Astrolojİ  Dergİsİ

       

  2 Ekim 2019, Carsamba   

      

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
- 
Burçlar
- 
Yükselen Burçlar
- 
Ay Burçları
- 
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
- 
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

GÜNEŞ KOVA’DA  - 20 Ocak 2020

 

 

“Özgürlük, başkalarına aldırış etmeden istediğin şeyi yapmak değildir, özgürlük tek başına doğru olan şeyi yapmaktır.” - Kim John Payne

 

Güneş Kova burcuna girdi ve 19 Şubat 2020’ye kadar buradaki yolculuğunu sürdürecek. Güneş Kova’da zararda olduğu bir pozisyondadır; burada kişinin kendi öneminden ziyade toplumsal anlamda bir birey olma, eşitlik, kardeşlik, herkese aynı mesafede durma, insancıllık, sosyal gruplar ve arkadaşlıklar gibi konuların Kova burcu için daha önemli olduğunu söyleyebiliriz. Kova arketipsel anlamda, içinde bulunduğu grubu, toplumu ya da medeniyeti, daha önceden hiç düşünülmemiş fikirleriyle, yeni bakış açılarıyla daha da ileriye götüren, icatlarıyla katkıda bulunan ve miadını doldurmuş yapıları devrimci yaklaşımıyla yıkan bir burçtur. Burada Kova’nın bu değişimi ve yeniliği bir hava burcu olarak fikirsel düzeyde yapacağını da unutmamak gerekir. Toplumsal anlamda modernleşme ve iyileşme sağlama, insanlığı ileriye götürecek teorileri geliştirme, elektronik ve teknolojik gelişmeler de bu kapsamdadır. Kova içinde bulunduğu toplumsal yapı ne olursa olsun tüm bu değişime katkıda bulunurken, kendi bireyliğini, farklılığını ve özgürlüğünü de koruması gereken bir burçtur. Kendi bireyliğini ve özgürlüğünü savunma hakkını başkalarına da verir. “Birey olmak” buradaki anlamı ile kendi özelliklerini ve fikirlerini bir bütün olarak gittiği her yerde özgürce ifade etmek demektir. Farklılığını toplumsal olarak kabul görmese de ortaya koymak demektir. Kova’nın arketipsel anlamda “sürgün”, “toplum dışına atılmış birey” olması, toplumun geleneksel yapısını alt üst etme dürtüsünün yanı sıra, farklılığını korkmadan ortaya koyabilme yeteneği ile de alakalıdır. Kova’nın devrim ve başkaldırı gibi temaları, olumlu anlamda gelişimi kısıtlayan yapıları yıkmak, bilimsel, kültürel ve toplumsal anlamda gelişimi sağlamak için gereklidir.

 

Eğer Kova kendini tanımaz ve bireyliğini ifade etmeyip, bazı sosyal yapılar içinde sırf kabul görme ve ait olma dürtüsüyle boyun eğerse, hem kendisi için hem de sosyal anlamda gerekli olan değişime katkı sağlayamaz bir hale gelir. Kendisini, bireyliğini ifade etmediği ve hatta kendisini de ait hissetmediği sosyal yapılar içine hapseder. “Sözde” modern ve yenilikçi tavırlar içinde mesafeli ve hissiz bir şekilde varlığını sürdürebilir. Boyun eğdiği zaman sürekli bir isyan durumunda, sırf isyan etmek için isyan eden, uçuk kaçık, egzantrik hareketler sergileyen, ne yapacağı belli olmayan ve gereksiz başkaldırıları yüzünden ihanet eden biri olarak görülebilir. Sabit bir hava burcu olduğundan fikrini zor değiştiren, inatçı ve yalnız birisi haline gelebilir. Bir bilim adamı edasıyla yaşamı uzaktan seyreden, toplumdan uzak, mesafeli, kopuk, “ben hepinizden farklıyım” tavrı ile insani istekleri ve ihtiyaçları bile sıradan bulan ve hayata bu yüzden katılamayan birisi olabilir. Sadece düşünüp yaşamı uzaktan seyrederken hayatta uygulanması zor, uçuk kaçık teorileri olabilir. Her şeyin nasıl olması gerektiğini söyleyen ve “kendisinin insanlığın ihtiyaç duyduğu teorilerin vücut bulmuş hali” olduğuna inanan ukala bir tavır söz konusudur.

 

Kova’daki Güneş’in geleneksel yöneticisi Satürn Oğlak’ta ve Pluto ile kavuşumda; modern yöneticisi Uranüs ise Boğa’da. Hayatımızdaki otorite figürleri, ebeveynler, geleneksel/toplumsal normlar, kurallar ve sosyal gruplar ile ilgili bazı temalar gündemimize gelebilir. Kendi önemimizi ve irademizi aşan konular ile uğraşabilir ve içinde bulunduğumuz ekibin, sosyal grubun veya ailemizin sorunları ve sorumlulukları bizi daha fazla meşgul edebilir. Bazı alanlarda kontrolümüzü artık kaybettiğimiz duygusuna kapılabiliriz. Kontrolümüzü aşan konular, zihinsel ve psikolojik anlamda iyileşmemiz, değişmemiz ve yenilenmemiz gereken yerlere işaret edebilir. Sorumlulukların ve baskının artmasıyla,  isyan ederek bulunduğumuz yapıdan kopmak isteyebilir ve aşina olduğumuz şeylerden özgürleşmek isteyebiliriz. Fakat durumu gerçekçi, eşitlikçi, insancıl bir şekilde çözmeden ve uzun vadede kendi iyiliğimize olacak eylemlerde bulunmadan uzaklaşmak mümkün olmayabilir. Gerçekten bizim için önemli olan hedefleri belirmek, bireyliğimizi ve özgürlüğümüzü geri kazanmak için, öncelikle geçmişten getirdiğimiz maddi ve manevi yükleri, çöpleri atmamız gerekiyor. Bize artık uymayan değer sistemlerinden ve eski yapılardan özgürleşirken, suçlamadan ve eleştirmeden, kendimize tanıdığımız hakları ve özgürlüğü etrafımızdakilere de tanımamız gerekiyor. Kişisel ve duygusal anlamda “herkesin birbirinden farklı olduğunu” kabullenmek,  bu iyileşme, özgüleşme ya da yenilenme sürecinde daha bilinçli bir şekilde ilerlememize yardımcı olacaktır.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

 

MERKÜR KOVA’DA – 16 Ocak 2020

Merkür, Kova’daki yolculuğuna başladı ve 3 Şubat 2020’ye kadar burada kalacak. Kova’daki Merkür, mantığı, aklı ve tarafsız düşünmeyi ön plana alır. Mevcut durumlara bilinen modeller dışında, farklı ve orijinal bir açıdan bakabilmek, içinde olduğu toplumu veya grubu ileriye götürecek hiç düşünülmemiş, yeni, buluşçu fikirler ve teoriler üretebilmek ve farklı konuları hızla birbiriyle bağlantılandırabilmek söz konusudur. Merkür Kova’da birçok konuyu başkalarının algıladıklarından farklı algılama eğilimindedir. Geleneksel olan çoğu şeye karşı çıkan bir akılla, etrafındaki tüm geleneksel düşünce sistemlerini sıradan bulabilir. Yenilikçi, buluşçu ve tarafsız düşünebilmesinin yanı sıra, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri de takip eden ve bunlardan anlayan bir tarz da söz konusudur. Kendi fikirleri ve teorileri her ne kadar başkalarından farklı olsa da, sabit bir burç olan Kova’da Merkür bu düşünceleri ve teorileri de kararlılıkla savunabilir ve başkalarına da kendi düşüncelerini savunma özgürlüğünü verebilir. Topladığı bilgilerden ve öğrendiklerinden kendine özgü ve farklı bir düşünce sistemi yaratmaya eğilimlidir.

Olumsuz ifadelerinde ise, uygulanamaz, uçuk kaçık fikirlerle ve teorilerle hayatı camın arkasındaki bir bilim adamı edasıyla izlemek, hala geçerliliğini koruyan ve işe yarar düşüncelere bile sırf sıradan ve geleneksel bulduğu için karşı çıkmak ya da kendi fikirlerini “toplumun ihtiyaç bulduğu fikirlerin vücut bulmuş hali” olduğunu zannetmek, ukalalık, aşırı entelektüellik, kendini beğenmişlik, aklı ve bilgiyi aşırı yüceltmesinden dolayı bilgi konusunda narsistlik görülebilir. Sabit bir hava burcu olarak Kova, Merkür’e fikrini kolay değiştirmeyen ve inatçı bir ifade verebilir. Kendisinin herkesten farklı olduğu düşüncesiyle asosyallik ve toplumdan kopukluk görülebilir. Bu konumda Merkür’ün kendi orijinal fikirlerini özgürce ifade etmesi gerektiğinden,  bir gruba ait olabilmek için kendi düşüncelerini ifade etmemek yani sürüye boyun eğmek bu konumdaki Merkür’ün diğer bir gölgesidir.

Merkür Kova’nın geleneksel yöneticisi Satürn Oğlak’ta ve Pluto ile kavuşum halinde. Merkür,  ayrıca Kova’ya girer girmez modern yöneticisi olan Boğa’daki Uranüs ile de kare yapıyor. Öncelikle fikirlerimizi ve ideallerimizi gerçekçi ve uygulanabilir olup olmadıkları konusunda gerçekçi bir değerlendirmeden geçirmemiz gerekiyor. Deneyimlerimiz sonucu fikirlerimiz tamamen değişebilir ve olaylara çok daha farklı bir bakış açısıyla bakmaya başlayabiliriz. Denenmemiş ve yeni yöntemlerle ilerlememiz gerekebilir. Herhangi bir krizde ya da çatışmada, durumu kurtarmaya ve manipüle etmeye çalışmak ya da öfkeyle yıkıcı tepkiler vermek yerine, düşündüklerimizi dürüstçe söylemek daha  kalıcı çözümler elde etmemize yardımcı olacaktır. Yüzeysel ve günü kurtaran sonuçlar işe yaramayabilir bu açıdan sorunun köküne inerek çözmek, olaylara daha derinlemesine bakmak durumunda kalabiliriz. Fikirlerimizi özgürce söylemek ve bireyliğimizi ifade etmek oldukça önem kazanabilir. Burada önemli olan bunu, tuhaf, anlaşılmaz veya çocukça davranışlar sergileyerek ifade etmek yerine, bizim için “önemli olan şeyin” gerçekten sorumluluğunu alarak, bir yetişkin gibi  ifade etmek. Hareketlerimiz ve attığımız adımlar ise fikirlerimizi destekler nitelikte olmalı. Sanki bir konuda ne kadar ciddi olduğumuz durmadan sınanıyormuş gibi hissedebiliriz, bu açıdan hedeflerimizi net belirmek ve bizi geriye çeken yükleri atarak ilerlemek gerekiyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

Uranüs İleri Hareketine Başlıyor - 11 Ocak 2019

 

 

Uranüs, 11 Ağustos 2019’dan bu yana, yaklaşık 5 aydır, geri hareket halindeydi. Şimdi durağan pozisyona geçerek ileri hareketine başlıyor.

 

Uranüs her şeyden önce devrim, değişim, özgürlük, bağımsızlık ve bir şeylerden özgürleşme ihtiyacını temsil eder. Elektrik enerjisidir. Yenilik, inovasyon ve radikal düşünceleri getirir. Bulunduğu burcun süreci ve konusu ne ise, bu konulardaki kısıtlamalardan özgürleşme, kalıpları yıkma, mevcut düzene isyan şeklinde kendini gösterir.

 

Şimdi bu sayılan Uranüs temaları gökyüzünde daha hissedilir hale geliyor. Çünkü Uranüs, enerjisini en yoğun olarak, ileri veya geri hareketine başlamadan önce durakladığı zamanlarda veya bir doğum haritasında kişisel veya ağır hareket eden gezegenlerden birine temas ettiğinde gösterir.

 

Gezegen, önümüzdeki birkaç hafta içinde hız kazandıkça, farklılığımızı dış dünyada ifade etme ve değişimin ateşini yakma dürtümüz yeniden uyanıyor.

 

Uranüs bizi nasıl değiştirir? Uranüs’ün ileri hareketi “Eureka (Buldum)!” anlarında kafamıza düşen elmadır. Yeni bir fikirle birlikte kafamızda şimşekler çakar. Bu ani içgörüyü, geçmişte kendimizi içine sıkıştırmaya çalıştığımız çerçevelerin değişimi izler. Uranüs ilerici, devrimci, boyutsal değişim getirir ve bundan sonra hiçbir şey aynı görünmez. Örneğin, yıllardır bir boğanın boynuzlarındaki tepsi şeklinde düz olduğuna inandığınız dünya, yuvarlak hale gelir.

 

Uranüs Boğa burcunda olduğundan, şu anda bilip kabul ettiğimiz mülkiyet, para ve değer anlayışı ile beslenme, tarım ve toprak sistemlerini değiştirebilecek yeniliklere gebedir. Artan nüfus ile birlikte azalan kaynakların kullanımına ilişkin yenilikçi çözümler bulunabilecektir. Block chain teknolojisi ve kripto paralar yine gündeme gelecektir. Paranın elektronik yollarla daha özgürce ve daha az kontrole tabi fakat güvenli bir şekilde akışı söz konusu olabilecektir. Çiftçilik ve tarımda inovatif yöntemler, beslenmemizi geliştirecek ve belki de kirli gıdalardan kurtulmamızı sağlayacak yenilikçi yöntemler ortaya çıkabilecektir.

 

Kişisel anlamda ise Uranüs'ün ileri hareketi, sizin doğum haritanızda bulunan ev konularını ve varsa dokunduğu kişisel gezegenlerinizi etkileyecektir. Örneğin, yükseleniniz Akrep burcunun ilk dereceleri ise ve dolayısıyla Uranus 7. evinizden geçiyorsa, bu önümüzdeki dönemde, evlilik ve ortaklıklarınız bir takım yeni ayarlama ve düzenlemelere tabi olabilecektir. Hayatınıza reform, eşiniz kanalıyla gelebilir veyahut da genel olarak ilişkinizde özgürlük ihtiyacınız artabilir. İlişki kurma yöntemleriniz sizi siz yapan özelliklerinize uygun ve bireyliğinizi daha çok yansıtacak şekilde değişecektir. Sıra dışı kişilerle ilişki ve ortaklık deneyimleri yaşayabilirsiniz.

 

Uranüs, Güneş’iniz ile açı yapıyorsa, bu durum temel kimliğinizi sorgulamanıza neden olabilir ve üzerinize yapışan kimliği atmak ve yeni bir ben duygusu kazanma ihtiyacında olabilirsiniz.

 

Haritanızda nereye dokunursa dokunsun, Uranüs içgörüsüne en iyi yanıt, zihninizi açmak ve yeni bir çerçeve, yeni bir düzen arayışında bulunmaktır. Bu, her zaman eskinin tamamen atılmasını gerektirmez. Sıkışmış ve sıkılmış hissedebilirsiniz, ancak tepki vermeden, isyan etmeden ve pişman olabileceğiniz bir değişiklik yapmadan önce dikkatlice düşünün. Değişim sürecinden değişiklikleri özümseyerek ve sindirerek geçebilmeniz için kendinize zaman tanıyın.

Astroloji Dergisi / Pınar Keskin

 

Merkür, Güneş, Satürn ve Pluto Kavuşumu 

(10-13 Ocak 2020)

 

 

Gökyüzündeki 10 cisimden, 2 noktadan 8’i Yengeç–Oğlak ekseninde toplanmış durumda: Güneş, Ay, Merkür, Satürn, Plüto, Ay Düğümleri ve Jüpiter. Bunların içinde Jüpiter hariç 7’si 10 ilâ 13 Ocak tarihleri arasında 19 ilâ 22 derece Oğlak burcunda kavuşacak veya tutulma oluşturacak. Yani özellikle bu 4 gün boyunca “kendine hedef belirleyip adım adım ilerlemek, önüne çıkan engelleri aşmak, başarmak ve başardığı için kendine saygı duymak” anlamındaki Oğlak psikolojik süreci tetiklenecek.

 

Bu yazıda inceleyeceğimiz temel mesele 32-28 yılda bir meydana gelen Satürn Plüto kavuşumunun psikolojik astroloji açısından kişisel hayatlardaki anlamıdır. Bu ender rastlanan ve “dönüşümün inşa edilmesi” anlamına gelen kavuşum ilk olarak 10 Ocak’ta Ay Tutulması ve birbiriyle kavuşan Güneş ile Merkür tarafından tetiklenecek. Devamında önce iletişimin gezegeni Merkür 12 Ocak’ta bu kavuşuma temas edecek; sonra benliğin ışığı Güneş 13 Ocak’ta bu kavuşumla kaynaşacak. Peki tüm bu yoğun ve kalabalık süreç ne anlama geliyor?

 

Satürn Plüto kavuşumu, dönüşümü yapılandırmayı gösterir. Bu yavaş gezegenler Oğlak’ta buluştuğunda dönüştürülüp yapılandırılacak konu hedeftir. Şimdi sormak gereken soru: Bu hedef gerçekten benim hedefim mi? Toplumda yerine getirmeye çalıştığım rol, gerçek doğamla uyuyor mu? Bu hedef kendimi gerçekleştirmem için uygun mu?

 

Siz bu hedef konusunu ilk olarak ömür boyunca, natal Satürn’ün burcu ve ev yerleşimi üzerinden yaşıyorsunuz. Şimdi 32-38 yılda bir meydana gelen kavuşum ise bu hedef mevzusunu, 22 derece Oğlak’ın doğum haritanızda düştüğü ev ve buradaki gezegenler üzerinden gündeme getirecek. Aynı şekilde 22 derece öncü burçlardaki (Koç, Terazi ve Yengeç) gezegenler de çeşitli sürtüşmeler, engeller, çelişkiler ve krizler kanalıyla bu hedef konusunu ön plana çıkararak harekete geçmeyi mecburi kılacak.... devamı

 

 

YENGEǒTE AY TUTULMASI

“Eninde sonunda büyüyeceksin. İdeallerin  işe yaramaz hale gelip toza dumana dönecek ve paramparça olacak. Başka bir yaşamın da olmadığına göre, bu parçalardan yepyeni bir hayat inşa etmek zorundasın...” - Fyodor Dostoyevsky

 

10 Ocak 2020’de Türkiye saatiyle 22:22’de 20 derece Yengeç’te penumbral (yarı gölgeli) bir Ay tutulması gerçekleşiyor. Tutulma, Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya, Kuzey Amerika’nın birçok bölgesi, Güney Amerika’nın doğusu, Pasifik, Atlantik, Hint Okyanusu ve Kuzey kutbu olmak üzere Dünya’nın büyük bir bölümünden hava koşullarına bağlı olarak görülebilecek ve 4 saat 5 dakika sürecek. Dolunay’ın bir oktav büyüğü olan bu Ay tutulması, ektiğimiz tohumların ürün verdiği, apaçık göründüğü bir döneme işaret ettiği gibi, iki zıt kutuptaki enerjileri dengeleme, ayna tutma ve farkındalık kazanma gibi temalara da işaret ediyor ve etkisi 6 aydan fazla sürebiliyor. Bu tutulma 26 Aralık 2019’da Oğlak’ta gerçekleşen Parçalı Güneş tutulmasıyla tetiklenen, bizi etkisi altına almaya başlayan temaları tamamlayıcı nitelikte ve bu temalarla ilgili olarak nasıl düzenlemeler yapacağımız ve nasıl hareket edeceğimiz konusunda bize ayna tutuyor. Özellikle aile, ebeveynler, ev, geçmişimiz, farkında olmadan yakın ilişkilerimize getirdiğimiz geçmiş koşullanmalarımız ve davranış kalıplarımız ile ilgili bir çok şeyi gündeme getirebilir. Diğer yandan artık işimize yaramayan ve bizi geriye çekip gelişimimizi engelleyen unsurları ve bize zarar veren alışkanlıkları tespit edip bunlardan kurtulma sürecinden de geçebiliriz.

 

Bu tutulmada Oğlak’taki  Merkür, Güneş ile kesin (partil) bir kavuşum yapıyor. Güneş ve Merkür’ün yöneticisi Satürn ise, Pluto ile kesin bir kavuşum halinde. Oğlak’taki bu stelyum, Yengeç’teki Ay’ın tam karşısında, çok yoğun bir enerjiyle duruyor. Dolayısıyla hem toplumsal ve politik anlamda, hem de kişisel anlamda, maddi/manevi olarak üzerimizde oldukça etkili olabilecek bazı krizler yaşayabiliriz. Bu deneyimler, yaşamımızın bazı alanlarını tamamen değiştirebilir, yani dönüştürebilir. Otorite, otorite figürleri (ebeveynler, patronlar, başkanlar vs.), diktatörlük, baskı, sansür, kontrol, toplumsal/ ailevi/geleneksel normlara, kurallara ve sorumlukluklara oldukça vurgu yapan temalar söz konusu. Savunmasız, aciz kalma ve kaybetme korkusunun artmasıyla birlikte, özellikle kontrolü ve gücü elden bırakmamak adına verilen güç savaşları adeta bir ölüm kalım meselesine, amansız bir ayakta kalma mücadelesine dönebilir. Kendimizi hem fiziksel koşullar, hem zihinsel hem de duygusal olarak kısıtlanmış hissedebiliriz. Karamsarlık, depresyon, endişeler, vesveseler, korkular, yoğun ve saplantılı düşünceler/duygular, duyguların/düşüncelerin baskılanması, kendini ifade edememek, öğrenmekte ve bilgiye ulaşmakta zorlanmak, iletişimde/ulaşımda zorluklar, engeller,yanlış anlamalar ya da anlaşılamadığını hissetmek söz konusu olabilir. Bu patlamaya hazır enerji, yanlış anlamalar ve iletişim problemleri de işin içine girince, kendisini tartışmalar ve krizler şeklinde gösterebilir. Bu açıdan dinlemek ve anlamaya çalışmak oldukça önemli. Bu deneyimler, çözülmeyi ve iyileşmeyi bekleyen konulara işaret edebilir.  Bu noktada  zorlayıcı davranmayı, durumu kontrol etmeyi ve direnmeyi bırakıp, o durumun değişmesine izin vererek “teslim olmak” gerekebilir. Bu tutulma hayatımızda bir “kısırdöngü” şeklinde tekrar ederek bize zarar veren konularla olan bir yüzleşme zamanına işaret ediyor ve ıslah edilmesi, yeniden yapılandırılması ya da miadını doldurduğu için tamamen bırakılması gereken hayatımızdaki bazı yapılara odağımızı çevirecek gibi görünüyor.

 

Bu tutulmada asteroid Ceres de, Oğlak’taki Güneş, Merkür, Satürn ve Pluto ile kavuşum halinde. Besleyen, büyüten ve iyileştiren prensibiyle Ceres tarım, toprak, annelik, bakıcılık, hemşirelik ve öğretmenlik gibi temalara işaret ediyor. Çocuklarla, yaşlılarla ilgilenmek, bedensel/zihinsel anlamda sağlığımızı ilgilendiren konular, sağlığımızı iyileştirmek üzere hayat düzeninde, yeme alışkanlıklarında düzenlemeler yapmak gibi konular söz konusu olabilir. Hayatımızda özellikle anne, annelik, genel anlamda dişil figürler ve çocuklar önem kazanabilir. Ayrıca Yengeç’teki Ay, İkizler takımyıldızındaki Castor sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Bu sabit yıldız Dr. Eric Morse’a göre, sinir krizlerine ve nevrotik rahatsızlıklara işaret ediyor. Ayrıca insanda bilinçdışı olarak  bir çeşit “felaketi” çağrıştıran ve derinde kalmış bir korkuyu uyandırıyor. Öyle ki geçmişte yaşanan travmaya ya da krize az da olsa benzeyen her hangi bir olay gerçekleştiğinde, kişi buna ilk seferinde olduğu gibi korku içerisinde tüm yanlış hamleleri yaparak yanıt verebiliyor. Bu yıldız Ay ile olan kavuşumlarında, korkaklık, güven kaybı, duyarlılık, güçlü sezgiler, gözden düşme, ciddi kazalar, yüzden yaralanmalar, silahlı saldırılar,  bıçaklanmalar, körlük, ameliyatlar, şiddetli ateşlenmeler, hapsedilme, sürgün, kötü niyet, tecavüz, cinayet  ve gemi kazalarına işaret edebiliyor.

