Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÜNEŞ BOĞA’DA – 20 Nisan 2018

 

 

Güneş Boğa’daki yolculuğuna başlıyor. Koç ile başlayan doğanın uyanışından ve filizlenme döneminden sonra sabit bir toprak burcu olan Boğa ile toprak bereketlenir ve doğadaki formlar sağlamlaşır. Koç’un başlatan enerjisi yerini bir şeylere istikrar kazandıran, form veren ve somutlaştıran Boğa’ya bırakır. Maddesel dünya ile ilgili ve uygulamacı bir toprak burcu olan Boğa’nın beş duyusu oldukça gelişmiştir, dolayısıyla onu beş duyusuyla hissedebildiği şeyler ilgilendirir. Arketipsel olarak “Toprak Ana” ile ilişkilendirilen Boğa, yer yüzünün kaynaklarına sahip çıkar, üretir ve onları geliştirerek zenginleştirir. Maddesel dünyayla ilgisi bakımından hem kendi finansal kaynaklarını hem de başkalarınınkini yapılandırma konusunda yeteneklidir. Ona maddi dünyada güvenlik, istikrar sağlayacak ve para kazandıracak her türlü kaynağı ve doğal yeteneği geliştirebilir. Sükunet, huzur ve güvence Boğa’daki Güneş için önemlidir. Beş duyusu gelişmiş olduğundan tadıyla, kokusuyla ya da müziğiyle insanları sakinleştirir ve rahatlatır.

 

Boğa daha önceden gelişmiş ve denenmiş şeylere sahip çıkması bakımından muhafazakardır ve risk almaz. Kalıcı ve güvenli yapılarda kalır, ayaklarını yere sağlam basar, güvenliğini  ve bulunduğu yapının istikrarını korumak ister. Bir şeye bir kere karar verdi mi enerjisini odaklayarak, büyük bir dayanıklılık ve kararlılıkla çalışır ve hedefine gider. Geçerliliği ispatlanmış, sınanmış ve uygulanabilir metotları ve yolları takip eder, soyut kavramlarla ilgilenmez. Kendi yeteneklerinin ve kaynaklarının farkına varıp bunlara sahip çıktığında, bunları geliştirdiğinde, maddi dünyada güvenli ve kendine yeterli bir sistem oluşturduğunda  Boğa içsel anlamda huzur ve şükran duygusuna ulaşır.

 

Boğa sahip olduklarının “yeterli” olduğunun farkına varamazsa, dış dünyada durmadan maddi güvence peşinde koşan, durmadan biriktiren bir kolleksiyonere ya da hem zaman, hem de para konusunda cimri birisine dönüşebilir. Alma-verme dengesini sağlayamadığı bir durumda, tek yönlü olarak hep alan ya da aşırı “ihtiyaçsız” görüntüsünden dolayı kendisine hep “ihtiyaçlıları” çekerek hep veren birisine dönüşebilir. Sağlamlaştırma ve sabit kılma özelliği gölge yönüyle gerekli olduğu zaman bile değişime direnmesine, inat etmesine ve sırf huzur, konfor ve rahatlık için kendisini güvenli yapıların içerisine hapsetmesine neden olabilir.  Böyle bir modelde doğal olarak sahip olduğu kaynaklarını ve özelliklerini geliştiremez, sırf rahatım bozulmasın düşüncesiyle tembel bir şekilde yaşayabilir. Beş duyusunun gelişmiş olması olumsuz yönüyle aşırı bir tenselliğe ve hedonizme işaret edebilir. Karşıt burcu olan Akrep’in özelliklerini gösterdiğinde ise, Boğa’yı kıskanç, aşırı sahiplenici, başkalarının kaynaklarını talep eden bir tarzda görebiliriz.

 

Boğa’daki Güneş’in yönetici gezegeni Venüs de kendi yönettiği burçta, Boğa’da. Maddi-manevi kaynaklarımıza sahip çıkmak, onları geliştirmek ve bazı şeylere istikrar kazandırmak için iyi bir zaman olabilir. Hayatımızda oldukları için şükran duymamız gerekenler neler, sahip olduğumuzun farkında olmadığımız ya da sırf tembelliğimizden ve değişime direncimizden dolayı atıl kalmış, geliştiremediğimiz özelliklerimiz veya kaynaklarımız neler, finansal anlamda daha temkinli  ve gerçekçi mi olmamız gerekiyor,  hayatımızda daha çok huzur ve sükunet arıyorsak bunu başkalarından beklemek yerine kendi sükunetimizi koruyarak ve daha sabırlı davranarak sağlayabilir miyiz, fikirlerimizi somut gerçeklere dönüştürmek adına artık uygulamaya sokmamız gereken neler var, işte bu soruları düşünmekte fayda olabilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

 *Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

Venüs Jüpiter-Karşıtlığı/Venüs-Pluto Üçgen Açısı, 17 Nisan 2018

Nisan ayı ile beraber bahar mevsimi biraz daha fazla hissediliyor. Koç burcunda yer alan birçok gezegen nedeniyle bu enerjiyi ayrıca fark ediyoruz.

Öncelikle Koç burcunda geri giden Merkür 15 Nisan itibariyle direkt harekete geçmiş bulunuyor. Geri harekette Merkür'ün temsil ettiği iletişim, algılama, konuşma ve düşünme fonksiyonu dış dünya ile ilgilenmek yerine kişinin iç dünyasına yönelmişti. Retronun bitmesi ile  Koç burcunda bulunan Merkür; dünyaya gelmiş ilk insanın merakı, cesareti, sabırsızlığı ile yeni keşiflere yönelmiş bulunuyor. Bu dönemde hızlı düşünür ve konuşur, aklımıza geleni söyler, cesur bir şekilde kendimizi ifade edebiliriz. Kimi zaman sabırsız ve düşüncesizce konuşabilir veya kendi düşüncelerimizle meşgul olabiliriz. 

 Koç burcunda 16 Nisan’da gerçekleşen Yeniay, Koç burcunda yer alan Uranüs ile kavuşum yapmaktaydı. Bu nedenle Yeniay inisiyatif almak, isteklerimizin peşinden gitmek ve bunlar için mücadele etmek konusunda bize cesaret verecektir. Kendimizi güvenli, canlı, yaratıcı ve kendi isteklerimize yönelmiş ve spontane bir biçimde bunları gerçekleştirmeye çalışıp, hareket halinde bulabiliriz. Daha önce denenmemiş, farklı, orijinal yollar ile planlarımızı bağımsız olarak gerçekleştirme isteği olabilir. İsteklerimizi gerçekleştirmek için aktif olarak harekete geçme ihtiyacı hissedebiliriz. İnisiyatifi kendi elimize alırken engellendiğimiz durumda direkt, açık ve hızlı bir şekilde tepki verebiliriz. Uranüs etkisi ile beraber isyankar, başkaldıran bir tavra sahip olabiliriz.

