Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

15 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gökyüzünde iki uğurlu yavaş yavaş birleşmeye başladı. Astrologlar Venüs-Jüpiter ikilisinin kavuşumunu coşkuyla kutluyorlar. Kolay değil bu ikisi bu defa aynı deklinasyonda, yani tam üst üste gelecek şekilde kavuşacaklar. Bu sık görülen bir durum değil. İkisinin de gücü artacak. Ayrıca, bu ikisi Uranüs’e üçgen yapıyorlar. Buna göre, günümüz şenlenecek. Mutluluk, neşe, bereket aniden gelip bizi bulacak...

 

Doğrusu bu, pek de öyle olmayabilir. Astrolojide bir şeyin uğurlu ya da uğursuz oluşu, aslında onun kıvamına bağlıdır. Çok fazla ya da çok az oluşu, çok uğurlu bir şeyi bile kolayca uğursuza döndürebilir. Bunu en iyi anlatan öykü, milli piyangodan trilyon kazanan insanların yaşam öyküleridir. Bazıları o trilyonu 3-5 yılda tüketir. Hayatı eskisinden de beter hale gelir. Dolayısıyla, asıl konu bu güzel talih ile sizin ne yapacağınızdır. Sağduyuyu, ölçüyü elden bırakmamakta yarar var.

 

Son günlerde hem gökyüzünde hem de yeryüzünde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Önce Satürn Akrep burcuna geri döndü, bunu İŞİD’in daha önce kovulduğu Kobane’ye geri dönüp katliam yapması ve 200’den fazla insanın ölmesi şeklinde gördük. Sonra Mars Yengeç’e girdi. Malum bu Mars şimdi Akrep’teki Satürn’ün yöneticisi. İki uğursuz birlikte, Tunus’ta, Fransa’da ve Kuveyt’te kalleş saldırılar düzenlediler. Tunus’ta 2 otelin plajındaki turistleri tarayarak yaklaşık 30 kişiyi öldürdüler, Kuveyt’te camiye saldırdılar.

 

Sonra Yengeç'teki Güneş ve Mars Koç-Terazi aksındaki Ay Düğümlerine kare yaparken Amerika'nın bütün eyaletlerinde eşcinsellerin evlenmesi yasal hale geldi. Bilinen evlilik ve aile düzenleri altüst oldu. Bu karar dünyada coşkuyla kutlanırken Türkiye'de eşcinsellerin yürüyüşü Tomalar ve gaz fişekleri altında engellendi. Malum Türkiye'nin haritasındaki Terazi burcu Mars tarafından, Yengeç burcu da Pluto tarafından oldukça zarar görmüş durumda.

 

Hem zaten bizim şimdi bu kadar ileri seviyede bir insan hakkını düşünecek halimiz yok, çünkü Mars'ın Yengeç'e girişiyle birlikte Türk ordusunun Suriye'ye girişini düşünmeye başladık. Özellikle Güneş'in Türkiye'nin Yükselen'inden geçişi konuyu iyice hararetlendirdi. Şimdi Mars bu Yükselen'e ilerliyor. Sonra bunlar sırasıyla Türkiye'nin Pluto'suyla kavuşacaklar. Zaten Pluto-Pluto karşıtlığının, yani Pluto döngüsünün yaşanmakta olduğu bir dönemde, Güneş ile Mars'ın tetikleyici işlevini küçümseyemeyiz. Güneş Jüpiter-Venüs kavuşumunun düzenleyicisi ve düşük durumdaki Mars ile aynı burçta bulunarak oldukça zarar görüyor. Jüpiter-Venüs kavuşumu 1 Temmuz'da kesinleşecek, sonra Yengeç'in düzenleyicisi olan Ay zararlı olduğu Oğlak burcuna girerek 1-2 gün içinde Pluto ile kavuşum yapacak. Bu oldukça tetikleyici bir hareket.

 

Jüpiter-Venüs kavuşumun bu tetikleyicilere denk gelmesi oldukça düşündürücü. Jüpiter Türkiye'nin haritasında hem iktidarın ve başkanın hem de ordunun temsilcisi. Şimdi medya ve komşular evine girmiş ve orada Neptün ile kavuşmuş durumda. Neptün de iktidarı simgeliyor. Ayrıca medyanın kandırma kapasitesini gösteriyor. Tüm bunların Aslan burcunda olduklarını düşünürsek, bu uğurlu kavuşumla iktidarın özgüveninin tavan yaptığını, ve büyüleyici demeçlerle medyayı yönlendirdiğini kavrayabiliriz. Ancak bunlar bir ilizyon (Neptün). Bu ölçüsüz özgüvenle komşuya (Süriye'ye) girmenin büyük bir karmaşa yaratacağı aşikar. Çok temkinli olmak, özellikle Güneş'in Pluto ile, Mars'ın Yükselen ile kavuştuğu 5-6-7 Temmuz'a çok dikkat etmek gerek. 

