Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

12.5 yıldır yayında.

 

 

 

MARS OĞLAK’ta - 26 Ekim 2014

 

 

Oğlak burcu Mars’a sabır, hedef, sistem ve yöntem kazandırır. Bu burçta Mars’ın hareket enerjisi dağılmadan yönlendirilir, bu nedenle hedefe ve başarıya ulaşmak konusunda olumlu bir konumdur. İsteklerin peşinden gitmekte azim, kararlılık, zorluklardan yılmamak, adım adım hedefe gitmek söz konusudur. Hatta kişi direnç karşısında daha da güçlenip, engellere meydan okuyabilir.

 

Oğlak’ın gölgesindeki Mars kendi isteklerini bir kural haline getirip insafsız, serinkanlı, katı, kendi hedefleri için yoluna çıkan her şeyi ezip geçer şekilde hareket edebilir. Bazı durumlarda Oğlak’ın karamsarlığı aşırı boyutta olabilir. Bu durumda Mars ile ifade edilen fonksiyonlar bloke olabilir, kişi kendisini ortaya koymakta zorlanabilir.

 

Oğlak Mars’ın yüceldiği burçtur, dünyasal hırsları arttırır. Kişi gayet iyi organize olur ve çalışkandır. Metodlu ve amaçlanmış bir biçimde prestij ve farkedilmenin peşinden gider. Pratik sonuçlar elde etmesini sağlayacak türde disiplinli ve düzenlenmiş davranışlar sergiler. Cinsel dürtüleri kontrollüdür.

 

26 Ekim'de yapılan Doğum Haritası Yorumlama Semineri yoğun talep üzerine yakında tekrarlanacak.

 