17 Nisan tarihinde ise Oğlak burcunda bulunan Satürn geri hareketine başlamak üzere, Boğa burcunda bulunan Venüs ile Akrep burcunda geri harekette bulunan Jüpiter arasında karşıt açı, Boğa’da bulunan Venüs ve Oğlak burcunda bulunan Pluto arasında ise üçgen açı gerçekleşiyor.

Satürn Oğlak’ta iken kişiden hedeflerine adım adım ilerlemesini, basamakları dikkatli ve kararlı bir şekilde çıkmasını, bunu yaparken sorumluluk, disiplin bilincini doğru şekilde geliştirmesini talep eder. Satürn Oğlak’ta yönettiği burçtadır. Bu nedenle engellere ve zorluklara yol açsa da aynı zamanda bunların üstesinden gelmek için gereken istek ve disiplini de yaratır. Geri harekete geçen Satürn yapılandırma ve sınırlama fonksiyonunu kişinin kendi iç dünyasına yöneltmektedir. Yani hedeflerimize ilerlerken bizi engelleyen içsel yapıları değerlendirmeye başlayabiliriz. Hayatımızdaki alışkanlıkları, ihtiyaçlarımızı değerlendirip, onların bize faydası olup, olmadığına karar verebiliriz. Hatta bazı değişiklikler yapmaya karar vererek kendimizi rahatlatmak isteyebiliriz. Başkalarına karşı geliştirdiğimiz sınırlar ve duvarları sorgulayabilir, değişim planları yapabiliriz.

 

17 Nisan’da Venüs ve geri giden Jüpiter karşıt açıda olacaklar, bu esnada da Venüs ile Pluto arasında üçgen açı gerçekleşecek. 14 Nisan’daki Pluto ile Jüpiter arasındaki altmışlık açı da etkisini sürdürmektedir. Pluto etkisi yoğun bir dönem içindeyiz. Pluto’nun yöneticisi Satürn’ün geri harekete başladığı düşünüldüğünde bu süreci daha fazla hissedebiliriz. Oğlak burcundaki Plüto sosyal düzen, hiyerarşi, hukuk ile kişisel sorumluluk, görev duygusu ve kader anlayışında dönüşümü sağlar.  Dönüşüm, değişim, güç kavramları inançlarımızı, ilişkilerimizi ve değerlerimizi etkilemektedir.  Pluto ile Venüs üçgen açısı gerçekleştiğinde; bir ilişkiyi, arkadaşlığı kararlılıkla derinlemesine yaşamaya ve karşıdaki ile yüzleşerek köklü değişikliklere gidebiliriz. Eskiye yeni bir form verme isteği olabilir. Zorlayıcı bir sevgi ile karşımızdakine yönelebiliriz. Ya da dış görünüşümüzde köklü bir değişiklik yapabiliriz. Olumsuz anlamda ise; duygusal ve bilinçdışı güç savaşlarına girebiliriz. Karşıdakini manipüle etme, parasal, duygusal olarak bağımlı kılma dürtüsü olabilir. İlişkilerde kontrol isteği ve kıskançlık görülebilir.

 

Pluto ve Jüpiter arasındaki altmışlık açı ise daha iyiye doğru derin kapsamlı bir dönüşüm isteği verir. Dönüşerek büyüme, iyimserlik ve güvenle dönüşme, sosyal yenilenme, kendi yaşamı üzerinde kontrol sahibi olma, inançlarda reform ve dönüşüm görülebilir. Olumsuz anlamda ise, gücü yüceltme ve kötüye kullanma, insanları inandırma ve baştan çıkarma isteği görülebilir. Bazen bütünün iyiliği için ölüm ve cezalandırmanın gerekli olduğu düşünülebilir. Ancak Jüpiter geri gittiği için bu değişikliklerin sınanması gerekecektir. Bu nedenle Jüpiter geri giderken yeni bir şeyler başlatmak üzere dikkatli olmak gerekecektir.

Venüs geri giden Jüpiter ile karşıt açı yaptığında iki hayırlı gezegenin etkileşimi görülecektir. Sevginin, içsel huzur ve kendine saygının nasıl elde edileceği, hayata anlam katabilecek şeylerin değerini bilip takdir etmek önem arz eder. Geniş, engin duygular, iyi bir hayat isteği görülür. Yabancı kültürdeki insanlarla ilişki kurulabilir. Farklı din ve felsefe sahibi insanlarla etkileşim ile yaşam deneyimi genişleyebilir. Ancak bu etkileşimde; sahip olunanlara ve güvenilirliğe bağlılık ile duygulara, arzulara ve isteklere bağlılık arasında bir gerilim görülür.  Eğlenme, para konusunda sınır bilinemeyebilir. Aşırı iştah, kendi isteklerine düşkünlük, herkesi sevindirme ve popülerlik isteği, coşkulu duygular, savurganlık ve konfora düşkünlük görülebilir. Dış görünüşe önem verilebilir. Ölçüsüz ve dikkatsiz olunabilir. Talihi zorlayara, büyük hedefler konabilir. Tanınma arzusu ve elde ettikleri ile yetinememek, aşk hayatında pohpohlanma isteği, kibirli, lütufkar davranışlar görülebilir. 

Astroloji Dergisi/ Asuman Adıbelli

 

 

*Ben bu yazıyı yazarken Amerika, İngiltere ve Fransa Suriye'ye saldırdı. 14.Nisan.2018 - Barış İlhan

 

Bugün Mars Oğlak burcunda Satürn-Pluto ikilisinin orta noktasına ulaşıyor. Bu iki yıkıcı gezegeni tetikleyici durumda. Ayrıca Satürn ile Mars Türkiye’nin Pluto’suna yedinci evden karşıt açı yapıyorlar. Pluto Türkiye’nin haritasında halkı ve ülkeyi temsil eden birinci evde bulunuyor, dolayısıyla bu karşıtlık halkı zorluyor. Astrolojide savaş 1. ve 7. evlerin, yani ben ve ötekinin, karşıtlığı ile simgelenir. Nitekim son günlerde Amerika ile Rusya’nın Suriye üzerinden restleşmeleri herkesin yüreğini ağızlara getirdi. Gemiler hareket etti, uçaklar havalandı derken nefesler tutuldu. Bir saniye bakıyorsunuz bunlar restleşiyor, sonra hayır biz aramızda anlaştık diyorlar. Artık neye inanacağımızı şaşırdık. Kesin olan bir şey varsa Suriye’ye barış gelmeyecek ve Orta Doğunun kaynaklarını ele geçirmek isteyen ülkeler bu kaynaklardan ve paradan kolay vaz geçmeyecekler.