Türkiye'nin Suriye'ye girmesinden söz edildiğini duyunca bu yazıyı hatırladık:

 

"Jüpiter ve silahlı kuvvetler
Hazır söz silahlı kuvvetlerden açılmışken, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin haritasında bunları temsil eden Jüpiter gezegeninin bir hareketine de göz atmakta yarar var. Jüpiter yavaş yavaş Türkiye’nin komşular alanına ilerliyor. Jüpiter bu eve daha önce de girmişti, sonra geri gitti, şimdi tekrar oraya ilerliyor. İlk girişinde neler yaşandığına bakmak, ilerideki olaylara ışık tutabilir. İlk giriş 2014’ün Ekim’ine denk geliyor. Bu Kobane’nin gündeme hakim olduğu zamanlar. Jüpiter Haziran’ın ortasında buraya yerleşecek. Eğer bu, Türkiye’nin Suriye’ye ya da Musul’a müdahalesi anlamına geliyorsa, bu konuda dikkatli olmak da yarar var, çünkü Jüpiter Ağustos ayında zarar göreceği Başak burcuna girecek. Konu orduysa, o da güçsüzleşecek. Daha sonra Satürn tekrar silahlı kuvvetler evine girdiğinde Aralık-Ocak aylarında Antares yıldızıyla kavuşacak. Antares adı uğursuza çıkmış savaşçı bir sabit yıldız. Amerika’nın Irak’ı işgalinde de devredeydi ve kazananı bile mağlup ilan etti. Özellikle bütünlüksüz, hileli girişimlerde zararı büyük kabul ediliyor. Bu arada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Marsının bu Antares’le kavuşum yaptığını söylemek gerekir. Yay’daki Mars inançları için fanatikçe savaşabilir." 

 

devamı... http://yuzdeon.org/_php/index_sayfa.php?SayiX=3&KX=69

Yengeç burcu için:


“Tanrı aileyi, içinde bize gerekli olacak olgunluk, araç-gereç ve yetenekler geliştireceğimiz bir ortam olarak düşünmüştür. Ortam bir kez işlevini yerine getirdiğinde genç yetişkini, kendi başına ruhsal ve duygusal bir aile sistemi oluşturması için yuvayı terk etmeye ve dış dünyaya bağlanmaya teşvik etmelidir. Yetişkin, yaşamın kendisi için tasarladığı her ne ise, onu yapmakta özgürdür. 


Sınırlar belirlemeksizin, evi terk etmeksizin ve başka yere bağlanmaksızın hiç kimse, gerçek anlamda bir yetişkin olamaz. Aksi halde kendi değerlerimizi, inanç ve kanaatlerimizi -kimliğimizin kendisini- oluşturup oluşturmadığımızı, ya da ailemizin fikirlerini taklit edip etmediğimizi asla bilemeyiz.


En yakın arkadaşının annesi, babası, kızkardeşi ve ağabeyi olduğunu söyleyenler, genellikle bundan dolayı kendilerini şanslı bulurlar ve ailelerinin yanı sıra, etraflarında yakın dostlarından oluşan bir çembere gereksinimleri olduğunu hiç düşünmezler.
Aile dost olabilir mi? Kesinlikle. Ancak eğer aile bireylerinizi hiç sorgulamamış, onlarla aranızda sınırlar belirlememiş veya çelişkiler yaşamamışsanız, ailenizle yetişkin yetişkine bir ilişki sahibi olmayabilirsiniz. 


Eğer ailenizden başka ''en iyi arkadaşınız'' yoksa, bu ilişkilere yakından bakmanız gerekir. Ayrılmak ve bireyleşmekten, otonom bir yetişkin olmaktan korkuyor olabilirsiniz.”


*
Sınırlar - Dr Henry Cloud/Dr. John Townsend - Sistem Yayıncılık

BUGÜN YENİAY

 

Bugün İkizler burcunda bir yeniay var. Yine kişisel bir döngünün başındayız.. İkizler burcunun doğasına uygun bir dilek tutabiliriz veya İkizler’in doğasına uygun bir şey başlatabiliriz. Doğum haritalarında İkizler’in hangi yaşam alanına düştüğünü bilenler, şimdi o yaşam alanının hareketlendiğini, orada bir şeylerle meşgul olmaya başladıklarını izleyebilirler.