ZODYAĞIN EN YANLIŞ ANLAŞILAN BURCU AKREP
 

Seksi, baştan çıkartıcı, tehlikeli, ölümcül ve rezil edici… 
Bunlar internette Akrep burcuyla ilgili arama yapmanız halinde karşınıza sıklıkla çıkabilecek ifadelerden bazıları. 
Ancak benim niyetim, Akrep’in özündeki anlamı atlayan, yüzeysel olarak bilinen bu ifadelerden ziyade, popüler astrolojide pek değinilmeyen derinliklerinden bahsetmek ve bunların altında yatan asıl motivasyona değinmek. 
Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Akrep burcu dediğimizde aslında bir insandan değil bir burçtan söz etmiş oluruz. Akrep burcu 12 burçluk Zodyak çemberinde, tıpkı diğer burçlar gibi yaşamda önemli, kendine özgü bir görev üstlenir, döngüdeki önemli bir basamağı temsil eder. Ancak insan hiçbir zaman saf olarak bir burçla ilgili olamaz. Daha kompleks bir varlıktır ve Zodyak çemberinin tüm burçlarını çeşitli oranlarda bünyesinde barındırır. Dolayısıyla Akrep burcu insanı dediğimizde bu yaşamda Akrep burcunun temsil ettiği niteliklere duyarlı olan, kendi var oluşunu bu burcun özelliklerini olumlu yönde kullanarak gerçekleştirebilecek ve aynı özellikleri olumsuz şekilde kullanmak yüzünden kendi hayat yolunu sabote edebilecek bir insanı kastederiz. 
Akrep burcu mevsimsel olarak doğanın yaşamı sonlandıran süreçleri ve yaşamın tohumda devam etmesi -yeniden filizlenmek için toprağın altında güç toplaması- ile ilgilidir. Sonbahar başlangıcından sonraki döneme tekabül ettiğinden başlayan bir şeyin sağlamlaştırılmasına, enerjinin konsantre hale gelmesine ve merkeze doğru odaklanmasına işaret eder. Bu burçla ilişkilendirilen ‘ölüm’ tabiatın yeniden doğmak üzere toprağın altına geçmesinin sembolik bir ifadesidir. Bu aynı zamanda insanın doğumuyla başlayan yaşamının sona ermesi, ölüme teslim olması ve ruhun tekrar doğuşu anlamındadır. 
Ölüm, yaşam kadar gerçektir ve kaçınılmazdır. Karşısında hissetiğimiz acizlik bizi güçlü olmaya iter. Akrep doğası gereği hayatta bunu idrak etmek üzere yaşanan deneyimlerden sorumlu burçtur. Dolayısıyla bu burcun özelliğini taşıyan kişiler gerçeği bilmek, sahte olan her şeye şüpheyle yaklaşmak, korkunun üstesinden gelmek, bir iz bırakmak, hayatlarını dönüştürecek bir kavrayış yakalamak eğilimindedirler. Bu eğilim onları derin araştırmaya, ruhun labirentlerinde yolculuğa, insan psikolojisinin derinliklerini anlamaya, kendi içsel ve duygusal yaralarını iyileştirmeye götürebilir. Ancak yine aynı eğilim onları saçmalık duygusuna, her şeyin boş olduğu fikrine, hiçbir şeye güven duyamamaya yöneltebilir. Ölüme meydan okuma tavrı ölüm karşısında aciz kalmanın verdiği duygudan kaynaklanıyor olabilir.
Kimseye inanıp güvenmemek ve her şeyin altında kendine karşı bir şeyler çevriliyormuş duygusu taşımak, devamlı tedirgin, takıntılı ve olan biteni kontrol altına alma dürtüsü ile hareket etmeye neden olabilir. Yaşam ve ölüm Akrep’in iki uç noktasıdır. Bu uçlar, bütünlenme açısından muazzam bir potansiyel sağlar, ancak aynı potansiyel olumsuz olarak "Ya hep, ya hiç", veya "Benden yana değilsen, benim düşmanımsın" gibi duygusal açıdan aşırı uçlara dönüşebilir.
Akrep kaynaşmanın, nüfuz etmenin ve başka birinin içinde eriyip yok olmanın burcu olduğundan aynı türde bir deneyim olan seks ile yakından ilişkilidir. Bu ilişki, burcun başkaları tarafından en ilgi gören, aynı zamanda da en yanlış anlaşılan yönüdür.
Ancak Akrep burcuyla temsil edilen cinselliğin bir flört oyunu veya basit fiziksel tatmin ile alakası yoktur. Akrep’in cinselliği bütünleşme, bir olma, aynı potada erime şeklinde derin bir duygusal ihtiyaçtan kaynaklanır ve bedenlerden ziyade ruhların çıplaklığını talep eder. Önemli olan ruhların temasıdır. Bu yüzden sanılanın aksine Akrep burcu vurgusu olan kişilerin çoğunun dergilerde, kitaplarda sıklıkla anlatılanlar gibi seks ve cazibe merkezi olmakla veya böyle görünmekle bir ilgileri yoktur. Bu burç için mahremiyet oldukça önemlidir ve daha çok gizlenme eğilimindedirler. Bu anlamda oldukça yaralanmaya açık, kırılgan ve incinebilir olabilirler. Ancak yine bu sebeplerle güçlü olma, kontrol etme, sevilme ya da unutulmaz olma ihtiyacından dolayı başkalarını kendine bağımlı kılmak üzere cinselliğin kullanılması söz konusu olabilir. Bu eğilim burcun potansiyeline verilen en olumsuz cevaplardan biridir. 
Akrep burcunun yok edici ve yenileyici süreci aynı zamanda güç uygulayıcı, taciz edici, zorlayıcı enerjileri de içerir. Bunlar farkına varılmadığında yeraltı faaliyetleri, yıkıcılık, suç ve tabular olarak karşımıza çıkar. Farkına varıldığında ise islah edici, iyileştirici ve tedavi edici bir süreç haline dönüşür. 
Akrep’in kurtuluşu bunların hangisini seçeceği veya hangisini eleyeceği ile ilintilidir. Ya başkalarını kontrol etmek üzere enerjisini tüketecek ya da kendini kontrol etmeyi seçerek enerjisini kendi içsel gücüne ulaşmak için seferber edecektir. 
Akrep burcu yeraltının karanlık yüzüyle olduğu kadar zenginlikleriyle de ilgilidir ve bu zenginliklere ancak elini çamura sokmaya, derine inmeye, orayı temizleyip islah etmeye gönüllü ve kararlı olduğunda ulaşabilir. Akrep’in süreci esas olarak insanın kendi içindeki cevhere ulaşmak üzere yaptığı temizlik ve iyileştirme sürecidir. Bu gerçekleştiğinde Akrep büyük bir ruhsal güce, iyileştirme ve islah etme kapasitesine sahip olur. 
Eğer astrolojik şablonda Akrep burcu sınırları içinde doğdunuzsa veya Ay burcunuz Akrep ise sizin yaşam planınızda Akrep burcu teması oldukça önemlidir, ancak diğer burçların ve sembollerin bu temada önemli ve hayati yerleri vardır. Dolayısıyla kişiyi bir bütün olarak sadece bir doğum haritası anlatabilir. 

