Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

15 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dünya'dan Pluto'ya !!! Orada kimse var mı ?

 

Michael Lutin

 

New Horizans'ın Pluto'ya ulaşması üzerine Pluto'ya seslenmiş. Bu arada Pluto'ya ulaşmanın sembolik anlamını açıklamış ve Pluto'nun Oğlak'ta bulunuşunu burçlara göre yorumlamış. Gözde Kara sizin için çevirdi. Videoyu dinlerken metinden takip edebilirsiniz.

 

Resmin üzerini tıklayın...

Güneş Aslan'a geçti. Biliyorsunuz Aslan burcu bedende kalbi temsil eder ve gerçek bir Aslan olmak "Yürek İster". Şöyle bir düşünürsek kendini olduğun gibi ifade etmek, bir şekilde bir şeyler yaratmak ve bunları insanların görebilecekleri bir yerlerde sergilemek gerçekten yürek ister. Bunun için risk almaya gönüllü olmak ve başkalarının eleştirilerinden fazla etkilenmemek gerekir. Oysa gölge yönüyle Aslan dikkat çekmeye ve hayranlığa bağımlıdır. Bir an gözler ondan uzaklaşsa incinir ve dikkati üzerine odaklamak için her şeyi yapabilir. Buna hastalanmak da dahildir. Yapıcı bir Aslan kullanımı ise en ağır eleştiriler karşısında tüm doğallığıyla durabilmek ve kendisini ifade etmeye devam etmektir. Bazen de "aslanlar gibi döğüşmektir". Kendisi yaratamayan, kendisini gösteremeyen insanlar gizli gururla neyin nasıl yapılması gerektiğini sana anlatırken ve seni eleştirirken onların karşısında "aslanlar gibi durabilmek yürek ister". Ve buna özgüven denir.

 

Tüm bunları düşünürken Cem Yılmaz'ın bir gösteri kasetini dinlemeye başladım. Kaset "Bu mudur yani" diye başlıyor. "Bu mudur yani gösteri?" Cem Yılmaz da "Budur" diyor. Gösterinin tümü Aslan burcunu çok iyi anlatıyor. Ben burada ancak bir kısmını özetleyebileceğim.

"Ben kendi güldüğüm hikayeyi anlatıyorum. Kendi hikayeni anlatıp onun muhatabını bulmak mutlu ediyor.... Ama sahne çok kaygan bir yer. Burada hakikaten aklını kaybedebilir insan. Hele bir de alkışlanınca aklını kaybedersin, gerçekten bir bokum zannedersin. Halbuki komiklik yapıyorsan, yalnızca komiklik yapıyorsundur. Bunun ekstra bir saygınlığa ihtiyacı yok ki... Ama seyirci çok lütufkardır. Alkışlar filan, aklını kaybedersin sahnede... (alkış) Alkışlamayın yaaa, ben onlardan değilim ki, alkışlayın diye yapmadım. Ben zaten anlatacaktım... Öyle alkış budalaları vardır. "Alkışlarla yaşıyorum" filan derler, ben onlardan değilim, normal besleniyorum.... Bunları ya kral yapıyoruz başımıza, ya da yerlerde süründürüyoruz....

 

Dünya çapında gösteri yapmıyorsam, terbiyesizim. Sonra millet diyor ki. Bu mudur yani? Evet bu. Ne olacaktı yani. Fikir verir bazısı, bence gösteriye şöyle bir şey ekle diye. Onu sen ekle, hadi bakalım. Ben neyi çıkarayım diye düşünüyorum....

 

(Seyircilerden sataşma ve ben senden komiğim savaşları) Başka yerde ürün vermeye çalışın, burada ne artistlik yapıyorsunuz bana."

Kendi sahnenizde kendinizi gönlünüzce ifade edebilmeniz, böylece kendi yaratıcı enerjinizi başkalarının ürünlerini eleştirerek harcamamanız dileğiyle. 

(c)Barış İlhan

 

 

VENÜS'ÜN GERİ GİDİŞİ

 

Mars / Uranüs Kare Açısı -25 Temmuz 2015

 

(Bugün barışın gezegeni düşük olduğu Başak burcundan geri gitmeye başladı. Ona bu hareketinde Mars-Uranüs karesi eşlik ediyordu. Ve ülkemizde "barış" süreci sona erdi. Venüs Türkiye'nin 3. evinde (komşular) geri gidiyor. Komşu ülkelere jetler gönderildi, oralar bombalandı. Yani muhtemelen savaştayız...)

 

Cesareti, inisiyatifi, mücadeleyi temsil eden Mars; özgürlük, eşitlik, kardeşlik, devrim ve ani değişimin gezegeni Uranüsle kare açısını bugün gerçekleştiriyor.

