriz. Otorite problemleri özellikle kendi önceliklerimizi belirleyip kendi seçimlerimizi yapamadığımız, kendi yaşam sorumluluğumuzu alamadığımız ya da üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getiremediğimiz noktalarda, bizi baskılayan, zorlayan insanlar ya da olaylar şeklinde karşımıza çıkabilir. Başkaları üzerinde kontrol sahibi olmaktan ziyade kendimizi disipline etmek, öz-denetimimizi arttırmak,  yaşamımızı organize etmek, gereksiz yüklerden kurtularak ya da sorumlulukları delege ederek yaşamımızı “sadeleştirme” yoluna gitmek hem yaşamımız üzerindeki denetimimizi ve verimliliğimizi arttıracak hem de gerçekten bizim için önemli ve önceliğimiz olan konulara ve hedeflere odaklanmamızı sağlayacaktır. Öte yandan, aşırı yük ve sorumluluk almakla birlikte depresifliğimiz ve karamsarlığımız artabilir. Kimsesizlik, korku, suçluluk ve yetersizlik duyguları da söz konusu olabilir.

 

Oğlak’taki bu tutulmaya Balık’taki Neptün ise altmışlık bir açı yapıyor ve ideallerimizi ve hayallerimizi gerçekleştirmek üzere bize bir fırsat sunuyor. Yaratıcılığımızı, vizyonumuzu ve ilhamımızı hayata geçirebilir ve ne yapmamız gerektiğiyle ilgili içsel rehberimize, iç sesimize kulak verebiliriz. Diğer yandan, kişisel sınırlarımızı ve yapabileceklerimizi gerçekçi bir şekilde belirlediğimizden, sınırlarımızı bilerek ve koruyarak hareket ettiğimizden, aşırı özveriyle kendi isteklerimizi ve işlerimizi bir tarafa atıp başkalarının yüklerini ve sorumluluklarını almadığımızdan, ne istediğimiz ve nasıl hissettiğimiz konusunda kendimize karşı “net” ve “gerçekçi” olduğumuzdan emin olursak iyi olur. Gerekirse hedeflerimize ulaşmak adına daha yalnız ve özerk kalmak durumunda kalabiliriz.

 

Bu tutulma Lyra (Çalgı) takımyıldızındaki sabit yıldız Vega ile kavuşum halinde. Ptolemy’e göre Venüs ve Merkür doğasındaki bu sabit yıldız, cömertlik, idealizm, umutlar, gösteriş, istikrarsızlık, şehvet düşkünlüğü, arıtma, ağırbaşlılık ve ciddiyet ile ilişkili. Güneş ve Ay ile olan kavuşumlarda ise, eleştiri, öngörülemezlik, gözden düşmek, yalancı arkadaşlar, sahtekarlık, kötü sağlık, özellikler yazılarda ve yazı işlerinde kayıplar, kısa süreli ün ve maaşta ya da emekli maaşında artış ile ilişkilendiriliyor.

 

Tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi, “Okul bahçesi spor kıyafetleri giymiş erkek ve kızlarla dolu.” şeklinde.  Bu derece özellikle bedensel anlamda enerjik ve canlı olmakla alakalıdır. Spor kıyafetleri ya da eşofmanlar aktif olmayı temsil eder. Kendi bedenimize zaman ayırmanın, fiziksel sağlığımıza dikkat etmenin, yaşam gücümüzü ve zindeliğimizi geri kazanmanın zamanı gelmiş olabilir. Yaşamımıza düzen, disiplin ve sağlık getirecek aktivitelerde bulunmak ya da bu tarz grupların içerisinde yer almak, yaşamın diğer alanlarında da daha verimli ve organize olmamıza yardımcı olabilir. Bu sembol yaşamımızda rekabetin, canlılığın, yarışın, mücadelenin ve oyunun artmasına da işaret eder. Buradaki risk ise her zaman kendini bir şeyler yapmak zorunda hissetmek, aşırı yoğunluk ve yorgunluk şeklinde kendini gösterebilir. Öncü bir toprak burcu olan Oğlak’ta gerçekleşen bu tutulma, her anlamda yeni hedefler koymak, planlar yapmak ve bu planları uygulamaya koymak için elverişli bir zamana işaret ediyor.  Koyduğumuz hedeflere ulaşırken gittiğimiz yolda engeller çıktığında ve koşullar zorlaştığında, azmetmek, sabretmek ve kararlı olmak gerekebilir. İçinden çıkamadığımız durumlarda ise bilgeliğine, yetkinliğine veya profesyonelliğine güvendiğimiz insanlardan akıl ve yardım almak faydalı olabilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

* https://sabiansymbols.com, Lynda Hill

* http://www.constellationsofwords.com/

    

JÜPİTER YAY BURCUNDA

 

Jüpiter 8 kasım 2018 itibariyle Yay burcuna geçiyor ve 3 Aralık 2019’a kadar da Yay burcunda kalacak. Büyüklüğü ile güneş sistemimizdeki en büyük gezegen olan Jüpiter adeta ikinci bir Güneş gibidir.  Jüpiter astrolojide “büyük uğurlu” yani “büyük iyicil” gezegen olarak kabul edilir.

 

Mitolojide tanrıların babası olarak bahsedilen Jüpiter’in antik zamanlarda adalet dağıtıcı, hayırsever ve Roma’nın ilahi koruyucusu olduğuna inanılırdı. Antik Roma’da Jüpiter, antik Yunan’da ise Zeus olarak tanımlanmıştır.

 

Yunanlar için Zeus cennetin kralıydı. Jüpiter gibi “ışık getiren” olarak adlandırılırdı.  Zeus’un parlayan ışığı insanların yüksek ideallerine ulaşabilmesi  için de  “aydınlanma”yı getirmişti.
Antik Roma döneminde Jüpiter evlilik ayinlerine, törenlerine de hükmetmiştir.  Bu bakımdan aile, ev hayatı ve çocukların refahını kutsal alanlara taşımıştır. Karısı, Juno (antik Roma’da Hera olarak geçer), doğum ve tüm geleneksel kadın rollerine öncülük etmiştir. Bu astrolojiye de yansımıştır ve Jüpiter’in koruyucu, anne arketipli, ev yönelimli Yengeç burcunda yücelmesinin de göstergelerinden biri olmuştur.


Jüpiter veya Yunan mitolojisinde geçen adıyla Zeus en güçlü tanrı olarak aynı zamanda  gök gürültüsü, şimşek ve yağmur tanrısıdır. Geleceği öngören ve her girişimin başında çağrılan tanrı olarak hukukun, adaletin ve erdemin koruyucusudur. Her şeyi yöneten yüce yönetici, hukuk kurucusudur.   

 

Astrolojide de Jüpiter yüksek öğrenim, inançlar, hukuk, ahlak ve felsefe ile ilişkili olmasının yanı sıra toplumun hizmetinde daha fazla bilgi arayışı ve Tanrı’nın sosyal düzeninin düzenleyicisi olarak da mitik rollerini yansıtır. Jüpiter’in inanca ve dine olan bağlantısı ise gezegenin yönetiminde olan Yay burcunu yansıtır. “Daha ​​az fayda sağlayan” Venüs'ten farklı bir şekilde “daha ​​büyük fayda sağlayan” bir gezegen olarak ilahi koruma ile de ilişkilendirilmiştir.

 

Jüpiter kendi yönettiği Yay burcuna geçmesiyle kendi doğasını saf bir şekilde gösterebileceği ve güçlü olduğu bir döneme giriyor. Doğası gereği genişleme, büyüme fonksiyonu olan Jüpiter’in kendi saf doğası ile birlikte Yay burcunun doğasını da büyüterek, genişleterek ortaya çıkartacağı anlamına gelir.


Yay burcu’nun sembolüne bakarsak yarısı at yarısı insan olan bir sentor  görürüz. Hayvan bedeninin üzerinden insan olan yarısıyla, elinde tuttuğu ok ile gökyüzünü hedefleyen bir sentor.  Uzakları hedeflemiş bir ok, insanın uzaktaki bir şeylere ulaşmak için aldığı hedefi ve çabasını gösterir.  İçgüdüsellikten veya hayvan seviyesinden insan bilinciyle uzaklaşmak da sembolize ettikleri arasındadır. Tıpkı Yay’ın kendisi gibi sembolü de gelecekle, uzaklarla ve yüksek amaçlarla ilgili olduğunu gösterir.

 
Gezgin, öğrenci ve filozof Yay’ın arketiplerindendir. Steven Forrest, ortaçağ astrologlarının bu üç arketipi iyi-daha iyi-en iyi hiyerarşisinde sıralamakta olduklarını söyler. Gezgin arketipiyle yeni ve değişik, farklı yerleri, kültürleri keşfeden ve deneyimleyen, öğrenci arketipiyle yeni bilgiler ve farklı bakış açılarını öğrenen,  filozof arketipiyle ise, deneyimlerinden ve öğrendiklerinden kendi hayat felsefesini oluşturabilmeyi ve evrene bütüncül olarak bakabilmeyi simgeler.

 
Jüpiter Yay burcundayken kendi hayat felsefemizi oluşturabilmek, hayata karşı daha bütüncül bakabilmemiz için, başkalarının hayatlarına, bakış açılarına, inançlarına, kültürlerine hoşgörü gösterebilmeyi öğrenmemiz ve anlamamızı sağlamak için hepimize çeşitli deneyimler getirebilir. Böylelikle, yalnızca kendi bakış açımızdan bakmak, kendi doğrumuzdan yola çıkmak yerine, farklı bakış açılarını öğrenerek perspektifimizi genişletmemizi ve başka doğruların da olabileceğini kabul ederek algımızı açmamızı ve kendimizi geliştirebilmemizi sağlar.


Jüpiter güçlü bir durumda  olduğunda hakikat, dürüstlük, iyimserlik, ahlaklı olma, adaletli yargılama, hoşgörülü ve cömert olma ve daha büyük hedeflere ulaşabilmek için bir arayış anlamına gelir.

 
Zayıf olduğunda veya aşırıya kaçtığında ise önyargı, abartı, kibir, tahammülsüzlük, övünmek, aşırı iyimserlik, burnunun ucundaki gerçeği görememek, kendini herkesten üstün görmek,  savurganlık,  gereksiz risklere atılmak, yalnızca kendi bildiğini doğru sanmak, hoşgörüsüzlük, başkalarına kendi doğrusunu dayatmak şeklinde görülebilir.

 

Bu transit süresince Jüpiter, öğrenerek kendimizi geliştirebilmemiz için, hayatımıza yeni kavrayışlar, anlamar katacak eğitimleri, manevi olarak gelişebilmemiz için kendimizi, hayatımızı sorgulatacak ve bir anlam aramamızı sağlayacak “inanç” içeren deneyimleri, uzaklar, farklı kültürler, farklı inançlar, farklı insanlar... kendimiz dışındaki farklılıkları da anlayabilmemiz, algımızı genişletebilmemiz için bize “yabancı” olan her tür kavramı hayatımıza getirebilir.


Jüpiter’in Yay burcundaki  transiti farklı düşünce biçimlerine ve yeni deneyimlere açık olabileceğimiz, yeni bilgiler öğrenebileceğimiz, hayata,  farklı kültürlere ve inançlara karşı hoşgörü geliştirebileceğimiz bir dönemdir. 

Astroloji Dergisi/Gözde Kaygusuz

Kaynaklar: Barış İlhan-Astroloji Dersleri,

Shirley Soffer-The Astrology Sourcebook,

Stephen Arroyo-Exploring Jupiter,

Steven Forrest-İçinizdeki Gökyüzü

JÜPİTER YAY BURCUNDA

 

"Gözlerini gökyüzünden ayırdığın an, fazla dayanamazsın." - Khaled Hosseini

 

Babilliler’in Marduk’u, Yunanlılar’ın Zeus’u olarak bilinen Tanrıların Kralı, güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter, yönettiği burç olan Yay’a 8 Kasım’da giriyor. Yani bir bakıma Tanrıların Kralı kendi ülkesine geri dönüyor. Bu tarih boyunca onunla özleştirilen özelliklerin (öğrenmek, bilgelik,adalet, güç, kudret, düzen kurmak gibi) Yay burcu özellikleri ile güçlenerek ortaya çıkacağını gösteriyor.

 

Yay burcunun astrolojide ki glifi gökyüzüne bakan bir oktur. Bu simge, Dünya en uzun geceye doğru ilerlerken, bize umudu, farklı ufukları ve orada insanın anlam arayışını hatırlatır. Bu anlam arayışında gökyüzünde var olan müthiş düzenin kurucusunun (Tanrı/ Kozmos kavramının) yeri büyüktür. Şaşmaz bir şekilde işleyen bu düzenin karşısında Yay burcu, kendi kendine ait düzeni/hayat felsefesini deneyimler yoluyla aramaya başlar. Bu deneyimleri, birçok farklı insan, kültür ve doğa ile karşılaşabileceği yolculuklar yoluyla elde etmeye çalışır.