Ayşem Aksoy

 

 

Akrep, Tutulma ve Venüs

 

Bugün Güneş ve Venüs burç değiştirerek Akrep’e girerlerken, gece yarısı Ay’ın da katılımıyla Venüs ile kavuşum halinde bir Güneş tutulması deneyimleyeceğiz. Güneş tutulması, Yeni Ay Fazının çok güçlü bir hali sayılır. Önemli başlangıçlara veya bitişlere işaret eder. Etkisi yaklaşık iki yıl sürer ve gerçekleştiği burcun teması ile ilgili eski kalıpların yıkıldığını ve yeni bir dönemin başlamak üzere olduğunu gösterir.

 

İnsanların ruhlarının aynı yolculukta yer aldığını idrak etmek ve kriz zamanlarında yoldaşlık etmek Akrep burcunun işidir. Aynı zamanda Akrep, derinlerdeki zenginliği de simgeler. Ancak bu zenginliğe ulaşabilmek için sıkıntılı bir süreç yaşaması gerekmektedir: Dönüşüm! Akrep burcu ölmekten (değişmekten) korktuğu için etrafında olan biteni kontrol altında tutmak ister. Kaybetmemek için kendi şartlarını ve koşullarını dayatır. Asıl görevi ruhunun gücünü kavramak iken başkalarını kontrol etmeyi güç olarak algılar. Başka bir insanın ruhunu yolundan çıkarmaya çalışmak Akrep’in en büyük gölgelerinden biridir ve en çok dirençle burada karşılaşır. Başkaları ile yıkıcı güç savaşlarına girer. Bu güç savaşlarından her zaman kazanarak çıkamaz. Belki defalarca yenildikten sonra güçsüz ve aciz olduğunu kabul etmek zorunda kalır. İşte bu noktada asıl gücü kendini içsel olarak teslim ettiğinde ve ölümü kabullendiğinde bulur.

 

Diğer yandan, Venüs, ilişki kurma tarzımızı, sevgiyi alıp verme şeklimizi ve kendimizi nasıl değerli hissettiğimizi gösterir. Venüs, Akrep burcunda zararlı konumdadır. Burada Venüs’ün daha ziyade gölge yanları ortaya çıkmaya eğilimlidir. Bu gezegenin simgelediği konuların ifadesi zorlaşır. İlişkileri manipülasyonla yönlendirme görülebilir. Ahenk, güzellik, ılımlılık gibi Venüs temalarının ifadesi zorlaşır.

 

Bir süreden beridir Boğa-Akrep aksında gerçekleşen Güneş tutulmalarının sonuncusu olarak bu tutulma Akrep burcunun 0 derecesinde gerçekleşiyor. Bu derecenin Sabian sembolüne baktığımızda “Şehrin caddelerinde dolaşan kalabalık bir gezi otobüsü”  ifadesini görüyoruz. Dane Rudhyar bu ifadeyi,  kişinin kendi sosyal ufkunu genişletmek ve hayatta yeni başlarılar elde etmek için deneyimlemeye duyduğu temel arzu olarak açıklamıştır.

 

Bunu şöyle de düşünebiliriz; bambaşka bir kültürden gelen bir insan, yeni yerler keşfetme hevesiyle dolaşırken aslında gördüğü karşılaştığı kültürler kanalıyla kendine ne kadar yabancı gelse de,  bu dünyanın bir parçası olduğunu ve kendinin de bu bütün içinde yer aldığını, dolayısıyla kendi aklının ötesinde bir kolektif aklın hüküm sürdüğünü idrak eder. Bu deneyim,  kişinin hayatının anlamı açısından ufkunu geliştirir.

 

Aslında bu Sabian sembolü, içinde biraz Yay burcu arketipleri de barındırıyor. Çünkü başka kültürleri anlamak, onlara karşı hoşgörü geliştirmek, bu vesileyle hayatı deneyimlemek ve bu deneyimleri anlamlandırmak Yay burcunun işi.  İlginçtir ki, Akrep burcunun klasik astrolojideki yöneticisi ve dolayısıyla tutulmanın ve burada bulunan diğer gezegenlerin de yöneticisi olarak Mars, zaten şu anda Yay burcunda bulunuyor. Bu da aynı temanın vurgulandığını gösteriyor. Yay, aynı zamanda fanatizmi temsil eder. Başka kültürlere karşı hoşgörüsüz, insanlara sınıf bilinciyle ve kibirle yaklaşım söz konusudur.