 

(-) Kendini her türlü baskı ve sınırlamaya karşı şiddet kullanarak savunmak. Şaşırtıcı ve çok ani hareketlerde bulunmak. Sinirli ve isyankar olmak. Sadece kendi özgürlüğü için hareket etmek. Ait olma arzusuyla, boyun eyip kendi haklarını savunamamak. Hareketlerin bireyleşmeyi engellemesi. Bıçak sırtı durumlar, tehlikeli yaşama eğilimleri, aşırı sabırsızlık, rutinden nefret etmek.

 

(+) Özgürlük uğruna savaşmak. Hareketlerin bireyleşmeyi desteklemesi. Baskıya karşı mücadele etmek. İnsan haklarını savunmak. Kendi şeçtiği yolu izleme cesareti. Özgürce kendini ortaya koymak. İnisiyatif alabilmek, kararlı davranmak ve anında harekete geçebilmek.

Beyhan Akay hazırladı

VENÜS VE MARS’IN GERİ HAREKETİ DEVRELERİ

 

Gezegenlerin -Dünya’ya daha da yaklaşmalarını kapsayan- geri gitme aşamalarının gücünü ve doğasını anlamak için geri hareketi, Güneş’e olan kavuşum ya da karşıtlık ve ileri konumu gibi tamamlayıcı anahtar kelimeleri tanımlamak gerekir.

 

Geri hareketine başlamadan önce bir gezegen önce yavaşlar, sonra durur veya geri aşamasına geçer ve kendi periyodunu oluşturan günler, haftalar veya aylar boyunca geriye doğru hareket ederek Zodyak’tan kendi payına düşen bölümde olduğundan daha fazla oyalanır. Bu devrenin bir noktasında gezegen bir kez daha yavaşlar, ileri hareketine geçmek üzere duraklar ve tekrar ileri doğru hareket eder. Elbetteki bu tablo Dünya’dan bakan bir gözlemcinin görüş açısına göre böyledir.

 

“Bütün gezegenler Güneş’in etrafında ve kendi yörüngelerinde batıdan doğuya doğru dönerler. Dünya’nın yörüngesel hareketi de böyle olmakla birlikte, diğer planetler belli zamanlarda Dünya’dan bakan bir gözlemciye göre, saat istikametinin tersine olan normal yönlerine hareket etmeden önce, sanki kademeli olarak duruncaya kadar yavaşlamış gibi görünürler. Bir gezegen ekliptik boyunca bu ters yönlü hareketine başladığında, bu durum “geri hareketi” olarak adlandırılır. (Jeff Mayo, The Astrologer’s Astronomical Handbook, s. 113)”

 

Kısacası geri hareketi denen olay, bir gezegenin hızını her zamankine göre ve belirli bir süre için azalttığında geriye doğru hareket ediyormuş gibi görünmesidir. Her gezegenin geri gitme süresi değişiktir ve bir gezegen geri hareketine başladığında Güneş etrafındaki yörüngesinde Dünya’ya en yakın noktadadır. Bu yüzden Vedik astrologlar geri giden gezegenlerin horoskopta ve dünyasal (mundane) düzeyde güçlü bir yerleşimde olduklarını düşünürler. Onlara göre haritanızdaki gezegenin tüm özellikleri ve açıları, Dünya’ya yakınlığından dolayı daha kuvvetlenmiş olacaktır.

 

Yörüngeleri Güneş’le Dünya arasında yer alan (inferior) gezegenler olan Venüs ve Merkür, geri hareketleri sırasında Güneş’e inferior kavuşum yaparlar. Mars’tan Pluto’ya kadar olan Superior gezegenler, geri hareketleri sırasında Dünya’ya en yakın noktadayken Güneş’le karşıt açı yaparlar.

 

Bir gezegen geri hareketi ile ileri hareketine geçiş arasında, durağanlaşmadan önceki ileri hareketine, geri hareketine ve tekrar ileri hareketine geçtiği noktadaki derecelere üç kere dokunur. Geri hareketine geçmeden önceki son ileri hareket derecesi ile geri hareketinden çıktığı son derece, geri hareketi yayı (retrograde arc) veya gölge (shadow) olarak adlandırılır. Yani bu durumda transit Venüs normal 1-2 günün etkilerini 3 buçuk aya ve transit Mars normal 3-4 günün etkilerini 6 buçuk aya yayacaktır. Eğer bu noktalarda kişisel bir gezegeniniz veya noktanız varsa ya da bir açı alıyorsanız, süreç içerisinde hassaslaşacağı için bu noktaları not etmeniz gerekir... devamıhttp://www.astrolojidergisi.com/makale_venus-mars-gerileme.…

Güneş Aslan Burcuna Girdi

Aslan ateş elementinden olduğu için içinde yanan alevle işlev gören, sabit olduğu için sağlamlaştıran, kalıcı kılan bir burçtur. 