 

Bugünden sonra iletişim yeteneğinizi başkalarını dinleyerek, onların bakış açılarını merak ederek geliştirin. Sosyalleşin. Komşularınızla, kardeşlerinizle, akrabalarınızla ve arkadaşlarınızla vakit geçirin. Düşüncelerinizi ifade etmek için yeni yollar bulun. Yazmayı ve konuşmayı kapsayan yeni bir proje geliştirin. Gerçekten yeni bir şeyler öğrenmeye ne kadar açık olduğunuza bakın. Mevcut düşüncelerinizi savunmakla ne kadar zaman harcadığınızı saptayın. Başkalarıyla alay edip etmediğinize dikkat edin. Çevrenizden tarafsızca yeni veriler toplamaya başlayın. Öğrenmeyi öğrenin. Mahallenizde her gün es geçtiğiniz insanlara, bakkalınıza, tesisatçınıza, fırındaki çocuğa nasıl olduklarını sorun. Evinizin dışındaki her şeye, ağaca, kaldırıma, duvara ilk defa görüyormuş gibi dikkatle bakın.

ASTRODOKU  

Barış İlhan'ın Mayıs başında yazdığı yazı:

 

"2015 Seçimleri Merkür'ün geri gittiği bir zamanda yapılıyor. Bu kuşkusuz bir seçim için iyi bir zamanlama değil. Oy verme işlemi, oyların sayımı, medyanın sonuçları aktarması, bunların hepsi astrolojide Merkür ile simgelenir ve şimdi Merkür geri giderken bu konularda birçok terslik ve sorun yaşanabilir.

 

Astrolog Jessica Adams İngiltere'deki seçimlerle ilgili yazdığı yazıda hükümetin oluşturulamaması, yasal uyuşmazlıklar, medyanın sonuçları yanlış aktarması, düşman partilerin gücü paylaşması gibi olasılıklardan bahsediyor ve buna Amerika, Avustralya ve İngiltere'deki seçimlerden örnekler veriyor.


Örneğin Avustralya'nın ilk kadın başbakanı Julia Eileen Gillard Merkür geri giderken seçilmiştir. Ancak daha sonra 2013 yılında yeniden yapılan parti içinde oylama sonucu yerine geldiği eski başbakan Kevin Rudd'a karşı kaybederek başbakanlık koltuğunu da Rudd'a bırakmıştır. Bir diğer örnek de İngiltere'deki 2010 seçimleridir. Bu seçimler sonucunda hiçbir parti çoğunluk sağlayamadığı için muhafazakar parti liberal demokratlarla koalisyona gitmiştir.

 

Türkiye'nin doğum haritasında iktidarı Neptün ve Jüpiter, muhalefeti ise Merkür temsil eder. Merkür şimdi geri gittiğine göre muhalefetin güçsüz olacağını düşünebiliriz, ancak Merkür yönettiği burç olan İkizler'de bulunuyor ve bu nedenle güçleniyor. Neptün de yönettiği Balık burcunda güçlü ve bu ikisi birbirlerine kare yapıyorlar (direniyorlar). Muhalefetin ivmesi Mayıs sonunda düşmeye başlıyor. Bazı astrologlar, Mayıs sonundan itibaren açıkça öngörünmeyen, ama beklenmedik şekilde ortaya çıkması muhtemel bazı gerilimlerden, ani patlamalardan söz ediyorlar.

 

Seçimler esnasında Jüpiter Aslan'da, onu Güneş yönetiyor. O sırada Güneş İkizler burcunda. Onu da Merkür yönetiyor. Bu durumda iktidarda muhalefetin söz hakkı olabilir. Hem Merkür, hem Neptün çift bedenli burçlarda bulunuyorlar. Bu durumda iktidarda iki partinin bulunacağı bir koalisyondan mı söz etmek gerekiyor?
Göreceğiz. Yolumuz açık olsun..."

 

http://yuzdeon.org/_php/index_sayfa.php?SayiX=4&KX=103

Barış İlhan'ın son yazıları:

- İktidarda muhalefetin söz hakkı

- Umuda Doğru

- İdeallerin gerçekleşmesi ya da hayal kırıklıkları

- Ana Tanrıça'nın İtibarı

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

  

Mars Boğa burcundan çıkıp İkizler'e Girdi

Artık güvenlik modellerinde değişiklikler yapmaya gönüllü bir halde. Aslına bakarsanız gökyüzüde bugün beş gezegen değişken burçlarda. Sabit durumda kalan iki gezegen var: Boğa'daki Güneş ve Aslan'daki Jupiter. Bunlar gerek güvence, gerekse kendi istekleri konularında inat ediyorlar. Bunları Yengeç'teki Venüs düzenliyor. O da alışlıkın olduklarına, geçmiş günlere, güvenliğe tutunmak istiyor, ama beyhude. Yakında Güneş de İkizler'e geçecek ve değişime adapte olmak durumuda kalınacak. Şimdiden esneme hareketlerine başlamakta yarar var.