 

Jüpiter Yay burcunda iken (hangi evinizden geçtiğine bağlı olarak) kendinizi doğaya atmak, tekrar yüksek öğrenime başlamak, yabancı ülkelere gitmek, adalet duygusu ile bir davayı sonuna kadar savunmak, yatırım yapmak, yeni bir şey öğrenmek veya işinizi büyütmek isteyebilirsiniz. Ya da içsel bir yolculuğu çıkarak hayata olan inancınızı, iyimserliğinizi veya özgüveninizi geliştirebilirsiniz. Her iki durumda da Jüpiter Yay’da iken biz, kendi hayatını ve kozmosu, öğrendikleri, öngörüleri, kendi gücü, deneyimleri, adaleti ve kurduğu düzen ile anlamlandırmaya çalışan tarafımızla ile mutlaka bir sebeple karşılaşırız.

 

Jüpiter her burçta ortalama bir yıl kalır. Sıcak ve nemli tabiatı ile yaşamı desteklediği için en çok yarar getiren gezegen (benefic) olarak kabul edilir. Jüpiter değdiği yeri büyüten bir enerjiye sahiptir. Bunun içindir ki zenginlik ve bereketi simgeler. Tabii büyümek sadece maddi anlamda olmaz. Hoşgörü, anlayış, inanç, anlamlandırma kabiliyeti, etik değerler ve anlam duygusu Jüpiter’in temsil ettiği din adamları, yargıçlar ya da kişisel anlamda erdemli ve bilge bir insan modeli için gereklidir.

 

"Kibir en sevdiğim günahtır." - Şeytanın Avukatı

 

Haritasında Jüpiter’i güçlü olan insanlar (yükselen Yay/Balık, 1.evde Jüpiter, vb.) kendi dünyalarının yöneticisi olmaya yatkınlık gösterirler. Ancak bu yatkınlık, Yay’ın erdemli ve bilen hayat felsefesi ve Jüpiter’in büyüme fonksiyonu ile birleştiğinde kendilerini diğer insanlardan üstün gören (adeta tanrı gibi) ve sınıf bilinci olan insanlar yaratabilir. Böyle bir durumda kişi kendini geliştirme ihtiyacı duymayacağından deneyimler ile de bağını koparır. Sonunda ortaya doğruyu bildiğini zanneden, yargılayıcı, fikirlerini fanatikçe savunan, kibirli, tembel ve yaşamdan kopuk bir insan çıkar. 

 

Jüpiter’in Yay burcunda ki yolculuğu 1 yıldan fazla sürerek 2 Aralık 2019 tarihinde sona erecek. Peki, neler olacak bu zaman zarfında?

 

Jüpiter’in Yay’a girişinden 8 gün sonra Merkür Yay burcunda geri gitmeye başlayacak, Mars ise Balık burcuna girecek. Dolayısıyla Jüpiter’in Yay burucuna girişi rasyonel ve mantıklı düşünmenin güçlü olmadığı, buna rağmen tartışmacı ve küstah bir tavrın olduğu karışık bir ortamda olacak. 

 

Jüpiter Yay burcunda iken oyun alanı oldukça büyüktür. Kendi evinde rahat olan Jüpiter burada yaşama iyimser bir bakış açısı ile yaklaşır. Bu iyimserlik, kişiye korunduğu duygusunu da beraberinde getirir. Ancak bu yıl Jüpiter’e Balık burcunda ki Neptün kare açı ile eşlik ediyor olacak. Yani içinizde ki bu iyimserlik duygusu ile yararınıza olmayacak büyüme kararları alabilir, çok riskli yatırımlara para yatırabilir, nasıl olsa bana daha fazlası gelir diye düşünerek elinizdekini harcayabilir, kafanızda ki hayallerin peşinden giderken sorumsuzca davranabilir ve böylece kendiniz aldanan/aldatan konumda bulacağınız durumları yaratabilirsiniz. 

 

Özellikle Jüpiter’in Neptün ile yakın temasta olduğu dönemlerde (Ocak, Haziran, Eylül) hayallinizde yarattıklarınızın gerçeklikle sağlamasını yapmanız gerekir. Jüpiter’in yüksek idealleri Neptün’ün sınırsızlık teması ile birleştiğinde kendinizi “gerçeklik yeterli değil” derken bulabilir ve hayallerinize saklanmak isteyebilirsiniz. Ancak unutmamak gerekir ki gerçek her zaman su yüzüne çıkar.

 

Jüpiter’in Neptün ile olan bağlantılarında yemek, içmek, cinsellik ve uyuşturucularla ilgili aşırılıklar ortaya çıkabilir. Bunlar aslında gerçeklikten farklı kaçış yollarıdır. Jüpiter Neptün etkileşiminin yaratması olası sonuçlarından biri de seller ve fırtınalardır. 

 

Kişisel olarak yukarıda belirtilen negatif etkilerin daha çok Başak, Yay, Balık ve İkizler üzerinde daha çok etkili olacağını belirtmemiz gerekiyor. Ancak diğer etkilerde göz önüne alındığında İkizler burcunun diğerlerinden daha dikkatli olması gerekmektedir. Uranüs etkisine rağmen Boğa, Akrep ve Kova burçlarını daha iyi bir sene bekliyor olacak.

Son olarak, bu sene doğum haritasında ki Jüpiter’i Yay burcunda olanlar Jüpiter döngüsü yaşayacaklar. (Aşağı yukarı 12, 24, 36, 48, 60 ve 72 yaşlarında olanlar için geçerlidir.*) Bu kişiler için bu dönem hayatlarında yeni gelişim ve ilerleme alanlarını keşfedecekleri bir zaman dilimidir. Bu dönemde hayattan daha fazlasını istemeye ve/veya vermeye gönüllü olurlar. Ayrıca bu dönemde Jüpiter’i Yay burcunda olan kişilerin hayatlarına güzellikler getirecek insanlar girebilir. Daha önce yapmadıkları şeyleri yapmaları için fırsatlar çıkabilir. Daha özgür olabileceklere ortamlara girebilir. Yeni eğitim, seyahat veya iş fırsatları yakalayabilirler. 

Astroloji Dergisi/Aylin Tezcan Beyazoğlu

*Jüpiter’in bir döngüsü bundan önce Yay burcunda olduğu dönemler: 
- 25 Kasım 2006 – 18 Aralık 2007
- Aralık 1994 – Ocak 1996 
- Aralık 1982 – Ocak 1984 

Kaynaklar:
*Astroloji Dersleri, Barış İlhan
*Astroloji Dergisi
*Planets in Transit, Robert Hand
*Exploring Jupiter, Stephen Arroyo
*Mythic Astrology, L.Greene
*Mythic Astrology: Archetypal Powers in Horoscope, Ariel Guttman- Kenneth Johnson

        

BİR ASTROLOG NE YAPAR?

 

ASLAN’DA PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI 

 

 

“Kalbindeki Güneş tüm ateşiyle içini tutuşturmadıkça, hiçbir şey yapma...” 

Charles Bukowski

 

11 Ağustos 2018’de Türkiye saatiyle 12:57’de 18 derece Aslan’da Parçalı bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma Kuzey ve Doğu Avrupa’dan, Kuzey Amerika’nın kuzey bölgelerinden, Asya’nın bazı kuzey ve batı bölgelerinden görülebilecek. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürebilir ve hayatımızda zamanı gelen bazı temalara işaret eder. Bu yılın son tutulması olan bu Güneş tutulması, özellikle 27 Temmuz 2018’de gerçekleşen Kova’daki Tam Ay tutulmasında karşımıza çıkan konulara bağlı olarak edindiğimiz perspektifi ve deneyimi önümüzdeki dönem içerisinde nasıl kullanmamız ve hayatımızı nasıl yönlendirmemiz gerektiği konusunda bizi düşünmeye zorlayabilir. Aslan’daki bu tutulma, kendinden emin bir şekilde ve gururla savunduğumuz ya da ısrarla doğruluğuna inandığımız şeyler her neyse bunları sınayabilir ve bazı noktalarda doğru bildiklerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğine işaret edebilir. İnat, gurur, kendinden ve düşüncelerinden aşırı emin bir tavır, içimizi kemiren soruların daha da çoğalmasına neden olmakla kalmaz, kendi öğrenme ve deneyimleme sürecimizi de baltalayabilir.

 

Aslan’da geri hareketteki Merkür’ün tutulmayla yaptığı kavuşum, önümüzdeki bu süreçte akıl, düşünme, öğrenme, merak, sorgulama, bazı şeyleri yeniden değerlendirme, analiz etme, iletişim, fikir alışverişleri, tartışma ve münakaşa gibi temaların oldukça önemli olacağını gösteriyor. Merkür’ün hala geri harekette olduğunu düşünürsek, ulaşımda ve yazılı-sözlü iletişimde sorunlar, gecikmeler,  anlaşmazlıklar, yanlış anlamalar söz konusu olabileceği gibi, uyanıklık, hile ve yalancılık da söz konusu olabilir. Gerçek mi sahte mi diye ayırt etmek için, sorgulamadan ve doğru bilgilenmeden karar vermemek ve iletişim kurarken gerçekten anlamaya yönelik olarak karşımızdakini dinlemek oldukça önemli. 

 

Akrep’teki Jüpiter’in Aslan’daki tutulma ve geri hareketteki Merkür kavuşumuna yaptığı kare, eylemlerimizde ve düşüncelerimizde aşırıya kaçma ve abartma eğilimimiz olabileceğine işaret ediyor. Aşırı bir iyimserlikle, burnumuzun önündeki gerçekleri, küçük ve önemli ayrıntıları ıskalayarak ve kendi bildiğimizin doğruğundan emin bir şekilde abartılı laflar etmek ve boyunda büyük sözler vermek söz konusu olabilir. Belki kendimizi  konuşmanın hiç bir yere gitmediği laf kalabalıkları ve tartışmalar içinde bulmak söz konusu olabilir. Gerçeklere ve ayrıntılara konsantre olamamaktan dolayı yanlış yargılara varabilir ve yanlış kararlar verebiliriz. Gerçekten karşımızdakini dikkatlice dinledikten ve gerçekten anladığımızdan emin olduktan sonra yaklaşımızı belirlemek ve düşüncelerimizi söylemek akıllıca olabilir. Bu açı aynı zamanda dini, ahlaki, yasal anlaşmazlıklara ve fikir uyuşmazlıklarına işaret edebilir; bu açıdan ılımlı, objektif ve karşımızdakine saygı duyan bir yaklaşım yanlış yargılara varmaktan ve sonradan pişman olunabilecek tartışmalardan bizi koruyabilir.

 

Bu tutulmada bir diğer önemli kavuşum ise asteroid Pallas (Yunanlılar tarafından akıl ve bilgelik tanrıçası olarak bilinen Athena) ile kavuşum yapıyor. Asteroid Pallas, yukarıda bahsedilen temalarla uyumlu olarak zihinsel aktivitelere, akla, zekaya ve sağduyuya vurgu yapıyor. Pallas, aynı zamanda hukuku, adaleti, barış ve özgürlük için mücadeleyi, kadınların kariyerlerini, buluşları, hünerleri ve mitolojik hikayesine göre, babası Zeus’un kafasından doğması bakımından baba-kız ilişkilerini temsil ediyor. Pallas (Athena) bir savaşçıdır yalnız Pallas’ın zekası daha çok yaratıcı, stratejik, politik ve savunmacı bir zeka prensibine işaret eder. Bir yargıya varmadan, eyleme geçmeden ya da doğrudan savaşmadan önce strateji ve diplomasi becerilerini kullanarak ilk önce vahşetten kaçar; bunların hiç biri sonuç vermezse savaşa girer. Gösteriyor ki bu tutulma bizi öncelikle eylemlerimizi ya da savaşmalarımızı doğru seçmeye ve olumsuz sonuçlardan kaçınmak adına mantıklı ve objektif değerlendirmeler yapmaya, stratejik ve dikkatli davranmaya davet ediyor. Hayatımızı düzenlemek çin daha yaratıcı çözümler bulabilir ve hünerlerimizi geliştirmek adına yeni bir öğrenme sürecine de girebiliriz.