Yengeç’te duygusal ve iç dünyayı büyütüp güvenli kılma sürecinden sonra sıra bu süreçte saptanan şeylerin dış dünyada ifade edilmesine gelir. Kişi içindeki kimliği olduğu gibi göstermelidir. Kim olduğunu göstermek riskli bir iştir. Başkalarının bu kimliği beğenmeme, onaylamama, alkışlamama ihtimali söz konusudur. Oysa Aslan’ın yöneticisi olan Güneş her zaman ısısı ve ışınıyla parlar. Aslan burcu da olduğu gibi olduğunda doğal olarak parlar ve dikkat çeker. Aynı zamanda kendi ışınını yansıtarak başkalarını aydınlatır, yüreklendirir. Güneş her gün yeniden doğduğuna göre Aslan burcu da her yeni günü hayatta olmanın çoşkusuyla kutlayıp kendisini güncellemeli, kendi iç dünyasını yaratıcılıkla dışarı çıkarmalıdır. Kendini göstermek, bir bakıma kendini sahnelemek Aslan burcunu tiyatro ile bağlantılandırır. Tiyatro canlı bir performanstır ve seyircilerin reaksiyonunu hemen alır. Böylece canlı ve hayatta olduğunu hisseder. Burada Aslan’ın kendi performansıyla büyülendiğini, aynı büyülenmeyi diğer insanların gözlerinde de görmek istediğini düşünebiliriz. Bu gerçekleştiğinde önemli ve özel olduğunu hisseder. Zaten Aslan’ın en önemli arketipi de ‘Kral’ dır. 

İnsanlık aleminde Aslan burcunu pişirilen yemeklerin bir sürü oyun, şarkılar, gösteriler eşliğinde, kralın başkanlığında yendiği şölenler ve eğlenceler şeklinde hayal edebiliriz. Tabii kralın tek işi bu şölenlere başkanlık etmek değildir. İnsanları bir merkeze toplamak, onları organize etmek, yüreklendirmektir. O insanlara liderlik etmektir. Aynı zamanda Aslan’ı o insanların içinde eğlence ve show dünyasında bulunanlar, tiyatro, dans gibi sahnede performanslarını gösterenler, oyunculuk yapanlar, oyunları yaratanlar veya yönetenler olarak da düşünebiliriz. 

Psikolojik açıdan Aslan özel ve önemli olma ihtiyacını kendi içinde doyurması gereken bir burçtur. Bu da kişisel olarak kendi isteklerini ön plana alan bir tarzda yapılabilir. Bir bakıma bu her sabah uyanıp bugün bunu yapmak istiyorum demek gibidir. Hayat bu şekilde kalbinin ateşiyle yaşandığında insan zaten kendini merkeze oturttuğu için her gün kendisini güncelleyebilecek yaratıcılığını gösterebilecektir. Carl Rogers’ın dediği gibi "....insanın eğilimi içinde gizli kalmış olana dönüşmek ve kendini gerçekleştirmektir. Organizmanın çevresiyle yeni ilişkilere girdiği zamanki yaratıcılığının ilk nedeni bu eğilimdir... Yaratıcılık, belli bir anlamla sınırlı değildir. Kendini tuval üzerinde veya bir senfoni ile gösteren yaratıcılıkla, yeni bir makinanın icadı veya kendi öz kişiliğini düzeltmeye çalışma yaratıcılığı arasında temelde hiçbir fark yoktur." 

Astroloji Dersleri – Barış İlhan

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

BU GECE YENİAY

 

Bu gece sabaha karşı Yengeç burcunda bir Yeniay gerçekleşiyor. Duygusal bir süreç başlıyor. Belki başkalarıyla ilgilenmek, onları koruyup beslemek söz konusu olabilir. Bu Yeniay’ın dikkate değer bir başka yönü de Güneş ve Ay’ın karşısında Pluto’nun bulunması. Ayrıca Merkür-Mars ikilisinin Pluto’nun tam karşısında konumlanması. Yani Pluto-Mars karşıtlığı önümüzdeki bir aya damgasını vurmuş durumda.

 

Pluto iş başında olunca ister istemez simgeledikleri yaşamda belirir. Bunlar güç savaşları, çaresizlik, hayatta bazı şeyleri bırakma zorunluluğu, bazı şeyleri elemek, bazı şeylerin biçimini değiştirmek ve dönüşmek olabilir.

 

Pluto’nun enerjisi geçmişten kalan bir şeyin biçiminin değişmesi, bir şeylerin yitirilmesi ve bazı şeylerin arıtarak yeniden hayata kazandırılması şeklinde işlev görebilir. Pluto’nun simgelediği arınma ve iyileşme biraz can yakarak gerçekleşir. Bunu kangren olmuş bir bacağın kesilerek hastanın iyileştirilmesine benzetebiliriz.