  

Astroloji Prensibinin Bilimsel Olduğu Kanıtlandı:

Gezegensel Pozisyonlar, Memelilerin Biyolojik Saatlerini Belirliyor.

 

Biz (NaturalNews) “astroloji” sözcüğünü söyler söylemez, septikler (kuşkucular) hemen bir sinir krizine girerler. Bir insanın kişiliğinin Güneş, Ay ve diğer gezegenlerin pozisyonlarına göre doğum haritasında görüldüğü fikri, birey ve kozmos arasındaki bütüncül ilişkiye dayalı her türlü görüşe direnen sözümona “bilimsel” çevrelerce “şarlatanlık” olarak görülmüş ve uzun süreden beri küçümsenmişti.

Geleneksel görüşe göre, genleriniz ve yetiştiriliş tarzınız kişiliğinizi belirler ve Dünya’nın doğum anındaki pozisyonunun bununla hiçbir ilgisi yoktur. devamı

 

Merkür yöneticisi olduğu İkizler burcuna girdi

 

Konuları: Tarafsız, çok yönlü düşünme. Birimler arasında bağlantı kurma, ağ oluşturma. Çok yönlülük, merak, uyanıklık. Hızlı düşünme, müzakere. Kelime oyunları, hazırcevaplık, şakacılık. Okuma, öğrenme. Sözel veya yazılı ifade.

 

Gölgesi: Yüzeysel düşünce, baştan savma iletişim. Yapmacıklık, taklit, hırsızlık, gevezelik, dedikodu. Kararsızlık. İkiyüzlülük. Alaycılık. Huzursuzluk, sinirlilik. Bilmişlik. Dinlememe. Yerinde duramama. Önüne gelen akıntıya kapılma, dağılıp gitme.

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

20 MART GÜNEŞ TUTULMASI ve ORTADOĞU

Ed Tamplin’den güzel bir Analiz:

 

20 Mart 2015 Cuma günü evrensel saate göre 09:36’da Ay, Güneş’le kavuşarak, Kuzey Avrupa üzerinde 2015 yılının ilk Güneş tutulmasını meydana getirecek. Tutulmanın görülebilirliği, kuzey bölgelerine göre değişiklik arz etse de, Rusya, St Petersburg dahil olmak üzere Kuzey Avrupa’nın yarısı Tutulma’nın %75’ten fazlasını gözlemleyebilecek. Hava durumuna bağlı olarak tüm Avrupa’da ve Kuzey Afrika’nın çoğu bölgesinde  %50’nin üzerinde bir görülebilirlik söz konusu olacak.

 

Bu tutulma, 1999’daki Büyük Kare’den sonra bu bölgeden gözlemlenebilecek en önemli tutulma. Astrolog Richard Nolle, bu tutulmayı Süper Ay olarak adlandırıyor. Bu Ay, Yeniay ya da Dolunay, Ay’ın yerberisine  - yani Ay yörüngesinin yeryüzüne en yakın noktasına- denk geldiğinde meydana gelir. Bu durumlar yerçekimi kuvvetini arttırır, hava koşullarını kötüleştirir ve hatta deprem potansiyelini arttırır.

 

ZODYAK’IN  SON DERECESİ

Tutulma, Zodyak’ın da son derecesi olan Balık’ın sonunda gerçekleşecek.  Bu yüzden haritalarında bu derecenin göze çarptığı ülkeleri/uluslar arası olayları analiz etmek son derece önemli. Sıklıkla bu durum tarihsel anlamda bağlantılı, hali hazırda süregelen bir işleyişi ortaya çıkartır. Burada Tutulma’nın Süper Ay’ının 2003 Irak işgali haritasının Güneş’iyle kavuşum yaptığını aklımızda tutalım. devamı

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

SON RAUND

Barış İlhan, 10.3.2015

 

2012’den bu yana deneyimlenen Uranüs-Pluto karşılaşmasının son raunduna girdik. Başlangıçta kendilerine eşlik eden Satürn’le birlikte hayatımızı kökten değiştirdiler. Önemli bir çağ değişimine şahit oluyoruz. Bir yanda bilinen iktidar düzenleri baskıyı arttırıyor, bir yanda özgürlük isteği artıyor. Bunlar çatışıyorlar. Henüz ne olup bittiğini tam kavrayamadık, ama sıradışı bir durum olduğunu görüyoruz. 3-4 bin yıllık şehirler bile İşid tarafından yerle bir ediliyor. Her yer çatışma ve protesto dolu. Türkiye’nin durumu daha da ilginç. Kuzeyde Rusya-Ukrayna, güneyde Suriye, Irak, İsrail kaynıyor. Dışımız böyleyken içimiz bir başka karışık. Ülke çeşitli ırklara, dinlere ve görüşlere bölünmüş durumda, kimsenin kimseye tahammülü yok. Her gün bir köşede bir kadın öldürülüyor. Üniversiteler kaynıyor. İşçiler grev yapmaya çalışıyor. 3-5 bin İşid’çinin ülkede olduğu ve eylem hazırlığı yaptığı söyleniyor. İç Güvenlik yasası ile Nazi Almanya’sına dönmek üzereyiz. Önümüzde önemli bir seçim duruyor. Yani geri planda sahne hazırlanmış, şimdi iş bunun tetiklenmesine kalmış durumda.

