Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

12.5 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

VENÜS BALIK'TA

Venüs yüceldiği Balık burcuna girdi. 

 


Kişiselliği aşarak daha büyük bütünle ilişki kurma, kaosun getirdiklerini kabullenme, yaradılışın tümünü sevip kucaklama zamanı. 

İnzivada, sevgiyi nasıl alıp verdiğimizi ve değer duygumuzu anlamak, biraz yalnız kalıp kendimizle arkadaşlık etmek, iç kaynaklara dönmek için uygun bir dönem. Müzik dinleyerek, film seyrederek, sanatsal faaliyetlerle bu kaynaklarla temas kurabiliriz. 

Cazibe, çekicilik, yumuşaklık, ilahi olana sevgi, sanatsal ilham, duyarlılık, kabullenicilik, ince ve rafine zevkler bu konumdaki Venüs’ün hediyeleridir.

Gölge yönüyle güzelliğin, ilişkilerin, sevginin idealize edilmesi, bizi kurtaracak bir sevgiye veya büyülü bir aşka özlem duymak, platonik ilişkiler, kişisel değerler konusunda kafa karışıklığı, para konusunda belirsizlik, ilişkilerde sınır problemleri, büyük bir şefkatle önce kurtarıcı rolünü benimseme sonra da kurban durumuna düşme, iştahın kabarması, kolay baştan çıkma, zevke dalıp gerçeklerden kaçma ve tembellik söz konusu olabilir. Sevginin fazla idealize edilmesinden dolayı gerçek bir ilişki kurmakta zorlanmak, aldanmak, aldatılmak mümkündür.

 

 

MERKÜR GERİ GİDİYOR - 21 Ocak-11 Şubat

 

GÜNEŞ KOVA'DA

 

 

YENİAY -20 Ocak

"Ortaklaşa korku sürü içgüdüsünü uyarır ve

sürünün üyesi görünmeyenlere karşı vahşiliği teşvik eder."

Bertrand Russel

Kova burcunun 0 derecesinde bir Yeniay deneyimliyoruz. Yeniay ve Dolunay’lar hem çok önemli hem de çok önemsiz olabilirler. Önemli olabilmeleri için doğum haritasında bir noktaya dokunuyor olmaları gerekir. İyice önemli olabilmeleri için geri planda hazır durumda bir temanın oldukça olgunlaşmış olması gerekir. Böylece Ay’ın fazları tetikleyici işleviyle bir olaya işaret edebilirler. Bunun dışında her ay gerçekleşen Yeniay ve Dolunay’ların size nasıl etki edeceğini düşünmenize gerek yoktur. Siz hissetmeden geçer giderler. En fazla şunu bilmeniz işe yarayabilir: Yeniay haritanızda hangi evde gerçekleşiyorsa, orada yeni bir tema harekete geçmiş olabilir. Aynı şey Güneş’in haritanızda hangi evlerden geçtiğini izlediğinizde de söz konusudur. O evin konusu yaklaşık bir ay boyunca hayatınızda ön plana çıkabilir, onunla ilgili bir şeyler yapmanız gerekebilir.

Bazı Yeniay ve Dolunay’lar gökyüzündeki diğer hareketlerle birleşerek, yılın içindeki diğer Yeniay ve Dolunay’lardan daha önemli olabilirler. Bugün deneyimlediğimiz Yeniay da böyle bir Yeniay, çünkü Kova burcunda gerçekleşiyor ve yöneticisi Uranüs Güney Ay Düğümü ile kavuşuyor. Güney Ay Düğümü klasik astrolojide bir uğursuz kabul edildiği için, Uranüs’ün bu kavuşumu hayra işaret değil. Kısa bir süre önce Pluto Ay Düğümlerine kare yapmıştı. Hemen ardından Charlie Hebdo saldırısı gerçekleşti. Bu açıdan Uranüs’ün ani ve beklenmedik bir şekilde neler getireceği ilgi konusu.

Uranüs Türkiye’nin doğum haritasında yasaları, yargıyı, dini, üniversiteleri, şirketleri, yabancı ülkeleri, dış ilişkileri, dış ticareti, deniz aşırı deniz ya da hava trafiğini, yayıncılığı temsil ediyor. Türkiye’nin Uranüs’ü haritada bu alanda bulunuyor ve Tepenoktası ile kavuşum yapıyor. Tepenoktası doğal olarak ülkenin başındakileri gösteriyor. İktidar, başkan, başbakan... Gökyüzündeki Mars kısa bir süre sonra, 30 Ocak’ta bu Uranüs’ün üzerine gelecek. Ve olayları tetikleyecek. Ardından Venüs izleyecek, Balık’ta yücelmiş olan Venüs’ün yatıştırıcı işlevi görmesini umabiliriz, ancak bazen yücelmiş bir gezegen de oldukça zararlı olabiliyor, fazla şişinebiliyor. 22 Şubat’ta Venüs ve Mars Koç burcunda kavuşacaklar. O esnada diğer gezegenler de Balık’ta olacağı için Tepenoktası şenlenecek, zaten bu hareketleri Uranüs-Pluto’nun son karesi izleyecek. Özetle önümüzde ilginç, beklenmedik ve kaotik bir süreç olduğunu düşünebiliriz.

