Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

 - Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

12.5 yıldır yayında.

 

 

 

Jupiter Aslan`da

26 Mayis 1908 sabahı, şafak sökmeden hemen önce gökyüzünde Jupiter`in konumuyla ilgili ne Reynolds`ın ne de Churchill`in en ufak bilgisi vardı, fakat kadim bilginlere göre Kraliyet sembolü olan Aslan Burcu`ndaki asil Jupiter çok talihli bir ana işaret etmekteydi. Hükümdarlık ve Aslan geleneği modern İran'ın ilk bayrağında da varlığını sürdürmüştür. Jupiter`in gökyüzünde bu pozisyona her dönüşü Ortadoğu petrollerinin hakimiyeti adına oluşacak yeni bir savaşın simgesi olmuştur ve Jupiter tekrar o konuma gelmek üzere...

 

Avustralya'lı astrolog Ed Tamplin'den güzel bir analiz...

 

 

MERKÜR–URANÜS- KARE AÇISI - 25 Temmuz

Algılama-Esinlenme

Esnek-İnatçı

Entelektüel-Devrimci

Merak etme-İcat etme

Lokal-Evrensel

Sinirli-Heyecanlı

Bağlantılı-Kopuk

Genel Bilgi-Keşfedilmemiş Bilgi

 

(+) Buluşçu zihin, Heyecan uyandıran teoriler, Kendini özgün bir biçimde ifade edebilme,

Her türlü düşünceye eşit mesafede ve tarafsız bakabilme, Liberal eğitim sistemlerini benimseme, Düşünme ve konuşma özgürlüğü, Evrensel bir özgürlük anlayışı, Çabuk algılama, Hızlı düşünme, Sıra dışı iletişim kurabilme.

(-)Anlaşılmaz  fikirler, Günlük hayatta uygulanamaz teoriler, Zihnin sınırlarında dolaşmak,

İletişimde kopukluklar, Düşünme tarzının bireyselleşmeye engel olması, Herkesin kendine

özgü bir algılama biçimi olduğunu kabul edememe,  Bilgiyi genelleştirme,  Aniden bir düşünceden diğerine geçmek,  Amaçsız isyankarlık, Aklı yüceltmek, Farklı konuşma üslubu,  Sadece farklılığını ifade etmeye yönelik konuşma, Gergin, sabırsız, huzursuz, eksantrik konuşmacı, Tuhaf sözler söyleyen, Akranlarıyla iletişim kuramayan.

 

GÜNEŞ-JÜPİTER KAVUŞUMU - 23 Temmuz
"Kendini büyütmek ya da Şişmek"


Gelişme-Büyüme
Yaşam zevki-Mutluluk
Ağırbaşlılık-Erdem
Öz-Anlam
İstek-Başarı
 

(+)Yaşamda kişisel anlam keşfetme isteği. Geleceğe dair iyimser beklentiler. İlahi korunmaya ve büyük plana inanç geliştirmek. Büyük hedefler ve ideallerde kendine güvenmek. Hayatta inanç ve yaşam felsefesi oluşturmak. Yaşanılan durumlarda hoşgörülü ve anlayışlı olmak. Maddi manevi büyümeyi ve yükselmeyi istemek.
(-) Aşırı güven ve iyimserlik, üşengeçlik, kibir, gösteriş, tantana, ayağını yorganına göre uzatmama, önyargı, yargılamak, doğruyu ben bilirim tavrı.

 

MARS AKREP BURCUNDA

 

"Düşmanımı mağlup edecek kadar yakından tanıdığım an,

aynı zamanda onu sevdiğim andır"  - Orson Scott Card

 

Mars 26 Temmuz’da yönettiği burçlardan biri olan Akrep’e giriyor. Mars, Klasik astrolojide hem Koç burcunu hem de Akrep burcunu yönetir.

 

 

Anahtar ifadeler:

Olumlu: Ruhsal gücü harekete geçirme kabiliyeti, enerjileri birleştirme gücü, kararlılık, dayanıklılık, hareket ediş tarzıyla dönüşüm sağlamak, herkesin kazanması için mücadele etmek, nnerjiyi arındırmak, ölüme meydan okumak, zararlıyı def etme gücü, tabularla savaş, kriz anında hareket edebilme, manipülasyon gücünü olumlu kullanarak başkalarının da krizleri atlatmasına yardımcı olmak.