 

Bu Yeniay’da Ay yönettiği Yengeç burcunda olduğu için oldukça güçlü durumda bulunuyor. Gerek kendimizle gerek başkalarıyla ilgilenme, onlarla empati kurma kapasitesine sahibiz. Belki kitleleri de ilgilendirecek yoğun duygular söz konusu.

 

ASTRODOKU  

 

Barış İlhan'ın Mayıs başında yazdığı yazı:

 

"2015 Seçimleri Merkür'ün geri gittiği bir zamanda yapılıyor. Bu kuşkusuz bir seçim için iyi bir zamanlama değil. Oy verme işlemi, oyların sayımı, medyanın sonuçları aktarması, bunların hepsi astrolojide Merkür ile simgelenir ve şimdi Merkür geri giderken bu konularda birçok terslik ve sorun yaşanabilir.

 

Astrolog Jessica Adams İngiltere'deki seçimlerle ilgili yazdığı yazıda hükümetin oluşturulamaması, yasal uyuşmazlıklar, medyanın sonuçları yanlış aktarması, düşman partilerin gücü paylaşması gibi olasılıklardan bahsediyor ve buna Amerika, Avustralya ve İngiltere'deki seçimlerden örnekler veriyor.


Örneğin Avustralya'nın ilk kadın başbakanı Julia Eileen Gillard Merkür geri giderken seçilmiştir. Ancak daha sonra 2013 yılında yeniden yapılan parti içinde oylama sonucu yerine geldiği eski başbakan Kevin Rudd'a karşı kaybederek başbakanlık koltuğunu da Rudd'a bırakmıştır. Bir diğer örnek de İngiltere'deki 2010 seçimleridir. Bu seçimler sonucunda hiçbir parti çoğunluk sağlayamadığı için muhafazakar parti liberal demokratlarla koalisyona gitmiştir.

 

Türkiye'nin doğum haritasında iktidarı Neptün ve Jüpiter, muhalefeti ise Merkür temsil eder. Merkür şimdi geri gittiğine göre muhalefetin güçsüz olacağını düşünebiliriz, ancak Merkür yönettiği burç olan İkizler'de bulunuyor ve bu nedenle güçleniyor. Neptün de yönettiği Balık burcunda güçlü ve bu ikisi birbirlerine kare yapıyorlar (direniyorlar). Muhalefetin ivmesi Mayıs sonunda düşmeye başlıyor. Bazı astrologlar, Mayıs sonundan itibaren açıkça öngörünmeyen, ama beklenmedik şekilde ortaya çıkması muhtemel bazı gerilimlerden, ani patlamalardan söz ediyorlar.

 

Seçimler esnasında Jüpiter Aslan'da, onu Güneş yönetiyor. O sırada Güneş İkizler burcunda. Onu da Merkür yönetiyor. Bu durumda iktidarda muhalefetin söz hakkı olabilir. Hem Merkür, hem Neptün çift bedenli burçlarda bulunuyorlar. Bu durumda iktidarda iki partinin bulunacağı bir koalisyondan mı söz etmek gerekiyor?
Göreceğiz. Yolumuz açık olsun..."

 

http://yuzdeon.org/_php/index_sayfa.php?SayiX=4&KX=103

Barış İlhan'ın son yazıları:

- İktidarda muhalefetin söz hakkı

- Umuda Doğru

- İdeallerin gerçekleşmesi ya da hayal kırıklıkları

- Ana Tanrıça'nın İtibarı

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

  

  

Astroloji Prensibinin Bilimsel Olduğu Kanıtlandı:

Gezegensel Pozisyonlar, Memelilerin Biyolojik Saatlerini Belirliyor.

 

Biz (NaturalNews) “astroloji” sözcüğünü söyler söylemez, septikler (kuşkucular) hemen bir sinir krizine girerler. Bir insanın kişiliğinin Güneş, Ay ve diğer gezegenlerin pozisyonlarına göre doğum haritasında görüldüğü fikri, birey ve kozmos arasındaki bütüncül ilişkiye dayalı her türlü görüşe direnen sözümona “bilimsel” çevrelerce “şarlatanlık” olarak görülmüş ve uzun süreden beri küçümsenmişti.

Geleneksel görüşe göre, genleriniz ve yetiştiriliş tarzınız kişiliğinizi belirler ve Dünya’nın doğum anındaki pozisyonunun bununla hiçbir ilgisi yoktur. devamı

 

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

20 MART GÜNEŞ TUTULMASI ve ORTADOĞU

Ed Tamplin’den güzel bir Analiz:

 

20 Mart 2015 Cuma günü evrensel saate göre 09:36’da Ay, Güneş’le kavuşarak, Kuzey Avrupa üzerinde 2015 yılının ilk Güneş tutulmasını meydana getirecek. Tutulmanın görülebilirliği, kuzey bölgelerine göre değişiklik arz etse de, Rusya, St Petersburg dahil olmak üzere Kuzey Avrupa’nın yarısı Tutulma’nın %75’ten fazlasını gözlemleyebilecek. Hava durumuna bağlı olarak tüm Avrupa’da ve Kuzey Afrika’nın çoğu bölgesinde  %50’nin üzerinde bir görülebilirlik söz konusu olacak.