Bugün kü Yeniay’a dönecek olursak, bunun Türkiye’nin ölüm ve kayıp evinde gerçekleştiğini görüyoruz. Bu ev aynı zamanda teröristleri, derin devleti, ulusal burcu, faiz oranlarını, borçları simgeliyor. Haritada Türkiye’nin Yükselen’i yükseliyor. Ve Venüs-Jüpiter karşıtlığı Türkiye’nin Venüs’üne kare yaparak, T-kare oluşturuyor. Çalışmalarımda bu Venüs’ün her türlü üzücü olaya eşlik ettiğine şahit olduğum için bu Yeniay’ın üzücü olaylara ya da olaya işaret ettiğini düşünebiliriz. Şimdiki durumda olan bitene baktığımızda Cizre’de bir türlü durmak bilmeyen şaibeli olayları, Yaşar Kemal’in hastalığını, kabinenin ilk defa Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanmasını, dört eski bakanla ilgili yüce divan oylamasını görüyoruz, ancak Uranüs’ün eşlik ettiği bir olay, adı üzerinde, öngörülemezdir. 


Umarız Cizre’ye huzur gelir, Yaşar Kemal sağlığına kavuşur.

 

ASTRODOKU

 

ASLINDA BU ÖYKÜ YENİ BAŞLAMADI

Barış İlhan -1.1.2015

 

2015’te yaşayacaklarımız dün başlamadı ve yarın sona ermeyecek. Sonsuz bir döngüyü yaşantıladığımızı idrak etmeliyiz. Bu sonsuz döngünün ancak bir kesitine bakabiliriz, buna rağmen döngünün doğası gereği, bu kesitin başlangıcını ve sonunu da saptamak oldukça zor.

 

Yıllardır içine girdiğimiz küçük döngünün bildiğimiz gibi olmadığını, bizi bir yerden bir başka yere, bir düzenden bir başka düzene fırlatıp atacağını yazıyoruz. Ağır hareket eden gezegen döngülerinden görebildiğimiz kadarıyla, bu döngünün dünya düzeninde büyük ve güçlü bir değişime işaret ettiğini anlatmaya çalıştık. Bunları ana hatlarıyla tanımlayabiliyorduk, ama tam olarak nasıl tezahür edeceğini düşünemezdik. Nitekim, yaşadığımız her yeni olayla yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Arap Baharı, Occupy Wall Street, Ukrayna, Suriye, Kobane, Yahudi düşmanlığı, Türkiye’de Kürt-Ermeni-Yahudi-Alevi sorunu, Cumhurbaşkanı=Başbakan modeli, Yeni Osmanlı İmparatorluğu hayali, Amerika’da siyahlara yönelik şiddet, Amerika ile Rusya’nın yeniden düşman olması, dünyada faşizmin yükselişi, doğanın her yerde acımasızca katli, parasal kazancın insanlığın ve doğanın önüne geçmesi, işsizlik..... Tüm bunlar kaçınılmaz olarak günlük hayatımızı etkilemeye başladı, herkes öfkesi burnunda yaşıyor, ufacık bir kıvılcımla ülke birbirine giriyor. Gün yok ki bir yerde protesto olmasın, gün yok ki bir grup öteki gruba saldırmasın. Yaşamın karanlık güçleri daha yoğun halde üstümüze çöküyor. İşte 2015’e böyle başlıyoruz... devamı

  

MARS BALIK’ta

Hareketin, enerjinin, mücadelenin gezegeni anlayış, şefkat ve kabullenmenin burcuna girdi.

Konuları: Su gibi hareket etmek, yoluna çıkanın sağından solundan süzülmek, su gibi aşındırarak zafer kazanmak. Spiritüel savaşçı, görünüşte boyun eğerek zafere ulaşır, içten gelen bir kesinlik duyguyla hareket eder, ruhsal güç ve enerji, kabullenerek, o anın gereğini yaparak ilerler.

Gölgesi: Enerjinin boşa harcanması, dalgalanan ruh haliyle inişli çıkışlı hareketler, çaresizliği silah olarak kullanıp isteğini elde etme çabaları, “bunu bana nasıl yaparsın?” diyen kurban rolü, mücadeleden kaçış, bağımlılık nedeniyle isteğinden vazgeçme.

