Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAY’DA YENİAY

 

“Hayatımızda önümüze gelen ilk büyük fırsat genelde yapmak istediğimiz şeyin mümkün olduğunu bize göstermek içindir. Bu yüzden kaçırılmış fırsatların üzerinde çok durmayın, hiçbir şeyi kaçırmadınız. Fakat bir sonraki için elinizden gelen en iyi şekilde hazırlanın, böylece o an geldiğinde tamamıyla hazır olacaksınız.” - Doe Zantamata

 

 

7 Aralık 2018’de saat 10:20’de 15 derece Yay’da bir Yeniay gerçekleşiyor. Değişken bir burçta olan bu Yeniay bize yeni girişimlerde bulunma fırsatı vermekle birlikte, değişebilecek, yeni oluşabilecek koşullara da uyum sağlamak konusunda daha esnek bir yaklaşımda olmamız gerektiğine işaret ediyor. Yeniay’ın yöneticisi Jüpiter Yay’da, yani kendi yöneticiliğinde dolayısıyla büyük bir hevesle, iyimserlikle ve inançla bir şeylere başlamak, geleceğe güvenle bakarak ideallerimize ulaşma yolunda adımlar atmak, deneyimlerimizi zenginleştirmek adına yeni ve farklı ufuklara açılmak ve yeni şeyler denemek için gerekli zemini hazırlıyor. Hem kendimize hem de hayatımıza daha üst bir perspektiften bakabilir, şimdiye kadar yaşadıklarımızı anlamlandırabilir ve bulunduğumuz alanın/durumun dışına çıkmak, büyümek ve gelişmek isteyebiliriz. Tabii ki Jüpiter’in Yay’da tüm bu fırsatları bize sunarken, abartı, aşırılık, aşırı iyimserlik, burnunun ucunu/bugünün gerçeklerini görememek, kendini olduğundan üstün görmek/göstermek, kibir, bugünün işlerini yarın havale etmek, yapabileceğinden fazlasına söz vermek, israf ve ayağını yorganına göre uzatamamak gibi gölgelerini de unutmamak gerekir. Bu açıdan, her konuda aşırıya kaçmamak, durumumuzu iyi değerlendirerek yapamayacağımız işlere girişmemek, boş vaatlerde bulunmamak ve geleceğe aşırı odaklanarak bugünün gerekliliklerini ve gerçeklerini kaçırmamak konusunda dikkatli olursak iyi olur.

 

Bu Yeniay, Balık’ta kesin kavuşum yapan Mars ve Neptün ile kare yapıyor. Yukarıda bahsedilen “aşırılık” ve “abartı” temasına, Balık’taki Mars- Neptün kavuşumu “sınırsızlık” temasını da ekliyor. Hareketlerimizde ve tepkilerimizde sınırı aşabilir ve ölçüyü gerçekten kaçırabiliriz ya da sınırlarımızı aşırı zorlayan, bizi gerçekten öfkelendirebilecek durumlarla ve insanlarla karşı karşıya kalabiliriz. Rekabetin, düşmanlığın, meydan okumaların, huzursuzluğun ve saldırganlığın artması, bizi kışkırtmaya, sinirlendirmeye çalışan insanlarla karşılaşmak, düşüncesizce alınan riskler, taşkınlıklar, kazalar, yaralanmalar ve aşırı yorgunluk, bitkinlik gibi konular gündemimize gelebilir. Balık’taki Neptün’ün işin içinde olması, özellikle aldanma/aldatılma, illüzyon, gerçekleri oldukları gibi görememek, hayal kırıklığı ve yalan gibi temalara dikkat çekiyor. Yay–Balık arasındaki bu kare açı, öngörümüzün arttığı ve vizyonumuzun genişlediği bir döneme işaret edebileceği gibi, burnumuzun ucunu hiç göremediğimiz, gerçekleri işimize geldiği gibi algılayıp kendimizi kandırdığımız, gerçekçi değerlendirmeler yapamadığımız ve bize pahalıya patlayabilecek riskler aldığımız bir sürece de işaret edebilir. Güvenimiz, duyarlılığımız ve iyi niyetimiz başkaları tarafından sömürülebilir ve kolayca kandırılabiliriz. Her şeyin iyiye gideceği inancıyla, “planlamadan” ve “gerçeklere odaklanmadan” sadece fantezi ve hayallerimize göre attığımız adımlar sonucu hayal kırıklığı yaşayabiliriz. Belirsizlik, yalan ve kaosun hakim olabileceği bu atmosfer geçene kadar, kritik ve bizim için gerçekten önemli kararları ertelemekte ve en önemlisi kendimize hakim olmakta fayda var.

 

Yeniay’ın Sabian sembolü cümlesi, “Martılar yiyecek bulmak için bir geminin etrafında uçuyorlar.” şeklinde.Bu sembolbir şeye/yere bağlı olmak vebağımlılık gibi temalara işaret eder. Burada insanlara yemek ve kalacak yer sağlayan sosyal güvenlik kurumları, yardım dernekleri, yardım hizmetleri düşünülebileceği gibi, insanlardan durmadan bir şeyler koparmaya çalışan beleşçiler, otlakçılar ve borçlular da düşünülebilir. Bu sembolün söylemeye çalıştığı şey, beslenme ihtiyacımız ya da yakalamaya çalıştığımız fırsatlar için başkalarına bel bağlamanın bizi yaratıcılıktan, özgünlükten ve özgürlükten uzaklaştırdığıdır. Belirli bir ihtiyacımızı ya da isteğimizi karşılamak adına kendi özdeğerimizi indirgiyor ya da hiç değmeyecek bir konu üzerinde gereğinden fazla zaman, para ve enerji harcıyor olabiliriz. Gereğinden fazla değer verdiğimiz şeyler ise diğer alternatifleri ve olasılıkları görmemize engel olabilir. Yay’daki bu Yeniay önümüze belki de bir süredir beklediğimiz fırsatları ve alternatifleri sunabilir; burada önemli olan neyin gerçekten bizim için gerekli ve önemli olduğu ve nelerin zaman/enerji harcamaya değer olduğu sorusunu kendimize sormamızdır. Ünlü deyişte söylendiği gibi, “Parlayan her şey altın değildir.”...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:
*Astroloji Dersleri, Barış İlhan
*https://sabiansymbols.com/

 

Güneş Neptün Karesi - 6 Aralık 2018
Mars Neptün Kavuşumu - 7 Aralık 2018

 

Yılın son ayı genellikle bir önceki yılın muhasebesinin çıkartıldığı ve yeni yıldan talep ve beklentilerin dile getirildiği dönemdir. 2018 yılında geri giden o kadar çok gezegen vardı ki, yılın yarısından fazlasında pek çoğumuz hayatlarımızda bir ileri bir geri hareket ettik. Bu vesileyle de, aslında geçmişte atılan adımların içsel muhasebesini yapmak için pek çok olanağımız oldu.

 

Şimdi Merkür’ün 6 Aralık’ta ileri harekete geçmesiyle gökyüzünde Uranüs dışında geri harekette başka gezegen olmayacak. Aniden değil ama “yavaş yavaş” vites arttırarak ilerleyebileceğiz. Şu an bir çok konu nihai sonuca varmak üzere olduğu gibi, 6 Ocak’ta haritamızda Oğlak’ın düştüğü evde açılacak yeni başlığın ilk mesajlarını da almaya başlıyoruz.

 

Misty Kuceris’e göre, Merkür’ün ileri gitmeye başlamasıyla 6 Aralık’tan sonra daha fazla bilginin su yüzeyine çıktığını görebileceğiz. Bazı mali skandalların ortaya çıkma olasılığı var. 9 Ekim 2018 – 31 Ekim 2018 tarihleri arasında almaya çalıştığınız bazı bilgi ve sonuçları şimdi elde edebiliriz. 7 Aralık’taki Yeniay da, haritanızda Yay burcunun düştüğü ev konusunda yeni bir gelişmenin işareti. Ancak, bu birkaç gün aynı zamanda Güneş Neptün’e kare yapmakta ve Mars-Neptün kavuşumu olduğundan, sınırlarımızı ve maddi dünya üzerindeki sınırlılığımızı kabul etmekte pek başarılı olmayabiliriz. Beklenti ve ideallerimizin ne kadar gerçekçi olduğunu önce kendimize dürüst bir biçimde ifade etmeliyiz. Çünkü açıların etkili olacağı 4-5 günlük dönemde, kendini kandırma eğilimi yüksek. Olması gerektiğini düşündüğünüze değil, olana odaklanın. Yeni başlangıç için harekete geçmekte acele etmeden önce, tedbirli davranın, işlerin, işlemlerin sağlamasını ve kontrolünü yaparak teslim edin.

 

Güneş Neptün’e dokununca merkezi amacımız ve itici gücümüz idealizm ile bulanabilir. Kim olduğumuz ve ne istediğimiz ile ilgili bulanıklık sebebiyle de, kendimize ve bunun sonucu olarak da başkalarına karşı dürüst olamayabiliriz. Yekta Kopan’ın yeni çıkan “Sıradan Bir Gün” romanına ilişkin bir röportajında dediği gibi “Sahte kimliklerdeki fotoğraflara bakmaktan uzaklaşmalıyız. Bizim kadrajın dışına bakmayı öğrenmemiz lazım. Tıpkı selfie kadrajının yanında çöp tenekesinin de durduğunu bilmek gibi.” Kendimize dürüst olmak tam da, pırıltılı selfie’mizi kendimiz sanmak yerine, kadrajın dışından (büyük resimde) kendimize bakabilmekle alakalıdır. Veya tam tersi, pırıltılı selfie’lerdeki yüzleri ve hayatları gerçek sanıp, yanımızda duran çöp tenekesine hayıflanmamaktır.

 

Neptün ve Mars kavuşumu olumlu kullanımıyla, büyük bir ilham, esinlenme, yaratıcılık verir. Hayal ve ideallerimiz için harekete geçebilir, bunları gerçekleştirebiliriz. Özverili davranarak, yardıma muhtaç durumdaki kişiler için mücadele edebiliriz. Eğer okyanusun içindeki bir damla, damlanın içindeki bir okyanus olduğumuzun farkındalığına varamazsak, olumsuz yönde, fiziksel enerjinin düşmesi şeklinde de tezahür edebilir. Günlük yaşamın dertlerinden kaçma eğilimi had safhadadır. Aldanma, aldatma, kafa karışıklığı ve belirsizliğe sebep olabiliriz. Sue Tompkins, bu açıyı parlatılmış bedenin fiziksel kullanımı olarak niteliyor. Dolayısıyla, fiziksel güç ve cinsellik idealize de edilebilir. Kaçış temalarına, yanlış yerde fedailiğe ve avareliğe dikkat edilmeli. Bu durumda, yine inanmak istediğimize değil, burnumuzun ucunda olana odaklanmak en sağlıklı yöntem olacaktır.

 

Gökyüzünde ayrıca, Merkür-Kayron-Kuzey Ay Düğümü arasında büyük su üçgeni ve genel anlamda su elementi vurgusu mevcut. Sırlarımız, mahremimiz, tabularımız veya duygusal anlamda o en hassas olduğumuz konu ne ise bunu, derin bir analiz ve değerlendirmeden geçirerek ifade edebilirsek, suyun arıtıcı gücü yaralarımızı temizleyip iyileştirebilir. Kendi yaramıza sürülmesi gereken merhemi bulabiliriz. Suyun bedensel, duygusal, ruhsal temizlenme sembolü ve yenilenme gücü olduğunu hatırlayarak, duygularınızı ve kırılganlıklarınızı sondajlayarak yazın, dinleyin, ifade edin. Ağlamak istiyorsanız, serbestsiniz. Yukarıda bahsedilen ilerlemelerden önce, kendinizi ve ruhunuzu iyice arındırın.

Astroloji Dergisi / Pınar Uyar

 

Güneş-Mars Karesi - 3 Aralık 2018

 

Hareketlerimiz ile isteklerimiz arasında çatışma ve uyumsuzluk. 

İsteklerimiz için harekete geçmekte zorlanmak.

 

Kare açının değişken burçlar Yay ve Balık burçlarında gerçekleşmesi; inançlarımız ile ideallerimiz arasında kaldığımızı gösterir. Bu çatışma sonucu bir karara varmak mümkün olmadığı gibi sorunlarla sürüklenme tehlikesi vardır. Ne istediğimizi bilmiyor ve arayışta gibi görünebiliriz. Odaklanma sorunumuz ortaya çıkabilir. Bu durum endişeye yol açabilir. Ancak olumlu olarak olasılıklara açık kapı bırakacak ve özlemlerimizin gerçeğe dönüşmesine fırsat verecek şekilde hareket edebiliriz.

 

Mars Balık burcunda, spiritüel bir savaşçı gibidir. Boyun eğerek, kabullenerek zafere ulaşabilir. Güçlü bir duygusallık ve bilinçdışından gelen dürtüler ile harekete geçer. Bir sorunla yüz yüze geldiğinde savaşmak yerine etrafından dolanmayı tercih eder. Gölge yönüyle, enerjiyi boşa harcamak ve öfkenin dolaylı olarak ifade edilmesi, kurban psikolojisiyle hareket etmek mümkündür..

 

Yay burcundaki Güneş başka ufuklara açılarak, kendi yaşam deneyiminde uzmanlaşmak ister. Deneyimlerinin sonucunda öğrendiklerini kendi hayatına aktarmak ve kendine özgü yaşam felsefesini oluşturmaya çalışır. İyimser, hevesli, maceracı, hoşgörülü bir tavır fark edilir. Gölge yönüyle önyargılı, patavatsız, kaba ve sürekli vaaz verir gibi yargılayıcı bir tavır görülür.

 

Açı olumlu kullanıldığında, kendine güvenli şekilde ortaya koyma, cesaret ve muhtaç durumda olanlar adına yılmadan mücadele yeteneği görülür. Kendine inanır. Enerjisini  sağlıklı ve uygun bir tutumla dışa yöneltebilir.

 

Olumsuz kullanıldığında, fazla düşünmeden içgüdülerine göre harekete geçmek mümkündür. Değişken bir tavır  ve önceden kestirilemeyen saldırgan davranışlar görülebilir.  Saldırganlığın yıkıcı  şekilde kişinin  kendisine yöneltilmesi mümkündür. Baba figürleriyle ilgili öfke problemleri ortaya çıkabilir. İnatçı, ısrarcı, kavgacı, sabırsız, huzursuz, pasif agresif bir tavır görülebilir.

Astroloji Dergisi/ Asuman Adıbelli

Kaynaklar;

Astrolojide Açılar  -  Sue  Tompkins

Astroloji Dersleri  -  Barış İlhan

Astrolojinin Anahtar Sözcükleri  -  Hajo Banzhaf & Anna Haebler

ARALIK -2018

İleri Gitme Zamanı

 

Aralık ayının önemli astrolojik enerjileri:

*6 Aralık 2018’de Akrep burcundaki Merkür ileri gitmek üzere duracak. Merkür 16 Kasım 2018’de Yay burcunda geri gitmeye başlamış, 1 Aralık 2018’de tekrar Akrep burcuna girmişti.

*7 Aralık 2018’de Yay burcundaki Güneş ve Ay ile Yeniay meydana gelecektir.

*21 Aralık 2018’de Güneş Oğlak burcuna girecek ve astrolojik yılın son çeyreği başlayacaktır.

*22 Aralık 2018’de Oğlak burcundaki Güneş ve Yengeç burcundaki Ay ile Dolunay meydana getirecektir.

  devamı...

  

İKİZLER’DE DOLUNAY

“Şüphe etmek bizi soruya, sorgulamak ise doğruya götürür.” – Peter Abelard

23 Kasım 2018’de saat 08:40’ta İkizler’de bir Dolunay gerçekleşiyor. İkizler-Yay aksındaki bu Dolunay değişim, adaptasyon ve yeniliklere açık olma temalarını gündeme getiriyor. İkizler’deki Ay’ın yöneticisi Merkür Yay’da geri hareketini sürdürüyor; Yay’daki Güneş ise kendi yöneticisi olan Jüpiter ile kavuşum halinde; orb geniş olsa da bu kavuşuma Merkür de eşlik ediyor. Balık’taki Mars ise Ay’a ve Yay’daki bu stelyuma (kümeleşme) kare açı yaparak değişken bir T-kare oluşturuyor. Problemleri çözerken öğrenmeye, doğru bir şekilde bilgilenmeye açık ve esnek bir yaklaşımda olmak oldukça önemli. Öte yandan akıntıya kapılıp sürüklenmek, yönelimimizi yitirmek, kararsızlık, sinirlilik, huzursuzluk, ne yapacağını bilememek ve sorunları görmezden gelip kaçmak da söz konusu olabilir.