 

Bu tutulma, 1999’daki Büyük Kare’den sonra bu bölgeden gözlemlenebilecek en önemli tutulma. Astrolog Richard Nolle, bu tutulmayı Süper Ay olarak adlandırıyor. Bu Ay, Yeniay ya da Dolunay, Ay’ın yerberisine  - yani Ay yörüngesinin yeryüzüne en yakın noktasına- denk geldiğinde meydana gelir. Bu durumlar yerçekimi kuvvetini arttırır, hava koşullarını kötüleştirir ve hatta deprem potansiyelini arttırır.

 

ZODYAK’IN  SON DERECESİ

Tutulma, Zodyak’ın da son derecesi olan Balık’ın sonunda gerçekleşecek.  Bu yüzden haritalarında bu derecenin göze çarptığı ülkeleri/uluslar arası olayları analiz etmek son derece önemli. Sıklıkla bu durum tarihsel anlamda bağlantılı, hali hazırda süregelen bir işleyişi ortaya çıkartır. Burada Tutulma’nın Süper Ay’ının 2003 Irak işgali haritasının Güneş’iyle kavuşum yaptığını aklımızda tutalım. devamı

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

ASLINDA BU ÖYKÜ YENİ BAŞLAMADI

Barış İlhan -1.1.2015

 

2015’te yaşayacaklarımız dün başlamadı ve yarın sona ermeyecek. Sonsuz bir döngüyü yaşantıladığımızı idrak etmeliyiz. Bu sonsuz döngünün ancak bir kesitine bakabiliriz, buna rağmen döngünün doğası gereği, bu kesitin başlangıcını ve sonunu da saptamak oldukça zor.

 

Yıllardır içine girdiğimiz küçük döngünün bildiğimiz gibi olmadığını, bizi bir yerden bir başka yere, bir düzenden bir başka düzene fırlatıp atacağını yazıyoruz. Ağır hareket eden gezegen döngülerinden görebildiğimiz kadarıyla, bu döngünün dünya düzeninde büyük ve güçlü bir değişime işaret ettiğini anlatmaya çalıştık. Bunları ana hatlarıyla tanımlayabiliyorduk, ama tam olarak nasıl tezahür edeceğini düşünemezdik. Nitekim, yaşadığımız her yeni olayla yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Arap Baharı, Occupy Wall Street, Ukrayna, Suriye, Kobane, Yahudi düşmanlığı, Türkiye’de Kürt-Ermeni-Yahudi-Alevi sorunu, Cumhurbaşkanı=Başbakan modeli, Yeni Osmanlı İmparatorluğu hayali, Amerika’da siyahlara yönelik şiddet, Amerika ile Rusya’nın yeniden düşman olması, dünyada faşizmin yükselişi, doğanın her yerde acımasızca katli, parasal kazancın insanlığın ve doğanın önüne geçmesi, işsizlik..... Tüm bunlar kaçınılmaz olarak günlük hayatımızı etkilemeye başladı, herkes öfkesi burnunda yaşıyor, ufacık bir kıvılcımla ülke birbirine giriyor. Gün yok ki bir yerde protesto olmasın, gün yok ki bir grup öteki gruba saldırmasın. Yaşamın karanlık güçleri daha yoğun halde üstümüze çöküyor. İşte 2015’e böyle başlıyoruz... devamı

     

2015'in Önemli Gökyüzü Hareketleri

 

BUGÜNDEN 10 YILIN SONUNA DOĞRU

(2015 Öngörülerinden bir bölüm) - Raymond Merriman

Neredeyse bitti. En azından, bunun “Esas Bölüm’ü” hemen hemen sonlandı. “Bu” derken,  Öncü burçlar Koç, Terazi ve Oğlak’ta, Satürn, Uranüs ve Pluto’nun birbirine sert açılar yaptığı 2008-2015’in Öncü Zirvesi’ni kastediyorum. Bu süre zarfında, Jüpiter bu konfigürasyona iki defa, Mars ise birçok kere girdi. 2010 yazında, bir noktada, bu beş gezegenin tümü çok dar bir T-kare oluşturdu. Bunların dördü, Nisan 2014’te büyük öncü kareyi oluşturdu. 