   

Merkür Kova'da

 

Bu konumda Merkür geleneksel düşüncenin dışında son derece özgün bir düşünüş şeklini ifade eder. Merkür’ün tüm fonksiyonları Kova burcu özellikleri ile renklenirler. Düşüncede ve sözel ifadede hızlılık (aklının hızı diline yetişemeyen), aynı zamanda dinlemede sabırsız bir yapı söz konusudur. Düşüncelerin ve algıların çok hızlı olması çoğu zaman bunların sezgisel olduğu duygusunu uyandırır. Oysa buradaki Merkür’ün çalışma stili hızlı rasyonel mantıktır. Geniş, ilerici düşünme ve farklı konuları hızlı bir şekilde birbiriyle ilişkilendirme, olumlu yönüyle buluşlara, olumsuz yönüyle kopuk ve anlamsız –ne dediği anlaşılmaz- bir ifadeye yönelir.

Kova’daki Merkür sıradan ve geleneksel düşüncelere karşı çıkar. Öğrendiği ve topladığı bilgilerden kendine özgü, orijinal bir kavram yaratmaya eğilimlidir. Bu konumda buluş yapmak ve hiç düşünülmeyeni düşünmek söz konusu olabilir. Kişi bir konuyu olduğundan ya da başkalarının algıladığından çok farklı şekillerde algılayabilir, insani olay ve durumlara tarafsız yaklaşabilir. İnsanlığı ileri götürecek teoriler düşünülür, ama aynı zamanda uç noktada uygulamadan kopuk düşünceler de artabilir. Bu konumda Kova’nın gölgeleri kişiye ukalalık, aşırı entelektüellik, soyut düşünce ve teorilerde kaybolma, düşünce dağınıklığı, kendini beğenmişlik, bilgi konusunda narsistlik, ütopiklik, aklı çok fazla yücelten özellikler verir.

2015'in Önemli Gökyüzü Hareketleri

 

BUGÜNDEN 10 YILIN SONUNA DOĞRU

(2015 Öngörülerinden bir bölüm) - Raymond Merriman

Neredeyse bitti. En azından, bunun “Esas Bölüm’ü” hemen hemen sonlandı. “Bu” derken,  Öncü burçlar Koç, Terazi ve Oğlak’ta, Satürn, Uranüs ve Pluto’nun birbirine sert açılar yaptığı 2008-2015’in Öncü Zirvesi’ni kastediyorum. Bu süre zarfında, Jüpiter bu konfigürasyona iki defa, Mars ise birçok kere girdi. 2010 yazında, bir noktada, bu beş gezegenin tümü çok dar bir T-kare oluşturdu. Bunların dördü, Nisan 2014’te büyük öncü kareyi oluşturdu. 

 

Bu süreç,  her ne kadar politikacılar farklı göstermeye çalışsalar da,  medeniyet tarihindeki sıradan bir süreç değildi.  Tüm dünyada,  halkın artan öfkesine karşı, birçok lider, “İnsanlık, tarih boyunca zorlu süreçlerden geçmiştir. Bu içinde bulunduğumuz süreç de diğerlerinden farklı değildir.” gibi söylemlere başvurdu. Ama gerçekte hiçbir fikirleri yoktu. Kozmik bir perspektiften bakıldığında, bu son yedi yıl gerçekten de “değişik bir zamandı”. Tarih boyunca,  2008 – 2015 Öncü Zirvesine benzer bir oluşum neredeyse görülmemiştir... devamı  

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

 

21 Aralık – Erbain Başlangıcı

 

22 Aralık - 31 Ocak günleri arasına rastlayan kırk günlük kış dönemi. Bu döneme halk arasında "Zemheri" de denir.
Erbain kışın en şiddetli geçen kırk günüdür. Halk arasında senenin günleri Hızır (yaz) ve Kasım (kış) diye ikiye ayrılır. Kasım günleri Miladi 8 Kasım’da girer, 6 Mayıs’a kadar 179 gün, Şubat’ın 29 çektiği artık senelerde 180 gün sürer. 6 Mayıs’ta Hızır günleri başlar. Kasım’ın en şiddetli günleri de gündönümü denilen 22 Aralık’ta başlayan erbaindir. Kışın en karlı, tipili ve soğuk zamanıdır. Halk arasında “zemherir, karakış” da denilen bu günler 31 Ocak’a kadar 40 gün sürer ise de, bazı seneler hafif, bazı seneler şiddetli ve uzun olduğundan kesin süre tayin edilmez.
Erbainden sonra 21 Mart’a kadar devam eden “Hamsin” girer ve 50 gün sürer. Fakat şiddeti erbain kadar değildir. Eskiden erbainin çıkması ile halk arasında kurbanlar kesilir ve bu günler hasta olmadan, sıhhatli atlatıldığı için Allah’a şükredilir; eşe-dosta ziyafetler verilirdi. Erbain, şiddetli soğukların, çat (veya çatır) ayazların yaşandığı, özellikle yaşlılar için çok tehlikeli günlerdir. Bu yüzden Erbain’in ilk gününe, bir zamanlar “İmam Kırkı” denirmiş.
Erbain tabiri tasavvuf ve hadis ilminde de kullanılır. Tasavvuf yolunda bulunanların, nefslerinin kırılması için, 40 gün bir hücreye (odaya) çekilerek ibadet etmelerine “Erbain” denir. Bu erbain günleri takvimlerdeki erbain (kışın en şiddetli zamanı) günlerinde yapılırdı.

