Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

15 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bugün 16:40’ta Kova burcunda 19 derece 16 dakikada bir Yeniay gerçekleşiyor.

Yeniay düzenleyicisi olan Uranüs’e ve bir altmışlık açı yapıyor ve artık ömrünü doldurmuş, katılaşmış kalıpların yarılıp aşılması için uygun bir zemine işaret ediyor. Ancak bu sadece diğer göstergeler de uygunsa gerçekleşebilecek bir durum. Dikkatli baktığımızda Uranüs’ü Mars’ın düzenlediğini ve Akrep burcundaki Mars’ın Yeniay’a kare açı, Uranüs’e ise 150lik açı yaptığını görüyoruz. Dolayısıyla bilinenlerden özgürleşme enerjisi çatışmasız gerçekleşemeyecek durumda. Mars yangına, silaha, kavgaya, çatışmaya, kazaya, yağma ve talana işaret ediyor. Nitekim güne Cizre’de bir baskın ve yangın sonucunda 60 kişinin öldüğü haberleri ile başladık. Bir diğer haber de İdil ilçesinin kuşatıldığına dairdi. Öyle görünüyorki bu kuşatma yeni çatışmalara ve ölümlere yol açacak. Mars-Uranüs açısı gelişmelerin ani olabileceğinin işareti. Mars Türkiye’nin haritasında ülkenin içini temsil eden 4. evde bulunduğu için ülkenin içindeki bu gelişmeler beklenir gelişmelerdir. Ancak Yeniay Türkiye’nin 9. evinin başlangıç çizgisinde gerçekleşiyor ve 3. evdeki Neptün’e karşıt açı yapıyor. Neptün haritada iktidarı, başkanı, medyayı, komşu ülkeleri gösteriyor. 9. ev yurtdışı, yasalar, yargı, din, üniversiteler ile bağlantılı. Bu durumda önümüzdeki bir ay boyunca, sayılan tüm alanlarda hareketlilik bekleyebiliriz. Bu özellikle Mars biraz ilerleyip Yeniay noktasına açısını gerçekleştirdiğinde yani birkaç gün içinde olabilir. Yeniay’ın 9. evden ülkenin başına karşıt yapması, başkanın karşına onu engelleyecek bir gücün çıkması anlamına gelebilir. Örneğin yabancı ülkeler ya da yasal mevzuat, istediğini uygulamasına engel olabilir. Öte yandan bu engeli düşmanlık olarak algılayıp, ne pahasına olursa olsun harekete geçmek de söz konusu olabilir (Mars karesi).

 

VENÜS –URANÜS KARE AÇISI 7 Şubat 2016

 

“Bu dünyada hürriyetinizi ancak bir diğerinin hürriyetini koruyarak koruyabilirsiniz. Ancak ben hür olursam, siz de hür olabilirsiniz.”  

Clarence Darrow

 

VENÜS-URANÜS ANAHTAR KELİMELERİ:

Uyum sağlayan – İsyan eden

Ahenk-Bireylik

Bağlayan-Kopartan

Sokulgan-Mesafeli

Erotizm-Manyetizm

Kararsız-Sabırsız

Flörtöz- Dostça

 

 (-)Sevgiyi alıp verme tarzının bireyselleşmeye engel olması. İlişkileri genelleştirme ve sıradan ilişkileri küçük görme. Aniden bir ilişkiden diğer ilişkiye geçme. Özgürlük ve değişime olan arzuları yüzünden ani kopuşlar. Özgürlüğünü kaybetme korkusuyla gerçek bir ilişki kuramamak. Ait olmak arzusuyla bireyliğini ifade edemeyeceği ilişki modellerine boyun eğmek. Bağlanma zorluğu. Sadakatsizlik. Uyuma ve işbirliğine başkaldırma arzusu. Sırf isyan etmek için başkalarının değer sistemlerini reddetmek ya da herkesin kendine özgü değer sistemi olduğunu kabullenmekte zorlanmak. Eksantrik davrandığında kendini değerli hissetmek. Para kazanma ve harcama da ani iniş çıkışlar.

 

(+) Liberal ilişki tarzını sevme. Karşılıklı eşitlik ve özgürlüğün olduğu ilişkilerde mutlu olmak. Her bireyin kendi ilgi alanlarının olabileceği ve kendi hedeflerinin peşinden gidebileceği ilişkiler içerisinde kendini değerli hissetmek. İnsanlar arasındaki farklılıklara ve bireyin özgürlük hakkına değer vermek. Geleneksel ve bireyliğini kısıtlayıcı ilişki modellerinden özgürleşmek. Özgürlük sevgisi. Sıra dışı zevkler. Özgürlüğün kıymetini bilmek. Kendine özgü değerleriyle para kazanmak. Bireyliğini ve özgünlüğü sanatla ifade etmek. Evrensel bir barış anlayışı. Yüksek idealleriyle mutlu olmak.