 

Yengeç’teki Ay’ın Sabian Sembolü cümlesi ise, “Bir primadonna şarkı söylüyor” şeklinde. Bu sembol kendi sanatını ve yeteneğini icra etmekte bir numara olan ve başkalarını sesiyle büyüleyen birisinden bahseder. Siz de aynı şekilde bir konuda etrafınızdakilerin ilgisini ya da dikkatini çekmek adına sesinizi yükseltmek ya da bazı yeteneklerinizi ortaya koymak durumunda kalabilirsiniz ya da yetenekleriniz ve becerilerinizin sonuna kadar sınandığı bazı testlerden geçebilirsiniz. Burada önemli olan kendinize koyduğunuz engelleri yıkıp kendi kalbinizi açabilme ve kendi doğrunuzu söyleyebilme cesareti göstermektir. Bu sembol her kafadan bir ses çıksa da, sizin sesinizin gücüne işaret eder. Uzun süredir konuşmak istediğiniz her ne varsa ya da vermek istediğiniz mesaj  her neyse, konuşmaya başladığınız insanlar büyük bir dikkatle sizi dinleyebilir.  Buradaki riskler ise, sırf dikkat çekmek için sergilenen duygusal dramalar, tutkuları abartılı bir şekilde dışa vurmak,  sürekli sahneyi işgal etmek, tantanacı tavırlar ve insanların dikkatlerini dağıtmak şeklinde. Yengeç’teki bu tutulma uzun süredir bizi bir “kabuk” gibi koruduğuna inandığımız, bir çocuk gibi belki içine saklandığımız bir takım bilindik yapıları, alışkanlıklarımızı ya da bağımlı ilişkileri sarsacak ve bizi kabuğumuzdan çıkarıp  “büyümeye” ve sorumlu olduğumuz adımları atmaya zorlayacak gibi görünüyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*https://sabiansymbols.com

*The Living Stars, Dr. Eric Morse

 

MARS YAY’DA – 3 Ocak 2020

 

“İnançlarını yaşa, onları hayata geçir, işte o zaman dünyayı bile döndürebilirsin.” - Henry David Thoreau

 

Mars Yay’daki yolculuğuna başladı ve 16 Şubat 2020’ye kadar burada kalacak. Bu konumdaki Mars inançlarını gerçekleştirmek, kendi inançlarını, fikirlerini ve prensiplerini savunmak ve onlar için savaşmak üzere hareket eder. Yaşama güvenen ve inanan, iyimser, çoşkulu, deneyime ve maceraya açık bir tavır söz konusudur. Mars bu konumda kendisinden farklı yaşamları, inançları ve kültürleri deneyimlemek, yeni ufuklara açılmak, bunların sonucunda edindiği deneyimlerle yaşam bilgeliğine ulaşmak ve kendisine ait bir yaşam felsefesi oluşturmak amacındadır. Farklı ufuklara açıldığı bu yolculukta, kendisinden farklı tarzlarda yaşayan ve inanan insanlara karşı hoşgörü ve anlayış geliştirir, kendi edindiği deneyimlerin sonucunda belirli yargılara, hükümlere varır ve taraf olur. Yaşayarak vardığı bu hükümler ve yine yaşayarak geliştirdiği inanç ve prensiplerini savunma ve onlar için mücadele etme konusunda oldukça sert olabilir. Bu konumdaki Mars’ı, kendi yaşam ustalığını ve deneyimlerini başkalarına aktarmak üzere gezen bir “bilge” gibi görebileceğimiz gibi, kendi inandıklarını vaaz etmek üzere dolaşan bir “misyoner” ya da kendi inançları için savaşan bir “inanç savaşçısı” olarak da görebiliriz. Bunların yanı sıra, Yay’daki Mars asil, iffetli, ahlaklı ve etik davranışlara da işaret eder.  Bu konum tüm doğa sporları ve macera yolculukları için uygundur.

 

Olumsuz ifadelerinde, Yay’daki Mars katı inançlara, fikirlere, önyargılı ya da aşırı yargılayıcı, fanatik, tavırlara işaret edebilir. Hayata aşırı derecede güvenen ve aşırı iyimser bir tavırla işlerin kendi kendine düzeleceğine inanma, her şeyi yarına erteleme ve üşengeçlik söz konusu olabilir. Bu anlamda istediği şeylerin peşinden gitmekte zorlanabilir. Diğer yandan ayağını yorganına göre uzatamaması ya da boyunu aşan vaatler vermesi yüzünden yapabileceğinden çok daha fazla işe girişebilir. Sürekli “yarına” ve gelecekteki olasılıklara odaklanması, burnunun ucundaki, o an halletmesi gereken şeyleri göz ardı etmesine ve “bugünün” işlerini aksatmasına yol açabilir. Kendisini herkesten üstün gören asilzade, kibirli ve lütufkar tavırlar, patavatsızlık, düşüncesizlik, kabalık, fırsatçılık ve kendi yapamadıklarını başkalarına vaaz eden iki yüzlü bir ahlakçılık söz konusu olabilir. Nasıl mücadele ettiğimizi ve savaştığımızı gösteren Mars, sınıf bilinci yüksek bir burç olan Yay’da insanları “aşağıdakiler”-“avam” ve “yukarıdakiler”-“asil” olarak ayırabilir. Bu anlamda  sürekli asil ve ahlaklı davranışlar sergileyerek, kavga etmeyi, mücadele vermeyi ve savaşmayı “avamlık”, bir “aşağıda olma” durumu olarak nitelendirebilir. “Büyüklük bende kalsın” tavrıyla gerçekten gerekli olan durumlarda bile savaşmaktan kaçınabilir.

 

Mars’taki Yay’ın yönetici gezegeni Jüpiter Oğlak’ta, Güney Ay Düğümü ve Merkür ile kavuşum halinde. Hareketlerimizin ve adımlarımızın temkinli ve planlı olması oldukça önemli. Hayata ya da kendimize aşırı derecede güvenmek, işleri yarına havale etmek, ertemek, sonuçlarını düşünmeden zamanımızı, enerjimizi ya da paramızı çarçur etmek, sonradan bizi daha da sınırlandıran ve zorlayan koşullarda kalmamıza neden olabilir. Özellikle yapılması gereken her ne varsa bunlar için planlama yapmak, disipline olmak, aşırılık gördüğümüz yerlere “sınır” getirmek gerekebilir. Düşüncelerimizde, konuşmalarımızda ve hareketlerimizde “kontrolü” sağlamak, hedeflerimize daha kısa yoldan varmamızda bize yardımcı olacaktır, diğer yandan bu baskı ve sürekli kontrol sağlamaya  çalışmak bizde karamsarlığa ve depresifliğe de neden olabilir. Engellenmiş hissettiğimiz yerde, bu engelin aslında yapmamız gereken birşeyi atladığımıza ve yeniden yapılandırmak, inşa etmek üzere bir daha bakmamız gerektiğine işaret ettiğini düşünebiliriz. Karşımıza çıkan zorluklar, o alanda sağlıksız ve verimsiz bir şekilde ilerlediğimizi gösterebilir. Burada herşeye “evet” dediğiniz, yapabileceğinizden fazlasına söz vererek ya da haddinden fazla sorumluluk alarak sınırlarınızı bilmediğiniz konuları düşünebilirsiniz.  Mars Yay’da aşırıya kaçabilme riskine işaret etse de, yöneticisi Jüpiter de içinde olmak üzere Oğlak’ta beş gezegenden oluşan bu stelyum, bize “sözlerine, hareketlerine ve adımlarına çok dikkat et” diyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

devamı

Misty Kuseris   Türkçesi: Belgin Avunduk

 

Dengeyi Bozmak Pahalıya Patlayabilir

26 Aralık 2019 Halkalı Güneş Tutulması

An annular eclipse, in which the moon passes in front of the sun leaving only a golden ring around... [+] its edges. (AP Photo/Shuji Kajiyama)26 Aralık 2019 tarihinde 4˚ Oğlak burcunda Doğu Avrupa, Asya, Kuzey Avusturalya, Pasifik ve Hint Okyanusundan seyredilebilecek Halkalı Güneş Tutulması meydana gelecek. Bu tutulma 3 dakika 40 saniye sürecek.

Bu, 1900 ve 2100 yılları arasında 4˚ Oğlak burcunda meydana gelecek ikinci güneş tutulmasıdır. İlki 25 Aralık 2000 tarihinde parçalı bir tutulma olarak gerçekleşti. Sonuncusu ise 26 Aralık 2038 tarihinde tam güneş tutulması olarak gerçekleşecek.

Güneş tutulmasının etkisi 1 yıl sürebilir. 25 Aralık 2000’den sonraki tutulmaya bağlı olarak dünyada ve Türkiye’de 2001 yılında gerçekleşen en dikkat çekici olaylar aşağıda yer almaktadır:

·        24 Ocak 2001 – Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 4 koruması ve şoförü, uğradıkları silahlı saldırıda öldürüldü.

·        26 Ocak 2001 – Hindistan’da 7.7 şiddetinde 2 dakikadan fazla süren ve 20000 kişinin ölümü ile sonuçlanan deprem oldu.

·        19 Şubat 2001- Cumhurbaşkanı  Ahmet Necdet Sezer Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa fırlattı. Türkiye’nin bu olayla başlayan krizle Gayri Safi Milli Hasılası 51 milyar dolar azaldı.

·        25 Nisan 2001 – Merkez Bankasına özerklik getiren yasa TBMM' de kabul edildi.

·        11 Eylül 2001 – İki yolcu uçağı, 18 dakika arayla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'nin bulunduğu iki gökdeleni vurdu. Saldırıda 5 binin üzerinde insan öldü.

4˚ Oğlak burcunda olan bu tutulma Türkiye için önemli çünkü Türkiye’nin alçalanının (Oğlak 7˚) yanı başında oluyor. Türkiye’nin yükselen ve kaynaklarının yöneticisi Ay’a (İkizler 29˚) burç dışı da olsa karşıt açı yapıyor. Ve son olarak da Türkiye’nin Güneş (Akrep 5˚) burcunun yöneticisi Mars’a (Terazi 7˚) da kare açı yaparak bir T-Kare yaratıyor.

Otorite figürlerinin karşılarındaki insanı/ devleti/ muhalefeti/ yandaşlarını/ diplomasiyi yok sayarsa dengenin/ barışın bozulabileceği ve sonunda herkesin (yönetimin, ülkenin, halkın, hazinenin) zarar göreceği bir açıdan bahsediyoruz. Yani uzun sözün kısası dengenin bozulmasının parasal açıdan oldukça pahalıya patlayacağı bir açı bu.

Peki bizim açımızdan bu kadar tehlikeli bir kombinasyona sahip olan bu tutulmanın bu seneki genel görünümü nasıl olacak? Bu harita ilk bakışta göze olumlu görülebilir. Çünkü tutulmaya Jüpiter kavuşum yapıyor ve Retro Uranüs ile üçgen açıdalar. Ancak unutmamak gerekir ki bu tutulmanın yöneticisi olan Satürn Plüton ile 2˚orb ile kavuşum halinde olacak.

Satürn-Plüton kavuşumu ortalama 33 senede bir gerçekleşir ve tam kavuşum 12 Ocak 2020’de gerçekleşecek.

Aynı burçta gerçekleşmesi ise ortalama 735 yılda bir olur. Grafikten de görebileceğiniz gibi bir önceki Oğlak burcu kavuşumu 1518 yılında gerçekleşmişti.  (Plüton o dönemde daha keşfedilmemişti.) O döneme damgasını vuran olay, Martin Lutin King’in Protestanlık mezhebinin temelini oluşturan 95 tane maddelik metininin insanların arasında hızla yayılmasıdır. Bu Hristiyanlık dünyasında bir reform hareketidir.

Satürn-Plüton kavuşumu ayrı bir yazı konusudur. Ancak Micheal Lutin’in 2019 NCGR konferansında ki açılış konuşmasında söylediklerini özetlersek: bu kavuşum bizim içinde yetiştiğimiz sistemle ve en büyük korkularımız ile (kaybetmek veya başımıza kötü bir olay gelmesi) yüzleşmemizin sembolüdür. Tek yapabileceğimiz ise yüzleşmek, öğrenmek ve kucaklamaktır. Özel mülklerimizin bize ait olmadığını, sınırların sınandığını, toplumun en üst seviyesinden en alt seviyesine kadar bozulmanın gerçekleştiğini, sınırların artık sadece Dünya ile ilgili olmadığını, gerçeği kabul etmeyi, şimdiye kadar yaşadığımız yaşam tarzının artık bittiğini bu dönemde deneyimleyeceğiz. (Tanıdık geldi mi?)

Micheal Lutin’in konuşmasının sonunda söylediği ve benim çok hoşuma giden cümleyi aynen çevireceğim: “Çok kötü şeyler olmayacak, tam olarak hak ettiğimizi alacağız. Ve merak etmeyin, Oğlak her durumda hayatta kalmayı becerir! ?”

26 Aralık 2019 Güneş Tutulmasının genel görünümüne geri dönüp gezegenlerin durumlarına bakacak olursak Ay kendi üçlülüğünde (triplicity) ancak zararda, Venüs vechinde, Jüpiter vechinde ama düşük, Merkür hem zararda hem de sınırı aşmış (out of bonds) durumda, Satürn ve Mars ise yönetici konumundalar. Kısacası Güneş (peregrine), Ay (zararda), Jupiter (düşük) ve GAD oluşan kavuşum Oğlak burcunun en iyi yanlarını gösterebilecek durumda gözükmüyor. Bu kavuşum Uranüs ile üçgen açı yapıyor. Ve tutulmamın yöneticisi Satürn ise yönetici konumunda ama Plüton ile kavuşuyor.

Bu açının en sağlıksız halini bir iktidar olarak tanımlayacak olsaydık kontrolcü, güç ve statü peşinde olan, hoşgörüsü kalmamış, kendi iktidarını güvenliğinden şüpheli, baskıcı, gerçekleri tam olarak görmeden yönetmeye çalışan bir iktidar hayal ederdik. Hali hazırda ki konjonktürde dünyada bu tür iktidarları zaten gözlemliyoruz. Şimdi de böyle bir iktidarın ani ve beklemediği bir olay/durum ile karşılaştığını düşünelim. İktidarın maddi dünyadaki uygulama kabiliyetleri bu kadar sağlıksız bir haldeyken herhangi bir beklenmeyen değişim oyunu bozacaktır.

Peki böyle bir durumda bu hayali iktidarımızın bu durumu atlatmak için ne yapması gerekirdi? Kabul etmesi gereken gerçeği görerek gücünü doğru hedefe yönlendirip mevcut durumda yozlaşmış ne varsa arıtıp yeniden yapılanması gerekir. 

Peki iktidarlar bunu yapabilecek mi?

Astroloji Dergisi/Aylin Tezcan Beyazoğlu    

 

OĞLAK’TA HALKALI GÜNEŞ TUTULMASI

 

 

“Engellerin sizi durdurmasına izin vermeyin. Eğer bir duvara toslarsanız, hemen arkanızı dönüp vazgeçmeyin. Duvara nasıl tırmanacağınızı, onun içinden nasıl geçeceğinizi ya da etrafından nasıl dolanacağınızı çözmeye çalışın...” - Michael Jordan

 

26 Aralık 2019’da Türkiye saatiyle 08:12’de 4 derece Oğlak’ta Halkalı bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma 3 dakika 40 saniye sürecek ve Orta Doğu’dan, Güney Hindistan’dan, Güneydoğu Asya’dan, Avustralya’nın bazı bölgelerinden gözlemlenebilecek. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürer ve hayatımızda zamanı gelen bazı temalara işaret eder. 10 Ocak 2020’de Yengeç’te gerçekleşecek olan Ay tutulması ise, bu Güneş tutulmasıyla birlikte artık karşımıza çıkacak olan temaları tamamlayıcı nitelikte olabilir ve gidişatın nasıl olacağı, ne gibi düzenlemeler yapmamız gerektiğine ışık tutabilir.

 

Oğlak’taki bu Güneş tutulması Büyük Uğurlu Jüpiter ile kavuşumda. Dolayısıyla iyimserlik, hayat karşı güven, inanç, şans, fırsat bolluğu, hoşgörü, cömertlik, maddi/manevi anlamda büyüme gibi temalara işaret edebilir. Ufkumuzu her anlamda genişletmek adına, yeni şeyler öğrenmeye ve deneyimlemeye açık olabilir, seyahat edebilir ya da şimdiye kadar edindiğimiz deneyimlerimize daha üst bir perspektiften bakarak bir kavrayış ve iç görü kazanabiliriz. Diğer yandan Jüpiter’in Oğlak’ta düşük konumda olduğunu unutmamamız gerekiyor. “Büyümemiz” için gerekli çabayı, emeği göstermemiz ve fırsatlar ayağımıza gelince, onları en doğru ve verimli şekilde değerlendirmek için gerekli hazırlıkları yapmamız şart. Disiplinsizlik, plansız hareket ve tembellik özellikle doğru zamanlama yapmamıza engel olabilir. Yapılması gerekenleri ertelemeden yapmak, enerji, zaman veya para anlamında tasarruflu davranmak, yani “sadeleşmek”  bizim için gerçekten önemli olan hedeflere ulaşmamıza yardım edebilir.

 

Tutulmanın yöneticisi olan Oğlak’taki Satürn, Pluto ile kavuşumda. Güneş/Ay - Jüpiter kavuşumunu da hesaba katarsak, Oğlak’taki bu stelyum (kümeleşme) tutulmaya oldukça ciddi bir hava veriyor. Bu kavuşum özellikle güç, kontrol ve dönüşüm temalarına dikkat çekiyor. Hem aile (ebeveynler) hem de iş hayatımızdaki otorite figürleri, bu otorite figürleri ile ilgili problemler, sorumluluklarımızın artması, kısıtlamalar, zorlayıcılık, manipülasyonlar, güç savaşları, hayatımızda bize zarar veren veya işlevini tamamlamış unsurların ve yapıların atılması ya da arıtılıp yeniden hayata katılması gibi konular gündemimize gelebilir. Devamlı olarak kontrol etmeye ve güç uygulamaya çalıştığımız alanların ya da yapıların sarsılması, buralarda artık dönüşüme, değişime ya da problemleri gerçekçi bir açıdan ele alıp çözmeye bizi davet ediyor olabilir. Bu alanlarda yeniden bir yapılandırmaya gidebiliriz. Otorite problemleri özellikle kendi önceliklerimizi belirleyip kendi seçimlerimizi yapamadığımız, kendi yaşam sorumluluğumuzu alamadığımız ya da üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getiremediğimiz noktalarda, bizi baskılayan, zorlayan insanlar ya da olaylar şeklinde karşımıza çıkabilir. Başkaları üzerinde kontrol sahibi olmaktan ziyade kendimizi disipline etmek, öz-denetimimizi arttırmak, yaşamımızı organize etmek ve gereksiz yüklerden kurtulmak, hem yaşamımız üzerindeki denetimimizi ve verimliliğimizi arttıracak hem de gerçekten bizim için önemli olan konulara ve hedeflere odaklanmamızı sağlayacaktır.

 

Tutulmaya Koç’taki Kayron’un (Chiron) kare açı yaptığını görüyoruz. Bu açı artık şifalanması gereken bir “yaranın” açığa çıkmasına işaret edebilir. Bu acının kaynağı geçmişimiz, ebeveynlerimiz veya ailemiz olabilir. Bu yara, bizi kendi isteklerimizin ve hayatımızın sorumluluğunu almaktan alıkoyan karamsarlığın, korkuların, yetersizlik, suçluluk duygularının ve özyıkıcı davranışların nedeni olabilir. Bununla ilgili olarak kendimize şu soruları sorabiliriz: “Yaramın ya da içimdeki bu acının doğası nedir?”, “Tam olarak neler hissediyorum?”, “Gizliden gizliye bu durum için kimleri suçluyorum?”, “Bu acıyı inkar etmek, kaçmak ya da bunu telafi etmek için durmadan yaptığım şeyler nelerdir?” “Yaralanmadığımı ve güçlü olduğumu kanıtlamak için nerelerde durmadan güç savaşı veriyor ve yıkıcı davranıyorum? Acı çekmemek için kendimi kilitlediğim veya sabote ettiğim alanlar nelerdir?” Bu süreçte “sadece bir insan” olduğumuzu, kırılgan ve yaralanabilir olduğumuzu anlamak, ruhsal/bedensel sınırlarımız olduğunu kabullenmek, öncelikle kendimize karşı affedici olmak ve gerekirse yardım almak faydalı olabilir.  Başkalarını suçlamadan kendi iyileşme sorumluluğumuzu alarak ve kendi içimizde ve dışımızda bizi hasta eden unsurları hayatımızdan çıkarmaya gönüllü olarak kendimize yardımcı olabiliriz. Ayrıca tutulmaya, Boğa’da geri hareketteki Uranüs’ün ise üçgen açı yaptığını görüyoruz. Bu uyumlu açı, özgürlük ihtiyacımızın, kendi farklılığımızı ve bireyliğimizi ifade etme isteğimizin artmasına işaret ediyor. Anlık gelen sezgiler ve iç görüyle bazı şeyleri aniden kavramak, değişime kolayca uyum sağlamak, açık fikirlilik, yaratıcılık ve sorunlara farklı bir bakış açısıyla bakarak çözmek söz konusu olabilir. Bireyleşmek, yer yer yalnız kalmayı göze almak, gerekli yerlerde değişime gitmek, alışıldık yöntem ve bakış açılarından özgürleşerek, yeni yöntemlerle ilerlemek gelişimimize faydalı olabilir.

 

Tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi ise şu şekilde: “Kızılderililer – Bazıları kanoda kürek çekerken, bazıları  ise savaş dansı yapıyor.” Bu derece, bir yandan gitmeniz gereken yöne doğru kürek çekerken bir yandan da bulunduğumuz koşullara istikrar ve sükunet getirmekle ilgilidir. Bazen kendi yolumuzda giderken, bazıları bizi üzmek ve başımıza bela açmak ister. Burada bir seçim yapabiliriz. Ya savunmada kalabiliriz ya da kürek çekmeye devam edebiliriz. Kendimizi savunalım derken, sorunu saldırganlıkla ve öfkeyle çözmeye çalışmak hiçbir işe yaramaz. Önemli olan doğru yerde ve zamanda sakince “kişisel gücümüzü” göstermek ve kendi pozisyonumuzu savunmaktır. Bu şekilde etrafımızdakilerin güvenini de kazanabiliriz. Sembol, hedefinize varmak için kararlılıkla kürek çekmeye devam etmeniz gerektiğini söyler. Bu sembolün riskleri, göz korkutmak, tehdit, yüzeysel güç gösterileri, aşırı duygusallık, kuru gürültü, sevgiyi engelleyen davranışlar ve trrafik canavarlığı şeklindedir. Kriz durumlarında bir işi tamamlamak için, kişisel husumetleri bir yana bırakıp güçleri birleştirmek ve işbirliği yapmak gerekebilir. Sembol kontrol edebileceğimiz “tek kişinin” kendimiz olduğunu, olaylara yaklaşımımızın ve kararlılığımızın her türlü müdahaleye rağmen bizi doğru sonuca götüreceğine işaret ediyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

*https://www.astro.com/astrology/iam_article180215_e.htm,“Chiron, The Soul Wanderer”, Milla Basso

*http://www.astrolojidergisi.com/mitoloji12.htm

GÜNEŞ OĞLAK’TA – 22 Aralık 2019

“Eğer hayattaki sorumluluğunun ne olduğunun farkına varırsan, kaderinin de farkına varırsın...” - Tasneem Hameed

 

Güneş Oğlak burcuna girdi. Aynı zamanda bu tarih kuzey yarım kürede en uzun gecenin ve en kısa günün yaşandığı kış dönümünün yani kış mevsiminin başladığı zamana denk gelir.  Bu tarihten sonra günler uzamaya, geceler kısalmaya başlar. Güneş’in o yıl Oğlak burcuna geçişine bağlı olarak 21 veya 22 Aralık’ta dünyanın çeşitli bölgelerinde yüzyıllardan beri çeşitli kutlamalar yapılmış ve festivaller düzenlenmiştir. Buradaki tema, kışın giderek Güneş’in ışığının azalması, ölmesi ve aynı noktada günlerin uzamaya başlamasıyla yeniden doğmasının kutlanmasıdır. Mısır ve Mezopotamya’da Oğlak burcunun sembolü alt tarafı balık üst tarafı ise oğlak şeklinde, yaşam ağacının yapraklarından beslenen bir figür olarak resmedilmiştir. Bu yönden Oğlak, “medeniyeti”  getiren ve güneşi yeniden doğuran özelliklerle ilişkilendirilmiştir. Bir medeniyetin oluşturulması için önüne çıkan engellerin aşılması, mücadele verilmesi, sınırlar ve kurallar ile o medeniyetin yapılandırılması, görev ve sorumlulukların dağıtılarak bunların idaresi ve denetimi Oğlak burcu ile ilgilidir. Arketipsel manada Oğlak devlet başkanı, başbakan, büyük şirket idarecisi, baba, otorite figürü, yaşlı ve saygıdeğer kimse, münzevi ve strateji uzmanıdır.