 

Eskiler Yeni yılı Kış Soltistinde veya İlkbahar Ekinoksunda kutlarlardı.

Kış Soltistine Oğlak'ın 0 derecesinde bir Yeniay'la girdik. Işıkların (Güneş & Ay) dışında 3 gezegen daha Oğlak burcunda (Venüs, Merkür ve Pluto). Mars ise Kova'da. Hepsi Satürn ile yönetiliyor. Satürn Soltistin ardından burç değiştirecek. Şimdi Akrep'in son derecesinde biraz yıkıcı durumda, ama Mars'la karşılıklı ağırlama yaptığı için, iki uğursuz birbirleriyle meşgul durumdalar. Ebu Maşar'a göre bu uğursuzluğu biraz azaltabilir. Ancak Satürn Yay'a geçince tablo değişecek. Dolayısıyla Kış Soltisti haritasının sadece 3 ay için etkili olduğunu söyleyebiliriz. Haritada Terazi yükseliyor ve Uranüs düşüyor. Pluto IC'de Venüs'le kavuşum yapıyor. Yani Uranüs-Pluto karesi önümüzdeki döneme damgasını vurmuş durumda. Haritanın yöneticisi Venüs 4. evde, muhalefeti, iç işlerini, konutları temsil eden yerde bulunuyor ve bu konuları tetikliyor. Hariada iktidarı temsil eden Ay 3. evde komşularla meşgul ve boşlukta. Yani çabaları beyhude görünüyor. Muhalefeti temsil eden Satürn de kendine destek ve kaynak arar görünüyor, ama onun da durumu Satürn'ün burç değiştirmesi ile değişecek. 

Bu arada Güneş'in bir burcun 0 derecesinde bulunması ile ilgili şu yazıyı okumanızı öneririz ve güzel bir kış dileriz...

http://www.astrolojidergisi.com/makale
_sinirda-dogmak.htm

    

URANÜS-PLUTO KARE AÇISI -15 Aralık  

Derinden sarsan değişim. Bireyleşme dürtüsünün ölmesi

 

Dışarıda kalmak - En derine nüfus etmek

Öngörülemez - Gizemli

İsyan - Kriz

Yıkmak - Yok etmek

Mesafe - Yoğunluk

Devrimci - Zorba

Değişim - Dönüşüm

Kopmak - Kaynaşmak

 

(-)Tahrip edici bilim. Tuhaf amaçlar için gücünü kullanmak. Aklı ya da zekayı güç olarak görmek. Özgürlük takıntısıyla kendini dönüştürebilecek  bağlar kurmamak. Bütünleşme arzusuyla boyun eğip bireyleşememek. Düzene karşı güç savaşlarına girerek acizlik deneyimleri yaşamak. Kendini ölemeyecek kadar özel hissetmek ya da sonu gelme ihtimali olan herhangi bir şeyi aniden terketmek. Kontrolsüzce yasaklara başkaldırma arzusu. Tabuları yıkmak. Değişime saplantı.

 

(+)Her hangi bir şeyin derinine nufüs ederek esaslı teoriler keşfetmek. Teorilerini ya da buluşlarını toplumun dönüşümü ve iyileşmesi için kullanmak. Zulüme başkaldırmak. Bilinen güç modellerinden özgürleşmek. Krizler kanalıyla kendine özgü yönlerinin farkına varmak.  Herkesin bireysel bir güce sahip olduğunu kabul etmek. Yüksek ideallerde dönüşüm. Ölüm korkusundan özgürleşmek ya da ölümü yeni bir deneyime açılan kapı olarak  görüp heyecanlanmak. Geçmişi terk ederek yeniye adım atmak.  

Hazırlayan: Banu Çaylak Kardaş

  

JÜPİTER 8 Nisan'a kadar Geri Gidiyor  

Jüpiter yılda bir kez, yaklaşık 4 ay süre ile geri hareketini gerçekleştirir. Jüpiter, maddi ve manevi anlamda nasıl büyüdüğümüzü gösterir. Bireysel sürecimizin ardından bizi sosyal hayatla, daha büyük ufuklarla ve toplumla kaynaşmamız adına yüreklendirir, bu bağlamda benliğimizin dışında kalan, bize yabancı olan şeyleri kabul edebilme sürecini ve hayatı deneyimlemek isteyen tarafımızı temsil eder. Yaşamdaki deneyimler sonucu hoşgörü, anlayış, değerlendirme yeteneği, hüküm verme kabiliyeti, organizmanın yararına olacak bir büyüme Jüpiter’in temsil ettikleri arasındadır. Geri hareket dönemlerinde büyüme ve genişleme fonksiyonunu içsel süreçlerimizde deneyimleriz. Dolayısıyla içsel gezegenler olan Merkür, Venüs ya da Mars’ın geri hareket zamanlarındaki gibi günlük hayatımızda fark edeceğimiz şekilde etkilerini göstermeyebilir. Etkileri, olaylardan ziyade kişilik, tutumlar ve davranışlar üzerindedir.