 

Bu tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi: “Yüzen bir evde kalabalık bir grup eğleniyor; eğlencenin ışıkları ise suya yansıyor.” şeklinde. Bu sembol bizimle aynı düşünceleri paylaşan insanlarla biraraya gelip yemek, içmek ve iyi vakit geçirmek ile alakalı. Buradakiler ne kadar eğleniyor görünürlerse görünsünler, bu durum kısa süreli, istikrarsız ve gerçek dışı bir şeye işaret edebilir. İsteklerimizin ve zevklerimizin peşinden giderken akıntıyla sürüklenebilir ve hayatımızdaki asıl önemli konuları kaçırabiliriz. Her şeyi oluruna bırakmak en sonunda demirleyecek bir yer ya da duracak bir liman bulamamamıza yol açabilir. Bu sembol aynı zamanda sosyalleşmek ya da beraber olmak istediğimiz insanları iyi seçmemiz gerektiğine de işaret ediyor çünkü bize önceden eğlenceli ya da parıltılı gelen insanların, daha sonra gerçekte hiç de bize hitap etmeyen insanlar olduğunu fark edebiliriz. Hiç istemediğimiz insanlarla veya durumlarla kapana kısılmış hissetmek söz konusu olabilir. Sembol bize zevk veren şeylerin tadını çıkarırken, hayatın gerçeklerinden kopmadan ve sağlam bir zemine basarak ilerlememiz gerektiği konusunda bizi uyarıyor. Yukarıda bahsedilen Akrep’teki Jüpiter’in büyüten enerjisini de hesaba katarsak, bu tutulma kendi zararımıza da olsa inatla devam ettirdiğimiz davranışlarımız, saplantılı düşüncelerimiz ve belki bağımlılıklarımız konusunda abartıya kaçabileceğimiz ve bu anlamda dikkatli olmamız gerektiği konusunda bizi uyarıyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

* Asteroid Goddesses, Demetra George&Douglas Bloch

* Goddesses of Astrology, Eric Francis

* The Sabian Oracle, Lynda Hill

Hikâyenin Sonu: 11 Ağustos 2018 Güneş Tutulması

 

 

11 Ağustos 2018’de 18° Aslan’da parçalı bir güneş tutulması meydana gelecek. Bu tutulma 18° Aslan’da 114 yıldır meydana gelen 7. ve sonuncu tutulma olacak. Bundan sonra bu derecede başka bir güneş tutulması bu yüzyılda meydana gelmeyecek. 

1904 tarihinde meydana gelen tutulma Türkiye kurulmadan önce olduğundan yazıda yer almamaktadır. 12 Ağustos 1923 tutulması ise Türkiye kurulmadan hemen önce meydana gelen 2 güneş tutulmasından biridir.  

1923’den sonra meydana gelen güneş tutulmalarının tarihleri ve hemen sonrasında Türkiye’de meydana gelen olaylar aşağıda verilmiştir: 

12 Ağustos 1942 Güneş Tutulması – 11 Kasım 1942 “Varlık Vergisi Kanunu” 

11 Ağustos 1961 Güneş Tutulması – 16/17 Eylül 1961 Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilmesi

10 Ağustos 1980 Güneş Tutulması  – 12 Eylül 1980 İhtilali

11 Ağustos 1999 Güneş Tutulması – 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi

 

Neden 18° Aslan’da ki Güneş Tutulmaları bu kadar önemli olayların göstergeleri olmuş?

Bu derece Türkiye’nin doğum haritasında, Barış İlhan’ın çalışmalarına göre, her büyük olayda yer alan, natal Venüs’e tam açı ile kare yapıyor ve natal Neptün ile 2° orb ile kavuşuyor. Venüs Akrep burcunda zarardadır, yani bir bakıma sürgündedir. Dolayısıyla Venüs’ün ile simgelenen barış, değerler, uyum gibi konularda en iyi halini gösteremeyecektir. Venüs’ün yöneticisi Mars’ta Terazi burcunda zarardadır.

 

Venüs ile Mars arasında karşılıklı ağırlama var. Yani bu iki gezegen diğer gezegenin yönettiği burçlarda yer alıyorlar. (Terazi burcunun yönetici gezegeni Venüs iken Akrep burcunun klasik yönetici gezegeni Mars’tır.) Bir bakıma birbirlerinin evlerinde yaşayan misafir gibiler, evet orada yabancılar ama eğer ev sahiplerinin kurallarına uyarlarsa orada rahat etme şansları var.

 

Bu durumda uyum ve barış için Türkiye’nin yapması gereken sadece tek tarafın isteklerini yerine getirmek için güç savaşlarına girip manipüle etmekten kaçınmaktır. Söz konusu ne ise bütün tarafların eşit derecede söz sahibi olabileceği çözümler yaratmalıdır.

 

19 Ağustos depremi hariç diğer olayların her birinin tarafların birbirini anlamak istememesinden veya gücü elinde bu şekilde elinde tutabileceğini düşünmesinden dolayı herkesin zarar gördüğü olaylara neden olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de barış, eşitlikçi bir zemin istiyor. Sevgili hocam Barış İlhan’ın söylediği gibi “Barış hiç kimsenin tam olarak memnun olmadığı durumdur.” Çünkü anlaşmak için isteklerinden fedakarlık etmek gerekir. En güçlü olmaya değil, eşit olmaya çalışmak gerekir. Sadece kendi açından değil, diğerinin açısından da görmeni ister. Diğerinin fikirlerini kabul etmesen de anlamanı ve dinlemeni gerektirir.       

 

11 Ağustos 2018’de olacak güneş tutulmasının ait olduğu Saros ailesinin adı SS2 New North olarak Brady Bernardette tarafından adlandırılmıştır. Bu aileye ait ilk tutulmasının derecesi 26° İkizler (Türkiye’nin para evini yöneten Ay’ı 29° İkizler) olup bu Saros ailesinin karakteristiği de oldukça ilgi çekicidir:

 

“Bu tutulma ailesi bir doğum haritasını etkiliyorsa, kişi planlarında veya yaşam biçiminde ani bir çöküş deneyimleyecektir. Karmaşa hüküm sürer, ancak uzun vadede etkileri yeniden yapılanma ve dönüşüm olacaktır. Tozlar çöktüğünde, yeniden yapılandırma başlar ve bu yeniden şekillenmenin sonuçları geniş kapsamlı etkilere sahip olacaktır. Bu tutulma ailesi, mevcut yapının ani çöküşü ile kişinin yönünü değiştirir.” (Brady Bernadette)

 

Bu hikayenin sonununa yaklaştığımız bu dönemde, idam tekrar gündeme getiriliyorsa, Venüs’ün yıllardır bize anlatmaya çalıştığı dengeyi kuramadığımızı sanırım hepimiz görebiliyoruz.

Barış içinde kalın,

Aylin Tezcan Beyazoğlu

Kaynaklar

https://cafeastrology.com/lunationstables.html

https://www.barisilhan.com/yine-guvercin--yine-venus

Predictive Astrology, the Eagle and the Lark, Bernadette Brady

Pınar Uyar'ın çevirisiyle Gezegensel Modeller - Orta Noktalar...

 

"Gezegensel modelleri anlamak için, ilk önce orta noktaların ne olduğunu anlamalıyız ve bu oldukça kolaydır. İki gezegeniniz arasında bunlara eşit mesafede duran bir diğer gezegeniniz olduğunda, dolu (meskun) bir orta noktanız vardır. Aşağıda Şekil 1'de, Güneş, Mars ve Jüpiter'in orta noktasındadır...

 

Bu orta nokta “modelini” yorumlamak basit ve kolay başlar. Örnekte, Güneş Mars’la Jüpiter'in enerjilerinin birleşimini temsil eden bir noktayı doldurur. Mars'ın bir anlamının “enerji” ve Jüpiter'in bir anlamının “başarı” olduğunu düşünürsek, Mars ve Jüpiter birleşiminin yorumlarından biri “başarılı enerji” olabilir. Güneş’in onların tam orta noktasında bulunması, bu “başarılı enerjiyi” Güneş’in temel yorumlarından birine odaklar. Örneğin, Güneş’i “irade” olarak yorumladığımızda, bu resim, hayatta başarılı olmak için motivasyon, enerji ve iradeye sahip birine işaret edebilir. Güneş aynı zamanda “fiziksel bedeni” de ifade edebilir ve bir atlet söz konusu olduğunda, bu model, yarışmalar kazanmak için tasarlanmış başarılı, enerjik bir vücuda sahip bir kişiyi tarif edebilir. Orta nokta ekseninin daha sonra tetiklenmesi de kazanma olayının kendisini gösterebilir. "

Devamı linkte. PDF olarak indirebilirsiniz. http://www.astrolojidersleri.com/yazilar

 

Efe Erten UAC konferansında satın aldığı "Decanates and Dwads" kitabından sizin için Dekanlarla ilgili güzel bir derleme yapmış:

"Bir burç, üç eşit parçaya bölündüğünde elde kalan üçte birlik kısma dekan denir. Böylece her burç, ilk 10 derecesi, ikinci 10 derecesi ve son 10 derecesi olmak üzere üç dekana ayrılır. Bir örnekle bunu anlamaya çalışalım. Bir dekan sistemine göre Koç burcunun ilk 10 derecesi Koç, ikinci 10 derecesi Aslan ve son 10 derecesi Yay karakterindedir. Bu sebeple ilk 10 derece Mars, ikinci 10 dere Güneş ve son 10 derece Jüpiter sıfatıyla renklenir. ..

Günümüzde kullanılan üç farklı dekan sistemi vardır. Bunlar:
1) Kalde Düzeni
2) Manilius Sistemi
3) Oryantal Sistem

Kalde düzeni, temel asaletlerden vech ya da face olarak bildiğimiz sıradır. Koç burcunun ilk dekanı Mars ile başlar. Devamında eski evren modelinde kabul edilen gezegen sırası izlenir. Yani Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür ve Ay. Bu sırayla 36 dekan doldurulur.

Manilius Sistemi, burç sırasını izler. Koç burcunun ilk dekanı Koç ile başlar. Devamında zodyaktaki burç sırası izlenir. Yani, Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık. Bu sırayla 36 dekan doldurulur.

Oryantal Sistemde, her burç element üçlüsündeki burçlara bölünür. Her burcun ilk dekanı kendisinindir, devamındaki dekanlar aynı elementteki diğer burçlara zodyak sırasıyla verilir. Yani Koç burcu ateş elementinden olduğu için, dekanları sırasıyla ateş burçları Koç, Aslan ve Yay'a dağıtılır. Bu şekilde her burç, kendi elementindeki diğer iki burçla, ve sırayla doldurulur."

Devamı linkte. PDF olarak indirebilirsiniz. http://www.astrolojidersleri.com/yazilar

   

 

Dün gece Türkiye’den harika izlenen bir Ay Tutulması yaşadık. Bu yüzyılın en uzun Ay Tutulmasıydı. Kanlı Ay olarak isimlendiriliyor. Hemen kanla ilişkilendirildiği için olumsuz algılanabilir, ancak bu isim tutulan Ay’ın renginden geliyor, gerçek kanla ilgisi yok. Buna rağmen bu seferki tutulma gerçekten kanlı olabilir, çünkü Ay’ın yanında kanın, yangının, kazanın, kavganın, savaşın, yağmanın  gezegeni kırmızı Mars bulunuyor. Bu ikisi uğursuz kabul edilen Güney Ay Düğümünün yanında bulunuyorlar. Üstelik Mars geri gidiyor ve deklinasyonda haddini aşmış, yasak bölgeye (out-of-bounds) girmiş durumda. Yani simgelediği konularda aşırılıklar olabilir.

 

Ay ve Güneş Kova ve Aslan burçlarının 5 derecesinde bulunuyorlar ve Boğa burcundaki transit Uranüs’ün fokal olduğu bir T-kare oluşturuyorlar. Böylece olaya ani beklenmedik şaşırtıcı gelişmeler ve patlamalar ekleniyor. Üç tane sabit burç işin içinde olunca gözler ister istemez dördüncü sabit burç olan Akrep’i arıyor. Şimdi Akrep’te Jüpiter var. 13 derecede biraz uzak duruyor, ama Akrep’in 5 derecesinde daha da önemli bir gezegen bulunuyor. Evet, Türkiye’nin Güneş’i bu derecede durarak, T-kareyi bir Büyük Kareye dönüştürüyor. Ve Türkiye’nin Güneş’i bu Tutulma ile oldukça tetikleniyor.

 

Bir ülkenin haritasında Güneş kralı gösterir. Ayrıca Türkiye haritasında Güneş komşular, medya, haberleşme, ilk öğretim, taşıma, nakliye konularını simgeleyen evin yöneticisi ve çocukları, meydanları, parkları, eğlenceyi, cinselliği gösteren evde bulunuyor.

 

Genel kabul gören bir düşünceye göre Güneş Tutulmasının etkisi bir yıl, Ay Tutulmasını etkisi ise altı ay boyunca sürer. Ancak şimdiki tutulma uzun sürdüğü için etkisinin de bir buçuk yıla yayılabileceğini düşünebiliriz. Daha önce İstanbul’da Tutulmalar konusunda bir eğitim veren Bill Meridian’ın aktardığına göre bir Ay Tutulmasının etkileri tutulmadan 6 hafta önce başlıyor.

 

Bunun doğru olup olmadığını hemen sınayabiliriz. Örneğin 8 Temmuz’da, tutulmadan 3 hafta önce, Tekirdağ’da bir tren kazasında (3.ev, Mars) yaklaşık 30 kişi öldü, aynı gün Recep Tayyip Erdoğan başkanlık (Güneş) yemini etti. Küçük Leyla 14 Haziran’da, Eylül 22 Haziran’da kaçırıldı. Günler sonra cesetleri bulundu. Uzun süre haberleri onların kurtulma umuduyla okuduk. Aslında son zamanlarda çok sayıda kaçırılan, tecavüz edilen ya da öldürülen (tutulma 8.evde) çocuk (5.ev) haberi (3.ev) alıyoruz. Son olarak dün Şanlıurfa'da, Suriyeli 2 yaşında bir kız çocuğunun hafriyat alanında bulunan toprağa gömülü cesedi bulundu. Bu olaylar yukarıda sıraladığımız konularla ne kadar denk düşüyor değil mi?