Yay’daki Jüpiter, bu Dolunay’ın etkisini özellikle arttırıyor. Yaptığımız işlerde, duygusal tepkilerimizde, mücadelelerimizde aşırıya kaçabilir ve etrafımızdakilerin öfkesine ve provokasyonlarına maruz kalabileceğimiz gibi, kendimiz de öfkemize hakim olmakta ve kendimizi kontrol etmekte zorlanabiliriz. Dürtüsel bir şekilde, düşüncesizce verilen kararlar ya da atılan adımlar pişmanlıkla sonuçlanabilir. Ne yaparsak yapalım kendimize sınır koymakta ve hareketlerimizin dozunu ayarlamaya çalışmakta fayda var. Merkür’ün Yay’da geri harekette olduğunu hatırlarsak, kritik kararları ve adımları şimdilik ertelememiz ve eyleme geçmeden önce iyice araştırdığımızdan ve bilgilendiğimizden emin olmamız gerekebilir. Doğru bildiğimizi varsaymadan ya da bize her söylenenin “doğru”, her gösterilenin “eşsiz” bir fırsat olduğunu düşünmeden önce, sorgulamak ve işin doğrusunu araştırmak akıllıca olabilir. Yönelimimizi kaybettiğimiz ya da aşırı kararsız kaldığımız noktada ise oraya buraya koşuşturup enerjimizi dağıtmaktan ziyade, daha sakin kalmaya çalışıp gerçekten ne yöne gitmemiz ya da ne yapmamız gerektiğine dair “iç sesimizi” dinleyebiliriz. Balık’taki Mars’ın değişken T-karenin fokalinde olması, hesaplamadan düşüncesizce alınan risklere, dürtüselliğe, saldırganlığa, özel hayatımızda ya da sosyal çevremizde yaşanabilecek çatışmalara, incinmeye, yaralanmaya, kazalara, yanıklara, öfke patlamalarına, duygusal ya da fiziksel anlamda aşırı yorgunluğa işaret edebilir. Bu açıdan her düşüncemizi ve adımımızı tekrar gözden geçirmek adına geri çekilip bir şeyler aklımıza iyice yatana, içimize iyice sinene kadar beklersek iyi olur.

Bu Dolunay, Boğa’nın omzunda yer alan Pleiades’in en parlak ve büyük yıldızı olan Alcyone ile kavuşum halinde. Bu sabit yıldız, keder, iyimserlik, ün, gözyaşı, ahlaksızlık, göz problemleri, körlük, sürgün, kendi çevresinde kendini yabancı gibi hissetme, yaralanma, gemi kazaları ve hastalıkla ilişkilendiriliyor. Özellikle haritada Ay, Mars ile kritik açılar yapıyorsa, aşırı hırslılık, duyarsızlık, düşmanlık, güç kaybı ve gözde kazalara işaret ediyor. Karşı cinsle olan ilişkilerde bu sabit yıldız iyi değerlendirilmiyor.

Dolunay’ın Sabian sembolü cümlesi ise, “Altı camdan yapılmış bir tekne, denizaltının muhteşem dünyasını gözler önüne seriyor.” şeklinde. Bu sembol başkalarının göremediği şeyleri görebilmekle ilgilidir. Görünenin altında neler olup bittiğini anlamak için gereken istek ve kabiliyete sahipsiniz. Olaylara uzaktan bir gözlemci gibi ve daha objektif bir bakış açısıyla yaklaşmak daha güvenli olabilir. Özellikle bu olaylar kendi doğal çevreniz dışında gerçekleşiyorsa, hiç müdahale etmeden bir gözlemci olarak kalmak oldukça iyi olabilir. Bu sembol, gözlemlenemeyen şeyleri bile görebilme ve kolektif bilinçaltıyla bağlantı kurma kabiliyetinin yanı sıra, geniş bir perspektif ve kaşif ruhu veriyor. Diğer yandan duygusal derinlikten ve karmaşadan sakınmak için duvar örmek, ayrılık ve uzaklık yüzünden yabancılaşma risklerini de beraberinde getiriyor. Doğruları net olarak göremediğimiz ve daha çok veriye ve güvene ihtiyaç duyduğumuz noktada,  geriye çekilip düşünmek ve savaşlarımızı dikkatle seçmek bizi gereksiz zaman, enerji harcamaktan ve en önemlisi pişmanlıktan koruyabilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

* Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*http://www.constellationsofwords.com

 *https://sabiansymbols.com/

GÜNEŞ YAY’DA – 22 Kasım 2018

 

“Yaşamın amacı, onu yaşamaktır; deneyimi iliklerine kadar hissetmektir; daha yeni ve daha zengin deneyimlere korkusuzca ve hevesle uzanmaktır...” ― Eleanor Roosevelt

 

İsteklerimizi ve bizim için nelerin “önemli” olduğunu ifade eden Güneş Yay’daki yolculuğuna başlıyor. Arketipsel manada filozof, gezgin ve öğrenci olan Yay için, evrenin ve doğanın yasalarını, onların insanla olan bağlantısını anlamak, yüksek idealler, hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair prensipler ve inanç geliştirmek, bu prensipler ve inançlarla bir hayat felsefesi oluşturmak “önemlidir.” Yay hayata karşı güven duyar ve onu iyimserlik ve coşku ile karşılar. Bu güven ve iyimserlikle deneyimlere açıktır. Yaşamını anlamlandırma yolculuğunda, farklı ufuklar, farklı kültürler, farklı yaşamları, kısaca kendisinden farklı düşünen ve inanan insanların yaşamlarını deneyimler. Zodyak’ın yargıcı ve filozofu olan Yay’ın kendine ait bir takım yargılara, hükümlere, inançlara  ve ahlaki değerlere gerçek anlamda sahip olabilmesi ancak bu farklılıkları deneyimledikten ve bunlara karşı hoşgörü geliştirdikten sonra mümkün olur. Bu “yanlış”, bu “doğru” demesi ya da bir konuda “taraf” olması için ilk önce önüne gelen o konuyu yaşantılaması şarttır.  Yay okuyarak veya etrafından, ailesinden öğrendiği bilgiler ve inançlarla ya da oturduğu yerden yaşamı seyrederek yaşam bilgeliğine ulaşmaz. Bu yolculuğu bizzat yapması gerekir. Farklı olana karşı hoşgörü geliştirmek,  kendi yaşadıklarına dayalı olarak prensipler edinmek ve inanç geliştirmek ve bu yolla yaşam ustalığına ulaşmak Yay’daki Güneş’in istekleridir.

 

Yay’ın gölgeleri, bir Hac yolculuğuna da benzetilebilecek bu kişisel anlamlandırma yolculuğunu yapmayıp, yaşamın kıyısında deneyimden uzak bir şekilde oturup onu anlamlandırmaya çalıştığında ortaya çıkar. Ya oradan buradan duyduğu, okuduğu bilgilerle ukala birisine dönüşür ya da kendisine uygun olmayan inançlar ve prensiplerle önyargılı, aşırı yargılayıcı ve hayatın nasıl yaşanması gerektiği ile ilgili aşırı katı prensiplere sahip bir fanatik haline gelebilir. Yay, hayatı okuduklarıyla, başkalarından duyduğu bilgilerle veya gözlemleyerek anlamlandırmaya ya da “doğruyu” aramaya çalıştığında varsayımları ve kanıları ile hareket eder; oysa yaşamdaki doğruyu ve anlamı ancak yaşayarak bulabilir. Fildişi kulesine kapanıp yaşamdan uzak durduğu durumda, Yay kibirli, kendi inançlarını ve doğrularını herkesten üstün gören, hoşgörüsüz ve önyargılı birisi olabilir. Vaaz ettiklerini uygulaması gereken bir burç olan Yay, bunu yapmadığında ikiyüzlü bir ahlakçıya dönüşebilir. Devamlı geleceğe ve gelecekteki olasılıklara odaklanması, bir öngörü yeteneğine işaret edebileceği gibi, gölge yönüyle o an yapılması gerekenlere odaklanamamasına ve burnunun ucunu görememesine neden olur. Aşırı iyimserliği ve hayata, şansına aşırı güvenmesi her şeyi yarına havale etmesine ve üşengeçliğe yol açar.  Her şeyi “yapabileceğine” olan inancı ve güveni, her şeye, herkese “evet” demesi ve dolayısıyla vaat ettiklerini yerine getirememesi ile sonuçlanır. Yaptığı her iyiliği ve cömertliği sanki lütfediyormuş gibi yapabilir. Yay’ın bir başka gölgesi ise insanları “aşağıdakiler” ve “yukarıdakiler” diye ayırmasıdır. Kendisini toplum üstü gören bu asilzade tavrı ile dünyaya geliş amacı olan “farklılıklara” karşı olan hoşgörüyü geliştirmesi pek mümkün olmaz.

 

Yay’daki Güneş’in yöneticisi Jüpiter 8 Kasım 2018 itibariyle kendi yöneticisi olduğu Yay’da yolculuğuna başladı. Güneş ise Yay’a girer girmez Jüpiter ile kavuşum yapmaya başlıyor. Olumlu anlamda hayata olan inancımızın, iyimserliğimizin ve özgüvenimizin artması ile birlikte, kendimizi farklı deneyimlere ve perspektiflere açabileceğimiz bir dönemden geçebiliriz. Macera ruhuyla ve korkusuzca deneyimlerimizi zenginleştirmek isteyebiliriz. Yolculuklar, bulunduğumuz ortamdan uzaklaşma ya da yeni şeyler öğrenme ve keşfetme isteğinin artması söz konusu olabilir. Şimdiye kadar yaşadıklarımıza daha üst bir perspektiften bakarak bunları anlamlandırabiliriz. Olumsuz anlamıyla, “yarın yaparım”  ya da “nasıl olsa hallolur” düşüncesiyle her şeyi ertelemek ve şansına aşırı güvenmek,  üşengeçlik, disiplinsizlik, her şeyi (yeme, harcama vs) aşırı abartma eğilimi, kibir, fanatizm, her zaman doğruyu bildiğini düşünmek ve yapamayacağımız şeyler için söz vermek söz konusu olabilir. Her ne yaparsak yapalım ölçüsüz ve sağlıksız bir şekilde yol almadığımızdan ve aşırıya kaçmadığımızdan emin olalım…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

MERKÜR 7 Aralık'a kadar geri gidiyor

MARS BALIK’TA – 16 Kasım 2018

Yol’daysan her gün bir şeyler kaybedersin.

Kaybede kaybede sonunda eylemsizliğe ulaşırsın;

Hiçbir şey yapmazsan, yapılmadık hiçbir şey kalmaz.

Dünyayı fethetmenin yolu,

Hiçbir şey yapmamaktır.

Çünkü ne yapsan,

Çaban dünyayı fethetmeye yetmez.  – Lao tzu

Mars,  değişken bir su burcu olan Balık’a giriş yapıyor ve 1 Ocak 2019’a kadar buradaki yolculuğunu sürdürecek. Bu konumda Mars, bilinçdışı temaların ve duyguların etkisi altındadır. Bu yüzden kendisini kararlı ve net bir şekilde ortaya koyma ve kendini motive etme konusunda problem yaşar.  Nereden geldiği belli olmayan duyguların kontrolündedir. Hareketler ve mücadele edilmesi gereken şeyler, kişinin burnunun ucundaki gerçeklere ya da hayatındaki zorunluluklara göre değil, fantezilerine ve özlemlerine göre şekillenir. Bu yüzden yapılan hamleler ve atılan adımlar verimsiz olmakla kalmaz aynı zamanda kişinin hayatında belirsizliğe ve kaosa neden olur. Öte yandan kişi hayatın zorunluluklarından ve gerçeklerden kaçıp kendisini uyuşturarak bazı bağımlılıklar (durmadan TV seyretme, sanal alem, madde bağımlılığı vs.) geliştirebilir dolayısıyla hiçbir şey için mücadele de vermeyebilir. Burada bilinçdışı akıntıların etkisiyle sürüklenen Mars, belirsiz ve kafa karıştırıcı hareket edebilir bunun sonucunda kendisini kandırabildiği gibi başkalarını da kandırmaya, aldatmaya eğilimli olabilir. Kurban-Kurtarıcı rollerini oynayabilir. Ya çaresizce kurtarılmayı bekleyebilir ya da başkalarını kurtarmaya çalışırken “kurban”  durumuna düşebilir. Başkalarının alanlarına aşırı müdahale eden, ne kendi sınırlarını ne de başkalarının sınırlarını bilen bir “sınırsızlık” söz konusu olabilir. Bir ideale veya bir kişiye kör bir şekilde kendini adayabilir, bu “adama” sonucunda ise hayal kırıklıkları yaşanır. Öfke bu konumda bilinçsizce ortaya çıkar ve çaresizliği bir silah gibi kullanabilir.

 

Olumlu ifadelerinde Mars Balık’ta beş duyunun ötesini, yaşamın alt akıntılarının sesini duyabilir. Bunu yapabilmesi, yani iç sesini ve sezgilerini dinleyebilmesi için hayatın önüne getirdikleriyle ve insanlarla savaşmaktan ziyade kabullenicilik, merhamet geliştirmek, hayatın içinden su gibi akmak, “tek başına” vakit geçirip iç sesinin ve hayatın kendisine ne söylemeye çalıştığını anlamaya çalışmak oldukça önemlidir.  Burada bir şeyin “öyle olmasına” izin veren bir kabullenicilik ve olaylara, insanlara “teslim olarak” kazanılan bir zafer söz konusudur. Kişinin ideallerine, hayallerine ve özlemlerine göre değil, hayatın ona o an sunduklarına göre ilerlemesi gerekir.

 

Balık’taki Mars’ın geleneksel yöneticisi Jüpiter, 8 Kasım 2018 itibariyle yöneticisi olduğu Yay’da yolculuğuna başladı, modern yöneticisi Neptün ise yine kendi yöneticiliğinde yani Balık’ta geri harekette. Deneyimlerimizden anlam çıkarmak, hayatımızdaki akıntının bizi nereye götürmeye çalıştığını kavramak, hayata daha geniş bir perspektiften bakarak hoşgörü ve kabullenicilik geliştirmek, bilinçli aklımızdan ziyade sezgilerimizi ve içsel rehberimizi dinleyerek ilerlemek, gerçekten inandığımız ve hissettiğimiz gibi yaşamak, en önemlisi oturduğumuz yerden ideallerimize ulaşamayacağımız farkına vararak harekete geçmek için iyi bir dönem olabilir. Öte yandan aşırı iyimserlik duygusu ve üşengeçlikle işleri yarına bırakabilir, her şeyin kendi kendine düzeleceğine inanma gafletine düşebiliriz. Değişken burçlardaki bu yerleşimler, eylemlerimizde odaklanma sorununa ve ne istediğini bilmez bir halde sürüklenmemize neden olabilir. Varsayımlarımız ve illüzyonlarımızla hareket etmediğimizden emin olmak durumunda kalabiliriz. Bu açıdan hayatın önümüze getirdiklerine odaklanmak ve “doğru” anlamaya çalışmak oldukça önem kazanabilir. Yapabileceğimizden fazlasını vaad ederek kendi sınırlarımızı zorlama riskiyle de karşılaşabiliriz. Bu açıdan gereken yerde  “hayır” demeye ve başkalarıyla olan ilişkilerimizde de sınırlara özen göstermeye çalışırsak iyi olur…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

JÜPİTER YAY BURCUNDA

 

Jüpiter 8 kasım 2018 itibariyle Yay burcuna geçiyor ve 3 Aralık 2019’a kadar da Yay burcunda kalacak. Büyüklüğü ile güneş sistemimizdeki en büyük gezegen olan Jüpiter adeta ikinci bir Güneş gibidir.  Jüpiter astrolojide “büyük uğurlu” yani “büyük iyicil” gezegen olarak kabul edilir.

 

Mitolojide tanrıların babası olarak bahsedilen Jüpiter’in antik zamanlarda adalet dağıtıcı, hayırsever ve Roma’nın ilahi koruyucusu olduğuna inanılırdı. Antik Roma’da Jüpiter, antik Yunan’da ise Zeus olarak tanımlanmıştır.

 

Yunanlar için Zeus cennetin kralıydı. Jüpiter gibi “ışık getiren” olarak adlandırılırdı.  Zeus’un parlayan ışığı insanların yüksek ideallerine ulaşabilmesi  için de  “aydınlanma”yı getirmişti.
Antik Roma döneminde Jüpiter evlilik ayinlerine, törenlerine de hükmetmiştir.  Bu bakımdan aile, ev hayatı ve çocukların refahını kutsal alanlara taşımıştır. Karısı, Juno (antik Roma’da Hera olarak geçer), doğum ve tüm geleneksel kadın rollerine öncülük etmiştir. Bu astrolojiye de yansımıştır ve Jüpiter’in koruyucu, anne arketipli, ev yönelimli Yengeç burcunda yücelmesinin de göstergelerinden biri olmuştur.


Jüpiter veya Yunan mitolojisinde geçen adıyla Zeus en güçlü tanrı olarak aynı zamanda  gök gürültüsü, şimşek ve yağmur tanrısıdır. Geleceği öngören ve her girişimin başında çağrılan tanrı olarak hukukun, adaletin ve erdemin koruyucusudur. Her şeyi yöneten yüce yönetici, hukuk kurucusudur.   

 

Astrolojide de Jüpiter yüksek öğrenim, inançlar, hukuk, ahlak ve felsefe ile ilişkili olmasının yanı sıra toplumun hizmetinde daha fazla bilgi arayışı ve Tanrı’nın sosyal düzeninin düzenleyicisi olarak da mitik rollerini yansıtır. Jüpiter’in inanca ve dine olan bağlantısı ise gezegenin yönetiminde olan Yay burcunu yansıtır. “Daha ​​az fayda sağlayan” Venüs'ten farklı bir şekilde “daha ​​büyük fayda sağlayan” bir gezegen olarak ilahi koruma ile de ilişkilendirilmiştir.