Jüpiter geri hareketine başladığı zaman yavaşlamaya başlarız. Bu dönemde, sosyal meseleleri analiz ederek kendi kişiliğimizi, inançlarımızı yargılayabilir ve geliştirebiliriz. Jüpiter geri hareketi toplumun kurallarının her zaman bizim ihtiyaçlarımıza yönelik olmadığını fark etmemizi sağlar. Dış dünyanın değerlerini ve amacını değerlendirmeye, bizim kendi değerlerimizle ve amacımızla bağlantılandırmaya çalışır ve kendimizi içsel gelişimimizi baskılayan sosyal değerlerden ayırabiliriz. Spiritüel ve felsefik konularda derin bir kavrayış geliştirmek için uygun bir zamandır. Bilgi, bilinçaltından hızlıca bilince gelebilir. Bu kavrayışın özellikle Jüpiter’in transitte olduğu evin konularında gündeme gelmesi beklenir. Bu konularda, dışsal koşullar bunu desteklemese de gerçek bir içsel huzur ve destek hissederiz. Geçmişteki gözden kaçırılmış, eksik bırakılmış fikirleri de yeniden ele alabilir ve bu fikirlerde daha geniş düşünebilme kapasitesine sahip olabiliriz.

Medyada dini, yargısal ve yargılama ile ilgili haberlere, spor olaylarına, yüksek öğrenim, yabancı ülkeler, farklı kültürleri kapsayan haberlere daha çok rastlayabiliriz.  Jüpiter geri harekete geçtiğinde toplumda çok ses getirmiş ve çok canlı olaylarda bir dinginlik ve yavaşlama görülebilir.

Jüpiter geri hareketi esnasında, Jüpiter’in temsil ettiği yeni iş girişimlerine girmek pek de akılcı değildir. Uzun menzilli seyahatler yapmak, yurtdışına çıkmak, yeni önemli hukuksal ve finansal anlaşmalar yapmak için önerilmeyen bir dönemdir. Genelde uzun seyahatler ve iletişim kanalları engellenir ya da ertelenir, umulduğundan fazla ücrete mal olur.

Direkt hareketindeki sosyal olaylara, bilinçli anlamda bir hazırlık sürecidir. Geri giden Jüpiter’in mesajlarına kulak asmayan biri sosyal arenadaki fırsatlara uyum sağlama konusunda kendisini psikolojik olarak hazırlıksız hissedebilir. O sebeple geri hareket sırasında dururuz ve Jüpiter direkt harekete geçtiğinde ortaya çıkması muhtemel dışsal genişlemeyi karşılayacak ve tutacak içsel güvenlik sınırlarımızı genişletiriz. Örneğin bir kişi bir anda maddi anlamda bir fırsat yakalarsa ve bu kişinin bu deneyime psikolojik ve duygusal olarak hazır olmadığını düşünürsek, olası bir kriz çıkması mümkündür. Kişi eline geçen maddi gücü kullanmayı bilecek psikolojik yapıya sahip olmayabilir. Dolayısıyla sağlıksız bir büyüme söz konusu olabilir. Wickenburg Jüpiter’in genişleme ve büyüme prensibini, seçme şansını ve özgürlüğünü tatmış bir ergene benzetir. Söz konusu ergenin seçtiği şeyi anlamlandırabilmesi için Jüpiter’in geri hareket dönemlerinde sağladığı içsel büyümeye ihtiyacı vardır.

Hazırlayan: Nilay Göncü

KAYNAKÇA

Adams, Helen J., Understanding Retrogrades, American Federation of Astrologers, 1991

İlhan, B., Astroloji Dersleri, Barış İlhan Yayınları, 2014

Tierney, B., Dynamics of Aspects Analysis, CRCS, 1983

Wickenburg, J., Your Hidden Powers, American Federation of Astrologers, 2001

 

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

  

ÖFKE

 