Olumsuz: Güç savaşlarına girmek, yeraltı faaliyetleri, başkalarını istismar ederek güç ya da çıkar sağlamaya yönelik hareket etmek, yap ya da öl felsefesi, takıntılı hareket etme, hasetle rekabet etme, yıkıcı güdüler, saplantılı cinsel dürtüler, zorbalık, taciz, işkence.

 

Akrepten bir önceki burç olan Terazi, öteki insanların farkına varıldığı bir bilinçlenme sürecini tanımlarken Akrep ise bu insanlarla kaynaşmayı temsil eder. İnsanların ruhlarının aslında aynı yolculukta yer aldığını idrak etmek Akrep’in işidir. Aynı zamanda Akrep, derinlerdeki zenginliği de simgeler. Tıpkı yeraltı madenlerinde bulunan eşsiz cevherler gibi. Burada bu zenginlikle birlikte büyük bir güç gizli kalmıştır. Aslında Akrep’in ruhu, bu gücün farkındadır. Ancak bunun bilinçli bir farkındalığa dönüşmesi için burcunun öğrenme süreçlerinden geçmesi gerekir. Bu süreç ise kişiyi erdeme götürebilecek, sıkıntılarla dolu, en meşakkatli yolculukları barındırır. Akrep dünyaya bu gücü kullanabilmesi için gerekli donanıma sahip olarak gelmiştir. Sondaj yapabilmek; her zaman görünenin ardında başka şeyler olduğunu düşünmek ve onu ortaya çıkarmak arzusu, Kimsenin giremediği yerlere girmeye cesaret etmek donanımlarından birkaçıdır. Yine de en derine inmek, bilinçaltının en karanlık yönleriyle yüzleşmek herkes için olduğu kadar Akrep için de başlarda korkutucu gelir. Bu, adeta bu dünyayı bırakıp gitmek gibidir ve bir anlamda ölümü çağrıştırır. Bulunduğu yeri terk etmemek için bilinçaltı düzeyinde ölüme tepki olarak bir kontrol mekanizması geliştirir. Burada ölümden kasıt her türlü ayrılığı içinde barındıran bir duygudur. Bu süreçte ne kadar etrafını kontrol altına alırsa o kadar ölüme karşı koyacağını düşünür. Donanımlarını bunun için kullanmaya başlar. Etrafındaki insanları bir organizmanın azalarına benzetirsek Akrep’te bu organizmanın hükmeden beyni olmaya çalışır. Başkalarının sırlarını öğrenerek manipülasyonla onları kontrol edebileceği bir halde tutmaya çalışır. Her şeyi kontrol etmeye çalışmanın güç gerektirdiğini bilir. Asıl görevi ruhunun gücünü kavramak iken başkalarını kontrol etmeyi güç olarak algılar. Ancak başka bir insanın ruhunu yolundan çıkarmaya çalışmak Akrep’in en büyük gölgelerinden biridir ve en çok dirençle burada karşılaşır. Başkaları ile yıkıcı güç savaşlarına girer. Bu güç savaşlarından her zaman kazanarak çıkamaz. Belki defalarca yenildikten sonra güçsüz ve aciz olduğunu kabul etmek zorunda kalır. İşte bu noktada asıl gücü kendini içsel olarak teslim ettiğinde ve ölümü kabullendiğinde bulur. Artık herkesin aslında basit ve bir o kadar da masum olduğunu idrak eder. Masumiyetin fark edildiği noktada manipülasyona, kontrol etmeye ya da güçlü olmaya gerek kalmaz. Doğanın bir akışı olduğunu, yaşam ve ölümün iç içe olduğunu idrak eder. Tekrar küllerinden doğmuşçasına bir değişim yaşayarak dönüşür. Artık ruhu başka insanların ruhlarına yoldaşlık edecek erdeme kavuşmuştur.