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

VENÜS –PLUTO KAVUŞUM AÇISI - 6 ŞUBAT 2016

 

“Hayatta Kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. 

Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini, bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.”  Charles Bukowski

 

VENÜS-PLUTO ANAHTAR KELİMELERİ:

Sevgi-Güç

Flört-Derin ilişkiler

Tensel-Ruhsal

Uzlaşma-Zorbalık

Yüzeysel-Gizemli

Değer-Tutku

Arzu-Takıntı

 

(+) Derin ilişkiler kurmak.  Arzularının karanlık yönleriyle yüzleşerek dönüşmek. Dönüşerek kendi değerini bulmak. İlişkilerde krizlerle baş edebilme ve ilişkiye yeni bir form verebilme yeteneği.  Tabulardan arınmış değer anlayışı.  İlişkilerinde sevme, sevilme ve değer fonksiyonlarında ölçüyü tutturmak. Görünenin arkasındaki gerçeği arzulamak. Büyüleyen zevkler.  Diplomasi gücü. Karşı konulmaz cazibe. cinsel güç.

(-) Güç takıntısıyla gerçek sevgiyi hissedememek. Manipülasyonla karşı tarafı değiştirmeye çalışmak. İlişkide teslim olamayıp derin bir ilişki yaşayamamak. Takıntılı arzular. Hoş karşılanmayan zevkler. Başkalarını sevmeye zorladığı için insanların kendisini sevmediğini düşünmek. Zorla ahenk yaratmaya çalışmak. Cinsellik ya da parasal açıdan bağımlı ilişkiler kurmak. Güce duyulan iştah. Para ya da güzelliği güç olarak görmek. sapkın cinsellik. 

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş

 

Kova burcu özellikleri koşullanmış aklımızla ve alışkın olduğumuz düzenin kurallarıyla kavranması zor özellikler olduğu için genellikle çok iyi anlatamadığımız ve hayata uygulayamadığımız özelliklerdir. En fazla karıştırılan yönü bireyliktir. Bireylik genellikle bireysellikle karıştırılır ve bu kadar insanlıkla ve toplumun ileri gitmesiyle ilgili bir burcun nasıl olup da bireysel olduğu anlaşılamaz. Aslında bunu kavramak için sözlüğe bakmamız yeterlidir. Bireyin tanımı bize bunu açıklar. Türk Dil Kurumu sözlüğünde "birey"in tanımı şöyle: 

1. Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık. 2.İnsan topluluklarını oluşturan insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can.

 

Kova burcu insanı herşeyden önce bir birey olması, yani bireyleşmesi gereken bir insandır. "Bireyleşme"nin tanımı ise sözlükte şöyle: Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci. Bir de "bireysel"in tanımına bakalım: Bireyle ilgili olan, bireye özgü olma. Bu durumda Kova burcu kendi bireyliğini geliştirme, yani bağımsız kişiliğe varma sürecinde kendi hakkında düşünürken bireysel olabilir, ancak tek tek bireyleri düşünen bir burç değildir. Hatta Kova burcu hakkında en açıklayıcı cümlelerden birisi "Tüm insanları seven, ancak bir insanı sevemeyen"dir. Yani insanları düşünürken tek tek insanların kendine özgü özelliklerini göz önünde bulundurmaz, onları bir sürü gibi düşünür. Bir Kova burcunun bir başka insanla tartışırken "Siz zaten böyle yaparsınız" diye hitap ettiğini duyarız. Karşısında bir insan bulunmasına rağmen, onu çoktan bir sürüye dahil etmiş, çoğul yapmıştır. Bu ifade kendi bireyliğinin farkında olmadığının göstergesidir, çünkü kendine özgü yönlerini kavramış ve bunu kişiliğiyle bütünleştirmiş bir insan, tüm insanların aynıymış gibi görünmelerine rağmen, tek tek ayırıcı özelliklere sahip olduğunu bilir ve bu özelliklere saygı duyar. Bu farkındalık hem kendisini hem de çevresindekileri özgürlüğe götürür.

 

Kendimize özgü yönleri kişiliğimizle bütünleştirip, sağlıklı biçimde ifade etmediğimiz zaman, farklı çevrelerde farklı yönlerini yaşayan bölünmüş bir insan haline geliriz. Bazı insanlar bizi çok düzenli tanırken, bazı insanlarla uçuk kaçık yönlerimizi paylaşırız ve bu değişik insanları asla biraraya getiremeyiz. Yani içimizdeki bölünmüşlük hayatımızı da böler. Veya düzene boyun eğerek, ait olma duygusuyla aslında sıradan bir hayat yaşarken, bazı kaçamaklarla veya tuhaf davranışlarla kendimizi özgür zannederiz. Bir atasözü var " Eğer kendinizi özgür zannediyorsanız, hiçbir kaçış yolu yok demektir".- Barış İlhan

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

Barış İlhan Yayınevi 20 yaşına girdi.