 

Bu sembolleri tutulmanın bize işaret ettiklerini anlamak için şöyle kullanabiliriz: Hoşgörüsüz bir şekilde ve fanatikçe (Yay) kendi değerimiz (Venüs) zannettiğimiz mevzuları kaybetmemek adına gizli ve manipulatif yaklaşımlarla güç savaşlarına girerek (Akrep) değişime direnç gösterebiliriz.(Akrep) Ancak yenileceğimiz ve acizliği deneyimleyeceğimiz olaylar kanalıyla içimizde çürüyen şeylerden arınıp ruhumuza uygun bir forma dönüşebiliriz.(Akrep)

Zekai Kardaş

 

VENÜS AKREP'TEN GEÇERKEN

 

Venüs ilişkiyi başlatan Terazi burcundan Akrep'e geçerken ilişki temalarını bağlılık, süreklilik, derinleşme ve kaynaşma aşamasına taşır. Artık yüzeyde görünen uyumun altında yatanı öğrenmenin, birlikteliğin gerçekliğini ve değerini sınamanın zamanıdır. Akrep’teki Venüs bedenlerin kaynaşmasından ziyade ruhların kaynaşmasını arzular. Bunun için ruhun çıplaklığı gerekir, kişinin kendini, kendinden bile gizlediği, kötü ve çirkin diye düşündüğü tüm yönleriyle bir başkasına açması korkutucudur. Ancak bir ilişkinin sağlamlığı, krizlerdeki gerçek yüzleşmeler, karşılıklı bu tür bir açıklığın olması, acizliklerin ortaya çıkmasına rağmen kişilerin kendilerini ve birbirlerini sevebilmesi, kabul edebilmesi ve ilişkide kalabilme gücü ile görülür. Böyle bir durumda kişi kendi olduğunda kabul ediliyor olduğundan ilişkisi kanalıyla değer duygusu gelişmiş olur...devamı

 

Hazır Venüs Terazi'deyken, Merkür'e, Güneş'e ve Kuzey Ay Düğümüne kavuşum yapmışken, okumak lazım...
YAKIN İLİŞKİLER ASTROLOJİSİ

Ay tutuldu ve bütün parlaklığı ile bize gösterdikleri hiç iç açıcı değil. Ülke yanıyor, şimdiden 10 kişi öldü. Birçok ilde ya da kasabada sokağa çıkma yasağı ilan edildi, okullar tatil oldu.

Ay Tutulması Koç'un 15 derecesinde olacak. Türkiye'nin haritasında bu derecede hiç bir gezegen ya da hassas nokta yok. 3 derece orb içinde Türkiye'nin Kayron'u duruyor, o kadar. Kayron tek başına ülkeyi bu kadar karıştıramaz. Üstelik bu Ay Tutulması Türkiye'den izlenmeyecek bile.

Bu durumda biraz daha dikkatli bakmamız gerekiyor. Her şeyden önce biliyoruz ki Pluto Türkiye'nin Pluto'suna karşıt yapıyor. En önemli zemin hazır durumda. (Yeraltı Tanrısı ve Nisan isimli yazımda bunu açıklamıştım.) Bundan sonra her şey bu zeminin üzerine yerleşeceğine göre, adeta mayınlı bir tarlada yürür gibiyiz. Her an bir mayın patlayabilir. 

Bu Ay Tutulması da böyle bir mayın oldu. Tutulma 15 derece Koç'ta transit Uranüs'ün üzerinde gerçekleşiyor. Ama bu derecenin bir başka önemi daha var. Bu derece Türkiye'nin Mars'ı ve Satürn'ünün orta noktası, yani ikisinin enerjisini birleştiriyor. Mars-Satürn-Uranüs ve Ay Tutulması birleşiyor. Oldukça uğursuz ve patlayıcı bir durum. Ve bu iktidarı temsil eden yerde oluyor. Öte yandan, biraz önce şöyle bir söz ettiğimiz Kayron'un üzerine de transit Güney Ay Düğümü gelmiş durumda. Ay Düğümleri geçmişle geleceğin kesiştikleri noktalardır ve Güney Ay Düğümü uğursuzdur. Bu durumda geleceğe büyük bir kanayan yara ile adım atıyoruz. Şimdi Güneş Türkiye’nin muhalefeti ve vatanı temsil eden 4. Evinde bulunuyor. O da Mars/Satürn orta noktasında iktidara karşı çıkışı aydınlatıyor.