 

Jüpiter kendi yönettiği Yay burcuna geçmesiyle kendi doğasını saf bir şekilde gösterebileceği ve güçlü olduğu bir döneme giriyor. Doğası gereği genişleme, büyüme fonksiyonu olan Jüpiter’in kendi saf doğası ile birlikte Yay burcunun doğasını da büyüterek, genişleterek ortaya çıkartacağı anlamına gelir.


Yay burcu’nun sembolüne bakarsak yarısı at yarısı insan olan bir sentor  görürüz. Hayvan bedeninin üzerinden insan olan yarısıyla, elinde tuttuğu ok ile gökyüzünü hedefleyen bir sentor.  Uzakları hedeflemiş bir ok, insanın uzaktaki bir şeylere ulaşmak için aldığı hedefi ve çabasını gösterir.  İçgüdüsellikten veya hayvan seviyesinden insan bilinciyle uzaklaşmak da sembolize ettikleri arasındadır. Tıpkı Yay’ın kendisi gibi sembolü de gelecekle, uzaklarla ve yüksek amaçlarla ilgili olduğunu gösterir.

 
Gezgin, öğrenci ve filozof Yay’ın arketiplerindendir. Steven Forrest, ortaçağ astrologlarının bu üç arketipi iyi-daha iyi-en iyi hiyerarşisinde sıralamakta olduklarını söyler. Gezgin arketipiyle yeni ve değişik, farklı yerleri, kültürleri keşfeden ve deneyimleyen, öğrenci arketipiyle yeni bilgiler ve farklı bakış açılarını öğrenen,  filozof arketipiyle ise, deneyimlerinden ve öğrendiklerinden kendi hayat felsefesini oluşturabilmeyi ve evrene bütüncül olarak bakabilmeyi simgeler.

 
Jüpiter Yay burcundayken kendi hayat felsefemizi oluşturabilmek, hayata karşı daha bütüncül bakabilmemiz için, başkalarının hayatlarına, bakış açılarına, inançlarına, kültürlerine hoşgörü gösterebilmeyi öğrenmemiz ve anlamamızı sağlamak için hepimize çeşitli deneyimler getirebilir. Böylelikle, yalnızca kendi bakış açımızdan bakmak, kendi doğrumuzdan yola çıkmak yerine, farklı bakış açılarını öğrenerek perspektifimizi genişletmemizi ve başka doğruların da olabileceğini kabul ederek algımızı açmamızı ve kendimizi geliştirebilmemizi sağlar.


Jüpiter güçlü bir durumda  olduğunda hakikat, dürüstlük, iyimserlik, ahlaklı olma, adaletli yargılama, hoşgörülü ve cömert olma ve daha büyük hedeflere ulaşabilmek için bir arayış anlamına gelir.

 
Zayıf olduğunda veya aşırıya kaçtığında ise önyargı, abartı, kibir, tahammülsüzlük, övünmek, aşırı iyimserlik, burnunun ucundaki gerçeği görememek, kendini herkesten üstün görmek,  savurganlık,  gereksiz risklere atılmak, yalnızca kendi bildiğini doğru sanmak, hoşgörüsüzlük, başkalarına kendi doğrusunu dayatmak şeklinde görülebilir.

 

Bu transit süresince Jüpiter, öğrenerek kendimizi geliştirebilmemiz için, hayatımıza yeni kavrayışlar, anlamar katacak eğitimleri, manevi olarak gelişebilmemiz için kendimizi, hayatımızı sorgulatacak ve bir anlam aramamızı sağlayacak “inanç” içeren deneyimleri, uzaklar, farklı kültürler, farklı inançlar, farklı insanlar... kendimiz dışındaki farklılıkları da anlayabilmemiz, algımızı genişletebilmemiz için bize “yabancı” olan her tür kavramı hayatımıza getirebilir.


Jüpiter’in Yay burcundaki  transiti farklı düşünce biçimlerine ve yeni deneyimlere açık olabileceğimiz, yeni bilgiler öğrenebileceğimiz, hayata,  farklı kültürlere ve inançlara karşı hoşgörü geliştirebileceğimiz bir dönemdir. 

Astroloji Dergisi/Gözde Kaygusuz

Kaynaklar: Barış İlhan-Astroloji Dersleri,

Shirley Soffer-The Astrology Sourcebook,

Stephen Arroyo-Exploring Jupiter,

Steven Forrest-İçinizdeki Gökyüzü

JÜPİTER YAY BURCUNDA

 

"Gözlerini gökyüzünden ayırdığın an, fazla dayanamazsın." - Khaled Hosseini

 

Babilliler’in Marduk’u, Yunanlılar’ın Zeus’u olarak bilinen Tanrıların Kralı, güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter, yönettiği burç olan Yay’a 8 Kasım’da giriyor. Yani bir bakıma Tanrıların Kralı kendi ülkesine geri dönüyor. Bu tarih boyunca onunla özleştirilen özelliklerin (öğrenmek, bilgelik,adalet, güç, kudret, düzen kurmak gibi) Yay burcu özellikleri ile güçlenerek ortaya çıkacağını gösteriyor.

 

Yay burcunun astrolojide ki glifi gökyüzüne bakan bir oktur. Bu simge, Dünya en uzun geceye doğru ilerlerken, bize umudu, farklı ufukları ve orada insanın anlam arayışını hatırlatır. Bu anlam arayışında gökyüzünde var olan müthiş düzenin kurucusunun (Tanrı/ Kozmos kavramının) yeri büyüktür. Şaşmaz bir şekilde işleyen bu düzenin karşısında Yay burcu, kendi kendine ait düzeni/hayat felsefesini deneyimler yoluyla aramaya başlar. Bu deneyimleri, birçok farklı insan, kültür ve doğa ile karşılaşabileceği yolculuklar yoluyla elde etmeye çalışır.

 

Jüpiter Yay burcunda iken (hangi evinizden geçtiğine bağlı olarak) kendinizi doğaya atmak, tekrar yüksek öğrenime başlamak, yabancı ülkelere gitmek, adalet duygusu ile bir davayı sonuna kadar savunmak, yatırım yapmak, yeni bir şey öğrenmek veya işinizi büyütmek isteyebilirsiniz. Ya da içsel bir yolculuğu çıkarak hayata olan inancınızı, iyimserliğinizi veya özgüveninizi geliştirebilirsiniz. Her iki durumda da Jüpiter Yay’da iken biz, kendi hayatını ve kozmosu, öğrendikleri, öngörüleri, kendi gücü, deneyimleri, adaleti ve kurduğu düzen ile anlamlandırmaya çalışan tarafımızla ile mutlaka bir sebeple karşılaşırız.

 

Jüpiter her burçta ortalama bir yıl kalır. Sıcak ve nemli tabiatı ile yaşamı desteklediği için en çok yarar getiren gezegen (benefic) olarak kabul edilir. Jüpiter değdiği yeri büyüten bir enerjiye sahiptir. Bunun içindir ki zenginlik ve bereketi simgeler. Tabii büyümek sadece maddi anlamda olmaz. Hoşgörü, anlayış, inanç, anlamlandırma kabiliyeti, etik değerler ve anlam duygusu Jüpiter’in temsil ettiği din adamları, yargıçlar ya da kişisel anlamda erdemli ve bilge bir insan modeli için gereklidir.

 

"Kibir en sevdiğim günahtır." - Şeytanın Avukatı

 

Haritasında Jüpiter’i güçlü olan insanlar (yükselen Yay/Balık, 1.evde Jüpiter, vb.) kendi dünyalarının yöneticisi olmaya yatkınlık gösterirler. Ancak bu yatkınlık, Yay’ın erdemli ve bilen hayat felsefesi ve Jüpiter’in büyüme fonksiyonu ile birleştiğinde kendilerini diğer insanlardan üstün gören (adeta tanrı gibi) ve sınıf bilinci olan insanlar yaratabilir. Böyle bir durumda kişi kendini geliştirme ihtiyacı duymayacağından deneyimler ile de bağını koparır. Sonunda ortaya doğruyu bildiğini zanneden, yargılayıcı, fikirlerini fanatikçe savunan, kibirli, tembel ve yaşamdan kopuk bir insan çıkar. 

 

Jüpiter’in Yay burcunda ki yolculuğu 1 yıldan fazla sürerek 2 Aralık 2019 tarihinde sona erecek. Peki, neler olacak bu zaman zarfında?

 

Jüpiter’in Yay’a girişinden 8 gün sonra Merkür Yay burcunda geri gitmeye başlayacak, Mars ise Balık burcuna girecek. Dolayısıyla Jüpiter’in Yay burucuna girişi rasyonel ve mantıklı düşünmenin güçlü olmadığı, buna rağmen tartışmacı ve küstah bir tavrın olduğu karışık bir ortamda olacak. 

 

Jüpiter Yay burcunda iken oyun alanı oldukça büyüktür. Kendi evinde rahat olan Jüpiter burada yaşama iyimser bir bakış açısı ile yaklaşır. Bu iyimserlik, kişiye korunduğu duygusunu da beraberinde getirir. Ancak bu yıl Jüpiter’e Balık burcunda ki Neptün kare açı ile eşlik ediyor olacak. Yani içinizde ki bu iyimserlik duygusu ile yararınıza olmayacak büyüme kararları alabilir, çok riskli yatırımlara para yatırabilir, nasıl olsa bana daha fazlası gelir diye düşünerek elinizdekini harcayabilir, kafanızda ki hayallerin peşinden giderken sorumsuzca davranabilir ve böylece kendiniz aldanan/aldatan konumda bulacağınız durumları yaratabilirsiniz. 

 

Özellikle Jüpiter’in Neptün ile yakın temasta olduğu dönemlerde (Ocak, Haziran, Eylül) hayallinizde yarattıklarınızın gerçeklikle sağlamasını yapmanız gerekir. Jüpiter’in yüksek idealleri Neptün’ün sınırsızlık teması ile birleştiğinde kendinizi “gerçeklik yeterli değil” derken bulabilir ve hayallerinize saklanmak isteyebilirsiniz. Ancak unutmamak gerekir ki gerçek her zaman su yüzüne çıkar.

 

Jüpiter’in Neptün ile olan bağlantılarında yemek, içmek, cinsellik ve uyuşturucularla ilgili aşırılıklar ortaya çıkabilir. Bunlar aslında gerçeklikten farklı kaçış yollarıdır. Jüpiter Neptün etkileşiminin yaratması olası sonuçlarından biri de seller ve fırtınalardır. 

 

Kişisel olarak yukarıda belirtilen negatif etkilerin daha çok Başak, Yay, Balık ve İkizler üzerinde daha çok etkili olacağını belirtmemiz gerekiyor. Ancak diğer etkilerde göz önüne alındığında İkizler burcunun diğerlerinden daha dikkatli olması gerekmektedir. Uranüs etkisine rağmen Boğa, Akrep ve Kova burçlarını daha iyi bir sene bekliyor olacak.

Son olarak, bu sene doğum haritasında ki Jüpiter’i Yay burcunda olanlar Jüpiter döngüsü yaşayacaklar. (Aşağı yukarı 12, 24, 36, 48, 60 ve 72 yaşlarında olanlar için geçerlidir.*) Bu kişiler için bu dönem hayatlarında yeni gelişim ve ilerleme alanlarını keşfedecekleri bir zaman dilimidir. Bu dönemde hayattan daha fazlasını istemeye ve/veya vermeye gönüllü olurlar. Ayrıca bu dönemde Jüpiter’i Yay burcunda olan kişilerin hayatlarına güzellikler getirecek insanlar girebilir. Daha önce yapmadıkları şeyleri yapmaları için fırsatlar çıkabilir. Daha özgür olabileceklere ortamlara girebilir. Yeni eğitim, seyahat veya iş fırsatları yakalayabilirler. 

Astroloji Dergisi/Aylin Tezcan Beyazoğlu

*Jüpiter’in bir döngüsü bundan önce Yay burcunda olduğu dönemler: 
- 25 Kasım 2006 – 18 Aralık 2007
- Aralık 1994 – Ocak 1996 
- Aralık 1982 – Ocak 1984 

Kaynaklar:
*Astroloji Dersleri, Barış İlhan
*Astroloji Dergisi
*Planets in Transit, Robert Hand
*Exploring Jupiter, Stephen Arroyo
*Mythic Astrology, L.Greene
*Mythic Astrology: Archetypal Powers in Horoscope, Ariel Guttman- Kenneth Johnson

  

  Türkiye'nin yıllık haritasında bu yıl natal'da olduğu gibi Yengeç burcu yükseliyor ve karşısında yeraltının efendisi Pluto bulunuyor.

Yengeç Türkiye'nin haritasında hem halkı hem de halkın varlıklarını simgeliyor. Yengeç'in yöneticisi Ay'dır ve Ay bu yılki haritada sıkıntı, sorun, hapishaneler, hastaneler, gizli düşmanlar, insanı değişik kılıklarda kandıracak kötü ruhlar evi olan 12. evde ve natal Ay'ın üstünde bulunuyor. 
Bunu beğenmedim, bu yılın profeksiyonuna baktım. 12. ev yükseliyor. 
Bunu da beğenmedim progresyonlara baktım. Progres Ay Türkiye'nin Pluto'sunun karşısına geçmiş. 
Bunu da beğenmedim solar arka baktım. Solar ark Ay Türkiye'nin Mars'ının üstüne gelmiş. Bu Mars Türkiye'nin içini temsil eden 4. evde duruyor ve çatışmaya işaret ediyor. Nitekim son zamanlarda çatışma ve ölen asker haberlerinde artış var. Doğal olarak bunu da beğenmedim.

Belki karamsarlığımdandır, ama Türkiye halkını ve insanların parasal durumlarını çok sıkıntılı gördüm. İçim karardı.
Neyseki aklıma Mevlana'nın sözü geldi...
  - Barış İlhan

    

VENÜS AKREP’TE – 9 Eylül 2018

“Aşkın bir ateş olduğunu kim söyledi?

Aşkın kül olduğunu biliyorum.

O, ateş tümüyle söndüğünde ardında kalandır.

Deneyimin kutsal cevheridir...”

- Patience Worth

Çekim gücümüzü, ilişki kurma tarzımızı ve iştahımızı simgeleyen Venüs zararlı pozisyonda olduğu Akrep’e giriş yaptı.  Venüs Akrep’te kendi kaynaklarından çok uzakta, dermansız ve sürgünde gibidir, bu nedenle simgelediği sevgi, barış, uyum ve ahenk gibi konuların ifadeleri zorlaşır. Kendisine zarar verecek ve kendisini doyurmayacak şeyleri ve insanları sevebilir. Bu konumda Venüs’ün İlişki kurma tarzı tutkulu, yoğun, derin ve sahiplenicidir. Sevgi bir ölüm kalım meselesi gibi yaşanır çünkü yakınlaşmak ve kaynaşmak korku yaratır. Derinden bir yakınlaşmayı ve kaynaşmayı arzulasa da, aciz kalma, kontrolü kaybetme ve acı çekme korkusuyla ilişkilerinde durmadan güç savaşları verebilir. İlişkide gücü ve kontrolü elinde tutmak için, manipülatif yollara ve taktiklere başvurabilir ve karşısındakinin zaaflarını belirleyip ihtiyaçlarını gidererek onu kendisine bağımlı kılabilir. Kendi dönüşümünden ziyade, durmadan karşısındakini ve koşulları değişmeye zorlayabilir. Sevgiyi ve cinselliği bir tehdit ya da bir güç gibi kullanma, cinsel cazibeyle baştan çıkarma, haset, kin ve intikam duyguları, çarpık bir sevgi anlayışı, sadistlik ve sekse takıntı söz konusu olabilir. Bu güç oyunları, taktikler, stratejiler, manipülasyonlar ve aşırılıklar, kişinin sonuçta sevgiyi hiç hissedememesine, kendisini değersiz hissetmesine ve hayata güvenmemesine yol açar. Venüs bu konumda yaşamın doğal döngülerini, kayıpları kabullenmesi gereken bir konumdadır dolayısıyla bırakmamak için verdiği güç savaşları artık işe yaramayıp bir ilişki bittiğinde bu durum da bir ölüm kalım meselesi haline gelebilir. Kaynaşık, kendisini diğerinden ayırt edemeyen bir bilinç söz konusu olduğundan, bir insanı ya da bir durumu uzun bir süre saplantı haline getirerek ondan ayrılamayabilir.


Psikolojik açıdan Akrep’in dönüşümün burcu olduğunu göz önüne alırsak, bu konumdaki Venüs’ün sevgiyi ve doyumu hissedebilmesi için, öncelikle kendi içinde kötü-pis diye bastırdığı şeylere, kendi karanlıklarına bakmak ve onları dönüştürme cesareti göstermesi gerekir. Hayatın ve insanın iyinin ve kötünün birleşiminden oluştuğu bilinciyle, içindeki kötü diye yüzleşmek istemediği her türlü pisliği arıtması, içindeki asıl cevheri çıkartıp sağlıklı bir şekilde kendisine ve hayatına katması gereklidir. Venüs Akrep’te bu bahsedilen dönüşüm temasını tek başına değil, özellikle tutkuyla bağlanılan ve kaynaşılan bir insan kanalıyla yapacaktır. Böylelikle içindeki kin, intikam, kıskançlık gibi duygularıyla yüzleşip bunları arıtabilir. İlişkilerde yaşanılan krizler, kayıplar ve kayıpları kabullenme (teslimiyet) süreci sonucunda kişi sevgi anlayışında ve öz-değer duygusunda da dönüşüm yaşayabilir. Venüs bu konumda krizli ilişkilerle dönüşür, başkalarına da bu anlamda katalizör olur. Herkese kriz zamanlarında eşlik edebilir. Başkalarının dışladığı, toplum dışına itilmiş insanlarla ilgilenebilir ve onların da krizlerine eşlik edip dönüşüm süreçlerine ortak olabilir. Diğerlerinin kötü diye bir kenara attığı, kimsenin uğraşmak istemediği konularla uğraşabilir ve bu atılanları arıtıp tekrar hayata katabilir. Gizliliği sevmesinin yanı sıra, üstü örtülü, gizli kapaklı, gizemli konuları derinlemesine araştırmayı ve bunlarla ilgili gerçekleri ortaya çıkarmayı da sevebilir.