NİCE YAŞLARA !!!

Bu gece Dolunay (24 Ocak)

 

 

Aslan burcundaki Dolunay'dan önce Aslan-Kova karşıtlığına bir göz atalım:

Aslan "beni önemseyin" diye bağırırken, Kova herkesin eşit öneme sahip olduğunu söyler. Aslan kendi isteklerine odaklanmış bir çocuktur, Kova kişisellikten özgürleşmiş bir yetişkin. Eğer Aslan'ın yöneticisi Güneş gibi dünyanın sizin çevrenizde dönmesini isterseniz, bunu sağlamaya uğraşırken bağımsızlığınızı yitirir, Kova'yı kızdırırsınız. Eğer bilim adamı Kova gibi hayatı bir laboratuardan gözler, onun içine katılıp yaşamazsanız, bu sefer de kalbinin sesine kulak vermek, hayatın neşesini hissetmek, aslı benliğini ifade etmek isteyen Aslan'ı kızdırırsınız.

Aslan-Kova karşıtlığında kendi bilinçli aklınızın isteklerini insanlığı yöneten daha büyük Bilincin isteklerinin yerine yerleştirebilirsiniz. Asıl gerçeğin veya asıl doğrunun peşinden giderken sadece sizin bu gerçeğin sesi olduğunuzu düşünebilirsiniz. Evrensel yasaları kendi aklınıza göre yorumlayıp, sıradışı fikirlerle insanları kışkırtıp, tüm bunları mantıklı hale getirip, kendi doğrunuzu çevrenizdekilere dayatabilirsiniz. Tabii bunu egosundan kurtulmuş, kendini insanlığa adamış biri gibi yaparsınız.

Sizin üzerinizde baskı kurulmasına karşı çıkarken, aynı baskıyı siz başka insanlara kurarsınız. Demokrasiden, eşitlikten, işbirliğinden söz ederken, sadece sizin yönetici olduğunuz bir durumu talep edersiniz. Kendi içinizdeki alevi yakacağınıza, dışarıdan yakıt beklersiniz. Sonra bu yakıtla yaktığınız ateşi cömert bir insan gibi çevreye yayarsınız. Aslan-Kova karşıtlığında bütün bunların dengelemenmesi gerekir.

 

Gökyüzünde Merkür Pluto'nun yanında yavaşlıyor, duracak ve sonra ileri gidecek. Şubat'ın ilk günlerine kadar bu atmosferi deneyimleyeceğiz. Bu esnada Pluto ve Uranüs karesi 1 derecelik bir orbla tekrarlanıyor. Bu kare kesinleşmeyecek, ancak kuşkusuz yoğunluğu hissediliyor. Yani aslına bakarsanız Merkür Uranüs-Pluto karesini tetiklemiş oluyor. Üstelik bu tetiklenme sırasında duracağı için etkisi güçleniyor. Eğer Merkür haritanızda önemli bir gezegense, şimdi bunu hissediyorsunuzdur.

 

Bu karenin gerilimi 2 hafta kadar sürecek ve bu esnada hızlı gezegenlerle (Ay, Merkür, Venüs) tetiklenecek. Dolayısıyla kişisel açıdan bu gerilim süresince ne dediğinize, ne düşündüğünüze, nasıl algıladığınıza dikkat etmenizde yarar var. Geçmişten kalma konular hortlayıp sorun yaratabilir. Bunları arıtmak ve geçmişin izinden özgürleşmek için uygun bir zaman.

 

Merkür-Pluto kavuşumu Oğlak burcunda olduğu için siyasi bir nitelik de kazanıyor. Güç savaşları, manipülasyon, güç gösterileri olası. Kapı arkasında gizli anlaşmalar, bunların aniden ortaya çıkması gibi olaylar da yaşanabilir. Merkür Türkiye'nin haritasında hastaneleri, hapishaneleri, muhalefeti, konutları, ülkenin içini temsil ediyor. Dolayısıyla bu alanların da hareketlenmesi mümkün.

 

Uranüs-Pluto karesi 2012 yılında başlamıştı. O zaman bu konuda yazdığım yazıyı tekrar okumakta yarar olabilir. -Barış İlhan

http://www.barisilhan.com/#!baskiya-isyan/cer6 

GÜNEŞ KOVA'da

 

2016'nın Önemli Gökyüzü Hareketleri

KADERİMİZDE VAR MIYDI? -2016

2015 yılında en sık duyduğumuz cümlelerden birisi “90’lara geri mi dönüyoruz?” diğeri de “tüm bunlar kaderimizde var mıydı?” olabilir. Bu soruları her duyuşumda kendimce cevapladım: “Hayır geri dönmüyoruz” ve “Evet kaderimizde vardı”. Nasıl mı? Açıklayayım.