 

Bu karmaşayı tek başına Uranüs-Pluto karesi yaratmadı. 2012’de oluşmaya başlayan kareden önce gökyüzünde Satürn Pluto’nun karşısına geçti, Uranüs’e kare yaptı. Jüpiter Uranüs’le kavuştu, Pluto’ya kare yaptı. Sonra da Neptün’le kare yaptı, yani zamanı işaretleyen 5 gezegenin hepsi, şöyle ya da böyle hareket ve etkileşim halindeydi. İşte, içinde bulunduğumuz dönem, bu nedenle çok önemliydi. Zamanla bunlar birbirinden ayrıldılar. Son noktada Uranüs-Pluto kaldı. Bunlar yakında sahneyi tekrar Jüpiter-Satürn-Neptün üçlüsüne bırakacaklar. devamı

 

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

ASLINDA BU ÖYKÜ YENİ BAŞLAMADI

Barış İlhan -1.1.2015

 

2015’te yaşayacaklarımız dün başlamadı ve yarın sona ermeyecek. Sonsuz bir döngüyü yaşantıladığımızı idrak etmeliyiz. Bu sonsuz döngünün ancak bir kesitine bakabiliriz, buna rağmen döngünün doğası gereği, bu kesitin başlangıcını ve sonunu da saptamak oldukça zor.

 

Yıllardır içine girdiğimiz küçük döngünün bildiğimiz gibi olmadığını, bizi bir yerden bir başka yere, bir düzenden bir başka düzene fırlatıp atacağını yazıyoruz. Ağır hareket eden gezegen döngülerinden görebildiğimiz kadarıyla, bu döngünün dünya düzeninde büyük ve güçlü bir değişime işaret ettiğini anlatmaya çalıştık. Bunları ana hatlarıyla tanımlayabiliyorduk, ama tam olarak nasıl tezahür edeceğini düşünemezdik. Nitekim, yaşadığımız her yeni olayla yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Arap Baharı, Occupy Wall Street, Ukrayna, Suriye, Kobane, Yahudi düşmanlığı, Türkiye’de Kürt-Ermeni-Yahudi-Alevi sorunu, Cumhurbaşkanı=Başbakan modeli, Yeni Osmanlı İmparatorluğu hayali, Amerika’da siyahlara yönelik şiddet, Amerika ile Rusya’nın yeniden düşman olması, dünyada faşizmin yükselişi, doğanın her yerde acımasızca katli, parasal kazancın insanlığın ve doğanın önüne geçmesi, işsizlik..... Tüm bunlar kaçınılmaz olarak günlük hayatımızı etkilemeye başladı, herkes öfkesi burnunda yaşıyor, ufacık bir kıvılcımla ülke birbirine giriyor. Gün yok ki bir yerde protesto olmasın, gün yok ki bir grup öteki gruba saldırmasın. Yaşamın karanlık güçleri daha yoğun halde üstümüze çöküyor. İşte 2015’e böyle başlıyoruz... devamı

     

2015'in Önemli Gökyüzü Hareketleri

 

BUGÜNDEN 10 YILIN SONUNA DOĞRU

(2015 Öngörülerinden bir bölüm) - Raymond Merriman

Neredeyse bitti. En azından, bunun “Esas Bölüm’ü” hemen hemen sonlandı. “Bu” derken,  Öncü burçlar Koç, Terazi ve Oğlak’ta, Satürn, Uranüs ve Pluto’nun birbirine sert açılar yaptığı 2008-2015’in Öncü Zirvesi’ni kastediyorum. Bu süre zarfında, Jüpiter bu konfigürasyona iki defa, Mars ise birçok kere girdi. 2010 yazında, bir noktada, bu beş gezegenin tümü çok dar bir T-kare oluşturdu. Bunların dördü, Nisan 2014’te büyük öncü kareyi oluşturdu. 

