Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

12.5 yıldır yayında.

 

 

 

Venüs yöneticisi olduğu Terazi burcuna giriyor! 

Hak hukuk sevgisi, sosyallik arzusu, sanattan zevk almak, ilişkide eşitlik ihtiyacı, sevgiyi alma-verme konusunda denge kurmak, aşktan ve flörtten zevk almak.

Olumsuz açıdan: Sadece bir başkası kanalıyla sevgiyi hissedebilmek (diğer yarısını bulduğunda doyuma ulaşacağını düşünmek), yüzeysel sevgi ifadeleri, sadece görüntüdeki uyuma önem vermek, değerler konusunda kararsızlık, sevgiyi alma-verme konusunda beklentili (bir ilişkiyi kaybetmemek için beklentili şekilde tek taraflı vermek).

 

 

ANTARES
 

Mars Antares'le kavuştu, İŞİD Kobane'ye 1 km. mesafede bir mahallesine girmiş durumda. Bu mahalle Türkiye'ye 500 metre uzaklıkta. Bu, orada binlerce kişinin öleceği, belki savaşın Türkiye'ye sıçrayacağı ve ülkede barış sürecinin tamamen bitişi anlamına geliyor.

Antares'in simgeledikleri kötücül ve savaşa özgüdür. Ebertin’e göre Mars ve Jüpiter doğasındadır. Eski astrologların kayıtlarında Antares (Algol dışında) dünyasal olaylarda en büyük felaketlere eşlik eden yıldızdır. Akrep'in ilk yöneticisi Mars'tır. Jüpiter de Yay'ın yöneticisidir. Bu durumda Akrep-Yay (Pluto-Jüpiter) yani fanatizm, köktencilik, ya hep ya hiç Antares’in sembolizminde de görülür. Dünyasal olaylarda şehirlerin ve ülkelerin kuruluşunu, savaşları, nükleer felaketleri, deniz kazalarını, yangınları, sis ve dumanı, suiskastleri, insan haklarını, esareti, ırk ve sınıf konularını sembolize eder. Antares’in vurgulandığı bir savaş haritasında savaşa giren taraflardan güçlü olan kazanabilir, ama sonuçta büyük kayıplar ve ölümler söz konusudur.

Antares Amerika'nın Irak'ı işgaline damgasını vurmuş bir sabit yıldızdır. 2002 yılının Aralık ayında gerçekleşen Güneş Tutulması Antares'ın üzerinde olmuştu ve Amerika’nın haritasında diğer ülkelerle ilişkileri ve düşmanları gösteren bir alanı tetiklemişti. Hatta Antares o zamanın ruhuna o kadar işlemişti ki, 2003 Mart'ında İncirlik üssüne askeri mühimmat getiren geminin adı bile Antares'ti. Antares isimli bu gemi Algol sınıfından bir Ro-Ro gemisiydi. (Ne ilginç değil mi? Antares/Algol) O yıl İlkbahar Ekinoksunda Amerika Irak'a girdi. 2011 Aralık'ında arkasında bir enkaz bırakarak Irak'tan çekildi. 

2002'de Güneş Tutulmasını yorumlarken Irak'ı işgal girişiminin hayır getirmeyeceğini, kazanan tarafın bile galip sayılamayacağını yazmıştım. Nitekim bugün 2014'te hâlâ o işgalin sonuçlarını yaşıyoruz.

 

Başarılı bir Terazi prensibi uygulaması:
 

Müzakere Sanatının Gizi: Egonu Masaya Getirme

 

Müzakerenin blöf ve tehditten ibaret olduğunu mu düşünüyorsun? Tekrar düşün. 30 ülkede 1600 müşterisine ticari bilgi toplama yazılımı sunan Panaroma Software şirketinin kurucusu ve icra kurulu başkanı Rony Ross’a göre başarılı bir müzakerenin sırrı denklemden egoyu çıkartmakmış.

Ross bu müzakere stratejisini kariyerinin başlangıcında oluşturmuş. Kendisi, eğitimi İşletme yüksek lisansı ve bilgisayar bilimleri üzerine olan ve ileri teknolojiler alanında çalışan birkaç kadından biri. “Çok rekabetçi, erkeklerin hakim olduğu bir alandı ve genç, aşırı ego sahibi insanlarla doluydu,” diye anımsıyor bu durumu. “ Bir kadın olarak, birçok dezavantajla karşı karşıya kaldım. Diğerleri kadar hırslı olsam da, açıkça bunu ortaya koymam ve fazla iddialı olmam agresiflik olarak algılanıyordu.” 