"Beni çıldırtıyor. Hiç laftan anlamıyor.", "Niçin bu evde kimse bana yardım etmiyor?", "Kaç kere ayakkabılarını çıkarmadan içeri girme dedim sana?", "Eşim çalışmamı istemediği için işten ayrılmak zorunda kaldım, ondan nefret ediyorum.", "Bu kadınlara hiç yaranamazsın zaten, ne yapsam ona yetmiyor.", "Kesin şu gürültüyü de maçı seyredeyim.", "Bıktım senin dırdırından.", "İstediğim gibi giyinip gidemiyorum, bu okuldan hoşlanmıyorum.", "Çok çalışıp, bütün sorulara cevap verdiğim halde yine zayıf aldım, hep bu öğretmenin yüzünden." "Neden hep onun istediği yere gidiyoruz, gitmeyeceğim artık.", "İstediğim kadroyu bana vermediler, onlara göstereceğim." Bu cümlelerin kimisi kadınların, kimisi erkeklerin kimisi de çocukların ağzından çıkmış, ama her birinin ortak bir yanı var: Öfke... devamı

  

26 Ekim'de yapılan Doğum Haritası Yorumlama Semineri yoğun talep üzerine yakında tekrarlanacak.

  

 

SABİT YILDIZLAR

 

GAZZE'DE KÖR OLMAK 

Oxford Astrologer'ın İsrail üzerine yazısı

 

Güneş'in Işınları Altında
Astrolojik yorumlarda genellikle Jüpiter bir burca girdiğinde, o burca şans getireceği yazılır. Dolayısıyla Güneş o burçtayken doğanlar çok sevinirler ve bu yıl benim şanslı yılım derler. Ne de olsa 'büyük uğurlu' kendi burçlarına girmiştir ve onlara hayırlı olacaktır. Genellikle burada anlaşılan, kendi isteklerinin gerçekleşeği ve bu nedenle onların mutlu olacağıdır. Oysa bazen bizim isteğimizin gerçekleşmemesi bizim için daha hayırlı olabilir. Tabii biz buna ilk anda üzülürüz, hayrını ancak zaman geçtikçe kavrarız. Yani bizim anladığımız 'hayırlı' ile tanrının sunduğu 'hayırlı' çok farklı olabilir. 


Özetle, Jüpiter burcunuza girdiğinde hemen her şey yoluna girecek diye fazla sevinmeseniz iyi olabilir. Her şey sizin istediğiniz gibi gitmeyebilir. Siz kendi isteklerinizle meşgulken, size sunulan fırsatları ve destekleri gözden kaçırabilirsiniz. Jüpiter sizi büyütecek ve zenginleştirecektir, ama bu sizin düşündüğünüzden çok farklı bir biçimde olabilir. Tabii bu esnada Jüpiter'in nelere işaret ettiği, doğum haritanızdaki Jüpiter'in hangi durumda olduğu ile de çok bağlantılıdır. Örneğin Jüpiter doğum haritanızda ölüm ve kayıp evinin yöneticisiyse, size kayıpları da getiriyor olabilir. Dolayısıyla kişisel doğum haritasından bağımsız yorumlar tam anlamıyla geçerli olmayabilir.

Geçtiğimiz yıl Jüpiter yüceldiği Yengeç burcundaydı. Yengeç Türkiye'nin Yükselen burcu, bu durumda halkın refah içinde, mutlu ve zengin olmasını bekleyebilirdik. Ancak pek de öyle olmadı değil mi? Hatta Jüpiter Yengeç'te dünyanın bütününe de pek hayırlı gelmedi. Bunun bir nedeni Jüpiter'in öncü bir burçta olması ve gökyüzünde oluşan büyük öncü karenin oluşumunun içinde bulunması, hatta gerilimi arttırmasıydı. Yani Uranüs'le, Mars'la kare, Pluto'yla karşıt açı yapmasıydı. Şimdi Jüpiter Aslan'a geçti, ancak başlangıçta ondan pek hayır beklememek akıllıca olur, çünkü Mars ve Satürn ona düşmanca bakış atıyorlar, yani nazarları değiyor. Ayrıca henüz Jüpiter hâlâ Güneş'in ışınları altında. Kendini gösteremiyor. Simgelediği hayırlar dünyada tezahür edemiyor. Bunun için önce Güneş'in ışınlarından çıkıp, sabah parlaması gerekiyor. Sonra da sırasıyla Mars'ın (14 Eylül) ve Satürn'ün (23 Aralık) Akrep'ten çıkmaları gerekiyor. Buna rağmen Jüpiter 2015 boyunca da zaman zaman Satürn'ün baskısından kurtulamayacak. Bu nedenle her açıdan doğru zamanda açılmayı, doğru zamanda kapanmayı öğrenmemiz gerekecek.

Jupiter Aslan`da

26 Mayis 1908 sabahı, şafak sökmeden hemen önce gökyüzünde Jupiter`in konumuyla ilgili ne Reynolds`ın ne de Churchill`in en ufak bilgisi vardı, fakat kadim bilginlere göre Kraliyet sembolü olan Aslan Burcu`ndaki asil Jupiter çok talihli bir ana işaret etmekteydi. Hükümdarlık ve Aslan geleneği modern İran'ın ilk bayrağında da varlığını sürdürmüştür. Jupiter`in gökyüzünde bu pozisyona her dönüşü Ortadoğu petrollerinin hakimiyeti adına oluşacak yeni bir savaşın simgesi olmuştur ve Jupiter tekrar o konuma gelmek üzere...