 

Bu süreç,  her ne kadar politikacılar farklı göstermeye çalışsalar da,  medeniyet tarihindeki sıradan bir süreç değildi.  Tüm dünyada,  halkın artan öfkesine karşı, birçok lider, “İnsanlık, tarih boyunca zorlu süreçlerden geçmiştir. Bu içinde bulunduğumuz süreç de diğerlerinden farklı değildir.” gibi söylemlere başvurdu. Ama gerçekte hiçbir fikirleri yoktu. Kozmik bir perspektiften bakıldığında, bu son yedi yıl gerçekten de “değişik bir zamandı”. Tarih boyunca,  2008 – 2015 Öncü Zirvesine benzer bir oluşum neredeyse görülmemiştir... devamı  

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

     

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

    

26 Ekim'de yapılan Doğum Haritası Yorumlama Semineri yoğun talep üzerine yakında tekrarlanacak.

  

 

SABİT YILDIZLAR

 

GAZZE'DE KÖR OLMAK 

Oxford Astrologer'ın İsrail üzerine yazısı

 

Güneş'in Işınları Altında
Astrolojik yorumlarda genellikle Jüpiter bir burca girdiğinde, o burca şans getireceği yazılır. Dolayısıyla Güneş o burçtayken doğanlar çok sevinirler ve bu yıl benim şanslı yılım derler. Ne de olsa 'büyük uğurlu' kendi burçlarına girmiştir ve onlara hayırlı olacaktır. Genellikle burada anlaşılan, kendi isteklerinin gerçekleşeği ve bu nedenle onların mutlu olacağıdır. Oysa bazen bizim isteğimizin gerçekleşmemesi bizim için daha hayırlı olabilir. Tabii biz buna ilk anda üzülürüz, hayrını ancak zaman geçtikçe kavrarız. Yani bizim anladığımız 'hayırlı' ile tanrının sunduğu 'hayırlı' çok farklı olabilir. 


Özetle, Jüpiter burcunuza girdiğinde hemen her şey yoluna girecek diye fazla sevinmeseniz iyi olabilir. Her şey sizin istediğiniz gibi gitmeyebilir. Siz kendi isteklerinizle meşgulken, size sunulan fırsatları ve destekleri gözden kaçırabilirsiniz. Jüpiter sizi büyütecek ve zenginleştirecektir, ama bu sizin düşündüğünüzden çok farklı bir biçimde olabilir. Tabii bu esnada Jüpiter'in nelere işaret ettiği, doğum haritanızdaki Jüpiter'in hangi durumda olduğu ile de çok bağlantılıdır. Örneğin Jüpiter doğum haritanızda ölüm ve kayıp evinin yöneticisiyse, size kayıpları da getiriyor olabilir. Dolayısıyla kişisel doğum haritasından bağımsız yorumlar tam anlamıyla geçerli olmayabilir.

Geçtiğimiz yıl Jüpiter yüceldiği Yengeç burcundaydı. Yengeç Türkiye'nin Yükselen burcu, bu durumda halkın refah içinde, mutlu ve zengin olmasını bekleyebilirdik. Ancak pek de öyle olmadı değil mi? Hatta Jüpiter Yengeç'te dünyanın bütününe de pek hayırlı gelmedi. Bunun bir nedeni Jüpiter'in öncü bir burçta olması ve gökyüzünde oluşan büyük öncü karenin oluşumunun içinde bulunması, hatta gerilimi arttırmasıydı. Yani Uranüs'le, Mars'la kare, Pluto'yla karşıt açı yapmasıydı. Şimdi Jüpiter Aslan'a geçti, ancak başlangıçta ondan pek hayır beklememek akıllıca olur, çünkü Mars ve Satürn ona düşmanca bakış atıyorlar, yani nazarları değiyor. Ayrıca henüz Jüpiter hâlâ Güneş'in ışınları altında. Kendini gösteremiyor. Simgelediği hayırlar dünyada tezahür edemiyor. Bunun için önce Güneş'in ışınlarından çıkıp, sabah parlaması gerekiyor. Sonra da sırasıyla Mars'ın (14 Eylül) ve Satürn'ün (23 Aralık) Akrep'ten çıkmaları gerekiyor. Buna rağmen Jüpiter 2015 boyunca da zaman zaman Satürn'ün baskısından kurtulamayacak. Bu nedenle her açıdan doğru zamanda açılmayı, doğru zamanda kapanmayı öğrenmemiz gerekecek.

Jupiter Aslan`da

26 Mayis 1908 sabahı, şafak sökmeden hemen önce gökyüzünde Jupiter`in konumuyla ilgili ne Reynolds`ın ne de Churchill`in en ufak bilgisi vardı, fakat kadim bilginlere göre Kraliyet sembolü olan Aslan Burcu`ndaki asil Jupiter çok talihli bir ana işaret etmekteydi. Hükümdarlık ve Aslan geleneği modern İran'ın ilk bayrağında da varlığını sürdürmüştür. Jupiter`in gökyüzünde bu pozisyona her dönüşü Ortadoğu petrollerinin hakimiyeti adına oluşacak yeni bir savaşın simgesi olmuştur ve Jupiter tekrar o konuma gelmek üzere...