İsteklerimizi, yaşam amacımızı ve egomuzu temsil eden Güneş Oğlak’ta toplumsal bir kimliğe bürünür. Buradaki amaç Oğlak’ın kendi özünün isteklerini, kendi doğasını toplumsal kimliğiyle birleştirmesi ve böylelikle kendisini gerçekleştirmesidir. Kendisine koyduğu hedefler kendi kalbinin istekleriyle uyumlu olmalıdır. Hedeflerini bir kere belirledikten sonra, bu hedeflere ulaşmak için gereken azme, sabra, kararlılığa, özdisipline, sorumluluk ve görev bilincine sahiptir. Oğlak, zirveye çıkmaya çalışırken kısıtlamalar, engeller ve zorlu koşullarla karşılaşacağının farkındadır. Zor koşullarda kendisini disipline edip isteklerini ve ihtiyaçlarını da kontrol alabilir, zorluklar ve engeller onu yıldırmaz hatta daha da güçlendirir. Oğlak’ın hedefini seçerken bunu gerçek isteklerine göre mi yoksa ona toplumda saygınlık, prestij ve statü getirmesi için mi seçtiğini iyi belirlemesi gerekir.  Çünkü Oğlak gölge olarak toplumun beklentilerini ön plana alarak kendisine ekonomik güvence ve statü getiren işlere yönelebilir. “Otorite” olmaya çalışırken kendisini hep otorite figürleriyle mücadele ederken bulabilir. Oğlak’ın yaşam amacı kendi hayatının otoritesi olmak, yaşamda kendi seçimlerini yapmak ve bu seçimlerinin sonuçlarıyla kaçmadan bir “yetişkin” gibi yüzleşmektir. Bunu yapmadığında Oğlak başkalarının hayatlarını kontrol etmeye çalışır.

 

Oğlak’ın duygularıyla bağlantısı kesilirse soğuk, duyarsız ve katı birisi olabilir. Hedeflerine doğru “yalnız” yol alabilmesi ve münzeviliği uç noktada kimsesizliğe dönüşebilir. Bir şeyler başararak kendisine duyması gereken saygıyı dışarıda arayabilir. Kendi isteklerine sırtını döndüğünde kendisini hiç ait olmadığı bir toplumsal role bürünmüş ve aslında başkalarına ait sorumlulukların ve yüklerin altında ezilmiş bulabilir. Görev ve sorumluluk bilinci gölge olarak, her şeyden kendisini sorumlu hissedip sürekli başkalarının sorumluluğunu almak, işleri başkalarına delege edememek ve öncelikleri belirleyememek şeklinde görülebilir. Melankolik ve gerçekçi doğası, karamsarlığa ve depresifliğe; temkinliliği ise hayata hiç güvenmeyen ve korku dolu bir tarzda görülebilir. Her zaman doğruyu yapma, mükemmel davranma takıntısı ve yüksek standartlarla kaskatı kesilip, hayatta hiç işlev görmeyen bir kişiye dönüşebilir.

 

Oğlak’taki Güneş’in yöneticisi Satürn kendi yöneticiliğinde, Oğlak’taki yolculuğunu sürdürüyor. Bu dönemde hayatımızdaki otorite figürleri (baba, idareciler, başkanlar, patronlar vs), geleneksel sistemler (ailevi veya toplumsal), kontrol, baskı,  sınırlamalar, engeller ve sansür gibi temalar gündemimizde olabilir. Seçimlerimizin sonuçlarıyla yüzleşmek yani “ektiğimizi biçmek” söz konusu olabileceği gibi, başkalarının hayatını kontrol etmeyi bırakıp yaşamımızın kontrolünü elimize alıp bazı seçimler yaptığımız, hayatımızı organize ettiğimiz, fazladan aldığımız yükleri ve sorumlulukları delege edip “önceliklerimizi” belirlediğimiz ve kendimizi amaçlarımıza giden yolda disipline ettiğimiz bir dönem de olabilir. Görev ve sorumluluk alırken kendi hedeflerimizden ve bizim için önemli olan şeylerden uzaklaşmadığımızdan emin olursak iyi olur. Kendi isteklerimizi gerçekleştirmek adına yalnız kalmayı göze almak durumunda kalabiliriz. Koyduğumuz hedeflerin de bir gerçeklik testinden geçeceğini unutmamak gerekir. Kendine aşırı yüklenen ve aşırı mükemmeliyetçi bir yaklaşım bizi depresyona, karamsarlığa ve korkuya sürükleyebilir.  Bu noktada her insan gibi yetersizliklerimizin ve zayıflıklarımızın olduğunu kabullenmek, bu konularda daha etkili ve gerçekçi adımlar atmamıza dolayısıyla yaşamımız üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmamıza yardım edebilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

  

VENÜS KOVA’DA -  20 Aralık 2019

 

“Öyle sevmelisin ki, sevdiğin insan kendisini özgür hissetmeli...” - Thich Nhat Hanh

 

Venüs Kova burcuna girdi ve  13 Ocak 2020’ye kadar buradaki yolculuğunu sürdürecek. Bu konumdaki Venüs, bilinen modellerin dışında, kendine özgü, orijinal bir tarzda ilişki kurmayı sever. Rasyonel, tarafsız, düşünce alışverişini seven, herkese eşit mesafede duran, insancıl, özgürlükçü, bireyliğe değer veren ve farklılığını ifade etmekten hoşlanan bir tarzı vardır. Sahiplenici değildir; hem kendisine hem de diğer insanlara bireyliklerini ve özgürlüklerini ifade etme fırsatı tanır.

 

Venüs Kova’da “Ne kadar farklı ve sıra dışıysam, o kadar değerliyim” diyebilir. Sadece isyan etmek için isyan eden, sırf farklı olmak için eksantrik, uçuk kaçık zevkler peşinde koşan, toplumdan kopuk ve asosyal bir konumda kalabilir. İnsanlığın ileriye götürecek her türlü fikrin ve teorinin kendisinde olduğu iddiası ukalalığa ve küstahlığa varabilir ve yaşama hep bir gözlemci gibi, uzaktan hiç katılmadan yaşayabilir. Grubun veya toplumun içinde bireyliğini, farklılığını hiç ifade etmemesi ve boyun eğmesi de söz konusu olabilir. Bu durumda kendisini hiç ait hissetmediği yapılar ve gruplar içerisinde bulabilir. Tüm insanlara aynı mesafeden arkadaşça yaklaşan sevgi tarzı, ikili ilişkilerde bir problem olabilir. Eşitliğin, tarafsızlığın öne alındığı, herkesin bireyliğine önem verilen bu durumda, “tek bir kişinin” kendisini önemli ve özel hissetmesi pek mümkün olmayabilir. Bağımsızlığı aşırı derecede sevmesi, bağlılık gerektiren hiçbir ilişkiye girememesine ve böylesi ilişkileri sıradan bulmasına neden olabilir. Bunun sonucu güvenilmez ve aşırı kayıtsız birisi olarak algılanabilir.

 

Venüs Kova’nın geleneksel yöneticisi olan Satürn Oğlak’ta; modern yöneticisi Uranüs ise Boğa’da.  Birey olabillmek, kendine yeterlilik, tek başına yol gidebilmek ve bağımsızlık gibi temalar önem kazanabilir. Alışık olduğumuz değer sistemlerinden ve yapılardan özgürleşebilir, kendimiz için daha önemli ve öncelikli olan konulara odaklanmaya daha çok ihtiyaç duyabiliriz. Venüs Kova’ya girer girmez, Uranüs’e olan kare açısını kesinleştirmek üzere ilerliyor. Bu açı özellikle ilişkilerde bağımsızlık arzumuzun artmasına işaret edebileceği gibi, maddi/manevi değerlerimiz konusuda da ani değişliklere veya istikrarsızlıklara işaret edebilir. Özellikle değer verdiğimiz şeylerle ilgili bakış açımızı değiştirecek veya bizi daha farklı bakmaya zorlayacak deneyimler yaşayabiliriz. Geleneksel ve eski bakış açıları önemini yitirebilir. Bu deneyimler, bizi kendi doğamıza ve kendi bireysel isteklerimize daha uygun hedeflere gitmemiz gerektiğine işaret edebilir. Kendi sorumluluğumuzu alarak seçimlerimizi yapmak, hedeflerimizi belirlemek ve bu hedeflere giden yolda çaba sarf etmek gerekebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

 

Detaylar ve kayıt için: https://www.astrolojidersleri.com/seminer

 

 

İKİZLER’DE DOLUNAY

 

 

“Soru soran sadece bir dakikalığına aptaldır, soru sormayansa sonsuza kadar aptal kalır.” - Çin Atasözü

 

12 Aralık 2019’da Türkiye saatiyle 08:12’de 19 derece İkizler’de bu yılın son Dolunay’ı gerçekleşiyor. İkizler – Yay aksındaki bu Dolunay, değişim, adaptasyon ve yeniliklere açık olma temalarını gündeme getiriyor.  Doğru seçimler yapmak adına doğru soruları sormak ve objektif bir şekilde iletişim kurmak önemli. Kararsız kaldığımız noktalarda doğru kararlara ulaşmak adına sağlıklı bir merak duygusuyla bilgilenmek ve öğrenmek durumundayız. Varsayımlarımızın ve kanılarımızın bizi yanlış yerlere götürmesine izin vermekten ziyade problemlere “rasyonel” ve “tarafsız” bir açıdan bakmak duygusal anlamda bizi daha çok rahatlatabilir.

 

Bu Dolunay’a Balık’taki Neptün damgasını vuruyor.  Neptün, fokalinde kendisi olmak üzere, Yay’daki Güneş’e ve İkizler’deki Ay’a kare yaparak değişken bir t-kare oluşturuyor. Meydan okumaları ve zorlukları esneklikle ve kabullenicilikle çözmek durumunda kalabiliriz. Belirsizlik ve kararsızlık yaşayabiliriz. Neyin “gerçek” neyin “yalan” ya da genel anlamda ne yapacağımız konusunda bir kafa karışıklığı söz konusu olabilir. Bu karmaşa ya da kafa karışıklığının nedeni çözmek istediğimiz durumlarla ilgili olarak bir bilgi eksikliğine işaret edebilir. Diğer yandan bunun nedeni kendi kanılarımızın ve varsayımlarımızın gerçekliğine körü körüne inanmamızdan da kaynaklanabilir.  Neptün’ün aldanma/aldatma teması özellikle ilişkilerimizde kurduğumuz iletişimlerde kendisini gösterebilir. İkizler’deki Dolunay’ın konularıyla birleştirdiğimizde, özellikle yalan, hile, cinfikirlilik, sinirlilik, huzursuzluk, akıl karışıklığı, akıl oyunları, yanlış anlamalar, yönelimini yitirmek, günlük yaşamın zorunluluklarından kaçmak, düş dünyasına sığınmak, aşırı hassasiyet, duygusal dalgalanmalar ve kurban psikolojisi gibi temalarla karşılaşabiliriz.Sorunları yüzeysel davranarak ya da görmezden gelerek çözmek mümkün olmayabilir. Kaçmanın ya da gerçekleri kendi işimize geldiği gibi yorumlamamızın sonucu hayal kırıklığı yaşayabiliriz. Dolunay’ın yöneticisi Merkür de “zararda” bir konumda olduğu Yay’da ve açısız olarak duruyor. Mantık, rasyonellik ve muhakeme gibi fonksiyonlarını çok iyi ifade edemediği bir pozisyonda, dolayısıyla  bir konuyu tüm yönleriyle ele almadan veya öğrenmeden varsayımlarımıza ya da fantezilerimize göre hareket etme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu durum aldığımız haberleri ve bilgileri de hiç sorgulamadan kabul etmemize neden olabilir. Bu açıdan belirsizlik gidene yani bir durumu net olarak görene kadar karar vermemekte veya adım atmamakta fayda var. Ayrıca Fokal gezegen Neptün’e Akrep’teki Mars’ın kesin(partil) üçgen bir açı yaptığını görüyoruz. Bilinçli aklımızın sesini durdurarak “sezgilerimize” kulak vermek, içsel rehberimize güvenmek, rüyalarımıza dikkat etmek, gerekirse mevcut belirsizliği kabullenerek “gerçeğin” kendisini göstermesini beklemek ve aklımızı kurcalayan konularda daha derinlemesine bilgi sahibi olmaya çalışmak faydalı olabilir.

 

Güneş’in yöneticisi Jüpiter de “düşük” bir konumda olduğu Oğlak'ta ve Güney Ay düğümü ile kavuşum halinde. Birşeyleri yapıp yapamayacağımız konusunda gelgitler yaşayabilir, karamsarlık ve iyimserlik arasında gidip gelebiliriz. Bu gelgitler, doğru zamanlama yapmak konusunda bizi zorlayabilir. Jüpiter-Güney Ay Düğümü kavuşumunun yanısıra, Oğlak’taki Satürn-Venüs-Pluto kavuşumunu da hesaba katarsak, korkuların artması, karamsarlık, depresiflik, kendini ve hayatı aşırı derecede kontrol altına almaya çalışmak, sorumluluktan boğulmak ve otorite problemleri (ebeveynler, patronlar vs) söz konusu olabilir. Bildiğimizi düşündüklerimiz, katı yargılar, katı prensipler ve tutuculuk öğrenmemizin ve problemleri etkin bir şekilde çözmememizin önündeki en büyük engeller olabilir. Bu durumda esneyerek  öğrenmeye ve fikirlerimizi değiştirmeye yönelik çaba sarf etmek ve gerçekçi bir şekilde sorunlara yaklaşmak akıllıca olabilir. Jüpiter Oğlak’ta, emek sarf ederek ve çalışarak gelen bir  “büyümeyi”  gösterir. Bu anlamda çalışmadan önümüze sunulan şeylere karşı da dikkatli olmamız gerekebilir. O an için bize sunulanlar büyük planda hayrımıza olmayabilir ya da gerçekten büyümemizi desteklemiyor olabilir. Oğlak’taki Jüpiter’in Boğa’da geri hareketteki Uranüs ile üçgen açı yaptığını görüyoruz. Bu uyumlu açı, kendi bireyliğimizi ortaya koymakta, değişime açık olmakta ve sorunlarımıza daha farklı ve yaratıcı çözümler bulmakta bize yardımcı olabilir.

 

İkizler’deki Ay’ın Sabian sembolü cümlesi ise, “Çeşit bolluğu olan bir kafeterya.” şeklinde. Bu sembol olasılıkların ve alternatiflerin çokluğundan bahseder. Her ne kadar çeşit bol olsa da, her birinin bir bedeli olduğunu unutmazsak ve neyi seçtiğimiz konusunda dikkatli olursak iyi olur. Seçeceğiniz şeyin, sizi besleyip beslemediğinden ya da geliştirip geliştirmediğinden emin olmanız oldukça önemlidir. Bu sembol, seçip memnun kalmadığınız şeyleri değiştirebilme şansınız olduğunu söyler, fakat bu “kararını değiştirme” şansının da bir bedeli olduğuna işaret eder. Bu çeşitlilik, kafa karıştırıcı olabilir ve bizi kararsızlığa sürükleyebilir. Bir hevesle ve heyecanla kendimize hiç iyi gelmeyen ve bizi hiç doyurmayan şeylere çekilebilir ve kendimizi sonradan pişman olacağımız seçimler yapmış olarak bulabiliriz. Sembol bize seçeneklerin varlığını müjdelese de, gerçekten ihtiyacımız olan ve genel anlamda ruh/beden sağlığımıza iyi gelenleri seçmemiz konusunda da bizi uyarıyor.  Önümüzde parlayan fırsatlar ya da teklifler belirdiğinde, kendimize dönüp “Bu şu an ihtiyacım olan şey mi?”, “Bu önümdeki şey gerçekten istediğim bir şey mi?” ya da “Bu gördüğüm ya da duyduğum şey gerçek mi yoksa sahte mi?” şeklinde sorular sorabiliriz. Sembol parlayan herşeyin altın olmadığı konusunda bizi uyarıyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

 

MERKÜR YAY’DA  - 9 Aralık 2019

 

 

“Mutluluğun neden ibaret olduğunu aramaya devam ettiğin sürece, asla mutlu olmayacaksın;  durmadan hayatın anlamını arıyorsan da, hayatı asla yaşayamayacaksın...” - Albert Camus

 

Merkür Yay burcuna girdi ve 29 Aralık 2019’a kadar buradaki yolculuğunu sürdürecek. Değişken burçların (İkizler- Başak-Yay- Balık) bilgilenme ve öğrenme ile ilgili bağlantısı, Yay’da kendisini deneyimle, yani yaşayarak öğrenme temasına bırakır. Merkür “zararda” olduğu bu pozisyonda rasyonel, akılcı ve mantıklı bir şekilde çalışmaz daha çok içten bilme, esinlenme ve inançlar ile güdülenir. Merkür Yay burcunda zihinsel yolculuğuna çıkarken doğruyu bulmak, evrenin ve doğanın yasalarını anlamak ve yaşamdaki sorularına yanıt bulmak üzere bilginin peşinden gider. “Deneyim” bu yolculuktaki anahtar sözcüktür. Merkür Yay’ın değerlendirme, hüküm verme, hayatı geniş bir perspektifte bütüncül bir şekilde algılama, uzak görüşlülük, yaşam bilgeliği, kendinden farklı düşünenlere karşı hoşgörü, taraf olmak, öngörmek gibi fonksiyonlarını etkin bir şekilde kullanabilmesi için fildişi kulesinden yani evinden çıkması ve hayatı gerekirse kendisinden farklı düşünen insanlar ve kültürler arasında yaşaması gerekir. Merkür Yay, mantık zincirlerinden ziyade burada deneyim zenginliğiyle birtakım yargılara, düşüncelere, prensiplere, inançlara ve dolayısıyla kendisi için anlamlı bir yaşam felsefesine ulaşır. Yaşamın nasıl yaşanması gerektiğine dair düşünceler kendi yaşantılarıyla şekillenir.

 

Yaşam felsefesini kulaktan dolma ya da okunmuş bilgilerle oluşturmaya kalktığında, Merkür Yay’ın gölgeleri ortaya çıkar. Kendisini bir kuleye hapseden zihin, dışarıdan öğrendiği kendisinin deneyimlemediği katı prensiplerle, önyargılarla, katı inançlarla, kendi aklını herkesin aklından üstün gören kibirli bir tavırla dolar.  Taraf olma özelliği en uçta fanatizm şeklinde görülür ve kendi doğru bildiklerini, kendi vaaz ettiklerini uygulayamayan iki yüzlü bir ahlakçıya dönüşebilir. Bildiğimiz üzere Yay’ın glifi uzaklara, yıldızlara, ileriye çevrilmiş bir oktur. Merkür Yay’da yüksek idealler, gelecekteki fırsatlar ve yüksek etik değerler peşinde koşarken, “büyük resmi” görme ve uzak görüşlülük yetenekleri, burnunun ucunu göremeyen, yaşamdaki ayrıntılara ve zorunluluklara karşı dikkatsiz ve bugünün işlerini yarına bırakan, tembel bir tarza dönüşebilir. Aşırı güvenli ve iyimser düşünceler hayatta o an yapmamız gerekenlere karşı gözlerimizi kör edebilir. Merkür Yay’ın hoşgörü teması ya hiç hoşgörü göstermemek ya da aşırı derecede müsamahakar bir tavra dönüşebilir. Katı inançlar, önyargılar, kendi fikirleri ile ilgili memnuniyet “abartılabileceği” gibi, bilgiden bilgiye, deneyimden deneyime koşan tavır da abartılabilir. Aradığı şey burnunun ucunda olsa da onu göremeyebilir. Merkür Yay’ın yaşantıları sonucu elde ettiği düşüncelerini, içselleştirmesi ve anlamlaştırması için molalara da ihtiyacı vardır. Doğada vakit geçirmek ve mantıktan ziyade içten gelen bilgiye güvenmek Merkür Yay’a bu fırsatı verebilir. 

 

Merkür Yay’ın yönetici gezegeni Jüpiter, 2 Aralık 2019 itibariyle Oğlak burcuna girdi. Jüpiter’in Oğlak’a geçmesiyle birlikte,  özdisiplin, sabır, sınırlarımızı ve hedeflerimizi gerçekçi bir şekilde belirlemek, planlama yapmak, öğrediklerimizi ve kararlarımızı uygulamaya sokmak gibi temalar ile ilerlememiz gerekiyor. Jüpiter’in burada düşük konumda dolayısıyla hedeflerimize ulaşmak ve başarılı olmak için mümkün olduğunca üretken ve çalışkan olmak yani çaba sarf etmek durumunda kalabiliriz. Şimdiye kadar edindiğimiz deneyimlere göre bizim için şu anda en önemli ve öncelikli konular nelerdir? “Kendi doğamıza” en uygun hedefler nelerdir? Bunlar üzerinde düşünebilir ve gerekli planlamaları yapabiliriz. Aynı zamanda bu süreçte hayatımızda “sadeleşmeye” gidebiliriz. Aşırıya kaçtığımız her alanda - fazladan aldığımız sorumluluklar, fazladan enerji ve zaman harcadığımız işler/ilişkiler, harcamalar vs. - yüklerimizi azaltabilir ve kendimizi asıl yapmak istediğimiz işleri yapmak üzere disipline edebiliriz. Hayatımızdaki otorite figürleri (patron, yönetici, ebeveynler vs.)  ile ilgili yaşadığımız sorunlar, bir yetişkin olarak kendi  yaşam sorumluluğumuzu ne kadar aldığımız konusunda  bizi bir değerlendirme yapmaya itebilir.  Başkalarının bizim için karar vermesini ya da birşeyler yapmasını beklemeden, kendi adımıza kararlar alıp ilerlememız gerekebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

JÜPİTER OĞLAK’TA

 

 

“Azim olmadan hiçbir işe başlanmaz, emek olmadan hiçbir iş bitmez. Ödül sana asla gönderilmez, onu sen kazanmak zorundasın...” - Ralph Waldo Emerson

 

Büyük Uğurlu Jüpiter, 2 Aralık 2019 itibariyle Oğlak burcuna girdi ve 19 Aralık 2020’ye kadar buradaki 1 yıllık yolculuğunu sürdürecek. Jüpiter Oğlak’ta, kaynaklarından uzakta olduğu, “düşük” konumda dolayısıyla burada, simgelediği fiziksel/ruhsal anlamda genişleme ve büyüme, iyimserlik, hayata karşı güven duymak, cömertlik, adalet, hüküm verme, anlam duygusu kazanmak, hoşgörü, inanç ve bilgelik geliştirmek gibi fonksiyonlarını iyi ifade edemez. Jüpiter’in temsil ettiği evrensel “doğruların” yerini, insan aklının yönettiği geleneksel, katı yasalar, inançlar ve prensipler alır. Yöneticisi Satürn’ün ve Pluto’nun da Oğlak’ta olduğunu hatırlarsak, dogmatizm, tutuculuk, dar kafalılık, katı kurallar/inançlar, aşırı kontrol, baskı, sansür, dünyevi hırslar, sürekli bir itibar arayışı, statüyü, iktidarı, gücü ve baskıyı yüceltmek, korkaklık, depresiflik gibi gölge yönlerin oldukça vurgulanacağını ya da “artacağını” görüyoruz. Olumlu anlamda öncü bir toprak burcundaki bu transit, tembelliği üzerimizden atarak planların uygulamaya konması, ideallerin gerçekleştirilmesi, özdisiplinin, kararlılığın, görev bilincinin ve sorumluluk duygusunun artması ve olgunlaşmak gibi temaları da beraberinde getiriyor. Jüpiter’in sorduğu “Hayat nasıl anlam kazanır?” sorusuna bir yıl süresince vereceğimiz yanıt, hayattaki önceliklerin belirlenmesi, kişinin doğasına/özüne uygun hedefler koyması,  bu hedeflere yönelik planlama yapılması ve uygulamaya konması, emek, ciddiyet, disiplin, sabır ve sadelik şeklinde olabilir.