Akrep’teki Venüs’ün geleneksel yöneticisi Mars Kova’da; modern yöneticisi olan Pluto ise Oğlak’ta. Bu dönem istesek de istemesek de uzun süredir bastırılan kin, intikam, haset gibi duygularla yüzleşmek,  bunları arıtmak, ilişkilerimize ve kendimize  “asıl gerçekleri” görecek  şekilde derinlemesine bakmak durumunda kalabiliriz. Yaşayacağımız krizler artık  göz ardı etmeyi bırakıp çözmemiz gereken durumlara, iyileştirmemiz gereken yanlarımıza veya artık hayatımızda görevini sonlandırıp gidecek unsurlara işaret edebilir. Kontrolü kaybetme korkusuyla güç savaşlarına girmekten ziyade, daha objektif  ve insancıl bir yaklaşımda olmak, kendimizi zihinsel ve ruhsal anlamda özgürleştirmemizde yardımcı olabilir. Bazı şeylerin değiştiğini, dönüştüğünü ya da bittiğini kabullenmek, güçlenmemize ve  yenilenmemize olanak sağlayacaktır.  Böylelikle dikkatimizi  ve enerjimizi gerçek anlamda ilgilenmemiz gereken konulara yoğunlaştırabiliriz. Özelllikle sevgi, öz-değer duygumuz ya da hayatımızda değer verdiğimiz şeyler konusunda bir dönüşüm ve yenilenme süreci söz konusu olabilir. Neyi/kimi sevdiğimiz, neye/kime değer verdiğimiz, bu sevdiğimiz veya değer verdiklerimizin bize zarar verip vermediği ve nelerin arıtılması ya da hayatımızdan atılması gerektiği gibi konulara oldukça yoğunlaşacağımız bir dönemde olabiliriz...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

  

BİR ASTROLOG NE YAPAR?

 

ASLAN’DA PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI 

 

 

“Kalbindeki Güneş tüm ateşiyle içini tutuşturmadıkça, hiçbir şey yapma...” 

Charles Bukowski

 

11 Ağustos 2018’de Türkiye saatiyle 12:57’de 18 derece Aslan’da Parçalı bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma Kuzey ve Doğu Avrupa’dan, Kuzey Amerika’nın kuzey bölgelerinden, Asya’nın bazı kuzey ve batı bölgelerinden görülebilecek. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürebilir ve hayatımızda zamanı gelen bazı temalara işaret eder. Bu yılın son tutulması olan bu Güneş tutulması, özellikle 27 Temmuz 2018’de gerçekleşen Kova’daki Tam Ay tutulmasında karşımıza çıkan konulara bağlı olarak edindiğimiz perspektifi ve deneyimi önümüzdeki dönem içerisinde nasıl kullanmamız ve hayatımızı nasıl yönlendirmemiz gerektiği konusunda bizi düşünmeye zorlayabilir. Aslan’daki bu tutulma, kendinden emin bir şekilde ve gururla savunduğumuz ya da ısrarla doğruluğuna inandığımız şeyler her neyse bunları sınayabilir ve bazı noktalarda doğru bildiklerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğine işaret edebilir. İnat, gurur, kendinden ve düşüncelerinden aşırı emin bir tavır, içimizi kemiren soruların daha da çoğalmasına neden olmakla kalmaz, kendi öğrenme ve deneyimleme sürecimizi de baltalayabilir.

 

Aslan’da geri hareketteki Merkür’ün tutulmayla yaptığı kavuşum, önümüzdeki bu süreçte akıl, düşünme, öğrenme, merak, sorgulama, bazı şeyleri yeniden değerlendirme, analiz etme, iletişim, fikir alışverişleri, tartışma ve münakaşa gibi temaların oldukça önemli olacağını gösteriyor. Merkür’ün hala geri harekette olduğunu düşünürsek, ulaşımda ve yazılı-sözlü iletişimde sorunlar, gecikmeler,  anlaşmazlıklar, yanlış anlamalar söz konusu olabileceği gibi, uyanıklık, hile ve yalancılık da söz konusu olabilir. Gerçek mi sahte mi diye ayırt etmek için, sorgulamadan ve doğru bilgilenmeden karar vermemek ve iletişim kurarken gerçekten anlamaya yönelik olarak karşımızdakini dinlemek oldukça önemli. 

 

Akrep’teki Jüpiter’in Aslan’daki tutulma ve geri hareketteki Merkür kavuşumuna yaptığı kare, eylemlerimizde ve düşüncelerimizde aşırıya kaçma ve abartma eğilimimiz olabileceğine işaret ediyor. Aşırı bir iyimserlikle, burnumuzun önündeki gerçekleri, küçük ve önemli ayrıntıları ıskalayarak ve kendi bildiğimizin doğruğundan emin bir şekilde abartılı laflar etmek ve boyunda büyük sözler vermek söz konusu olabilir. Belki kendimizi  konuşmanın hiç bir yere gitmediği laf kalabalıkları ve tartışmalar içinde bulmak söz konusu olabilir. Gerçeklere ve ayrıntılara konsantre olamamaktan dolayı yanlış yargılara varabilir ve yanlış kararlar verebiliriz. Gerçekten karşımızdakini dikkatlice dinledikten ve gerçekten anladığımızdan emin olduktan sonra yaklaşımızı belirlemek ve düşüncelerimizi söylemek akıllıca olabilir. Bu açı aynı zamanda dini, ahlaki, yasal anlaşmazlıklara ve fikir uyuşmazlıklarına işaret edebilir; bu açıdan ılımlı, objektif ve karşımızdakine saygı duyan bir yaklaşım yanlış yargılara varmaktan ve sonradan pişman olunabilecek tartışmalardan bizi koruyabilir.

 

Bu tutulmada bir diğer önemli kavuşum ise asteroid Pallas (Yunanlılar tarafından akıl ve bilgelik tanrıçası olarak bilinen Athena) ile kavuşum yapıyor. Asteroid Pallas, yukarıda bahsedilen temalarla uyumlu olarak zihinsel aktivitelere, akla, zekaya ve sağduyuya vurgu yapıyor. Pallas, aynı zamanda hukuku, adaleti, barış ve özgürlük için mücadeleyi, kadınların kariyerlerini, buluşları, hünerleri ve mitolojik hikayesine göre, babası Zeus’un kafasından doğması bakımından baba-kız ilişkilerini temsil ediyor. Pallas (Athena) bir savaşçıdır yalnız Pallas’ın zekası daha çok yaratıcı, stratejik, politik ve savunmacı bir zeka prensibine işaret eder. Bir yargıya varmadan, eyleme geçmeden ya da doğrudan savaşmadan önce strateji ve diplomasi becerilerini kullanarak ilk önce vahşetten kaçar; bunların hiç biri sonuç vermezse savaşa girer. Gösteriyor ki bu tutulma bizi öncelikle eylemlerimizi ya da savaşmalarımızı doğru seçmeye ve olumsuz sonuçlardan kaçınmak adına mantıklı ve objektif değerlendirmeler yapmaya, stratejik ve dikkatli davranmaya davet ediyor. Hayatımızı düzenlemek çin daha yaratıcı çözümler bulabilir ve hünerlerimizi geliştirmek adına yeni bir öğrenme sürecine de girebiliriz.

 

Bu tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi: “Yüzen bir evde kalabalık bir grup eğleniyor; eğlencenin ışıkları ise suya yansıyor.” şeklinde. Bu sembol bizimle aynı düşünceleri paylaşan insanlarla biraraya gelip yemek, içmek ve iyi vakit geçirmek ile alakalı. Buradakiler ne kadar eğleniyor görünürlerse görünsünler, bu durum kısa süreli, istikrarsız ve gerçek dışı bir şeye işaret edebilir. İsteklerimizin ve zevklerimizin peşinden giderken akıntıyla sürüklenebilir ve hayatımızdaki asıl önemli konuları kaçırabiliriz. Her şeyi oluruna bırakmak en sonunda demirleyecek bir yer ya da duracak bir liman bulamamamıza yol açabilir. Bu sembol aynı zamanda sosyalleşmek ya da beraber olmak istediğimiz insanları iyi seçmemiz gerektiğine de işaret ediyor çünkü bize önceden eğlenceli ya da parıltılı gelen insanların, daha sonra gerçekte hiç de bize hitap etmeyen insanlar olduğunu fark edebiliriz. Hiç istemediğimiz insanlarla veya durumlarla kapana kısılmış hissetmek söz konusu olabilir. Sembol bize zevk veren şeylerin tadını çıkarırken, hayatın gerçeklerinden kopmadan ve sağlam bir zemine basarak ilerlememiz gerektiği konusunda bizi uyarıyor. Yukarıda bahsedilen Akrep’teki Jüpiter’in büyüten enerjisini de hesaba katarsak, bu tutulma kendi zararımıza da olsa inatla devam ettirdiğimiz davranışlarımız, saplantılı düşüncelerimiz ve belki bağımlılıklarımız konusunda abartıya kaçabileceğimiz ve bu anlamda dikkatli olmamız gerektiği konusunda bizi uyarıyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

* Asteroid Goddesses, Demetra George&Douglas Bloch

* Goddesses of Astrology, Eric Francis

* The Sabian Oracle, Lynda Hill

Hikâyenin Sonu: 11 Ağustos 2018 Güneş Tutulması

 

 

11 Ağustos 2018’de 18° Aslan’da parçalı bir güneş tutulması meydana gelecek. Bu tutulma 18° Aslan’da 114 yıldır meydana gelen 7. ve sonuncu tutulma olacak. Bundan sonra bu derecede başka bir güneş tutulması bu yüzyılda meydana gelmeyecek. 

1904 tarihinde meydana gelen tutulma Türkiye kurulmadan önce olduğundan yazıda yer almamaktadır. 12 Ağustos 1923 tutulması ise Türkiye kurulmadan hemen önce meydana gelen 2 güneş tutulmasından biridir.  

1923’den sonra meydana gelen güneş tutulmalarının tarihleri ve hemen sonrasında Türkiye’de meydana gelen olaylar aşağıda verilmiştir: 

12 Ağustos 1942 Güneş Tutulması – 11 Kasım 1942 “Varlık Vergisi Kanunu” 

11 Ağustos 1961 Güneş Tutulması – 16/17 Eylül 1961 Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilmesi

10 Ağustos 1980 Güneş Tutulması  – 12 Eylül 1980 İhtilali

11 Ağustos 1999 Güneş Tutulması – 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi

 

Neden 18° Aslan’da ki Güneş Tutulmaları bu kadar önemli olayların göstergeleri olmuş?

Bu derece Türkiye’nin doğum haritasında, Barış İlhan’ın çalışmalarına göre, her büyük olayda yer alan, natal Venüs’e tam açı ile kare yapıyor ve natal Neptün ile 2° orb ile kavuşuyor. Venüs Akrep burcunda zarardadır, yani bir bakıma sürgündedir. Dolayısıyla Venüs’ün ile simgelenen barış, değerler, uyum gibi konularda en iyi halini gösteremeyecektir. Venüs’ün yöneticisi Mars’ta Terazi burcunda zarardadır.

 

Venüs ile Mars arasında karşılıklı ağırlama var. Yani bu iki gezegen diğer gezegenin yönettiği burçlarda yer alıyorlar. (Terazi burcunun yönetici gezegeni Venüs iken Akrep burcunun klasik yönetici gezegeni Mars’tır.) Bir bakıma birbirlerinin evlerinde yaşayan misafir gibiler, evet orada yabancılar ama eğer ev sahiplerinin kurallarına uyarlarsa orada rahat etme şansları var.

 

Bu durumda uyum ve barış için Türkiye’nin yapması gereken sadece tek tarafın isteklerini yerine getirmek için güç savaşlarına girip manipüle etmekten kaçınmaktır. Söz konusu ne ise bütün tarafların eşit derecede söz sahibi olabileceği çözümler yaratmalıdır.

 

19 Ağustos depremi hariç diğer olayların her birinin tarafların birbirini anlamak istememesinden veya gücü elinde bu şekilde elinde tutabileceğini düşünmesinden dolayı herkesin zarar gördüğü olaylara neden olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de barış, eşitlikçi bir zemin istiyor. Sevgili hocam Barış İlhan’ın söylediği gibi “Barış hiç kimsenin tam olarak memnun olmadığı durumdur.” Çünkü anlaşmak için isteklerinden fedakarlık etmek gerekir. En güçlü olmaya değil, eşit olmaya çalışmak gerekir. Sadece kendi açından değil, diğerinin açısından da görmeni ister. Diğerinin fikirlerini kabul etmesen de anlamanı ve dinlemeni gerektirir.       

 

11 Ağustos 2018’de olacak güneş tutulmasının ait olduğu Saros ailesinin adı SS2 New North olarak Brady Bernardette tarafından adlandırılmıştır. Bu aileye ait ilk tutulmasının derecesi 26° İkizler (Türkiye’nin para evini yöneten Ay’ı 29° İkizler) olup bu Saros ailesinin karakteristiği de oldukça ilgi çekicidir:

 

“Bu tutulma ailesi bir doğum haritasını etkiliyorsa, kişi planlarında veya yaşam biçiminde ani bir çöküş deneyimleyecektir. Karmaşa hüküm sürer, ancak uzun vadede etkileri yeniden yapılanma ve dönüşüm olacaktır. Tozlar çöktüğünde, yeniden yapılandırma başlar ve bu yeniden şekillenmenin sonuçları geniş kapsamlı etkilere sahip olacaktır. Bu tutulma ailesi, mevcut yapının ani çöküşü ile kişinin yönünü değiştirir.” (Brady Bernadette)

 

Bu hikayenin sonununa yaklaştığımız bu dönemde, idam tekrar gündeme getiriliyorsa, Venüs’ün yıllardır bize anlatmaya çalıştığı dengeyi kuramadığımızı sanırım hepimiz görebiliyoruz.

Barış içinde kalın,

Aylin Tezcan Beyazoğlu

Kaynaklar

https://cafeastrology.com/lunationstables.html

https://www.barisilhan.com/yine-guvercin--yine-venus

Predictive Astrology, the Eagle and the Lark, Bernadette Brady

Pınar Uyar'ın çevirisiyle Gezegensel Modeller - Orta Noktalar...

 

"Gezegensel modelleri anlamak için, ilk önce orta noktaların ne olduğunu anlamalıyız ve bu oldukça kolaydır. İki gezegeniniz arasında bunlara eşit mesafede duran bir diğer gezegeniniz olduğunda, dolu (meskun) bir orta noktanız vardır. Aşağıda Şekil 1'de, Güneş, Mars ve Jüpiter'in orta noktasındadır...

 

Bu orta nokta “modelini” yorumlamak basit ve kolay başlar. Örnekte, Güneş Mars’la Jüpiter'in enerjilerinin birleşimini temsil eden bir noktayı doldurur. Mars'ın bir anlamının “enerji” ve Jüpiter'in bir anlamının “başarı” olduğunu düşünürsek, Mars ve Jüpiter birleşiminin yorumlarından biri “başarılı enerji” olabilir. Güneş’in onların tam orta noktasında bulunması, bu “başarılı enerjiyi” Güneş’in temel yorumlarından birine odaklar. Örneğin, Güneş’i “irade” olarak yorumladığımızda, bu resim, hayatta başarılı olmak için motivasyon, enerji ve iradeye sahip birine işaret edebilir. Güneş aynı zamanda “fiziksel bedeni” de ifade edebilir ve bir atlet söz konusu olduğunda, bu model, yarışmalar kazanmak için tasarlanmış başarılı, enerjik bir vücuda sahip bir kişiyi tarif edebilir. Orta nokta ekseninin daha sonra tetiklenmesi de kazanma olayının kendisini gösterebilir. "

Devamı linkte. PDF olarak indirebilirsiniz. http://www.astrolojidersleri.com/yazilar

 

Efe Erten UAC konferansında satın aldığı "Decanates and Dwads" kitabından sizin için Dekanlarla ilgili güzel bir derleme yapmış:

"Bir burç, üç eşit parçaya bölündüğünde elde kalan üçte birlik kısma dekan denir. Böylece her burç, ilk 10 derecesi, ikinci 10 derecesi ve son 10 derecesi olmak üzere üç dekana ayrılır. Bir örnekle bunu anlamaya çalışalım. Bir dekan sistemine göre Koç burcunun ilk 10 derecesi Koç, ikinci 10 derecesi Aslan ve son 10 derecesi Yay karakterindedir. Bu sebeple ilk 10 derece Mars, ikinci 10 dere Güneş ve son 10 derece Jüpiter sıfatıyla renklenir. ..