Aslında son günlerde açıkça görülmeyen bir başka uğursuzluk da atmosfere hakim durumda. Mars-Jüpiter-Uranüs arasındaki büyük üçgen yüzeysel bir bakışla harika şeyler sunuyor gibi görünse de gerçek hiç öyle değil, çünkü Mars şimdi Satürn/Pluto orta noktasında bulunuyor. Yani Mars-Pluto-Satürn enerjileri birleşti. Ölüm, çatışma, kan... Çok uğursuz...

Bütün bu gerilimin ortasında tek dayanağımız Venüs gibi görünüyor. Venüs Terazi’de güçlü durumda. Barışı sağlayacağı düşünülebilinir, ancak bu doğru değil. Çünkü Venüs şimdi sabah yıldızı, Terazi’de düşmüş olan Güneş tarafından yanmış bir savaşçı durumunda ve aslında Terazi barışın burcu olarak bilinse de asıl karakteristiği barış ve eşitlik için mücadeledir.

 

 

SABİT YILDIZLAR

 

GAZZE'DE KÖR OLMAK 

Oxford Astrologer'ın İsrail üzerine yazısı

 

Güneş'in Işınları Altında
Astrolojik yorumlarda genellikle Jüpiter bir burca girdiğinde, o burca şans getireceği yazılır. Dolayısıyla Güneş o burçtayken doğanlar çok sevinirler ve bu yıl benim şanslı yılım derler. Ne de olsa 'büyük uğurlu' kendi burçlarına girmiştir ve onlara hayırlı olacaktır. Genellikle burada anlaşılan, kendi isteklerinin gerçekleşeği ve bu nedenle onların mutlu olacağıdır. Oysa bazen bizim isteğimizin gerçekleşmemesi bizim için daha hayırlı olabilir. Tabii biz buna ilk anda üzülürüz, hayrını ancak zaman geçtikçe kavrarız. Yani bizim anladığımız 'hayırlı' ile tanrının sunduğu 'hayırlı' çok farklı olabilir. 


Özetle, Jüpiter burcunuza girdiğinde hemen her şey yoluna girecek diye fazla sevinmeseniz iyi olabilir. Her şey sizin istediğiniz gibi gitmeyebilir. Siz kendi isteklerinizle meşgulken, size sunulan fırsatları ve destekleri gözden kaçırabilirsiniz. Jüpiter sizi büyütecek ve zenginleştirecektir, ama bu sizin düşündüğünüzden çok farklı bir biçimde olabilir. Tabii bu esnada Jüpiter'in nelere işaret ettiği, doğum haritanızdaki Jüpiter'in hangi durumda olduğu ile de çok bağlantılıdır. Örneğin Jüpiter doğum haritanızda ölüm ve kayıp evinin yöneticisiyse, size kayıpları da getiriyor olabilir. Dolayısıyla kişisel doğum haritasından bağımsız yorumlar tam anlamıyla geçerli olmayabilir.

Geçtiğimiz yıl Jüpiter yüceldiği Yengeç burcundaydı. Yengeç Türkiye'nin Yükselen burcu, bu durumda halkın refah içinde, mutlu ve zengin olmasını bekleyebilirdik. Ancak pek de öyle olmadı değil mi? Hatta Jüpiter Yengeç'te dünyanın bütününe de pek hayırlı gelmedi. Bunun bir nedeni Jüpiter'in öncü bir burçta olması ve gökyüzünde oluşan büyük öncü karenin oluşumunun içinde bulunması, hatta gerilimi arttırmasıydı. Yani Uranüs'le, Mars'la kare, Pluto'yla karşıt açı yapmasıydı. Şimdi Jüpiter Aslan'a geçti, ancak başlangıçta ondan pek hayır beklememek akıllıca olur, çünkü Mars ve Satürn ona düşmanca bakış atıyorlar, yani nazarları değiyor. Ayrıca henüz Jüpiter hâlâ Güneş'in ışınları altında. Kendini gösteremiyor. Simgelediği hayırlar dünyada tezahür edemiyor. Bunun için önce Güneş'in ışınlarından çıkıp, sabah parlaması gerekiyor. Sonra da sırasıyla Mars'ın (14 Eylül) ve Satürn'ün (23 Aralık) Akrep'ten çıkmaları gerekiyor. Buna rağmen Jüpiter 2015 boyunca da zaman zaman Satürn'ün baskısından kurtulamayacak. Bu nedenle her açıdan doğru zamanda açılmayı, doğru zamanda kapanmayı öğrenmemiz gerekecek.