 

Hayır 90’lara dönmüyoruz, çünkü Türkiye tarihinde daha önce böyle bir dönemden geçmedik. Türkiye ilk defa Pluto-Pluto karşılığı yaşıyor. 1976-77’de buna benzer bir dönem vardı, ancak bu kadar şiddetli değildi. Şimdiki karşıtlık diğer gezegenlerin de eşlik etmesi ve dünyanın tamamında düzen değişikliğine işaret etmesi ile oldukça şiddetli geçiyor, yani bildiğimiz gibi değil...

 

Evet bu kaderimizde vardı, çünkü Türkiye’nin doğum haritasında Pluto 1. evde bulunuyor. Bu her şeyden önce halkı sürekli baskı altında, güç tarafından ezilen bir ülkeye işaret ediyor. Kuruluşundan beri halı altına süpürülen sorunların bir gün ortaya çıkarak bir krize neden olacağını gösteriyor. Bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. devam

  

SATÜRN ANTARES İLE KAVUŞTU

ANTARES -Kraliyet yıldızlarından Batının gözcüsüdür. Sonbahar ekinoksunda gözükmesi nedeniyle Batının gözcüsü olarak bilinir. Anahtar kelimeleri: otorite, büyük güç, dikbaşlılık, ağır çalışma sonucu kazanç, savaş, yıkıcılık, etkili söz söyleme, nükleer olaylar, yangınlar, kalp problemleri, ırkçılık ve dini hoşgörü konuları ve insan hakları, şüphecilik, hırçınlık. Doğum haritasında vurgulandığında ün ve yüksek pozisyon anlamına gelebilir. Savaş ve aynı zamanda kayıp ve ölüm getirebilir. Bağımlılık, ırk, kölelik, insan hakları, tolerans veya toleranssızlık konularını sembolize eder. Antares bir köşe noktasına ilerlediğinde büyük bir problem veya hadise olabilir.


Sağlık konusunda kalp ameliyatlarını gösterir. Etkisi kötücül ve savaşa özgüdür. Ebertin’e göre Mars ve Jüpiter doğasındadır. Eski astrologların kayıtlarında Antares (Algol dışında) dünyasal olaylarda en büyük felaketlere eşlik eden yıldızdır. Akrep'in ilk yöneticisi Mars'tır. Jüpiter de Yay'ın yöneticisidir. Bu durumda Akrep-Yay (Pluto-Jüpiter) yani fanatizm, köktencilik, ya hep ya hiç Antares’in sembolizminde de görülür. Dünyasal olaylarda şehirlerin ve ülkelerin kuruluşunu, savaşları, nükleer felaketleri, deniz kazalarını, yangınları, sis ve dumanı, suiskastleri, insan haklarını, esareti, ırk ve sınıf konularını sembolize eder. Antares’in vurgulandığı bir savaş haritasında savaşa giren taraflardan güçlü olan kazanabilir, ama sonuçta büyük kayıplar ve ölümler söz konusudur.


Antares Satürn ile: dini riyakarlık, koşullar karşısında sahtekarca ve maddi davranma, bozguna uğrama, tartışma ve hukuk kanalıyla kayıplar, düşmanlar kanalıyla sorunlar, kayıplar, eve, ülkeye zarar gelmesi.

 

Bu arada Recep Tayyip Erdoğan'ın Mars'ı da bu noktada bulunuyor. Yani Satürn bu Mars'ın üzerine geldi, baskı yapıyor. İstediği gibi davranmasını kısıtlıyor. Astrolojinin Anahtar Sözcükleri kitabında Hajo Banzhaf bu ikisinin beraberliği için şunları der: Acı sona kadar savaş. Direnmeye karşı savaş. Diş bilemek. Soğuk savaşçı. Katılaşmış güçler. Sürekli direnç karşısında harekete geçen enerjinin vahşi ve yıkıcı bir biçimde ortaya çıkması. Başarısızlık korkusu. İntikam arzusu.

 

BU MARS ÇOK NAMERT

 

Mars Kuzey Ay düğümüyle kavuşarak 12 Kasım’da Terazi burcuna girdi. Terazi Mars’ın zararlı olduğu bir burç. Burada gücü zayıflıyor, gölge yönüyle, meydan okumaların karşısında cesaretle duracağına, yan yollara sapıyor. Bu durumda korkaklık, ödleklik, namertlik, öfkesini nesnelerden, hayvanlardan veya kendisinden zayıflardan çıkartmak gibi özellikler görülüyor. Mars ayrıca kazalarla, vahşetle, patlamamlarla, kanla, savaşla, kavgayla ilişkilendirilen bir gezegen. Dolayısıyla, gökyüzündeki önemli bir hareketi yeryüzünde de bu tür olaylara işaret ediyor.