 

Ankara’ya göre çıkartılan haritada Ay Tutulması bir ülkenin hazinesini ve meclisini temsil eden yere düşüyor. Türkiye’nin haritasının üstüne oturttuğumuzda tutulmanın borçları temsil eden yerde olduğunu görüyoruz. Güneş de halkın kaynaklarını gösteren evde duruyor. Uranüs’ün bu tutulmaya T-kare yaptığını söylemiştik. O da hazineyi simgeleyen yerde. Bu kadar göstergeyle artık yazmaya bile gerek yok, bu tutulmanın borçlar, hazine ve para ile de çok ilgili olduğu aşikar değil mi? Nitekim seçimlerin hemen ardından 25 Haziran’da Türk lirası büyük bir düşüş yaşadı. Ülkenin ekonomik durumuyla ilgili bir şey yazmaya gerek yok, her taraf felaket haberleri ile dolu. Dolar son olarak 24 Temmuz’da yeniden yükselişe geçti. Keza meclis konusu da seçimlerin ardından büyük değişime uğradı. Artık Başbakanı olmayan, meclisinin fazla bir işlevi bulunmayan bir ülkeyiz.

 

Ay Tutulması esnasında dikkati çeken bir diğer konu da dünya üzerindeki doğal felaketler ve yangınlardı. Yunanistan’daki yangınlarda 80 kişi öldü. Alevler rüzgar sayesinde (Mars hava grubu Kova burcunda) birden her yeri sardı (Mars out-of-bounds). Temmuz ayının başında Türkiye genelinde son 3 günde tam 147 noktada yangın çıktı. Son olarak bugün Fatih’te bir işhanında çıkan yangın büyük korku yarattı. Ayrıca bugün California’daki yangınlar da rüzgar nedeniyle kontrolden çıkıp büyük tehlike yaratıyor. Aslında bugün hangi ülkeye baksak yangın haberi okuyoruz.

 

Son olarak Ay Tutulması haritasının astro-carto-graphy’sine baktığımızda Uranüs ve Pluto çizgilerinin Türkiye’y boydan boya geçerek Suriye sınırında Mardin civarlarında kesiştiğini görüyoruz. Yukarıda da yazdığı gibi Güneş komşular evinin yöneticisi. Yani önümüzdeki dönem Suriye açısında oldukça kritik ve Türkiye’ye zarar verici nitelikte. Astro-carto-graphy’de dikkat çeken bir diğer konu da Tutulmanın İran’ın Tepenoktasında (MC) bütün gücüyle gerçekleşiyor olması. Son dönemlerde Amerika ile İran ciddi biçimde restleşiyor. Suudi Arabistan İran’ı alt etmek için hazır bekliyor. Mars’ın tutulmayla birlikte Tepenoktasında olması pek hayra alamet değil. Venüs’le Pluto arasındaki üçgen açının biraz ortamı yumuşatması umalım. Yine de şimdi geri giden Mars’ın Eylül sonunda tutulma derecesine geri döndüğü günlere dikkat edelim.

 

Ve sabit burçlardaki tutulmaların, özellikle Uranüs Boğa'dayken, depreme işaret edebileceğini unutmayalım. 

Barış İlhan, 28.7.2018

 

KOVA’DA TAM AY TUTULMASI

 

 

“Bir insanın elinden her şeyi alabilirsiniz ama tek bir şey vardır ki asla alınamaz. O da insanın son özgürlüğü olan, herhangi bir durumda sergileyeceği davranışı seçme ve kendi yolunu belirleme özgürlüğüdür.” -  Viktor Frankl

 

27 Temmuz 2018’de Türkiye saatiyle 23:20’de 4 derece Kova’da bir Tam Ay tutulması gerçekleşiyor. Bu Ay tutulması 1 saat 43 dakika süreceği için bu yüzyılın en uzun Ay tutulması. Tutulma sırasında atmosferin ışığı kırması sonucu Ay’ın parlaklığını kaybedip soluk kırmızımsı bir renk almasından dolayı “Kanlı Ay” olarak isimlendiiliyor. Tutulma Güney Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’dan gözlemlenebilecek. Dolunay’ın bir oktav büyüğü olan bu Ay tutulması, ektiğimiz tohumların ürün verdiği ve apaçık göründüğü bir döneme işaret ettiği gibi, iki zıt kutupta olan enerjileri dengeleme, karşımızdakine ayna tutma, yansıtma ve dolayısıyla farkındalık kazanma gibi temalara da işaret ediyor; etkisi 6 aydan fazla sürebiliyor. Bu tutulma özellikle 13 Temmuz 2018’de Oğlak’taki Pluto’nun damgasını vurduğu Yengeç’teki Parçalı Güneş tutulmasında tetiklenen ve bizi kişisel ve psikolojik anlamda etkisi altına almaya başlayan temalarla ilgili olarak nasıl düzenlemeler yapacağımız ve nasıl hareket edeceğimiz konusunda bize ayna tutuyor. Kova’daki bu tutulma özgürlük, alışık olduğumuz modellerden özgürleşmek, isyan, başkaldırı, ani ve öngörülemez değişimler, soyutlanma ve dışlanma gibi konuları gündeme getirebilir ve ayrıca hayatımızdaki problemlere ilişkin daha orijinal ve farklı bakış açıları getirmek, yeni metotlar denemek, objektiflik ve tarafsızlık gibi fırsatları da bize sunabilir.

 

Bu tutulmada, 27 Haziran 2018’den beri Kova’da geri hareketini sürdüren Mars, Ay ile kavuşum, Aslan’daki Güneş ile karşıtlık yaparak bize duygusal ve kişisel anlamda bir hayli meydan okuyacak gibi görünüyor. Mars’ın bu geri hareketi, bir süredir hareketlerin kısıtlanması ve engellenmesi sonucu kendini ortaya koymakta zorlanan fakat patlamaya hazır bir enerjiye ve bastırılmış bir öfkeye işaret ediyordu. Dolayısıyla bir süredir içimizde tuttuğumuz öfke ve kırgınlıkları saldırgan ve vahşi bir şekilde ifade etme riskiyle karşılaşabiliriz. Düşüncesiz ve fevri hareketler kendi yıkımımıza sebep olabileceği gibi yakın ilişkilerimize de oldukça zarar verebilirler. Belki de gerçekten yüzleşmekten korktuklarımızdan ziyade, bizden daha zayıf olanlara öfkemizi yönelten pasif-agresif bir saldırganlık da söz konusu olabilir. Ne olursa olsun, harekete geçmeden önce bir kez daha düşünmek ve geri çekilmek, bizi dönüşü olmayan hatalar yapmaktan, tehlikelerden ve belki de kazalardan koruyabilir.

 

Bu tutulmanın modern yöneticisi olan Boğa’daki Uranüs ise, Kova’daki Ay-Mars kavuşumuna ve Aslan’daki Güneş’e kare açı yapıyor ve Sabit bir T-karenin fokal gezegeni konumunda oldukça önemli bir pozisyonda duruyor. Dolayısıyla yukarıda bahsedilen öfkenin ve gerilimin patlaması için gerekli zemini hazırlıyor. Patlamaya hazır ve kontrolsüz bir enerjiye işaret eden bu oluşum, ilişkilerimizdeki ya da hayatımızdaki gerilimin arttığı noktada kendimizi tutmakta da zorlanacağımızı gösterebilir. Ani ve öfkeli tepkiler, saldırganlık, sabırsızlık, düşüncesiz hareketler, öfkeyle isyan edip bazı ilişkilerden ya da yapılardan kopmak ve köprüleri yıkmak, belalara ve kazalara açıklık söz konusu olabilir.  Değişimin gezegeni Uranüs, bilinen yani alışkın olduğumuz modellerden özgürleşme temasını, değişimi önümüze ani ve beklenmedik bir olay şeklinde getirerek ve ani kopuşlar yaşatarak da getirebilir. Tutulmanın geleneksel yöneticisi Oğlak’ta geri hareketini sürdüren Satürn ise, Boğa’daki Uranüs’e üçgen bir açı yaparak,  bu iklimde daha sağlam, sabırlı ve sakin kalmamıza yardım edebilir. Bu durumda alternatif yollar geliştirmeden ve planlama yapmadan ani kararlar vermekten ve riskler almaktan kaçınmakta fayda var. İstediğimiz değişimi sistematik ve gerçekçi bir şekilde yapmak veya gerekirse eski olana yeni bir bakış açısı getirmek, yeni yöntemler geliştirmek daha akıllıca olabilir. Zamanla kazanılmış bir bilgeliğe de işaret eden Satürn, deneyimine, yetkinliğine ve bilgeliğine güvendiğimiz birisinden akıl almanın faydalı olabileceğine de işaret edebilir.

 

Tutulma, Capricornus(Oğlak) takımyıldızındaki sabit yıldızlar Giedi Prima ve Dabih ile kavuşum yapıyor. Oğlak takımyıldızının özellikle insan ilişkileri üzerinde büyük bir etkisi var ve ayrıca  iklimlerde ve politik geleneklerde olabilecek büyük değişikliklere işaret ediyor. Bu takımyıldız “Kralların Köşkü” olarak da adlandırılıyor.  Özellikle tutulmalarda etkili olması halinde ise deniz fırtınalarına işaret ediyor. Sabit yıldız Giedi Prima’nın Ay ile yaptığı kavuşumlarda, tuhaf ve beklenmedik olaylar, eksantriklik, eleştiri, yeni ve etkili arkadaşlar, değerli hediyeler ve saygıdeğer kadınların sevgisini kazanmak gibi temalar söz konusu. Dabih sabit yıldızının Ay ile yaptığı kavuşumlar ise, işte kazanılacak başarıya fakat problemli bir emekliliğe işaret ediyor. Ayrıca zenginlik, etkili pozisyonlar, karşı cinsle olan problemler, eleştiri ve suçlanma ile ilişkilendiriliyor.

 

Bu tutulmanın Sabian sembolü cümlesi ise, “Bir adama rehberlik yapmak üzere Atalar Meclisi toplandı.” şeklinde. Bu sembol bizden önce gelenlerin yani eskilerin getirdiği bilgeliğin koruyuculuğuna inanmak ve güvenmek ile ilgili bir sembol. Burada kastedilen sizin gerçek atanız ya da  ruhsal olarak sizden daha olgun ve bilge birisi olabilir.  Atalar Meclisi deneyimi ve bilgeliğiyle size yol gösterecek birisine işaret eder. Geçmişten gelen bir konu tekrar gündeminize oturabilir ve bu durumda rehberliğine güvendiğiniz ve muhtemelen sizden büyük bir insanın size yol göstermesine ve onun korumasına ihtiyaç duyabilirsiniz. Aile bağları,  geçmiş ilişkiler, kan bağı, meclisler ve komiteler ile bağlantılı olan bu sembolün getirdiği riskler ise, katı prensipler, aşırı muhafazarlık, devamlı başkalarından onay bekleme , gelişimi engelleyen eski moda fikirler ve aileye ya da geçmiş ilişkilere aşırı bağımlılık şeklinde. Görülüyor ki bu tutulmada, geçmişi de göz önünde tutarak değişiklikler yapmak, belki eski olana “yeni” bir bakış açısıyla bakmak yani eski-yeni dengesinin iyi kurulması oldukça önemli...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

 

 

YENGEǒTE PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI

 

“Unutmayalım ki içimizdeki küçük duygular bile hayatlarımızdaki büyük kaptanlardır ve 

biz hiç farkına bile varmadan onlara itaat ederiz.” - Vincent Van Gogh

 

 

13 Temmuz 2018’de Türkiye saatiyle 05:48’de Yengeç burcunda bir Parçalı Güneş tutulması gerçekleşiyor. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıldır ve bir zaman göstergesi gibi hayatımızda artık zamanı gelmiş konulara işaret eder. Yengeç’teki bu tutulma özellikle aile, aile bireyleri, ebeveynler, ev, geçmişimiz, farkında olmadan yakın ilişkilerimize getirdiğimiz geçmiş koşullanmalarımız, davranış kalıplarımız ve bastırıp bilinçdışında bıraktığımız duygular ve temalar ile ilgili bir çok şeyi gündeme getirecek gibi görünüyor. Bilinçdışı korkuların, duygusal bağımlılıkların, saplantıların, hem öz-yıkıcı hem de başkalarına zarar veren davranışların sebep olacağı bazı durumlar hassasiyetlerimiz ve gerçek duygusal ihtiyaçlarımızın neler olduğu konusunda bizi iç dünyamıza daha dikkatli bir şekilde bakmaya zorlayabilir. Bu tutulmanın bizim için zorlayıcı yanları olsa da, diğer yandan artık işimize yaramayan ve bizi geriye çekip gelişimimizi engelleyen kişisel ve duygusal kısır döngüleri, ilişkileri, bize zarar veren duygusal koşullanmaları ve alışkanlıkları tespit edip bunlardan kurtulma fırsatını da beraberinde getirebilir.