Jupiter Aslan`da

26 Mayis 1908 sabahı, şafak sökmeden hemen önce gökyüzünde Jupiter`in konumuyla ilgili ne Reynolds`ın ne de Churchill`in en ufak bilgisi vardı, fakat kadim bilginlere göre Kraliyet sembolü olan Aslan Burcu`ndaki asil Jupiter çok talihli bir ana işaret etmekteydi. Hükümdarlık ve Aslan geleneği modern İran'ın ilk bayrağında da varlığını sürdürmüştür. Jupiter`in gökyüzünde bu pozisyona her dönüşü Ortadoğu petrollerinin hakimiyeti adına oluşacak yeni bir savaşın simgesi olmuştur ve Jupiter tekrar o konuma gelmek üzere...

 

Avustralya'lı astrolog Ed Tamplin'den güzel bir analiz...

 

JÜPİTER ASLAN BURCUNDA - 16 TEMMUZ 2014

Aslan Burcundaki Jüpiter İçin Anahtar İfadeler:

Benliğin aşırı büyümesi, Coşkulu yaratıcılık, Kendine inanç, Çocuğun büyüme zamanı ya da aşırı çocukça davranışlar, Bolluk duygusuyla tembellik etme, Kendini gösterme ihtiyacında abartıya kaçma, Neşeli ifade, Kutsal çocuk, Tanrı kompleksi, İçindeki özü büyük bir inançla dışarıya çıkarma arzusu, her şeyin yolunda gideceği duygusuyla hesapsız risk alma, Liderlik edebileceğine inanç duymak…

 

Jüpiter bir yıldır transit olarak Yengeç burcunda ilerliyordu. Bu, Yengeç’te duygusal ve iç dünyamızı büyütüp kendimizi güvende hissetmek üzere olaylar yaşayacağımız bir süreci gösteriyordu. Şimdi Jüpiter Aslan burcuna ilerlediğinde ise geçen sene boyunca içsel olarak saptadığımız şeylerin dış dünyada ifade edilme zamanın geldiğine işaret ediyor. Kendimizi güven içinde hissetmeye çalıştık, doğru ya da yanlış bunun için önlemler almaya çalıştık. Artık bu süreci geride bırakıp, bizi koruması için yeterince kabuk geliştirdiğimize inanıp dışarıda kendimizi gösterme vakti geldi.

Aslan burcu bizim içimizdeki özü -yaratıcılığımızı- dış dünyaya ifade sürecimizi gösterir. Bu süreçte Aslan burcu öz ile temas kurmalı, tabii bunun için özümüzde ne olduğunu görme riskini alabilmeliyiz. Evet, aslında Aslan burcu için bu bir risktir, çünkü işin ucunda beğenilmeme ihtimali vardır. Eğer bu süreçte Aslan burcu beğenilmeye odaklanırsa gerçekten kim olduğunu göstermek istemeyebilir. Bu onun içten içe aslında beğenilmesi için bir sebep olmadığı korkusunu pekiştirir. Bu duygu herkes için çok öz yıkıcı bir davranıştır. Bu süreçte ancak alkış alabileceği davranışlar sergilemeye başlar. Bizim görkemli kralımız bu noktada sürekli ilgi ve beğeni talep eden bir soytarıya dönüşebilir. Ya da nasıl olsa beğenilmeyeceğini düşündüğü için hiç ortaya çıkmayabilir. Psikolojik olarak içimizdeki önemli olma duygusu Aslan burcuyla temsil edilir. Bu yüzden aslında ne yapmak istiyorsak onun peşinden giderek içimizdeki canlılığı muhafaza etmeliyiz.

Jüpiter ise bizim büyüme, genişleme ve yayılma fonksiyonumuzu temsil eder. Bizim hayata güvenmemizi, yaşamın bir anlamı olduğuna inanmamızı sağlar. Bu duyguyla bulunduğu yere bolluk hissi getirir. Jüpiter’in haritamızda bulunduğu burç ve ev bizim yayılmaya ve genişlemeye yatkın olduğumuz alanları gösterirken transit olarak Jüpiter’in hareketleri ise artık nerede büyümemiz, yayılmamız gerektiğini bize gösterir. Bu alanlarda şanslı olduğumuz inancını aşılar. Bundan dolayı kendimizi neşeli hissederiz. Ancak bu aşırı şanslı olduğumuz duygusu, bizim himaye edildiğimiz duygusuyla birleşince kendimizin üstün olduğunu düşünebiliriz. Bu ise kibir ve fanatizmi doğurur.