 

Avustralya'lı astrolog Ed Tamplin'den güzel bir analiz...

 

JÜPİTER ASLAN BURCUNDA - 16 TEMMUZ 2014

Aslan Burcundaki Jüpiter İçin Anahtar İfadeler:

Benliğin aşırı büyümesi, Coşkulu yaratıcılık, Kendine inanç, Çocuğun büyüme zamanı ya da aşırı çocukça davranışlar, Bolluk duygusuyla tembellik etme, Kendini gösterme ihtiyacında abartıya kaçma, Neşeli ifade, Kutsal çocuk, Tanrı kompleksi, İçindeki özü büyük bir inançla dışarıya çıkarma arzusu, her şeyin yolunda gideceği duygusuyla hesapsız risk alma, Liderlik edebileceğine inanç duymak…

 

Jüpiter bir yıldır transit olarak Yengeç burcunda ilerliyordu. Bu, Yengeç’te duygusal ve iç dünyamızı büyütüp kendimizi güvende hissetmek üzere olaylar yaşayacağımız bir süreci gösteriyordu. Şimdi Jüpiter Aslan burcuna ilerlediğinde ise geçen sene boyunca içsel olarak saptadığımız şeylerin dış dünyada ifade edilme zamanın geldiğine işaret ediyor. Kendimizi güven içinde hissetmeye çalıştık, doğru ya da yanlış bunun için önlemler almaya çalıştık. Artık bu süreci geride bırakıp, bizi koruması için yeterince kabuk geliştirdiğimize inanıp dışarıda kendimizi gösterme vakti geldi.

Aslan burcu bizim içimizdeki özü -yaratıcılığımızı- dış dünyaya ifade sürecimizi gösterir. Bu süreçte Aslan burcu öz ile temas kurmalı, tabii bunun için özümüzde ne olduğunu görme riskini alabilmeliyiz. Evet, aslında Aslan burcu için bu bir risktir, çünkü işin ucunda beğenilmeme ihtimali vardır. Eğer bu süreçte Aslan burcu beğenilmeye odaklanırsa gerçekten kim olduğunu göstermek istemeyebilir. Bu onun içten içe aslında beğenilmesi için bir sebep olmadığı korkusunu pekiştirir. Bu duygu herkes için çok öz yıkıcı bir davranıştır. Bu süreçte ancak alkış alabileceği davranışlar sergilemeye başlar. Bizim görkemli kralımız bu noktada sürekli ilgi ve beğeni talep eden bir soytarıya dönüşebilir. Ya da nasıl olsa beğenilmeyeceğini düşündüğü için hiç ortaya çıkmayabilir. Psikolojik olarak içimizdeki önemli olma duygusu Aslan burcuyla temsil edilir. Bu yüzden aslında ne yapmak istiyorsak onun peşinden giderek içimizdeki canlılığı muhafaza etmeliyiz.

Jüpiter ise bizim büyüme, genişleme ve yayılma fonksiyonumuzu temsil eder. Bizim hayata güvenmemizi, yaşamın bir anlamı olduğuna inanmamızı sağlar. Bu duyguyla bulunduğu yere bolluk hissi getirir. Jüpiter’in haritamızda bulunduğu burç ve ev bizim yayılmaya ve genişlemeye yatkın olduğumuz alanları gösterirken transit olarak Jüpiter’in hareketleri ise artık nerede büyümemiz, yayılmamız gerektiğini bize gösterir. Bu alanlarda şanslı olduğumuz inancını aşılar. Bundan dolayı kendimizi neşeli hissederiz. Ancak bu aşırı şanslı olduğumuz duygusu, bizim himaye edildiğimiz duygusuyla birleşince kendimizin üstün olduğunu düşünebiliriz. Bu ise kibir ve fanatizmi doğurur.