 

Mars’ın yöneticisi olduğu Akrep burcuna transit hareketi yukarıda bahsedilen temalarının ön plana çıkmasına sebep olur. Mars hareket enerjisini temsil eden bir gezegendir. Akrep taşıdığı mahremiyet duygusu yüzünden içsel bir burçtur ve enerjisini her zaman açığa çıkarmayı tercih etmez. Mars’ın dinamik enerjisi Akrep burcuna geçtiğinde ilk olarak akla gelebilecek şey derinlerdeki potansiyel enerjinin harekete geçeğidir. Artık yukarıdaki süreçte de anlatıldığı gibi ruhumuzun hangi evresinde bulunuyorsak o aşamadan itibaren harekete geçeceğimiz olaylar yaşayabiliriz. Kontrolü ve gücü ele geçirmek için savaşmak, bunun için başkalarının sırlarını elde etmeye çalışmak, bu sırları istismar ederek çıkar sağlamaya yönelik hareketler görülebilir. Mars’ın Akrep burcunda oluşuna örnek olarak mafya savaşları gösterilebilir. Her türlü ‘mafyavari’ ilişkiler söz konusudur. Güç konusuna takılmış vaziyette sürekli yenmeye odaklı davranışlar görülebilir. Bu esnada hileli davranışlar da söz konusudur. Tabii her birimiz mafya içinde yer almıyoruz, belki güce takıntılı bir şekilde etrafa zorbalık yapan kişiler olarak tanınmıyoruz ama yine de bunu bir sembol gibi düşünecek olursak hangi alanlarda akrepçe davranışlar sergilediğimizi fark etmeye çalışmak işe yarayabilir. Kimimizin bütün öyküsü bu tema üzerine kurulmuşken, bazılarımız içinse hayatın sadece belli alanlarında bu durum geçerlidir. Kendimizi güç savaşlarına girmiş vaziyette yakaladığımızda bunun aslında teslim olma, yenilgiyi ve acizliği kabul etme zamanı olduğunu bilmeliyiz. Bu belki de bizim için hayatımız boyunca yaşayabileceğimiz en önemli dönüşümün habercisi olabilir.

 

Son dönemlerde bir dizi Güneş tutulması Akrep-Boğa aksında gerçekleşmişti. Güneş tutulmalarının etkisi iki yıl sürer. Bu yüzden bu tutulmaların derecelerini hatırlamakta fayda var. Çünkü Mars aynı zamanda olayları tetikleyen bir gezegendir. Mars bu derecelere geldiğinde, Akrep enerjisinin daha yoğun ve olaylı bir şekilde görüleceğini söylemek mümkün. Zaten yaklaşık iki yıldır Satürn de Akrep burcunda transit hareketine devam ediyor ve bizi Akrep temalarını yapılandırmak için oldukça zorluyor.

 

Bu tutulmalar sırasıyla şöyle idi:

 (Parantez içindeki tarihler Mars’ın bu derecelere yapacağı açı günlerini gösteriyor.)

13 Kasım 2012 - 21 derece Akrep burcu (31Ağustos-kavuşum açısı)

10 Mayıs 2013 - 19 derece Boğa burcu (28 Ağustos-karşıt açı)

3 Kasım 2013 - 11 derece Akrep burcu (14 Ağustos-kavuşum açısı)

29 Nisan 2014 - 8 derece Boğa burcu (9 Ağustos-karşıt açı)

 

Aslında sonuç olarak bakacak olursak, şimdiye kadar sahip olduklarımızla, aşina olduğumuz yapılarla kendimizi güvende tutmaya çalıştık. “Ölmemek” için bu yapıların kapsadığı her şeyi kontrol etmeye çalıştık. Bu yapılarla aramızda derin bağlar geliştirdik. Bağlar kuvvetlendikçe vazgeçmek imkânsız hale geldi. Bunlar içsel ya da dışsal olabilir. Maddi-manevi kendimizi güvende hissettiren şeyler olabilir. Ancak şimdi bu yapıların çürüdüğü bir zaman dilimindeyiz. Çürüyen her ne ise artık gitmesine izin vermek gerekiyor. Ancak bundan sonra geriye kalan bizi tatmin edecek gerçek değerimiz olacaktır.

(c) Zekai Kardaş

 

