Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

17 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

VENÜS KOVA’DA

“Başkaları için özgürlük istemeyenler, özgürlüğü kendileri de hak etmezler.” - Abraham Lincoln

 

 

Çekim gücümüzü, iştahımızı, zevk aldığımız, sevdiğimiz şeyleri ve kendimizle, dünyayla nasıl ilişki kurduğumuzu gösteren Venüs Kova’da yol almaya başladı. Sabit bir Hava burcu olan Kova’daki Venüs’ün burada zihinsel ağırlıklı, rasyonel, tarafsız, düşünce alışverişini, teorileri seven, herkese eşit mesafede, insancıl, özgürlükçü, bireyliğe değer veren, farklılığını ifade etmekten hoşlanan ve sosyal bir tarzı vardır.  Bilinen modellerin dışında, hem kendisi hem başkaları için eşitlik ve özgürlük isteyen, sahiplenici olmayan, kendine özgü, orijinal bir tarzda ilişki kurmayı sevebilir. Burada ayrıca bireyliğini ve farklılığını ifade etme arzusu vardır. Venüs Kova olumlu ifadelerinde hem kendisine hem de diğer insanlara bireyliklerini ve özgürlüklerini ifade etme fırsatı da tanır. Bu konum İnsanlığı ileriye götürecek tüm yenilikçi fikirleri, teorileri ve dolayısıyla teknolojiyi ve bilimi seven de bir konumdur.

 

Kova için “Tüm insanlığı seven ama “bir insanı sevemeyen” burç da denir. Tüm insanlara aynı mesafeden arkadaşça ve dostça yaklaşan bu sevgi tarzı, ikili ilişkilerde bir problem olabilir. Rasyonelliğin, eşitliğin, tarafsızlığın öne alındığı, herkesin bireyliğine önem verilen bu durumda, “tek bir kişinin” kendisini önemli ve özel hissetmesi pek mümkün olmayabilir. Buna ek olarak aşırı bir bağımsızlık teması da hiçbir şekilde “taahhüt” yani bağlılık gerektiren hiçbir ilişkiye girememesine ve böylesi ilişkileri sıradan bulmasına neden olabilir. Bunun sonucu güvenilmez, ihanet eden ve aşırı kayıtsız birisi olur ya da böyle algılanır. Venüs Kova’da “Ne kadar özgür, farklı ve sıra dışıysam, o kadar değerliyim” diyebilir. Sadece isyan etmek için isyan eden, sadece kendisi için özgürlük isteyen, sırf farklı olma sevdası yüzünden eksantrik, uçuk kaçık zevkler peşinde koşan, insanlardan kopuk, sürgün ve asosyal bir konumda kalabilir. İnsanlığın ileriye götürecek her türlü fikrin kendisinde olduğu iddiası ukalalığa varabilir ve yaşama hep karşı uzaktan bakan bir tarzda kalabilir. Başka bir gölge yön ise, grubun içinde bireyliğini, farklılığını ifade etmeden buralarda boyun eğerek ait hissetmediği yapılar içine kendisini hapsetmesidir. Boyun eğdiği durumlarda, sözde modern, kendisi için gerçekten önemli olmayan şeylere bile isyan eden, tuhaf ve ne yapacağı belli olmayan bir tarzda görünebilir.

 

Venüs Kova’nın yöneticileri Satürn ve Uranüs. Satürn Yay’da Kova’nın eşitlik, kardeşlik ve özgürlük temasına farklı inanç ve düşüncelere tahammül etme, hoşgörü ve varsayımlarımıza ya da önyargılarımıza göre değil, deneyimlerimize göre hüküm verme temalarını ekliyor. İnançlarımızı ve fikirlerimizi savunurken, başkalarının inanç ve fikir özgürlüklerini de savunmamız ve saygı göstermemiz gerekiyor. Uzaktan ya da yukarıdan baktığımız dünyaya ve insanlara, daha yakından ve “eşitimiz” olarak bakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Uranüs Koç’ta ise Venüs Kova’nın özgürlük tutkusunu daha da arttıran bir pozisyon. Dürtüsel bir şekilde önüne çıkan her şeyi yıkabilecek, tüm bağlarını koparabilecek ve bencilliğe varacak derecede bir “bireysel özgürlük arzusu” söz konusu. Özgürlüğümüzü isterken, başkaları için de aynı özgürlüğü isteyip istemediğimizi ve ilişkilerimizde bireysel taleplerimizi ve doğrularımızı karşımızdakine gerçekten söyleyip söylemediğimizi anlamamız önemli.  Paulo Coelho’nun Zahir adlı kitabında geçtiği gibi, “Özgürlük hiçbir bağlılığımızın olmadığı anlamına gelmez; özgürlük aslında seçebilmektir ve kendimizi, kendimiz için olan en iyi şeye teslim etmektir.” Haritanızdaki Venüs Kova transitini bu bilgiler ışığında değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

 

MERKÜR OĞLAK’TA

 

“İdealist birisi, kısa vadeli planların işe yaramayacağına inanır; 

kötümser birisi, uzun vadeli planların da işe yaramayacağına inanır; 

ama gerçekçi birisi kısa vadede yapılan ya da yapılmayan her şeyin 

uzun vadede etkili olacağını bilir.” - Sydney J. Harris

 

Düşünme, algılama ve iletişim kurma fonksiyonumuz Merkür’ün Oğlak’taki yolculuğu başlıyor. Öncü nitelikteki bir toprak burcu olan Oğlak’taki Merkür gerçekçi, pragmatik, metodik, sistematik, disiplinli ve temkinlidir. Olayları sorumluluk ve görev bilinciyle değerlendirir. Hedeflerine odaklanabilen ve onlara disiplinle ve azimle çalışarak adım adım ilerleyebilen Oğlak, Merkür’e burada zihinsel anlamda odaklanma ve odaklandığı konuları ciddi ve derinlemesine öğrenebilen bir yetenek kazandırır. Bu konum zihinsel anlamda ciddiyet, sabır ve disiplin gerektiren bilim ya da iş dünyası gibi alanlarda başarı getirebilir. Oğlak başarma tutkusu olan ve başarıları dolayısıyla “kendine saygı” geliştirmesi gereken burçtur; Merkür burada başarı merdivenlerini nasıl tırmanacağını düşünen bir konumdadır; onu bu başarıya ve saygınlığa götüren yolları düşünür; bunlarla ilgili uzun vadeli planlar yapabilir ve kafasına koyduğu alanlarda nasıl yetkinliğe, uzmanlığa ve başarıya ulaşacağını hesaplar. Zihin hem kendisini hem de etrafındaki konuları disipline etme ve kontrol etme kapasitesine, dolayısıyla bir “idareci” ifadesine sahiptir.