 

Bu süreç,  her ne kadar politikacılar farklı göstermeye çalışsalar da,  medeniyet tarihindeki sıradan bir süreç değildi.  Tüm dünyada,  halkın artan öfkesine karşı, birçok lider, “İnsanlık, tarih boyunca zorlu süreçlerden geçmiştir. Bu içinde bulunduğumuz süreç de diğerlerinden farklı değildir.” gibi söylemlere başvurdu. Ama gerçekte hiçbir fikirleri yoktu. Kozmik bir perspektiften bakıldığında, bu son yedi yıl gerçekten de “değişik bir zamandı”. Tarih boyunca,  2008 – 2015 Öncü Zirvesine benzer bir oluşum neredeyse görülmemiştir... devamı  

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

     

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

    

26 Ekim'de yapılan Doğum Haritası Yorumlama Semineri yoğun talep üzerine yakında tekrarlanacak.

  

 

SABİT YILDIZLAR

 

GAZZE'DE KÖR OLMAK 

Oxford Astrologer'ın İsrail üzerine yazısı

 

Güneş'in Işınları Altında
Astrolojik yorumlarda genellikle Jüpiter bir burca girdiğinde, o burca şans getireceği yazılır. Dolayısıyla Güneş o burçtayken doğanlar çok sevinirler ve bu yıl benim şanslı yılım derler. Ne de olsa 'büyük uğurlu' kendi burçlarına girmiştir ve onlara hayırlı olacaktır. Genellikle burada anlaşılan, kendi isteklerinin gerçekleşeği ve bu nedenle onların mutlu olacağıdır. Oysa bazen bizim isteğimizin gerçekleşmemesi bizim için daha hayırlı olabilir. Tabii biz buna ilk anda üzülürüz, hayrını ancak zaman geçtikçe kavrarız. Yani bizim anladığımız 'hayırlı' ile tanrının sunduğu 'hayırlı' çok farklı olabilir. 


Özetle, Jüpiter burcunuza girdiğinde hemen her şey yoluna girecek diye fazla sevinmeseniz iyi olabilir. Her şey sizin istediğiniz gibi gitmeyebilir. Siz kendi isteklerinizle meşgulken, size sunulan fırsatları ve destekleri gözden kaçırabilirsiniz. Jüpiter sizi büyütecek ve zenginleştirecektir, ama bu sizin düşündüğünüzden çok farklı bir biçimde olabilir. Tabii bu esnada Jüpiter'in nelere işaret ettiği, doğum haritanızdaki Jüpiter'in hangi durumda olduğu ile de çok bağlantılıdır. Örneğin Jüpiter doğum haritanızda ölüm ve kayıp evinin yöneticisiyse, size kayıpları da getiriyor olabilir. Dolayısıyla kişisel doğum haritasından bağımsız yorumlar tam anlamıyla geçerli olmayabilir.

Geçtiğimiz yıl Jüpiter yüceldiği Yengeç burcundaydı. Yengeç Türkiye'nin Yükselen burcu, bu durumda halkın refah içinde, mutlu ve zengin olmasını bekleyebilirdik. Ancak pek de öyle olmadı değil mi? Hatta Jüpiter Yengeç'te dünyanın bütününe de pek hayırlı gelmedi. Bunun bir nedeni Jüpiter'in öncü bir burçta olması ve gökyüzünde oluşan büyük öncü karenin oluşumunun içinde bulunması, hatta gerilimi arttırmasıydı. Yani Uranüs'le, Mars'la kare, Pluto'yla karşıt açı yapmasıydı. Şimdi Jüpiter Aslan'a geçti, ancak başlangıçta ondan pek hayır beklememek akıllıca olur, çünkü Mars ve Satürn ona düşmanca bakış atıyorlar, yani nazarları değiyor. Ayrıca henüz Jüpiter hâlâ Güneş'in ışınları altında. Kendini gösteremiyor. Simgelediği hayırlar dünyada tezahür edemiyor. Bunun için önce Güneş'in ışınlarından çıkıp, sabah parlaması gerekiyor. Sonra da sırasıyla Mars'ın (14 Eylül) ve Satürn'ün (23 Aralık) Akrep'ten çıkmaları gerekiyor. Buna rağmen Jüpiter 2015 boyunca da zaman zaman Satürn'ün baskısından kurtulamayacak. Bu nedenle her açıdan doğru zamanda açılmayı, doğru zamanda kapanmayı öğrenmemiz gerekecek.

Jupiter Aslan`da

26 Mayis 1908 sabahı, şafak sökmeden hemen önce gökyüzünde Jupiter`in konumuyla ilgili ne Reynolds`ın ne de Churchill`in en ufak bilgisi vardı, fakat kadim bilginlere göre Kraliyet sembolü olan Aslan Burcu`ndaki asil Jupiter çok talihli bir ana işaret etmekteydi. Hükümdarlık ve Aslan geleneği modern İran'ın ilk bayrağında da varlığını sürdürmüştür. Jupiter`in gökyüzünde bu pozisyona her dönüşü Ortadoğu petrollerinin hakimiyeti adına oluşacak yeni bir savaşın simgesi olmuştur ve Jupiter tekrar o konuma gelmek üzere...