Jüpiter Aslan burcuna geçtiğinde artık içimizdeki çocuğun büyüme zamanının geldiğine işaret eder. Kendi isteklerimizi yapmak için kendi sorumluluğumuzu almanın zamanıdır. Büyümeye doğru kendimize duyduğumuz inançla adım atma zamanıdır. Başta Jüpiter’in sebep olduğu aşırı güven duygusu içimizdeki çocuk kalmış yönümüzü şımartmak isteyebiliriz. Ancak buradaki tehlike aslında bu çocuk kavramının temel psikolojik arketip olarak bizim kendimizi “kutsal çocuk” olarak hissetmemizdir. Bu arketiplerde Kutsal çocuğun aslında kendini dünyayı kurtaran bir tanrı gibi gördüğü anlatılır. (Zalim bir hükümdarın elinden kurtarmak için ebeveynleri tarafından bir sepete konularak nehirde yüzdürüldükten sonra hayatta kalan ve sonrasında dünyayı kurtaran çocuk arketipinde olduğu gibi). Çocuk evrenin merkezindedir ve bütün her şey onun etrafında dönmektedir. Jüpiter’in Aslan burcundaki gölgelerinden biri de budur. Çocuk tarafımızla büyümeye direnç gösteririz. Çünkü bir kez büyüdük mü artık evrenin merkezinde olmadığımızı kabullenmek zorunda kalırız. Bundan kaçınmak için başkalarına iyilikler yaparak kendi önemimizi anlamalarını umarız. Artık egomuzun doyurulamaz yönü (Aslan) ahlaki/felsefi (Jüpiter) bir amaç ile birleşmiştir. Sonucunda kibir ve üstünlük duygularıyla hareket etmeye başlarız. Fanatikçe yaklaşımlar sergileyerek kendi söylediklerimizin veya yaptıklarımızın doğruluğuna başkalarının da inanmasını bekleyebiliriz. Bu da bizim aslında problemli yönlerimizi göz ardı ederek derinlikten yoksun ve ciddiyetsiz olarak yaşamamıza sebep olur. Bunu aşırı dramatik telafi etmeye çalışabiliriz. Burada aslında neyin gerçekten bizim için önemli olduğunu idrak etmemiz gerekmektedir. Hayatta herkesin kendisi için önemli olduğunu, bizim de kendimizi önemli hissetmek için özümüze uygun olarak kendi isteklerimizi gerçekleştirmek durumunda olduğumuzu fark etmeliyiz. Böylelikle içimizdeki cevhere dokunup onu parlatabiliriz. Jüpiter Aslan burcundayken liderlik ve organizasyon yeteneklerinde de artış görülebilir. Ancak, kendi özüne uygun davranan birisi insanları doğru yönlendirebilir aksi takdirde buyurganlık ve despotça yaklaşımlar görülebilir.

(c)Zekai Kardaş

  

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

 

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde

geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Dolunay Bitiş mi?


İnternette Dolunay’la ilgili çeşitli yazılarda Dolunay’ın sonları ya da bitişleri ve yeni başlangıçları gösterdiğine dair yazılarla karşılaşıyoruz. Bunlar çok yanıltıcı ifadeler. Ay fazları arasında bir şeyin bitişi ve yeni bir şeyin başlangıcı arasında geçiş işlevini gören faz balzamik ay fazıdır. 


 

Ay’ın yeniay fazı doğumu, büyüyen fazları büyümeyi, dolunay tamlığı, küçülen fazları da bozulup çürümeyi simgeler. Sanırım burada tamlık, bütünlük ile bir şeyin bitişi (yeni bir şeyin başlayışı) kavramları karıştırılıyor.

Dolunay fazı Ay’ın bütünüyle göründüğü, Güneş’in ışınını tam olarak yansıttığı fazdır. Ortada ne varsa görülmektedir. Daha önce tohumu atılan ve yapılandırılmaya çalışılan şeyler artık bütünlüğüne ulaşmaktadır. Bu, kişinin kendi bireyliği ise, ne şekilde yapılandığı gözler önündedir. Bu bir projeyse, proje artık tamamlanmaktadır. Şimdi ortada ürün görülmektedir. Dolayısıyla bu ürünün nasıl olduğu da görülmekte ve ona ayna tutulmaktadır. Dolunay’da oluşan Güneş-Ay karşıtlığı kişinin kendisine meydan okuyan ya da ayna tutanlar kanalıyla farkındalık geliştirmesinin işaretidir. Bu evrede tarafsızlık, nesnelliklik gerekir. Bu sayede karşıtlıklar birbirini tamamlar ve dengeler. Projeler bu farkındalıkla bitirilir. Ancak bir şeyin sonlanması ve yeni bir şeyin başlaması için daha üç faz deneyimlenmesi gerekmektedir.

Dolunay’ı gözünüzde canlandırmak için bir çiçeğin bütün görkemi ile açtığı bir hali düşünebilirsiniz. Bu tamlık’tır. Bitiş içinse çiçeğin, dallarının ve gövdesinin solduğu, kuruduğu, bütün yapraklarının döküldüğü bir hali düşünün.

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

12. Evdeki Gezegenler:

 

GÜNEŞ olumlu yönüyle içsel sıcaklığın ve canlılığın, içsel kaynaklarından emin olmanın ve kendini yeniden canlandırabilmenin

işaretidir.

 

Olumsuz yönüyle, dıştan kendini geri planda tutuyor gibi görünebilir, ama içte hatırı sayılır egotizm, böbürlenme, narsisizm olabilir.

 

Sonuçta özsaygıyı ve haysiyeti tehdit eden dış güçlere karşı egoyu korumaya çalışmak söz konusudur.

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.