Günümüzde kullanılan üç farklı dekan sistemi vardır. Bunlar:
1) Kalde Düzeni
2) Manilius Sistemi
3) Oryantal Sistem

Kalde düzeni, temel asaletlerden vech ya da face olarak bildiğimiz sıradır. Koç burcunun ilk dekanı Mars ile başlar. Devamında eski evren modelinde kabul edilen gezegen sırası izlenir. Yani Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür ve Ay. Bu sırayla 36 dekan doldurulur.

Manilius Sistemi, burç sırasını izler. Koç burcunun ilk dekanı Koç ile başlar. Devamında zodyaktaki burç sırası izlenir. Yani, Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık. Bu sırayla 36 dekan doldurulur.

Oryantal Sistemde, her burç element üçlüsündeki burçlara bölünür. Her burcun ilk dekanı kendisinindir, devamındaki dekanlar aynı elementteki diğer burçlara zodyak sırasıyla verilir. Yani Koç burcu ateş elementinden olduğu için, dekanları sırasıyla ateş burçları Koç, Aslan ve Yay'a dağıtılır. Bu şekilde her burç, kendi elementindeki diğer iki burçla, ve sırayla doldurulur."

Devamı linkte. PDF olarak indirebilirsiniz. http://www.astrolojidersleri.com/yazilar

   

 

Dün gece Türkiye’den harika izlenen bir Ay Tutulması yaşadık. Bu yüzyılın en uzun Ay Tutulmasıydı. Kanlı Ay olarak isimlendiriliyor. Hemen kanla ilişkilendirildiği için olumsuz algılanabilir, ancak bu isim tutulan Ay’ın renginden geliyor, gerçek kanla ilgisi yok. Buna rağmen bu seferki tutulma gerçekten kanlı olabilir, çünkü Ay’ın yanında kanın, yangının, kazanın, kavganın, savaşın, yağmanın  gezegeni kırmızı Mars bulunuyor. Bu ikisi uğursuz kabul edilen Güney Ay Düğümünün yanında bulunuyorlar. Üstelik Mars geri gidiyor ve deklinasyonda haddini aşmış, yasak bölgeye (out-of-bounds) girmiş durumda. Yani simgelediği konularda aşırılıklar olabilir.

 

Ay ve Güneş Kova ve Aslan burçlarının 5 derecesinde bulunuyorlar ve Boğa burcundaki transit Uranüs’ün fokal olduğu bir T-kare oluşturuyorlar. Böylece olaya ani beklenmedik şaşırtıcı gelişmeler ve patlamalar ekleniyor. Üç tane sabit burç işin içinde olunca gözler ister istemez dördüncü sabit burç olan Akrep’i arıyor. Şimdi Akrep’te Jüpiter var. 13 derecede biraz uzak duruyor, ama Akrep’in 5 derecesinde daha da önemli bir gezegen bulunuyor. Evet, Türkiye’nin Güneş’i bu derecede durarak, T-kareyi bir Büyük Kareye dönüştürüyor. Ve Türkiye’nin Güneş’i bu Tutulma ile oldukça tetikleniyor.

 

Bir ülkenin haritasında Güneş kralı gösterir. Ayrıca Türkiye haritasında Güneş komşular, medya, haberleşme, ilk öğretim, taşıma, nakliye konularını simgeleyen evin yöneticisi ve çocukları, meydanları, parkları, eğlenceyi, cinselliği gösteren evde bulunuyor.

 

Genel kabul gören bir düşünceye göre Güneş Tutulmasının etkisi bir yıl, Ay Tutulmasını etkisi ise altı ay boyunca sürer. Ancak şimdiki tutulma uzun sürdüğü için etkisinin de bir buçuk yıla yayılabileceğini düşünebiliriz. Daha önce İstanbul’da Tutulmalar konusunda bir eğitim veren Bill Meridian’ın aktardığına göre bir Ay Tutulmasının etkileri tutulmadan 6 hafta önce başlıyor.

 

Bunun doğru olup olmadığını hemen sınayabiliriz. Örneğin 8 Temmuz’da, tutulmadan 3 hafta önce, Tekirdağ’da bir tren kazasında (3.ev, Mars) yaklaşık 30 kişi öldü, aynı gün Recep Tayyip Erdoğan başkanlık (Güneş) yemini etti. Küçük Leyla 14 Haziran’da, Eylül 22 Haziran’da kaçırıldı. Günler sonra cesetleri bulundu. Uzun süre haberleri onların kurtulma umuduyla okuduk. Aslında son zamanlarda çok sayıda kaçırılan, tecavüz edilen ya da öldürülen (tutulma 8.evde) çocuk (5.ev) haberi (3.ev) alıyoruz. Son olarak dün Şanlıurfa'da, Suriyeli 2 yaşında bir kız çocuğunun hafriyat alanında bulunan toprağa gömülü cesedi bulundu. Bu olaylar yukarıda sıraladığımız konularla ne kadar denk düşüyor değil mi?

 

Ankara’ya göre çıkartılan haritada Ay Tutulması bir ülkenin hazinesini ve meclisini temsil eden yere düşüyor. Türkiye’nin haritasının üstüne oturttuğumuzda tutulmanın borçları temsil eden yerde olduğunu görüyoruz. Güneş de halkın kaynaklarını gösteren evde duruyor. Uranüs’ün bu tutulmaya T-kare yaptığını söylemiştik. O da hazineyi simgeleyen yerde. Bu kadar göstergeyle artık yazmaya bile gerek yok, bu tutulmanın borçlar, hazine ve para ile de çok ilgili olduğu aşikar değil mi? Nitekim seçimlerin hemen ardından 25 Haziran’da Türk lirası büyük bir düşüş yaşadı. Ülkenin ekonomik durumuyla ilgili bir şey yazmaya gerek yok, her taraf felaket haberleri ile dolu. Dolar son olarak 24 Temmuz’da yeniden yükselişe geçti. Keza meclis konusu da seçimlerin ardından büyük değişime uğradı. Artık Başbakanı olmayan, meclisinin fazla bir işlevi bulunmayan bir ülkeyiz.

 

Ay Tutulması esnasında dikkati çeken bir diğer konu da dünya üzerindeki doğal felaketler ve yangınlardı. Yunanistan’daki yangınlarda 80 kişi öldü. Alevler rüzgar sayesinde (Mars hava grubu Kova burcunda) birden her yeri sardı (Mars out-of-bounds). Temmuz ayının başında Türkiye genelinde son 3 günde tam 147 noktada yangın çıktı. Son olarak bugün Fatih’te bir işhanında çıkan yangın büyük korku yarattı. Ayrıca bugün California’daki yangınlar da rüzgar nedeniyle kontrolden çıkıp büyük tehlike yaratıyor. Aslında bugün hangi ülkeye baksak yangın haberi okuyoruz.

 

Son olarak Ay Tutulması haritasının astro-carto-graphy’sine baktığımızda Uranüs ve Pluto çizgilerinin Türkiye’y boydan boya geçerek Suriye sınırında Mardin civarlarında kesiştiğini görüyoruz. Yukarıda da yazdığı gibi Güneş komşular evinin yöneticisi. Yani önümüzdeki dönem Suriye açısında oldukça kritik ve Türkiye’ye zarar verici nitelikte. Astro-carto-graphy’de dikkat çeken bir diğer konu da Tutulmanın İran’ın Tepenoktasında (MC) bütün gücüyle gerçekleşiyor olması. Son dönemlerde Amerika ile İran ciddi biçimde restleşiyor. Suudi Arabistan İran’ı alt etmek için hazır bekliyor. Mars’ın tutulmayla birlikte Tepenoktasında olması pek hayra alamet değil. Venüs’le Pluto arasındaki üçgen açının biraz ortamı yumuşatması umalım. Yine de şimdi geri giden Mars’ın Eylül sonunda tutulma derecesine geri döndüğü günlere dikkat edelim.

 

Ve sabit burçlardaki tutulmaların, özellikle Uranüs Boğa'dayken, depreme işaret edebileceğini unutmayalım. 

Barış İlhan, 28.7.2018

 

KOVA’DA TAM AY TUTULMASI

 

 

“Bir insanın elinden her şeyi alabilirsiniz ama tek bir şey vardır ki asla alınamaz. O da insanın son özgürlüğü olan, herhangi bir durumda sergileyeceği davranışı seçme ve kendi yolunu belirleme özgürlüğüdür.” -  Viktor Frankl

 

27 Temmuz 2018’de Türkiye saatiyle 23:20’de 4 derece Kova’da bir Tam Ay tutulması gerçekleşiyor. Bu Ay tutulması 1 saat 43 dakika süreceği için bu yüzyılın en uzun Ay tutulması. Tutulma sırasında atmosferin ışığı kırması sonucu Ay’ın parlaklığını kaybedip soluk kırmızımsı bir renk almasından dolayı “Kanlı Ay” olarak isimlendiiliyor. Tutulma Güney Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’dan gözlemlenebilecek. Dolunay’ın bir oktav büyüğü olan bu Ay tutulması, ektiğimiz tohumların ürün verdiği ve apaçık göründüğü bir döneme işaret ettiği gibi, iki zıt kutupta olan enerjileri dengeleme, karşımızdakine ayna tutma, yansıtma ve dolayısıyla farkındalık kazanma gibi temalara da işaret ediyor; etkisi 6 aydan fazla sürebiliyor. Bu tutulma özellikle 13 Temmuz 2018’de Oğlak’taki Pluto’nun damgasını vurduğu Yengeç’teki Parçalı Güneş tutulmasında tetiklenen ve bizi kişisel ve psikolojik anlamda etkisi altına almaya başlayan temalarla ilgili olarak nasıl düzenlemeler yapacağımız ve nasıl hareket edeceğimiz konusunda bize ayna tutuyor. Kova’daki bu tutulma özgürlük, alışık olduğumuz modellerden özgürleşmek, isyan, başkaldırı, ani ve öngörülemez değişimler, soyutlanma ve dışlanma gibi konuları gündeme getirebilir ve ayrıca hayatımızdaki problemlere ilişkin daha orijinal ve farklı bakış açıları getirmek, yeni metotlar denemek, objektiflik ve tarafsızlık gibi fırsatları da bize sunabilir.

 

Bu tutulmada, 27 Haziran 2018’den beri Kova’da geri hareketini sürdüren Mars, Ay ile kavuşum, Aslan’daki Güneş ile karşıtlık yaparak bize duygusal ve kişisel anlamda bir hayli meydan okuyacak gibi görünüyor. Mars’ın bu geri hareketi, bir süredir hareketlerin kısıtlanması ve engellenmesi sonucu kendini ortaya koymakta zorlanan fakat patlamaya hazır bir enerjiye ve bastırılmış bir öfkeye işaret ediyordu. Dolayısıyla bir süredir içimizde tuttuğumuz öfke ve kırgınlıkları saldırgan ve vahşi bir şekilde ifade etme riskiyle karşılaşabiliriz. Düşüncesiz ve fevri hareketler kendi yıkımımıza sebep olabileceği gibi yakın ilişkilerimize de oldukça zarar verebilirler. Belki de gerçekten yüzleşmekten korktuklarımızdan ziyade, bizden daha zayıf olanlara öfkemizi yönelten pasif-agresif bir saldırganlık da söz konusu olabilir. Ne olursa olsun, harekete geçmeden önce bir kez daha düşünmek ve geri çekilmek, bizi dönüşü olmayan hatalar yapmaktan, tehlikelerden ve belki de kazalardan koruyabilir.

 

Bu tutulmanın modern yöneticisi olan Boğa’daki Uranüs ise, Kova’daki Ay-Mars kavuşumuna ve Aslan’daki Güneş’e kare açı yapıyor ve Sabit bir T-karenin fokal gezegeni konumunda oldukça önemli bir pozisyonda duruyor. Dolayısıyla yukarıda bahsedilen öfkenin ve gerilimin patlaması için gerekli zemini hazırlıyor. Patlamaya hazır ve kontrolsüz bir enerjiye işaret eden bu oluşum, ilişkilerimizdeki ya da hayatımızdaki gerilimin arttığı noktada kendimizi tutmakta da zorlanacağımızı gösterebilir. Ani ve öfkeli tepkiler, saldırganlık, sabırsızlık, düşüncesiz hareketler, öfkeyle isyan edip bazı ilişkilerden ya da yapılardan kopmak ve köprüleri yıkmak, belalara ve kazalara açıklık söz konusu olabilir.  Değişimin gezegeni Uranüs, bilinen yani alışkın olduğumuz modellerden özgürleşme temasını, değişimi önümüze ani ve beklenmedik bir olay şeklinde getirerek ve ani kopuşlar yaşatarak da getirebilir. Tutulmanın geleneksel yöneticisi Oğlak’ta geri hareketini sürdüren Satürn ise, Boğa’daki Uranüs’e üçgen bir açı yaparak,  bu iklimde daha sağlam, sabırlı ve sakin kalmamıza yardım edebilir. Bu durumda alternatif yollar geliştirmeden ve planlama yapmadan ani kararlar vermekten ve riskler almaktan kaçınmakta fayda var. İstediğimiz değişimi sistematik ve gerçekçi bir şekilde yapmak veya gerekirse eski olana yeni bir bakış açısı getirmek, yeni yöntemler geliştirmek daha akıllıca olabilir. Zamanla kazanılmış bir bilgeliğe de işaret eden Satürn, deneyimine, yetkinliğine ve bilgeliğine güvendiğimiz birisinden akıl almanın faydalı olabileceğine de işaret edebilir.

 

Tutulma, Capricornus(Oğlak) takımyıldızındaki sabit yıldızlar Giedi Prima ve Dabih ile kavuşum yapıyor. Oğlak takımyıldızının özellikle insan ilişkileri üzerinde büyük bir etkisi var ve ayrıca  iklimlerde ve politik geleneklerde olabilecek büyük değişikliklere işaret ediyor. Bu takımyıldız “Kralların Köşkü” olarak da adlandırılıyor.  Özellikle tutulmalarda etkili olması halinde ise deniz fırtınalarına işaret ediyor. Sabit yıldız Giedi Prima’nın Ay ile yaptığı kavuşumlarda, tuhaf ve beklenmedik olaylar, eksantriklik, eleştiri, yeni ve etkili arkadaşlar, değerli hediyeler ve saygıdeğer kadınların sevgisini kazanmak gibi temalar söz konusu. Dabih sabit yıldızının Ay ile yaptığı kavuşumlar ise, işte kazanılacak başarıya fakat problemli bir emekliliğe işaret ediyor. Ayrıca zenginlik, etkili pozisyonlar, karşı cinsle olan problemler, eleştiri ve suçlanma ile ilişkilendiriliyor.

 

Bu tutulmanın Sabian sembolü cümlesi ise, “Bir adama rehberlik yapmak üzere Atalar Meclisi toplandı.” şeklinde. Bu sembol bizden önce gelenlerin yani eskilerin getirdiği bilgeliğin koruyuculuğuna inanmak ve güvenmek ile ilgili bir sembol. Burada kastedilen sizin gerçek atanız ya da  ruhsal olarak sizden daha olgun ve bilge birisi olabilir.  Atalar Meclisi deneyimi ve bilgeliğiyle size yol gösterecek birisine işaret eder. Geçmişten gelen bir konu tekrar gündeminize oturabilir ve bu durumda rehberliğine güvendiğiniz ve muhtemelen sizden büyük bir insanın size yol göstermesine ve onun korumasına ihtiyaç duyabilirsiniz. Aile bağları,  geçmiş ilişkiler, kan bağı, meclisler ve komiteler ile bağlantılı olan bu sembolün getirdiği riskler ise, katı prensipler, aşırı muhafazarlık, devamlı başkalarından onay bekleme , gelişimi engelleyen eski moda fikirler ve aileye ya da geçmiş ilişkilere aşırı bağımlılık şeklinde. Görülüyor ki bu tutulmada, geçmişi de göz önünde tutarak değişiklikler yapmak, belki eski olana “yeni” bir bakış açısıyla bakmak yani eski-yeni dengesinin iyi kurulması oldukça önemli...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

 

 

YENGEǒTE PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI

 

“Unutmayalım ki içimizdeki küçük duygular bile hayatlarımızdaki büyük kaptanlardır ve 

biz hiç farkına bile varmadan onlara itaat ederiz.” - Vincent Van Gogh

 

 

13 Temmuz 2018’de Türkiye saatiyle 05:48’de Yengeç burcunda bir Parçalı Güneş tutulması gerçekleşiyor. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıldır ve bir zaman göstergesi gibi hayatımızda artık zamanı gelmiş konulara işaret eder. Yengeç’teki bu tutulma özellikle aile, aile bireyleri, ebeveynler, ev, geçmişimiz, farkında olmadan yakın ilişkilerimize getirdiğimiz geçmiş koşullanmalarımız, davranış kalıplarımız ve bastırıp bilinçdışında bıraktığımız duygular ve temalar ile ilgili bir çok şeyi gündeme getirecek gibi görünüyor. Bilinçdışı korkuların, duygusal bağımlılıkların, saplantıların, hem öz-yıkıcı hem de başkalarına zarar veren davranışların sebep olacağı bazı durumlar hassasiyetlerimiz ve gerçek duygusal ihtiyaçlarımızın neler olduğu konusunda bizi iç dünyamıza daha dikkatli bir şekilde bakmaya zorlayabilir. Bu tutulmanın bizim için zorlayıcı yanları olsa da, diğer yandan artık işimize yaramayan ve bizi geriye çekip gelişimimizi engelleyen kişisel ve duygusal kısır döngüleri, ilişkileri, bize zarar veren duygusal koşullanmaları ve alışkanlıkları tespit edip bunlardan kurtulma fırsatını da beraberinde getirebilir.