GÜNEŞ ASLANDA

Güneş Aslan'a geçti. Biliyorsunuz Aslan burcu bedende kalbi temsil eder ve gerçek bir Aslan olmak "Yürek İster". Şöyle bir düşünürsek kendini olduğun gibi ifade etmek, bir şekilde bir şeyler yaratmak ve bunları insanların görebilecekleri bir yerlerde sergilemek gerçekten yürek ister. Bunun için risk almaya gönüllü olmak ve başkalarının eleştirilerinden fazla etkilenmemek gerekir. Oysa gölge yönüyle Aslan dikkat çekmeye ve hayranlığa bağımlıdır. Bir an gözler ondan uzaklaşsa incinir ve dikkati üzerine odaklamak için her şeyi yapabilir. Buna hastalanmak da dahildir. Yapıcı bir Aslan kullanımı ise en ağır eleştiriler karşısında tüm doğallığıyla durabilmek ve kendisini ifade etmeye devam etmektir. Bazen de "aslanlar gibi döğüşmektir". Kendisi yaratamayan, kendisini gösteremeyen insanlar gizli gururla neyin nasıl yapılması gerektiğini sana anlatırken ve seni eleştirirken onların karşısında "aslanlar gibi durabilmek yürek ister". Ve buna özgüven denir. 

 

Tüm bunları düşünürken Cem Yılmaz'ın bir gösteri kasetini dinlemeye başladım. Kaset "Bu mudur yani" diye başlıyor. "Bu mudur yani gösteri?" Cem Yılmaz da "Budur" diyor. Gösterinin tümü Aslan burcunu çok iyi anlatıyor. Ben burada ancak bir kısmını özetleyebileceğim.

"Ben kendi güldüğüm hikayeyi anlatıyorum. Kendi hikayeni anlatıp onun muhatabını bulmak mutlu ediyor.... Ama sahne çok kaygan bir yer. Burada hakikaten aklını kaybedebilir insan. Hele bir de alkışlanınca aklını kaybedersin, gerçekten bir bokum zannedersin. Halbuki komiklik yapıyorsan, yalnızca komiklik yapıyorsundur. Bunun ekstra bir saygınlığa ihtiyacı yok ki... Ama seyirci çok lütufkardır. Alkışlar filan, aklını kaybedersin sahnede... (alkış) Alkışlamayın yaaa, ben onlardan değilim ki, alkışlayın diye yapmadım. Ben zaten anlatacaktım... Öyle alkış budalaları vardır. "Alkışlarla yaşıyorum" filan derler, ben onlardan değilim, normal besleniyorum....  Bunları ya kral yapıyoruz başımıza, ya da yerlerde süründürüyoruz....

 

Dünya çapında gösteri yapmıyorsam, terbiyesizim. Sonra millet diyor ki. Bu mudur yani? Evet bu. Ne olacaktı yani. Fikir verir bazısı, bence gösteriye şöyle bir şey ekle diye. Onu sen ekle, hadi bakalım. Ben neyi çıkarayım diye düşünüyorum....

 

(Seyircilerden sataşma ve ben senden komiğim savaşları)  Başka yerde ürün vermeye çalışın, burada ne artistlik yapıyorsunuz bana."

Kendi sahnenizde kendinizi gönlünüzce ifade edebilmeniz, böylece kendi yaratıcı  enerjinizi başkalarının ürünlerini eleştirerek harcamamanız dileğiyle.

 

Eğer son günlerde istediklerinizi yapamadığınız, önemsediklerinizi elde edemediğiniz, hakkınızı savunamadığınız için öfke hissediyorsanız, saldırganlaşıyorsanız (Güneş-Mars karesi) birkaç gün ne dediğinize, kendinizi nasıl ifade ettiğinize dikkat etmekte yarar var. Zira Merkür Pluto'nun karşısında geçiyor. Güç savaşları, manipülatif dolaylı ifade, takıntılı-saplantılı bir zihin, dilini bir kılıç gibi kullanma, bir türlü susamama, son sözü söyleme isteği nedeniyle büyük zararlar söz konusu olabilir.


Yok eğer kendinizi çok canlı, aktif hissediyorsanız, etkili bir planlama, kesin bir zihin sayesinde bir çok işi başarmak mümkün olabilir.

 

Hissedilen gerilimlerin bir işareti de bugün hem Satürn'ün hem de Uranüs'ün durmaları. Bir gezegen durunca simgeledikleri yoğun hissedilir. Dolayısıyla biraz baskı altında, huzursuz, gerilimli hissetmek doğal. Şimdi Uranüs geri gidecek, Satürn ise ileri gidecek. Teorileri, zihinsel faaliyetleri, rastgele özgürlük isteklerini bir süreliğine bırakıp, ciddileşeceğiz. İstediklerimizi gerçekçi bir şekilde, gerekirse zorlukları aşarak yapılandırmaya başlayacağız. Uranüs ile Satürn birbirlerine 150'lik açı yapıyorlar. Bu, yeniden ayarlamak anlamına geliyor. Sorumluluk ile özgürlük, eski yapılar ile yenilikler, gelenekler ile modernlik arasındaki uyumsuzlukların nasıl düzeltileceğine kafa yormakta yarar var.