 

 

Mars’ın Terazi burcuna giriş haritasında Uranüs’ün fokal olduğu bir Yod açı kalıbı dikkat çekiyor. Uranüs ani gelişmelerle bağlantılı bir gezegen ve çok ateşli olan Koç burcunda bulunuyor. Mars zaten bu burcun yöneticisi olduğu için oldukça patlayıcı, alevli ve vahşi bir atmosfere giriyoruz. Haritadaki Jupiter zararlı olduğu Başak burcundan Kayron’a kesin karşıt açı yapıyor. Bol yaralı, acılı ve insan bedenine zararlı bir süreci gösteriyor. Ay ise Yay (din, inanç, fırsat) burcunda 2 derece orbla Satürn’e (karanlık, ölüm, kayıp) yaklaşıyor. Nitekim Ay 1-2 gün içinde Satürn’e iyice yaklaştığında önce Lübnan’da, sonra Paris’te katliamlar sonucu 200’e yakın kişi öldü....

Barış İlhan

devamı http://www.barisilhan.com/#!namert-mars/cihi

Ay Düğümleri Balık-Başak Aksında

 

12 Kasım’da Ay düğümleri Balık-Başak burçlarının aksına geçtiler, 2017 Mayıs’ına kadar burada kalacaklar. Başak çıkış düğümünde, Balık ise iniş düğümünde bulunuyor. Yani artık Balık burcunun aşina özelliklerinin saplantısından kurtulup, Başak burcunun potansiyellerine doğru ilerleme zamanını yaşıyoruz. Bu göksel hareket hayalci, özlem dolu (Balık) bir duruştan, daha gerçekçi, soğukkanlı ve işlevsel (Başak) bir duruşa doğru ilerlemeyi simgeliyor.

 

Merhametli Hizmet

Balık burcundaki Güney Ay Düğümü gölge yönüyle hayatın gerçekleri, zorunlulukları ve zorlukları karşısında, bunlarla ilgilenecek, bunları çözecek bir kurtarıcı beklemeyi gösterir. Eğer böyle birisi yoksa kurban psikolojisine girilir. Kişi kendine acır, zorunluluklardan kaçar, uyuşur, iyi günlerin hayalini kurar, sorunları Tanrı’nın çözmesini bekler, karmaşa içinde yaşar. Korkular, endişeler içinde boğulur, Belirsizlikten korkar. Oysa Balık’ın sağlıklı özelliklerini geliştirdiğinde mevcut koşulları kabullenir, belirsizlikte ustaca yol alır. Kaosun düzenini sezer. İşte bu noktada Başak burcunun gerekliyle gereksizi, yararlıyla yararsızı ayrıştıran, detayları fark eden, tahlil eden, çözümleyen, aksaklıkları düzelten enerjisi devreye girer. Tüm bunları yapmak için sistemli, metodik çalışmak, yapılacakların listesini çıkartmak, rutin oluşturmak ve çalışmak gerekir. Verimlilik ve işlevsellik esastır. İdeallerin, vizyonların için günlük hayatta başkalarına yararlı olacak bir şeyler yapmaya girişilir.

 

Kuzey Ay Düğümü Başak’ta olduğunda Balık burcunun birlik duygusu, bütünü kucaklaması, merhametli olması, muhtaç durumdakilerle empati kurması, onlara yardım arzusu, kendini buna adayabilmesi gibi özellikleri Başak’ın maddi dünyada, günlük hayatta hizmet kapasitesi ile birleşerek işlevsellik kazanır. Kişi özlemleri, fantezileri ve uyuşukluğu bir kenara bırakarak vizyonu ve ideali için çalışır. Kabullenicilik ve akışla birlikte akmak, kişinin zihnini karmaşadan uzaklaştırır, netleşmesini sağlar. İçindeki bilgiye güvenir, hayata inanır, böylece Başak’ın endişe, telaşından kurtulur. Ruhunu doyuran, kimseyi ayırmadan kucaklayan bir duygu ile somut dünyada yararlı olur. Nasıl yararlı olabileceğini saptadıktan sonra, bu konuda ustalaşmak üzere çalışmaya başlar. Saptadığı aksaklıkları düzeltirken, kusur buluculuğu, eleştiriyi bir yana koyar, sorunların üzerine merhametle eğilir.