Ross 1996 yılının ortalarında kendi şirketi Panaroma bünyesinde veri analizi yapan başarılı bir yazılım oluşturdu, Microsoft kapısını çaldı. 3 saat süren bir ürün tanıtımının ardından, Microsoft takımı onu öğlen yemeğine çıkardı ve şirketini satın almayı teklif etti. “ Panaroma’nın sadece 20 çalışanı vardı o zamanlar ve Microsoft dev bir şirketti,” diyor Ross. “Bu, stratejimi denemek için aşırı derecede zorlayıcı bir fırsattı.”

Sonunda Ross, müzakere stratejisini tasdik etmenin dışında, yazılım devi ile onyıllarca sürecek bir ortaklığa girmiş oldu. Kendisi bu tekniğin maaş arttırma müzakeresinden şirket satın alımına kadar herhangi bir müzakere de işe yarayacağını söylüyor ve adım adım nasıl çalıştığını anlatıyor.

Tartışmayı Sonuç Odaklı Tutun
“Egonuzu işin içine katmadan bir konuya eğilmek konusunda kendinizi çok rahat hissetmeniz gerekiyor, bu benim için mucizeler yarattı,” diyor Ross. Görüşmeleri sadece sonuca ve uzun dönemde her iki taraf için de en iyisinin ne olduğu konusuna odaklı tutmayı tavsiye ediyor. 

“Vurgu işin içindeki kişilerden alınıp somut gerçeklere yöneltilince müzakere daha az düşmanca bir ortamda sürecektir. Birçok iş müzakeresinin size ya da ürününüze bir değer biçilmesine bağlı olduğunu düşünürsek, konular kolaylıkla kişisel olarak algılanabileceği için, kendinizi konu ile karıştırmamanız gerekiyor.

Bilge Olun, Zeki Değil
“Her zaman karşı tarafa saygılı olun ve onları anlamaya çalışın” tavsiyesinde bulunuyor Ross. Müzakereyi sadece kendi istekleriniz etrafında değil, ortak çıkarlar çerçevesinde tutmanız her iki tarafın da iyi hissetmesini sağlayacaktır. Ve eğer saygılı olursanız karşı taraf kendisini sizin yerinize koyacak ve ona gore karşılık verecektir.” Ross müzakerecilere bir de şu tavsiyede bulunuyor, “bilge olun zeki değil. Kendinizi, güçlü pozisyonda olmak ya da bir diğerini incitecek bir şaka yapmak şeklinde egoyu tatmin edecek kısa dönemli bir memnuniyet için değil, sonuca bakmak üzere eğitin.

Endişelerinizi Ortaya Koyun
Küçük şirket tarafında olan Ross, Microsoft tarafından tehdit altında olduğunu hissediyordu. Müzakereyi tamamlamayıp kendi ürünlerini üreteceklerini, bunun da işinin sonunu getireceğinden korkuyordu. Bu durumu kabul edip ortaya koymaya karar verdi. Bu konudaki endişelerini dile getirdi. “Endişeliyim ve bu konuda ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.” Ertesi gün, Microsoft takımı istatistiklerle ona geri dönüş yaptı. Geçen sene yaptıkları görüşmelerin ikisi hariç hepsini sonuçlandırmışlardı. Hatta konuşup daha rahat hissedebilmesi için onunla aynı süreçten geçen diğer kişilerin iletişim bilgilerini de kendisine vermişlerdi. Ross “Her kafama takılan sorunda onlara dönüp ‘bir problemim var, bana yardımcı olur musunuz?’ ” demiş.

“Ben” li İfadelerden Kaçının
“ ‘Ben şunu istiyorum, Ben bunu istiyorum’ la konuşmaya başlayan birçok erkekle o kadar çok müzakere masasında bulundum ki” diyor Ross, “eğer ‘bizim’ nasıl bir çözüme ulaşacağımız konusunu konuşursanız bu bambaşka bir tutum oluyor. Egonuzu okşamıyor ama çok daha iyi bir anlaşmaya varılıyor.” Sonunda görüşmeleri bir teknoloji transferi haline dönüştürüp şirketini devretmemiş Ross. Aynı zamanda, görüşmeleri idare etme biçimi nedeniyle incinmişlik, köşeye sıkışmışlık ya da dışarıda kalmışlık hissi ile masadan kalkmamış olması sayesinde Microsoft’la uzun dönemli bir ürün geliştirme ortaklığına girebilmiş. 