 

Jüpiter kendi yöneticiliğinde olduğu Yay’daki transiti boyunca, haritamızda gösterdiği yaşam alanlarında (bulunduğu ve yönettiği evlerde) bize fırsat ve deneyim zenginliği vererek büyümemizi ve gelişmemizi sağladı. Yaşadıklarımızı anlamlandırarak belli yargılara varmış, prensipler edinmiş, hayat yolumuzu da bu inanç ve prensipler doğrultusunda şekillendirmeye karar vermiş olabiliriz. Dokunduğu yeri büyüten Jüpiter Yay’da, bilincimizin ve bilgeliğimizin de artmasını sağladı. Güneş sisteminin iki büyük öğretmeninin Jüpiter ve Satürn olduğunu düşünürsek, Yay’da farklılığa ve deneyime açılmamızı sağlayarak öğreten Jüpiter, Satürn’ün yöneticiliğindeki Oğlak’ta, sınırlarımızı ve yaşamdaki asıl görevlerimizi bize hatırlatabilir. Aşırı ileri gittiğimiz noktalarda sınırlarımızı belirlemek ve sadeleşmek durumunda kalabiliriz. Artık zamanı gelmiş, öncelikli konulara odaklanabilir ve deneyimlerimize ve prensiplerimize göre bize en uygun olan hedefe doğru adım adım yol almaya başlayabiliriz. İdeallerimizi ya da düşüncelerimizi hayata geçirmek ve yaşamımızdaki gerekli alanları yapılandırmak için oldukça emek sarf edeceğimiz ve üretken olabileceğimiz bir yıl olabilir.  Başarma tutkusunun ve inancının artmasıyla, zor koşullara rağmen kararlılıkla ilerleyebiliriz.

 

Jüpiter’in yöneticisi Satürn, 22 Mart 2020’de Kova burcuna girecek fakat 10 Mayıs 2020’de 1 derece 57 dakika Kova’dayken geri hareketine başlayıp tekrar Oğlak burcuna girecek ve tekrar Kova’ya dönmesi 17 Aralık 2020’yi bulacak. Yani Jüpiter’in Oğlak’taki transiti boyunca Satürn, çoğunlukla Oğlak’ta olmak üzere bu iki burcu da ziyaret edecek. Jüpiter ve Satürn kişisel olmayan, içinde yaşadığımız kültürle ve dış dünyayla ilgili konuları simgeleyen “sosyal” gezegenler olarak, bazı toplumsal sorumluluklara ve görevlere işaret edebilir. Toplumsal, politik konular ve bürokrasi oldukça önemli olabilir. Bunun yanı sıra devlet, yasalar, kontrol, baskı, otorite, otorite figürleri (başkanlar /yöneticiler /patronlar /ebeveynler vs.) veya yetkinliğine güvendiğimiz bilge kişiler veya öğretmenler gündemimizde daha çok olabilir. Toplumsal anlamda nasıl göründüğümüz, kariyer hedeflerimizi yükseltmek, başarı kazanmak, toplumsal statümüzü, prestijimizi ve saygınlığımızı arttırmak gibi konular aşırı önem kazanabilir. Başarma azmi, her şeye duyarsız kalınan bir hırsa ve acımasızlığa dönüşebilir. Kendine ait olmayan yapılara, insanlara ya da geleneklere uymaya çalışmak veya doğasına uygun olmayan hedeflerin veya işlerin peşinden gitmek söz konusu olabilir. Zamanlama ve planlama yapmak konusunda dikkat etmemiz gerekebilir. Oğlak, kendi doğasını/özünü toplumla birleştirmek ve “kendini gerçekleştirmek” üzere dünyaya gelmiş bir burçtur. Kendi yetkinliğine ulaşması ve yaşamının otoritesi olması gerekir.  Bu da bir anlamda hedefine ilerleyebilmesi için yalnız kalabilmesini de gerektirir. Jüpiter’in bu transiti, kendi doğamızın gerektirdiği şekilde davranmamız, “her ne isek” o yönde gelişmemiz ve topluma katkıda bulunmamız konusunda bize yol gösterebilir. Bu, kendi yolumuzu izlemek için bizi kısıtlayan bazı yapılardan çıkmamız ve daha bağımsız davranmamız anlamına da gelebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

  

YAY’DA YENİAY

“Her aptal bilebilir, asıl mesele anlayabilmektir...” - Albert Einstein

 

26 Kasım 2019’da saat 18:05’te 4 derece Yay’da bir Yeniay gerçekleşiyor. Değişken bir burçta olan bu Yeniay bize yeni girişimlerde bulunma fırsatı vermekle birlikte değişebilecek, yeni oluşabilecek koşullara da uyum sağlamak konusunda daha esnek bir yaklaşımda olmamız gerektiğine işaret ediyor. Yeniay’ın yöneticisi Jüpiter 28 derece Yay’da ve 2 Aralık 2019’da Oğlak’a geçmek üzere hazırlanıyor. Hem yeni şeyler denemek, öğrenmek hem de hedeflerimize ve ideallerimize ulaşma yolunda adımlar atmak ve uygulamaya koymak için gereken zemine sahip olabiliriz. Hayatımıza daha üst bir perspektiften bakabilir ve şimdiye kadar yaşadıklarımızı anlamlandırabiliriz. “Aşırıya” kaçtığımız ya da üşengeç davranarak sürüncemede bıraktığımız konular üzerinde yeniden düşünmek, planlama yapmak ve bu planları hayata geçirmek için iyi bir zaman olabilir.

 

Yay’daki Yeniay, Boğa’da  geri hareketteki Uranüs ile 150’lik (quincunx) bir açı yapıyor. Uranüs’ün tam karşısında ise 4 derece Akrep’teki Mars duruyor. 150’lik açı bilinçdışında kalmış bir gerilime işaret eder. Gerilimin kaynağı bilinçli akıl tarafından görülemez ve saptanamaz. İçeride bir huzursuzluk duygusu olarak kalır. Mars’ın Uranüs’e yaptığı bu karşıtlık, su yüzüne çıkmasından ve yüzleşmekten korktuğumuz bir temanın tetikleyicisi olabilir. Aniden ve beklenmedik bir şekilde patlak veren bir olay bizi savunmasız bırakabilir.  Öfkeyi ve duyguları kontrol etmekte zorlanmak, yıkıcı ve isyankar tepkiler vermek söz konusu olabilir. Bu deneyimler temelde içimizden atmamız ya da  özgürleşmemiz gereken şeylere işaret eder. Görmezden gelinen bir durumun aslında bilince ulaşması ve aydınlanması gerekir. Yeniay’ın ayrıca Koç’taki Kayron’a üçgen, Yeniay’ın yöneticisi Jüpiter’in ise burçdışı olarak yine Kayron’a kare açı yaptığını da düşünürsek, Uranüs-Mars karşıtlığının önümüze getirebileceği deneyimler, iyileştirilmeyi bekleyen bir yarayı gösterebilir. Böyle bir durumda, “Doğru bildiklerimizi” ve inandıklarımızı sorgulamak, doğrularımızın ve yargılarımızın kendi deneyimlerimize mi yoksa varsayımlarımıza ya da başkalarının doğrularına mı dayandığını düşünmek, bizim için neyin anlamlı neyin ise anlamsız olduğunu tespit etmek, etik davranarak elimizden gelenin en iyisini yaptığımızı düşündüğümüz bir konuda son kararımızı vermek, vicdani olarak bizi rahatsız eden bir konuda ise geriye dönüp gerekeni yapmak, kendi deneyimlerimizin bize verdiği bilgeliğe güvenmek, yeterince bilgi ve deneyim sahibi olmadığımız bir konuda bilgeliğine güvendiğimiz bir insandan tavsiye almak, kendi katı prensiplerimizde diretmeyip farklı perspektiflere açık olmak ve  ne olursa olsun herşeyin bir anlamı olduğunu hatırlayarak yaşama güvenmek bizi iyileşmeye götürebilir.

 

Yeniay’ın Sabian sembolü cümlesi ise: “Bir ağacın tepesine tünemiş yaşlı bir baykuş.” şeklinde. Bu sembol etrafınızda olan şeyleri sessizce gözlemlemek ile ilgilidir. Baykuşların dikkatinden hiçbir şey kaçmaz ve sadece gece avlandıklarından ağaçların içinde de kolaylıkla farkedilemezler. Beklerler, izlerler ve hamlelerini yapmadan önce dinlerler. Bilge baykuş herşeyi görür ve olan herşeyi öncelikle hazmeder. Bu sembol ya kendi içinizdeki ya da dışarıdaki “yaşlı ve deneyimli bir bilgeden” tavsiye almanız gerektiğini söyler. Kendi içinizdeki bilgeliği ya da rehberi takip ederken yalnız kalmanız gerekebilir. Bu aşırı düşünmekten ileri gelen bir uykusuzluğa yol açabilir. Sembol, bilgelik, güç, gece kuşu olmak, bütün gece düşünmek, gece görüşü, çok iyi görmek, çok iyi işitmek, eğitim ve öğrenmek gibi temalara işaret eder. Diğer yandan çok bildiğini ya da doğru bildiğini düşünerek öğrenmeyi reddetmek,  zamanı gelmeden önce bir bilge gibi davranmak, konuşulması gereken zamanda susmak, herşeyi bildiğini zannetmek ve avını beklemek gibi riskleri de beraberinde getiriyor. Bir konuda gereken tüm deneyim ve bilgiye sahip olmayabiliriz; bu açıdan herşeyi net bir şekilde görmeye çalışan baykuş gibi,  tüm resmi görebilmemiz için eksik kalan parçanın  oturmasını beklemek akıllıca olabilir. Bu süreçte öfkeyle kalkıp zararla oturmak yerine, tüm bu olanları anlamlandırmak adına,  eski deneyimlerimizin şimdiye kadar önümüze getirdiği bilgeliğe yeniden bir göz atabilir ve tavsiyesine güvendiğimiz bir kişiden yardım alabiliriz. Resmi tam ve net olarak gördükten sonra hamlelerimizi yapmak akıllıca olacaktır...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com/

 

 

MARS AKREP’TE – 19 Kasım 2019

 

“Her güç savaşı, ondan enerjinizi çektiğiniz anda çöker. Amacınız kazanmak yerine, kendinizi tanımak olduğunda güç savaşları cazibesini yitirir...”  - Gary Zukav

 

Mars kendi yönettiği burç olan Akrep’e girdi ve 3 Ocak 2020’ye kadar buradaki yolculuğunu sürdürecek.  Sabit bir burç olan Akrep’te Mars enerjisini istediği bir amaca yoğunlaştırıp, o şeyin peşinden gitme konusunda saplantıya varacak kadar kararlı, sabırlı ve cesur davranabilir. Zorluklar onu yıldırmaz ve kolay kolay pes etmez. Kendi enerjisini ve gücünü başkalarıyla birleştirmek üzere hareket ettiğinden, birçok insanın içine karıştığı krizli ve içinden çıkılamaz durumları idare etmek ve buradaki sorunlara stratejik olarak müdahale etmek konusunda başarılıdır. Mars burada yeraltından, gizliden gizliye hareket eder. Pusuya yatar, hareketlerini gizli tutar, stratejiler ve taktikler yaparken doğru hamleyi yapmak için zaman kollar. Bir şeyin çekirdeğine inme, görünenin arkasındakini araştırma ve sırları açığa çıkarma dürtüsü kuvvetlidir. Başkalarına kolayca nüfuz eden bir enerji söz konusu olduğundan ikna gücü yüksektir. Başkalarının krizlerine eşlik edebilir. Toplumca tabu sayılan kimsenin ilgilenmek istemediği birçok konuyla uğraşabilir ve yine toplumun kötü, pis diye görüp bir kenara attığı şeyler ve insanlar üzerinde arıtma, ıslah etme yani hayata yeniden katma gücünü kullanabilir. Mars’ın kendi kaynaklarını bir “Efendi” edasıyla istediği gibi kullandığı bu konumda  gerçek anlamda ruhsal bir güce ulaşması için kendi enerjisini ve gücünü başkalarıyla, kendisinden büyük bir “Güç” ile birleştirmeye razı olması ve güçlerini de bütünün iyiliği için kullanması oldukça önemlidir.

 

Olumsuz yönleriyle Akrep’teki Mars aciz kalma korkusuyla güç savaşlarına girebilir. Kendisinin değişmesi, vazgeçmesi gereken bir durumda bile kaybetmemek için “ölüme” meydan okuyabilir. Burada kastedilen fiziksel bir ölümden ziyade hayatın doğal döngüsü içerisinde bir şeylerin bitmesi, kaybedilmesi ve bu kaybın yani “ölümün” kabullenilmesidir. Böylelikle teslim olup kayıplarının yasını tutarak doğal olarak ruhsal bir güce ulaşır. Aksi takdirde kendisinden daha büyük güçlerin ya da Güç’ün karşısında aciz kalacağı deneyimler yaşar. Mars bu konumda manipülasyon ve başkalarını ikna edebilme gücünü kendi isteklerine, amaçlarına ulaşmak, çevresini ve insanları kontrol etmek için kullanabilir. Zorlayıcı, durmadan kriz çıkarmaya yönelik yıkıcı bir şekilde hareket edebilir. “Ya hep ya hiç” tavrında, aşırı uçlarda hareket ettiğinden saplantılı, takıntılı bir şekilde uğraştığı her işte önüne çıkanlara karşı nefret ve kin duyabilir. Kendisine yapılanı kolay unutmadığından uzun süre kin tutabilir ve intikam almak üzere hareket edebilir. Mars bu konumda pusuya yatmış, intikam almak üzere stratejiler yapan ve yeraltından hareket eden tehlikeli ve karanlık bir düşmana işaret edebilir.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

  

YANIK YOL (VIA COMBUSTA)

 

Derleyen Gözde Kara

 

  

OĞLAK’TA PARÇALI AY TUTULMASI

 

“Kendine saygı duymak, kendini bilmek ve kendini kontrol etmek; 

işte sırf bu üç şey, bir insana sonsuz bir güç bahşeder…” 

– Alfred Lord Tennyson

 

 

17 Temmuz 2019’da Türkiye saatiyle tam olarak 00:38’de 24 derece Oğlak’ta Parçalı bir Ay tutulması gerçekleşiyor. Ülkemizden de gözlemlenebilecek olan bu tutulma,  16-17 Temmuz 2019 gecesi 21:43 –03:18 saatleri arasında gerçekleşecek. Tutulma ayrıca Afrika’dan, Güney Amerika’dan, Avrupa’nın ve Asya’nın çoğu bölümünden ve Avustralya’dan da izlenebilecek. Ay tutulmaları, Dolunay’ın bir oktav büyüğü ve dolayısıyla etkisi daha fazla (6 Ay). Özellikle 2 Temmuz 2019’da gerçekleşen Yengeç’teki Güneş tutulmasının hayatımızda tetiklediği temaları (ebeveynler, aile, geçmiş, geçmişten getirdiğimiz duygusal koşullanmalar, iç dünyamız, özel hayatımız, hayatımızdaki otorite figürleri, kişisel ve duygusal anlamda büyümemize ve olgunlaşmamıza vesile olacak olaylar, krizler, görevler, sorumluluklar, baskılar vs…) tamamlar niteliktedir. Oğlak’taki tutulma, bu bahsedilen temalara ayna tutup, bizi bu konularla yüzleşmeye ve bunlarla ilgili olarak artık gerekli çözümleri üretmeye zorlayabilir.

 

Oğlak’taki Ay,  yine Oğlak’ta geri hareketini sürdüren Pluto ile kavuşum halinde. Bunun yanı sıra, Ay’ın yöneticisi, Oğlak’ta geri hareketteki Satürn de, hem Güney Ay Düğümü ve Pluto ile, hem de geniş bir orbla Ay ile kavuşum yapıyor. Dolayısıyla bu tutulma “öncelikle” Pluto’nun temsil ettiği,  kontrolü ve gücü ne olursa olsun elde tutma arzusu, güç savaşları, manipülasyonlar, yeraltından sürdürülen gizli faaliyetler, taktikler, stratejiler, gizli saklı kalmış konular, duygusal saplantılar, takıntılar, kin, nefret veya intikam duyguları gibi temalara işaret ediyor. Sırların, konuşmaktan kaçındığımız tabu sayılan konuların ve bastırılan yoğun duyguların açığa çıkmasına neden olacak krizler ve problemler yaşayabiliriz. Pluto burada bizi, hem kendi iç dünyamızda hem de etrafımızdakilerde,  görünenin arkasındaki gerçeğe bakmaya ve “asıl gerçeklerle” yüzleşmeye zorlayabilir. Oğlak’taki Satürn, bu tutulmanın ciddiyetini ve yoğunluğunu arttırıyor. Üzerimize düşeni yapmayarak göz ardı ettiğimiz ve artık “çözülme zamanı” gelen konuları önümüze serebilir. Hayatın doğal akışında gitmesini istemediğimiz, değişmeyi reddettiğimiz, bırakmamak için durmadan güç savaşı verip kontrol etmeye çalıştığımız alanların ve yapıların sarsılmasına neden olacak krizler ve deneyimler söz konusu olabilir. Tutulmaya etki eden Pluto ve Satürn, bu süreçte elimizdekileri veya hayatımızdakileri ıslah ederek iyileştirmek ya da olaylara daha gerçekçi bir şekilde yaklaşarak bize zarar veren şeylere sınır çizmek, artık miadını doldurmuş olanları kesip atmak ve bırakmak şeklinde iki yol izlememiz gerektiğine işaret ediyor.

 

Tutulma haritasında göze çarpan diğer bir açı ise Yengeç’teki Venüs ve Oğlak’taki Satürn arasındaki kesin (partil) karşıt açı. Ayrıca Venüs,  Yengeç’teki Güneş ve Kuzey Ay düğümü ile kavuşum, Oğlak’taki Güney Ay düğümü, Pluto ve Ay ile karşıtlık yaparak tutulmaya katılıyor. İlişkilerimiz, sevgi alışverişimiz, maddi-manevi değerlerimiz, öz-değer duygumuz ve her konuda doğru ölçüyü nasıl tutturacağımızı ve neye, ne kadar tahammül edeceğimizi belirlemek gibi konularda da sınırlarımız zorlanacak gibi görünüyor. Yalnız ve kimsesiz hissetmek, reddedilme korkusu, yetersizlik duyguları, hayattan zevk alamamak, her şeye, herkese karşı güvensiz ve katı bir tutum sergilemek ve karamsarlık gibi temaları deneyimleyebiliriz. Değer verdiğimiz şeyler ve öz-değer duygumuz (ne yaptığımızda, neye sahip olduğumuzda ya da nasıl davrandığımızda kendimizi değerli hissediyorsak) dönüşüme uğrayabilir.  Bunları sorguladığımız bu süreçte yalnız ve karamsar hissetsek de, bunun hayatımızı yeniden yapılandırma, yenilenme ve bir yetişkin olarak kendimizi gerçekleştirme sürecinin bir parçası olduğunu unutmamakta fayda var.

 

Oğlak’taki bu tutulmada, Balık’ta geri hareketteki Neptün ise Ay’a altmışlık ve Yengeç’teki Güneş’e üçgen açı yaparak, ideallerimizi ve hayallerimizi gerçekleştirmek üzere bize bir fırsat sunuyor. Yaratıcılığımızı, vizyonumuzu ve ilhamımızı hayata geçirebilir ve ne yapmamız gerektiğiyle ilgili iç sesimize kulak verebiliriz.  Diğer yandan, kişisel sınırlarımızı ve yapabileceklerimizi gerçekçi bir şekilde belirlediğimizden, sınırlarımızı bilerek ve koruyarak hareket ettiğimizden, aşırı özveriyle kendi isteklerimizi ve işlerimizi bir tarafa atıp başkalarının yüklerini ve sorumluluklarını almadığımızdan, ne istediğimiz ve nasıl hissettiğimiz konusunda kendimize karşı “net” ve “gerçekçi” olduğumuzdan emin olursak iyi olur.

 

Bu tutulmada, Yengeç’teki Güneş, ikizler takımyıldızındaki Pollux ile kavuşum yapıyor. Ptolemy’e göre Mars doğasına sahip olan bu sabit yıldız, İkiz kardeşlerin “ölümsüz” olanı ve “kötü kardeş” olarak biliniyor. Özellikle Güneş, Ay ve Yükselen ile olan kavuşumlarda zalim, tiran ve vahşi olarak nitelendiriliyor. Pollux’un diğer temaları ise, Okült konulara ilgi, bıçaklanma, darbeler, ciddi kazalar, ölümcül hastalıklar, vurulma, gemi kazaları, cinayet, ateşli hastalıklar, kötü niyet, sürgün ve hapis.

 

Sabian sembolü olarak ise, Yengeç’teki Güneş’in Sabian Sembolü cümlesi oldukça dikkat çekici. İfade “Görünmez bir güç pelerini giyinmiş bir lider” şeklinde. Bu sembol, karizma, otorite ve sorumluluk sahibi bir lidere işaret eder.  Buradaki liderlikten kasıt,  kişinin bu gücünü ve özelliğini kişisel yararına olacak şekilde değil de, bütünün hayrına olacak şekilde kullanmasıdır.  Karşımıza çıkacak bir durum ya da bir deneyim, birisinin ipleri ve gücü eline alıp karar vermesini ve öncülük etmesini gerektirebilir. Bu kişi siz de olabilirsiniz. Bunu isteseniz de istemeseniz de, sorumluluk almanız ve gerekeni yapmanız kaçınılmaz olabilir. Bu sembol ayrıca gücünü ve otoritesini kötüye kullanan birisinin “güç pelerinini” üstünden çekip almak için ayaklanan insanları, isyanı da gösterebilir.  Olumlu anlamda, bir durumda eğer bu “güç pelerini” size giydiriliyorsa, bu sorumluluğu kabullenmek akıllıca olabilir. Bu, kişisel gücümüzü geri kazanmak ve becerilerimizi herkesin yararına kullanmak için bir fırsat olabilir. Buradaki kasıt, tüm yükü tek başına taşımak da değildir. İşlerin delege edilmesi ve yardım alınması önemlidir. Ayrıca gücü kötüye kullanmadan, zorlayıcı, baskıcı olmadan ve güç savaşlarına girmeden “herkesin kazandığı” şekilde ilerlemek daha etkin ve hızlı çözümler üretmemize yardımcı olabilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

*http://www.constellationsofwords.com/

 

YENGEǒTE TAM GÜNEŞ TUTULMASI

“Çoğu insan büyümez, büyümek çok zor olduğundan sadece yaşlanır. İnsanlar kendilerine park yeri bulmayı, evlenmeyi ve kredi kartı kullanmayı olgunlaşmak zannederler. Bunun adı büyümek ya da olgunlaşmak değil, yaşlanmaktır...” - Maya Angelou

2 Temmuz 2019’da Türkiye saatiyle 22:16’da 10 derece Yengeç burcunda Tam bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürer ve bir zaman göstergesi olarak hayatımızda artık zamanı gelmiş konulara işaret eder. Yengeç’teki bu tutulma özellikle aile, aile bireyleri, ebeveynler, ev, geçmişimiz, farkında olmadan yakın ilişkilerimize getirdiğimiz geçmiş koşullanmalarımız, davranış kalıplarımız ve bastırıp bilinçdışında bıraktığımız duygular ve temalar ile ilgili bir çok şeyi gündeme getirecek gibi görünüyor.  Bilinçdışı korkulardan, duygusal bağımlılıklardan, hem öz-yıkıcı hem de başkalarına zarar veren davranış kalıplarından kaynaklanan bazı olaylar ve krizler,  hassasiyetlerimiz ve gerçek duygusal ihtiyaçlarımızın neler olduğu konusunda bizi iç dünyamıza daha dikkatli bir şekilde bakmaya zorlayabilir. Bizim için zorlayıcı yanları olsa da, bu tutulma diğer yandan bizi geriye çekip büyümemizi engelleyen kişisel ve duygusal kısır döngüleri, ilişkileri, bize zarar veren duygusal koşullanmaları ve alışkanlıkları tespit edip bunlardan kurtulma ya da bunları iyileştirme fırsatını da beraberinde getirebilir.