Jüpiter Aslan burcuna geçtiğinde artık içimizdeki çocuğun büyüme zamanının geldiğine işaret eder. Kendi isteklerimizi yapmak için kendi sorumluluğumuzu almanın zamanıdır. Büyümeye doğru kendimize duyduğumuz inançla adım atma zamanıdır. Başta Jüpiter’in sebep olduğu aşırı güven duygusu içimizdeki çocuk kalmış yönümüzü şımartmak isteyebiliriz. Ancak buradaki tehlike aslında bu çocuk kavramının temel psikolojik arketip olarak bizim kendimizi “kutsal çocuk” olarak hissetmemizdir. Bu arketiplerde Kutsal çocuğun aslında kendini dünyayı kurtaran bir tanrı gibi gördüğü anlatılır. (Zalim bir hükümdarın elinden kurtarmak için ebeveynleri tarafından bir sepete konularak nehirde yüzdürüldükten sonra hayatta kalan ve sonrasında dünyayı kurtaran çocuk arketipinde olduğu gibi). Çocuk evrenin merkezindedir ve bütün her şey onun etrafında dönmektedir. Jüpiter’in Aslan burcundaki gölgelerinden biri de budur. Çocuk tarafımızla büyümeye direnç gösteririz. Çünkü bir kez büyüdük mü artık evrenin merkezinde olmadığımızı kabullenmek zorunda kalırız. Bundan kaçınmak için başkalarına iyilikler yaparak kendi önemimizi anlamalarını umarız. Artık egomuzun doyurulamaz yönü (Aslan) ahlaki/felsefi (Jüpiter) bir amaç ile birleşmiştir. Sonucunda kibir ve üstünlük duygularıyla hareket etmeye başlarız. Fanatikçe yaklaşımlar sergileyerek kendi söylediklerimizin veya yaptıklarımızın doğruluğuna başkalarının da inanmasını bekleyebiliriz. Bu da bizim aslında problemli yönlerimizi göz ardı ederek derinlikten yoksun ve ciddiyetsiz olarak yaşamamıza sebep olur. Bunu aşırı dramatik telafi etmeye çalışabiliriz. Burada aslında neyin gerçekten bizim için önemli olduğunu idrak etmemiz gerekmektedir. Hayatta herkesin kendisi için önemli olduğunu, bizim de kendimizi önemli hissetmek için özümüze uygun olarak kendi isteklerimizi gerçekleştirmek durumunda olduğumuzu fark etmeliyiz. Böylelikle içimizdeki cevhere dokunup onu parlatabiliriz. Jüpiter Aslan burcundayken liderlik ve organizasyon yeteneklerinde de artış görülebilir. Ancak, kendi özüne uygun davranan birisi insanları doğru yönlendirebilir aksi takdirde buyurganlık ve despotça yaklaşımlar görülebilir.

(c)Zekai Kardaş

 

Dergimizin artık ASTRODOKU'su var.

İlker Em sizin için hazırladı. Tıklayın

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

 

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde

geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Dolunay Bitiş mi?


İnternette Dolunay’la ilgili çeşitli yazılarda Dolunay’ın sonları ya da bitişleri ve yeni başlangıçları gösterdiğine dair yazılarla karşılaşıyoruz. Bunlar çok yanıltıcı ifadeler. Ay fazları arasında bir şeyin bitişi ve yeni bir şeyin başlangıcı arasında geçiş işlevini gören faz balzamik ay fazıdır. 


 

Ay’ın yeniay fazı doğumu, büyüyen fazları büyümeyi, dolunay tamlığı, küçülen fazları da bozulup çürümeyi simgeler. Sanırım burada tamlık, bütünlük ile bir şeyin bitişi (yeni bir şeyin başlayışı) kavramları karıştırılıyor.