Vücut Dilinizle Bütünlük Oluşturun
Seneler içinde, Ross görüşmeler sırasında kişilerin sandalyelerinde öne doğru uzanmak yerine geriye doğru yaslandıklarını, bunun da kendileri ve karşıdakiler arasına fiziksel bir mesafe koyduğunu tespit etmiş. Kendisi sandalyenin ucunda oturup, dirseklerini masaya dayayarak ve öne doğru eğilerek açık ve ilgili olduğu mesajını vermeye çalışıyor. “Söylediklerim, gözlerim ve vücut dilimle olayın içinde olduğumu belirtiyorum” diyor.

Çeviren: Seda Saldamlı
Yayım: Forbes-Jenna Goudreau 10/08/2012
Orjinal yazı: http://www.forbes.com/sites/jennagoudreau/2012/10/08/the-secret-art-of-negotiating-take-your-ego-off-the-table/

 

GÜNEŞ TERAZİ'de

 

Terazi burcu zodyakta insan veya hayvan figürüyle değil de mekanik bir aletle temsil edilen tek burçtur. Sembolü bir ölçü aleti olan kantar-terazi aletidir. Eski zamanda Mısırlılar için Terazi’nin kantarının önemi büyüktü. Ölüm zamanı geldiğinde tanrıça Maat bir kefeye kişinin ruhunu diğer kefeye de bir tüy koyardı. İbre belli belirsiz de sapsa ruh taşıdığı bu ekstra yükü bırakmak amacıyla tekrar hayata dönmek zorundaydı. Terazi’nin hayattaki ilk hedefi kantarı dengede tutmak ya da ruhları ölümden sonraki alemlerine hazırlamaktı. Terazi burcuna astronomik açıdan yaklaştığımızda da yine bir denge unsuruyla karşılaşırız. Mevsim zodyakında (tropikal zodyak) sonbahar ekinoksu burcu olarak Terazi gece-gündüz eşitliğiyle başlar. Diğer bir ekinoks burcu olan Koç’tan farkı eşitliği ışığın (gündüzün) egemenliğine doğru bozan Koç’un karşıtı olarak karanlığın (gecenin) egemenliğini başlatmaktadır. Bu anlamda Koç kolektiften ayrılmak ve kişisel olanı başlatıp geliştirmekle ilgilenirken, Terazi kendini kolektife katmakla ilgilidir. Öncü niteliğiyle ilk adım olarak önce karşısındaki kişiden başlayarak ‘başkası bilinci’ni edinerek ileride grupla, toplumla ilişkilerin gelişeceği diğer bir hava burcu olan Kova’ya zemin hazırlar. Bu bakımdan kendisiyle karşıdakinin arasındaki ilişkiyi ayarlamak, aydınlığın yanına karanlığı koyarak eşitlik içinde bir arada bulunabilmek peşindedir. Bunu da hakları gözeterek, alma-verme dengesi kurarak, Başak’tan gelen hasat ürününü ölçüp biçerek, herkesin ihtiyacına göre paylaştırarak yapar.  

(c)Ayşem Aksoy

 

Bugün, Nisan'dan bu yana geri giden Pluto durdu. Bir gezegen durduğunda o döneme damgasını vurur, yani bu duruş önemlidir. Pluto yarın ileri gitmeye başlayarak yeni bir süreç başlatacak. Pluto Türkiye için çok önemli bir gezegen, hem Yükselen'inin yanı başında durarak, hem Türkiye'nin Güneş'ini, Venüs'ünü ve Jüpiter'ini yöneterek, hem de şu anda kendine karşıt yapıp, döngüsünü yaşatarak hayatımızı, temsil ettikleriyle işgal etmiş durumda. Pluto'nun bir önemi de Türkiye'deki Kürt sorununda rehber bir gezegen oluşudur. Bunun detaylarını aşağıdaki yazıda okuyabilirsiniz.

Günümüzde Pluto'nun duruşu İŞİD'in Kobani'ye saldışıyla deneyimlendi. Aslında dörde bölünmüş Kürtlerin şimdiki öyküsü İŞİD'in Musul'u işgali ile başladı, ama İŞİD'in Kobani'ye saldırışının ve Türkiye'nin bu saldırıya karşı aldığı tavrın Barış Süreci ile bağlantısı dolaysız. Orada ne oluyorsa, burada barış süreci de bundan payını alıyor. Bugün Pluto durduğunda İmralı'ya bir ziyaret oldu ve Öcalan IŞİD saldırıları karşısında dört parçadaki Kürt halkına, “Halkımız yüksek yoğunluklu devam eden savaşa karşı yaşamını şekillendirmelidir” çağrısını yaptı. 