 

Oğlak’ta geri hareketteki Pluto’nun Yengeç’teki tutulmaya yaptığı karşıtlık oldukça dikkat çekici. Bu durumda hayatımızdaki işlevini tamamladığı halde, kaybetmekten, aciz kalmaktan korktuğumuz için hala güç ve kontrol sahibi olmak adına şavaştığımız, manipülatif ve zorlayıcı davrandığımız ve dolayısıyla duygusal ve psikolojik anlamda dönüşüme direndiğimiz her alanda Pluto bizi yaratacağı krizler ve belki duygusal patlamalar kanalıyla teslim olmaya zorlayacak gibi görünüyor. Özellikle yakın ilişkilerimizde, yüzleşmekten korkulan ve  kötü-pis diye bastırılan kıskançlık, intikam, kin ve haset duygularını, duygusal saplantıları açığa çıkaran bazı deneyimler yaşayabiliriz. Karşıtlık açısı bir “yansıtma” açısı olduğundan, bu duyguların neden olduğu yıkıcı davranışları kendimiz değil karşımızdakiler sergilese dahi, Pluto’nun burada kendimizde görmezden gelip bastırdığımız bir takım duygusal temalara, artık yüzleşilip ıslah edilmesi gereken gölge yanlarımıza ya da bir kısır döngü şeklinde tekrar eden, bize zarar veren ve artık miadını doldurmuş ilişkilere ve yapılara dikkatimizi çekmeye çalıştığını hatırlamak gerekir. Kontrol etmeye çalıştığımız veya güç savaşına girdiğimiz noktada olaylar kontrolden çıkıp daha da kötü hale gelebilir. Hayatın doğal döngülerini kabullenip, gücümüzü bizden daha büyük bir “Güce” teslim ederek, bize artık hizmet etmeyen unsurları ve insanları bırakmaya gönüllü olursak yenilenme ve iyileşme sürecimizi de hızlandırmış oluruz.

 

Yengeç’teki tutulma,  Balık’ta geri hareketteki Neptün ve Akrep’teki Jüpiter üçgen ile açı yaparak Büyük bir Su üçgeni oluşturuyor. Önümüzdeki bu dönemde hem kendimize hem de etrafımızdakilere karşı daha kabullenici ve anlayışlı bir yaklaşımda olmak, hayatın bize söylemek istediğini anlamak adına iç dünyamızla daha fazla temasta kalarak “içsel rehberimizin” sesini dinlemek ne yöne gitmemiz ve nereden başlamamız gerektiği konusunda bize yol gösterebilir. Ayrıca haritadaki Boğa’daki Uranüs’ün, Oğlak’ta geri hareketteki Satürn’ün ve Başak’taki  Venüs’ün oluşturduğu Büyük toprak üçgeni, olaylar ne yönde gelişirse gelişsin, ayakları yere sağlam basan, gerçekçi, sakin ve kararlı bir tavırda kalmamızı sağlayabilir. Gerekirse duygusal güvenliğimizi sağlamak adına kişisel sınırlarımızı net bir şekilde çizmek ve gerçek hedeflerimizin ne olduğunu belirleyip enerjimizi bunlara kanalize etmek bize krizleri yönetmemizde ya da savmamızda yardımcı olabilir.

 

Yengeç’teki bu tutulma İkizler takımyıldızındaki Castor sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Bu sabit yıldız Dr. Eric Morse’a göre, sinir krizlerine ve nevrotik rahatsızlıklara işaret ediyor. Ayrıca insanda bilinçdışı olarak  bir çeşit “felaketi” çağrıştıran ve derinde kalmış bir korkuyu uyandırıyor. Öyle ki geçmişte yaşanan travmaya ya da krize az da olsa benzeyen her hangi bir olay gerçekleştiğinde, kişi buna ilk seferinde olduğu gibi korku içerisinde tüm yanlış hamleleri yaparak yanıt verebiliyor. Bu yıldız Güneş ve Ay ile olan kavuşumlarında, korkaklık, güven kaybı, duyarlılık, güçlü sezgiler, gözden düşme, ciddi kazalar, yüzden yaralanmalar, silahlı saldırılar,  bıçaklanmalar, körlük, ameliyatlar, şiddetli ateşlenmeler, hapsedilme, sürgün, kötü niyet, tecavüz, cinayet  ve gemi kazalarına işaret edebiliyor.

 

Tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi ise, “ Bir primadonna şarkı söylüyor” şeklinde. Bu sembol kendi sanatını ve yeteneğini icra etmekte bir numara olan ve başkalarını sesiyle büyüleyen birisinden bahseder. Siz de aynı şekilde bir konuda etrafınızdakilerin ilgisini ya da dikkatini çekmek adına sesinizi yükseltmek ya da bazı yeteneklerinizi ortaya koymak durumunda kalabilirsiniz ya da yetenekleriniz ve becerilerinizin sonuna kadar sınandığı bazı testlerden geçebilirsiniz. Burada önemli olan kendinize koyduğunuz engelleri yıkıp kendi kalbinizi açabilme ve kendi doğrunuzu söyleyebilme cesareti göstermektir. Bu sembol her kafadan bir ses çıksa da, sizin sesinizin gücüne işaret eder. Uzun süredir konuşmak istediğiniz her ne varsa ya da vermek istediğiniz mesaj  her neyse, konuşmaya başladığınız insanlar büyük bir dikkatle sizi dinleyebilir.  Buradaki riskler ise, sırf dikkat çekmek için sergilenen duygusal dramalar, tutkuları abartılı bir şekilde dışa vurmak,  sürekli sahneyi işgal etmek, tantanacı tavırlar ve insanların dikkatlerini dağıtmak şeklinde. Yengeç’teki bu tutulma uzun süredir bizi bir “kabuk” gibi koruduğuna inandığımız, bir çocuk gibi belki içine saklandığımız bir takım bilindik yapıları, alışkanlıklarımızı ya da bağımlı ilişkileri sarsacak ve bizi kabuğumuzdan çıkarıp  “büyümeye” ve sorumlu olduğumuz adımları atmaya zorlayacak gibi görünüyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*https://sabiansymbols.com

*The Living Stars, Dr. Eric Morse

   

Dayanma Gücünü Keşfetme Zamanı

 

Gezegenlerin (Güneş ve Ay dışında) Dünya’dan baktığımızda geri gidiyormuş gibi görünmesine Retrograde denir. Mars, 2018 yılında ki geri hareketine 26 Haziran’da 9⁰ Kova burcunda başlayıp 27 Ağustos’ta 28⁰ Oğlak burcunda bitirecek. Mars geri değilken bir burcu geçişini 40 günde tamamlar. Ancak her 26 ayda bir geri hareket eder ve bu hareketi 58 gün ile 81 gün arası sürer.

 

Mars, isteklerimiz için harekete geçme irademiz ile ilgilidir. Kova (Hava) burcundaki Mars da bu irade kendi bireyliğini oluşturmaya, kısıtlayıcı olana karşı çıkmaya, kendisi gibi düşünen insanlarla hareket etmeye ve artık geçerliliğini yitirmiş yapıları/fikirleri kendine özgü bir şekilde değiştirmeye odaklanır. Ancak geri harekette bu irade kişinin kendisine yönelir. Dolayısıyla kısıtlama dış dünyadan gelmez, kişi kendini kısıtlayıp inisiyatif almaktan çekinebilir. Bu da kişinin öfkesinin kendisine yöneltmesine neden olabilir. Bu dönemde kişi geçerliliğini yitirmiş yapıları değiştirecek iradeyi kendinde bulamaz ama kesinlikle bu yeni istekleri gözden geçirmek için zamanı bulur.

 

Mars bu sefer geri harekette çok uzun bir süre (62 gün) kalmayacak. Ancak Mars 7 Temmuz’dan sonra geri hareketinine sınırı aşmış (out of bounds) olarak devam edecek. Steven Forrest bir gezegenin sınırı aşmasını “kendini yeniden bulmak için vahşi doğasına dönmesi” olarak yorumlamaktadır.

 

Sınırı aşmış olan geri giden Mars vahşi doğasını bu sefer dışarıya dönük olarak sergileyemeyeceğinden rekabetçi, atılgan, mücadeleci, öfkeli ve inisiyatifli tavrını içe yöneltecektir.  Üstelik Mars’ın geri hareketi boyunca yöneticisi Satürn’de kendi yönettiği Oğlak burcunda geri harekette olacak. Bu da en uç görünümünde sizi yetersizlik hissi içinde kendinizle kavga eder, hareket bile edemez bir duruma getirebilir. Hâlbuki zaman, tam da kendi dayanma gücümüzü keşfetme zamanıdır.

 

Mars geri hareketine başlamadan önce 8 Haziran 2018’de Güney Ay Düğümü ile kavuştu. Geri giderken Güney Ay Düğümü ile 20 Temmuz 2018’de tekrar kavuşacak. Ve son olarak geri hareketini bitirdikten sonra 26 Eylül 2018 tarihinde Güney Ay Düğümü ile kavuşacaktır. Mars Güney Ay Düğümü kavuşumları geçmişte yaşanmış ve çözümlenmemiş olayların gelecekteki hedeflerimizi etkilememesi için ele alınmasını talep eder. Haziran ayında hallettiğinizi düşündüğünüz meseleler yeniden değerlendirmek üzere karşınıza çıkabilir. Ancak bu olayları ne olduğunu çözmek, kırgınlığımızı veya öfkemizi ifade etmek geri hareket boyunca o kadar kolay olmayacaktır. Mars direkt harekete geçip Güney Ay Düğümü ile Eylül ayında tekrar kavuştuğunda, işte ancak o zaman meselelerin özünü görmek kolaylaşacaktır.

  

Mars’ın geri hareketi boyunca 2 Güneş tutulması (13 Temmuz 2018 – 11 Ağustos 2018) ve 1 Ay tutulması (27 Temmuz 2018) gerçekleşecek. Mars hem 27 Temmuz Ay tutulmasının (yükselen Koç) hem de 11 Ağustos Güneş tutulmasının (yükselen Akrep)  yükselen yöneticisi konumunda olacak.

 

13 Temmuz 2018’de Güneş tutulması 20⁰ Yengeç burcunda Castor sabit yıldız ile kavuşum halindeyken gerçekleşecek. Işıklar (Güneş ve Ay) ve Castor 12.evde Plüton’a kesinleşmiş karşıt açı yapıyor olacaklar. Tutulma haritasının düşük orb ile kesinleşmiş diğer açı kalıbı da Toprak burçlarında olan Venüs, Uranüs ve Satürn arasında ki üçgen açı olacak. Retro Mars ise 7.evde yer alıyor. Bu tutulmanın etkisi 1 ay sonra gerçekleşecek güneş tutulmasına kadar sürecektir. Kişi bu dönemde ilişkiler bazında bireyselliği önemsediğini ve eşitlikçi bir yaklaşımla zor koşullar altında da olsa ilişkilerini yapılandırabileceğini düşünebilir. Ancak dış dünya da bunun neredeyse tam tersi görülecektir. Kişi ilişkilerinde tarafsız olamayan hatta manipüle etmeye çalışan bir konumda kendini bulabilir. Bilinçdışında erken çocukluk deneyimleri onu yönlendirirken, duygusal olarak dönüşüme direnç gösterip kin duygusu ile hareket edebilir. Yapması gereken kendi duygularının kaynağını bulup ifade ederek ilişkilerinde herkesin kendi bireyliğini ifade edebileceği bir duruma gelmektir.

 

21. yüzyılın en uzun (3 saat 55 dakika) Ay tutulması 27 Temmuz 2018’de 4⁰ Kova burcunda gerçekleşecek. Ayrıca Mars’ta 2003’den bu yana dünyaya en yakın konumunda olacak. Ay – Mars kavuşum, Güneş ve Uranüs arasında bir T-Kare açı kalıbı meydana gelecek. Üstelik Ay tutulması sırasında Merkür’de geri konumda olacak. Dolayısıyla bu dönem, ailemizle ya da arkadaşlarımız ile önemli konular hakkında konuşmak için hiçte uygun değil. Konu aniden sarpa sarabilir, kendinizi önemli noktalar yerine yan sebeplerden şikayet ederken bulabilirsiniz ve sonuç, kendiniz suçladığınız bir tablo olabilir.

 

Son olarak, 11 Ağustos 2018’de meydana gelecek güneş tutulması SS2 New North saros serisine ait 5 tutulma olacak ve 19 Ağustos depreminden önce meydana gelen güneş tutulması ile aynı derecede meydana gelecek. Bu tutulmanın Türkiye haritasında ki konumu ile ilgili daha ayrıntılı yazacağım. Bu tutulma sırasında tam 6 gezegen geri gidecek. Mars tutulma haritasında 0⁰ Kova burcunda 3. evde yer alıyor. Güneş, Ay, MC ve Merkür kavuşum halinde 10. evde, 1.evde ki Jüpiter’e kare açı yapıyor. Bu dönemde kendi kaynaklarınız ve başkalarının kaynakları konusunda ne yapılması gerektiğini düşünüyorsanız, yanılıyor olmanız büyük bir olasılık olabilir. Tutulmadan 1 hafta sonra Merkür ileri gitmeye başladığında bu yanılgınızın farkına varabilirsiniz.  

Astroloji Dergisi/Aylin Tezcan Beyazoğlu

Kaynaklar:

https://www.forrestastrology.com/blogs/astrology/mars-out-of-bounds-march-2018

http://mistykuceris.com/?page_id=2094

https://mobile.facebook.com/astrolog.smiljana.gavrancic/

Planets in Transit, Robert Hand

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

Predictive Astrology, Bernadette Brady

http://earthsky.org/?p=282841

http://earthsky.org/astronomy-essentials/why-is-mars-sometimes-bright-and-sometimes-faint

       

 URANÜS BOĞA’da

 Barış İlhan, 15.5.2018

 

Amerika İsrail elçiliğini Kudüs’e taşımaya karar verdi ve açılışı yaptığı gün bunu protesto eden onbinlerce Filistinlinin üzerine ateş açıldı. Maalesef 52 kişi öldü, binlerce insan yaralandı. Olayların fotoğraflarına baktığınızda adeta havai fişek görüntüsü vardı. Akşamına Türkiye’de dolar 4.40’a dayandı. Benzine, motorine zam yapıldı. Yani, Uranüs’ün Boğa burcuna girişi görkemli, ama pek fena oldu. Kuşkusuz Uranüs tek başına değil. Ona Oğlak’tan Kova’ya geçmekte olan Mars da iştirak ediyor. Bu ikiliyi Hawai’deki volkan patlamasında da izledik. Şimdi ikisi aynı gün birbirlerine kare yaparak büyük bir gerilimle burç değiştiriyorlar. Uranüs-Mars gerilimli açıları patlayıcı, isyankar, kazaya,belaya eğilimli, anarşik bir ortama işaret ediyorlar. Adeta artık tahammülün kalmadığı, insanın kendini zor tuttuğu bir ruh hali içindeyiz. Aniden patlayabiliriz. Bizden hiç beklenmeyecek şeyler yapabiliriz. Dünyada da hiç beklenmedik şeyler olabilir, bunlar bütün düzeni alt üst edebilir. Uranüs’le Mars’ın bu dansı, Mars’ın geri hareketi nedeniyle, aralıklarla, Eylül ayının sonuna kadar sürecek. Beklenmeyeni bekleyin.

 

Uranüs’ün Boğa’ya girişi bugüne kadar güvenli bilinen tüm alanlarda altüst oluşun işareti olarak görülüyor. Para piyasaları, doğal kaynaklar, yıllardır sağlam olduğu düşünülen her şey, hatta dünyamız dahi bu sarsıntıdan payını alacak. Huzur, güvenlik, konfor diye bir şey kalmayacak. Toprak ortasından çatlayıp yarılacak. Bunu sembolik anlamıyla hayattaki her konuya uyarlayabiliriz. Tabii bunun sonunda yeni güvenlik sistemleri, yeni değerler gelişecek. Sahip olduklarımıza, doğaya, yeryüzüne ve kaynaklarına değer vermeyi, şürkan duymayı öğreneceğiz Hiç bir şey statik değil. Bir şeyler altüst olmadan yerine yenisi konamıyor. Dolayısıyla, yeninin gelebilmesi için, bir elektrik enerjisi bizi sağlam olduğunu sandığımız yerden bir başka yere fırlatıp atacak. Bu, ömrünü doldurmuş yapılarda değişiklik yapmak isteyenler için iyi bir fırsat olabilir, ancak ömrünü doldurmuş olmasına rağmen, güvenlik nedeniyle mevcut duruma sıkı sıkıya sarılmış olanlar için çok sarsıcı olacağı aşikar. En iyisi, sarsıntıyla brlikte hareket etmeye çalışmak. Sağlam durmaya çalışanların beli kırılabilir... devamı https://www.barisilhan.com/uranus-bogada 

 

Gaia (Yeryüzü Tanrısı) Boğa’da ki Uranüs ile Altüst Oluyor

 

 

Önümüzdeki yedi yılın tonunu belirleyecek en büyük göksel olay Uranüs’ün Boğa burcuna girişidir. 15 Mayıs günü Boğa burcunda ki Yeniay’dan sadece birkaç saat sonra Uranüs Merkür gezegenin eşliğinde toprak burcuna adım atacak. Ve Oğlak burcunda ki stelyuma üçgen açı yapacak. Antik mitler, astrologların en büyük değişimi getiren gezegenin değişime en dirençli burçta olması olarak tanımladıklarını anlamamıza yardım edebilirler.