 

Oğlak’ta geri hareketteki Pluto’nun Yengeç’teki tutulmaya yaptığı karşıtlık oldukça dikkat çekici. Bu durumda hayatımızdaki işlevini tamamladığı halde, kaybetmekten, aciz kalmaktan korktuğumuz için hala güç ve kontrol sahibi olmak adına şavaştığımız, manipülatif ve zorlayıcı davrandığımız ve dolayısıyla duygusal ve psikolojik anlamda dönüşüme direndiğimiz her alanda Pluto bizi yaratacağı krizler ve belki duygusal patlamalar kanalıyla teslim olmaya zorlayacak gibi görünüyor. Özellikle yakın ilişkilerimizde, yüzleşmekten korkulan ve  kötü-pis diye bastırılan kıskançlık, intikam, kin ve haset duygularını, duygusal saplantıları açığa çıkaran bazı deneyimler yaşayabiliriz. Karşıtlık açısı bir “yansıtma” açısı olduğundan, bu duyguların neden olduğu yıkıcı davranışları kendimiz değil karşımızdakiler sergilese dahi, Pluto’nun burada kendimizde görmezden gelip bastırdığımız bir takım duygusal temalara, artık yüzleşilip ıslah edilmesi gereken gölge yanlarımıza ya da bir kısır döngü şeklinde tekrar eden, bize zarar veren ve artık miadını doldurmuş ilişkilere ve yapılara dikkatimizi çekmeye çalıştığını hatırlamak gerekir. Kontrol etmeye çalıştığımız veya güç savaşına girdiğimiz noktada olaylar kontrolden çıkıp daha da kötü hale gelebilir. Hayatın doğal döngülerini kabullenip, gücümüzü bizden daha büyük bir “Güce” teslim ederek, bize artık hizmet etmeyen unsurları ve insanları bırakmaya gönüllü olursak yenilenme ve iyileşme sürecimizi de hızlandırmış oluruz.

 

Yengeç’teki tutulma,  Balık’ta geri hareketteki Neptün ve Akrep’teki Jüpiter üçgen ile açı yaparak Büyük bir Su üçgeni oluşturuyor. Önümüzdeki bu dönemde hem kendimize hem de etrafımızdakilere karşı daha kabullenici ve anlayışlı bir yaklaşımda olmak, hayatın bize söylemek istediğini anlamak adına iç dünyamızla daha fazla temasta kalarak “içsel rehberimizin” sesini dinlemek ne yöne gitmemiz ve nereden başlamamız gerektiği konusunda bize yol gösterebilir. Ayrıca haritadaki Boğa’daki Uranüs’ün, Oğlak’ta geri hareketteki Satürn’ün ve Başak’taki  Venüs’ün oluşturduğu Büyük toprak üçgeni, olaylar ne yönde gelişirse gelişsin, ayakları yere sağlam basan, gerçekçi, sakin ve kararlı bir tavırda kalmamızı sağlayabilir. Gerekirse duygusal güvenliğimizi sağlamak adına kişisel sınırlarımızı net bir şekilde çizmek ve gerçek hedeflerimizin ne olduğunu belirleyip enerjimizi bunlara kanalize etmek bize krizleri yönetmemizde ya da savmamızda yardımcı olabilir.

 

Yengeç’teki bu tutulma İkizler takımyıldızındaki Castor sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Bu sabit yıldız Dr. Eric Morse’a göre, sinir krizlerine ve nevrotik rahatsızlıklara işaret ediyor. Ayrıca insanda bilinçdışı olarak  bir çeşit “felaketi” çağrıştıran ve derinde kalmış bir korkuyu uyandırıyor. Öyle ki geçmişte yaşanan travmaya ya da krize az da olsa benzeyen her hangi bir olay gerçekleştiğinde, kişi buna ilk seferinde olduğu gibi korku içerisinde tüm yanlış hamleleri yaparak yanıt verebiliyor. Bu yıldız Güneş ve Ay ile olan kavuşumlarında, korkaklık, güven kaybı, duyarlılık, güçlü sezgiler, gözden düşme, ciddi kazalar, yüzden yaralanmalar, silahlı saldırılar,  bıçaklanmalar, körlük, ameliyatlar, şiddetli ateşlenmeler, hapsedilme, sürgün, kötü niyet, tecavüz, cinayet  ve gemi kazalarına işaret edebiliyor.

 

Tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi ise, “ Bir primadonna şarkı söylüyor” şeklinde. Bu sembol kendi sanatını ve yeteneğini icra etmekte bir numara olan ve başkalarını sesiyle büyüleyen birisinden bahseder. Siz de aynı şekilde bir konuda etrafınızdakilerin ilgisini ya da dikkatini çekmek adına sesinizi yükseltmek ya da bazı yeteneklerinizi ortaya koymak durumunda kalabilirsiniz ya da yetenekleriniz ve becerilerinizin sonuna kadar sınandığı bazı testlerden geçebilirsiniz. Burada önemli olan kendinize koyduğunuz engelleri yıkıp kendi kalbinizi açabilme ve kendi doğrunuzu söyleyebilme cesareti göstermektir. Bu sembol her kafadan bir ses çıksa da, sizin sesinizin gücüne işaret eder. Uzun süredir konuşmak istediğiniz her ne varsa ya da vermek istediğiniz mesaj  her neyse, konuşmaya başladığınız insanlar büyük bir dikkatle sizi dinleyebilir.  Buradaki riskler ise, sırf dikkat çekmek için sergilenen duygusal dramalar, tutkuları abartılı bir şekilde dışa vurmak,  sürekli sahneyi işgal etmek, tantanacı tavırlar ve insanların dikkatlerini dağıtmak şeklinde. Yengeç’teki bu tutulma uzun süredir bizi bir “kabuk” gibi koruduğuna inandığımız, bir çocuk gibi belki içine saklandığımız bir takım bilindik yapıları, alışkanlıklarımızı ya da bağımlı ilişkileri sarsacak ve bizi kabuğumuzdan çıkarıp  “büyümeye” ve sorumlu olduğumuz adımları atmaya zorlayacak gibi görünüyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*https://sabiansymbols.com

*The Living Stars, Dr. Eric Morse

   

Dayanma Gücünü Keşfetme Zamanı

 

Gezegenlerin (Güneş ve Ay dışında) Dünya’dan baktığımızda geri gidiyormuş gibi görünmesine Retrograde denir. Mars, 2018 yılında ki geri hareketine 26 Haziran’da 9⁰ Kova burcunda başlayıp 27 Ağustos’ta 28⁰ Oğlak burcunda bitirecek. Mars geri değilken bir burcu geçişini 40 günde tamamlar. Ancak her 26 ayda bir geri hareket eder ve bu hareketi 58 gün ile 81 gün arası sürer.

 

Mars, isteklerimiz için harekete geçme irademiz ile ilgilidir. Kova (Hava) burcundaki Mars da bu irade kendi bireyliğini oluşturmaya, kısıtlayıcı olana karşı çıkmaya, kendisi gibi düşünen insanlarla hareket etmeye ve artık geçerliliğini yitirmiş yapıları/fikirleri kendine özgü bir şekilde değiştirmeye odaklanır. Ancak geri harekette bu irade kişinin kendisine yönelir. Dolayısıyla kısıtlama dış dünyadan gelmez, kişi kendini kısıtlayıp inisiyatif almaktan çekinebilir. Bu da kişinin öfkesinin kendisine yöneltmesine neden olabilir. Bu dönemde kişi geçerliliğini yitirmiş yapıları değiştirecek iradeyi kendinde bulamaz ama kesinlikle bu yeni istekleri gözden geçirmek için zamanı bulur.

 

Mars bu sefer geri harekette çok uzun bir süre (62 gün) kalmayacak. Ancak Mars 7 Temmuz’dan sonra geri hareketinine sınırı aşmış (out of bounds) olarak devam edecek. Steven Forrest bir gezegenin sınırı aşmasını “kendini yeniden bulmak için vahşi doğasına dönmesi” olarak yorumlamaktadır.

 

Sınırı aşmış olan geri giden Mars vahşi doğasını bu sefer dışarıya dönük olarak sergileyemeyeceğinden rekabetçi, atılgan, mücadeleci, öfkeli ve inisiyatifli tavrını içe yöneltecektir.  Üstelik Mars’ın geri hareketi boyunca yöneticisi Satürn’de kendi yönettiği Oğlak burcunda geri harekette olacak. Bu da en uç görünümünde sizi yetersizlik hissi içinde kendinizle kavga eder, hareket bile edemez bir duruma getirebilir. Hâlbuki zaman, tam da kendi dayanma gücümüzü keşfetme zamanıdır.

 

Mars geri hareketine başlamadan önce 8 Haziran 2018’de Güney Ay Düğümü ile kavuştu. Geri giderken Güney Ay Düğümü ile 20 Temmuz 2018’de tekrar kavuşacak. Ve son olarak geri hareketini bitirdikten sonra 26 Eylül 2018 tarihinde Güney Ay Düğümü ile kavuşacaktır. Mars Güney Ay Düğümü kavuşumları geçmişte yaşanmış ve çözümlenmemiş olayların gelecekteki hedeflerimizi etkilememesi için ele alınmasını talep eder. Haziran ayında hallettiğinizi düşündüğünüz meseleler yeniden değerlendirmek üzere karşınıza çıkabilir. Ancak bu olayları ne olduğunu çözmek, kırgınlığımızı veya öfkemizi ifade etmek geri hareket boyunca o kadar kolay olmayacaktır. Mars direkt harekete geçip Güney Ay Düğümü ile Eylül ayında tekrar kavuştuğunda, işte ancak o zaman meselelerin özünü görmek kolaylaşacaktır.

  

Mars’ın geri hareketi boyunca 2 Güneş tutulması (13 Temmuz 2018 – 11 Ağustos 2018) ve 1 Ay tutulması (27 Temmuz 2018) gerçekleşecek. Mars hem 27 Temmuz Ay tutulmasının (yükselen Koç) hem de 11 Ağustos Güneş tutulmasının (yükselen Akrep)  yükselen yöneticisi konumunda olacak.

 

13 Temmuz 2018’de Güneş tutulması 20⁰ Yengeç burcunda Castor sabit yıldız ile kavuşum halindeyken gerçekleşecek. Işıklar (Güneş ve Ay) ve Castor 12.evde Plüton’a kesinleşmiş karşıt açı yapıyor olacaklar. Tutulma haritasının düşük orb ile kesinleşmiş diğer açı kalıbı da Toprak burçlarında olan Venüs, Uranüs ve Satürn arasında ki üçgen açı olacak. Retro Mars ise 7.evde yer alıyor. Bu tutulmanın etkisi 1 ay sonra gerçekleşecek güneş tutulmasına kadar sürecektir. Kişi bu dönemde ilişkiler bazında bireyselliği önemsediğini ve eşitlikçi bir yaklaşımla zor koşullar altında da olsa ilişkilerini yapılandırabileceğini düşünebilir. Ancak dış dünya da bunun neredeyse tam tersi görülecektir. Kişi ilişkilerinde tarafsız olamayan hatta manipüle etmeye çalışan bir konumda kendini bulabilir. Bilinçdışında erken çocukluk deneyimleri onu yönlendirirken, duygusal olarak dönüşüme direnç gösterip kin duygusu ile hareket edebilir. Yapması gereken kendi duygularının kaynağını bulup ifade ederek ilişkilerinde herkesin kendi bireyliğini ifade edebileceği bir duruma gelmektir.

 

21. yüzyılın en uzun (3 saat 55 dakika) Ay tutulması 27 Temmuz 2018’de 4⁰ Kova burcunda gerçekleşecek. Ayrıca Mars’ta 2003’den bu yana dünyaya en yakın konumunda olacak. Ay – Mars kavuşum, Güneş ve Uranüs arasında bir T-Kare açı kalıbı meydana gelecek. Üstelik Ay tutulması sırasında Merkür’de geri konumda olacak. Dolayısıyla bu dönem, ailemizle ya da arkadaşlarımız ile önemli konular hakkında konuşmak için hiçte uygun değil. Konu aniden sarpa sarabilir, kendinizi önemli noktalar yerine yan sebeplerden şikayet ederken bulabilirsiniz ve sonuç, kendiniz suçladığınız bir tablo olabilir.

 

Son olarak, 11 Ağustos 2018’de meydana gelecek güneş tutulması SS2 New North saros serisine ait 5 tutulma olacak ve 19 Ağustos depreminden önce meydana gelen güneş tutulması ile aynı derecede meydana gelecek. Bu tutulmanın Türkiye haritasında ki konumu ile ilgili daha ayrıntılı yazacağım. Bu tutulma sırasında tam 6 gezegen geri gidecek. Mars tutulma haritasında 0⁰ Kova burcunda 3. evde yer alıyor. Güneş, Ay, MC ve Merkür kavuşum halinde 10. evde, 1.evde ki Jüpiter’e kare açı yapıyor. Bu dönemde kendi kaynaklarınız ve başkalarının kaynakları konusunda ne yapılması gerektiğini düşünüyorsanız, yanılıyor olmanız büyük bir olasılık olabilir. Tutulmadan 1 hafta sonra Merkür ileri gitmeye başladığında bu yanılgınızın farkına varabilirsiniz.  