 

Gölge yönüyle bu başarı ve saygınlık kazanma tutkusu, dış dünyada statü ve maddi çıkarlar peşinde koşan bir hale dönüşebilir. Başkalarının sırtına basmak suretiyle başarı merdivenlerini çıkmasını sağlayacak planlar yapan, aşırı pragmatik ve çıkarcı bir ifadeye dönüşebilir. Oğlak toplumsal bir burç olması dolayısıyla, toplumun kurallarını, toplumsal görevleri, toplumsal hiyerarşiyi ve geleneksel sistemleri koruyan bir burçtur; gölge yönüyle bu toplumsal sistemlere bağlılık dar görüşlülük ve sadece statüyü önemseyen bir hal alabilir. Merkür’ün Oğlak’taki konumunun diğer gölgeleri ise, depresiflik, karamsarlık, katılık, aşırı gerçekçilik, aşırı kontrolcülük ve hayata karşı güvensiz ve korku dolu düşüncelerdir.  Aşırı gerçekçilik, bu konumda melankolik, depresif ve hayata karşı kötümser bir zihinsel yapıya sebep olabilir.

 

Merkür’ün yöneticisi Yay’daki Satürn, hayata karşı biraz daha güvenle, iyimserlikle ve hoş görüyle yaklaşma konularını gündeme getiriyor; toplumsal statü kaygısıyla, sınıf bilinciyle ve ön yargıyla değerlendirdiğimiz konuları tekrar düşünmemizi sağlıyor. Merkür Oğlak’ta hayatın gerçekleriyle doğru bir şekilde başa çıkabilmek için “gerçekçiliğe” ihtiyacı olduğunu biliyor. Ünlü Amerikalı gazeteci Sydney J. Harris bu yaklaşımla ilgili şunu söylüyor: “İdealist birisi kısa vadeli planların işe yaramayacağına inanır; kötümser birisi, uzun vadeli planların da işe yaramayacağına inanır; ama gerçekçi birisi kısa vadede yapılan ya da yapılmayan her şeyin uzun vadede etkili olacağını bilir.” Gazeteci Harris kötümserliğe ve korkuya dönüşebilen bir gerçekçilikten ziyade, hayatın gerçekleri konusunda uzmanlaşmış, sadece yapılması gerekenlere odaklı, temkinli bir düşünme tarzından bahsediyor. Uygulamacı bir toprak burcu olan Oğlak’taki Merkür’ün olumlu ifadesinde, hayatımızda yapılması gerekenleri dikkatle planlama ve her şeyi olduğu gibi algılama söz konusu. Haritanızdaki Merkür Oğlak transitini bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

YAY’DA YENİAY – 29 Kasım 2016 

 

 

29 Kasım’da 7 derece Yay burcunda gerçekleşen bu Yeniay ile yeni projelere başlama ve kendimiz için gerekli olan girişimlerde bulunma fırsatını yakalıyoruz. Değişken bir burçta gerçekleşen bu Yeniay bize aynı zamanda değişim ve yeni oluşacak koşullara uyum sağlama olanağını da sunuyor. Yay’ın yüksek amaçlar, idealler, geleceğe odaklı olma, iyimserlik, kendisinden farklı düşünenlere ve inananlara tahammül etme, deneyimleri sonucu hüküm verme ve inanç geliştirme gibi temalarına, Yeniay’ın yöneticisi Jüpiter’in Terazi’deki yolculuğu, “öteki insanlarla” olan etkileşimlerimizde doğru ölçüyü tutturma, onları gerçekten tanıma, onlara doğru soruları sorma, adil ve eşitlikçi bir yaklaşımda olma temalarını da ekliyor. Yay’ın burnunun ucunu göremeyen ya da kendini üstün gören tarzı burada Terazi’nin karşısındakini “karşısındakinden” öğrenemeyen, ona “aslında ilgisiz” yüzeysel bir nezaketle yaklaşan ve dolayısıyla karşısındakini gerçekten tanımayan tarzıyla birleşiyor. Jüpiter bu konumda, diğer insanlarla etkileşimlerimizde yüksek standartlara ve ideallere sahip olduğumuzu gösterebilir.

 

Yeniay ayrıca Balık’ta Neptün ile kavuşum halindeki Güney Ay Düğümüne ve Başak’taki Kuzey Ay Düğümüne kare açı yapıyor, yani Ay düğümleriyle oluşturduğu bu T-karenin fokali konumunda ve bütün enerjinin Yeniay’ın üzerine toplanması söz konusu. Bu T-kare sorunları daha karmaşık hale getirip bazı çatışmalar yaratabilir. Aynı zamanda, sorunların çözümü için gerekli olan hareketi de kaçınılmaz olarak beraberinde getirir. Yetersizlik duygusuyla, korkuyla, endişeyle takıntılı olarak yaptığımız bazı hatalara dikkatimizi çekebilir. Yay’daki Yeniay’ın Balık’taki Neptün–Güney Ay Düğümü kavuşumuna yaptığı kare açı, kandırma/kandırılma, hayaller ve fanteziler ile sürüklenme, gerçeklerden kaçma, belirsizlik/kaos korkusu, her şeyi Tanrı’ya havale etme, devamlı olarak kurtarılmayı bekleme, kurban/kurtarıcı rolleri ve kendine acıma gibi temalara işaret ediyor. Kaosa ve belirsizliğe düzen getirmek adına gerçekçi adımlar atmadan, hayatımızı düzene sokmadan, hayalleri gerçekleştirmek adına rüyalarımızdan uyanmadan korku ve endişelerimizden kurtulmak pek olası görünmüyor. Yeniay’ın Başak’taki Kuzey Ay Düğümüne olan karesi, kurtuluşun sadece kendi uygulama ve planlama gücümüzde olduğunu gösteriyor. Değişken burçlardaki bu T-kare şimdi hayatımızda, ilişkilerimizde yeni teknikler deneme ve yeni yaklaşımlar kazanma konusunda bize yol gösteriyor. 

 

Buna ek olarak, Yeniay 2 dereceyle kraliyet yıldızı Antares ile kavuşum halinde. Brady’e göre bu sabit yıldızın kişinin kendi mahvına sebep olacak bir tarafı da var ve yıldızın kişiye vaat ettiği başarının ve onurun, kişinin deneyimleyeceği bir dizi kayıp ve kriz ile geleceğini söylüyor ve kişinin uçlarda yaşama, her şeyde tutku arama dürtüsünün olabileceğini de ekliyor. Balık’taki Neptün-Güney Ay Düğümü kavuşumunun etkisiyle gelen sınırsızlık, hayallerle sürüklenme ve aldanma eğiliminin yanı sıra tutkularımız ve saplantılarımız işin içine giriyor. Bu dönemde körü körüne ve sınırsızca kendimizi adadığımız insanların veya projelerin “gerçekliğini” de sorgulamaya başlayabiliriz.