Bunun ne anlama geldiğini anlamak için Kobani saldırısı konusunda bölgeyi çok iyi bilen Ruşen Çakır, Cengiz Çandar gibi çeşitli yorumcuların yazılarını okumanızı öneririm. Şimdi, Pluto'nun işaret ettiği şekliyle Kürt sorununun analizi için aşağıdaki yazıyı okuyalım. Yazı 2010'da yazıldı.

KOPUŞ KUŞAĞININ ASTROLOJİK ÖYKÜSÜ
Barış İlhan -08/08/2010, Radikal 2
"Nesillerin özelliklerini temsil eden Pluto'nun yol haritası, Kürt sorununda da bir kopuş kuşağına denk geliyor. Önümüzde Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri benzeri yaşanmamış, eski muhakeme yöntemleri ile asla algılanamayacak bir süreç var." ... devamı

 

KOPUŞ KUŞAĞININ ASTROLOJİK ÖYKÜSÜ

 

Nisan'dan bu yana Geri Giden  PLUTO İleri Gidiyor

 

 

Pluto yılda bir kere yaklaşık 160 gün geri gider.

 

5-6 aylık bir içe dönme döneminden sonra Pluto’nun enerjisi dış dünyaya yöneliyor. Pluto yeraltının hakimi olduğu için açıkça saptanması zor olan temaları simgeler. Bu nedenle onun ileri gidişi ile birlikte derhal önemli olayların yaşanmasını bekleyemeyiz. Gerçi aniden açığa çıkan enerji bazen kendisini dış dünyada olaylar kanalıyla da gösterebilir. Bunlar daha ziyade insanın canını yakan olaylar olabilir, çünkü Pluto irkilterek iyileştiren bir enerjiyi temsil eder.

 

Pluto enerjisi arıtmayı, dönüştürmeyi gösterir. Bu arıtma işlemi esnasında geçerliğini yitirmiş, artık organizmaya zarar veren şeylerin elenmesi gerekir. Bunlar bazen bütünüyle atılır, yitirilir, bazen de form değiştirerek yeniden hayata katılır. Kesin olan bir şey vardır. Pluto’nun değdiği yerde bir şey asla aynı kalamaz.

 

Form değiştirmek söz konusu olduğuna göre Pluto’nun eskiden beri varolan şeylerle (formlarla) ilgili olduğunu anlayabiliriz. Uzun zamandır bastırılan, halı altına süpürülen bazı konuları masaya yatırıp bunları çözmek için uygun bir döneme giriyoruz. Kişisel boyutta bu konular genellikle doğum haritamızda Pluto’nun bulunduğu ve yönettiği evlerle ilgili konulardır.

 

MARS YAY'DA

İnançları gerçekleştirmek üzere harekete geçmek. Erdemli ve etik davranmak. İnandığı şey için savaşmak. Açık ve maceraya atılmaya hazır bir şekilde kendini ortaya koymak. Farklı ufuklara açılmak; Vaaz ettiğine uygun davranmak. İyimser ve güvenli hareketler. Açık hava sporları ve macera, adrenalin içeren aktivitelerle uğraşmak, doğada vakit geçirmek. 

Gölgesi: Fanatizm; Kendi yaptığının doğru olduğundan çok emin bir şekilde hareket etmek. Kaba ve sinirli hareketler; Düşüncesiz, aşırı güvenli davranış; Ayağını yorganına göre uzatmamak; Kibirli veya aşırı prensipli tavırlar. Olduğundan fazla görünmeye çalışmak; Fırsatçılık. İşleri yarına bırakan üşengeçlik. Enerjiyi dağıtmak, boşa harcamak.

ASTRODOKU

VENÜS BAŞAK’ta


Venüs Başak burcunda düşük konumdadır, yani kendi özelliklerini doğal olarak gösteremez. Huzuru, paylaşımı simgeleyen Venüs, didikleyen, analiz eden Başak burcunda pek rahat edemez. Eğlenemez, keyif süremez, sosyalleşmez.

Bunu içinde hiç rahat etmediğiniz ve pek istenmediğiniz bir eve misafirliğe gitmişsiniz gibi düşünebilirsiniz. Ev sahibi bütün kontrolü elinde tutuyor, siz de sadece onun istediklerini yapıyorsunuz. Ayrıca evde fazla bir şey yok. Kıt kanaat idare etmek zorundasınız.