 

Avustralya'lı astrolog Ed Tamplin'den güzel bir analiz...

 

JÜPİTER ASLAN BURCUNDA - 16 TEMMUZ 2014

Aslan Burcundaki Jüpiter İçin Anahtar İfadeler:

Benliğin aşırı büyümesi, Coşkulu yaratıcılık, Kendine inanç, Çocuğun büyüme zamanı ya da aşırı çocukça davranışlar, Bolluk duygusuyla tembellik etme, Kendini gösterme ihtiyacında abartıya kaçma, Neşeli ifade, Kutsal çocuk, Tanrı kompleksi, İçindeki özü büyük bir inançla dışarıya çıkarma arzusu, her şeyin yolunda gideceği duygusuyla hesapsız risk alma, Liderlik edebileceğine inanç duymak…

 

Jüpiter bir yıldır transit olarak Yengeç burcunda ilerliyordu. Bu, Yengeç’te duygusal ve iç dünyamızı büyütüp kendimizi güvende hissetmek üzere olaylar yaşayacağımız bir süreci gösteriyordu. Şimdi Jüpiter Aslan burcuna ilerlediğinde ise geçen sene boyunca içsel olarak saptadığımız şeylerin dış dünyada ifade edilme zamanın geldiğine işaret ediyor. Kendimizi güven içinde hissetmeye çalıştık, doğru ya da yanlış bunun için önlemler almaya çalıştık. Artık bu süreci geride bırakıp, bizi koruması için yeterince kabuk geliştirdiğimize inanıp dışarıda kendimizi gösterme vakti geldi.

Aslan burcu bizim içimizdeki özü -yaratıcılığımızı- dış dünyaya ifade sürecimizi gösterir. Bu süreçte Aslan burcu öz ile temas kurmalı, tabii bunun için özümüzde ne olduğunu görme riskini alabilmeliyiz. Evet, aslında Aslan burcu için bu bir risktir, çünkü işin ucunda beğenilmeme ihtimali vardır. Eğer bu süreçte Aslan burcu beğenilmeye odaklanırsa gerçekten kim olduğunu göstermek istemeyebilir. Bu onun içten içe aslında beğenilmesi için bir sebep olmadığı korkusunu pekiştirir. Bu duygu herkes için çok öz yıkıcı bir davranıştır. Bu süreçte ancak alkış alabileceği davranışlar sergilemeye başlar. Bizim görkemli kralımız bu noktada sürekli ilgi ve beğeni talep eden bir soytarıya dönüşebilir. Ya da nasıl olsa beğenilmeyeceğini düşündüğü için hiç ortaya çıkmayabilir. Psikolojik olarak içimizdeki önemli olma duygusu Aslan burcuyla temsil edilir. Bu yüzden aslında ne yapmak istiyorsak onun peşinden giderek içimizdeki canlılığı muhafaza etmeliyiz.

Jüpiter ise bizim büyüme, genişleme ve yayılma fonksiyonumuzu temsil eder. Bizim hayata güvenmemizi, yaşamın bir anlamı olduğuna inanmamızı sağlar. Bu duyguyla bulunduğu yere bolluk hissi getirir. Jüpiter’in haritamızda bulunduğu burç ve ev bizim yayılmaya ve genişlemeye yatkın olduğumuz alanları gösterirken transit olarak Jüpiter’in hareketleri ise artık nerede büyümemiz, yayılmamız gerektiğini bize gösterir. Bu alanlarda şanslı olduğumuz inancını aşılar. Bundan dolayı kendimizi neşeli hissederiz. Ancak bu aşırı şanslı olduğumuz duygusu, bizim himaye edildiğimiz duygusuyla birleşince kendimizin üstün olduğunu düşünebiliriz. Bu ise kibir ve fanatizmi doğurur.