 

Bu Yeniay’ın kavuşum yaptığı bir diğer gök cismi ise Asteroid Juno. Mitolojide Juno (Hera) Jupiter’in (Zeus) eşi ve evliliğin, bağlılık (taahhüt) içeren her türlü birlikteliğin tanrıçası. Mitlerde Juno ve Jüpiter’i, Jüpiter’in ihanetleri ve Juno’nun kıskançlığı sonucu ayrılırken görürüz. Juno ayrılır ve yalnızlığa gömülür; kendini kutsal kaynakta yıkadıktan sonra tekrar eski ilişkisine geri döner. Bu asteroid bir eşle birleşme, ayrılma ve tekrar birleşme döngüsüyle de ilgilidir. Aslında burada bir “bağımlılık” söz konusudur. Yeniay ile olan bu kavuşum bize yakın ilişkilerimizle ilgili bazı değişimlere ya da gelişmelere işaret ediyor olabilir. Bu değişimler, bazı krizleri ve hayal kırıklıklarını beraberinde getirebileceği gibi, hayatımızdaki “bağımlı” ilişkileri tespit etme, “öteki insanla” ilgili gerçekleri doğru değerlendirip değerlendirmediğimizi anlama ve diğer insanlarla ilgili kendimizi kandırdığımız ve göremediğimiz noktaların farkına varma açısından bize bir fırsat da sunuyor. Yay’daki bu Yeniay ile bağlılıklarımız konusundaki inançlarımızı ve prensiplerimizi yeniden bir değerlendirmeye alabiliriz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

http://www.constellationsofwords.com/stars/Antares.html

http://mothersky.com/1998/03/hidden-faces-of-the-asteroid-goddesses/

Star and Planet Combinations, Bernadette Brady

http://www.astrolojidergisi.com/makale_ay-dugumleri-gezegenler.htm

 

Barış İlhan'ın 4. Ev semineri kişisel nedenlerle 22 Ocak'a ertelendi. Kayıt olanların kayıtları geçerli. O tarihte gelemeyecek olanlar bildirsinler lütfen.

Aileyi, evi, ebeveyni, kökleri, ataları ve vatanı temsil eden 
4. Ev aynı zamanda, hem mezarı hem de hazineyi gösterir. Bu seminerde sembolik anlamıyla mezardan nasıl çıkıp onu bir hazineye dönüştüreceğimizi konuşacağız.


Detaylar ve kayıt için resme tıklayın lütfen.

  

GÜNEŞ YAY BURCUNDA

 

İsteklerimizi, egomuzu ve bizim için neyin “önemli” olduğunu ifade eden Güneş, Yay burcunda yolculuğuna başladı. Glifi göklere, uzaklara doğru yönelmiş ok olan Yay burcundaki Güneş için, evrenin, doğanın yasalarını, onların insanla olan bağlantısını anlama, doğruyu bulma çabası, yüksek amaçlar, idealler ve hayatın nasıl yaşanması gerektiğine dair prensipler, inançlar ve bu prensiplerle kendine ait anlamlı bir hayat felsefesi oluşturmak “önemlidir.” Arketipsel olarak filozof, gezgin ve öğrenci olan Yay için, hayata karşı bir güven, iyimserlik ve onu coşkuyla kucaklama isteği söz konusudur. Bu iyimserlik ve güven ile Yay’ın yaşamını anlamlandırma yolculuğu başlar. Yay’ın kendisi için anlamlı yargılara, hükümlere, birtakım prensiplere ulaşabilmesi yaşamın kıyısında bir gözlemci gibi oturmayı bırakıp “deneyimlere” açık bir hayat sürdürmesi gerekir. “Farklılıkları” görmeli ve yaşamalıdır. Yay burcunun farklı kültürler, uzaklar ile olan bağlantısı hem kendi vatanımız dışındaki insanları tanıma, yaşamları deneyimleme olarak değerlendirilebileceği gibi, hem de kendi hayatımızda bizden farklı düşünen, farklı inançlara ve görüşlere sahip insanları tanımak ve deneyimlemek olarak da değerlendirilebilir. Yay’ın bu yolculuğunda “bu doğru”,” bu yanlış” gibi yargılara, ahlaki bazı değerlere ulaşabilmesi, kendine ait bir yaşam felsefesi geliştirebilmesi için bu farklılıkları deneyimlemesi ve kendisinden farklı olanlara karşı “hoşgörü” geliştirmesi gerekir. Yay okuyarak ya da etrafından duyduğu, öğrendiği bazı etik ya da felsefi kurallarla bir yaşam bilgeliğine ulaşamaz. Bu yolculuğu bizzat yapması gerekir. Herman Hesse’in ünlü kitabı Siddhartha’da, Siddhartha keşiş Govinda’ya şöyle der: “Keşfettiğim bir şeyi söyleyeceğim sana. Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelik mucizeler yaratabilir ama bilgelik anlatılamaz, öğretilemez. Henüz bir delikanlıyken sezdiğim bir şeydi bu ve bu beni öğretmenlerden uzaklaştıran şeydi.” Siddhartha’nın hayatın anlamını bulmak üzere çıktığı yolda birçok öğretmeni olur aslında. Güzel bir hayat kadını, zengin bir tüccar, becerikli bir kumarbaz, Buddha’nın gezgin bir öğrencisi, keşiş Govinda ve bir ırmak…Farklı farklı deneyimler kanalıyla ulaştığı bir bilgelik söz konusudur burada. Siddhartha’nın kendisine değişik şekillerde öğretmenlik yapan bu insanlardan ve bu yolculuktan neler öğrendiğini, bu yolculuğu nasıl anlamlandırdığına dair düşüncelerini ve kanılarını kitabın sonlarında duyarız ve Siddhartha yaşamın kıyısında oturarak aydınlanmak istemez…

 