Venüs Başak’tayken ev sahibi Merkür olur. Merkür bir kaç gün önce Terazi burcuna girdi, yani o da Venüs’ün evinde misafir. Birbirlerini ağırlıyorlar. Gerçi bazı Ortaçağ astrologları birbirini görmeyen burçlardaki ağırlamaları kabul etmiyorlar, ancak bunu yine de karşılıklı ağrılama olarak kabul etmek gerekir. Birbirleriyle ne element ne de nitelik açısından benzeşme olmasa da, neticede birbirlerinin evinde bulunuyorlar ve eve göz kulak olmak zorundalar. Buna rağmen Venüs’ün gücü dermanı yok. Kendini fazla yormadan usul usul bir şeyler yapması gerekiyor.

MERKÜR TERAZİ’de
Diplomatik düşünme

Konuları: İki yönüde göz önüne alarak düşünme, iletişimde uzlaşmayı hedefleme, ince ve zarif konuşma, diplomatik, hoş sohbet, kendini dinleten ifadeler.

Gölgesi: Kararsız, kaypak düşünme, yüzeysel konuşma, tartışmaktan korktuğu için başkalarının düşüncelerinin dümen suyuna gitme.

 

SABİT YILDIZLAR

 

GAZZE'DE KÖR OLMAK 

Oxford Astrologer'ın İsrail üzerine yazısı

 

Güneş'in Işınları Altında
Astrolojik yorumlarda genellikle Jüpiter bir burca girdiğinde, o burca şans getireceği yazılır. Dolayısıyla Güneş o burçtayken doğanlar çok sevinirler ve bu yıl benim şanslı yılım derler. Ne de olsa 'büyük uğurlu' kendi burçlarına girmiştir ve onlara hayırlı olacaktır. Genellikle burada anlaşılan, kendi isteklerinin gerçekleşeği ve bu nedenle onların mutlu olacağıdır. Oysa bazen bizim isteğimizin gerçekleşmemesi bizim için daha hayırlı olabilir. Tabii biz buna ilk anda üzülürüz, hayrını ancak zaman geçtikçe kavrarız. Yani bizim anladığımız 'hayırlı' ile tanrının sunduğu 'hayırlı' çok farklı olabilir. 


Özetle, Jüpiter burcunuza girdiğinde hemen her şey yoluna girecek diye fazla sevinmeseniz iyi olabilir. Her şey sizin istediğiniz gibi gitmeyebilir. Siz kendi isteklerinizle meşgulken, size sunulan fırsatları ve destekleri gözden kaçırabilirsiniz. Jüpiter sizi büyütecek ve zenginleştirecektir, ama bu sizin düşündüğünüzden çok farklı bir biçimde olabilir. Tabii bu esnada Jüpiter'in nelere işaret ettiği, doğum haritanızdaki Jüpiter'in hangi durumda olduğu ile de çok bağlantılıdır. Örneğin Jüpiter doğum haritanızda ölüm ve kayıp evinin yöneticisiyse, size kayıpları da getiriyor olabilir. Dolayısıyla kişisel doğum haritasından bağımsız yorumlar tam anlamıyla geçerli olmayabilir.

Geçtiğimiz yıl Jüpiter yüceldiği Yengeç burcundaydı. Yengeç Türkiye'nin Yükselen burcu, bu durumda halkın refah içinde, mutlu ve zengin olmasını bekleyebilirdik. Ancak pek de öyle olmadı değil mi? Hatta Jüpiter Yengeç'te dünyanın bütününe de pek hayırlı gelmedi. Bunun bir nedeni Jüpiter'in öncü bir burçta olması ve gökyüzünde oluşan büyük öncü karenin oluşumunun içinde bulunması, hatta gerilimi arttırmasıydı. Yani Uranüs'le, Mars'la kare, Pluto'yla karşıt açı yapmasıydı. Şimdi Jüpiter Aslan'a geçti, ancak başlangıçta ondan pek hayır beklememek akıllıca olur, çünkü Mars ve Satürn ona düşmanca bakış atıyorlar, yani nazarları değiyor. Ayrıca henüz Jüpiter hâlâ Güneş'in ışınları altında. Kendini gösteremiyor. Simgelediği hayırlar dünyada tezahür edemiyor. Bunun için önce Güneş'in ışınlarından çıkıp, sabah parlaması gerekiyor. Sonra da sırasıyla Mars'ın (14 Eylül) ve Satürn'ün (23 Aralık) Akrep'ten çıkmaları gerekiyor. Buna rağmen Jüpiter 2015 boyunca da zaman zaman Satürn'ün baskısından kurtulamayacak. Bu nedenle her açıdan doğru zamanda açılmayı, doğru zamanda kapanmayı öğrenmemiz gerekecek.