 

Bu arada Kayron Balık burcunun son derecesinden Türkiye’nin Ay’ına gerilimli bir kare açısı yapıyor. Bu Ay hem halkı, hem de halkın parasını temsil ediyor. Nitekim son günler doların yükselmesi, Türk parasının değersizleşmesi ve ekonomik kriz haberleri ile sarsılıyor. Bu krizin 2001 krizinden daha kötü olacağını, dövizle borçlanılmaması gerektiğini yazıyor uzmanlar. Uranüs 15 Mayıs’ta para ve yeryüzünün kaynakları ile bağlantılı olan Boğa burcunda girecek. Uzmanlar ekonomide şok dalgası geliyor dedikçe, insan Uranüs (ani şok) Boğa’ya girişini düşünmeden edemiyor.

 

Bu arada Kayron 17 Nisan’da Koç burcuna girecek. Koç bağımsızlıkla, savaşla, mücadeleyle ilintili bir burç olduğu için bu geçişin 8-9 yıl sürecek bir hareketi başlatacağını düşünüyoruz. Kayron daha önce 1968 yılında Koç’a girmişti. 68 kuşağını bir başka yazıda ele alırız, şimdilik kısaca o günlerde dikkat çeken olaylara bir bakalım.

 

Kayron Koç’a girer girmez Amerikan yurttaş hakları hareketi önderi Martin Luther King’in öldürülüşünü görüyoruz. Kendisi şiddet karşıtı ve ırksal eşitlik görüşleriyle tanınıyor. 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazanmıştı. O yıl daha sonra Amerika’da başkanlığa adaylığını koyan Robert F. Kennedy de öldürülüyor. Bu esnada Amerika’da, Fransa’da, Türkiye’de, kısaca dünyanın dört köşesinde öğrenci hareketleri güçleniyor ve Altıncı Filo'yu Protesto Olayları yaşanıyor.

 

Güzel gelişmeler açısından TRT Ankara Televizyonunun yayına başlamasını, Türkiye’de ilk böbrek naklinin yapılmasını saymadan geçmeyelim.

 

Asıl konumuza dönersek, henüz yaşanacak her şeyi yaşamadık ve bundan sonra da ortalık kolay sakinleşmeyecek. Niçin böyle düşünüyoruz? Çünkü gökyüzünde aktif olan gezegenlerin sağlıklı tezahürlerini biliyoruz, ancak bunlara yeryüzündeki olaylarda şahit olmuyoruz. Hergün kanayan derin bir yaranın iyileşmeye başladığını nasıl anlarsınız? Yavaş yavaş daha az kanamaya, sonra hiç kanamamaya başlar, biraz süre geçince yaranın kapanmaya başladığını görürsünüz. İçiniz rahat eder. Artık sadece günlük pansumanı yapıp yaranın iyice kapanmasını beklersiniz.

 

Şimdi bizim yaşadığımız ortam her gün yaranın tekrar nüksedip kanadığı bir ortam. Bu durumda bir iyileşme değil, aksine daha da kötüye gitme ihtimalini düşünürsünüz. Bu açıdan, yazılanlar felaket tellallığı değil, henüz yaranın iyileşmediğine işaret olarak görülmelidir.

 

Peki iyileşmeyen bir yaranın, yani içinde bulunduğumuz koşulların daha da kötüye gideceğini nasıl biliriz? Sağlıklı olmayan bir organizma ileride kötüleşecek koşullardan ciddi biçimde etkilenir. Diyelim ki eviniz çürük, bir iki yıl sonraki depremde yıkılma olasılığı nedir? İşte bu bakışla ileriyi öngörebiliriz.

 

Önümüzde bütün dünyayı ilgilendiren Uranüs’ün Boğa’ya geçişi, Satürn-Pluto kavuşumu ve bunlara Jüpiter ile Mars’ın eşlik etmesi var. Dünya sallanırken bizim ne durumda olacağımız sorusunun cevabı önemli? Bunlara ancak sağlam bir organizma dayanabilir.

 

Türkiye açısından önümüzde bekleyen bir başka önemli konuyu geçen sene yazmıştım, burada bir bölümünü alıntıyalım:

 

“Tüm bunlar olup biterken geri planda kader ağlarını ağır ağır örüyor. Ne ördüğünü görmek için Türkiye’nin haritasının progreslerine bir göz atalım. Şimdi Türkiye’nin progres Mars’ı 7 derece Yay’da. Bildiğimiz kadarıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın Mars’ı 9 derece, Ay’ı da 12 derece Yay’da. Kendisinin inançları (Yay) uğruna bütün duygusallığı (Ay) ile fanatikçe (Yay) savaştığını (Mars) biliyoruz, bunu yaşantılıyoruz. İşte bu Mars 2019-2020 yıllarında Türkiye’nin progres Mars’ı ile tetiklenecek. İyice ateşlenecek. Tabii bu derece Antares ile kavuşuyor.


Yazılarımı takip edenler uzun yıllardır Antares’i izlediğimi bilirler. Bilmeyenlerin eski yazılarımı okumalarını öneririm. Ebertin’e göre askeri personel için Antares önemli bir yıldızdır. Zihinsel uyanıklık, stratejik kabiliyet, cesaret taşır ve atılganlık sağlar. Mars ile bağlantılı olduğunda cesaret gözü karalık haline gelir ve tehlikenin artmasına neden olur. Robson, Mars ile birlikte Antares’in arkadaşlarla çatışmaya işaret ettiğini ve kazanmak için pek de hayırlı olmadığını söyler. Diana Rosenberg insanlığın büyük sorunlarına işaret eden olaylarda, özellikle ırkçılık ve insan hakları konularında Antares’in öne çıktığını ifade eder.


2014 yılında transit Mars Antares’le kavuştuğunda İŞİD Kobane’ye girmişti. O andan itibaren Suriye’deki iç savaş Türkiye için bambaşka bir anlama büründü. 2016 yılında Mars Antares’in üzerinden geri gitti. Geri hareket bitip ilerlemeye başladıktan sonra 15 Temmuz darbe girişimi yaşandı. Bunun hemen ardından Ağustos 2016’da Mars-Satürn kavuşumu Antares’le birleştiğinde Türkiye ordusu Suriye’ye girdi.