Yay burcunun gölgeleri de yaşamın kıyısında oturduğunda ortaya çıkar. Yay’ın yolculuğunu sembolik anlamda kişisel bir Hac yolculuğuna benzetirsek, sadece varılan yerden ziyade yol boyunca geçilen hanlar, konaklar, insanlar, hayatlar da gidilen yer kadar önemlidir. Bu konaklama ve orayı yaşantılama deneyimleri, Yay’ın varacağı yeri de anlamlandırmasına yardımcı olur. Yay burcu yaşamın kıyısında oturduğunda, oradan buradan okuduğu bilgilerle her şeyi bildiğini düşünen ukala birisine dönüşebilir. Çok bildiğini düşünen, kendi bildiklerinin “en doğru” olduğunu savunan, farklı olan her şeye karşı hoşgörüsüz, kibirli, kendi inançlarını diğer tüm insanların inançlarından üstün tutan, kendisinin bile yapmadığı şeyleri vaaz eden fanatik, önyargılı, iki yüzlü bir ahlakçıya dönüşebilir. Yay söylediklerini yapması, vaaz ettiği şekliyle yaşaması gereken bir burçtur. Geleceğe, gelecekteki amaçlara, olasılıklara, ideallere odaklandığından bir uzak görüşlülük, öngörü yeteneğinden bahsedebiliriz. Buradaki gölgeyse burnunun ucunu göremeyen, gerçekten o an yapması gerekenlere odaklanamayan, aşırı iyimserlik ve özgüven nedeniyle bugünün işini yarına bırakan üşengeç bir tarzdır. Yay’ın yönetici gezegeni Jüpiter’in genişleme, büyüme fonksiyonu gölge yönüyle burada “abartıya” dönüşebilir. Her şeye, aşırı iyimserlik ve aşırı güven sebebiyle “evet” diyen, vaat ettiklerini yerine getiremeyen birine dönüşebilir. Yaptığı her iyiliği ve cömertliği lütufkar bir tavırla yapabilir. Sözlerimi Yay burcu vurgusu güçlü olan Amerikalı şair Emily Dickinson’ın bir şiirinden küçük alıntıyla bitirmek istiyorum. Şair, “Ruh kendi cemaatini seçer ve kapısını kapatır. Ve bu kutsal çoğunluğa bir daha kimse kabul edilmez.” diyor. Yay’ın başka bir gölge yönünü de Dickinson’un bu dizelerinde görüyoruz. Sınıf ve asalet bilinci yüksek bir burç olan Yay için “aşağıdakiler ve “yukarıdakiler” vardır ve bu dizelerde sanki kendisine benzer görüşlere, inançlara ya da aynı sosyal sınıfa sahip insanlarla birlikte oluşturulan, kendisini toplum üstü gören bir topluluktan söz ediliyor gibidir. Oysa Yay burcunun dünyaya geliş amaçlarından birisi hoş görü ve farklılıklara karşı olan toleranstır. Bu hoşgörünün de kendini toplum üstü, herkesten üstün gören, her şeyi bildiğini zanneden bir tavır ile geliştirilmesi mümkün değildir. Yay burcunda parlayan Güneş, yaşama, yaşamı öğrenmeye, doğrulara ulaşma yolunda adım atmaya “evet” demelidir. Yöneticisi Jüpiter Terazi burcundaki yolculuğuna devam ederken, yaşamımızda “karşımızda” ya da “yanımızda” duran öteki insanlara, daha rasyonel, uzlaşmacı bir tavırla yaklaşmak ve her şeyden önce onları “eşitimiz” olarak görmeyi öğrenmek zorundayız…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun yeniay ya da dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Mars Kova Burcunda

 

 

‘Ebeveynleri Vietnam savaşına karşı düzenlenen bir eylemde tanıştılar ve isyankâr genlerini oğullarına miras bıraktılar’. Bu giriş cümlesini Julian Assange’in bir internet sitesinde yazan biyografisinden aldım. Konunun özeti gibi olan bu giriş sözünü Assange’nin doğum haritasında üçüncü evine düşen Kova burcundaki Mars ile açıklayabiliriz.

 

Bu yerleşimin onun hayatındaki etkilerine bakacak olursak, ilk olarak 16 yaşına geldiğinde kendisi gibi düşünen arkadaşları ile tam da Kova Mars’a uygun bir isim ile Universal Subversives (Evrensel Darbeciler) adında bir topluluk kurmuş olduğunu görürüz. Bilgiye ulaşmayı ve bu bilgiyi herkese açmayı bir amaç edinmiş olan Assange, Evrensel Darbeciler Topluluğunun kuralını da ‘Asla girdiğin bilgisayar sistemine zarar verme, onları asla çökertme ve asla sistemdeki bilgileri değiştirip yanlış bilgi yerleştirme, sadece bilgileri paylaş’ olarak belirlemiştir. Topluluğun bu kuralı ile bilinenden çok farklı bir hackerlik duruşu sergileyerek, sıradışı bir kimliği olduğunu göstermiştir. Bu gurubun içerisinde Latince yalancı manasına gelen Mendax lakabını kullanan Assange, eksantrik tavrını ortaya koymuştur.

 

Daha sonraki yıllarda Assange yazdığı makalede aşırı uçlara kaçarak Radikal Demokrasiyi savunduğunu ifade etmiş, böylece yönetimlerin kendisini korumak için hiçbir bilgiyi saklayamayacağını, her şeyin açığa çıkması gerektiğini, bilgiye herkesin ulaşma özgürlüğünün olduğunu savunmuştur. Bu durum bize kısıtlayıcı olan her enerjiye karşı olduğunu ve geçerliliğini yitirmiş yapıları yıkma arzunu anlatır. Ulaştığı bu bilgileri sanal ortamda yayınlayarak aktivizmi bilinenden bambaşka bir boyuta taşımış, baskıcı yönetimlerin yıkılmasında hiç bilmediğimiz bir yolu göstermiştir.

 

WikiLeaks’i 2006 yılında yine kendisiyle aynı kafada olan 9 kişi ile beraber kurmuştur. Kendisi bu kuruluşun hem yöneticisi ve kurucusu hem de sözcüsü olarak anılsa da, o kendisinin diğer çalışanlardan bir farkı olmadığını ‘ben kendimi yönetici olarak saymıyorum, sadece editörüm’ demiştir. Bu cümle ile önce herkesin eşitliğine olan inancını sonra editör kimliği ile gurup içindeki bireysel ve özgün durumunu belirtmiştir. Üstelik siteye yüklenecek belgelerin en son onayı Assange’a ait olmasına rağmen,  o ‘ben kimliğini’ geri tutarak kişisel enerjisini gelenekselden ve popüler olandan bağımsız olarak akıtmayı bilmiştir.

 

2010 Kasım ayında yayınladığı belgelerle dayatılan rutine karşı çıkmış, bilinen bütün metodik yapıları alt üst eden bir mücadele biçimi ortaya koymuştur. Bu bağımsız mücadele ile Guantanamo’da Amerikan Üssü’ndeki esirlere yapılan eziyetler, Kenya’da yargısız infazlar, Irak ve Afganistan savaşı sırasında yaşanan sivil ölümlerine yönelik belgeler ile uygulanan zulümleri yayınlayarak, insanlığın önünde İnsan Haklarına yönelik yeni ufuklar açmıştır.

 

Sadece İnsan Haklarını korumaya yönelik olarak mücadele etmemiş, kendisi gibi mücadele eden diğer İnsan Hakları Savunucularının dijital verilerini saklı tutmak için de çalışmıştır. Yaratıcılığını kullanarak, açık uçlu şifreleme sistemini geliştirerek, onları korumak içinde mücadele etmiştir.

 

Julian Assange kimi ülke yönetimleri tarafından suçlu olarak görülse de birçok İnsan Hakları Kuruluşu tarafından ödüllendirilmiş, benzersiz ve yetenekli bir insandır. Kendi devrimini ortaya koyarken kendi orijinal yolunu sergilemiştir. Halen kendi ülkesi olan Avusturalya’dan uzakta ve Kenya’nın İngiliz Konsolosluğunda yaşıyor olması bir nevi onu mücadelesinden dolayı inziva türü bir mahkûmiyete sokmuştur.   