Jupiter Aslan`da

26 Mayis 1908 sabahı, şafak sökmeden hemen önce gökyüzünde Jupiter`in konumuyla ilgili ne Reynolds`ın ne de Churchill`in en ufak bilgisi vardı, fakat kadim bilginlere göre Kraliyet sembolü olan Aslan Burcu`ndaki asil Jupiter çok talihli bir ana işaret etmekteydi. Hükümdarlık ve Aslan geleneği modern İran'ın ilk bayrağında da varlığını sürdürmüştür. Jupiter`in gökyüzünde bu pozisyona her dönüşü Ortadoğu petrollerinin hakimiyeti adına oluşacak yeni bir savaşın simgesi olmuştur ve Jupiter tekrar o konuma gelmek üzere...

 

Avustralya'lı astrolog Ed Tamplin'den güzel bir analiz...

 

JÜPİTER ASLAN BURCUNDA - 16 TEMMUZ 2014

Aslan Burcundaki Jüpiter İçin Anahtar İfadeler:

Benliğin aşırı büyümesi, Coşkulu yaratıcılık, Kendine inanç, Çocuğun büyüme zamanı ya da aşırı çocukça davranışlar, Bolluk duygusuyla tembellik etme, Kendini gösterme ihtiyacında abartıya kaçma, Neşeli ifade, Kutsal çocuk, Tanrı kompleksi, İçindeki özü büyük bir inançla dışarıya çıkarma arzusu, her şeyin yolunda gideceği duygusuyla hesapsız risk alma, Liderlik edebileceğine inanç duymak…

 

Jüpiter bir yıldır transit olarak Yengeç burcunda ilerliyordu. Bu, Yengeç’te duygusal ve iç dünyamızı büyütüp kendimizi güvende hissetmek üzere olaylar yaşayacağımız bir süreci gösteriyordu. Şimdi Jüpiter Aslan burcuna ilerlediğinde ise geçen sene boyunca içsel olarak saptadığımız şeylerin dış dünyada ifade edilme zamanın geldiğine işaret ediyor. Kendimizi güven içinde hissetmeye çalıştık, doğru ya da yanlış bunun için önlemler almaya çalıştık. Artık bu süreci geride bırakıp, bizi koruması için yeterince kabuk geliştirdiğimize inanıp dışarıda kendimizi gösterme vakti geldi.

Aslan burcu bizim içimizdeki özü -yaratıcılığımızı- dış dünyaya ifade sürecimizi gösterir. Bu süreçte Aslan burcu öz ile temas kurmalı, tabii bunun için özümüzde ne olduğunu görme riskini alabilmeliyiz. Evet, aslında Aslan burcu için bu bir risktir, çünkü işin ucunda beğenilmeme ihtimali vardır. Eğer bu süreçte Aslan burcu beğenilmeye odaklanırsa gerçekten kim olduğunu göstermek istemeyebilir. Bu onun içten içe aslında beğenilmesi için bir sebep olmadığı korkusunu pekiştirir. Bu duygu herkes için çok öz yıkıcı bir davranıştır. Bu süreçte ancak alkış alabileceği davranışlar sergilemeye başlar. Bizim görkemli kralımız bu noktada sürekli ilgi ve beğeni talep eden bir soytarıya dönüşebilir. Ya da nasıl olsa beğenilmeyeceğini düşündüğü için hiç ortaya çıkmayabilir. Psikolojik olarak içimizdeki önemli olma duygusu Aslan burcuyla temsil edilir. Bu yüzden aslında ne yapmak istiyorsak onun peşinden giderek içimizdeki canlılığı muhafaza etmeliyiz.

Jüpiter ise bizim büyüme, genişleme ve yayılma fonksiyonumuzu temsil eder. Bizim hayata güvenmemizi, yaşamın bir anlamı olduğuna inanmamızı sağlar. Bu duyguyla bulunduğu yere bolluk hissi getirir. Jüpiter’in haritamızda bulunduğu burç ve ev bizim yayılmaya ve genişlemeye yatkın olduğumuz alanları gösterirken transit olarak Jüpiter’in hareketleri ise artık nerede büyümemiz, yayılmamız gerektiğini bize gösterir. Bu alanlarda şanslı olduğumuz inancını aşılar. Bundan dolayı kendimizi neşeli hissederiz. Ancak bu aşırı şanslı olduğumuz duygusu, bizim himaye edildiğimiz duygusuyla birleşince kendimizin üstün olduğunu düşünebiliriz. Bu ise kibir ve fanatizmi doğurur.