Yengeç’teki bu tutulmaya Koç’taki Kayron’un (Chiron) yaptığı kare açı dikkat çekiyor. Mitolojik hikayesinde annesi olan su perisi Philira tarafından reddedilen Kayron, bir anlamda reddedilmenin ve terkedilmenin yarattığı “dinmek bilmeyen ruhsal bir yarayı” temsil eder.  Bu yara, geçmişimizden getirdiğimiz, bastırıp bilinçdışına ittiğimiz ve gerçekten yüzleşmediğimiz için bir türlü iyileştiremediğimiz  bir yaradır.  Bastırılan bu yaranın sebep olduğu gölgeler, bir şekilde yaşantımızı ve kaderimizi etkiler. Yarayı iyileştirmenin ilk adımı bu gölgelerin açığa çıkarılması ve onlarla yüzleşilmesidir.  Bu açığa çıkma aşaması, bir krizle, bir problemle ya da bir hastalıkla gelebilir. Aslında bu kriz, bir çıkış, bağımlılıktan bağımsızlığa geçiş, yani kişi için bir dönüm noktasıdır ve önemli bir karar için fırsat sunar. “İyileştirme” ve “yaralı şifacının” yanısıra, diğer anahtar sözcükleri, öğretmen, rehber, akıl hocası ve bütünleştirmek olan Kayron, bir anlamda geleceğimiz için önemli bir anahtarı da elinde tutar. Geçmişimizdeki bazı kapıları kilitlerken, iyileşme yolunda geleceğe doğru attığımız adımda gerek içeriden gerekse dışarıdan alacağımız bir rehberliğe, tedaviye veya terapiye işaret edebilir. Koç’taki Kayron’un Yengeç’teki tutulmaya yaptığı bu kare, özellikle kendi isteklerimiz, ihtiyaçlarımız ve kişisel bağımsızlığımız konusunda daha hassas davranmak, kendimize gereken özeni göstermek, bir türlü büyüyüp özerkliğimizi kazanamadığımız alanlarda, daha yetkin ve bağımsız davranmamız konusunda bizi zorlayabilir.

Bu tutulmanın tam karşısında ise, Oğlak’ta geri hareketteki Satürn ve Güney Ay Düğümü partil (kesin) bir kavuşum yapıyor. Satürn aynı zamanda tutulma haritasının Yükselen’inin (Kova) geleneksel yöneticisi. Bu karşıtlık, aile–kariyer, özellikle ebeveynler ve hayatımızdaki otorite figürleriyle ilgili bazı temalarla ilgilenmemiz gerektiğine işaret edebilir. Anneyle, babayla, işverenlerle, patronlarla sorunlar, işte ya da ailede sorumlulukların ve iş yükünün artması, baskı, sınırlamalar, sansür, korkunun artması ile birlikte herşeyi kontrol etme ihtiyacının da artması söz konusu olabilir. Tüm bunlar yalnızlık hissine, depresyona ve karamsarlığa yol açabilir. Krizlerin ve yükün arttığı noktada, herşeyi kontrol etmeye çalışmak bir işe yaramayabilir. Burada önemli olan üzerimizdeki sorumlulukları ve görevleri delege etmek, yardım istemek ve  en önemlisi kendimizi baskılamaktan ziyade duygu ve düşüncelerimizi paylaşmaktır. Satürn burada “yanlış zamanlama” konusuna da işaret edebilir.  Şu anda acil olarak çözüm ve karar gerektiren alanlar ile yanlış bir zamanda, yanlış bir kararla aslında boşuna kürek çektiğimiz alanlar neler?  Asıl önceliklerimiz neler? Artık büyümemiz ve sorumluluk almamız gereken alanlar neler? Bu konularda Satürn bize yeni dersler verebilir.

Tutulma haritasının Yükselen’inin modern yöneticisi olan Boğa’daki Uranüs ise Yengeç’teki tutulmaya altmışlık açı yapıyor. Uranüs, bireyliğimizi, farklılığımızı ifade etmek, sorunlara daha yenilikçi bir bakış açısıyla farklı çözümler bulmak, açık fikirlilik ve gerekirse kendi doğrularımız ve düşüncelerimizle sürüden ayrı hareket ederek bağımsızlığımızı kazanmak konusunda bize yeni fırsatlar sunabilir. Bildiğimiz  ve alışkın olduğumuz yolun dışına çıkmak, hem sorunlara daha mesafeli ve akılcı yaklaşmamıza,  hem de daha yaratıcı ve etkin çözümler bulmamıza yardımcı olabilir.

Tutulmanın Sabian sembolü cümlesi ise, “Bir palyaço ünlü kişileri taklit ediyor”. Bu sembol, maske takıp başkalarını taklit etmek ve rol yapmakla ilgilidir. Belki de birisi gerçek hislerini, ihtiyaçlarını ve düşüncelerini saklamak için arketipsel bir maske takıp bir rolü oynamak zorundadır ve bunun sonucunda ise kendisinin gerçekte kim olduğunu unutuyordur. Ya da işler gerçekten ciddileştiğinde aptalı oynamak da bir  kaçış yoludur. Olaylar büyüyüp içinden çıkılmaz bir hal aldığında, bukalemun gibi renk değiştirenleri ve farklı insanların yanında farklı davranışlar sergileyen insanları tespit etmek gerekebilir.  Maskelerin ardında neler var? Herkes kendi doğrusuna ve doğasına uygun davranıyor mu? Bu sorulara yanıt almamızı sağlayacak olaylarla ve durumlarla karşılaşabiliriz. Bu sembolün getirdiği riskler, olmadığımız birisi gibi davranmak, kimlik kaybı, abartılı tepkiler, alay, eleştiri, maske takarak insanları kandırmaya ya da manipüle etmeye çalışmak, yapmacık hareketler ve şaklabanlıkla gerçekleri gizlemeye çalışmak şeklinde görülebilir. Hem kendimiz ile hem de başkalarıyla ilgili gerçeklere ışık tutan bir dönemden geçebiliriz. Doğamıza uymayan ve dışarıdan bize dayatılmış maskeler ve roller ile hareket ediyorsak,  yaşayacağımız bazı  deneyimler gerçekte “kim” olduğumuzu ve nelere ihtiyaç duyduğumuzu bize apaçık gösterebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

*https://www.astro.com/astrology/iam_article180215_e.htm,“Chiron, The Soul Wanderer”, Milla Basso

*http://www.astrolojidergisi.com/mitoloji12.htm

     

4 Temel Asteroid: Ceres, Vesta, Pallas ve Juno

Efe Erten'in incelemesi

   

SATÜRN, PLUTO & AY DÜĞÜMÜ

 

 

Önümüzdeki haftalarda, Pluto ve Satürn Oğlak Burcu’nda geri gitmeye başlayacak ve bu sırada Satürn, Güney Ay Düğümü ile tam kavuşum yapacak. Önceki Pluto-Güney Ay Düğümü kavuşumu yazısında değindiğimiz gibi uzun zamandır Oğlak Burcu’nun kestiği ev(ler) çetin bir süreçten geçiyor.  Gelecek 4-5 ay boyunca bu sürece yeni bir boyut katılmış olacak.

 

Pluto, Hades ve Dionysos ile ilişkilendirilir. Dionysos’un dünyaya gelme hikayesi özetle tam bir mucizedir. Annesi Semele hamileyken ölünce babası Zeus yedi aylık bebeği son anda kurtarır ve kendi kalçasında saklar. Zamanı gelince de Dionysos babası Zeus’tan doğar. Bu yüzden adı da “iki kere doğan” anlamına gelir. Sembolü asma ağacı olduğu için aynı zamanda şarap ile anılır. Asma ağacı diğer ağaçlara göre çok daha fazla budanır ve kışın neredeyse ölü bir hal alır. Bu dönem ağacın devamlılığı için önemlidir. Baharda canlanmaya başlar ve meyve verir. Bu meyveden yapılan şarap da bedene girince derinde yatanlar su yüzüne çıkar. Doğaya baktığımızda, kış gelince kuru dallarını vermeyen bir asma ağacı ya da o dalları budamaya kıyamayan bir çiftçi göremeyiz. Biliriz ki bu bir önceki yılın kalıntılarının temizlenmesidir ve bir çeşit tedavi sürecidir. Baharda yeni dalların sürgün vermesi, kışın onlara yer açmamız ile mümkün olur.

İnsan ise bilinç ve düşünce düzeyinde kendisini doğadan koparmış ve kendisine sadece ”doğayı kontrol etmek” rolünü biçmiş olduğu için bu gibi süreçleri üzerine alınmaz. Kendisinin de bazen vermesi gerektiğini, yeni olana yer açmanın böyle mümkün olduğunu kolayca kabul etmez. Hep almak ister. Zaten “yeni” olan bilinmeyen olduğu için “güvenli” gelmez. Dolayısıyla hayatta kalmak için olana, ona iyi gelmese bile sadece tanıdık diye, sıkı sıkıya bağlı kalmayı tercih eder. Hayatta kalmak adına yaptıkları bazen kendisine zarar verir. Hâsılı, içinde Dionysos’u saklayan asma ağacını dikkatle izlersek bize çok şey öğretebilir.        

Geçireceğimiz kışın -ki kaçınılmaz olarak gelir- ne kadar acılı ve sert olacağını ona ne kadar direndiğimiz belirler. Pluto geri hareketine başlayınca (Güney Ay Düğümü’nün burada oluşu ve Satürn geri hareketi de buna eklenince) bakmadığımız ne varsa bakmak, görmediğimiz ne varsa görmek üzere duracağız ve ne kadar azalmamız gerekiyorsa o kadar azalacağız demektir. Kontrolü ve gücü bırakmayı aklımızdan bile geçiremiyorsak büyük korkularımız var demektir. Yani kahramanımızı zorlu vazgeçişler beklemektedir. Bu vazgeçişler şöyle de düşünülebilir:

 

“Canavarla yüz yüze gelmem gerekir; çünkü kahraman gibi o da enerji yüklü bir merkezdir. Canavarla karşılaşma çeşitli biçimlerde olabilir, önemli olan karşılaşmadır. İnsan, kendisiyle karşılaşmadıkça, kendisine yönelmedikçe kendini pek iyi hissetmez; ruhsal sıkıntılarla yüz yüze gelmedikçe, kendi yüzeyinde kalır; kendisiyle çarpıştığı anda, darbeden hemen sonra, huzur verici yararlı bir izlenim edinir.” (Knox, Archetype, Attachment, Analysis, s. 255)

 

Satürn de Oğlak Burcu’nda ilerlerken durmayı aklından bile geçirmez. Varılacak bir hedef vardır ve ona doğru çaba harcanmayan her an boşa harcanmış olur. Bu burçtaki mevcut hareketler ile de kontrol ve güç algımız sınanır ve bize durmaya zorlar. Şimdiye kadar zaten vermiş olduğumuz kayıplar için de kendimize yas tutma fırsatı vermemiş olabiliriz. Yası tutulmamış her şey de bizimle kalmaya devam eder. Onu tamamen bırakmaya, boşluğu ile ne yapacağımızı bilemediğimiz için, gönüllü olmayız. Eğer böyle yüklerimiz varsa önümüzdeki yaklaşık dört beş ay onları bırakmak (ya da bırakmaya başlamak) için de iyi bir zaman olabilir.

 

“Geçmişe yas tutmak, neyle karşılaşacağımızı bilmeden bir zamanlar ne olduğuna bakmak, cesaretle geçmişe uzanabilmek demek.  Kendimizden saklanmadan, karşımızda çıplak kalarak, kendimizi kendimizden korumayarak. Çok savunmayarak ama asla yargılamayarak.” … “Amacımız anlamak ve uzlaşmak. Duygusuyla, oluşuyla. Acıdan kaçmayarak ama acıya da tapmayarak. Geçmişe yas tutmak, kaybettiklerimizi kabul etmek ama kaybetmenin ölmekle eşdeğer olmadığını bilmektir.“ … “Yaşamın kaçınılmaz gerçekleri karşısında payımıza düşenin ne olduğuna bakmaktır. Acıyı eğitmen yapmaktır. …”  (Psikeart Dergisi, Yas Sayısı, Geçmişe Yas Tutmak Yazısı)

 

Aslında kayıp vermenin kaçınılmazlığını ve bu kayıpla ne yapacağımıza dair bilgileri kadim eserlerde de bulmak mümkün. Yazılı en eski destanın kahramanı Gılgamış da can yoldaşı Enkidu’yu kaybettiğinde bunu hemen kabul edemez. Onun gittiğini ve bir daha geri gelmeyeceğini kabullenmesi birçok aşamadan sonra mümkün olur. Fakat sonunda mümkün olur. Bu da, bu bilgi ve yeteneğin bize de bir şekilde aktarıldığı anlamına gelir. Derinlerde bir yerlerde taşıdığımız bu bilgiyi çıkarmak bizi bir parça daha “tam” kılmaya da yardımcı olur. Dolayısıyla yas tutmayı göze almak ve gerçekten artık bize ait olmayanın gitmesine izin vermek elbette zor olmakla birlikte sandığımız gibi imkansız olmayabilir.

 

Fakat her acı verici deneyime bizi çoğaltacak ve zenginleştirecek gözüyle bakmak ve övgüler düzmek de meselenin özünü kaçırmaya neden olur. Dolayısıyla hayatımızı acıdan ve kayıplar vermekten kaçarak geçirmemizin mümkün olmadığını aklımızda tutmak (bilgisi bilinçdışımızda zaten var) birinci adım olabilir ve tabi ki tek başına yeterli değildir:       

 

“Benim söylediğim, acı çekmenin öğreticiliğini vurgulayan eski muhafazakar doğrular değildir. Sadece acı çekmenin öğreticiliğine inanmıyorum. Eğer acı çekmek tek başına yeterli olsaydı, herkesin acı çektiği tüm dünya bilgelik makamı olurdu. Acı çekmeye yas tutmayı, anlamayı, sabretmeyi, sevmeyi, açık olmayı ve hassas kalmaya gönüllü olmayı da eklemek gerekir. Tüm bunlar ve diğer faktörler birleştiğinde ve eğer şartlar da doğru ise acı çekmek öğretebilir ve yeniden doğuşa yol açabilir” (Anne Morrow Lindbergh, Psikeart Dergisi Yas Sayısı, Ölümden Yaşam Çıkarma Yazısı aracılığıyla)

Astroloji Dergisi/Özlem Yalçınkaya

 

Kapanış şarkısı:

Ahmet Kaya / Vakit Tamam Seni Terk Ediyorum

https://www.youtube.com/watch?v=tpmN734kwkM

 

                 

ASLAN’DA TAM AY TUTULMASI

 

“Şunu bil ki safları yaran, her şeyi yenen aslanla savaşmak kolaydır; gerçek kahraman o’dur ki önce kendi nefsini yener…” Hz. Mevlana

 

 

21 Ocak 2019’da Türkiye saatiyle 08:16’da 0 derece Aslan’da bir Tam Ay tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma Ay’ın Dünya’ya en yakın olduğu pozisyonda (perigee-yerberi) gerçekleşmesi bakımından bir “Süper Ay”. Ayrıca tutulma sırasında Ay parlaklığını kaybedip soluk kırmızımsı bir renk alacak ve atmosferin ışığı kırmasından dolayı oluşan bu renk tonu yüzünden bu Ay tutulması aynı zamanda bir “Kanlı Ay” olacak. Tutulma Kuzey ve Güney Amerika’dan, Avrupa’dan ve Batı Afrika’dan tam olarak gözlemlenebilecek. Dolunay’ın bir oktav büyüğü olan Ay tutulmalarının etkisi 6 ay kadar sürebilir. Tutulma, hayatta kişisel anlamda şu anda bizi etkileyen konulara ayna tutabileceği gibi, özellikle 6 Ocak 2019’da Oğlak’ta gerçekleşen Parçalı Güneş tutulmasıyla birlikte tetiklenen, hayatımızda zamanı gelmiş konuların tam olarak  “ne” olduğuna ve nasıl düzenlemeler yapılmamız gerektiğine dair belirleyici bir nitelikte de olabilir. Aslan Burcunda gerçekleşen bu tutulma, genel anlamda kendi isteklerimizi ön plana almak, bize keyif veren şeylerin peşinden gitmek,  kendimizi içtenlikle ifade etmek ve yaratıcı olmak isteyeceğimiz bir döneme işaret edebilir; öte yandan özel ve önemli olma, takdir edilme ve onaylanma isteğimizin dolayısıyla yapılan eleştirilere karşı hassasiyetimizin de arttığı bir dönem olabilir. Kendimizi ya da etrafımızdaki insanları gururlu veya dramatik tavırlarla aşırı duygusal tepkiler verirken bulabiliriz. Alacağımız riskler boyumuzu aşabilir ya da tamamen korkup hiçbir şey yapmak istemeyebiliriz. Sürüye boyun mu eğmeliyiz yoksa bağımsızca isteklerimizin peşinden mi gitmeliyiz? Bu tutulma bu sorunun oldukça önem kazanacağı bir sürece işaret edebilir.

 

Tutulmada 0 derece Kova’daki Güneş, burç dışı olarak Oğlak’taki Merkür ile kavuşum, Aslan’daki Ay ile karşıtlık yapıyor ayrıca Koç’taki Uranüs, fokalinde kendisi olmak üzere tutulmaya kare açı yapıp bir bir T-kare oluşturarak bu tutulmaya damgasını vuruyor. Bağımsızlığımızı ve bireyliğimizi ifade etme ihtiyacımızın oldukça arttığı, başkaldırı, isyan, ani değişiklikler, şok edici olaylar, ani kopuşlar ve istikrarsızlık gibi temaların gündeme gelebileceği bir döneme işaret ediyor. Sinirsel gerginlik, huzursuzluk, aşırı değişkenlik hali ve duygusal dalgalanmalar, sabırsız ve dürtüsel davranışlara ve duygusal patlamalara yol açabilir. Tutulmada ayrıca iki Uğursuz (Malefik) gezegen olan, Koç’taki Mars ve Oğlak’taki Satürn arasında kesinleşen (partil) bir kare açı göze çarpıyor. Bu açı özellikle kuralların, yaptırımların ya da aldığımız sorumlulukların üzerimizde yaptığı baskıyı fazlasıyla hissedeceğimizi gösteriyor. Bu yüklerden ve baskılardan kurtulma dürtüsüyle, öfke patlamaları yaşayabilir ve kendimizi sonradan pişman olacağımız durumlara sokabiliriz. Şok edici haberler ve deneyimler bizi planlarımızda değişiklikler ve düzenlemeler yapmaya zorlayabilir. Merkür’ün de bu tutulmaya eşlik ettiğini hatırlarsak, düşüncelerimizdeki karmaşa ve sinirsel gerginlik, odaklanma problemlerine, sözlü/yazılı her türlü iletişimde soruna, kopukluğa ve yanlış anlamalara yol açabilir. Aynı zamanda alınganlıktan ve acelecilikten dolayı, bir şeyleri doğru ve tarafsız algılamakta zorlanabiliriz.  Bu açıdan karşımızdakini ya da bir olayı daha iyi anlamak adına daha sabırlı davranmak ve dinlemek bizi çözüme götürebilir. Ani ve duygusal kararlar vermekten sakınmak ve bir şeye karar verirken iki kere düşünmek oldukça önemli. Her an her şeyin değişebileceği ve duygusal hassasiyetimizin oldukça arttığı bir ortamda, esnek, açık fikirli ve en önemlisi bunların geçici olduğunu hatırlayıp sakin kalmakta ve sabırlı olmakta fayda var. Böylelikle olaylara daha farklı ve orijinal bir bakış açısıyla yaklaşma ve sorunlarımıza daha yaratıcı çözümler bulma fırsatı yakalayabiliriz. Uranüs bizi “bilinenden” özgürleştirip, daha önce hiç denemediğimiz yolları denemeye ve belki de özgürlüğümüzü gerçek anlamda kazanmak üzere daha esaslı ve akıllıca değişimler yapmaya davet ediyor olabilir.

 

Bu tutulmada, Aslan’daki Ay’ın Sabian sembolü cümlesi, “Duygusal stres altında, birisinin kan beynine sıçrar.” şeklinde. Bu sembol öfkeli ve tutkulu duyguların, kişinin mantıklı tepkiler verip amaçları doğrultusunda ilerleyebilmesini engellediğine işaret eder. Bazen neredeyse elimizden hiç bir şey gelmediğini ve kapana kısıldığımızı hissedebilir, kendimizi ne fiziksel ne de zihinsel olarak kontrol edemediğimiz duygusuna kapılabiliriz. Ani duygusal reaksiyonlar ya da duyguların aşırı baskılanması, olayları aşırı ciddiye almak, mantıksız düşünceler yüzünden karar verememek, aynı anda birden fazla yöne gitmek istemek, kalple değil sürekli kafayla düşünmek, tansiyon, baş ağrıları ve kan damarlarının çatlaması gibi problemler söz konusu olabilir. Bir sorunla karşılaştığımızda bunun geçici olduğunu hatırlayıp direnç göstermeden durumu kabullenmek faydalı olabilir.  Ayrıca çocuksu reaksiyonların bizi utanç verici durumlara sokmasına izin vermeden ya da karar almadan önce, tüm gerekli bilgilerin önümüze gelmesini ve bizi aydınlatmasını beklersek iyi olur. “Sükunet” gelene kadar sabretmemiz gerekebilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

* https://sabiansymbols.com, Lynda Hill

  

2019 – KADERİN GÖZLER ÖNÜNE SERİLMESİ

 

Barış İlhan

 

OĞLAK’TA PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI 

 

 

“Otorite ve güç farklı şeylerdir. Güç uyguladığınızda başkalarını size itaat etmeye zorlarsınız. Otorite ise, yönetmek, komuta vermek, başkaları tarafından dinlenilmek ve saygı görmek üzere kazandığınız bir haktır. Otorite gücü gerektirir fakat otoritesiz bir güç despotluktur…” – Jacques Maritain

 

6 Ocak 2019’da Türkiye saatiyle 04:28’de 15 derece Oğlak’ta Parçalı bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma, Kuzey Pasifik’ten ve kuzeydoğu Asya’dan gözlemlenebilecek.  Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürebilir ve hayatımızda zamanı gelen bazı temalara işaret eder. Yine bu ay içerisinde, 21 Ocak 2019’da Aslan’da gerçekleşecek olan Tam Ay tutulması ise, bu Güneş tutulmasıyla birlikte artık karşımıza çıkacak olan temaları tamamlayıcı nitelikte olabilir ve ne tarz düzenlemeler yapmamız gerektiğine işaret edebilir.