22 TEMMUZ 2014 MERKÜR–PLUTO KARŞIT AÇISI

 

Merak-Kuşku

Yüzeysel -Yoğun

Demogoji-Manipülasyon

Esnek-Takıntılı

Hüner-Güç

Nükte-İğneleme

Muhakeme-Sondajlama

Rasyonel-İrrasyonel

 

(+) Bilginin derinine inmek, Görünenin arkasındakini araştırmak, Gerçekleri tüm çıplaklığıyla görmek, Karanlık yönlerini yüzeye çıkartıp arındırmak ve dönüştürmek veya bilineni kökten değiştirmek, İletişim tarzında dönüşüm, Tabulaşmış düşünceleri yıkmak ya da değiştirmek, Kelimelerin gücü, Düşüncelerini  kabul ettirmekte yetenek, Stratejik tacir.

 

(-)Bildiklerinden kuşku duymak, Yanlış olduğunu bildiği düşüncelerin takıntılı biçimde arkasından gitmek, Bilginin güç olduğunu düşünmek, Zihinsel güç savaşlarına girmek veya ticarette güç savaşlarına girmek, Saplantılı bir şekilde iletişim kurmak, Öldüren dil,  Bilgiyi kötüye kullanmak, Sırları aleyhte kullanmak.

 

Merkür-Pluto karşıt açısı Yengeç-Oğlak burcu aksında gerçekleşiyor. Bu tablo bize kendi sorumluluklarımızdan ziyade başkalarının sorumluluğunu alarak onları kontrol etmek için kendimizde bağımlı hale getirmeye çalışılabileceğimizi gösteriyor. Ancak bu süreçte onları kontrol etmek adına değiştirmeye çalıştığımızda direnç görebilir, meydan okumalarla karşılaşabiliriz. Burada yenilip acizliği deneyimleyebiliriz. Ancak aciz olduğumuzu kabul ettikten sonra düşünce ve algılama tarzımızı arındırarak dönüşüm yaşayabiliriz.

 

Venüs Yengeç Burcunda
Konuları: Duygusal, anaç, koruyucu ve kollayıcı şekilde ilişki kurmak. Ait olmayı ve duygusal açıdan güvende olmayı arzulamak.
Kendini değerli hissedebilmek için kendini büyütüp duygusal anlamda olgunlaşmak. Vatan, geçmiş ve aile sevgisi. Sevgide şefkat, yumuşaklık. Dişil olanı sevmek. Evi güzelleştirmek.
Olumsuz anlamda: Değer duygusunun ruh hallerine göre değişmesi. Sevgide ilgi ve annelik görme ihtiyacı, bu konuda doyumsuzluk. Duygusal açlık. Ne kadar anaç ise o kadar değerli olduğunu düşünmek ya da ne kadar ilgi görürse o kadar sevildiğini hissetmek. Sevgide ve ilişkilerde bağımlılık, duygu sömürüsü, kaprislilik. Sevgi konusunda hayalcilik, masalsı aşk beklentisinde olmak. Kolay incinebilir olmak yüzünden sevgiyi sert bir kabuk altında saklamak, sosyal anlamda içe kapanıklık, sadece aile ile sosyalleşmek.

 

JÜPİTER ASLAN BURCUNDA - 16 TEMMUZ 2014

Aslan Burcundaki Jüpiter İçin Anahtar İfadeler:

Benliğin aşırı büyümesi, Coşkulu yaratıcılık, Kendine inanç, Çocuğun büyüme zamanı ya da aşırı çocukça davranışlar, Bolluk duygusuyla tembellik etme, Kendini gösterme ihtiyacında abartıya kaçma, Neşeli ifade, Kutsal çocuk, Tanrı kompleksi, İçindeki özü büyük bir inançla dışarıya çıkarma arzusu, her şeyin yolunda gideceği duygusuyla hesapsız risk alma, Liderlik edebileceğine inanç duymak…

 

Jüpiter bir yıldır transit olarak Yengeç burcunda ilerliyordu. Bu, Yengeç’te duygusal ve iç dünyamızı büyütüp kendimizi güvende hissetmek üzere olaylar yaşayacağımız bir süreci gösteriyordu. Şimdi Jüpiter Aslan burcuna ilerlediğinde ise geçen sene boyunca içsel olarak saptadığımız şeylerin dış dünyada ifade edilme zamanın geldiğine işaret ediyor. Kendimizi güven içinde hissetmeye çalıştık, doğru ya da yanlış bunun için önlemler almaya çalıştık. Artık bu süreci geride bırakıp, bizi koruması için yeterince kabuk geliştirdiğimize inanıp dışarıda kendimizi gösterme vakti geldi.