Jüpiter Aslan burcuna geçtiğinde artık içimizdeki çocuğun büyüme zamanının geldiğine işaret eder. Kendi isteklerimizi yapmak için kendi sorumluluğumuzu almanın zamanıdır. Büyümeye doğru kendimize duyduğumuz inançla adım atma zamanıdır. Başta Jüpiter’in sebep olduğu aşırı güven duygusu içimizdeki çocuk kalmış yönümüzü şımartmak isteyebiliriz. Ancak buradaki tehlike aslında bu çocuk kavramının temel psikolojik arketip olarak bizim kendimizi “kutsal çocuk” olarak hissetmemizdir. Bu arketiplerde Kutsal çocuğun aslında kendini dünyayı kurtaran bir tanrı gibi gördüğü anlatılır. (Zalim bir hükümdarın elinden kurtarmak için ebeveynleri tarafından bir sepete konularak nehirde yüzdürüldükten sonra hayatta kalan ve sonrasında dünyayı kurtaran çocuk arketipinde olduğu gibi). Çocuk evrenin merkezindedir ve bütün her şey onun etrafında dönmektedir. Jüpiter’in Aslan burcundaki gölgelerinden biri de budur. Çocuk tarafımızla büyümeye direnç gösteririz. Çünkü bir kez büyüdük mü artık evrenin merkezinde olmadığımızı kabullenmek zorunda kalırız. Bundan kaçınmak için başkalarına iyilikler yaparak kendi önemimizi anlamalarını umarız. Artık egomuzun doyurulamaz yönü (Aslan) ahlaki/felsefi (Jüpiter) bir amaç ile birleşmiştir. Sonucunda kibir ve üstünlük duygularıyla hareket etmeye başlarız. Fanatikçe yaklaşımlar sergileyerek kendi söylediklerimizin veya yaptıklarımızın doğruluğuna başkalarının da inanmasını bekleyebiliriz. Bu da bizim aslında problemli yönlerimizi göz ardı ederek derinlikten yoksun ve ciddiyetsiz olarak yaşamamıza sebep olur. Bunu aşırı dramatik telafi etmeye çalışabiliriz. Burada aslında neyin gerçekten bizim için önemli olduğunu idrak etmemiz gerekmektedir. Hayatta herkesin kendisi için önemli olduğunu, bizim de kendimizi önemli hissetmek için özümüze uygun olarak kendi isteklerimizi gerçekleştirmek durumunda olduğumuzu fark etmeliyiz. Böylelikle içimizdeki cevhere dokunup onu parlatabiliriz. Jüpiter Aslan burcundayken liderlik ve organizasyon yeteneklerinde de artış görülebilir. Ancak, kendi özüne uygun davranan birisi insanları doğru yönlendirebilir aksi takdirde buyurganlık ve despotça yaklaşımlar görülebilir.

(c)Zekai Kardaş

 

Dergimizin artık ASTRODOKU'su var.

İlker Em sizin için hazırladı. Tıklayın

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

 

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde

geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Dolunay Bitiş mi?


İnternette Dolunay’la ilgili çeşitli yazılarda Dolunay’ın sonları ya da bitişleri ve yeni başlangıçları gösterdiğine dair yazılarla karşılaşıyoruz. Bunlar çok yanıltıcı ifadeler. Ay fazları arasında bir şeyin bitişi ve yeni bir şeyin başlangıcı arasında geçiş işlevini gören faz balzamik ay fazıdır. 


 

Ay’ın yeniay fazı doğumu, büyüyen fazları büyümeyi, dolunay tamlığı, küçülen fazları da bozulup çürümeyi simgeler. Sanırım burada tamlık, bütünlük ile bir şeyin bitişi (yeni bir şeyin başlayışı) kavramları karıştırılıyor.