Ouranos (Uranüs) birçok yaratılış mitinin başlangıcında yer alır. M.Ö. 8. yüzyılda şair Hesiod tarafından yazılan Theogony'ye göre Ouranos yıldızlarla süslenmiş sağlam bir pirinç kubbe olarak düşünülen Gök Tanrı'sıdır. Her gece Yeryüzü Tanrıçası Gaia’nın üzerine Boğa şeklinde uzanırdı. Böylece Gaia dağları, denizleri ve tanrıların ilk ırkı olan Titanları doğurdu. Gaia daha sonra, Ouranos'un nefret ettiği Cyclops, Devler ve Yüz elli Canavarları doğurdu. Çocuklarının gün ışığını görmelerine izin vermeyi reddeden Ouranos, onları Gaia'nın bedenine geri itti.


Yeryüzü acı ile inledi ve kuvvetli babasını aşağılayan cin fikirli en küçük oğlu Satürn’e intikam almasını teklif etti. Ona demir bir orak verdi. Ouranos gece sevgiye özlem duyarak Gaia’nın üzerine yayıldığında, Satürn onu hadım etti. Yeryüzünün üzerine düşen kan damlalarından Erinyes ortaya çıktı. Bu yılan saçlı üç tanrıça, Alekto, Megaira ve Tisiphone, yanlış yapanları deliliğe sürüklüyordu. Onları özellikle bir araya toplayan suçlar ise ebeveynlere, yaşlılara, savunmasızlara ve misafirperverlik yasasını ihlal edenlere karşı yapılanlardı.


Uranüs yakında Boğa’ya girecek; yeryüzü çatlayarak açılacak ve intikam peşinde olan yılan saçlı tanrıçaları uyandıracak. Çevre (Yeryüzü) Uranüs enerjisinin bir sonraki odak noktası olacak. Biyosfer de ani yıkıcı şoklardan oluşan bir çağa gireceğiz, iklim değişikleri artık göz ardı edilemeyecek. Çevreye zarar veren ve hassas ekosistemleri ihlal eden fırsatçılar saldırılarını hızlandıracaklar. Tanrıçalar çevreci aktivistler tarafından yönetilen büyük protestolar şekline girip yeryüzüne karşı suç işleyenlerin peşine düşecekler. Yaşayan her şeyin annesini (yeryüzünü) ve ona bağımlı olanları korumak için yapılan çağrıya kulak verin.


Uranüs'ün Boğa'ya girdiği gün, asteroit Gaia Mars'ın kızkardeşi ve savaş tanrıçası Eris ile 23⁰ Koç burcunda kavuşacak. İki hafta içinde, asteroit Gaia ve Uranüs 1⁰ Boğa’da birleşecekler ve olayların tohumlarını atacaklar. Aynı dönemde yılan saçlı asteroitler Alekto (22⁰ Koç), Tisiphone (16⁰ Yengeç), Megaira (19⁰ Yengeç), Erynia (17⁰ Terazi) ve Plüton (21⁰ Oğlak) büyük kareyi oluşturacaklar. Böylece hesaplaşma zamanı başlayacak.


Kişisel psikolojik düzeyde, Boğa burcunun haritanızda hangi evde olduğuna bakın. Bu ev, şu anda en çok sıkışmış, engellenmiş, alışkanlık haline gelmiş ve değişime dirençli olabileceğiniz alanı simgelemektedir. Hayatınızın bu alanında her zamanki gibi düzeninizi kesintiye uğratacak olaylar bekleyin. Kendinizi değişim ve kurtuluş güçlerine açın.

 

https://www.demetra-george.com/resources/news/206-uranus-in-taurus 


Demetra George

Türkçesi: Aylin Tezcan Beyazoğlu

  

 

Ağır hareket eden gezegenlerin burç değiştirmesi, dünyada o gezegen ve burç sembollerinin birleşimine ilişkin yeni temaları gündeme getirir. Biz bu yeni temaları, gezegenler burç değiştirmeden hemen önce de gözlemleyebiliriz. Örneğin, Mayıs 2018’de Boğa Burcu’na geçecek Uranüs’ün sembolleri yavaş yavaş sahne almaya başladı. Uranüs Koç’tayken kendimizin, “ben”imizin farkına vardık. Selfie’ler çektik. Kimilerimiz sosyal medyada boy boy ideal benliklerini sergileyip sonrasında gerçek kimlikleri ile ideal benlikleri arasındaki farkı kapatmaya çalıştı, kimilerimiz ise bencillikle ben-merkezciliğin aynı şey olmadığına uyanıp zarar verici diğerkâmlığı bıraktı.

 

Şimdi Uranüs tarım, hayvancılık ve gıda üretimini temsil eden toprak grubu Boğa’ya geçmek üzereyken, birçok yerde Türk tarımının nasıl bittiği, eskiden tahıl ambarı olarak anılan Türkiye’nin Meksika’dan mercimek ithal ettiğini okur hale geldik. Birçok yazar seferber oldu, ana teması “Gıda Yalanları” olan yazılarıyla bizleri yediklerimizin bizi nasıl zehirlediğine uyandırmaya (Uranüs) çalışıyorlar. Boğa’nın para, kaynaklar, değerler sembolizmine paralel olarak, Blockchain teknolojisi, bizlere bir merkeze bağlı olmaksızın ve bankalara ihtiyaç duymaksızın güvenli bir şekilde işlem yapabilme imkânı sağlıyor. Cüzdanlarımız, paramız ve kaynaklarımız dijitalleşip tamamen farklı bir teknolojik platforma kayıyor.

 

Barış İlhan Yayınevi’nden çıkan “Astrolojide Açılar” kitabının yazarı Sue Tompkins, the Mountain Astrologer dergisinin Nisan/Mayıs 2018 sayısına yazdığı yazısında, finansal bir devrimin birçokları için geçerli olacağını, borca hapsolduğunu hisseden bireyler arttıkça, bu transitin paylaşıma dayalı ekonomileri de doğurabileceğini öne sürüyor. Bu böyle olursa, gereksinim duyulan bir gereç veya hizmet, ihtiyacı olan başka kullanıcılarla birlikte kullanılabilecek. Bu da verimliliği arttırırken kaynakların verimli kullanımını sağlayabilecek. Tompkins, bu dönemde, paramızı daha teknolojik şeylere harcayabileceğimizi, pratikliğin ön plana çıkıp pratik yeteneklerimizi geliştirebileceğimizi söylüyor.

 

Sokrates bir gün Atina’da pazara çıkmış, alışveriş yapan telaşlı kalabalığa, satılan mallara bakmış ve şaşkınlıkla arkadaşına şöyle demiş: “İhtiyacım olmayan ne kadar çok şey var.” Umarız bizler de bu tip bir uyanışla bizleri gerçekten doyurmayan tüketim alışkanlıklarımızdan kurtulabilir, sadeleşebilir ve gerçekten bizim için neyin değerli olduğunu idrak edip, hayatımızı kendimize uygun seçeceğimiz değerlerimiz üzerine inşa edebiliriz.

 

Hepimiz için yeteneklerimizi, kaynaklarımızı verimli şekilde kullanmayı öğrendiğimiz, kendimize yeterli hale gelerek özgürleşebildiğimiz, “benim kaynaklarım” - “senin kaynakların” dengesini adil bir şekilde kurup, kendi kaynaklarımızı eşimiz, kardeşimiz, ailemiz dahi olsa diğerlerinden sağlıklı bir şekilde ayrıştırmayı öğrendiğimiz bir dönem olsun.  

Astroloji Dergisi/Pınar Uyar

Kitapçılarda...

Çeviri: Oya Vulaş

 

 

 

2018: Satürn’ün ayak izleriyle...

 

Karanlıkların efendisi Satürn 20 Aralık’ta yönettiği burç olan Oğlak’a girdi. Hemen ertesi gün de Güneş Oğlak’a girerek Satürn’le kavuştu. O gün Kış Gündönümü. Karanlığın egemen olduğu en uzun gecenin günü. O günden sonra günler uzamaya başlayacak. Ama henüz ışığın egemenliğine çok var. Bu ancak İlkbahar Ekinoksunda gerçekleşecek. O güne kadar katedeceğimiz yollar, aşacağımız engeller var. Dar ve buzlu tünellerden geçeceğiz.

 

Satürn çıplak gözle görülebilen son gezegen olduğu için sınırları temsil eder. Ptolemik evren modeline göre her şeyi çevreleyerek sınırlarken organizmayı kuşatır, bir düzen ve güvenlik sağlar. Güneş’in çevresini yavaş yavaş 29-30 yılda dolanırken çok şey görüp geçirdiği, olgunlaştığı düşünülerek Yaşlı Bilge Adam olarak da tanımlanır. Bu yönüyle bir yandan da ‘zaman’ın yöneticisidir. Kişisel yaşantımızda onu ömrün gezegeni olarak da düşünebiliriz. Bir ömür içinde kendi özümüzü gereğinde kendimizi kısıtlayarak, sorumluluk üstlenerek yapılandırmak, onu dış tehditlere karşı korumak da Satürn’le ilişkilendirilir. Ve bu Satürn, zamanı geldiğinde ömrü sonlandırır. Bu nedenle ölümün, kayıpların gezegenidir... devamı

Barış İlhan

 

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...  

 

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Oğlak'ta olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

   

"Dünya öyle yapılandırılmıştır ki

eğer onun sefasını sürmek istiyorsanız

cefasına da katlanmak zorundasınız."

Swami Brahmananda

 

 

 

Satürn ve Oğlak Burcu

 

Satürn 29,5 yıllık döngüsü ve en uzakta bulunan yörüngesiyle yalnız, yavaş, soğuk, melankolik ve zamanı yöneten olarak düşünülmüştür. Eskiler ısısı ve ışığıyla hayat kaynağı olan Güneş’e en uzak pozisyonundan ötürü Satürn'ü hayatın karşısında, ona düşman  "büyük uğursuz" kabul ederlerdi. Satürn'ün ağır hareketi zamanın geçişi, dolayısıyla yaşlılıkla bağdaştırılırdı.

 

Antik zamanın büyük klasik tanrıları gezegenlerle özdeşleştirildiğinde Kronos (Roma'da Satürn) en yüksek ve en yavaş gezegenle ilişkilendirildi. Yunancada ‘zaman’ anlamındaki Chronos ile Kronos sözcükleri arasındaki tesadüfi benzerlik, bazı ortak özellikleri olan iki kavramın gerçek özdeşliğinin kanıtı olarak öne sürüldü. (Tarımın piri olarak elinde orak taşır) Bu özdeşliği yazıya döken en eski yazar olan Plutarch'a göre Koronos zaman demekti.

 

Yeni-Platoncular, tanrıların ve insanların babası olan Kronos'u, Kozmik Akıl diye yorumladılar bu kavramı 'bilge ihtiyar inşacı' diye adlandırılan Chronos kavramıyla kolayca birleştirdiler.

Rönesans’ta hümanist bilincin yükseldiği zamanlarda Satürn’ün kısa zamanda evrensel düzeyde tanınır hale gelen başka önemli özelliği belirdi. Satürn tefekkürün göstergesi olarak seçilmişti. Hayatın ıstırap ve tehditlerinin bilincinde olmak, derin düşünmenin yoldaşları olan keder ve bezginlik Satürn’e atfedilen hüzün ve melankolinin de nedeni olarak görülmüştü. Bu aynı zamanda ‘deha’nın temel niteliği idi. Kozmik Aklı temsil eden Satürn insan ruhunun dünyaya inişiyle birlikte onu ‘ayırt etme ve düşünme gücüyle donatıyordu. Satürn feleği –küresi- Aristoteles’in evren modeline göre Tanrısal alemin hemen altında, tüm gezegen kürelerininse en üstünde bulunduğundan Tanrı’ya ve bilinmeze en yakın olarak düşünülürdü. Bu nedenle semavi alemden maddi dünyaya düşen ruhun bir bedende hayat bulması, dünyadaki görevini yerine getirip tekrar tanrı katına çıkması yolculuğunda büyük öneme sahipti.

 

Ficino’nun düşüncesine göre bedenleri dışsal uyarılara kapalı, kendilerini ilahi şeylerin araçlarına dönüştürecek şekilde tamamen aşkın olana kaptırmış düşünürlere işaret ediyordu. Buna göre disiplin, odaklanma, çaba bu gezegenle uyumlanmanın yollarıydı. Ancak bunun yanında Satürn yalnızlığa, sessizliğe, içe dönüklüklüğe, karanlığa eğilime ve cimriliğe işaret ediyordu.

 

Şimdi Satürn yönettiği, eğrisiyle doğrusuyla kendini tam olarak ifade edebileceği iki burcun eşiğine gelmiş durumda. Bunlardan ilki toprak elementinden Oğlak.

 

Oğlak burcu güneş ışıklarının en zayıf, ısı ve ışığının en kuvvetsiz, karanlığın (gecenin) en uzun olduğu kış gündönümüyle başlar. Kış mevsimini başlatır. Toprak elementine ait olduğundan soğuk ve kurudur. Maddesel dünya ve uygulamalarla ilgilidir. Satürn yönetici olduğu Oğlak’ta güçlenir. Soğuk ve kuru doğasını rahatlıkla ifade edebilir. Kimse ona karışmadığı ve kendini rahat hissettiği için kendi ikametgahında doğasının özelliklerinde aşıraya kaçma tehlikesi de vardır. Dolayısıyla Saturn’ün Oğlak’ta oluşu maddi dünya ile çok haşır neşir olmayı, dünyevi hırsları, iktidar kavgalarını, kontrolü kaybetme korkusunu, yetersizlik hissini, mevcut durumu koruma isteğini, kurallara sıkı sıkıya bağlılığı, geleneksele yapışmayı, gaddarlığı, kayıtsızlığı, acımasızlığı, soğukluğu, uzaklığı, verimsizliği, yıkımı gösterebilir.

 

Yeni Platoncuların kozmik akılla bağlantılandırdıkları, tanrısal aleme en yakın kürede ikamet eden Satürn tefekkürden, olgunluktan, derinlikten, ruhun talep ettiği esas sorumluluklardan uzaklaştığında, gelip geçici, hastalığın, bozuluşun, bitişin, ölümün geçerli olduğu maddi dünyanın çamurunda güç, saygınlık, iktidar için mücadele eden bir kişiyi, toplumu ya da bir medeniyeti Tartaros’un derinliklerine hapsedebilir. Satürn yaklaşık iki yıl sonra yönettiği diğer burca -yüksek akılla ilişkili, hava elementinden Kova burcuna- geçtiğinde, muhtemelen, soğuk ve kuru doğasının yumuşadığı, yüksek hakikati, aklı ön plana alan, adaletle bireyleri gözeten, statükoyu yıkan, daha insancıl yapılara doğru giden bir süreci başlatabilir. O zamana kadar maddi dünyanın iktidar, saygınlık, güç ve başarı klişelerinden, bireysel ya da toplumsal olarak katı sınırlar çizmekten, baskı kurmaktan, suçlamaktan, intikam ve kinden, kaygıdan, cehalete (karanlığa) kapılmaktan, zalimlikten, katılaşmaktan, duyarsızlaşmaktan, karamsarlıktan kaçınmak gerekir. Geri çekilip düşünmek, ruhun esas amacını anlamaya çalışmak, disipline olmayı, çalışmayı, zamanı kullanmayı öğrenmek, yalnız kalmaktan korkmamak, metanetli olmak, doğayla başbaşbaşa kalmak, yavaşlamak, derinleşmek, araştırmak, hakikati anlamaya çalışmak, azla yetinmeyi öğrenmek, ifrattan kaçınmak bu dönem için olumlu yaklaşımlar olur.

Aysem Aksoy, Aralık 2017

Kaynakça:

Barış İlhan, Gezegenler: Satürn, Astroloji Dergisi

Satürn ve Melankoli, Cogito, sayı 51, 2007 – YKY

İkonoloji Araştırmaları, Erwin Panofsky, Pinhan Yayınları, 2014 http://www.astrolojidergisi.com/makale_saturn-yayda.htm 

   

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

10 Ekim 2017’te Jüpiter Akrep’te

Jüpiter, yaklaşık bir yıl sürecek Akrep’teki yolculuğuna başladı.

 

Yaşam ve ölüm Akrep’in iki uç noktasıdır. Ölüm, yaşam kadar gerçektir ve kaçınılmazdır. Karşısında hissetiğimiz acizlik bizi güçlü olmaya iter. Akrep doğası gereği hayatta bunu idrak etmek üzere yaşanan deneyimlerden sorumlu burçtur. Jüpiter burada ölüm, bitiş, güç ve acizlik deneyimlerinden bir anlam çıkartmak, çıplak gerçeği aramak, sahte ve yüzeyde görünen her şeye şüpheyle yaklaşmak, ruhsal olarak güçlenmek, korkunun üstesinden gelmek, kendinden daha büyük bir güce inanç geliştirmek, hayatı dönüştürecek bir kavrayış yakalamak peşindedir.