 

Oğlak’taki bu Güneş tutulması, yine tutulmanın yöneticisi olan Oğlak’taki Satürn ve Oğlak’taki Pluto arasında duruyor ve bu iki gezegenle de kavuşum yapıyor ve dolayısıyla tutulmaya ciddi, yoğun ve oldukça ağır bir hava veriyor. Özellikle güç, kontrol ve dönüşüm temalarına dikkat çekiyor. Hem aile (ebeveynler) hem de iş hayatımızdaki otorite figürleri, bu otorite figürleri ile ilgili problemler, üzerimizdeki baskının, yaptırımın ya da sorumluluklarımızın artması, sansür, kısıtlamalar, engeller, zorlayıcılık, manipülasyonlar, güç savaşları, hayatımızda bize zarar veren veya işlevini tamamlamış unsurların ve yapıların atılması ya da arıtılıp yeniden hayata katılması gibi konular gündemimize gelebilir. Büyük Öğretmen, Zaman Tanrısı (Kronos) ve Yaşlı Bilge Adam olarak da bilinen Satürn, üzerimize düşeni yapmayarak göz ardı ettiğimiz, artık “zamanı” gelen, gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi gereken ve yapılması zorunlu olan şeyleri önümüze serebilir. Devamlı olarak kontrol etmeye ve güç uygulamaya çalıştığımız alanların ya da yapıların sarsılması, buralarda artık dönüşüme, değişime ya da problemleri gerçekçi bir açıdan ele alıp çözmeye bizi davet ediyor olabilir. Bu alanlarda yeniden bir yapılandırmaya gidebiliriz. Otorite problemleri özellikle kendi önceliklerimizi belirleyip kendi seçimlerimizi yapamadığımız, kendi yaşam sorumluluğumuzu alamadığımız ya da üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getiremediğimiz noktalarda, bizi baskılayan, zorlayan insanlar ya da olaylar şeklinde karşımıza çıkabilir. Başkaları üzerinde kontrol sahibi olmaktan ziyade kendimizi disipline etmek, öz-denetimimizi arttırmak,  yaşamımızı organize etmek, gereksiz yüklerden kurtularak ya da sorumlulukları delege ederek yaşamımızı “sadeleştirme” yoluna gitmek hem yaşamımız üzerindeki denetimimizi ve verimliliğimizi arttıracak hem de gerçekten bizim için önemli ve önceliğimiz olan konulara ve hedeflere odaklanmamızı sağlayacaktır. Öte yandan, aşırı yük ve sorumluluk almakla birlikte depresifliğimiz ve karamsarlığımız artabilir. Kimsesizlik, korku, suçluluk ve yetersizlik duyguları da söz konusu olabilir.

 

Oğlak’taki bu tutulmaya Balık’taki Neptün ise altmışlık bir açı yapıyor ve ideallerimizi ve hayallerimizi gerçekleştirmek üzere bize bir fırsat sunuyor. Yaratıcılığımızı, vizyonumuzu ve ilhamımızı hayata geçirebilir ve ne yapmamız gerektiğiyle ilgili içsel rehberimize, iç sesimize kulak verebiliriz. Diğer yandan, kişisel sınırlarımızı ve yapabileceklerimizi gerçekçi bir şekilde belirlediğimizden, sınırlarımızı bilerek ve koruyarak hareket ettiğimizden, aşırı özveriyle kendi isteklerimizi ve işlerimizi bir tarafa atıp başkalarının yüklerini ve sorumluluklarını almadığımızdan, ne istediğimiz ve nasıl hissettiğimiz konusunda kendimize karşı “net” ve “gerçekçi” olduğumuzdan emin olursak iyi olur. Gerekirse hedeflerimize ulaşmak adına daha yalnız ve özerk kalmak durumunda kalabiliriz.

 

Bu tutulma Lyra (Çalgı) takımyıldızındaki sabit yıldız Vega ile kavuşum halinde. Ptolemy’e göre Venüs ve Merkür doğasındaki bu sabit yıldız, cömertlik, idealizm, umutlar, gösteriş, istikrarsızlık, şehvet düşkünlüğü, arıtma, ağırbaşlılık ve ciddiyet ile ilişkili. Güneş ve Ay ile olan kavuşumlarda ise, eleştiri, öngörülemezlik, gözden düşmek, yalancı arkadaşlar, sahtekarlık, kötü sağlık, özellikler yazılarda ve yazı işlerinde kayıplar, kısa süreli ün ve maaşta ya da emekli maaşında artış ile ilişkilendiriliyor.

 

Tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi, “Okul bahçesi spor kıyafetleri giymiş erkek ve kızlarla dolu.” şeklinde.  Bu derece özellikle bedensel anlamda enerjik ve canlı olmakla alakalıdır. Spor kıyafetleri ya da eşofmanlar aktif olmayı temsil eder. Kendi bedenimize zaman ayırmanın, fiziksel sağlığımıza dikkat etmenin, yaşam gücümüzü ve zindeliğimizi geri kazanmanın zamanı gelmiş olabilir. Yaşamımıza düzen, disiplin ve sağlık getirecek aktivitelerde bulunmak ya da bu tarz grupların içerisinde yer almak, yaşamın diğer alanlarında da daha verimli ve organize olmamıza yardımcı olabilir. Bu sembol yaşamımızda rekabetin, canlılığın, yarışın, mücadelenin ve oyunun artmasına da işaret eder. Buradaki risk ise her zaman kendini bir şeyler yapmak zorunda hissetmek, aşırı yoğunluk ve yorgunluk şeklinde kendini gösterebilir. Öncü bir toprak burcu olan Oğlak’ta gerçekleşen bu tutulma, her anlamda yeni hedefler koymak, planlar yapmak ve bu planları uygulamaya koymak için elverişli bir zamana işaret ediyor.  Koyduğumuz hedeflere ulaşırken gittiğimiz yolda engeller çıktığında ve koşullar zorlaştığında, azmetmek, sabretmek ve kararlı olmak gerekebilir. İçinden çıkamadığımız durumlarda ise bilgeliğine, yetkinliğine veya profesyonelliğine güvendiğimiz insanlardan akıl ve yardım almak faydalı olabilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

* https://sabiansymbols.com, Lynda Hill

* http://www.constellationsofwords.com/

        

BİR ASTROLOG NE YAPAR?

 

ASLAN’DA PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI 

 

 

“Kalbindeki Güneş tüm ateşiyle içini tutuşturmadıkça, hiçbir şey yapma...” 

Charles Bukowski

 

11 Ağustos 2018’de Türkiye saatiyle 12:57’de 18 derece Aslan’da Parçalı bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma Kuzey ve Doğu Avrupa’dan, Kuzey Amerika’nın kuzey bölgelerinden, Asya’nın bazı kuzey ve batı bölgelerinden görülebilecek. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürebilir ve hayatımızda zamanı gelen bazı temalara işaret eder. Bu yılın son tutulması olan bu Güneş tutulması, özellikle 27 Temmuz 2018’de gerçekleşen Kova’daki Tam Ay tutulmasında karşımıza çıkan konulara bağlı olarak edindiğimiz perspektifi ve deneyimi önümüzdeki dönem içerisinde nasıl kullanmamız ve hayatımızı nasıl yönlendirmemiz gerektiği konusunda bizi düşünmeye zorlayabilir. Aslan’daki bu tutulma, kendinden emin bir şekilde ve gururla savunduğumuz ya da ısrarla doğruluğuna inandığımız şeyler her neyse bunları sınayabilir ve bazı noktalarda doğru bildiklerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğine işaret edebilir. İnat, gurur, kendinden ve düşüncelerinden aşırı emin bir tavır, içimizi kemiren soruların daha da çoğalmasına neden olmakla kalmaz, kendi öğrenme ve deneyimleme sürecimizi de baltalayabilir.

 

Aslan’da geri hareketteki Merkür’ün tutulmayla yaptığı kavuşum, önümüzdeki bu süreçte akıl, düşünme, öğrenme, merak, sorgulama, bazı şeyleri yeniden değerlendirme, analiz etme, iletişim, fikir alışverişleri, tartışma ve münakaşa gibi temaların oldukça önemli olacağını gösteriyor. Merkür’ün hala geri harekette olduğunu düşünürsek, ulaşımda ve yazılı-sözlü iletişimde sorunlar, gecikmeler,  anlaşmazlıklar, yanlış anlamalar söz konusu olabileceği gibi, uyanıklık, hile ve yalancılık da söz konusu olabilir. Gerçek mi sahte mi diye ayırt etmek için, sorgulamadan ve doğru bilgilenmeden karar vermemek ve iletişim kurarken gerçekten anlamaya yönelik olarak karşımızdakini dinlemek oldukça önemli. 

 

Akrep’teki Jüpiter’in Aslan’daki tutulma ve geri hareketteki Merkür kavuşumuna yaptığı kare, eylemlerimizde ve düşüncelerimizde aşırıya kaçma ve abartma eğilimimiz olabileceğine işaret ediyor. Aşırı bir iyimserlikle, burnumuzun önündeki gerçekleri, küçük ve önemli ayrıntıları ıskalayarak ve kendi bildiğimizin doğruğundan emin bir şekilde abartılı laflar etmek ve boyunda büyük sözler vermek söz konusu olabilir. Belki kendimizi  konuşmanın hiç bir yere gitmediği laf kalabalıkları ve tartışmalar içinde bulmak söz konusu olabilir. Gerçeklere ve ayrıntılara konsantre olamamaktan dolayı yanlış yargılara varabilir ve yanlış kararlar verebiliriz. Gerçekten karşımızdakini dikkatlice dinledikten ve gerçekten anladığımızdan emin olduktan sonra yaklaşımızı belirlemek ve düşüncelerimizi söylemek akıllıca olabilir. Bu açı aynı zamanda dini, ahlaki, yasal anlaşmazlıklara ve fikir uyuşmazlıklarına işaret edebilir; bu açıdan ılımlı, objektif ve karşımızdakine saygı duyan bir yaklaşım yanlış yargılara varmaktan ve sonradan pişman olunabilecek tartışmalardan bizi koruyabilir.

 

Bu tutulmada bir diğer önemli kavuşum ise asteroid Pallas (Yunanlılar tarafından akıl ve bilgelik tanrıçası olarak bilinen Athena) ile kavuşum yapıyor. Asteroid Pallas, yukarıda bahsedilen temalarla uyumlu olarak zihinsel aktivitelere, akla, zekaya ve sağduyuya vurgu yapıyor. Pallas, aynı zamanda hukuku, adaleti, barış ve özgürlük için mücadeleyi, kadınların kariyerlerini, buluşları, hünerleri ve mitolojik hikayesine göre, babası Zeus’un kafasından doğması bakımından baba-kız ilişkilerini temsil ediyor. Pallas (Athena) bir savaşçıdır yalnız Pallas’ın zekası daha çok yaratıcı, stratejik, politik ve savunmacı bir zeka prensibine işaret eder. Bir yargıya varmadan, eyleme geçmeden ya da doğrudan savaşmadan önce strateji ve diplomasi becerilerini kullanarak ilk önce vahşetten kaçar; bunların hiç biri sonuç vermezse savaşa girer. Gösteriyor ki bu tutulma bizi öncelikle eylemlerimizi ya da savaşmalarımızı doğru seçmeye ve olumsuz sonuçlardan kaçınmak adına mantıklı ve objektif değerlendirmeler yapmaya, stratejik ve dikkatli davranmaya davet ediyor. Hayatımızı düzenlemek çin daha yaratıcı çözümler bulabilir ve hünerlerimizi geliştirmek adına yeni bir öğrenme sürecine de girebiliriz.

 

Bu tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi: “Yüzen bir evde kalabalık bir grup eğleniyor; eğlencenin ışıkları ise suya yansıyor.” şeklinde. Bu sembol bizimle aynı düşünceleri paylaşan insanlarla biraraya gelip yemek, içmek ve iyi vakit geçirmek ile alakalı. Buradakiler ne kadar eğleniyor görünürlerse görünsünler, bu durum kısa süreli, istikrarsız ve gerçek dışı bir şeye işaret edebilir. İsteklerimizin ve zevklerimizin peşinden giderken akıntıyla sürüklenebilir ve hayatımızdaki asıl önemli konuları kaçırabiliriz. Her şeyi oluruna bırakmak en sonunda demirleyecek bir yer ya da duracak bir liman bulamamamıza yol açabilir. Bu sembol aynı zamanda sosyalleşmek ya da beraber olmak istediğimiz insanları iyi seçmemiz gerektiğine de işaret ediyor çünkü bize önceden eğlenceli ya da parıltılı gelen insanların, daha sonra gerçekte hiç de bize hitap etmeyen insanlar olduğunu fark edebiliriz. Hiç istemediğimiz insanlarla veya durumlarla kapana kısılmış hissetmek söz konusu olabilir. Sembol bize zevk veren şeylerin tadını çıkarırken, hayatın gerçeklerinden kopmadan ve sağlam bir zemine basarak ilerlememiz gerektiği konusunda bizi uyarıyor. Yukarıda bahsedilen Akrep’teki Jüpiter’in büyüten enerjisini de hesaba katarsak, bu tutulma kendi zararımıza da olsa inatla devam ettirdiğimiz davranışlarımız, saplantılı düşüncelerimiz ve belki bağımlılıklarımız konusunda abartıya kaçabileceğimiz ve bu anlamda dikkatli olmamız gerektiği konusunda bizi uyarıyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

* Asteroid Goddesses, Demetra George&Douglas Bloch

* Goddesses of Astrology, Eric Francis

* The Sabian Oracle, Lynda Hill

Hikâyenin Sonu: 11 Ağustos 2018 Güneş Tutulması

 

 

11 Ağustos 2018’de 18° Aslan’da parçalı bir güneş tutulması meydana gelecek. Bu tutulma 18° Aslan’da 114 yıldır meydana gelen 7. ve sonuncu tutulma olacak. Bundan sonra bu derecede başka bir güneş tutulması bu yüzyılda meydana gelmeyecek. 

1904 tarihinde meydana gelen tutulma Türkiye kurulmadan önce olduğundan yazıda yer almamaktadır. 12 Ağustos 1923 tutulması ise Türkiye kurulmadan hemen önce meydana gelen 2 güneş tutulmasından biridir.  

1923’den sonra meydana gelen güneş tutulmalarının tarihleri ve hemen sonrasında Türkiye’de meydana gelen olaylar aşağıda verilmiştir: 

12 Ağustos 1942 Güneş Tutulması – 11 Kasım 1942 “Varlık Vergisi Kanunu” 

11 Ağustos 1961 Güneş Tutulması – 16/17 Eylül 1961 Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilmesi

10 Ağustos 1980 Güneş Tutulması  – 12 Eylül 1980 İhtilali

11 Ağustos 1999 Güneş Tutulması – 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi

 

Neden 18° Aslan’da ki Güneş Tutulmaları bu kadar önemli olayların göstergeleri olmuş?

Bu derece Türkiye’nin doğum haritasında, Barış İlhan’ın çalışmalarına göre, her büyük olayda yer alan, natal Venüs’e tam açı ile kare yapıyor ve natal Neptün ile 2° orb ile kavuşuyor. Venüs Akrep burcunda zarardadır, yani bir bakıma sürgündedir. Dolayısıyla Venüs’ün ile simgelenen barış, değerler, uyum gibi konularda en iyi halini gösteremeyecektir. Venüs’ün yöneticisi Mars’ta Terazi burcunda zarardadır.

 

Venüs ile Mars arasında karşılıklı ağırlama var. Yani bu iki gezegen diğer gezegenin yönettiği burçlarda yer alıyorlar. (Terazi burcunun yönetici gezegeni Venüs iken Akrep burcunun klasik yönetici gezegeni Mars’tır.) Bir bakıma birbirlerinin evlerinde yaşayan misafir gibiler, evet orada yabancılar ama eğer ev sahiplerinin kurallarına uyarlarsa orada rahat etme şansları var.

 

Bu durumda uyum ve barış için Türkiye’nin yapması gereken sadece tek tarafın isteklerini yerine getirmek için güç savaşlarına girip manipüle etmekten kaçınmaktır. Söz konusu ne ise bütün tarafların eşit derecede söz sahibi olabileceği çözümler yaratmalıdır.

 

19 Ağustos depremi hariç diğer olayların her birinin tarafların birbirini anlamak istememesinden veya gücü elinde bu şekilde elinde tutabileceğini düşünmesinden dolayı herkesin zarar gördüğü olaylara neden olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de barış, eşitlikçi bir zemin istiyor. Sevgili hocam Barış İlhan’ın söylediği gibi “Barış hiç kimsenin tam olarak memnun olmadığı durumdur.” Çünkü anlaşmak için isteklerinden fedakarlık etmek gerekir. En güçlü olmaya değil, eşit olmaya çalışmak gerekir. Sadece kendi açından değil, diğerinin açısından da görmeni ister. Diğerinin fikirlerini kabul etmesen de anlamanı ve dinlemeni gerektirir.       

 

11 Ağustos 2018’de olacak güneş tutulmasının ait olduğu Saros ailesinin adı SS2 New North olarak Brady Bernardette tarafından adlandırılmıştır. Bu aileye ait ilk tutulmasının derecesi 26° İkizler (Türkiye’nin para evini yöneten Ay’ı 29° İkizler) olup bu Saros ailesinin karakteristiği de oldukça ilgi çekicidir:

 

“Bu tutulma ailesi bir doğum haritasını etkiliyorsa, kişi planlarında veya yaşam biçiminde ani bir çöküş deneyimleyecektir. Karmaşa hüküm sürer, ancak uzun vadede etkileri yeniden yapılanma ve dönüşüm olacaktır. Tozlar çöktüğünde, yeniden yapılandırma başlar ve bu yeniden şekillenmenin sonuçları geniş kapsamlı etkilere sahip olacaktır. Bu tutulma ailesi, mevcut yapının ani çöküşü ile kişinin yönünü değiştirir.” (Brady Bernadette)

 

Bu hikayenin sonununa yaklaştığımız bu dönemde, idam tekrar gündeme getiriliyorsa, Venüs’ün yıllardır bize anlatmaya çalıştığı dengeyi kuramadığımızı sanırım hepimiz görebiliyoruz.

Barış içinde kalın,

Aylin Tezcan Beyazoğlu

Kaynaklar

https://cafeastrology.com/lunationstables.html

https://www.barisilhan.com/yine-guvercin--yine-venus

Predictive Astrology, the Eagle and the Lark, Bernadette Brady

 

Pınar Uyar'ın çevirisiyle Gezegensel Modeller - Orta Noktalar...

 

"Gezegensel modelleri anlamak için, ilk önce orta noktaların ne olduğunu anlamalıyız ve bu oldukça kolaydır. İki gezegeniniz arasında bunlara eşit mesafede duran bir diğer gezegeniniz olduğunda, dolu (meskun) bir orta noktanız vardır. Aşağıda Şekil 1'de, Güneş, Mars ve Jüpiter'in orta noktasındadır...

 

Bu orta nokta “modelini” yorumlamak basit ve kolay başlar. Örnekte, Güneş Mars’la Jüpiter'in enerjilerinin birleşimini temsil eden bir noktayı doldurur. Mars'ın bir anlamının “enerji” ve Jüpiter'in bir anlamının “başarı” olduğunu düşünürsek, Mars ve Jüpiter birleşiminin yorumlarından biri “başarılı enerji” olabilir. Güneş’in onların tam orta noktasında bulunması, bu “başarılı enerjiyi” Güneş’in temel yorumlarından birine odaklar. Örneğin, Güneş’i “irade” olarak yorumladığımızda, bu resim, hayatta başarılı olmak için motivasyon, enerji ve iradeye sahip birine işaret edebilir. Güneş aynı zamanda “fiziksel bedeni” de ifade edebilir ve bir atlet söz konusu olduğunda, bu model, yarışmalar kazanmak için tasarlanmış başarılı, enerjik bir vücuda sahip bir kişiyi tarif edebilir. Orta nokta ekseninin daha sonra tetiklenmesi de kazanma olayının kendisini gösterebilir. "

Devamı linkte. PDF olarak indirebilirsiniz. http://www.astrolojidersleri.com/yazilar

 

Efe Erten UAC konferansında satın aldığı "Decanates and Dwads" kitabından sizin için Dekanlarla ilgili güzel bir derleme yapmış:

"Bir burç, üç eşit parçaya bölündüğünde elde kalan üçte birlik kısma dekan denir. Böylece her burç, ilk 10 derecesi, ikinci 10 derecesi ve son 10 derecesi olmak üzere üç dekana ayrılır. Bir örnekle bunu anlamaya çalışalım. Bir dekan sistemine göre Koç burcunun ilk 10 derecesi Koç, ikinci 10 derecesi Aslan ve son 10 derecesi Yay karakterindedir. Bu sebeple ilk 10 derece Mars, ikinci 10 dere Güneş ve son 10 derece Jüpiter sıfatıyla renklenir. ..

Günümüzde kullanılan üç farklı dekan sistemi vardır. Bunlar:
1) Kalde Düzeni
2) Manilius Sistemi
3) Oryantal Sistem

Kalde düzeni, temel asaletlerden vech ya da face olarak bildiğimiz sıradır. Koç burcunun ilk dekanı Mars ile başlar. Devamında eski evren modelinde kabul edilen gezegen sırası izlenir. Yani Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür ve Ay. Bu sırayla 36 dekan doldurulur.

Manilius Sistemi, burç sırasını izler. Koç burcunun ilk dekanı Koç ile başlar. Devamında zodyaktaki burç sırası izlenir. Yani, Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık. Bu sırayla 36 dekan doldurulur.

Oryantal Sistemde, her burç element üçlüsündeki burçlara bölünür. Her burcun ilk dekanı kendisinindir, devamındaki dekanlar aynı elementteki diğer burçlara zodyak sırasıyla verilir. Yani Koç burcu ateş elementinden olduğu için, dekanları sırasıyla ateş burçları Koç, Aslan ve Yay'a dağıtılır. Bu şekilde her burç, kendi elementindeki diğer iki burçla, ve sırayla doldurulur."

Devamı linkte. PDF olarak indirebilirsiniz. http://www.astrolojidersleri.com/yazilar

   

 

Dün gece Türkiye’den harika izlenen bir Ay Tutulması yaşadık. Bu yüzyılın en uzun Ay Tutulmasıydı. Kanlı Ay olarak isimlendiriliyor. Hemen kanla ilişkilendirildiği için olumsuz algılanabilir, ancak bu isim tutulan Ay’ın renginden geliyor, gerçek kanla ilgisi yok. Buna rağmen bu seferki tutulma gerçekten kanlı olabilir, çünkü Ay’ın yanında kanın, yangının, kazanın, kavganın, savaşın, yağmanın  gezegeni kırmızı Mars bulunuyor. Bu ikisi uğursuz kabul edilen Güney Ay Düğümünün yanında bulunuyorlar. Üstelik Mars geri gidiyor ve deklinasyonda haddini aşmış, yasak bölgeye (out-of-bounds) girmiş durumda. Yani simgelediği konularda aşırılıklar olabilir.

 

Ay ve Güneş Kova ve Aslan burçlarının 5 derecesinde bulunuyorlar ve Boğa burcundaki transit Uranüs’ün fokal olduğu bir T-kare oluşturuyorlar. Böylece olaya ani beklenmedik şaşırtıcı gelişmeler ve patlamalar ekleniyor. Üç tane sabit burç işin içinde olunca gözler ister istemez dördüncü sabit burç olan Akrep’i arıyor. Şimdi Akrep’te Jüpiter var. 13 derecede biraz uzak duruyor, ama Akrep’in 5 derecesinde daha da önemli bir gezegen bulunuyor. Evet, Türkiye’nin Güneş’i bu derecede durarak, T-kareyi bir Büyük Kareye dönüştürüyor. Ve Türkiye’nin Güneş’i bu Tutulma ile oldukça tetikleniyor.

 

Bir ülkenin haritasında Güneş kralı gösterir. Ayrıca Türkiye haritasında Güneş komşular, medya, haberleşme, ilk öğretim, taşıma, nakliye konularını simgeleyen evin yöneticisi ve çocukları, meydanları, parkları, eğlenceyi, cinselliği gösteren evde bulunuyor.