  
Antares Türkiye’nin doğum haritasında silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçlerini temsil eden 6. evde bulunuyor. Bu durumda 2019-20 yıllarında askeri hareketlendirecek Mars-Antares kavuşumunun ne gibi bir olaya işaret ettiği merak konusu. Bu bir savaş mı? Yeni bir darbe girişimi mi? Başkanlıkla ilgili beklenmedik gelişmeler mi? Göreceğiz. Bunu zaman gösterecek.”

 

O zamana kadar Neptün yönettiği Balık burcunda Türkiye’nin 10. evine girecek. Bu güçlü bir konum, ancak dünyasal olaylarda Neptün kaos demektir ve uğursuz olarak işlev görür. Yani zarar verir. Bunun iktidarda kaos olarak düşünmek uygun mudur? Göreceğiz.

 

Ancak bu arada unutmayalım ki kaos evrenin düzene girmeden önce içinde bulunduğu, biçimden ve düzenden yoksun, uyumsuz ve karmakarışık olan durumudur. Yani yeni bir düzen için kaos gereklidir, hatta kaos içinde yaşamayı öğrenmemiz gerekir. Tüm bu yaşananların daha iyi bir düzene yol açması dileğiyle...

KOǒTA YENİAY

 

“Ne yaparsanız yapın, cesarete ihtiyacınız var. Hangi yolu takip etmeyi seçerseniz seçin, size her zaman yanlış yolda olduğunuzu söyleyen birisi olacak ve  her zaman sizin bu eleştirilere neredeyse inanmanıza neden olacak zorluklar baş gösterecek. Bir eylem planı yapmak ve bunu sonuna kadar  götürmek bir askerin cesaretini gerektirir. Elbette barışın kendi zaferleri vardır fakat cesur erkekler ve kadınlar olmadan bu zaferler kazanılamaz.” - Ralph Waldo Emerson

 

16 Nisan 2018’de Mart Türkiye saatiyle 04:57’de 26 derece Koç’ta bir Yeniay gerçekleşiyor. Zodyak’ın başlangıç noktasında, öncü bir ateş burcu olan Koç’ta gerçekleşen bu Yeniay her anlamda yeni bir sayfa açmak ve yeni projelere girişmek için iyi bir zamana işaret ediyor. İnisiyatif alıp hevesle ve heyecanla isteklerimizin peşinden gitmek için gerekli olan motivasyonu bize sağlıyor. Yeniay’ın Koç’taki Uranüs ile yaptığı kavuşum, bilinen modellerden farklı, daha farklı bir bakış açısıyla ve yeni, hiç denenmemiş yöntemlerle girişimlerimizi yapmak, isteklerimizin peşinden giderken daha bağımsız ve belki biraz yalnız kalmayı göze alarak gitmek konusunda bize yardımcı olabilir. Rutinden farklı, yeni ve bilinmeyen şeyleri keşfetmek konusunda kendimizi daha cesaretli hissetsek de, diğer yandan duygusal anlamda kopuşlar yaşayabilir ve hayata karşı bir yabancılaşma hissine kapılabilir, kendimizi sinirli ve huzursuz hissedebiliriz. İstikrarsız, herşeyin her an değişebileceği bir durumda, daha esnek, daha açık görüşlü, tarafsız ve objektif bir tavır sergilemek, problemlere belirli bir mesafeden bakabilmek, gerekirse bir şeylerin kendiliğinden değişmesini beklemeyip bazı şeyleri değiştirmek üzere inisiyatif almak faydalı olabilir. Koç’ta ileri hareketine başlamak üzere durmuş olan Merkür’ün geri hareketi boyunca bize hangi konular üzerinde yeniden bir değerlendirme yaptırdığını ve bu değerlendirmelerden hangi sonuçları çıkardığımızı düşünüp, bu kazandığımız yeni perspektif ve kavrayışla fikirlerimizi ve planlarımızı uygulamaya koyabiliriz.

 

Yeniay’ın yöneticisi Mars yüceldiği bir burçta, Oğlak’ta yolculuğunu sürdüyor ve burada Pluto ile kavuşum halinde. Orbu geniş de olsa öncü burçlarda gerçekleşen bu kare açı bizi bazı konularda inisiyatif almak, gerçekçi bir şekilde bazı şeyleri uygulamaya sokmak üzere harekete zorlayabilir. Kendimize daha gerçekçi ve uygulanabilir hedefler koymamızın yanısıra, bu hedeflere giderken daha kararlı, disiplinli ve sabırlı olabiliriz.Hayatımızın kontrolünü almaya, organize etmeye veya isteklerimizi gerçekleştirmeye yönelik çabalarken, çevremizi aşırı kontrol etmek, güç savaşlarına girmek, başkalarını hiç görmeyen bencil bir tavır sergilemek, aşırı katılaşıp duyarsızlaşmak, karamsar ve yalnız hissetmek söz konusu olabilir. Ne kendimize ne de başkalarına karşı aşırı zorlayıcı ve baskıcı davranmak yerine, hareket ve uygulamalarımızda süresini doldurmuş şeyleri bertaraf etmeye odaklanıp yeniye yer açmak veya hayatımızda belki daha  farklı bir bakış açısıyla ve farklı yöntemlerle iyileştirilmesi, yeniden hayata kazandırılması gereken alanlarda gayret göstermek çok daha akıllıca olabilir. Yeniay’ın kavuşum yaptığı Balık takımyıldızındaki sabit yıldız Al Pherg hazırlıklı olmak, istikrar ve azim sonucunda gelen başarı ile ilişkili  ve düşünülmüş, doğru adımlarla amaçlarımıza ulaşabileceğimize işaret ediyor.