Akrep burcu kaynaşmak, güçleri, kaynakları birleştirmekle ilgilidir. Dolayısıyla Jüpiter’e özgü inanç ve güven hissi insanların enerjilerini daha büyük bir amaç için birleştirebilmeleriyle, toplumdan dışlananların islahı için birlikte çalışabilmeleriyle, çürüyen bozulan şeyler arıtılabildiğinde, krizler sağduyu ve bilgelikle yönetilip aşılabildiğinde kazanılabilinir. Kendi gücünün yetmediği bir şeyleri yapabilmek için başkalarıyla güçlerini birleştirmek bu dönemde yeni gelişim fırsatları, kazanç ve zenginlik verebilir.

Jüpiter Akrep’teyken ahlaki değerlerin ve vicdanın güç kazanması, akıl ve sağduyuyula insani değerlerin yükseltilmesi söz konusudur.  Derin bağlamda yaşamın anlamını ve bağlantılarını anlama yeteneği verebilir. Akrep burcu Jüpiter’e (anlayışa, sezgiye, keşif ve yolculuğa) derinlik, kararlılık ve irade sağlar. Güçlü bir azimle büyüme kararlılığı görülür. Söylenenlerin arkasındakini duymak, görünenin arkasındakini görmek, gerçeğe, derin bir kavrayışa, evrensel ve tüm insanlığı bağlayan prensiplere ve değerlere ulaşmak mümkündür. Tüm ümitlerin bittiği bir yerde yıkıntıdan bir inanç, iyimserlik, umut yaratabilme yeteneği verir.

Kaynaşmanın, nüfuz etmenin ve başka biriyle bir potada erimenin burcu Akrep, gölge yönüyle  ‘Ya hep, ya hiç’ prensibiyle birlikte ‘Benden yana değilsen, benim düşmanımsın’ diyebilir, Jüpiter’in iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayıran gücü ‘benden yanaysan iyisin, doğrusun, haklısın, benden yana değilsen kötüsün, yanlışsın, haksızsın’ fikrine evrilebilir ve hayat iyi ile kötünün savaşına dönüşebilir.

Olumsuz açıdan Akrep’teki Jüpiter sabit fikirleri ve keskin biçimde tanımlanmış inançları ifade edebilir. İnançları, ırk, kültür, din, mezhep farklılıklarını manipüle ederek (birinin diğerine nazaran üstün olduğu vb) haset, kin, nefret ve intikamı büyüterek güç kazanmayı, sınıf ayrımcılığını, farklı inançta, ırkta, kültürde olanlara karşı nefreti, düşmanlığı ve saldırıyı, kendi tarafındaki kayırarak, zenginleştirerek kendinden farklı olanı ezmeyi, gücü sadece dışsal zenginlikle elde etmeyi, adaletsiz, orantısız gücü, vicdansızlığı, aşırı güç kullanmayı, yasa yapıcıların hoşgörüsüzlüğünü, fikrini, yargısını asla değiştirmemeyi, körükörüne inancı, toplumsal, sosyal anlamda çürümeyi, ahlaki, vicdani değerlerin bozuluşunu, kanunları çiğnemeyi, abartılı bir ölüm korkusunu, saçmalık ve gelip geçicilik duygusu yüzünden hiç bir inanca tutunamamayı, borçların artışını, ekonomik krizleri, dev şirketlerin arasındaki güç savaşlarını, marazi büyümeyi, metastazı, çöplerin, kanalizasyonların, pisliğin yayılıp çoğalmasını, yeraltından, sualtından gelen patlamaları, yeraltında, suda yayılmayı, suyun kabarmasını gösterebilir.

Akrep aşırı uçları, Jüpiter ise aşırılığı, abartıyı gösterdiğine göre bu yerleşim aşırı uçta geniş çaplı katliamlara, seks suçlarına, yeraltı örgütlerinin, mafyanın adalet adına saldırılarına, aşırı yıkıcılığa, zalimliğe, kötülüğün ve karanlığın kazanmasına işaret edebilir. Din, mezhep, ırk, cinsiyet, kültür farklarından doğan fanatizmin zulüm ve ölüm getirmesi söz konusu olabilir.

Kuşkusuz kibir Jüpiter’in en büyük günahıdır. Bu dönemde kibir, böbürlenme, gücün tek sahibi olduğuna, tek haklı olduğuna inanmak, kendini yasaların üstünde görmek, tanrı yerine koymak, kendi ihtiraslarını tanrı buyruğu zannetmek, kendi gücüyle sarhoş olmak, her şeyi bildiğini, en doğrunun kendi bildiği olduğunu zannetmek, boyunu aşmak mahva, acizliğe, güç ve kontrolü kaybetmeye, yıkıma neden olabilir... devamı 

Astroloji Dergisi/ Ayşem Aksoy

      

Astroloji’ye Kaç Kişi Gerçekten İnanıyor?


Nicholas Campion

 

Astroloji ve burç köşeleri, magazin gazetelerinin, kadın dergilerinin ve internetin tanıdık içeriğidir. Bu içerikler, bazıları için tartışmalı olmakla birlikte, özellikle insan ilişkileri açısından göksel ve yersel olaylar arasında anlamlı bir ilişki olduğunu iddia ederler.

 

Bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki yaşamı yönetmek amacıyla gezegenleri 12 zodyak işaretiyle ilişkilendiren Astroloji, Orta Doğu'da ve klasik Yunanistan'da M.Ö. beşinci ile birinci yüzyıllar arasında icat edilmiştir. 21.yüzyıla büyük oranda İslam dünyası yoluyla iletilmiştir.

 

Astroloji son günlerde iki farklı konuda yeriliyor. Bir tarafta, en iyi ihtimalle onu yanıltıcı bulan, kötü ihtimalle de Şeytani bulan Evanjelik Hıristiyanlar var. Diğer taraftaysa, kaderimizin yıldızlarda yazılı olmasını hileli ve hatta zararlı olduğunu düşünen şüpheciler bulunuyor.

 

Bu iddialar doğruysa, kaç kişinin astrolojiye inandığını ve bunun nedenlerini anlamak önemli ve bu konuda yapılacak bazı ciddi araştırmalar için zaman gelmiş demektir.... devamı                                                       Çeviren: Billur Kılınç ve Hatice Akbaş

 

   

Büyük Amerikan Tutulması Sadece Amerika’yı mı Etkiliyor?

 

Nefesler tutuldu, gözler Büyük Amerikan Tutulması için Amerika’ya çevrildi. Dünyadaki astrologların tek konusu 21 Ağustos’da gerçekleşecek olan Güneş Tutulması. Bir tutulma en fazla gözlendiği yeri işaret ettiği için bir bakıma haklılar. Amerika bütünüyle tutulmanın etkisi altında. Bu tutulmaya ilginin bir odak noktası da Güneş Tutulmasının Trump’ın Yükselen’i (doğum saati doğruysa) üzerinde gerçekleşecek olması. Trump’a karşı olanlar bu tutulmayla birlikte Trump’un gideceğini umuyorlar. Trump gitse de kalsa da bundan sonra Amerika’yı zor günlerin beklediği aşikar. Geçenlerde bir makale uzun uzun Amerikan İmparatorluğunun çöküşe geçtiğini, yerine Çin’in yükseldiğini anlatıyordu. İleride göreceğiz...

 

Son haftalarda Trump’ın Kuzey Kore lideriyle restleşmesi üzerine bir okurum, bu tutulmanın nükleer anlamda ikisi arasındaki çekişmenin ciddileşeceğine işaret edip etmediğini sormuştu. Doğal olarak Kuzey Kore liderinin bu Güneş Tutulmasından etkilenip etkilenmediğine baktım. Evet, Kim Jong Un’un Mars’ı, yani savaş gezegeni, son Ay Tutulması ve önümüzdeki Güneş Tutulması ile tetikleniyordu. Bunun üzerine dünya üzerinde sahneyi işgal eden ülkelerin ya da liderlerin haritalarına bakınca hemen hepsinin yıkıcı gezegenlerinin son tutulmalarla tetiklendiğini görüyoruz. Kuşkusuz burada kritik konumdaki ülke Amerika oluyor. Amerika’nın haritasında 3. evdeki Ay tetikleniyor. Ay ölüm ve kayıp evi olan 8. Evi yönetiyor, ayrıca hem halkı temsil ediyor, hem de haritada dört tane gezegenin düzenleyicisi durumunda. Bu gezegenler haritada halkı, iktidarı, orduyu, polisi, yurtdışını, açık düşmanları, müttefikleri simgeliyorlar. Sadece bu bile Amerika’nın ne kadar hareketleneceğini göstermeye yeterli. Nitekim Charlottesville olayları bundan sonra yaşanacakların boyutlarının ipucu.

 

Amerika’nın şu anda en büyük düşmanı Rusya, ve lideri Putin’in haritasında hem Tepe Noktasının (MC) hem de Pluto’sunun tetiklendiği görüyor. Pluto cehennemin efendisi lakabıyla en yıkıcı gezegen. İsrail'in Mars-Pluto-Satürn üçlüsü, Netanyahu'nun Mars ve Pluto'su da dikkat çekiyor. Tutulmalarla yine Pluto’su tetiklenen bir başka lider de Erdoğan (doğum saati bilinmediği için haritayı 12:00 göre çıkarttım). Hepsi güç savaşı, manipülasyon, gücü elinde tutma mücadelesi veriyorlar. Tabloya İngiltere’yi eklediğimizde, onun da Satürn-Venüs/Pluto karşıtlığının tetiklendiğini görüyoruz. Bu durumda özellikle Suriye ve Irak’ta etkin olan ülkelerin zorlu bir sürece girdikleri görülüyor. Bu süreçte Mars, Satürn, Pluto gibi gezegenlerin harekete geçmesi endişe yaratan bir tablo sunuyor.

 

21 Ağustos’taki Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. Evinde gerçekleşiyor ve iktidarı temsil eden, Ay Tutulması ile de tetiklenen Neptün’ün yanında duruyor. Başkanlık, medya, ilk öğrenim ve komşular temaları ön planda. İlginçtir ki Güneş Tutulmasının Astro Carto Graphy’sine baktığımızda Uranüs-Pluto çizgilerinin Türkiye-Suriye sınırında Kobane-Sincar arasında, kesiştiğini görüyoruz. Bu ikisinin birleşimi ani radikal savaşları ve yıkımları, öngörülemeyen dönüşümleri, özgürlük mücadelesini, kitlesel başkaldırıyı düşündürüyor. Aynı haritada Jüpiter de Hatay’ın yanından, İdlib üzerinden Şam’a iniyor. İdlib Suriye yönetimine karşıt, cihatçı güçlerin elinde bir kent. Son haftalarda el-Kaide uzantısı Nusra’nın eline geçti. Türkiye yönetimi için önemi büyük. Umarız sağduyu egemen olur, daha fazla dipsiz kuyulara doğru yönelinmez.

 

Bir Güneş Tutulmasının etkisi bir kaç yıl sürer. Olaylar bazen tutulmadan hemen önce veya hemen sonra olabilir, ancak 1-2 yıl sonra da gerçekleşebilir. Bu da bizi 2019-2020 yıllarına götürür. Demek ki o dönemde gerçekleşecek olayların tohumları şimdiden Mars, Satürn, Pluto ile atılıyor. Hepimize kolay gelsin... -Barış İlhan

 

      

Astrolojide Mizaçlar (Temperament)

 

 

Gülşen Altay'ın hazırladığı çalışma. Bu çalışmayı 9 Şubat 2017 tarihinde NCGR-Türkiye toplantısında sundu. Çalışma uzun ve kapsamlı olduğu için pdf dosya olarak paylaşıyoruz. Aşağıdaki linkten dosyaya ulaşabilirsiniz.  Kendisine çok teşekkür ederiz.

 

MİZAÇ

 

"Elementler harmanlandı, karıldı bir insana… 

Su’ydu, ondan size akan 

Ateş’di, ondan size geçen heyecan, ilham 

Hava’ydı, ondan size doğru esen 

Toprak’dı onun kendine sakladıkları"


Bir şeyleri kategorize etmek insanın doğasında vardır. Jung bunun sebebini “kaos’a düzen getirmek” istememiz olarak açıklar. Gerçekten de binlerce yıldır insanları fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak sınıflandırıyoruz. Bu sınıflandırmalardan bir tanesi de 2000 yılı aşkın süredir bilim adamları, hekimler, filozoflar ve astrologlar tarafından kullanılan mizaç’dır.
Bildiğimiz anlamda modern batı dünyasına ulaşan mizaç teorisi ve analizi tarihte Greklerle başlamıştır. Empedokles, ilk, kosmos’un bileşenleri hakkında hipotezini sundu. Açıklıkla olmasa da Hipokrat tarafından değinilen mizaç doktrini, Galen tarafından geliştirildi ve Ptolemy’den Ortaçağ astrolojisine ve William Lilly zamanına kadar kullanıldı. Mizaç teorisini ve tarihini keşfe çıkmadan önce dilerseniz: Mizaç nedir? Bileşenleri nedir?, sorularına cevap arayalım.

 

https://s3.amazonaws.com/wix…/Z41BkC2QKiaDZKWmdB0Q_MIZAC.pdf

     

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

 

  

AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR

 

 

Astrolojide Ay Düğümleri Ay’ın yörüngesi ile dünyanın yörüngesinin kesiştikleri noktalardır. Güneş ve Ay Tutulmaları da Yeniay ve Dolunay’ın bu düğümlerin yakınlarında gerçekleşmesi ile olur. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Aslan burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de Kova’ya giriyor. Yani Kova özelliklerinden Aslan özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla kişisel olarak risk almak, kendini ortaya koymak zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz.

 

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda, merkezde olma isteği ile kenarda mesafeli durma isteği, kişisel ve yoğun sevgi ihtiyacı ile insanlara mesafeli durma ihtiyacı, en önemli ve özel olma arzusu ile herkesin eşit olduğu düşüncesi arasındaki çekişmeyi gösterir.

 

Gerisini Astroloji Dersleri kitabından okuyalım:

 

Kuzey Ay Düğümü Aslan’da, Güney Ay Düğümü Kova’da
Bu kişi kendisinde sağlıklı Aslan özelliklerini geliştirmeli ve kendisine daha aşina gelen
Kova’nın gölgelerine dikkat etmelidir. Bu insan akıntıya uyup, kendini pek ortaya koyma-
dan yaşamaya eğilimlidir. “Eğer ben bu grupla iş birliği yapar, onlara boyun eğersem onlar
bana istediğim sevgiyi ya da onayı verirler” düşüncesinde olabilir. Bir kenarda başka insanların performansını izlemeye alışkındır. Yaşamı yaşamaya değil, gözlemlemeye alışmıştır. Bu yüzden uygulama konusunda problemi vardır. Bilimsel gözlem alışkanlığıyla yaşama katılmayı ihmal ettiğinden, bu hayata bunu öğrenmeye, kendi performansını sergilemeye, oyununu oynamaya, hayatın tadını çıkarmaya gelmiştir. Akıntıya uyma özelliği nedeniyle, bir gruba dahil olup, kalbindekileri ortaya çıkartamayabilir. Oysa yapması gereken içindekileri ortaya çıkartmak, yaratıcılığını ifade etmektir. Ama alkışlanmama, beğenilmeme korkusu bunu yapabilmesini zorlaştırır. Bu insanlar hiç çocuk gibi oynamasını bilmediklerinden ve bunu öğrenmeleri gerektiğinden çocuklarla beraber olmalıdırlar (kendi çocukları olması şart değildir).

 

Geliştirilmesi gereken Aslan özellikleri:

Kişisellik
Özgüven
Risk almak
Sahnede yer almak
Kalbinin sesini dinlemek
Keyif aldığı projeler geliştirmek
Hayata oyun gibi bakmak
İçinden geçeni ifade etmek
Başkalarını yüreklendirmek
Her güne yeniden keyifle başlamak

 

Bırakılması gereken Kova özellikleri:
Soğukluk, uzaklık
Ait hissetmek için akranlarının baskısına boyun eğmek
Ben hepinizden farklıyım tavrı
Tuhaflıkla dikkat çekmek
Sürü psikolojisi
Hayatı bir laboratuar gibi uzaktan izlemek
Sürekli isyan

 

Önümüzdeki süreçte daha cesur, onurlu ve yürekli olmanız dileğiyle...

Barış İlhan

    

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun Yeniay ya da Dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

  

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

ARALIK 2018

 

 BİLGİ KÖŞESİ

Tek Düzenleyici 

(Sole Dispositor)

Kendi burcunda bulunan ve doğum haritasındaki diğer gezegenlere doğrudan ya da dolaylı olarak ev sahipliği yapan gezegendir. Eğer kendi burcunda iki gezegen varsa ya da iki gezegen karşılıklı olarak birbirlerine ev sahipliği yapıyorlarsa tek düzenleyiciden söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, birbirlerini karşılıklı ağırlayan iki gezegen, eğer aynı zamanda diğer sekiz gezegenin tamamına doğrudan ya da dolaylı ev sahipliği yapıyorsa, bu durumda ‘ortak düzenleyici’den bahsedilebilinir. Bir gezegen hem kendi burcunda hem de tek düzenleyici konumundaysa gücü daha da artar. Doğum haritasında tek düzenleyicinin olup olmadığını tespit etmek için, herhangi bir gezegenden başlayarak o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Sonra sırasıyla o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Bu işlem daha ileri gidilemeyecek noktaya kadar sürdürülür. Diğer gezegenler için de aynı işlem yapılır.

 

Astrological Essays, 1979 -Ivy Jacobson

 

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.