Dolunay fazı Ay’ın bütünüyle göründüğü, Güneş’in ışınını tam olarak yansıttığı fazdır. Ortada ne varsa görülmektedir. Daha önce tohumu atılan ve yapılandırılmaya çalışılan şeyler artık bütünlüğüne ulaşmaktadır. Bu, kişinin kendi bireyliği ise, ne şekilde yapılandığı gözler önündedir. Bu bir projeyse, proje artık tamamlanmaktadır. Şimdi ortada ürün görülmektedir. Dolayısıyla bu ürünün nasıl olduğu da görülmekte ve ona ayna tutulmaktadır. Dolunay’da oluşan Güneş-Ay karşıtlığı kişinin kendisine meydan okuyan ya da ayna tutanlar kanalıyla farkındalık geliştirmesinin işaretidir. Bu evrede tarafsızlık, nesnelliklik gerekir. Bu sayede karşıtlıklar birbirini tamamlar ve dengeler. Projeler bu farkındalıkla bitirilir. Ancak bir şeyin sonlanması ve yeni bir şeyin başlaması için daha üç faz deneyimlenmesi gerekmektedir.

Dolunay’ı gözünüzde canlandırmak için bir çiçeğin bütün görkemi ile açtığı bir hali düşünebilirsiniz. Bu tamlık’tır. Bitiş içinse çiçeğin, dallarının ve gövdesinin solduğu, kuruduğu, bütün yapraklarının döküldüğü bir hali düşünün.

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

MARS Notlarım

Mars ile Güneş veya Ay arasındaki herhangi bir açı bedeni güçlendirir, ama (ışıklarla kavuşum ya da hayırsız (kötücül) bir sabit yıldızla karşıtlık gibi) kötü bir açı gözleri zayıflatır. Bir saat astrolojisi haritasında (horary) büyük göz yorgunluğunun işaretidir.

 

Doğumda Ay ile Mars arasındaki herhangi bir açı, mutlaka ölümcül olmayan, küçük veya büyük bir ameliyat delilidir. Ameliyatların zamanı genellikle ağır transitlerle birleşen ve bunun fiziksel olması için Yükselen'le açı yapan önemli progresyonlarla gerçekleşir.

 

Mars Jüpiter ve Venüs'le her hangi bir açı yaptığında, diğer olumsuz açılarını düşünürsek, tahmin ettiğinden daha şanslı durumdadır. Bu benefikler (hayırlılar) o olumsuz açıların gerçek gücünü gösterirler; sizi sizin iyiliğiniz için tokatlarlar; daha az saldırgan, düşüncesiz ve abartılı olursunuz.

 

Eğer Mars Ay'ın doğumdan sonra ilk kavuşum ya da karşıtlık yaptığı gezegense, evlilikte sorunların delilidir: ayrılık, boşanma veya dulluk mümkündür.

Mars ve Neptün açıları renk sevgisini ve bunu avantajına kullanma becerisini gösterirler. Bu aynı zamanda renkli bir yaşama işaret eder, ama gerilimli açılarda Neptün'ün bulunduğu evde kandırılma ve dolandırılma tehlikesi vardır.

 

Mars'ın doğumda 8. evdeki Ay'la karesi doğum esnasında annenin ölümünü gösterebilir, ama bunun tasdiklenmesi için en az iki gösterge daha olması gerekir.

 

JÜPİTER bolluğun, eli açıklığın ya da aşırı eli açıklığın gezegenidir, öyle ki obeziteyi de yönetir. Köşesel evde olduğunda resmiyete (biçimciliğe) büyük saygı ve korunma söz konusudur. Yükselen'in yöneticisiyle uyumlu açıdaysa şeref verir. Felsefeyi, her türlü bilgeliği ve insan sevgisiini yönetir. Genel olarak zenginliği, varlığı temsil eder.

 

Jüpiter bütün evlerde o evin temsil ettiği şeylerin miktarını arttırır. Evlilik evi olan 7. evde çok sayıda evlilik; anne-baba evleri olan 4. ve 10. evlerde üvey anne-baba ya da evlat edinen anne-baba; 11. evde çok arkadaş; 3. evde çok sayıda akraba ya da kardeş; 5. evde çok çocuk, ve buna benzer...

 

Jüpiter 10. evde kişiye kariyerde başarı, saygınlık ve şan için şans verir. 10. ev 7. evin (evliliğin) bir işin sonunu gösteren 4. evi olduğu için ve bolluk vaad ettiği için, evlilik sona erdiğinde miras ve gelir verir. Bu genellikle boşanmadan ziyade eşin ölümünde görülür.

 

Eğer 3. evde bir malefik varsa veya gerilimli açı alan bir malefik tarafından yönetiliyorsa, bu, bir akrabanın zorlu ölümünü gösterebilir. 10. evdeki Jüpiter (o akrabanın 8. evi) akrabaya verilen onur madalyasına işaret edebilir ve o madalya kişiye kalır.

 

Ivy Goldstein-Jacobson – Here and There in Astrology 1961

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.