 

Avustralya'lı astrolog Ed Tamplin'den güzel bir analiz...

 

JÜPİTER ASLAN BURCUNDA - 16 TEMMUZ 2014

Aslan Burcundaki Jüpiter İçin Anahtar İfadeler:

Benliğin aşırı büyümesi, Coşkulu yaratıcılık, Kendine inanç, Çocuğun büyüme zamanı ya da aşırı çocukça davranışlar, Bolluk duygusuyla tembellik etme, Kendini gösterme ihtiyacında abartıya kaçma, Neşeli ifade, Kutsal çocuk, Tanrı kompleksi, İçindeki özü büyük bir inançla dışarıya çıkarma arzusu, her şeyin yolunda gideceği duygusuyla hesapsız risk alma, Liderlik edebileceğine inanç duymak…

 

Jüpiter bir yıldır transit olarak Yengeç burcunda ilerliyordu. Bu, Yengeç’te duygusal ve iç dünyamızı büyütüp kendimizi güvende hissetmek üzere olaylar yaşayacağımız bir süreci gösteriyordu. Şimdi Jüpiter Aslan burcuna ilerlediğinde ise geçen sene boyunca içsel olarak saptadığımız şeylerin dış dünyada ifade edilme zamanın geldiğine işaret ediyor. Kendimizi güven içinde hissetmeye çalıştık, doğru ya da yanlış bunun için önlemler almaya çalıştık. Artık bu süreci geride bırakıp, bizi koruması için yeterince kabuk geliştirdiğimize inanıp dışarıda kendimizi gösterme vakti geldi.

Aslan burcu bizim içimizdeki özü -yaratıcılığımızı- dış dünyaya ifade sürecimizi gösterir. Bu süreçte Aslan burcu öz ile temas kurmalı, tabii bunun için özümüzde ne olduğunu görme riskini alabilmeliyiz. Evet, aslında Aslan burcu için bu bir risktir, çünkü işin ucunda beğenilmeme ihtimali vardır. Eğer bu süreçte Aslan burcu beğenilmeye odaklanırsa gerçekten kim olduğunu göstermek istemeyebilir. Bu onun içten içe aslında beğenilmesi için bir sebep olmadığı korkusunu pekiştirir. Bu duygu herkes için çok öz yıkıcı bir davranıştır. Bu süreçte ancak alkış alabileceği davranışlar sergilemeye başlar. Bizim görkemli kralımız bu noktada sürekli ilgi ve beğeni talep eden bir soytarıya dönüşebilir. Ya da nasıl olsa beğenilmeyeceğini düşündüğü için hiç ortaya çıkmayabilir. Psikolojik olarak içimizdeki önemli olma duygusu Aslan burcuyla temsil edilir. Bu yüzden aslında ne yapmak istiyorsak onun peşinden giderek içimizdeki canlılığı muhafaza etmeliyiz.

Jüpiter ise bizim büyüme, genişleme ve yayılma fonksiyonumuzu temsil eder. Bizim hayata güvenmemizi, yaşamın bir anlamı olduğuna inanmamızı sağlar. Bu duyguyla bulunduğu yere bolluk hissi getirir. Jüpiter’in haritamızda bulunduğu burç ve ev bizim yayılmaya ve genişlemeye yatkın olduğumuz alanları gösterirken transit olarak Jüpiter’in hareketleri ise artık nerede büyümemiz, yayılmamız gerektiğini bize gösterir. Bu alanlarda şanslı olduğumuz inancını aşılar. Bundan dolayı kendimizi neşeli hissederiz. Ancak bu aşırı şanslı olduğumuz duygusu, bizim himaye edildiğimiz duygusuyla birleşince kendimizin üstün olduğunu düşünebiliriz. Bu ise kibir ve fanatizmi doğurur.