 

Assange’ın hayatından alacağımız ilham haricinde Kova Mars bizler için ne getirir?

Her şeyin birbirine karıştığı, kişisel özgürlüklerin baskılandığı ve sınırlamaların getirildiği durumlarda bizim de kendi özgürlüğümüz için, kendimize uygun olan mücadele etme yolunu keşfetmemiz adına Mars’ın Kova burcuna girmesi önemli bir fırsat olacaktır. Dikkat edilecek en önemli şey; bir amacımızın olmasıdır. Amaçsız bir özgürlük arayışı insanlığa ve size en ufak katkısı olmayan tuhaf davranışlardan başka bir şey olmayacaktır.

 

Önümüzdeki süreçte beklenecek en büyük tehlike dayatılan düzen karşısında boyun eğmek ve bize uygun olmayan yapıların içinde kişisel özgürlüğümüzü yaşayamamaktır.

 

Mars Kova’nın gölgelerinden biri de inattır. Gelin bu gölgeyi ‘Eşit haklar için, Herkese Özgürlük İçin, Kardeşlik için, Bireysellik için İNAT’ olarak olumlu kullanalım.

Astroloji Dergisi/ Tolgay Yılmaz

 

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

 

 

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin doğum günü. Adet olduğu üzere, yıllık Güneş haritasını çıkartıyoruz ve ne görüyoruz. Türkiye’nin 6. evi yükseliyor. Yani ordu ve güvenlik güçleri iş başında. (Ayrıca sağlık ve hizmet sektörü, evcil hayvanlar ve işçi meseleleri de bu kapsamda sayılabilir.)

 

Güneş meclisi, sivil toplum örgütlerini ve devletin hazinesini temsil eden 11. evde bulunuyor. Demek ki önümüzdeki aylarda meclis oldukça hareketlenecek. 11. evin yöneticisinin (Mars) 2. evde (halkın kaynakları) oluşu bize devletin bütçesi için halkın cebine el atılacağını gösteriyor. Nitekim 2. evin yöneticisi Yükselen’le kavuşarak halkın kendi parası ve kaynaklarıyla bağlantılı olarak sıkıntı içinde olduğuna işaret ediyor. Eh, bir de 2. evin yanıbaşındaki Pluto’yu görünce sıkıntının boyutunu hafife alamayacağımızı anlıyoruz.

 

Yükselen’in iki yanında Venüs ve Satürn duruyor. Venüs biraz sonra (30 Ekim) Satürn’le kavuşacak. Satürn haritada 2. ev dışında 3. evi de yönetiyor. Yani medya ve komşular da işin içinde. 3. evde Neptün, hala medya kanalı ile uyutulacağımızı, komşularla ilişkinin, ya da komşu topraklardaki girişimlerin çok kaotik ve hayalkırıklıklarına açık olduğunu gösteriyor.

 

Venüs haritada 10. ve 6. evleri yönetiyor, ve iktidarı ya da başkanı, bunun yanısıra orduyu simgeliyor. Yani ülkenin başına geçenlerin başkumandan olmaları boşuna değil. 10. ev yöneticisinin Yükselen’in yanında oluşu, gündemi düşündüğümüzde, başkanlık konusunun, referandumun önemine işaret ediyor. Yükselen’in yöneticisi Jüpiter’in Ay’la birlikte oluşu ve Venüs’e altmışlık açı yapışı halkın iktidarı destekleyeceğinin işareti. Jüpiter’le Venüs arasında hem karşılıklı ağırlama, hem de altmışlık açı var. Halk ve başkan birbirlerini ağırlıyorlar. Hem de birbirlerinin evlerinde...

 

Ancak Jüpiter Kasım ayında 11.ev ve 12.evi yöneten Pluto ile kare yapacak. Bu evler meclisi ve hapishaneyi temsil ediyorlar. Gerçi bu bir sürpriz değil, çünkü Kasım ayında meclisin 3. partisi olan HDP’nin milletvekillerine karşı operasyonlara girişileceği her yerde yazılıp çiziliyor. Bu milletvekilleri tutuklanıp hapse atılabilirler. Ondan sonra ne olur, orası bilinmiyor. Jüpiter Aralık’ın ikinci yarısında transit Uranüs’ün karşısına geçecek. İşte bu durum ilginç. Harita’da Uranüs muhalefeti temsil eden 4. evde bulunuyor. Ayrıca yıllık haritada Mars ile kare yapışı da dikkat çekici. Jüpiter’in Uranüs’ün karşısına geçişi burada adeta bir T-kare oluşturacak. Adeta diyorum, çünkü Mars o zamana kadar ilerlemiş olacak, ama yıllık haritadaki konumu hassas bir nokta olarak duracak. Uranüs-Mars karesi oldukça patlayıcı. Bu patlama her an olabilir. Ancak Aralık’ın ikinci yarısı da Jüpiter’le tetiklenecek olan önemli bir döneme işaret ediyor.. Bunlar hem iktidara karşıt olanların isyanına, iç çatışmalara, patlamalara, iktidarla bağlantılı beklenmedik gelişmelere, hem de (konut sektörüyle bağlantılı olabilecek) bir finansal krize işaret edebilirler.

 

Şöyle kısa bir bakışla saptananlara göre savaş, finansal kriz, meclis, konut sektörü, muhalefet, başkanlık gibi konularla dolu bir yıla hazırlanıyoruz. Her zaman sorulduğu üzere cevaplayayım. Aydınlık günlere daha çok var. Hem savaştayız, hem parasısız, hem de ülkemiz bölündü. Bunu toparlamak için çok uğraşmamız gerekecek.... 

Kolay gelsin... 

Barış İlhan

 

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

Bu Cumartesi kursumuz başlıyor. Doğrusu bu kursa başlayanlar çok şanslı olacaklar. İlk kursumuz olduğu ve çok geç duyurulduğu için kurs çok kalabalık olmayacak. Pilot bir uygulama olacak. Öğrencilerle tek tek ilgilenme imkanı olacak. Şimdiden hepimize kolay gelsin... Başarılı bir eğitim dönemi olsun...