 

Türkiye ve Ay Düğümleri

Türkiye’nin doğum haritasında Ay Düğümleri Balık-Başak aksında olduğu için, 12 Kasım’dan itibaren yeni bir dönemin başladığını varsayabiliriz. Balık’taki Güney Ay Düğümü bundan bir yıl sonra Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile birleşerek bir sayfayı kapatacak. İlginç bir şekilde Balık’ın yöneticisi olan Neptün gezegeni son zamanlarda Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile kavuşum yapıyor, bu nokta üzerinde gidip geliyor. Bu hareketin ülkede birlik, beraberlik ve merhamet getirmesini umabilirdik, ancak görünen tablo daha ziyade karmaşa ve belirsizliğe işaret ediyor. Ve maalesef geçmişin kapısını kapanıp, geleceğin kapısı aralanırken, ilerideki manzara iyi görünmüyor. Bu geleceği düzeltmek için kolları sıvama (Başak) zamanı.... 

Barış İlhan

devamı http://www.barisilhan.com/#!hayaller-gercekler/c1mrs

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

 

 

Bugün Türkiye’nin doğum günü. Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti’nin yıllık güneş haritasına bir bakalım. Haritada 3 derece Terazi  yükseliyor. Yani halkı Venüs temsil ediyor. Venüs hem düşük olduğu Başak burcunda hem de sıkıntı-sorun evi olan 12. evde bulunuyor.

Tepe Noktası 3 derece Yengeç. İktidarın temsilcisi Ay. Ay Boğa’da yüceliyor, kayıplar evi olan 8. evde konumlanmış, 9. eve yaklaşıyor. İktidarın hem kayıplarla, ölümlerle, hem de yasalarla, mahkemelerle uğraştığını görüyoruz. Ay güçlü durumda, ancak boşlukta, yani etkisiz. 3 derece sonra İkizler’e girecek ve orada Satürn’e toslayacak. Satürn bu haritada 4. evi, yani muhalefeti yönetiyor. Ay’ın burç değiştirdikten sonra ilk dokunacağı gezegen Satürn olunca, karşısına bir engel çıkacağından söz edebiliriz.

Ay 27 derece Boğa’da sabit yıldız Alcyone ile kavuşum yapıyor. Alcyone Pleiades yıldız kümesinin içinde bulunuyor. Bu küme Türkçe’de Ülker, Süreyya, Yedi Kız Kardeş, Peren veya Pervin isimleriyle biliniyor. Bir diğer adı da Ağlayan Kız kardeşler. Gerçekten de insanları ağlatan bazı olaylarda o olayı simgeleyen gezegenin Alcyone ile kavuşum yaptığı görülüyor. Ebertin’e göre Alcyone’nin Ay’la Mars karışımı bir ifadesi var. “Hırs ve girişim sonucunda kişiye onur getirebilir. Mars’ın gücü kişinin yüksek konumlara çıkabilmesi için iyidir, ancak bu durumda kişinin çok hırslı ve duyarsız olması da mümkündür. Stalin buna bir örnektir (O’nun haritasında Pluto Alcyone ve Algol ile kavuşum halindedir). Olumsuz konumda düşmanlık ve gücü kaybetmeyi getirebilir.”

Güneş bu haritada 2. evde. 2. evi de Venüs yönetiyor. 2. ev halkın kaynaklarını gösterir. 11. ev iktidarın kaynaklarının işaretidir. Haritada 11. evi Güneş yönetiyor ve dediğimiz gibi Güneş halkın kaynaklarının evinde. Bu durumda önümüzdeki yıl halkın parasal konularla meşgul olacağını düşünebiliriz. 2. evin yöneticisi Venüs düşük durumda olduğu için, halkın zaten yoksul olduğunu görüyoruz. Venüs’ün yıllık haritada 12. evde oluşu sürecek olan sorunların işareti. İktidarın eli halkın cebinde görünüyor, yani devletin hazinesinin veya başkanının istekleri halkın kaynaklarını tüketebilir. Bu süreçte ölçülü ve temkinli davranmakta yarar var.

Venüs’ün düzenleyicisi Merkür Terazi’de ve 1. evde bulunuyor. Ayrıca Kuzey Ay Düğümü Terazi’de Yükselen’in üzerinde duruyor. Bu durumda halkın (1.ev) barışı, karşıtların uzlaşmasını, adil olunmasını ve hakların eşit dağıtılmasını savunması gerekiyor. Venüs’le Merkür arasındaki karşılıklı ağırlama, bu işin tek çıkış yolunun, sağlıklı bir hesaplaşma sonucu barışı tesis etmek olduğunu gösteriyor. Hepimize kolay gelsin....