Jüpiter Aslan burcuna geçtiğinde artık içimizdeki çocuğun büyüme zamanının geldiğine işaret eder. Kendi isteklerimizi yapmak için kendi sorumluluğumuzu almanın zamanıdır. Büyümeye doğru kendimize duyduğumuz inançla adım atma zamanıdır. Başta Jüpiter’in sebep olduğu aşırı güven duygusu içimizdeki çocuk kalmış yönümüzü şımartmak isteyebiliriz. Ancak buradaki tehlike aslında bu çocuk kavramının temel psikolojik arketip olarak bizim kendimizi “kutsal çocuk” olarak hissetmemizdir. Bu arketiplerde Kutsal çocuğun aslında kendini dünyayı kurtaran bir tanrı gibi gördüğü anlatılır. (Zalim bir hükümdarın elinden kurtarmak için ebeveynleri tarafından bir sepete konularak nehirde yüzdürüldükten sonra hayatta kalan ve sonrasında dünyayı kurtaran çocuk arketipinde olduğu gibi). Çocuk evrenin merkezindedir ve bütün her şey onun etrafında dönmektedir. Jüpiter’in Aslan burcundaki gölgelerinden biri de budur. Çocuk tarafımızla büyümeye direnç gösteririz. Çünkü bir kez büyüdük mü artık evrenin merkezinde olmadığımızı kabullenmek zorunda kalırız. Bundan kaçınmak için başkalarına iyilikler yaparak kendi önemimizi anlamalarını umarız. Artık egomuzun doyurulamaz yönü (Aslan) ahlaki/felsefi (Jüpiter) bir amaç ile birleşmiştir. Sonucunda kibir ve üstünlük duygularıyla hareket etmeye başlarız. Fanatikçe yaklaşımlar sergileyerek kendi söylediklerimizin veya yaptıklarımızın doğruluğuna başkalarının da inanmasını bekleyebiliriz. Bu da bizim aslında problemli yönlerimizi göz ardı ederek derinlikten yoksun ve ciddiyetsiz olarak yaşamamıza sebep olur. Bunu aşırı dramatik telafi etmeye çalışabiliriz. Burada aslında neyin gerçekten bizim için önemli olduğunu idrak etmemiz gerekmektedir. Hayatta herkesin kendisi için önemli olduğunu, bizim de kendimizi önemli hissetmek için özümüze uygun olarak kendi isteklerimizi gerçekleştirmek durumunda olduğumuzu fark etmeliyiz. Böylelikle içimizdeki cevhere dokunup onu parlatabiliriz. Jüpiter Aslan burcundayken liderlik ve organizasyon yeteneklerinde de artış görülebilir. Ancak, kendi özüne uygun davranan birisi insanları doğru yönlendirebilir aksi takdirde buyurganlık ve despotça yaklaşımlar görülebilir.

(c)Zekai Kardaş

  

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Dolunay Bitiş mi?


İnternette Dolunay’la ilgili çeşitli yazılarda Dolunay’ın sonları ya da bitişleri ve yeni başlangıçları gösterdiğine dair yazılarla karşılaşıyoruz. Bunlar çok yanıltıcı ifadeler. Ay fazları arasında bir şeyin bitişi ve yeni bir şeyin başlangıcı arasında geçiş işlevini gören faz balzamik ay fazıdır. 


 

Ay’ın yeniay fazı doğumu, büyüyen fazları büyümeyi, dolunay tamlığı, küçülen fazları da bozulup çürümeyi simgeler. Sanırım burada tamlık, bütünlük ile bir şeyin bitişi (yeni bir şeyin başlayışı) kavramları karıştırılıyor.

Dolunay fazı Ay’ın bütünüyle göründüğü, Güneş’in ışınını tam olarak yansıttığı fazdır. Ortada ne varsa görülmektedir. Daha önce tohumu atılan ve yapılandırılmaya çalışılan şeyler artık bütünlüğüne ulaşmaktadır. Bu, kişinin kendi bireyliği ise, ne şekilde yapılandığı gözler önündedir. Bu bir projeyse, proje artık tamamlanmaktadır. Şimdi ortada ürün görülmektedir. Dolayısıyla bu ürünün nasıl olduğu da görülmekte ve ona ayna tutulmaktadır. Dolunay’da oluşan Güneş-Ay karşıtlığı kişinin kendisine meydan okuyan ya da ayna tutanlar kanalıyla farkındalık geliştirmesinin işaretidir. Bu evrede tarafsızlık, nesnelliklik gerekir. Bu sayede karşıtlıklar birbirini tamamlar ve dengeler. Projeler bu farkındalıkla bitirilir. Ancak bir şeyin sonlanması ve yeni bir şeyin başlaması için daha üç faz deneyimlenmesi gerekmektedir.

Dolunay’ı gözünüzde canlandırmak için bir çiçeğin bütün görkemi ile açtığı bir hali düşünebilirsiniz. Bu tamlık’tır. Bitiş içinse çiçeğin, dallarının ve gövdesinin solduğu, kuruduğu, bütün yapraklarının döküldüğü bir hali düşünün.

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

12. Evdeki Gezegenler:

 

GÜNEŞ olumlu yönüyle içsel sıcaklığın ve canlılığın, içsel kaynaklarından emin olmanın ve kendini yeniden canlandırabilmenin

işaretidir.

 

Olumsuz yönüyle, dıştan kendini geri planda tutuyor gibi görünebilir, ama içte hatırı sayılır egotizm, böbürlenme, narsisizm olabilir.

 

Sonuçta özsaygıyı ve haysiyeti tehdit eden dış güçlere karşı egoyu korumaya çalışmak söz konusudur.

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.