Aslan burcu bizim içimizdeki özü -yaratıcılığımızı- dış dünyaya ifade sürecimizi gösterir. Bu süreçte Aslan burcu öz ile temas kurmalı, tabii bunun için özümüzde ne olduğunu görme riskini alabilmeliyiz. Evet, aslında Aslan burcu için bu bir risktir, çünkü işin ucunda beğenilmeme ihtimali vardır. Eğer bu süreçte Aslan burcu beğenilmeye odaklanırsa gerçekten kim olduğunu göstermek istemeyebilir. Bu onun içten içe aslında beğenilmesi için bir sebep olmadığı korkusunu pekiştirir. Bu duygu herkes için çok öz yıkıcı bir davranıştır. Bu süreçte ancak alkış alabileceği davranışlar sergilemeye başlar. Bizim görkemli kralımız bu noktada sürekli ilgi ve beğeni talep eden bir soytarıya dönüşebilir. Ya da nasıl olsa beğenilmeyeceğini düşündüğü için hiç ortaya çıkmayabilir. Psikolojik olarak içimizdeki önemli olma duygusu Aslan burcuyla temsil edilir. Bu yüzden aslında ne yapmak istiyorsak onun peşinden giderek içimizdeki canlılığı muhafaza etmeliyiz.

Jüpiter ise bizim büyüme, genişleme ve yayılma fonksiyonumuzu temsil eder. Bizim hayata güvenmemizi, yaşamın bir anlamı olduğuna inanmamızı sağlar. Bu duyguyla bulunduğu yere bolluk hissi getirir. Jüpiter’in haritamızda bulunduğu burç ve ev bizim yayılmaya ve genişlemeye yatkın olduğumuz alanları gösterirken transit olarak Jüpiter’in hareketleri ise artık nerede büyümemiz, yayılmamız gerektiğini bize gösterir. Bu alanlarda şanslı olduğumuz inancını aşılar. Bundan dolayı kendimizi neşeli hissederiz. Ancak bu aşırı şanslı olduğumuz duygusu, bizim himaye edildiğimiz duygusuyla birleşince kendimizin üstün olduğunu düşünebiliriz. Bu ise kibir ve fanatizmi doğurur.

Jüpiter Aslan burcuna geçtiğinde artık içimizdeki çocuğun büyüme zamanının geldiğine işaret eder. Kendi isteklerimizi yapmak için kendi sorumluluğumuzu almanın zamanıdır. Büyümeye doğru kendimize duyduğumuz inançla adım atma zamanıdır. Başta Jüpiter’in sebep olduğu aşırı güven duygusu içimizdeki çocuk kalmış yönümüzü şımartmak isteyebiliriz. Ancak buradaki tehlike aslında bu çocuk kavramının temel psikolojik arketip olarak bizim kendimizi “kutsal çocuk” olarak hissetmemizdir. Bu arketiplerde Kutsal çocuğun aslında kendini dünyayı kurtaran bir tanrı gibi gördüğü anlatılır. (Zalim bir hükümdarın elinden kurtarmak için ebeveynleri tarafından bir sepete konularak nehirde yüzdürüldükten sonra hayatta kalan ve sonrasında dünyayı kurtaran çocuk arketipinde olduğu gibi). Çocuk evrenin merkezindedir ve bütün her şey onun etrafında dönmektedir. Jüpiter’in Aslan burcundaki gölgelerinden biri de budur. Çocuk tarafımızla büyümeye direnç gösteririz. Çünkü bir kez büyüdük mü artık evrenin merkezinde olmadığımızı kabullenmek zorunda kalırız. Bundan kaçınmak için başkalarına iyilikler yaparak kendi önemimizi anlamalarını umarız. Artık egomuzun doyurulamaz yönü (Aslan) ahlaki/felsefi (Jüpiter) bir amaç ile birleşmiştir. Sonucunda kibir ve üstünlük duygularıyla hareket etmeye başlarız. Fanatikçe yaklaşımlar sergileyerek kendi söylediklerimizin veya yaptıklarımızın doğruluğuna başkalarının da inanmasını bekleyebiliriz. Bu da bizim aslında problemli yönlerimizi göz ardı ederek derinlikten yoksun ve ciddiyetsiz olarak yaşamamıza sebep olur. Bunu aşırı dramatik telafi etmeye çalışabiliriz. Burada aslında neyin gerçekten bizim için önemli olduğunu idrak etmemiz gerekmektedir. Hayatta herkesin kendisi için önemli olduğunu, bizim de kendimizi önemli hissetmek için özümüze uygun olarak kendi isteklerimizi gerçekleştirmek durumunda olduğumuzu fark etmeliyiz. Böylelikle içimizdeki cevhere dokunup onu parlatabiliriz. Jüpiter Aslan burcundayken liderlik ve organizasyon yeteneklerinde de artış görülebilir. Ancak, kendi özüne uygun davranan birisi insanları doğru yönlendirebilir aksi takdirde buyurganlık ve despotça yaklaşımlar görülebilir.