 

Yeniay’ın Sabian sembolü cümlesi ise, “Kaçırılmış fırsatlar hayal gücüyle tekrar kazanılır.” şeklinde. Bu sembol içsel yaratıcı enerjiyi kullanma becerisi ve kaybolduğunu düşündüğümüz düşünceleri ve fırsatları yeniden canladırmak ile alakalı. Yapmaya ihtiyacımız olan şey her neyse bunun mümkün olduğuna inanarak ve bunu zihnimizde canlandırarak, bunu elde edebilir ya da geri kazanabiliriz. İç sesinize kulak verin ve kaybolmaya yüz tutmuş şeyleri geri kazanacak enerjiniz olduğuna inanın. Burada önemli olan zihnimizde canlandırdığımız şeyi zamana bırakıp nasıl tezahür edeceğini sabırla beklemek. Şaşırtıcı ve bazen ilk hayal ettiğimizden farklı formlarda sonuçlar almamız da mümkün olabilir. Yaratıcı hayal gücü, imgeleme, yenilenen umutlar, ikinci bir şans, affedilme ve kayıpları telafi etmek ile ilişkilendirilen bu sembol gölge yanlarıyla olayları telafi etme konusunda umutsuzluk, kendine acımak, problemlerin çözümlerini bariz de olsa görememek veya çoktan kaydebilmiş fırsatların peşinden koşmak şeklinde de kendisini gösterebilir. İnisiyatif almak ve isteklerimizin peşinden bağımsız bir şekilde gidip bunlar için mücadele etmek konusunda bize gerekli cesareti verebilecek olan bu Yeniay, aynı zamanda bizi belki umutlarımız ve hayallerimiz konusunda da daha fazla çaba göstermeye, problemleri çözerken daha önce hiç denememiş olduğumuz yolları denemeye bizi davet ediyor olabilir. Belki bakış açımızı değiştirmek ve hayal gücümüzü kullanmak daha yaratıcı çözümler bulmamıza ya da gözden kaçırdığımız çıkış yollarını fark etmemize yardım edebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

* Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.constellationsofwords.com

*www.sabiansymbols.com, Lynda Hill

 

 

Ağır hareket eden gezegenlerin burç değiştirmesi, dünyada o gezegen ve burç sembollerinin birleşimine ilişkin yeni temaları gündeme getirir. Biz bu yeni temaları, gezegenler burç değiştirmeden hemen önce de gözlemleyebiliriz. Örneğin, Mayıs 2018’de Boğa Burcu’na geçecek Uranüs’ün sembolleri yavaş yavaş sahne almaya başladı. Uranüs Koç’tayken kendimizin, “ben”imizin farkına vardık. Selfie’ler çektik. Kimilerimiz sosyal medyada boy boy ideal benliklerini sergileyip sonrasında gerçek kimlikleri ile ideal benlikleri arasındaki farkı kapatmaya çalıştı, kimilerimiz ise bencillikle ben-merkezciliğin aynı şey olmadığına uyanıp zarar verici diğerkâmlığı bıraktı.

 

Şimdi Uranüs tarım, hayvancılık ve gıda üretimini temsil eden toprak grubu Boğa’ya geçmek üzereyken, birçok yerde Türk tarımının nasıl bittiği, eskiden tahıl ambarı olarak anılan Türkiye’nin Meksika’dan mercimek ithal ettiğini okur hale geldik. Birçok yazar seferber oldu, ana teması “Gıda Yalanları” olan yazılarıyla bizleri yediklerimizin bizi nasıl zehirlediğine uyandırmaya (Uranüs) çalışıyorlar. Boğa’nın para, kaynaklar, değerler sembolizmine paralel olarak, Blockchain teknolojisi, bizlere bir merkeze bağlı olmaksızın ve bankalara ihtiyaç duymaksızın güvenli bir şekilde işlem yapabilme imkânı sağlıyor. Cüzdanlarımız, paramız ve kaynaklarımız dijitalleşip tamamen farklı bir teknolojik platforma kayıyor.

 

Barış İlhan Yayınevi’nden çıkan “Astrolojide Açılar” kitabının yazarı Sue Tompkins, the Mountain Astrologer dergisinin Nisan/Mayıs 2018 sayısına yazdığı yazısında, finansal bir devrimin birçokları için geçerli olacağını, borca hapsolduğunu hisseden bireyler arttıkça, bu transitin paylaşıma dayalı ekonomileri de doğurabileceğini öne sürüyor. Bu böyle olursa, gereksinim duyulan bir gereç veya hizmet, ihtiyacı olan başka kullanıcılarla birlikte kullanılabilecek. Bu da verimliliği arttırırken kaynakların verimli kullanımını sağlayabilecek. Tompkins, bu dönemde, paramızı daha teknolojik şeylere harcayabileceğimizi, pratikliğin ön plana çıkıp pratik yeteneklerimizi geliştirebileceğimizi söylüyor.

 

Sokrates bir gün Atina’da pazara çıkmış, alışveriş yapan telaşlı kalabalığa, satılan mallara bakmış ve şaşkınlıkla arkadaşına şöyle demiş: “İhtiyacım olmayan ne kadar çok şey var.” Umarız bizler de bu tip bir uyanışla bizleri gerçekten doyurmayan tüketim alışkanlıklarımızdan kurtulabilir, sadeleşebilir ve gerçekten bizim için neyin değerli olduğunu idrak edip, hayatımızı kendimize uygun seçeceğimiz değerlerimiz üzerine inşa edebiliriz.

 

Hepimiz için yeteneklerimizi, kaynaklarımızı verimli şekilde kullanmayı öğrendiğimiz, kendimize yeterli hale gelerek özgürleşebildiğimiz, “benim kaynaklarım” - “senin kaynakların” dengesini adil bir şekilde kurup, kendi kaynaklarımızı eşimiz, kardeşimiz, ailemiz dahi olsa diğerlerinden sağlıklı bir şekilde ayrıştırmayı öğrendiğimiz bir dönem olsun.  

Astroloji Dergisi/Pınar Uyar

VENÜS BOĞA’DA

 

 

“Tarih boyunca yazılmış tüm aşk hikayeleri, tüm şiirler ve  düz yazılar bize gösterdi ki  genelde sevgide istikrarlı olmak bizi başarıyla taçlandırır – gerçek sevginin göstergeleri sebat ve sabırdır Anthony Trollope

 

Kişinin sevgi alışveriş tarzını, iştahını, çekim gücünü, zevkini ve ilişki kurma tarzını gösteren Venüs Boğa burcuna girdi. Venüs, yöneticisi olduğu Boğa’da kendi doğasını rahat ifade ettiği ve kendi kaynaklarını ihtiyaçlarına göre istediği gibi seferber ettiği bir konumdadır. Sabit bir toprak burcu olan Boğa’daki Venüs, fiziksel varlığı dahil sahip olduğu tüm maddi kaynaklara, maddi güvenliğe, doğal yeteneklere değer verir ve bunları sağlamlaştırmayı, geliştirmeyi ve üretken bir şekilde kullanmayı sever. Güçlü finansal yetenekleri olabilir. Kendine yeterlilik ve ayaklarının üzerinde sağlam durabilme söz konusudur. İlişkilerini ağır, sabırlı ve temkinli bir şekilde kurar ve sağlamlaştırmak, ilişkilerinde huzuru, sadakati ve güveni sağlamak için çaba sarf eder. İlişkilerine, sevdiği şeylere istikrar kazandırmayı yani kalıcılığı sever. Boğa, beş duyuyla alakalı (duyusal) bir burç olduğundan, beş duyunun temsil ettiği yeme, içme, güzel koku, müzik vb. şeyleri sevme söz konusudur. Sevgide tensellik ve fiziksel yakınlık önemlidir. Venüs bu konumda, bilinen modellere sadık ve sahip olduklarını muhafaza etmeye çalışması bakımından,  sevgide de muhafazakar ve sahiplenici olabilir.