Jüpiter Aslan burcuna geçtiğinde artık içimizdeki çocuğun büyüme zamanının geldiğine işaret eder. Kendi isteklerimizi yapmak için kendi sorumluluğumuzu almanın zamanıdır. Büyümeye doğru kendimize duyduğumuz inançla adım atma zamanıdır. Başta Jüpiter’in sebep olduğu aşırı güven duygusu içimizdeki çocuk kalmış yönümüzü şımartmak isteyebiliriz. Ancak buradaki tehlike aslında bu çocuk kavramının temel psikolojik arketip olarak bizim kendimizi “kutsal çocuk” olarak hissetmemizdir. Bu arketiplerde Kutsal çocuğun aslında kendini dünyayı kurtaran bir tanrı gibi gördüğü anlatılır. (Zalim bir hükümdarın elinden kurtarmak için ebeveynleri tarafından bir sepete konularak nehirde yüzdürüldükten sonra hayatta kalan ve sonrasında dünyayı kurtaran çocuk arketipinde olduğu gibi). Çocuk evrenin merkezindedir ve bütün her şey onun etrafında dönmektedir. Jüpiter’in Aslan burcundaki gölgelerinden biri de budur. Çocuk tarafımızla büyümeye direnç gösteririz. Çünkü bir kez büyüdük mü artık evrenin merkezinde olmadığımızı kabullenmek zorunda kalırız. Bundan kaçınmak için başkalarına iyilikler yaparak kendi önemimizi anlamalarını umarız. Artık egomuzun doyurulamaz yönü (Aslan) ahlaki/felsefi (Jüpiter) bir amaç ile birleşmiştir. Sonucunda kibir ve üstünlük duygularıyla hareket etmeye başlarız. Fanatikçe yaklaşımlar sergileyerek kendi söylediklerimizin veya yaptıklarımızın doğruluğuna başkalarının da inanmasını bekleyebiliriz. Bu da bizim aslında problemli yönlerimizi göz ardı ederek derinlikten yoksun ve ciddiyetsiz olarak yaşamamıza sebep olur. Bunu aşırı dramatik telafi etmeye çalışabiliriz. Burada aslında neyin gerçekten bizim için önemli olduğunu idrak etmemiz gerekmektedir. Hayatta herkesin kendisi için önemli olduğunu, bizim de kendimizi önemli hissetmek için özümüze uygun olarak kendi isteklerimizi gerçekleştirmek durumunda olduğumuzu fark etmeliyiz. Böylelikle içimizdeki cevhere dokunup onu parlatabiliriz. Jüpiter Aslan burcundayken liderlik ve organizasyon yeteneklerinde de artış görülebilir. Ancak, kendi özüne uygun davranan birisi insanları doğru yönlendirebilir aksi takdirde buyurganlık ve despotça yaklaşımlar görülebilir.

(c)Zekai Kardaş

  

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Dolunay Bitiş mi?


İnternette Dolunay’la ilgili çeşitli yazılarda Dolunay’ın sonları ya da bitişleri ve yeni başlangıçları gösterdiğine dair yazılarla karşılaşıyoruz. Bunlar çok yanıltıcı ifadeler. Ay fazları arasında bir şeyin bitişi ve yeni bir şeyin başlangıcı arasında geçiş işlevini gören faz balzamik ay fazıdır. 


 

Ay’ın yeniay fazı doğumu, büyüyen fazları büyümeyi, dolunay tamlığı, küçülen fazları da bozulup çürümeyi simgeler. Sanırım burada tamlık, bütünlük ile bir şeyin bitişi (yeni bir şeyin başlayışı) kavramları karıştırılıyor.

Dolunay fazı Ay’ın bütünüyle göründüğü, Güneş’in ışınını tam olarak yansıttığı fazdır. Ortada ne varsa görülmektedir. Daha önce tohumu atılan ve yapılandırılmaya çalışılan şeyler artık bütünlüğüne ulaşmaktadır. Bu, kişinin kendi bireyliği ise, ne şekilde yapılandığı gözler önündedir. Bu bir projeyse, proje artık tamamlanmaktadır. Şimdi ortada ürün görülmektedir. Dolayısıyla bu ürünün nasıl olduğu da görülmekte ve ona ayna tutulmaktadır. Dolunay’da oluşan Güneş-Ay karşıtlığı kişinin kendisine meydan okuyan ya da ayna tutanlar kanalıyla farkındalık geliştirmesinin işaretidir. Bu evrede tarafsızlık, nesnelliklik gerekir. Bu sayede karşıtlıklar birbirini tamamlar ve dengeler. Projeler bu farkındalıkla bitirilir. Ancak bir şeyin sonlanması ve yeni bir şeyin başlaması için daha üç faz deneyimlenmesi gerekmektedir.

Dolunay’ı gözünüzde canlandırmak için bir çiçeğin bütün görkemi ile açtığı bir hali düşünebilirsiniz. Bu tamlık’tır. Bitiş içinse çiçeğin, dallarının ve gövdesinin solduğu, kuruduğu, bütün yapraklarının döküldüğü bir hali düşünün.

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

12. Evdeki Gezegenler:

 

GÜNEŞ olumlu yönüyle içsel sıcaklığın ve canlılığın, içsel kaynaklarından emin olmanın ve kendini yeniden canlandırabilmenin

işaretidir.

 

Olumsuz yönüyle, dıştan kendini geri planda tutuyor gibi görünebilir, ama içte hatırı sayılır egotizm, böbürlenme, narsisizm olabilir.

 

Sonuçta özsaygıyı ve haysiyeti tehdit eden dış güçlere karşı egoyu korumaya çalışmak söz konusudur.

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.