Astroloji Dergisi/Aylin Tezcan Beyazoğlu

Kaynaklar:

https://www.forrestastrology.com/blogs/astrology/mars-out-of-bounds-march-2018

http://mistykuceris.com/?page_id=2094

https://mobile.facebook.com/astrolog.smiljana.gavrancic/

Planets in Transit, Robert Hand

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

Predictive Astrology, Bernadette Brady

http://earthsky.org/?p=282841

http://earthsky.org/astronomy-essentials/why-is-mars-sometimes-bright-and-sometimes-faint

       

 URANÜS BOĞA’da

 Barış İlhan, 15.5.2018

 

Amerika İsrail elçiliğini Kudüs’e taşımaya karar verdi ve açılışı yaptığı gün bunu protesto eden onbinlerce Filistinlinin üzerine ateş açıldı. Maalesef 52 kişi öldü, binlerce insan yaralandı. Olayların fotoğraflarına baktığınızda adeta havai fişek görüntüsü vardı. Akşamına Türkiye’de dolar 4.40’a dayandı. Benzine, motorine zam yapıldı. Yani, Uranüs’ün Boğa burcuna girişi görkemli, ama pek fena oldu. Kuşkusuz Uranüs tek başına değil. Ona Oğlak’tan Kova’ya geçmekte olan Mars da iştirak ediyor. Bu ikiliyi Hawai’deki volkan patlamasında da izledik. Şimdi ikisi aynı gün birbirlerine kare yaparak büyük bir gerilimle burç değiştiriyorlar. Uranüs-Mars gerilimli açıları patlayıcı, isyankar, kazaya,belaya eğilimli, anarşik bir ortama işaret ediyorlar. Adeta artık tahammülün kalmadığı, insanın kendini zor tuttuğu bir ruh hali içindeyiz. Aniden patlayabiliriz. Bizden hiç beklenmeyecek şeyler yapabiliriz. Dünyada da hiç beklenmedik şeyler olabilir, bunlar bütün düzeni alt üst edebilir. Uranüs’le Mars’ın bu dansı, Mars’ın geri hareketi nedeniyle, aralıklarla, Eylül ayının sonuna kadar sürecek. Beklenmeyeni bekleyin.

 

Uranüs’ün Boğa’ya girişi bugüne kadar güvenli bilinen tüm alanlarda altüst oluşun işareti olarak görülüyor. Para piyasaları, doğal kaynaklar, yıllardır sağlam olduğu düşünülen her şey, hatta dünyamız dahi bu sarsıntıdan payını alacak. Huzur, güvenlik, konfor diye bir şey kalmayacak. Toprak ortasından çatlayıp yarılacak. Bunu sembolik anlamıyla hayattaki her konuya uyarlayabiliriz. Tabii bunun sonunda yeni güvenlik sistemleri, yeni değerler gelişecek. Sahip olduklarımıza, doğaya, yeryüzüne ve kaynaklarına değer vermeyi, şürkan duymayı öğreneceğiz Hiç bir şey statik değil. Bir şeyler altüst olmadan yerine yenisi konamıyor. Dolayısıyla, yeninin gelebilmesi için, bir elektrik enerjisi bizi sağlam olduğunu sandığımız yerden bir başka yere fırlatıp atacak. Bu, ömrünü doldurmuş yapılarda değişiklik yapmak isteyenler için iyi bir fırsat olabilir, ancak ömrünü doldurmuş olmasına rağmen, güvenlik nedeniyle mevcut duruma sıkı sıkıya sarılmış olanlar için çok sarsıcı olacağı aşikar. En iyisi, sarsıntıyla brlikte hareket etmeye çalışmak. Sağlam durmaya çalışanların beli kırılabilir... devamı https://www.barisilhan.com/uranus-bogada 

 

Gaia (Yeryüzü Tanrısı) Boğa’da ki Uranüs ile Altüst Oluyor

 

 

Önümüzdeki yedi yılın tonunu belirleyecek en büyük göksel olay Uranüs’ün Boğa burcuna girişidir. 15 Mayıs günü Boğa burcunda ki Yeniay’dan sadece birkaç saat sonra Uranüs Merkür gezegenin eşliğinde toprak burcuna adım atacak. Ve Oğlak burcunda ki stelyuma üçgen açı yapacak. Antik mitler, astrologların en büyük değişimi getiren gezegenin değişime en dirençli burçta olması olarak tanımladıklarını anlamamıza yardım edebilirler.

Ouranos (Uranüs) birçok yaratılış mitinin başlangıcında yer alır. M.Ö. 8. yüzyılda şair Hesiod tarafından yazılan Theogony'ye göre Ouranos yıldızlarla süslenmiş sağlam bir pirinç kubbe olarak düşünülen Gök Tanrı'sıdır. Her gece Yeryüzü Tanrıçası Gaia’nın üzerine Boğa şeklinde uzanırdı. Böylece Gaia dağları, denizleri ve tanrıların ilk ırkı olan Titanları doğurdu. Gaia daha sonra, Ouranos'un nefret ettiği Cyclops, Devler ve Yüz elli Canavarları doğurdu. Çocuklarının gün ışığını görmelerine izin vermeyi reddeden Ouranos, onları Gaia'nın bedenine geri itti.


Yeryüzü acı ile inledi ve kuvvetli babasını aşağılayan cin fikirli en küçük oğlu Satürn’e intikam almasını teklif etti. Ona demir bir orak verdi. Ouranos gece sevgiye özlem duyarak Gaia’nın üzerine yayıldığında, Satürn onu hadım etti. Yeryüzünün üzerine düşen kan damlalarından Erinyes ortaya çıktı. Bu yılan saçlı üç tanrıça, Alekto, Megaira ve Tisiphone, yanlış yapanları deliliğe sürüklüyordu. Onları özellikle bir araya toplayan suçlar ise ebeveynlere, yaşlılara, savunmasızlara ve misafirperverlik yasasını ihlal edenlere karşı yapılanlardı.


Uranüs yakında Boğa’ya girecek; yeryüzü çatlayarak açılacak ve intikam peşinde olan yılan saçlı tanrıçaları uyandıracak. Çevre (Yeryüzü) Uranüs enerjisinin bir sonraki odak noktası olacak. Biyosfer de ani yıkıcı şoklardan oluşan bir çağa gireceğiz, iklim değişikleri artık göz ardı edilemeyecek. Çevreye zarar veren ve hassas ekosistemleri ihlal eden fırsatçılar saldırılarını hızlandıracaklar. Tanrıçalar çevreci aktivistler tarafından yönetilen büyük protestolar şekline girip yeryüzüne karşı suç işleyenlerin peşine düşecekler. Yaşayan her şeyin annesini (yeryüzünü) ve ona bağımlı olanları korumak için yapılan çağrıya kulak verin.


Uranüs'ün Boğa'ya girdiği gün, asteroit Gaia Mars'ın kızkardeşi ve savaş tanrıçası Eris ile 23⁰ Koç burcunda kavuşacak. İki hafta içinde, asteroit Gaia ve Uranüs 1⁰ Boğa’da birleşecekler ve olayların tohumlarını atacaklar. Aynı dönemde yılan saçlı asteroitler Alekto (22⁰ Koç), Tisiphone (16⁰ Yengeç), Megaira (19⁰ Yengeç), Erynia (17⁰ Terazi) ve Plüton (21⁰ Oğlak) büyük kareyi oluşturacaklar. Böylece hesaplaşma zamanı başlayacak.


Kişisel psikolojik düzeyde, Boğa burcunun haritanızda hangi evde olduğuna bakın. Bu ev, şu anda en çok sıkışmış, engellenmiş, alışkanlık haline gelmiş ve değişime dirençli olabileceğiniz alanı simgelemektedir. Hayatınızın bu alanında her zamanki gibi düzeninizi kesintiye uğratacak olaylar bekleyin. Kendinizi değişim ve kurtuluş güçlerine açın.

 

https://www.demetra-george.com/resources/news/206-uranus-in-taurus 


Demetra George

Türkçesi: Aylin Tezcan Beyazoğlu

  

 

Ağır hareket eden gezegenlerin burç değiştirmesi, dünyada o gezegen ve burç sembollerinin birleşimine ilişkin yeni temaları gündeme getirir. Biz bu yeni temaları, gezegenler burç değiştirmeden hemen önce de gözlemleyebiliriz. Örneğin, Mayıs 2018’de Boğa Burcu’na geçecek Uranüs’ün sembolleri yavaş yavaş sahne almaya başladı. Uranüs Koç’tayken kendimizin, “ben”imizin farkına vardık. Selfie’ler çektik. Kimilerimiz sosyal medyada boy boy ideal benliklerini sergileyip sonrasında gerçek kimlikleri ile ideal benlikleri arasındaki farkı kapatmaya çalıştı, kimilerimiz ise bencillikle ben-merkezciliğin aynı şey olmadığına uyanıp zarar verici diğerkâmlığı bıraktı.

 

Şimdi Uranüs tarım, hayvancılık ve gıda üretimini temsil eden toprak grubu Boğa’ya geçmek üzereyken, birçok yerde Türk tarımının nasıl bittiği, eskiden tahıl ambarı olarak anılan Türkiye’nin Meksika’dan mercimek ithal ettiğini okur hale geldik. Birçok yazar seferber oldu, ana teması “Gıda Yalanları” olan yazılarıyla bizleri yediklerimizin bizi nasıl zehirlediğine uyandırmaya (Uranüs) çalışıyorlar. Boğa’nın para, kaynaklar, değerler sembolizmine paralel olarak, Blockchain teknolojisi, bizlere bir merkeze bağlı olmaksızın ve bankalara ihtiyaç duymaksızın güvenli bir şekilde işlem yapabilme imkânı sağlıyor. Cüzdanlarımız, paramız ve kaynaklarımız dijitalleşip tamamen farklı bir teknolojik platforma kayıyor.

 

Barış İlhan Yayınevi’nden çıkan “Astrolojide Açılar” kitabının yazarı Sue Tompkins, the Mountain Astrologer dergisinin Nisan/Mayıs 2018 sayısına yazdığı yazısında, finansal bir devrimin birçokları için geçerli olacağını, borca hapsolduğunu hisseden bireyler arttıkça, bu transitin paylaşıma dayalı ekonomileri de doğurabileceğini öne sürüyor. Bu böyle olursa, gereksinim duyulan bir gereç veya hizmet, ihtiyacı olan başka kullanıcılarla birlikte kullanılabilecek. Bu da verimliliği arttırırken kaynakların verimli kullanımını sağlayabilecek. Tompkins, bu dönemde, paramızı daha teknolojik şeylere harcayabileceğimizi, pratikliğin ön plana çıkıp pratik yeteneklerimizi geliştirebileceğimizi söylüyor.

 

Sokrates bir gün Atina’da pazara çıkmış, alışveriş yapan telaşlı kalabalığa, satılan mallara bakmış ve şaşkınlıkla arkadaşına şöyle demiş: “İhtiyacım olmayan ne kadar çok şey var.” Umarız bizler de bu tip bir uyanışla bizleri gerçekten doyurmayan tüketim alışkanlıklarımızdan kurtulabilir, sadeleşebilir ve gerçekten bizim için neyin değerli olduğunu idrak edip, hayatımızı kendimize uygun seçeceğimiz değerlerimiz üzerine inşa edebiliriz.

 

Hepimiz için yeteneklerimizi, kaynaklarımızı verimli şekilde kullanmayı öğrendiğimiz, kendimize yeterli hale gelerek özgürleşebildiğimiz, “benim kaynaklarım” - “senin kaynakların” dengesini adil bir şekilde kurup, kendi kaynaklarımızı eşimiz, kardeşimiz, ailemiz dahi olsa diğerlerinden sağlıklı bir şekilde ayrıştırmayı öğrendiğimiz bir dönem olsun.  

Astroloji Dergisi/Pınar Uyar

Kitapçılarda...

Çeviri: Oya Vulaş

 

 

 

2018: Satürn’ün ayak izleriyle...

 

Karanlıkların efendisi Satürn 20 Aralık’ta yönettiği burç olan Oğlak’a girdi. Hemen ertesi gün de Güneş Oğlak’a girerek Satürn’le kavuştu. O gün Kış Gündönümü. Karanlığın egemen olduğu en uzun gecenin günü. O günden sonra günler uzamaya başlayacak. Ama henüz ışığın egemenliğine çok var. Bu ancak İlkbahar Ekinoksunda gerçekleşecek. O güne kadar katedeceğimiz yollar, aşacağımız engeller var. Dar ve buzlu tünellerden geçeceğiz.