Dolunay fazı Ay’ın bütünüyle göründüğü, Güneş’in ışınını tam olarak yansıttığı fazdır. Ortada ne varsa görülmektedir. Daha önce tohumu atılan ve yapılandırılmaya çalışılan şeyler artık bütünlüğüne ulaşmaktadır. Bu, kişinin kendi bireyliği ise, ne şekilde yapılandığı gözler önündedir. Bu bir projeyse, proje artık tamamlanmaktadır. Şimdi ortada ürün görülmektedir. Dolayısıyla bu ürünün nasıl olduğu da görülmekte ve ona ayna tutulmaktadır. Dolunay’da oluşan Güneş-Ay karşıtlığı kişinin kendisine meydan okuyan ya da ayna tutanlar kanalıyla farkındalık geliştirmesinin işaretidir. Bu evrede tarafsızlık, nesnelliklik gerekir. Bu sayede karşıtlıklar birbirini tamamlar ve dengeler. Projeler bu farkındalıkla bitirilir. Ancak bir şeyin sonlanması ve yeni bir şeyin başlaması için daha üç faz deneyimlenmesi gerekmektedir.

Dolunay’ı gözünüzde canlandırmak için bir çiçeğin bütün görkemi ile açtığı bir hali düşünebilirsiniz. Bu tamlık’tır. Bitiş içinse çiçeğin, dallarının ve gövdesinin solduğu, kuruduğu, bütün yapraklarının döküldüğü bir hali düşünün.

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

MARS Notlarım

Mars ile Güneş veya Ay arasındaki herhangi bir açı bedeni güçlendirir, ama (ışıklarla kavuşum ya da hayırsız (kötücül) bir sabit yıldızla karşıtlık gibi) kötü bir açı gözleri zayıflatır. Bir saat astrolojisi haritasında (horary) büyük göz yorgunluğunun işaretidir.

 

Doğumda Ay ile Mars arasındaki herhangi bir açı, mutlaka ölümcül olmayan, küçük veya büyük bir ameliyat delilidir. Ameliyatların zamanı genellikle ağır transitlerle birleşen ve bunun fiziksel olması için Yükselen'le açı yapan önemli progresyonlarla gerçekleşir.

 

Mars Jüpiter ve Venüs'le her hangi bir açı yaptığında, diğer olumsuz açılarını düşünürsek, tahmin ettiğinden daha şanslı durumdadır. Bu benefikler (hayırlılar) o olumsuz açıların gerçek gücünü gösterirler; sizi sizin iyiliğiniz için tokatlarlar; daha az saldırgan, düşüncesiz ve abartılı olursunuz.

 

Eğer Mars Ay'ın doğumdan sonra ilk kavuşum ya da karşıtlık yaptığı gezegense, evlilikte sorunların delilidir: ayrılık, boşanma veya dulluk mümkündür.

Mars ve Neptün açıları renk sevgisini ve bunu avantajına kullanma becerisini gösterirler. Bu aynı zamanda renkli bir yaşama işaret eder, ama gerilimli açılarda Neptün'ün bulunduğu evde kandırılma ve dolandırılma tehlikesi vardır.

 

Mars'ın doğumda 8. evdeki Ay'la karesi doğum esnasında annenin ölümünü gösterebilir, ama bunun tasdiklenmesi için en az iki gösterge daha olması gerekir.

 

JÜPİTER bolluğun, eli açıklığın ya da aşırı eli açıklığın gezegenidir, öyle ki obeziteyi de yönetir. Köşesel evde olduğunda resmiyete (biçimciliğe) büyük saygı ve korunma söz konusudur. Yükselen'in yöneticisiyle uyumlu açıdaysa şeref verir. Felsefeyi, her türlü bilgeliği ve insan sevgisiini yönetir. Genel olarak zenginliği, varlığı temsil eder.

 

Jüpiter bütün evlerde o evin temsil ettiği şeylerin miktarını arttırır. Evlilik evi olan 7. evde çok sayıda evlilik; anne-baba evleri olan 4. ve 10. evlerde üvey anne-baba ya da evlat edinen anne-baba; 11. evde çok arkadaş; 3. evde çok sayıda akraba ya da kardeş; 5. evde çok çocuk, ve buna benzer...

 

Jüpiter 10. evde kişiye kariyerde başarı, saygınlık ve şan için şans verir. 10. ev 7. evin (evliliğin) bir işin sonunu gösteren 4. evi olduğu için ve bolluk vaad ettiği için, evlilik sona erdiğinde miras ve gelir verir. Bu genellikle boşanmadan ziyade eşin ölümünde görülür.

 

Eğer 3. evde bir malefik varsa veya gerilimli açı alan bir malefik tarafından yönetiliyorsa, bu, bir akrabanın zorlu ölümünü gösterebilir. 10. evdeki Jüpiter (o akrabanın 8. evi) akrabaya verilen onur madalyasına işaret edebilir ve o madalya kişiye kalır.

 

Ivy Goldstein-Jacobson – Here and There in Astrology 1961

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.