 

Genel kabul gören bir düşünceye göre Güneş Tutulmasının etkisi bir yıl, Ay Tutulmasını etkisi ise altı ay boyunca sürer. Ancak şimdiki tutulma uzun sürdüğü için etkisinin de bir buçuk yıla yayılabileceğini düşünebiliriz. Daha önce İstanbul’da Tutulmalar konusunda bir eğitim veren Bill Meridian’ın aktardığına göre bir Ay Tutulmasının etkileri tutulmadan 6 hafta önce başlıyor.

 

Bunun doğru olup olmadığını hemen sınayabiliriz. Örneğin 8 Temmuz’da, tutulmadan 3 hafta önce, Tekirdağ’da bir tren kazasında (3.ev, Mars) yaklaşık 30 kişi öldü, aynı gün Recep Tayyip Erdoğan başkanlık (Güneş) yemini etti. Küçük Leyla 14 Haziran’da, Eylül 22 Haziran’da kaçırıldı. Günler sonra cesetleri bulundu. Uzun süre haberleri onların kurtulma umuduyla okuduk. Aslında son zamanlarda çok sayıda kaçırılan, tecavüz edilen ya da öldürülen (tutulma 8.evde) çocuk (5.ev) haberi (3.ev) alıyoruz. Son olarak dün Şanlıurfa'da, Suriyeli 2 yaşında bir kız çocuğunun hafriyat alanında bulunan toprağa gömülü cesedi bulundu. Bu olaylar yukarıda sıraladığımız konularla ne kadar denk düşüyor değil mi?

 

Ankara’ya göre çıkartılan haritada Ay Tutulması bir ülkenin hazinesini ve meclisini temsil eden yere düşüyor. Türkiye’nin haritasının üstüne oturttuğumuzda tutulmanın borçları temsil eden yerde olduğunu görüyoruz. Güneş de halkın kaynaklarını gösteren evde duruyor. Uranüs’ün bu tutulmaya T-kare yaptığını söylemiştik. O da hazineyi simgeleyen yerde. Bu kadar göstergeyle artık yazmaya bile gerek yok, bu tutulmanın borçlar, hazine ve para ile de çok ilgili olduğu aşikar değil mi? Nitekim seçimlerin hemen ardından 25 Haziran’da Türk lirası büyük bir düşüş yaşadı. Ülkenin ekonomik durumuyla ilgili bir şey yazmaya gerek yok, her taraf felaket haberleri ile dolu. Dolar son olarak 24 Temmuz’da yeniden yükselişe geçti. Keza meclis konusu da seçimlerin ardından büyük değişime uğradı. Artık Başbakanı olmayan, meclisinin fazla bir işlevi bulunmayan bir ülkeyiz.

 

Ay Tutulması esnasında dikkati çeken bir diğer konu da dünya üzerindeki doğal felaketler ve yangınlardı. Yunanistan’daki yangınlarda 80 kişi öldü. Alevler rüzgar sayesinde (Mars hava grubu Kova burcunda) birden her yeri sardı (Mars out-of-bounds). Temmuz ayının başında Türkiye genelinde son 3 günde tam 147 noktada yangın çıktı. Son olarak bugün Fatih’te bir işhanında çıkan yangın büyük korku yarattı. Ayrıca bugün California’daki yangınlar da rüzgar nedeniyle kontrolden çıkıp büyük tehlike yaratıyor. Aslında bugün hangi ülkeye baksak yangın haberi okuyoruz.

 

Son olarak Ay Tutulması haritasının astro-carto-graphy’sine baktığımızda Uranüs ve Pluto çizgilerinin Türkiye’y boydan boya geçerek Suriye sınırında Mardin civarlarında kesiştiğini görüyoruz. Yukarıda da yazdığı gibi Güneş komşular evinin yöneticisi. Yani önümüzdeki dönem Suriye açısında oldukça kritik ve Türkiye’ye zarar verici nitelikte. Astro-carto-graphy’de dikkat çeken bir diğer konu da Tutulmanın İran’ın Tepenoktasında (MC) bütün gücüyle gerçekleşiyor olması. Son dönemlerde Amerika ile İran ciddi biçimde restleşiyor. Suudi Arabistan İran’ı alt etmek için hazır bekliyor. Mars’ın tutulmayla birlikte Tepenoktasında olması pek hayra alamet değil. Venüs’le Pluto arasındaki üçgen açının biraz ortamı yumuşatması umalım. Yine de şimdi geri giden Mars’ın Eylül sonunda tutulma derecesine geri döndüğü günlere dikkat edelim.

 

Ve sabit burçlardaki tutulmaların, özellikle Uranüs Boğa'dayken, depreme işaret edebileceğini unutmayalım. 

Barış İlhan, 28.7.2018

 

KOVA’DA TAM AY TUTULMASI

 

 

“Bir insanın elinden her şeyi alabilirsiniz ama tek bir şey vardır ki asla alınamaz. O da insanın son özgürlüğü olan, herhangi bir durumda sergileyeceği davranışı seçme ve kendi yolunu belirleme özgürlüğüdür.” -  Viktor Frankl

 

27 Temmuz 2018’de Türkiye saatiyle 23:20’de 4 derece Kova’da bir Tam Ay tutulması gerçekleşiyor. Bu Ay tutulması 1 saat 43 dakika süreceği için bu yüzyılın en uzun Ay tutulması. Tutulma sırasında atmosferin ışığı kırması sonucu Ay’ın parlaklığını kaybedip soluk kırmızımsı bir renk almasından dolayı “Kanlı Ay” olarak isimlendiiliyor. Tutulma Güney Amerika, Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’dan gözlemlenebilecek. Dolunay’ın bir oktav büyüğü olan bu Ay tutulması, ektiğimiz tohumların ürün verdiği ve apaçık göründüğü bir döneme işaret ettiği gibi, iki zıt kutupta olan enerjileri dengeleme, karşımızdakine ayna tutma, yansıtma ve dolayısıyla farkındalık kazanma gibi temalara da işaret ediyor; etkisi 6 aydan fazla sürebiliyor. Bu tutulma özellikle 13 Temmuz 2018’de Oğlak’taki Pluto’nun damgasını vurduğu Yengeç’teki Parçalı Güneş tutulmasında tetiklenen ve bizi kişisel ve psikolojik anlamda etkisi altına almaya başlayan temalarla ilgili olarak nasıl düzenlemeler yapacağımız ve nasıl hareket edeceğimiz konusunda bize ayna tutuyor. Kova’daki bu tutulma özgürlük, alışık olduğumuz modellerden özgürleşmek, isyan, başkaldırı, ani ve öngörülemez değişimler, soyutlanma ve dışlanma gibi konuları gündeme getirebilir ve ayrıca hayatımızdaki problemlere ilişkin daha orijinal ve farklı bakış açıları getirmek, yeni metotlar denemek, objektiflik ve tarafsızlık gibi fırsatları da bize sunabilir.

 

Bu tutulmada, 27 Haziran 2018’den beri Kova’da geri hareketini sürdüren Mars, Ay ile kavuşum, Aslan’daki Güneş ile karşıtlık yaparak bize duygusal ve kişisel anlamda bir hayli meydan okuyacak gibi görünüyor. Mars’ın bu geri hareketi, bir süredir hareketlerin kısıtlanması ve engellenmesi sonucu kendini ortaya koymakta zorlanan fakat patlamaya hazır bir enerjiye ve bastırılmış bir öfkeye işaret ediyordu. Dolayısıyla bir süredir içimizde tuttuğumuz öfke ve kırgınlıkları saldırgan ve vahşi bir şekilde ifade etme riskiyle karşılaşabiliriz. Düşüncesiz ve fevri hareketler kendi yıkımımıza sebep olabileceği gibi yakın ilişkilerimize de oldukça zarar verebilirler. Belki de gerçekten yüzleşmekten korktuklarımızdan ziyade, bizden daha zayıf olanlara öfkemizi yönelten pasif-agresif bir saldırganlık da söz konusu olabilir. Ne olursa olsun, harekete geçmeden önce bir kez daha düşünmek ve geri çekilmek, bizi dönüşü olmayan hatalar yapmaktan, tehlikelerden ve belki de kazalardan koruyabilir.

 

Bu tutulmanın modern yöneticisi olan Boğa’daki Uranüs ise, Kova’daki Ay-Mars kavuşumuna ve Aslan’daki Güneş’e kare açı yapıyor ve Sabit bir T-karenin fokal gezegeni konumunda oldukça önemli bir pozisyonda duruyor. Dolayısıyla yukarıda bahsedilen öfkenin ve gerilimin patlaması için gerekli zemini hazırlıyor. Patlamaya hazır ve kontrolsüz bir enerjiye işaret eden bu oluşum, ilişkilerimizdeki ya da hayatımızdaki gerilimin arttığı noktada kendimizi tutmakta da zorlanacağımızı gösterebilir. Ani ve öfkeli tepkiler, saldırganlık, sabırsızlık, düşüncesiz hareketler, öfkeyle isyan edip bazı ilişkilerden ya da yapılardan kopmak ve köprüleri yıkmak, belalara ve kazalara açıklık söz konusu olabilir.  Değişimin gezegeni Uranüs, bilinen yani alışkın olduğumuz modellerden özgürleşme temasını, değişimi önümüze ani ve beklenmedik bir olay şeklinde getirerek ve ani kopuşlar yaşatarak da getirebilir. Tutulmanın geleneksel yöneticisi Oğlak’ta geri hareketini sürdüren Satürn ise, Boğa’daki Uranüs’e üçgen bir açı yaparak,  bu iklimde daha sağlam, sabırlı ve sakin kalmamıza yardım edebilir. Bu durumda alternatif yollar geliştirmeden ve planlama yapmadan ani kararlar vermekten ve riskler almaktan kaçınmakta fayda var. İstediğimiz değişimi sistematik ve gerçekçi bir şekilde yapmak veya gerekirse eski olana yeni bir bakış açısı getirmek, yeni yöntemler geliştirmek daha akıllıca olabilir. Zamanla kazanılmış bir bilgeliğe de işaret eden Satürn, deneyimine, yetkinliğine ve bilgeliğine güvendiğimiz birisinden akıl almanın faydalı olabileceğine de işaret edebilir.

 

Tutulma, Capricornus(Oğlak) takımyıldızındaki sabit yıldızlar Giedi Prima ve Dabih ile kavuşum yapıyor. Oğlak takımyıldızının özellikle insan ilişkileri üzerinde büyük bir etkisi var ve ayrıca  iklimlerde ve politik geleneklerde olabilecek büyük değişikliklere işaret ediyor. Bu takımyıldız “Kralların Köşkü” olarak da adlandırılıyor.  Özellikle tutulmalarda etkili olması halinde ise deniz fırtınalarına işaret ediyor. Sabit yıldız Giedi Prima’nın Ay ile yaptığı kavuşumlarda, tuhaf ve beklenmedik olaylar, eksantriklik, eleştiri, yeni ve etkili arkadaşlar, değerli hediyeler ve saygıdeğer kadınların sevgisini kazanmak gibi temalar söz konusu. Dabih sabit yıldızının Ay ile yaptığı kavuşumlar ise, işte kazanılacak başarıya fakat problemli bir emekliliğe işaret ediyor. Ayrıca zenginlik, etkili pozisyonlar, karşı cinsle olan problemler, eleştiri ve suçlanma ile ilişkilendiriliyor.

 

Bu tutulmanın Sabian sembolü cümlesi ise, “Bir adama rehberlik yapmak üzere Atalar Meclisi toplandı.” şeklinde. Bu sembol bizden önce gelenlerin yani eskilerin getirdiği bilgeliğin koruyuculuğuna inanmak ve güvenmek ile ilgili bir sembol. Burada kastedilen sizin gerçek atanız ya da  ruhsal olarak sizden daha olgun ve bilge birisi olabilir.  Atalar Meclisi deneyimi ve bilgeliğiyle size yol gösterecek birisine işaret eder. Geçmişten gelen bir konu tekrar gündeminize oturabilir ve bu durumda rehberliğine güvendiğiniz ve muhtemelen sizden büyük bir insanın size yol göstermesine ve onun korumasına ihtiyaç duyabilirsiniz. Aile bağları,  geçmiş ilişkiler, kan bağı, meclisler ve komiteler ile bağlantılı olan bu sembolün getirdiği riskler ise, katı prensipler, aşırı muhafazarlık, devamlı başkalarından onay bekleme , gelişimi engelleyen eski moda fikirler ve aileye ya da geçmiş ilişkilere aşırı bağımlılık şeklinde. Görülüyor ki bu tutulmada, geçmişi de göz önünde tutarak değişiklikler yapmak, belki eski olana “yeni” bir bakış açısıyla bakmak yani eski-yeni dengesinin iyi kurulması oldukça önemli...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*The Sabian Oracle: 360 Degrees of Wisdom, Lynda Hill

 

 

YENGEǒTE PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI

 

“Unutmayalım ki içimizdeki küçük duygular bile hayatlarımızdaki büyük kaptanlardır ve 

biz hiç farkına bile varmadan onlara itaat ederiz.” - Vincent Van Gogh

 

 

13 Temmuz 2018’de Türkiye saatiyle 05:48’de Yengeç burcunda bir Parçalı Güneş tutulması gerçekleşiyor. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıldır ve bir zaman göstergesi gibi hayatımızda artık zamanı gelmiş konulara işaret eder. Yengeç’teki bu tutulma özellikle aile, aile bireyleri, ebeveynler, ev, geçmişimiz, farkında olmadan yakın ilişkilerimize getirdiğimiz geçmiş koşullanmalarımız, davranış kalıplarımız ve bastırıp bilinçdışında bıraktığımız duygular ve temalar ile ilgili bir çok şeyi gündeme getirecek gibi görünüyor. Bilinçdışı korkuların, duygusal bağımlılıkların, saplantıların, hem öz-yıkıcı hem de başkalarına zarar veren davranışların sebep olacağı bazı durumlar hassasiyetlerimiz ve gerçek duygusal ihtiyaçlarımızın neler olduğu konusunda bizi iç dünyamıza daha dikkatli bir şekilde bakmaya zorlayabilir. Bu tutulmanın bizim için zorlayıcı yanları olsa da, diğer yandan artık işimize yaramayan ve bizi geriye çekip gelişimimizi engelleyen kişisel ve duygusal kısır döngüleri, ilişkileri, bize zarar veren duygusal koşullanmaları ve alışkanlıkları tespit edip bunlardan kurtulma fırsatını da beraberinde getirebilir.

 

Oğlak’ta geri hareketteki Pluto’nun Yengeç’teki tutulmaya yaptığı karşıtlık oldukça dikkat çekici. Bu durumda hayatımızdaki işlevini tamamladığı halde, kaybetmekten, aciz kalmaktan korktuğumuz için hala güç ve kontrol sahibi olmak adına şavaştığımız, manipülatif ve zorlayıcı davrandığımız ve dolayısıyla duygusal ve psikolojik anlamda dönüşüme direndiğimiz her alanda Pluto bizi yaratacağı krizler ve belki duygusal patlamalar kanalıyla teslim olmaya zorlayacak gibi görünüyor. Özellikle yakın ilişkilerimizde, yüzleşmekten korkulan ve  kötü-pis diye bastırılan kıskançlık, intikam, kin ve haset duygularını, duygusal saplantıları açığa çıkaran bazı deneyimler yaşayabiliriz. Karşıtlık açısı bir “yansıtma” açısı olduğundan, bu duyguların neden olduğu yıkıcı davranışları kendimiz değil karşımızdakiler sergilese dahi, Pluto’nun burada kendimizde görmezden gelip bastırdığımız bir takım duygusal temalara, artık yüzleşilip ıslah edilmesi gereken gölge yanlarımıza ya da bir kısır döngü şeklinde tekrar eden, bize zarar veren ve artık miadını doldurmuş ilişkilere ve yapılara dikkatimizi çekmeye çalıştığını hatırlamak gerekir. Kontrol etmeye çalıştığımız veya güç savaşına girdiğimiz noktada olaylar kontrolden çıkıp daha da kötü hale gelebilir. Hayatın doğal döngülerini kabullenip, gücümüzü bizden daha büyük bir “Güce” teslim ederek, bize artık hizmet etmeyen unsurları ve insanları bırakmaya gönüllü olursak yenilenme ve iyileşme sürecimizi de hızlandırmış oluruz.

 

Yengeç’teki tutulma,  Balık’ta geri hareketteki Neptün ve Akrep’teki Jüpiter üçgen ile açı yaparak Büyük bir Su üçgeni oluşturuyor. Önümüzdeki bu dönemde hem kendimize hem de etrafımızdakilere karşı daha kabullenici ve anlayışlı bir yaklaşımda olmak, hayatın bize söylemek istediğini anlamak adına iç dünyamızla daha fazla temasta kalarak “içsel rehberimizin” sesini dinlemek ne yöne gitmemiz ve nereden başlamamız gerektiği konusunda bize yol gösterebilir. Ayrıca haritadaki Boğa’daki Uranüs’ün, Oğlak’ta geri hareketteki Satürn’ün ve Başak’taki  Venüs’ün oluşturduğu Büyük toprak üçgeni, olaylar ne yönde gelişirse gelişsin, ayakları yere sağlam basan, gerçekçi, sakin ve kararlı bir tavırda kalmamızı sağlayabilir. Gerekirse duygusal güvenliğimizi sağlamak adına kişisel sınırlarımızı net bir şekilde çizmek ve gerçek hedeflerimizin ne olduğunu belirleyip enerjimizi bunlara kanalize etmek bize krizleri yönetmemizde ya da savmamızda yardımcı olabilir.

 

Yengeç’teki bu tutulma İkizler takımyıldızındaki Castor sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Bu sabit yıldız Dr. Eric Morse’a göre, sinir krizlerine ve nevrotik rahatsızlıklara işaret ediyor. Ayrıca insanda bilinçdışı olarak  bir çeşit “felaketi” çağrıştıran ve derinde kalmış bir korkuyu uyandırıyor. Öyle ki geçmişte yaşanan travmaya ya da krize az da olsa benzeyen her hangi bir olay gerçekleştiğinde, kişi buna ilk seferinde olduğu gibi korku içerisinde tüm yanlış hamleleri yaparak yanıt verebiliyor. Bu yıldız Güneş ve Ay ile olan kavuşumlarında, korkaklık, güven kaybı, duyarlılık, güçlü sezgiler, gözden düşme, ciddi kazalar, yüzden yaralanmalar, silahlı saldırılar,  bıçaklanmalar, körlük, ameliyatlar, şiddetli ateşlenmeler, hapsedilme, sürgün, kötü niyet, tecavüz, cinayet  ve gemi kazalarına işaret edebiliyor.

 

Tutulmanın Sabian Sembolü cümlesi ise, “ Bir primadonna şarkı söylüyor” şeklinde. Bu sembol kendi sanatını ve yeteneğini icra etmekte bir numara olan ve başkalarını sesiyle büyüleyen birisinden bahseder. Siz de aynı şekilde bir konuda etrafınızdakilerin ilgisini ya da dikkatini çekmek adına sesinizi yükseltmek ya da bazı yeteneklerinizi ortaya koymak durumunda kalabilirsiniz ya da yetenekleriniz ve becerilerinizin sonuna kadar sınandığı bazı testlerden geçebilirsiniz. Burada önemli olan kendinize koyduğunuz engelleri yıkıp kendi kalbinizi açabilme ve kendi doğrunuzu söyleyebilme cesareti göstermektir. Bu sembol her kafadan bir ses çıksa da, sizin sesinizin gücüne işaret eder. Uzun süredir konuşmak istediğiniz her ne varsa ya da vermek istediğiniz mesaj  her neyse, konuşmaya başladığınız insanlar büyük bir dikkatle sizi dinleyebilir.  Buradaki riskler ise, sırf dikkat çekmek için sergilenen duygusal dramalar, tutkuları abartılı bir şekilde dışa vurmak,  sürekli sahneyi işgal etmek, tantanacı tavırlar ve insanların dikkatlerini dağıtmak şeklinde. Yengeç’teki bu tutulma uzun süredir bizi bir “kabuk” gibi koruduğuna inandığımız, bir çocuk gibi belki içine saklandığımız bir takım bilindik yapıları, alışkanlıklarımızı ya da bağımlı ilişkileri sarsacak ve bizi kabuğumuzdan çıkarıp  “büyümeye” ve sorumlu olduğumuz adımları atmaya zorlayacak gibi görünüyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*https://sabiansymbols.com

*The Living Stars, Dr. Eric Morse

       

 URANÜS BOĞA’da

 Barış İlhan, 15.5.2018

 

Amerika İsrail elçiliğini Kudüs’e taşımaya karar verdi ve açılışı yaptığı gün bunu protesto eden onbinlerce Filistinlinin üzerine ateş açıldı. Maalesef 52 kişi öldü, binlerce insan yaralandı. Olayların fotoğraflarına baktığınızda adeta havai fişek görüntüsü vardı. Akşamına Türkiye’de dolar 4.40’a dayandı. Benzine, motorine zam yapıldı. Yani, Uranüs’ün Boğa burcuna girişi görkemli, ama pek fena oldu. Kuşkusuz Uranüs tek başına değil. Ona Oğlak’tan Kova’ya geçmekte olan Mars da iştirak ediyor. Bu ikiliyi Hawai’deki volkan patlamasında da izledik. Şimdi ikisi aynı gün birbirlerine kare yaparak büyük bir gerilimle burç değiştiriyorlar. Uranüs-Mars gerilimli açıları patlayıcı, isyankar, kazaya,belaya eğilimli, anarşik bir ortama işaret ediyorlar. Adeta artık tahammülün kalmadığı, insanın kendini zor tuttuğu bir ruh hali içindeyiz. Aniden patlayabiliriz. Bizden hiç beklenmeyecek şeyler yapabiliriz. Dünyada da hiç beklenmedik şeyler olabilir, bunlar bütün düzeni alt üst edebilir. Uranüs’le Mars’ın bu dansı, Mars’ın geri hareketi nedeniyle, aralıklarla, Eylül ayının sonuna kadar sürecek. Beklenmeyeni bekleyin.

 

Uranüs’ün Boğa’ya girişi bugüne kadar güvenli bilinen tüm alanlarda altüst oluşun işareti olarak görülüyor. Para piyasaları, doğal kaynaklar, yıllardır sağlam olduğu düşünülen her şey, hatta dünyamız dahi bu sarsıntıdan payını alacak. Huzur, güvenlik, konfor diye bir şey kalmayacak. Toprak ortasından çatlayıp yarılacak. Bunu sembolik anlamıyla hayattaki her konuya uyarlayabiliriz. Tabii bunun sonunda yeni güvenlik sistemleri, yeni değerler gelişecek. Sahip olduklarımıza, doğaya, yeryüzüne ve kaynaklarına değer vermeyi, şürkan duymayı öğreneceğiz Hiç bir şey statik değil. Bir şeyler altüst olmadan yerine yenisi konamıyor. Dolayısıyla, yeninin gelebilmesi için, bir elektrik enerjisi bizi sağlam olduğunu sandığımız yerden bir başka yere fırlatıp atacak. Bu, ömrünü doldurmuş yapılarda değişiklik yapmak isteyenler için iyi bir fırsat olabilir, ancak ömrünü doldurmuş olmasına rağmen, güvenlik nedeniyle mevcut duruma sıkı sıkıya sarılmış olanlar için çok sarsıcı olacağı aşikar. En iyisi, sarsıntıyla brlikte hareket etmeye çalışmak. Sağlam durmaya çalışanların beli kırılabilir... devamı https://www.barisilhan.com/uranus-bogada 

 

Gaia (Yeryüzü Tanrısı) Boğa’da ki Uranüs ile Altüst Oluyor

 

 

Önümüzdeki yedi yılın tonunu belirleyecek en büyük göksel olay Uranüs’ün Boğa burcuna girişidir. 15 Mayıs günü Boğa burcunda ki Yeniay’dan sadece birkaç saat sonra Uranüs Merkür gezegenin eşliğinde toprak burcuna adım atacak. Ve Oğlak burcunda ki stelyuma üçgen açı yapacak. Antik mitler, astrologların en büyük değişimi getiren gezegenin değişime en dirençli burçta olması olarak tanımladıklarını anlamamıza yardım edebilirler.