Detaylı bilgi ve kayıt için: http://www.astrolojidersleri.com/astroloji-kursu 

 

Jüpiter Terazi Burcunda

 

 

Kennedy Ailesi… Herhalde Tanrıların Kralı’nın Terazi burcundaki serüvenini anlatmaya, en çok bu etkin ve şöhretli ailenin bir ferdi yakışır. Hâlihazırda ‘Jüpiter Terazi Burcunda’ yazısını yazıyorum, bu nedenle Kennedy Ailesine olacak itirazlarınıza hoşgörülü yaklaşabilirim, ama JFK’nin yaşayan tek çocuğu olan Caroline Bouvier Kennedy’yi konu ederek, Jüpiter’in Terazi burcundaki serüvenini, başarıyla anlatabileceğime inanmaktayım. Onu seçme nedenim, Yay burcu Yükselen’e sahip olması ve Yay burcunun yöneticisi olan Jüpiter’in de Terazi burcunda ve 10. Evde olmasıdır. Kariyerinde birçok Jüpiter’e özgü üst kademe yöneticilikler yapmıştır. Halen de Bayan Kennedy Japonya’da Amerikan Büyükelçiliği görevini sürdürmektedir. Onun Büyükelçilik görevini, Yay Yükselen’iyle kavuşum yapan Merkür’ü işaret etmektedir. Bu kavuşum doğum haritasında Terazi burcunda bulunan Jüpiter’in denetimindedir. Bu nedenle Büyükelçilik görevini yerine getirmesinde ihtiyacı olan ‘Barış ortamını geliştirmek için hoşgörü ve arabuluculuğunu ortaya koyma’ prensibini kullanabilmektedir. Onun bu görevini sürdürürken yine Jüpiter’in Terazi’de olmasının bir diğer katkısı olarak şu prensipten bahsedebiliriz; ‘Öyle ki bu kişi tarafsızlığını ortaya koyarken kendi menfaatlerini de korumayı bilmelidir’. Bu açıklamalarımdan hemen sonra, diğer nedenlerimi sıralamadan önce, onun hakkında birkaç ön bilgi vermek istiyorum. Kennedy ailesinin hayatta kalan nadir bireylerinden biridir o, hatta bombalı bir saldırıdan şans eseri kurtulmayı başarmıştır. Bu şans faktörünün işlemesinde, Bayan Kennedy’nin gündüz haritasında Jüpiter’inin 10. Evden Yükselen’ini görüyor olmasının önemli bir katkısı olmuştur. Bu yerleşimi belirtmekte de fayda var. Onun bir yazar ve avukat olduğunu da söyledikten sonra, bizlere yansıttığı Terazi burcundaki Jüpiter özelliklerine bir göz atalım.

 

İlk dayanağım, onun 1990 yılından bu yana her yıl verilen ‘Cesaret Karakteri Ödülü’ kurucularından birisi olmasıdır. Bu ödülün veriliş amacı, karşıtları uzlaştırmaya çalışırken baskı gören tarafı destekleyerek uyumu yakalamaya çalışması açısından tam da Jüpiter’in Terazi burcunda olmasına uygundur. Çünkü bu ödül, popüler fikirlere ve bu fikirlerin kurumlarından görülen baskılara rağmen, insani, milli ya da yerel değerlere bağlı kalan, vicdanlarına uygun hareket eden, kariyerlerini riske atan devlet görevlilerine verilmektedir.

 

İkinci dayanağım ise, Bayan Kennedy’nin diğer insanların arzu, istek ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, 11 Eylül terörist saldırıları sırasında ve sonrasında, başkalarının hayatlarını kurtarmak için hareket eden tüm insanların temsilcisi olarak harekete geçmesidir. Yine bu bağlamda, kamu okullarının gelirlerini artırmak için çalışmış olmasıdır.

 

Bir diğer dayanağım, Barack Obama’nın Amerika’da başkanlık adaylığının tartışma konusu edildiği zamanlarda, Obama’nın Amerika’nın yeni nesil ruhunu yansıtan bir başkan olacağını açıklayarak, karşıt görüşleri kabullenici ve birleştirici tarzdaki hayat görüşünü ifade etmesidir. O, bu açıklamanın içerisinde ‘Her sonucun hataları vardır’ diyerek gelecekle ilgili umutlarını hoşgörüyle taze tutmayı bilmiştir.

 

Şu ana kadar Jüpiter Terazi’nin olumlu yönlerini gördük. Acaba Jüpiter Terazi’nin gölge yönleri, sevdiği ya da uyumlu olduğu kişi yararına tarafsızlığını bozuyor mu? Kimin, neyi hak ettiğine karar vermek gibi bir özelliği var mı? Bir şeylerin nasıl olması gerektiğine dair çok güçlü yargıları var mı? Uyumlu bağlar kurmak için kişisel haklarından ve özgürlüğünden vazgeçer mi? Ne pahasına olursa olsun barış olsun der mi? Görünüşüne veya modaya takıntısı var mı? Hak hukuk konusunda aşırıya kaçar mı? Talepkar mı, değil mi? Bu sorulara cevap verecek kadar Caroline hakkında bilgi sahibi değilim. Kim bilir belki de 12 yıl sonra Tanrıların Kralı’nın Terazi burcuna tekrar girdiğinde bu sorulara verecek cevaplarımız olabilir. Ama kibarlık adına bir konuşmasında karşısındaki kişiye, 30 dakika içinde, 168 kere ‘You Know (biliyorsunuz)’ demesinden dolayı sahte nezaketten eleştiri aldığı bilinmektedir. Yazıyı bu son dayanağımla bitirirken, sizler için Jüpiter erdeminde bir dileğim var:  Sezar’ın hakkını Sezar’a verecek kadar adalet duygusuna ve tarafsızlığa dayanan yüksek prensipleriniz olsun. 

Jüpiter’in Terazideki Transitinin ve 

Pluto-Uranüs-Jüpiter T-kare Açı Kalıbının Takvimi

 