(c)Zekai Kardaş

 

Dergimizin artık ASTRODOKU'su var.

İlker Em sizin için hazırladı. Tıklayın

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Yaz gündönümü haritasında Terazi burcu yükseliyor. Dolayısıyla Türkiye'nin doğum haritasındaki Mars yükseliyor ve transit Mars da 1. evde, zararlı olduğu burç da bulunuyor. Yükselen'in yöneticisi Venüs, yönettiği burçta, ama ölüm ve kayıp evi olan 8. evde. Buraya aynı zamanda atıl ev derler. Yani güçten düşmüş, bir şey yapamaz durumda.
Mars-Uranüs karşıtlığı 1. ve 7. evlere yerleşmiş. Pluto IC'yle kavuşum halinde bu gezegenlerle T-kare oluşturuyor.
Özetle Yaz Gündönümü haritasına Mars, T-kare, gerilim, çatışma, direnç ve düşmanlıklar damgasını vurmuş durumda. Ancak Venüs 10. evdeki Jüpiter'le altmışlık yapıyor ve Venüs'e (halka) biraz güç veriyor.
Yükselen aksında Türkiye'nin iktidar-muhalefet aksı duruyor. Bu durumda muhalefet yükseliyor, iktidar batıyor gibi bir görüntü var. Anlaşılan önümüzdeki 3 ay oldukça çekişmeli geçecek.
Güneş (yönetici) 9. evde yurtdışıyla, yabancılarla meşgul görünüyor. Hemen yanı başında hem muhalefetin hem de sıkıntı sorun evinin yöneticisi Merkür bulunuyor. Bu haritada Jüpiter komşular evini yönetiyor ve 10. evde bulunuyor. Malum, şimdi iktidarımız komşudaki meselelere odaklanmış durumda. 
Mars gündönümü haritasında para evini yönetiyor. Bu evde Satürn duruyor. İki uğursuzun parayla bağlantılı olması ekonomik zorluklara işaret ediyor. Aslında belayı def edebilirlerdi, ama Mars'ın zararlı konumu, belanın etkili olabileceğinin işareti. 
Mars ileri gitmeye başladığından bu yana Nisan'daki büyük kareyi tetikledi ve çok belalı geldi. Şimdi Uranüs'le karşıt açıya yaklaşıyor. Önümüzdeki günler beklenmedik gelişmelere gebe olabilir. 
Öyle görünüyor ki bize bu yaz tatil yok.... Şimdi mücadele (Mars, kare açı) zamanı.

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

 

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde

geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Dolunay Bitiş mi?


İnternette Dolunay’la ilgili çeşitli yazılarda Dolunay’ın sonları ya da bitişleri ve yeni başlangıçları gösterdiğine dair yazılarla karşılaşıyoruz. Bunlar çok yanıltıcı ifadeler. Ay fazları arasında bir şeyin bitişi ve yeni bir şeyin başlangıcı arasında geçiş işlevini gören faz balzamik ay fazıdır. 