 

Satürn çıplak gözle görülebilen son gezegen olduğu için sınırları temsil eder. Ptolemik evren modeline göre her şeyi çevreleyerek sınırlarken organizmayı kuşatır, bir düzen ve güvenlik sağlar. Güneş’in çevresini yavaş yavaş 29-30 yılda dolanırken çok şey görüp geçirdiği, olgunlaştığı düşünülerek Yaşlı Bilge Adam olarak da tanımlanır. Bu yönüyle bir yandan da ‘zaman’ın yöneticisidir. Kişisel yaşantımızda onu ömrün gezegeni olarak da düşünebiliriz. Bir ömür içinde kendi özümüzü gereğinde kendimizi kısıtlayarak, sorumluluk üstlenerek yapılandırmak, onu dış tehditlere karşı korumak da Satürn’le ilişkilendirilir. Ve bu Satürn, zamanı geldiğinde ömrü sonlandırır. Bu nedenle ölümün, kayıpların gezegenidir... devamı

Barış İlhan

 

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...  

 

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Oğlak'ta olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

   

"Dünya öyle yapılandırılmıştır ki

eğer onun sefasını sürmek istiyorsanız

cefasına da katlanmak zorundasınız."

Swami Brahmananda

 

 

 

Satürn ve Oğlak Burcu

 

Satürn 29,5 yıllık döngüsü ve en uzakta bulunan yörüngesiyle yalnız, yavaş, soğuk, melankolik ve zamanı yöneten olarak düşünülmüştür. Eskiler ısısı ve ışığıyla hayat kaynağı olan Güneş’e en uzak pozisyonundan ötürü Satürn'ü hayatın karşısında, ona düşman  "büyük uğursuz" kabul ederlerdi. Satürn'ün ağır hareketi zamanın geçişi, dolayısıyla yaşlılıkla bağdaştırılırdı.

 

Antik zamanın büyük klasik tanrıları gezegenlerle özdeşleştirildiğinde Kronos (Roma'da Satürn) en yüksek ve en yavaş gezegenle ilişkilendirildi. Yunancada ‘zaman’ anlamındaki Chronos ile Kronos sözcükleri arasındaki tesadüfi benzerlik, bazı ortak özellikleri olan iki kavramın gerçek özdeşliğinin kanıtı olarak öne sürüldü. (Tarımın piri olarak elinde orak taşır) Bu özdeşliği yazıya döken en eski yazar olan Plutarch'a göre Koronos zaman demekti.

 

Yeni-Platoncular, tanrıların ve insanların babası olan Kronos'u, Kozmik Akıl diye yorumladılar bu kavramı 'bilge ihtiyar inşacı' diye adlandırılan Chronos kavramıyla kolayca birleştirdiler.

Rönesans’ta hümanist bilincin yükseldiği zamanlarda Satürn’ün kısa zamanda evrensel düzeyde tanınır hale gelen başka önemli özelliği belirdi. Satürn tefekkürün göstergesi olarak seçilmişti. Hayatın ıstırap ve tehditlerinin bilincinde olmak, derin düşünmenin yoldaşları olan keder ve bezginlik Satürn’e atfedilen hüzün ve melankolinin de nedeni olarak görülmüştü. Bu aynı zamanda ‘deha’nın temel niteliği idi. Kozmik Aklı temsil eden Satürn insan ruhunun dünyaya inişiyle birlikte onu ‘ayırt etme ve düşünme gücüyle donatıyordu. Satürn feleği –küresi- Aristoteles’in evren modeline göre Tanrısal alemin hemen altında, tüm gezegen kürelerininse en üstünde bulunduğundan Tanrı’ya ve bilinmeze en yakın olarak düşünülürdü. Bu nedenle semavi alemden maddi dünyaya düşen ruhun bir bedende hayat bulması, dünyadaki görevini yerine getirip tekrar tanrı katına çıkması yolculuğunda büyük öneme sahipti.

 

Ficino’nun düşüncesine göre bedenleri dışsal uyarılara kapalı, kendilerini ilahi şeylerin araçlarına dönüştürecek şekilde tamamen aşkın olana kaptırmış düşünürlere işaret ediyordu. Buna göre disiplin, odaklanma, çaba bu gezegenle uyumlanmanın yollarıydı. Ancak bunun yanında Satürn yalnızlığa, sessizliğe, içe dönüklüklüğe, karanlığa eğilime ve cimriliğe işaret ediyordu.

 

Şimdi Satürn yönettiği, eğrisiyle doğrusuyla kendini tam olarak ifade edebileceği iki burcun eşiğine gelmiş durumda. Bunlardan ilki toprak elementinden Oğlak.

 

Oğlak burcu güneş ışıklarının en zayıf, ısı ve ışığının en kuvvetsiz, karanlığın (gecenin) en uzun olduğu kış gündönümüyle başlar. Kış mevsimini başlatır. Toprak elementine ait olduğundan soğuk ve kurudur. Maddesel dünya ve uygulamalarla ilgilidir. Satürn yönetici olduğu Oğlak’ta güçlenir. Soğuk ve kuru doğasını rahatlıkla ifade edebilir. Kimse ona karışmadığı ve kendini rahat hissettiği için kendi ikametgahında doğasının özelliklerinde aşıraya kaçma tehlikesi de vardır. Dolayısıyla Saturn’ün Oğlak’ta oluşu maddi dünya ile çok haşır neşir olmayı, dünyevi hırsları, iktidar kavgalarını, kontrolü kaybetme korkusunu, yetersizlik hissini, mevcut durumu koruma isteğini, kurallara sıkı sıkıya bağlılığı, geleneksele yapışmayı, gaddarlığı, kayıtsızlığı, acımasızlığı, soğukluğu, uzaklığı, verimsizliği, yıkımı gösterebilir.

 

Yeni Platoncuların kozmik akılla bağlantılandırdıkları, tanrısal aleme en yakın kürede ikamet eden Satürn tefekkürden, olgunluktan, derinlikten, ruhun talep ettiği esas sorumluluklardan uzaklaştığında, gelip geçici, hastalığın, bozuluşun, bitişin, ölümün geçerli olduğu maddi dünyanın çamurunda güç, saygınlık, iktidar için mücadele eden bir kişiyi, toplumu ya da bir medeniyeti Tartaros’un derinliklerine hapsedebilir. Satürn yaklaşık iki yıl sonra yönettiği diğer burca -yüksek akılla ilişkili, hava elementinden Kova burcuna- geçtiğinde, muhtemelen, soğuk ve kuru doğasının yumuşadığı, yüksek hakikati, aklı ön plana alan, adaletle bireyleri gözeten, statükoyu yıkan, daha insancıl yapılara doğru giden bir süreci başlatabilir. O zamana kadar maddi dünyanın iktidar, saygınlık, güç ve başarı klişelerinden, bireysel ya da toplumsal olarak katı sınırlar çizmekten, baskı kurmaktan, suçlamaktan, intikam ve kinden, kaygıdan, cehalete (karanlığa) kapılmaktan, zalimlikten, katılaşmaktan, duyarsızlaşmaktan, karamsarlıktan kaçınmak gerekir. Geri çekilip düşünmek, ruhun esas amacını anlamaya çalışmak, disipline olmayı, çalışmayı, zamanı kullanmayı öğrenmek, yalnız kalmaktan korkmamak, metanetli olmak, doğayla başbaşbaşa kalmak, yavaşlamak, derinleşmek, araştırmak, hakikati anlamaya çalışmak, azla yetinmeyi öğrenmek, ifrattan kaçınmak bu dönem için olumlu yaklaşımlar olur.

Aysem Aksoy, Aralık 2017

Kaynakça:

Barış İlhan, Gezegenler: Satürn, Astroloji Dergisi

Satürn ve Melankoli, Cogito, sayı 51, 2007 – YKY

İkonoloji Araştırmaları, Erwin Panofsky, Pinhan Yayınları, 2014 http://www.astrolojidergisi.com/makale_saturn-yayda.htm 

   

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

10 Ekim 2017’te Jüpiter Akrep’te

Jüpiter, yaklaşık bir yıl sürecek Akrep’teki yolculuğuna başladı.

 

Yaşam ve ölüm Akrep’in iki uç noktasıdır. Ölüm, yaşam kadar gerçektir ve kaçınılmazdır. Karşısında hissetiğimiz acizlik bizi güçlü olmaya iter. Akrep doğası gereği hayatta bunu idrak etmek üzere yaşanan deneyimlerden sorumlu burçtur. Jüpiter burada ölüm, bitiş, güç ve acizlik deneyimlerinden bir anlam çıkartmak, çıplak gerçeği aramak, sahte ve yüzeyde görünen her şeye şüpheyle yaklaşmak, ruhsal olarak güçlenmek, korkunun üstesinden gelmek, kendinden daha büyük bir güce inanç geliştirmek, hayatı dönüştürecek bir kavrayış yakalamak peşindedir.

Akrep burcu kaynaşmak, güçleri, kaynakları birleştirmekle ilgilidir. Dolayısıyla Jüpiter’e özgü inanç ve güven hissi insanların enerjilerini daha büyük bir amaç için birleştirebilmeleriyle, toplumdan dışlananların islahı için birlikte çalışabilmeleriyle, çürüyen bozulan şeyler arıtılabildiğinde, krizler sağduyu ve bilgelikle yönetilip aşılabildiğinde kazanılabilinir. Kendi gücünün yetmediği bir şeyleri yapabilmek için başkalarıyla güçlerini birleştirmek bu dönemde yeni gelişim fırsatları, kazanç ve zenginlik verebilir.

Jüpiter Akrep’teyken ahlaki değerlerin ve vicdanın güç kazanması, akıl ve sağduyuyula insani değerlerin yükseltilmesi söz konusudur.  Derin bağlamda yaşamın anlamını ve bağlantılarını anlama yeteneği verebilir. Akrep burcu Jüpiter’e (anlayışa, sezgiye, keşif ve yolculuğa) derinlik, kararlılık ve irade sağlar. Güçlü bir azimle büyüme kararlılığı görülür. Söylenenlerin arkasındakini duymak, görünenin arkasındakini görmek, gerçeğe, derin bir kavrayışa, evrensel ve tüm insanlığı bağlayan prensiplere ve değerlere ulaşmak mümkündür. Tüm ümitlerin bittiği bir yerde yıkıntıdan bir inanç, iyimserlik, umut yaratabilme yeteneği verir.

Kaynaşmanın, nüfuz etmenin ve başka biriyle bir potada erimenin burcu Akrep, gölge yönüyle  ‘Ya hep, ya hiç’ prensibiyle birlikte ‘Benden yana değilsen, benim düşmanımsın’ diyebilir, Jüpiter’in iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayıran gücü ‘benden yanaysan iyisin, doğrusun, haklısın, benden yana değilsen kötüsün, yanlışsın, haksızsın’ fikrine evrilebilir ve hayat iyi ile kötünün savaşına dönüşebilir.

Olumsuz açıdan Akrep’teki Jüpiter sabit fikirleri ve keskin biçimde tanımlanmış inançları ifade edebilir. İnançları, ırk, kültür, din, mezhep farklılıklarını manipüle ederek (birinin diğerine nazaran üstün olduğu vb) haset, kin, nefret ve intikamı büyüterek güç kazanmayı, sınıf ayrımcılığını, farklı inançta, ırkta, kültürde olanlara karşı nefreti, düşmanlığı ve saldırıyı, kendi tarafındaki kayırarak, zenginleştirerek kendinden farklı olanı ezmeyi, gücü sadece dışsal zenginlikle elde etmeyi, adaletsiz, orantısız gücü, vicdansızlığı, aşırı güç kullanmayı, yasa yapıcıların hoşgörüsüzlüğünü, fikrini, yargısını asla değiştirmemeyi, körükörüne inancı, toplumsal, sosyal anlamda çürümeyi, ahlaki, vicdani değerlerin bozuluşunu, kanunları çiğnemeyi, abartılı bir ölüm korkusunu, saçmalık ve gelip geçicilik duygusu yüzünden hiç bir inanca tutunamamayı, borçların artışını, ekonomik krizleri, dev şirketlerin arasındaki güç savaşlarını, marazi büyümeyi, metastazı, çöplerin, kanalizasyonların, pisliğin yayılıp çoğalmasını, yeraltından, sualtından gelen patlamaları, yeraltında, suda yayılmayı, suyun kabarmasını gösterebilir.

Akrep aşırı uçları, Jüpiter ise aşırılığı, abartıyı gösterdiğine göre bu yerleşim aşırı uçta geniş çaplı katliamlara, seks suçlarına, yeraltı örgütlerinin, mafyanın adalet adına saldırılarına, aşırı yıkıcılığa, zalimliğe, kötülüğün ve karanlığın kazanmasına işaret edebilir. Din, mezhep, ırk, cinsiyet, kültür farklarından doğan fanatizmin zulüm ve ölüm getirmesi söz konusu olabilir.

Kuşkusuz kibir Jüpiter’in en büyük günahıdır. Bu dönemde kibir, böbürlenme, gücün tek sahibi olduğuna, tek haklı olduğuna inanmak, kendini yasaların üstünde görmek, tanrı yerine koymak, kendi ihtiraslarını tanrı buyruğu zannetmek, kendi gücüyle sarhoş olmak, her şeyi bildiğini, en doğrunun kendi bildiği olduğunu zannetmek, boyunu aşmak mahva, acizliğe, güç ve kontrolü kaybetmeye, yıkıma neden olabilir... devamı 

Astroloji Dergisi/ Ayşem Aksoy

      

Astroloji’ye Kaç Kişi Gerçekten İnanıyor?