 

Gölge yönleriyle bu konumda sağlamlaştırdığı ve sahip olduğu şeyleri bırakmakta zorlanma, tekelcilik, aşırı sahiplenme, her türlü değişime ayak direme ve inatçılık söz konusudur. Maddi güvenceyi abartıp, sahip olduklarının yetmeyeceği duygusuyla durmadan biriktirme, para sevgisi ve cimrilik görülebilir. Kişi kendi değerini de sahip olduğu maddi değerlere endeksleyebilir. İlişkilerinde çok ihtiyaçsız ve kendine yeterli görünmesi, ihtiyaçlarını hiç söyleyememesine ve karşılayamamasına yol açabilir. Rahatına, konfora ve keyfine düşkünlük, tembellik, türlü tensel hazza ve zevke düşkünlük, “hedonizm”  söz konusu olabilir.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

TERAZİ’DE DOLUNAY

 

“ Bana göre trajedi doğru ve yanlış arasındaki çatışma değildir, 

iki farklı doğru arasındaki çatışmadır.”   Peter Shaffer

 

31 Mart 2018’de Türkiye saatiyle 15:36’da 10 derece Terazi’de bir Dolunay gerçekleşiyor. Bu Dolunay bu ay içerisinde gerçekleşen ikinci Dolunay olması bakımından aynı zamanda bir Mavi Ay. 17 Mart 2018’de Balık’taki Yeniay’da attığımız tohumların, başlattığımız işlerin apaçık görüldüğü bir döneme işaret etmesinin yanı sıra, gerek hayatımızın genelinde gerekse yakın ilişkilerimizde  uyum, ahenk, adalet, eşitlik, uzlaşı, doğru ölçüyü tutturma ve karşımızdakini gerçekten tanıma gibi temaları gündeme getiriyor. Koç-Terazi aksı, ben-sen,benim isteklerim-senin isteklerin,savaş-barış, bağımsızlık-ilişki gibi konuları bolca masaya yatıracağımıza işaret ederken, hayatımızdaki ve ilişkilerimizdeki karşıtlıklar ve çatışmalar konusunda da daha fazla farkındalık kazanabileceğimizi gösteriyor. Bu Dolunay, kendi isteklerimizi de gözeterek, saldırgan olmadan nasıl hakkımızı savunabileceğimize, nasıl işbirliği yapabileceğimize, nasıl uzlaşabileceğimize ve ilişkilerimizde ne gibi düzenlemeler yapmamız gerektiğine ışık tutuyor. Karşımızdakine,  onu gerçekten anlamaya yönelik sorular sormak, tarafsız, objektif bir yaklaşımla dinlemek ve “düşünerek” konuşmak hem beklentilerimizi, taleplerimizi bir gerçeklik testinden geçirmemize yardımcı olacaktır hem de kendimizi daha “net” ifade etmemizi sağlayacaktır.

 

Bu Dolunay’a, 23 Mart 2018’de Koç’ta geri hareketine başlayan Merkür Koç’taki Güneş ile kavuşum, Terazi’deki Ay ile karşıtlık yaparak eşlik ediyor.  Merkür geri harekette olmasının yanısıra, klasik astrologların tabiriyle Güneş’e 8 dereceden daha yakın olması dolayısıyla “yanık” durumda. Bu yüzden simgelediği, mantık, muhakeme, yazılı ve sözlü iletişim, akılcılık gibi konularda güçsüz ve kendisini iyi ifade edemediği bir pozisyonda. Etrafındaki hiç bir şeyi tarafsız algılamayan, aşırı sıbjektif ve ben-merkezci bir düşünce tarzının esiri olabileceğimiz gibi, iletişim sorunları, ulaşımda, haberleşmede aksamalar, yanlış anlaşılmalar veya yanlış anlaşıldığımız hissi, düşüncelerimizi ve duygularımızı hem anlamakta hem de başkalarına aktarmakta zorlanmak ve bu sebeplerden ötürü yaşayacağımız bazı tartışmalar ve çatışmalar söz konusu olabilir. Bazı şeyleri geriye dönüp tekrar gözden geçirmek, iyice anlamaya çalışmak ve belki problemleri masaya yatırıp tekrardan konuşmak faydalı olabilir.

 

Bu Dolunay’da, Oğlak’taki Mars-Satürn kavuşumu, Koç’taki Güneş-Merkür kavuşumuna ve Terazi’deki Ay’a kare açı yaparak öncü bir T-kare oluşturuyor. İki “uğursuz” gezegen Mars ve Satürn bu öncü karenin fokal gezegenleri olarak oldukça güçlü bir etkiye sahip. Mars Koç’taki Güneş’in de yöneticisi olarak yüceldiği bir konumda; Satürn de kendi yöneticiliğinde. Öncü t-karenin getirdiği aşırı enerji ve dinamizm engelleri aşmak ve hayatımızdaki problemleri çözmek adına bizi harekete zorlayabilir. Hayatımızda görmezden gelinmesi artık mümkün olmayan her ne sorun varsa artık bunlarla ilgili gerekli inisiyatifleri alıp kolları sıvamak, gerçekçi bir gözle gerekli düzenlemeleri yapmak durumunda kalabiliriz. Özellikle bize korku, endişe veren ya da içten içe öfke duyduğumuz konuların gündeme gelmesiyle bazı çatışmalar ve anlaşmazlıklar yaşayabiliriz. Burada önemli olan hem kendi sınırlarımızın hem de karşımızdakinin sınırlarının farkında olarak kontrollü, planlı ve  temkinli bir şekilde ilerlemek. Olumsuz düşünceler, alınganlık, huzursuzluk, vesveseler, yalnızlık ve güvensizlik hissi, karamsarlık daha da fazla duygularımızı ve isteklerimizi bastırıp katılaşmamıza ve duvarlar örmemize neden olabileceği gibi, duygularımızı daha düşüncesiz ve sert bir şekilde ifade edip geriye alamayacağımız sözler sarf etmemize de neden olabilir.  Düşüncesizce ya da karamsar bir tavırla hareket etmekten ya da konuşmaktan ziyade karşımızdakini daha dikkatli dinlemek, doğru anlamaya çalışmak ve gerekirse konuşmadan bir kere daha düşünmek faydalı olabilir.  Terazi’deki Ay’ın yöneticisi Venüs de  31 Mart 2018 itibariyle Boğa’ya giriş yapmış olacak ve dolayısıyla Koç’taki Uranüs ile - burç dışı - bir kavuşum halinde.  Hayatımızda nelerin ve hangi ilişkilerin değerli, kalıcı ve sağlam olduğunu, hangilerindense özgürleşmemiz ya da onlara daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşmamız gerektiğini anlayacağımız bir dönem olabilir.