Takvimler 09 Eylül 2016’yı gösterdiğinde Jüpiter Terazi burcuna girmiş olacak. Terazi burcunun yöneticisi olan Venüs, aynı tarihte Terazi burcunun içindeki Jüpiter’in hududunda (Term) ilerleyişini sürdürecek ve bu buluşmayı burç içi karşılıklı ağırlama gibi algılamak mümkün olacak. Barışçıl arzularımızın büyüyeceğini ve yayılacağını umut edebileceğiz. Venüs’ün Jüpiter’i karşılamasında bir diğer aktör olan Satürn’ün, Jüpiter üzerindeki etkisini Terazi Burcu fotoğrafında görmezsek büyük hata yapmış oluruz, çünkü Yay burcundaki Satürn ile Terazi burcuna, Satürn hududundan giren Jüpiter arasında da karşılıklı bir ağırlama bulunacaktır (Bu ağırlamanın nedeni Yay burcunu Jüpiter’in yönetmesi, Satürn’de Terazi burcunda yücelmesidir). Satürn’ün daraltıcı etkisi ile umut ettiğimiz barış rüzgârları beklediğimiz kadar geniş ölçekte yayılmayacak ve sınırlı koşullarda kalacaktır. 25 Kasım 2016’da Oğlak burcunda, Jüpiter hududunda, Venüs-Pluto partil olarak kavuşacak ve bu kavuşumun Terazi burcundaki Jüpiter’e partil olarak kare açı yapacak. (Jüpiter’in Terazi burcu transiti süresince, Pluto’nun Oğlak burcundaki Jüpiter’in hududunda olacağını unutmayınız.) Venüs-Pluto kavuşumunun bir diğer rolü de, yaklaşan Jüpiter-Uranüs karşıt açısının fokal gezegeni olacak olmasıdır. Statü sahibi olma arzusunu yerine getirmek için girilecek güç savaşları sonucunda, agresif, beklenmeyen bireysel çıkışlar karşısında Jüpiter’e çok iş düşecektir. Bu durumda Jüpiter hem karşıtları uzlaştırmak için görüşmelerin gerekliliğine inancını canlı tutmak, hem de masada oturmayı bilmek zorunda kalacak. 20 Aralık 2016’da Jüpiter, hem Terazi burcundaki Merkür hududunda ilerlemeye hem de partil olarak Uranüs’e karşıt açı yapmaya başlayacak. Bu karşıt açı kalıbına uzun süredir her iki gezegeni kare açıyla fokal gören Oğlak burcundaki Pluto’ya bu defa da gerilemek için durağan hale geçecek olan Merkür eşlik edecek. Gökyüzü ‘Birey olarak tek başına gidelim mi? Yoksa kafa kafaya verip birlikte büyüyelim mi?” çatışmasını, hedefe ulaşma yolundaki başkalarını kontrol etmeye yönelik düşünce yapılarıyla bir kez daha hararetlendirecek. 7 Şubat 2017’de Terazi burcunda Merkür’ün hududundaki Jüpiter, İkizler burcundaki Ay ve Kova burcundaki Güneş ile oluşturacağı Büyük Hava Üçgeni kalıbının, beri yandan da Koç burcundaki Uranüs ve Oğlak burcunda fokal Pluto ile yapacağı T-kare açı kalıbının etkisi altında, geri gitmeye başlamak için durağan hale gelecek. 3 Mart 2017’de Jüpiter geri giderek Koç burcunda bulunan Uranüs ile karşıtlığını yineleyecek ve Pluto Oğlak burcunda fokal konumunu koruyor olacak. Bu defa Uranüs’ün yanında Koç burcunun yöneticisi olan Mars bulunacak. Enerjisi her zaman yüksek olan, ani ve beklenmedik sonuçlar doğuran Uranüs-Mars kavuşumunun, Koç burcundaki Mars’ın hududunda gerçekleşecek olması, bu açı oluşumunun etkisinin beklenenden fazla olacağını işaret etmektedir. 09 Haziran 2017’de Jüpiter, Terazi burcunda transitine devam etmek için geri gidişini durduracak ve 11’inde ileri harekete geçecek. 17 Ağustos 2017’de Terazi burcundaki Jüpiter, Yengeç burcundaki Venüs ile Oğlak burcunda geri hareketine devam eden Pluto arasındaki karşıt açının fokal gezegeni olarak T-kare açı kalıbını oluşturacak. Venüs’ün, Jüpiter’in yöneticisi olacağından dolayı, bu açı kalıbının önemi artacaktır. Adalet terazisindeki hareketlilikler, insanın kendi kendini besleme arzusu ile kendini gerçekleştirme gücünün çatışmasını tetikleyecektir. 11 Ekim 2017’de Jüpiter Terazi burcundaki serüvenini, bizlere karşıtları uzlaştırma yolunda hoşgörülü olmayı, adalete olan inancı ve bürokrasinin büyümeye getireceği katkıları öğretmesi temennisi ile..

Astroloji Dergisi/Tolgay Yılmaz  

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

 

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Eşsiz Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

2016'nın Önemli Gökyüzü Hareketleri

KADERİMİZDE VAR MIYDI? -2016

2015 yılında en sık duyduğumuz cümlelerden birisi “90’lara geri mi dönüyoruz?” diğeri de “tüm bunlar kaderimizde var mıydı?” olabilir. Bu soruları her duyuşumda kendimce cevapladım: “Hayır geri dönmüyoruz” ve “Evet kaderimizde vardı”. Nasıl mı? Açıklayayım.

 

Hayır 90’lara dönmüyoruz, çünkü Türkiye tarihinde daha önce böyle bir dönemden geçmedik. Türkiye ilk defa Pluto-Pluto karşılığı yaşıyor. 1976-77’de buna benzer bir dönem vardı, ancak bu kadar şiddetli değildi. Şimdiki karşıtlık diğer gezegenlerin de eşlik etmesi ve dünyanın tamamında düzen değişikliğine işaret etmesi ile oldukça şiddetli geçiyor, yani bildiğimiz gibi değil...

 

Evet bu kaderimizde vardı, çünkü Türkiye’nin doğum haritasında Pluto 1. evde bulunuyor. Bu her şeyden önce halkı sürekli baskı altında, güç tarafından ezilen bir ülkeye işaret ediyor. Kuruluşundan beri halı altına süpürülen sorunların bir gün ortaya çıkarak bir krize neden olacağını gösteriyor. Bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. devam

  

 

Ay Düğümleri Balık-Başak Aksında

 

12 Kasım’da Ay düğümleri Balık-Başak burçlarının aksına geçtiler, 2017 Mayıs’ına kadar burada kalacaklar. Başak çıkış düğümünde, Balık ise iniş düğümünde bulunuyor. Yani artık Balık burcunun aşina özelliklerinin saplantısından kurtulup, Başak burcunun potansiyellerine doğru ilerleme zamanını yaşıyoruz. Bu göksel hareket hayalci, özlem dolu (Balık) bir duruştan, daha gerçekçi, soğukkanlı ve işlevsel (Başak) bir duruşa doğru ilerlemeyi simgeliyor.

 

Merhametli Hizmet

Balık burcundaki Güney Ay Düğümü gölge yönüyle hayatın gerçekleri, zorunlulukları ve zorlukları karşısında, bunlarla ilgilenecek, bunları çözecek bir kurtarıcı beklemeyi gösterir. Eğer böyle birisi yoksa kurban psikolojisine girilir. Kişi kendine acır, zorunluluklardan kaçar, uyuşur, iyi günlerin hayalini kurar, sorunları Tanrı’nın çözmesini bekler, karmaşa içinde yaşar. Korkular, endişeler içinde boğulur, Belirsizlikten korkar. Oysa Balık’ın sağlıklı özelliklerini geliştirdiğinde mevcut koşulları kabullenir, belirsizlikte ustaca yol alır. Kaosun düzenini sezer. İşte bu noktada Başak burcunun gerekliyle gereksizi, yararlıyla yararsızı ayrıştıran, detayları fark eden, tahlil eden, çözümleyen, aksaklıkları düzelten enerjisi devreye girer. Tüm bunları yapmak için sistemli, metodik çalışmak, yapılacakların listesini çıkartmak, rutin oluşturmak ve çalışmak gerekir. Verimlilik ve işlevsellik esastır. İdeallerin, vizyonların için günlük hayatta başkalarına yararlı olacak bir şeyler yapmaya girişilir.