 

Ay’ın yeniay fazı doğumu, büyüyen fazları büyümeyi, dolunay tamlığı, küçülen fazları da bozulup çürümeyi simgeler. Sanırım burada tamlık, bütünlük ile bir şeyin bitişi (yeni bir şeyin başlayışı) kavramları karıştırılıyor.

Dolunay fazı Ay’ın bütünüyle göründüğü, Güneş’in ışınını tam olarak yansıttığı fazdır. Ortada ne varsa görülmektedir. Daha önce tohumu atılan ve yapılandırılmaya çalışılan şeyler artık bütünlüğüne ulaşmaktadır. Bu, kişinin kendi bireyliği ise, ne şekilde yapılandığı gözler önündedir. Bu bir projeyse, proje artık tamamlanmaktadır. Şimdi ortada ürün görülmektedir. Dolayısıyla bu ürünün nasıl olduğu da görülmekte ve ona ayna tutulmaktadır. Dolunay’da oluşan Güneş-Ay karşıtlığı kişinin kendisine meydan okuyan ya da ayna tutanlar kanalıyla farkındalık geliştirmesinin işaretidir. Bu evrede tarafsızlık, nesnelliklik gerekir. Bu sayede karşıtlıklar birbirini tamamlar ve dengeler. Projeler bu farkındalıkla bitirilir. Ancak bir şeyin sonlanması ve yeni bir şeyin başlaması için daha üç faz deneyimlenmesi gerekmektedir.

Dolunay’ı gözünüzde canlandırmak için bir çiçeğin bütün görkemi ile açtığı bir hali düşünebilirsiniz. Bu tamlık’tır. Bitiş içinse çiçeğin, dallarının ve gövdesinin solduğu, kuruduğu, bütün yapraklarının döküldüğü bir hali düşünün.

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

AÇISIZ GEZEGENLER

Açısız gezegenlerin yorumlan-ması farklılıklar gösterir.  Bunun en iyi yolu deneyim-leyerek öğrenmektir, fakat aşa-ğıdaki açıklamalar yol göste-recektir.  

İlk olarak, o gezegenin ifade edilmesi zor olabilir. Geze-genin simgelediği prensip kişiliğin geri kalanıyla kötü biçimde bütünlenmiş, hatta ihmal edilmiş olabilir. Ya da tam tersine, açı eksikliği o gezegenin diğer gezegenler tarafından dizginlenmediği, dolayısıyla abartılı bir önem üstlendiği anlamına da gelebilir.

 

Açısız Güneş: Bu tür insanlarda öz kimlik duygusunun zayıflığı söz konusu olabilir, fakat çok egosentrik görünebilirler.

Açısız Ay: Bu tür insanların evleriyle,  aileleriyle, duygu dünyalarıyla ve kökleriyle temasları olmayabilir, fakat bu problemleri aşmak için yorucu bir çaba sarfederler.

Açısız Merkür: Bu tür insanlar fikirlerini açıklamakta zorlanırlar, sessiz kalabilirler, fakat entelektuel becerilerini geliştirmek için gayret ederler.

Açısız Venus: Bu tür insanlar yakın ilişki kurmakta zorlanırlar, fakat sosyal olmak için büyük çaba harcarlar.

Açısız Mars: Bu tür insanlar kendilerini motive etmekte zorlanırlar, fakat kontrol edilemeyen enerjileri vardır.

Açısız Jupiter: Bu tür insanlar fırsat yaratmakta zorlanırlar, fakat bunu aramak için de çok  çaba sarfederler.

Açısız Saturn: Bu tür insanlar sınırlarını tanımlamakta zorlanırlar ve güçlüklerle baş etmek zorundadırlar, fakat self disiplin geliştirebilirler.

Açısız Uranus: Bu tür insanlar kişiliklerini ortaya koymak konusunda zorluklar yaşarlar. Ya ihmal ederek ya da abartarak ifade edebilirler.

Açısız Neptün: Bu tür kişiler hayallerini veya mistik esinlenmelerini  ifadelendirme zorluğu yaşarlar, fakat artistik konulara veya dinsel aktivitelere kendilerini aşırı adarlar.

Açısız Pluto: Bu tür insanlar duygusal enerjilerini dizginlemekte zorluk çekerler,  duygusal taahhüt veya çatışma arayabilirler.

Çeviren: Didem Can

Kaynak: Nick Campion, An Introduction to Aspects and Chart Shaping in Natal Astrology - http://www.skyscript.co.uk/aspects2.html

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.