Ouranos (Uranüs) birçok yaratılış mitinin başlangıcında yer alır. M.Ö. 8. yüzyılda şair Hesiod tarafından yazılan Theogony'ye göre Ouranos yıldızlarla süslenmiş sağlam bir pirinç kubbe olarak düşünülen Gök Tanrı'sıdır. Her gece Yeryüzü Tanrıçası Gaia’nın üzerine Boğa şeklinde uzanırdı. Böylece Gaia dağları, denizleri ve tanrıların ilk ırkı olan Titanları doğurdu. Gaia daha sonra, Ouranos'un nefret ettiği Cyclops, Devler ve Yüz elli Canavarları doğurdu. Çocuklarının gün ışığını görmelerine izin vermeyi reddeden Ouranos, onları Gaia'nın bedenine geri itti.


Yeryüzü acı ile inledi ve kuvvetli babasını aşağılayan cin fikirli en küçük oğlu Satürn’e intikam almasını teklif etti. Ona demir bir orak verdi. Ouranos gece sevgiye özlem duyarak Gaia’nın üzerine yayıldığında, Satürn onu hadım etti. Yeryüzünün üzerine düşen kan damlalarından Erinyes ortaya çıktı. Bu yılan saçlı üç tanrıça, Alekto, Megaira ve Tisiphone, yanlış yapanları deliliğe sürüklüyordu. Onları özellikle bir araya toplayan suçlar ise ebeveynlere, yaşlılara, savunmasızlara ve misafirperverlik yasasını ihlal edenlere karşı yapılanlardı.


Uranüs yakında Boğa’ya girecek; yeryüzü çatlayarak açılacak ve intikam peşinde olan yılan saçlı tanrıçaları uyandıracak. Çevre (Yeryüzü) Uranüs enerjisinin bir sonraki odak noktası olacak. Biyosfer de ani yıkıcı şoklardan oluşan bir çağa gireceğiz, iklim değişikleri artık göz ardı edilemeyecek. Çevreye zarar veren ve hassas ekosistemleri ihlal eden fırsatçılar saldırılarını hızlandıracaklar. Tanrıçalar çevreci aktivistler tarafından yönetilen büyük protestolar şekline girip yeryüzüne karşı suç işleyenlerin peşine düşecekler. Yaşayan her şeyin annesini (yeryüzünü) ve ona bağımlı olanları korumak için yapılan çağrıya kulak verin.


Uranüs'ün Boğa'ya girdiği gün, asteroit Gaia Mars'ın kızkardeşi ve savaş tanrıçası Eris ile 23⁰ Koç burcunda kavuşacak. İki hafta içinde, asteroit Gaia ve Uranüs 1⁰ Boğa’da birleşecekler ve olayların tohumlarını atacaklar. Aynı dönemde yılan saçlı asteroitler Alekto (22⁰ Koç), Tisiphone (16⁰ Yengeç), Megaira (19⁰ Yengeç), Erynia (17⁰ Terazi) ve Plüton (21⁰ Oğlak) büyük kareyi oluşturacaklar. Böylece hesaplaşma zamanı başlayacak.


Kişisel psikolojik düzeyde, Boğa burcunun haritanızda hangi evde olduğuna bakın. Bu ev, şu anda en çok sıkışmış, engellenmiş, alışkanlık haline gelmiş ve değişime dirençli olabileceğiniz alanı simgelemektedir. Hayatınızın bu alanında her zamanki gibi düzeninizi kesintiye uğratacak olaylar bekleyin. Kendinizi değişim ve kurtuluş güçlerine açın.

 

https://www.demetra-george.com/resources/news/206-uranus-in-taurus 

Demetra George

Türkçesi: Aylin Tezcan Beyazoğlu

  

 

Ağır hareket eden gezegenlerin burç değiştirmesi, dünyada o gezegen ve burç sembollerinin birleşimine ilişkin yeni temaları gündeme getirir. Biz bu yeni temaları, gezegenler burç değiştirmeden hemen önce de gözlemleyebiliriz. Örneğin, Mayıs 2018’de Boğa Burcu’na geçecek Uranüs’ün sembolleri yavaş yavaş sahne almaya başladı. Uranüs Koç’tayken kendimizin, “ben”imizin farkına vardık. Selfie’ler çektik. Kimilerimiz sosyal medyada boy boy ideal benliklerini sergileyip sonrasında gerçek kimlikleri ile ideal benlikleri arasındaki farkı kapatmaya çalıştı, kimilerimiz ise bencillikle ben-merkezciliğin aynı şey olmadığına uyanıp zarar verici diğerkâmlığı bıraktı.

 

Şimdi Uranüs tarım, hayvancılık ve gıda üretimini temsil eden toprak grubu Boğa’ya geçmek üzereyken, birçok yerde Türk tarımının nasıl bittiği, eskiden tahıl ambarı olarak anılan Türkiye’nin Meksika’dan mercimek ithal ettiğini okur hale geldik. Birçok yazar seferber oldu, ana teması “Gıda Yalanları” olan yazılarıyla bizleri yediklerimizin bizi nasıl zehirlediğine uyandırmaya (Uranüs) çalışıyorlar. Boğa’nın para, kaynaklar, değerler sembolizmine paralel olarak, Blockchain teknolojisi, bizlere bir merkeze bağlı olmaksızın ve bankalara ihtiyaç duymaksızın güvenli bir şekilde işlem yapabilme imkânı sağlıyor. Cüzdanlarımız, paramız ve kaynaklarımız dijitalleşip tamamen farklı bir teknolojik platforma kayıyor.

 

Barış İlhan Yayınevi’nden çıkan “Astrolojide Açılar” kitabının yazarı Sue Tompkins, the Mountain Astrologer dergisinin Nisan/Mayıs 2018 sayısına yazdığı yazısında, finansal bir devrimin birçokları için geçerli olacağını, borca hapsolduğunu hisseden bireyler arttıkça, bu transitin paylaşıma dayalı ekonomileri de doğurabileceğini öne sürüyor. Bu böyle olursa, gereksinim duyulan bir gereç veya hizmet, ihtiyacı olan başka kullanıcılarla birlikte kullanılabilecek. Bu da verimliliği arttırırken kaynakların verimli kullanımını sağlayabilecek. Tompkins, bu dönemde, paramızı daha teknolojik şeylere harcayabileceğimizi, pratikliğin ön plana çıkıp pratik yeteneklerimizi geliştirebileceğimizi söylüyor.

 

Sokrates bir gün Atina’da pazara çıkmış, alışveriş yapan telaşlı kalabalığa, satılan mallara bakmış ve şaşkınlıkla arkadaşına şöyle demiş: “İhtiyacım olmayan ne kadar çok şey var.” Umarız bizler de bu tip bir uyanışla bizleri gerçekten doyurmayan tüketim alışkanlıklarımızdan kurtulabilir, sadeleşebilir ve gerçekten bizim için neyin değerli olduğunu idrak edip, hayatımızı kendimize uygun seçeceğimiz değerlerimiz üzerine inşa edebiliriz.

 

Hepimiz için yeteneklerimizi, kaynaklarımızı verimli şekilde kullanmayı öğrendiğimiz, kendimize yeterli hale gelerek özgürleşebildiğimiz, “benim kaynaklarım” - “senin kaynakların” dengesini adil bir şekilde kurup, kendi kaynaklarımızı eşimiz, kardeşimiz, ailemiz dahi olsa diğerlerinden sağlıklı bir şekilde ayrıştırmayı öğrendiğimiz bir dönem olsun.  

Astroloji Dergisi/Pınar Uyar

 

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...  

 

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Oğlak'ta olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

   

"Dünya öyle yapılandırılmıştır ki

eğer onun sefasını sürmek istiyorsanız

cefasına da katlanmak zorundasınız."

Swami Brahmananda

 

 

 

Satürn ve Oğlak Burcu

 

Satürn 29,5 yıllık döngüsü ve en uzakta bulunan yörüngesiyle yalnız, yavaş, soğuk, melankolik ve zamanı yöneten olarak düşünülmüştür. Eskiler ısısı ve ışığıyla hayat kaynağı olan Güneş’e en uzak pozisyonundan ötürü Satürn'ü hayatın karşısında, ona düşman  "büyük uğursuz" kabul ederlerdi. Satürn'ün ağır hareketi zamanın geçişi, dolayısıyla yaşlılıkla bağdaştırılırdı.

 

Antik zamanın büyük klasik tanrıları gezegenlerle özdeşleştirildiğinde Kronos (Roma'da Satürn) en yüksek ve en yavaş gezegenle ilişkilendirildi. Yunancada ‘zaman’ anlamındaki Chronos ile Kronos sözcükleri arasındaki tesadüfi benzerlik, bazı ortak özellikleri olan iki kavramın gerçek özdeşliğinin kanıtı olarak öne sürüldü. (Tarımın piri olarak elinde orak taşır) Bu özdeşliği yazıya döken en eski yazar olan Plutarch'a göre Koronos zaman demekti.

 

Yeni-Platoncular, tanrıların ve insanların babası olan Kronos'u, Kozmik Akıl diye yorumladılar bu kavramı 'bilge ihtiyar inşacı' diye adlandırılan Chronos kavramıyla kolayca birleştirdiler.

Rönesans’ta hümanist bilincin yükseldiği zamanlarda Satürn’ün kısa zamanda evrensel düzeyde tanınır hale gelen başka önemli özelliği belirdi. Satürn tefekkürün göstergesi olarak seçilmişti. Hayatın ıstırap ve tehditlerinin bilincinde olmak, derin düşünmenin yoldaşları olan keder ve bezginlik Satürn’e atfedilen hüzün ve melankolinin de nedeni olarak görülmüştü. Bu aynı zamanda ‘deha’nın temel niteliği idi. Kozmik Aklı temsil eden Satürn insan ruhunun dünyaya inişiyle birlikte onu ‘ayırt etme ve düşünme gücüyle donatıyordu. Satürn feleği –küresi- Aristoteles’in evren modeline göre Tanrısal alemin hemen altında, tüm gezegen kürelerininse en üstünde bulunduğundan Tanrı’ya ve bilinmeze en yakın olarak düşünülürdü. Bu nedenle semavi alemden maddi dünyaya düşen ruhun bir bedende hayat bulması, dünyadaki görevini yerine getirip tekrar tanrı katına çıkması yolculuğunda büyük öneme sahipti.

 

Ficino’nun düşüncesine göre bedenleri dışsal uyarılara kapalı, kendilerini ilahi şeylerin araçlarına dönüştürecek şekilde tamamen aşkın olana kaptırmış düşünürlere işaret ediyordu. Buna göre disiplin, odaklanma, çaba bu gezegenle uyumlanmanın yollarıydı. Ancak bunun yanında Satürn yalnızlığa, sessizliğe, içe dönüklüklüğe, karanlığa eğilime ve cimriliğe işaret ediyordu.

 

Şimdi Satürn yönettiği, eğrisiyle doğrusuyla kendini tam olarak ifade edebileceği iki burcun eşiğine gelmiş durumda. Bunlardan ilki toprak elementinden Oğlak.

 

Oğlak burcu güneş ışıklarının en zayıf, ısı ve ışığının en kuvvetsiz, karanlığın (gecenin) en uzun olduğu kış gündönümüyle başlar. Kış mevsimini başlatır. Toprak elementine ait olduğundan soğuk ve kurudur. Maddesel dünya ve uygulamalarla ilgilidir. Satürn yönetici olduğu Oğlak’ta güçlenir. Soğuk ve kuru doğasını rahatlıkla ifade edebilir. Kimse ona karışmadığı ve kendini rahat hissettiği için kendi ikametgahında doğasının özelliklerinde aşıraya kaçma tehlikesi de vardır. Dolayısıyla Saturn’ün Oğlak’ta oluşu maddi dünya ile çok haşır neşir olmayı, dünyevi hırsları, iktidar kavgalarını, kontrolü kaybetme korkusunu, yetersizlik hissini, mevcut durumu koruma isteğini, kurallara sıkı sıkıya bağlılığı, geleneksele yapışmayı, gaddarlığı, kayıtsızlığı, acımasızlığı, soğukluğu, uzaklığı, verimsizliği, yıkımı gösterebilir.

 

Yeni Platoncuların kozmik akılla bağlantılandırdıkları, tanrısal aleme en yakın kürede ikamet eden Satürn tefekkürden, olgunluktan, derinlikten, ruhun talep ettiği esas sorumluluklardan uzaklaştığında, gelip geçici, hastalığın, bozuluşun, bitişin, ölümün geçerli olduğu maddi dünyanın çamurunda güç, saygınlık, iktidar için mücadele eden bir kişiyi, toplumu ya da bir medeniyeti Tartaros’un derinliklerine hapsedebilir. Satürn yaklaşık iki yıl sonra yönettiği diğer burca -yüksek akılla ilişkili, hava elementinden Kova burcuna- geçtiğinde, muhtemelen, soğuk ve kuru doğasının yumuşadığı, yüksek hakikati, aklı ön plana alan, adaletle bireyleri gözeten, statükoyu yıkan, daha insancıl yapılara doğru giden bir süreci başlatabilir. O zamana kadar maddi dünyanın iktidar, saygınlık, güç ve başarı klişelerinden, bireysel ya da toplumsal olarak katı sınırlar çizmekten, baskı kurmaktan, suçlamaktan, intikam ve kinden, kaygıdan, cehalete (karanlığa) kapılmaktan, zalimlikten, katılaşmaktan, duyarsızlaşmaktan, karamsarlıktan kaçınmak gerekir. Geri çekilip düşünmek, ruhun esas amacını anlamaya çalışmak, disipline olmayı, çalışmayı, zamanı kullanmayı öğrenmek, yalnız kalmaktan korkmamak, metanetli olmak, doğayla başbaşbaşa kalmak, yavaşlamak, derinleşmek, araştırmak, hakikati anlamaya çalışmak, azla yetinmeyi öğrenmek, ifrattan kaçınmak bu dönem için olumlu yaklaşımlar olur.

Aysem Aksoy, Aralık 2017

Kaynakça:

Barış İlhan, Gezegenler: Satürn, Astroloji Dergisi

Satürn ve Melankoli, Cogito, sayı 51, 2007 – YKY

İkonoloji Araştırmaları, Erwin Panofsky, Pinhan Yayınları, 2014 http://www.astrolojidergisi.com/makale_saturn-yayda.htm 

   

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

       

Astroloji’ye Kaç Kişi Gerçekten İnanıyor?


Nicholas Campion

 

Astroloji ve burç köşeleri, magazin gazetelerinin, kadın dergilerinin ve internetin tanıdık içeriğidir. Bu içerikler, bazıları için tartışmalı olmakla birlikte, özellikle insan ilişkileri açısından göksel ve yersel olaylar arasında anlamlı bir ilişki olduğunu iddia ederler.

 

Bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki yaşamı yönetmek amacıyla gezegenleri 12 zodyak işaretiyle ilişkilendiren Astroloji, Orta Doğu'da ve klasik Yunanistan'da M.Ö. beşinci ile birinci yüzyıllar arasında icat edilmiştir. 21.yüzyıla büyük oranda İslam dünyası yoluyla iletilmiştir.

 

Astroloji son günlerde iki farklı konuda yeriliyor. Bir tarafta, en iyi ihtimalle onu yanıltıcı bulan, kötü ihtimalle de Şeytani bulan Evanjelik Hıristiyanlar var. Diğer taraftaysa, kaderimizin yıldızlarda yazılı olmasını hileli ve hatta zararlı olduğunu düşünen şüpheciler bulunuyor.

 

Bu iddialar doğruysa, kaç kişinin astrolojiye inandığını ve bunun nedenlerini anlamak önemli ve bu konuda yapılacak bazı ciddi araştırmalar için zaman gelmiş demektir.... devamı                                                       Çeviren: Billur Kılınç ve Hatice Akbaş

 

   

Büyük Amerikan Tutulması Sadece Amerika’yı mı Etkiliyor?

 

Nefesler tutuldu, gözler Büyük Amerikan Tutulması için Amerika’ya çevrildi. Dünyadaki astrologların tek konusu 21 Ağustos’da gerçekleşecek olan Güneş Tutulması. Bir tutulma en fazla gözlendiği yeri işaret ettiği için bir bakıma haklılar. Amerika bütünüyle tutulmanın etkisi altında. Bu tutulmaya ilginin bir odak noktası da Güneş Tutulmasının Trump’ın Yükselen’i (doğum saati doğruysa) üzerinde gerçekleşecek olması. Trump’a karşı olanlar bu tutulmayla birlikte Trump’un gideceğini umuyorlar. Trump gitse de kalsa da bundan sonra Amerika’yı zor günlerin beklediği aşikar. Geçenlerde bir makale uzun uzun Amerikan İmparatorluğunun çöküşe geçtiğini, yerine Çin’in yükseldiğini anlatıyordu. İleride göreceğiz...

 

Son haftalarda Trump’ın Kuzey Kore lideriyle restleşmesi üzerine bir okurum, bu tutulmanın nükleer anlamda ikisi arasındaki çekişmenin ciddileşeceğine işaret edip etmediğini sormuştu. Doğal olarak Kuzey Kore liderinin bu Güneş Tutulmasından etkilenip etkilenmediğine baktım. Evet, Kim Jong Un’un Mars’ı, yani savaş gezegeni, son Ay Tutulması ve önümüzdeki Güneş Tutulması ile tetikleniyordu. Bunun üzerine dünya üzerinde sahneyi işgal eden ülkelerin ya da liderlerin haritalarına bakınca hemen hepsinin yıkıcı gezegenlerinin son tutulmalarla tetiklendiğini görüyoruz. Kuşkusuz burada kritik konumdaki ülke Amerika oluyor. Amerika’nın haritasında 3. evdeki Ay tetikleniyor. Ay ölüm ve kayıp evi olan 8. Evi yönetiyor, ayrıca hem halkı temsil ediyor, hem de haritada dört tane gezegenin düzenleyicisi durumunda. Bu gezegenler haritada halkı, iktidarı, orduyu, polisi, yurtdışını, açık düşmanları, müttefikleri simgeliyorlar. Sadece bu bile Amerika’nın ne kadar hareketleneceğini göstermeye yeterli. Nitekim Charlottesville olayları bundan sonra yaşanacakların boyutlarının ipucu.

 

Amerika’nın şu anda en büyük düşmanı Rusya, ve lideri Putin’in haritasında hem Tepe Noktasının (MC) hem de Pluto’sunun tetiklendiği görüyor. Pluto cehennemin efendisi lakabıyla en yıkıcı gezegen. İsrail'in Mars-Pluto-Satürn üçlüsü, Netanyahu'nun Mars ve Pluto'su da dikkat çekiyor. Tutulmalarla yine Pluto’su tetiklenen bir başka lider de Erdoğan (doğum saati bilinmediği için haritayı 12:00 göre çıkarttım). Hepsi güç savaşı, manipülasyon, gücü elinde tutma mücadelesi veriyorlar. Tabloya İngiltere’yi eklediğimizde, onun da Satürn-Venüs/Pluto karşıtlığının tetiklendiğini görüyoruz. Bu durumda özellikle Suriye ve Irak’ta etkin olan ülkelerin zorlu bir sürece girdikleri görülüyor. Bu süreçte Mars, Satürn, Pluto gibi gezegenlerin harekete geçmesi endişe yaratan bir tablo sunuyor.

 

21 Ağustos’taki Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. Evinde gerçekleşiyor ve iktidarı temsil eden, Ay Tutulması ile de tetiklenen Neptün’ün yanında duruyor. Başkanlık, medya, ilk öğrenim ve komşular temaları ön planda. İlginçtir ki Güneş Tutulmasının Astro Carto Graphy’sine baktığımızda Uranüs-Pluto çizgilerinin Türkiye-Suriye sınırında Kobane-Sincar arasında, kesiştiğini görüyoruz. Bu ikisinin birleşimi ani radikal savaşları ve yıkımları, öngörülemeyen dönüşümleri, özgürlük mücadelesini, kitlesel başkaldırıyı düşündürüyor. Aynı haritada Jüpiter de Hatay’ın yanından, İdlib üzerinden Şam’a iniyor. İdlib Suriye yönetimine karşıt, cihatçı güçlerin elinde bir kent. Son haftalarda el-Kaide uzantısı Nusra’nın eline geçti. Türkiye yönetimi için önemi büyük. Umarız sağduyu egemen olur, daha fazla dipsiz kuyulara doğru yönelinmez.

 

Bir Güneş Tutulmasının etkisi bir kaç yıl sürer. Olaylar bazen tutulmadan hemen önce veya hemen sonra olabilir, ancak 1-2 yıl sonra da gerçekleşebilir. Bu da bizi 2019-2020 yıllarına götürür. Demek ki o dönemde gerçekleşecek olayların tohumları şimdiden Mars, Satürn, Pluto ile atılıyor. Hepimize kolay gelsin... -Barış İlhan

 

      

Astrolojide Mizaçlar (Temperament)

 

 

Gülşen Altay'ın hazırladığı çalışma. Bu çalışmayı 9 Şubat 2017 tarihinde NCGR-Türkiye toplantısında sundu. Çalışma uzun ve kapsamlı olduğu için pdf dosya olarak paylaşıyoruz. Aşağıdaki linkten dosyaya ulaşabilirsiniz.  Kendisine çok teşekkür ederiz.

 

MİZAÇ

 

"Elementler harmanlandı, karıldı bir insana… 

Su’ydu, ondan size akan 

Ateş’di, ondan size geçen heyecan, ilham 

Hava’ydı, ondan size doğru esen 

Toprak’dı onun kendine sakladıkları"


Bir şeyleri kategorize etmek insanın doğasında vardır. Jung bunun sebebini “kaos’a düzen getirmek” istememiz olarak açıklar. Gerçekten de binlerce yıldır insanları fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak sınıflandırıyoruz. Bu sınıflandırmalardan bir tanesi de 2000 yılı aşkın süredir bilim adamları, hekimler, filozoflar ve astrologlar tarafından kullanılan mizaç’dır.
Bildiğimiz anlamda modern batı dünyasına ulaşan mizaç teorisi ve analizi tarihte Greklerle başlamıştır. Empedokles, ilk, kosmos’un bileşenleri hakkında hipotezini sundu. Açıklıkla olmasa da Hipokrat tarafından değinilen mizaç doktrini, Galen tarafından geliştirildi ve Ptolemy’den Ortaçağ astrolojisine ve William Lilly zamanına kadar kullanıldı. Mizaç teorisini ve tarihini keşfe çıkmadan önce dilerseniz: Mizaç nedir? Bileşenleri nedir?, sorularına cevap arayalım.

 

https://s3.amazonaws.com/wix…/Z41BkC2QKiaDZKWmdB0Q_MIZAC.pdf

     

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

     

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun Yeniay ya da Dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

  

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

OCAK 2020

 

 BİLGİ KÖŞESİ

Tek Düzenleyici 

(Sole Dispositor)

Kendi burcunda bulunan ve doğum haritasındaki diğer gezegenlere doğrudan ya da dolaylı olarak ev sahipliği yapan gezegendir. Eğer kendi burcunda iki gezegen varsa ya da iki gezegen karşılıklı olarak birbirlerine ev sahipliği yapıyorlarsa tek düzenleyiciden söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, birbirlerini karşılıklı ağırlayan iki gezegen, eğer aynı zamanda diğer sekiz gezegenin tamamına doğrudan ya da dolaylı ev sahipliği yapıyorsa, bu durumda ‘ortak düzenleyici’den bahsedilebilinir. Bir gezegen hem kendi burcunda hem de tek düzenleyici konumundaysa gücü daha da artar. Doğum haritasında tek düzenleyicinin olup olmadığını tespit etmek için, herhangi bir gezegenden başlayarak o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Sonra sırasıyla o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Bu işlem daha ileri gidilemeyecek noktaya kadar sürdürülür. Diğer gezegenler için de aynı işlem yapılır.

 

Astrological Essays, 1979 -Ivy Jacobson

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.