 

Kuzey Ay Düğümü Başak’ta olduğunda Balık burcunun birlik duygusu, bütünü kucaklaması, merhametli olması, muhtaç durumdakilerle empati kurması, onlara yardım arzusu, kendini buna adayabilmesi gibi özellikleri Başak’ın maddi dünyada, günlük hayatta hizmet kapasitesi ile birleşerek işlevsellik kazanır. Kişi özlemleri, fantezileri ve uyuşukluğu bir kenara bırakarak vizyonu ve ideali için çalışır. Kabullenicilik ve akışla birlikte akmak, kişinin zihnini karmaşadan uzaklaştırır, netleşmesini sağlar. İçindeki bilgiye güvenir, hayata inanır, böylece Başak’ın endişe, telaşından kurtulur. Ruhunu doyuran, kimseyi ayırmadan kucaklayan bir duygu ile somut dünyada yararlı olur. Nasıl yararlı olabileceğini saptadıktan sonra, bu konuda ustalaşmak üzere çalışmaya başlar. Saptadığı aksaklıkları düzeltirken, kusur buluculuğu, eleştiriyi bir yana koyar, sorunların üzerine merhametle eğilir.

 

Türkiye ve Ay Düğümleri

Türkiye’nin doğum haritasında Ay Düğümleri Balık-Başak aksında olduğu için, 12 Kasım’dan itibaren yeni bir dönemin başladığını varsayabiliriz. Balık’taki Güney Ay Düğümü bundan bir yıl sonra Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile birleşerek bir sayfayı kapatacak. İlginç bir şekilde Balık’ın yöneticisi olan Neptün gezegeni son zamanlarda Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile kavuşum yapıyor, bu nokta üzerinde gidip geliyor. Bu hareketin ülkede birlik, beraberlik ve merhamet getirmesini umabilirdik, ancak görünen tablo daha ziyade karmaşa ve belirsizliğe işaret ediyor. Ve maalesef geçmişin kapısını kapanıp, geleceğin kapısı aralanırken, ilerideki manzara iyi görünmüyor. Bu geleceği düzeltmek için kolları sıvama (Başak) zamanı.... 

Barış İlhan

devamı http://www.barisilhan.com/#!hayaller-gercekler/c1mrs

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

Zorlu bir Yay yolculuğu bizi bekliyor. Satürn Yay’da ilerlerken bu burcun anlamını iyice kavramak yararlı olur.

 

Bir yazıdan alttaki bölümleri aldık. Yay burcunun temsil ettiği uzun yolculukların, inancın, farklı kültürleri deneyimlemenin nasıl bilgeliğe ulaşma yolu olduğunu kısaca ve güzel açıkladığını düşünüyoruz. 
Aynı zamanda burada Yay yolculuğunun çile, çaba, sınav ve olgunlaşmayla (Satürn) nasıl harmanlandığını da görebiliriz.

 

‘’Hacı Yolculuğu Bir Sınavdı

Eski zamanlarda bir mümin için çile çekme, olgunlaşma, bilgeleşme anlamına gelen Hac, kazandığı o olgunlaştıran yolculuk anlamını yavaş yavaş yitirirken, kutsal yerleri görmek gibi turistik bir faaliyete indirgenmek isteniyor. Oysa ulaşım ve konaklama imkanlarının böylesi gelişmediği ve sınıflar arasındaki uçurumların bu kadar net olmadığı zamanlarda, Anadolu’dan, Hindistan’dan ya da Afrika’dan yola çıkan bir Müslüman için, tüm dünyasını değiştiren, onu türlü belalarla sınayan bir yolculuktu hac.

 

Bir hacı adayı çıktığı aylar sürecek bu yolculukta, parası yoksa her köyde ve kasabada bir tanrı misafiri olarak konaklar, yeni coğrafyaların yeni insanlarıyla tanışırdı. Issız bir bozkırdan geçerken gördüğü tek köye sığınmaktan başka çaresi olmazdı. Yolunun üzerinde farklı inançlardan, farklı üretim biçimlerine sahip onlarca topluluğa rastlar, onların hayat felsefelerinden, dillerinden kendine bir şeyler katardı.

Hac yolu insanın alışkanlıklarını değiştirir, statükolarını yıkardı. Hacı adayı aynı şeyleri yiyemez, alıştığı yatağında yatamaz, rahat rahat kendi dilini konuşamazdı.

 

Hacı adayları zengin olsalar bile, lüks tahtırevanların bulunduğu kervanlara soyguncuların saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Çölün ortasında yolunu kaybetmiş kervanların sıcaktan ya da susuzluktan telef olmasına çok sık rastlanırdı. Gezginleri aldatmayı ve soymayı iş edinmiş kurnazlara ve haydutlara denk gelen hacılar başta kandırılırlarsa da sonra kolay lokma olmamayı öğrenirlerdi.

Nihayetinde kutsal saydıkları o mekana geldiklerinde, hacılar zaten değişmiş ve dönüşmüş bir insanın gözüyle bakardı artık kendi inancına. Uğruna acılar ve zorluklar çekilen her şey gibi, unutulmaz bir deneyim olurdu bu mükafat.

 

Hacı Olmanın Saygınlığı

Eğer bir tüccar ya da gezgin değilse, eski toplumun insanı orta yaşlarına gelinceye kadar kendi köyünün dışına nadiren çıkardı. Bu yüzden de küçük bir dünyaya, dogmatik düşüncelere sahip feodal toplum insanı için tüm yaşamını değiştiren, dünyasını genişleten bir yolculuktu hac. İnsana kurulu düzenin alternatifleri olduğunu öğretir, onu daha bilge, daha tahammüllü, daha cesur kılardı. Bu bakımdan parayla alınıp satılamayan bir şeydi.

 

Hacı olmayı saygıdeğer kılan da buydu. Kişiyi sözü dinlenir hale getirmesinin nedeni, hacının sadece Mekke ve Medine’yi görmüş olması değil, oraya varıncaya kadar geçtiği yollarda edindiği deneyimler, tanıdığı insanlardı.

 

Yazılı kaynağın çok sınırlı olduğu bir kültürde, hacılar en çok şey görmüş insanlar oldukları için statü edinirlerdi. Pahalı mağazalardan alınmış giysiler içinde, “first-class” uçak koltuklarıyla başlayan ve Zemzem Tower’ın klimalı açık büfesinde devam eden yolculuklardan değildi onların yaşadıkları....’’

Eren Buğlalılar’ın (gezite.org) HAC: BİR İBADETİN DÖNÜŞÜMÜ yazısından alınmıştır.

Astroloji Dergisi/Ayşem Aksoy

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

   

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

KASIM 2016

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

12. Evdeki Gezegenler:

 

GÜNEŞ olumlu yönüyle içsel sıcaklığın ve canlılığın, içsel kaynaklarından emin olmanın ve kendini yeniden canlandırabilmenin

işaretidir.

 

Olumsuz yönüyle, dıştan kendini geri planda tutuyor gibi görünebilir, ama içte hatırı sayılır egotizm, böbürlenme, narsisizm olabilir.

 

Sonuçta özsaygıyı ve haysiyeti tehdit eden dış güçlere karşı egoyu korumaya çalışmak söz konusudur.

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.