Astroloji Dergisi/Barış İlhan

 

ASTRODOKU  

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

Zorlu bir Yay yolculuğu bizi bekliyor. Satürn Yay’da ilerlerken bu burcun anlamını iyice kavramak yararlı olur.

 

Bir yazıdan alttaki bölümleri aldık. Yay burcunun temsil ettiği uzun yolculukların, inancın, farklı kültürleri deneyimlemenin nasıl bilgeliğe ulaşma yolu olduğunu kısaca ve güzel açıkladığını düşünüyoruz. 
Aynı zamanda burada Yay yolculuğunun çile, çaba, sınav ve olgunlaşmayla (Satürn) nasıl harmanlandığını da görebiliriz.

 

‘’Hacı Yolculuğu Bir Sınavdı

Eski zamanlarda bir mümin için çile çekme, olgunlaşma, bilgeleşme anlamına gelen Hac, kazandığı o olgunlaştıran yolculuk anlamını yavaş yavaş yitirirken, kutsal yerleri görmek gibi turistik bir faaliyete indirgenmek isteniyor. Oysa ulaşım ve konaklama imkanlarının böylesi gelişmediği ve sınıflar arasındaki uçurumların bu kadar net olmadığı zamanlarda, Anadolu’dan, Hindistan’dan ya da Afrika’dan yola çıkan bir Müslüman için, tüm dünyasını değiştiren, onu türlü belalarla sınayan bir yolculuktu hac.

 

Bir hacı adayı çıktığı aylar sürecek bu yolculukta, parası yoksa her köyde ve kasabada bir tanrı misafiri olarak konaklar, yeni coğrafyaların yeni insanlarıyla tanışırdı. Issız bir bozkırdan geçerken gördüğü tek köye sığınmaktan başka çaresi olmazdı. Yolunun üzerinde farklı inançlardan, farklı üretim biçimlerine sahip onlarca topluluğa rastlar, onların hayat felsefelerinden, dillerinden kendine bir şeyler katardı.

Hac yolu insanın alışkanlıklarını değiştirir, statükolarını yıkardı. Hacı adayı aynı şeyleri yiyemez, alıştığı yatağında yatamaz, rahat rahat kendi dilini konuşamazdı.

 

Hacı adayları zengin olsalar bile, lüks tahtırevanların bulunduğu kervanlara soyguncuların saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Çölün ortasında yolunu kaybetmiş kervanların sıcaktan ya da susuzluktan telef olmasına çok sık rastlanırdı. Gezginleri aldatmayı ve soymayı iş edinmiş kurnazlara ve haydutlara denk gelen hacılar başta kandırılırlarsa da sonra kolay lokma olmamayı öğrenirlerdi.

Nihayetinde kutsal saydıkları o mekana geldiklerinde, hacılar zaten değişmiş ve dönüşmüş bir insanın gözüyle bakardı artık kendi inancına. Uğruna acılar ve zorluklar çekilen her şey gibi, unutulmaz bir deneyim olurdu bu mükafat.

 

Hacı Olmanın Saygınlığı

Eğer bir tüccar ya da gezgin değilse, eski toplumun insanı orta yaşlarına gelinceye kadar kendi köyünün dışına nadiren çıkardı. Bu yüzden de küçük bir dünyaya, dogmatik düşüncelere sahip feodal toplum insanı için tüm yaşamını değiştiren, dünyasını genişleten bir yolculuktu hac. İnsana kurulu düzenin alternatifleri olduğunu öğretir, onu daha bilge, daha tahammüllü, daha cesur kılardı. Bu bakımdan parayla alınıp satılamayan bir şeydi.

 

Hacı olmayı saygıdeğer kılan da buydu. Kişiyi sözü dinlenir hale getirmesinin nedeni, hacının sadece Mekke ve Medine’yi görmüş olması değil, oraya varıncaya kadar geçtiği yollarda edindiği deneyimler, tanıdığı insanlardı.

 

Yazılı kaynağın çok sınırlı olduğu bir kültürde, hacılar en çok şey görmüş insanlar oldukları için statü edinirlerdi. Pahalı mağazalardan alınmış giysiler içinde, “first-class” uçak koltuklarıyla başlayan ve Zemzem Tower’ın klimalı açık büfesinde devam eden yolculuklardan değildi onların yaşadıkları....’’

Eren Buğlalılar’ın (gezite.org) HAC: BİR İBADETİN DÖNÜŞÜMÜ yazısından alınmıştır.

Astroloji Dergisi/Ayşem Aksoy

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Jüpiter Başak’tayken kişi düzen yaratarak, 

bir ustalık geliştirip bununla yararlı olarak büyür.