 

Terazi’deki Ay, Başak takım yıldızındaki iki sabit yıldız, Vindemiatrix ve Porrima (Caphir) ile kavuşum yapıyor.  Vindemiatrix Ay ile kavuşumlarda endişeye, hayal kırıklığına, yazılı anlaşmalar, yasal anlaşmalar veya hırsızlık yoluyla gelebilecek kayıplara, kötü sağlığa ve işte başarısızlığa işaret ediyor; Porrima da benzer temalara sahip olarak, Ay ile kavuşumlarda işle ilgili endişelere, aile içi anlaşmazlıklara, boşanmaya ve kötü sağlığa işaret ediyor.

 

Ay’ın Sabian sembolü cümlesi ise, “Bir profesör gözlüklerinin üzerinden öğrencilerine bakıyor.” şeklinde. Bu sembol insanlara, onları tanıyarak, neticede insan olduklarını hatırlayarak ve daha gerçekçi bir gözle bakabilme kabiliyetine işaret ediyor. Aklımızın bir şeylere farklı bir odak noktasından, farklı bir gözden bakmaya ihtiyacı olabilir. İnsanları yargılamayı ya da onlara dayattığımız isteklerimizi bir kenara bırakıp, onları oldukları gibi görmek daha iyi ilişkiler kurmamızı ve ilişkilerimizi iyileştirmemizi sağlayacaktır. Bazen kendimizi bir “profesör” bazense bir “öğrenci” gibi hissedebiliriz. Bu sembol aynı zamanda, kendimizi ve karşımızdakini gerçeklerin ışığında değerlendirmek, durumlara uygun olarak bakış açımızı değiştirebilmek, doğru mesajlar ve tavsiyeler verebilmek ya da aklına, yetkinliğine güvendiğimiz birisine danışmak ve başkalarını “doğru okuyabilmek” gibi konulara da işaret ediyor. Buradaki riskler ise, başkalarının pozisyonunu ve aklını küçümseme, insanların algılarıyla oynayıp gerçekleri çarpıtmak, patronluk taslamak ve haddini bilmez bir şekilde davranmak. Merkür geri hareketinin ve Oğlak’taki Mars-Satürn kavuşumunun damga vurduğu bu Dolunay, özellikle hayatımızdaki insanlar ve onlarla kurduğumuz ilişkiler ile ilgili olarak neleri öğrenmeyi es geçtiğimizi bize hatırlatıp bazı şeyleri tekrar gözden geçirmemizi isteyecek ve bazı gerçeklerle yüzleştirip bu konulara odaklanmamızı sağlayacak gibi görünüyor. Geçmemiz gereken dersler neler, nerelerde daha gerçekçi  davranmamız ve olgunlaşmamız gerekiyor,  nerelerde sınırlarımızı belirlemekte fayda var, bu Dolunay bunlara ışık tutabilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*Astrolojide Açılar, Sue Tompkins

*The Fixed Stars & Constellations in Astrology, Vivian Robson

*https://sabiansymbols.com

  

Bugün 12 Hayvanlı Türk Takviminde İt Yılı başlıyor!

 

Türk takviminde yeni yıl ilkbahar ekinoksunda başlar.

 

İt yılıyla ilgili kehanet:

On Birinci Fasıl Sâl-i Seg

Çün sâl-i seg gele yıl kurak vâki ola ve meyveler ucuz ola ve hayvanatta hastalık vâki ola ve yollar haramîlik ola ve kış uzun ola ve hastalar çok öle ...

Yollar kesile ve meyvelere ziyan ola ve şita şedid ola ve harp ve kıtal ve kan dökülmek çok ola..

 

Kaynak: 12 Hayvanlı Türk Takvimi ve Kehanet, Şeref Boyraz

 

MARS OĞLAK’TA – 17 Mart 2018

 

 

“Bana bir ağacı kesmem için altı saat verirseniz, bunun ilk dört saatini baltayı keskinleştirmek için harcarım.”  - Abraham Lincoln

 

Hayatla nasıl mücadele ettiğimizi, savaşma tarzımızı, nasıl hareket ettiğimizi ve kendimizi nasıl ortaya koyduğumuzu gösteren Mars yüceldiği Oğlak burcunda yolculuğuna başlıyor. Öncü bir toprak burcu olan Oğlak Mars’a uygulamacılık, hedef, azim, sabır, kararlılık ve sistem kazandırır.  Hareket enerjisi dağılmadan tek bir hedefe odaklanabildiğinden başarıya ulaşmak için olumlu bir konumdur.  Adım adım, planlı bir şekilde hedefine giderken kolay kolay zorluklardan ve engellerden yılmaz hatta bunlar ona direnç kazandırır.  Sorumluluk ve görev bilinci yüksek, çalışkan ve disiplinli bir şekilde isteklerinin peşinden gider. Bu konumda Mars öfkesini ve dürtülerini kontrol altında tutabilir; daha soğukkanlı ve katı bir tarzda davranabilir. Uzun mesafe koşucusu gibi hedefine doğru konsantre olmuş şekilde giderken enerjisini tasarruflu ve planlı bir şekilde kullanabilir. Uğraştığı konularda yetkinlik, saygınlık kazanma ve otorite olma söz konusudur. Bu konum idarecilik, politika, askerlik gibi konuların yanısıra, dağcılık, trekking, maraton koşmak, ezici doğa koşullarında hayatta kalabilmeyi gerektiren tüm sporlar için uygun bir konumdur.