Nicholas Campion

 

Astroloji ve burç köşeleri, magazin gazetelerinin, kadın dergilerinin ve internetin tanıdık içeriğidir. Bu içerikler, bazıları için tartışmalı olmakla birlikte, özellikle insan ilişkileri açısından göksel ve yersel olaylar arasında anlamlı bir ilişki olduğunu iddia ederler.

 

Bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki yaşamı yönetmek amacıyla gezegenleri 12 zodyak işaretiyle ilişkilendiren Astroloji, Orta Doğu'da ve klasik Yunanistan'da M.Ö. beşinci ile birinci yüzyıllar arasında icat edilmiştir. 21.yüzyıla büyük oranda İslam dünyası yoluyla iletilmiştir.

 

Astroloji son günlerde iki farklı konuda yeriliyor. Bir tarafta, en iyi ihtimalle onu yanıltıcı bulan, kötü ihtimalle de Şeytani bulan Evanjelik Hıristiyanlar var. Diğer taraftaysa, kaderimizin yıldızlarda yazılı olmasını hileli ve hatta zararlı olduğunu düşünen şüpheciler bulunuyor.

 

Bu iddialar doğruysa, kaç kişinin astrolojiye inandığını ve bunun nedenlerini anlamak önemli ve bu konuda yapılacak bazı ciddi araştırmalar için zaman gelmiş demektir.... devamı                                                       Çeviren: Billur Kılınç ve Hatice Akbaş

 

   

Büyük Amerikan Tutulması Sadece Amerika’yı mı Etkiliyor?

 

Nefesler tutuldu, gözler Büyük Amerikan Tutulması için Amerika’ya çevrildi. Dünyadaki astrologların tek konusu 21 Ağustos’da gerçekleşecek olan Güneş Tutulması. Bir tutulma en fazla gözlendiği yeri işaret ettiği için bir bakıma haklılar. Amerika bütünüyle tutulmanın etkisi altında. Bu tutulmaya ilginin bir odak noktası da Güneş Tutulmasının Trump’ın Yükselen’i (doğum saati doğruysa) üzerinde gerçekleşecek olması. Trump’a karşı olanlar bu tutulmayla birlikte Trump’un gideceğini umuyorlar. Trump gitse de kalsa da bundan sonra Amerika’yı zor günlerin beklediği aşikar. Geçenlerde bir makale uzun uzun Amerikan İmparatorluğunun çöküşe geçtiğini, yerine Çin’in yükseldiğini anlatıyordu. İleride göreceğiz...

 

Son haftalarda Trump’ın Kuzey Kore lideriyle restleşmesi üzerine bir okurum, bu tutulmanın nükleer anlamda ikisi arasındaki çekişmenin ciddileşeceğine işaret edip etmediğini sormuştu. Doğal olarak Kuzey Kore liderinin bu Güneş Tutulmasından etkilenip etkilenmediğine baktım. Evet, Kim Jong Un’un Mars’ı, yani savaş gezegeni, son Ay Tutulması ve önümüzdeki Güneş Tutulması ile tetikleniyordu. Bunun üzerine dünya üzerinde sahneyi işgal eden ülkelerin ya da liderlerin haritalarına bakınca hemen hepsinin yıkıcı gezegenlerinin son tutulmalarla tetiklendiğini görüyoruz. Kuşkusuz burada kritik konumdaki ülke Amerika oluyor. Amerika’nın haritasında 3. evdeki Ay tetikleniyor. Ay ölüm ve kayıp evi olan 8. Evi yönetiyor, ayrıca hem halkı temsil ediyor, hem de haritada dört tane gezegenin düzenleyicisi durumunda. Bu gezegenler haritada halkı, iktidarı, orduyu, polisi, yurtdışını, açık düşmanları, müttefikleri simgeliyorlar. Sadece bu bile Amerika’nın ne kadar hareketleneceğini göstermeye yeterli. Nitekim Charlottesville olayları bundan sonra yaşanacakların boyutlarının ipucu.

 

Amerika’nın şu anda en büyük düşmanı Rusya, ve lideri Putin’in haritasında hem Tepe Noktasının (MC) hem de Pluto’sunun tetiklendiği görüyor. Pluto cehennemin efendisi lakabıyla en yıkıcı gezegen. İsrail'in Mars-Pluto-Satürn üçlüsü, Netanyahu'nun Mars ve Pluto'su da dikkat çekiyor. Tutulmalarla yine Pluto’su tetiklenen bir başka lider de Erdoğan (doğum saati bilinmediği için haritayı 12:00 göre çıkarttım). Hepsi güç savaşı, manipülasyon, gücü elinde tutma mücadelesi veriyorlar. Tabloya İngiltere’yi eklediğimizde, onun da Satürn-Venüs/Pluto karşıtlığının tetiklendiğini görüyoruz. Bu durumda özellikle Suriye ve Irak’ta etkin olan ülkelerin zorlu bir sürece girdikleri görülüyor. Bu süreçte Mars, Satürn, Pluto gibi gezegenlerin harekete geçmesi endişe yaratan bir tablo sunuyor.

 

21 Ağustos’taki Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. Evinde gerçekleşiyor ve iktidarı temsil eden, Ay Tutulması ile de tetiklenen Neptün’ün yanında duruyor. Başkanlık, medya, ilk öğrenim ve komşular temaları ön planda. İlginçtir ki Güneş Tutulmasının Astro Carto Graphy’sine baktığımızda Uranüs-Pluto çizgilerinin Türkiye-Suriye sınırında Kobane-Sincar arasında, kesiştiğini görüyoruz. Bu ikisinin birleşimi ani radikal savaşları ve yıkımları, öngörülemeyen dönüşümleri, özgürlük mücadelesini, kitlesel başkaldırıyı düşündürüyor. Aynı haritada Jüpiter de Hatay’ın yanından, İdlib üzerinden Şam’a iniyor. İdlib Suriye yönetimine karşıt, cihatçı güçlerin elinde bir kent. Son haftalarda el-Kaide uzantısı Nusra’nın eline geçti. Türkiye yönetimi için önemi büyük. Umarız sağduyu egemen olur, daha fazla dipsiz kuyulara doğru yönelinmez.

 

Bir Güneş Tutulmasının etkisi bir kaç yıl sürer. Olaylar bazen tutulmadan hemen önce veya hemen sonra olabilir, ancak 1-2 yıl sonra da gerçekleşebilir. Bu da bizi 2019-2020 yıllarına götürür. Demek ki o dönemde gerçekleşecek olayların tohumları şimdiden Mars, Satürn, Pluto ile atılıyor. Hepimize kolay gelsin... -Barış İlhan

 

      

Astrolojide Mizaçlar (Temperament)

 

 

Gülşen Altay'ın hazırladığı çalışma. Bu çalışmayı 9 Şubat 2017 tarihinde NCGR-Türkiye toplantısında sundu. Çalışma uzun ve kapsamlı olduğu için pdf dosya olarak paylaşıyoruz. Aşağıdaki linkten dosyaya ulaşabilirsiniz.  Kendisine çok teşekkür ederiz.

 

MİZAÇ

 

"Elementler harmanlandı, karıldı bir insana… 

Su’ydu, ondan size akan 

Ateş’di, ondan size geçen heyecan, ilham 

Hava’ydı, ondan size doğru esen 

Toprak’dı onun kendine sakladıkları"


Bir şeyleri kategorize etmek insanın doğasında vardır. Jung bunun sebebini “kaos’a düzen getirmek” istememiz olarak açıklar. Gerçekten de binlerce yıldır insanları fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak sınıflandırıyoruz. Bu sınıflandırmalardan bir tanesi de 2000 yılı aşkın süredir bilim adamları, hekimler, filozoflar ve astrologlar tarafından kullanılan mizaç’dır.
Bildiğimiz anlamda modern batı dünyasına ulaşan mizaç teorisi ve analizi tarihte Greklerle başlamıştır. Empedokles, ilk, kosmos’un bileşenleri hakkında hipotezini sundu. Açıklıkla olmasa da Hipokrat tarafından değinilen mizaç doktrini, Galen tarafından geliştirildi ve Ptolemy’den Ortaçağ astrolojisine ve William Lilly zamanına kadar kullanıldı. Mizaç teorisini ve tarihini keşfe çıkmadan önce dilerseniz: Mizaç nedir? Bileşenleri nedir?, sorularına cevap arayalım.

 

https://s3.amazonaws.com/wix…/Z41BkC2QKiaDZKWmdB0Q_MIZAC.pdf

     

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

 

  

AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR

 

 

Astrolojide Ay Düğümleri Ay’ın yörüngesi ile dünyanın yörüngesinin kesiştikleri noktalardır. Güneş ve Ay Tutulmaları da Yeniay ve Dolunay’ın bu düğümlerin yakınlarında gerçekleşmesi ile olur. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Aslan burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de Kova’ya giriyor. Yani Kova özelliklerinden Aslan özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla kişisel olarak risk almak, kendini ortaya koymak zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz.

 

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda, merkezde olma isteği ile kenarda mesafeli durma isteği, kişisel ve yoğun sevgi ihtiyacı ile insanlara mesafeli durma ihtiyacı, en önemli ve özel olma arzusu ile herkesin eşit olduğu düşüncesi arasındaki çekişmeyi gösterir.

 

Gerisini Astroloji Dersleri kitabından okuyalım:

 

Kuzey Ay Düğümü Aslan’da, Güney Ay Düğümü Kova’da
Bu kişi kendisinde sağlıklı Aslan özelliklerini geliştirmeli ve kendisine daha aşina gelen
Kova’nın gölgelerine dikkat etmelidir. Bu insan akıntıya uyup, kendini pek ortaya koyma-
dan yaşamaya eğilimlidir. “Eğer ben bu grupla iş birliği yapar, onlara boyun eğersem onlar
bana istediğim sevgiyi ya da onayı verirler” düşüncesinde olabilir. Bir kenarda başka insanların performansını izlemeye alışkındır. Yaşamı yaşamaya değil, gözlemlemeye alışmıştır. Bu yüzden uygulama konusunda problemi vardır. Bilimsel gözlem alışkanlığıyla yaşama katılmayı ihmal ettiğinden, bu hayata bunu öğrenmeye, kendi performansını sergilemeye, oyununu oynamaya, hayatın tadını çıkarmaya gelmiştir. Akıntıya uyma özelliği nedeniyle, bir gruba dahil olup, kalbindekileri ortaya çıkartamayabilir. Oysa yapması gereken içindekileri ortaya çıkartmak, yaratıcılığını ifade etmektir. Ama alkışlanmama, beğenilmeme korkusu bunu yapabilmesini zorlaştırır. Bu insanlar hiç çocuk gibi oynamasını bilmediklerinden ve bunu öğrenmeleri gerektiğinden çocuklarla beraber olmalıdırlar (kendi çocukları olması şart değildir).

 

Geliştirilmesi gereken Aslan özellikleri:

Kişisellik
Özgüven
Risk almak
Sahnede yer almak
Kalbinin sesini dinlemek
Keyif aldığı projeler geliştirmek
Hayata oyun gibi bakmak
İçinden geçeni ifade etmek
Başkalarını yüreklendirmek
Her güne yeniden keyifle başlamak

 

Bırakılması gereken Kova özellikleri:
Soğukluk, uzaklık
Ait hissetmek için akranlarının baskısına boyun eğmek
Ben hepinizden farklıyım tavrı
Tuhaflıkla dikkat çekmek
Sürü psikolojisi
Hayatı bir laboratuar gibi uzaktan izlemek
Sürekli isyan

 

Önümüzdeki süreçte daha cesur, onurlu ve yürekli olmanız dileğiyle...

Barış İlhan

    

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun Yeniay ya da Dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

  

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

NİSAN 2019

 

 BİLGİ KÖŞESİ

Tek Düzenleyici 

(Sole Dispositor)

Kendi burcunda bulunan ve doğum haritasındaki diğer gezegenlere doğrudan ya da dolaylı olarak ev sahipliği yapan gezegendir. Eğer kendi burcunda iki gezegen varsa ya da iki gezegen karşılıklı olarak birbirlerine ev sahipliği yapıyorlarsa tek düzenleyiciden söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, birbirlerini karşılıklı ağırlayan iki gezegen, eğer aynı zamanda diğer sekiz gezegenin tamamına doğrudan ya da dolaylı ev sahipliği yapıyorsa, bu durumda ‘ortak düzenleyici’den bahsedilebilinir. Bir gezegen hem kendi burcunda hem de tek düzenleyici konumundaysa gücü daha da artar. Doğum haritasında tek düzenleyicinin olup olmadığını tespit etmek için, herhangi bir gezegenden başlayarak o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Sonra sırasıyla o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Bu işlem daha ileri gidilemeyecek noktaya kadar sürdürülür. Diğer gezegenler için de aynı işlem yapılır.

 

Astrological Essays, 1979 -Ivy Jacobson

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.