Kişi Jüpiter’e özgü inanç, mutluluk ve hoşgörüyü aksaklıkları düzeltebildiğinde, yararlıyla yararsızı ayırt edebildiğinde, yapabileceğinin en iyisini yapabildiğinde hisseder. Jüpiter Başak burcunda işlevselliğe, emeğe ve sıhhate inanır. Ancak Başak burucunda zararda olan, inancı ve geniş perspektifi simgeleyen Jüpiter burada aşırı gerçekçilik, detaylarla aşırı uğraşı, sadece kusurları görme gibi nedenlerle inanç geliştirmekte zorlanabilir. Jüpiter’in organizmanın sağlıklı büyümesini gösteren doğası burada çarpık ve zararlı büyümeye dönüşebilir.

Jüpiter Başak’ta açıklanabilir ve pratik bir dünya görüşüne gerek duyar. Kişi gözlemci ve dikkatlidir ne var ki detaylara olan ilgisi tüm detaylara hakim olmaya çalışmakla sonuçlanabilir. Oysa sorumlulukları paylaşmayı öğrenmesi gerekir. En çok başkalarına hizmet ettiği zaman mutlu olabilir, yararlı bir amacı olan işlerden kendisine yarar sağlayabilir. Olumlu ifadelerinde, gündelik bilgelik, güvenilirlik, başkalarına içtenlikle hizmet, emeğe değer vermek, ortak yararlar için çalışmak, analitik ve ayrıştırıcı yeteneklerin zenginliği söz konusudur. 

Olumsuz ifadelerinde, tek düzen kurucunun kendi olduğuna inanmak, tüm detaylara hakîm olma isteği ancak bunlarla başa çıkamamak –çuvallamak–, başka insanların ne yapmaları gerektiğini söylemekten kendisi çalışamaz hale gelmek, aşırı yargılayıcılık ve kusur bulmak, ettiği hizmetlerle yücelik ve iyilik taslamak söz konusudur.

- Barış İlhan, Astroloji Dersleri, Barış İlhan Yayınevi, s.254

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

   

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

ASLINDA BU ÖYKÜ YENİ BAŞLAMADI

Barış İlhan -1.1.2015

 

2015’te yaşayacaklarımız dün başlamadı ve yarın sona ermeyecek. Sonsuz bir döngüyü yaşantıladığımızı idrak etmeliyiz. Bu sonsuz döngünün ancak bir kesitine bakabiliriz, buna rağmen döngünün doğası gereği, bu kesitin başlangıcını ve sonunu da saptamak oldukça zor.

 

Yıllardır içine girdiğimiz küçük döngünün bildiğimiz gibi olmadığını, bizi bir yerden bir başka yere, bir düzenden bir başka düzene fırlatıp atacağını yazıyoruz. Ağır hareket eden gezegen döngülerinden görebildiğimiz kadarıyla, bu döngünün dünya düzeninde büyük ve güçlü bir değişime işaret ettiğini anlatmaya çalıştık. Bunları ana hatlarıyla tanımlayabiliyorduk, ama tam olarak nasıl tezahür edeceğini düşünemezdik. Nitekim, yaşadığımız her yeni olayla yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Arap Baharı, Occupy Wall Street, Ukrayna, Suriye, Kobane, Yahudi düşmanlığı, Türkiye’de Kürt-Ermeni-Yahudi-Alevi sorunu, Cumhurbaşkanı=Başbakan modeli, Yeni Osmanlı İmparatorluğu hayali, Amerika’da siyahlara yönelik şiddet, Amerika ile Rusya’nın yeniden düşman olması, dünyada faşizmin yükselişi, doğanın her yerde acımasızca katli, parasal kazancın insanlığın ve doğanın önüne geçmesi, işsizlik..... Tüm bunlar kaçınılmaz olarak günlük hayatımızı etkilemeye başladı, herkes öfkesi burnunda yaşıyor, ufacık bir kıvılcımla ülke birbirine giriyor. Gün yok ki bir yerde protesto olmasın, gün yok ki bir grup öteki gruba saldırmasın. Yaşamın karanlık güçleri daha yoğun halde üstümüze çöküyor. İşte 2015’e böyle başlıyoruz... devamı

     

 

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

    

26 Ekim'de yapılan Doğum Haritası Yorumlama Semineri yoğun talep üzerine yakında tekrarlanacak.

 

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

12. Evdeki Gezegenler:

 

GÜNEŞ olumlu yönüyle içsel sıcaklığın ve canlılığın, içsel kaynaklarından emin olmanın ve kendini yeniden canlandırabilmenin

işaretidir.

 

Olumsuz yönüyle, dıştan kendini geri planda tutuyor gibi görünebilir, ama içte hatırı sayılır egotizm, böbürlenme, narsisizm olabilir.

 

Sonuçta özsaygıyı ve haysiyeti tehdit eden dış güçlere karşı egoyu korumaya çalışmak söz konusudur.

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.