 

Gölge ifadeleriyle Mars Oğlak’ta aşırı kuralcı, acımasız, sert ve katı bir tarzda davranabilir.  Başarıya, otorite olmaya ya da toplumsal saygınlık kazanmaya giden yolda önüne çıkan her şeyi ezip geçen, başkalarının sırtına basan, aşırı duyarsız birisine dönüşebilir. Karamsarlığı aşırı bir boyuta geldiğinde, hareket enerjisi iyice kısıtlanır, dolayısıyla kendisini ortaya koymakta zorlanan birisine dönüşebilir. Görev ve sorumluluk bilinci yüksek olduğundan başkalarının sorumluluklarını da üzerine alıp dünyanın tüm yükünü omuzlarında taşıyormuşcasına çalışabilir. Kendisini kontrol edebilmesi olumsuz yönüyle, başkalarını ve hayatı da durmadan kontrol altında tutmaya çalışan bir kontrol delisine dönüşmesine neden olabilir. Sırf toplumsal statü, saygınlık elde etmek ya da otorite olabilmek için kendi isteklerinden uzaklaşabilir. Hep doğruyu yapma takıntısı ve yüksek standartlar ile kaskatı kesilip hareketlerini aşırı derecede kısıtlayabilir.

 

Oğlak’taki Mars’ın yöneticisi Satürn de Oğlak’taki yolculuğunu sürdürüyor. Görev ve sorumluluklarımızın bilincine vardığımız, yaşamımıza daha gerçekçi bir gözden bakıp çalışmamız ve üzerimize düşenleri yapmamız gereken bir dönemde olabiliriz.  Hayatımızın kontrolünü elimize alacak şekilde organize olmak, özdisiplin geliştirmek ve önümüzde her ne hedef varsa bunlar için plan yapmak ve metot geliştirmek oldukça önemli. Organize olurken ve seçimlerimizi yaparken neyin bizim için önemli, neyin önemsiz olduğunu düşünmek, belki önceliklerimizi belirlemek ve fazladan aldığımız sorumluluklar varsa bunları delege etmek faydalı olabilir. Bu dönem maddi-manevi bir çok konuda tasarrufa gitmemiz ve sadeleşmemiz gereken bir dönem olabilir.  Kendimizi engellenmiş ve kısıtlanmış hissettiğimiz noktada, yaptığımız işlerde geriye dönüp nelere daha gerçekçi bir gözle bakmaktan kaçındığımızı anlamakta ve bunları daha sağlam nasıl yapılandırabileceğimizi düşünmekte fayda var...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

Kitapçılarda...

Çeviri: Oya Vulaş

 

Astroloji Dersleri'nin 4. baskısı kitapçılarda. 

Kitapçınıza ısmarlayabilirsiniz....

 

Jüpiter Geri Hareketine Başladı- 8 Mart 2018

8 Mart 2018 günü Jüpiter Akrep burcunun 23 derecesinde geri gitmeye başladı. Bu geri hareketini 10 Temmuz 2018’e kadar sürdürüp, Akrep burcunun 13 derecesinde yeniden ileri gitmeye başlayacak. Bir gezegen, geri hareketine başladığında Güneş etrafındaki yörüngesinde Dünya’ya en yakın noktadadır. Bu yakınlıktan dolayı da, normal hızını bulana kadar etkisi kuvvetli hissedilir.  Jüpiter, genişleme, büyüme, sağduyu, iyimserlik, cömertlik ve enginleşmenin sembolüdür. Fırsat, artış, ödüller, zenginlik, bereket, tolerans, idealizm ve olumsuz yönüyle savurganlık, tembellik, ukalalık, kibir ve fanatizmi temsil eder. Misty Kuceris’e göre, ekonomik açıdan bu dönemde doğru bir finansal analiz yapılmadan yapılacak her genişleme ve yatırım, tahmin edilenden daha pahalıya mal olacaktır. Bireysel anlamda, Jupiter 10 Ekim 2017 tarihinde burç değiştirip Akrep’e girdiğinden beri, haritanızda hangi eve düşüyorsa o evin konularında genişleme, gelişme, enginleşme ve artış yaşamış olmanız olası. Örneğin, Akrep 2. Evinizi kesiyorsa, kaynaklarınız, gelirleriniz ve giderleriniz artmış, “cebiniz büyümüş” veya kendi öz değerinizi artık daha net tanımlamaya başlamış olabilirsiniz. Akrep 6. Evinizi kesiyorsa, iş arkadaşlarınızla ilişkileriniz derinleşmiş, sizin için çalışanlar artmış veya günlük rutininiz yoğunlaşmış olabilir. Diğer taraftan, her ne kadar Jüpiter bolluğun, bereketin ve şansın gezegeni olarak anılsa ve dokunduğu alanda büyütücü, genişletici etki yapsa da, bu süre zarfında, bulunduğu ev konularını gereğinden fazla da büyütmüş olabilir. Krizler kanalıyla büyümek zorunda kalmış olabilirsiniz. Bu zamana kadar bastırarak görmezden gelinen ve yüzeyin altında tutmak için büyük çaba sarf edilen konuların farkındalığı ile ilgilenmek durumunda kalmış olabilirsiniz.

Hayatlarımızdaki, 10 Ekim 2017 tarihinden itibaren büyüdüğümüz, büyümek zorunda kaldığımız, kendimizi umutlu hissettiğimiz veya erinç içinde olduğumuz tema her ne ise, Jüpiter’in 8 Mart’ta başlayacak bu geri hareketi bu zamana kadar bu konuda yaptıklarımızı ve genişlememizi sindirmek ve gözden geçirmek uygun olacaktır. Açılmak ve genişlemek, eğer biz neye doğru genişlediğimizi ve neyi büyüttüğümüzü biliyorsak güzeldir.

Astroloji Dergisi/ Pınar Uyar

Kaynakça: 

Barış İlhan, “Astroloji Dersleri”

Barış İlhan, “Yetişkinlerin Buluğ Çağı”

Misty Kuceris Mart 2018 Yorumları http://www.astrolojidergisi.com/Aylik-Yorum.htm

  

MERKÜR KOǒTA – 6 Mart 2018

“Sözünü yükselt, sesini değil;

yağmurdur çiçekleri büyüten, 

gök gürültüsü değil.” Mevlana

Düşünme, algılama ve iletişim kurma tarzımızı gösteren Merkür Koç burcundaki yolculuğuna başlıyor. Bu konumdaki Merkür’ün iletişim kurma şekli spontane, canlı, hevesli ve hızlıdır. Herşeyi kişisel alan subjektif bir düşünme ve algılama tarzı söz konusudur dolayısıyla karşısındakiyle direkt olarak tartışmaya hazırdır. Düşüncelerini doğrudan, karşısındakine meydan okuyan bir şekilde, dürüstçe ve cesurca ifade edebilir. Bağımsız ve hızlı düşünme, spontan olarak yeni düşünceler keşfetme söz konusudur. Merkür bu konumdayken kişi kendi anlık isteklerine ve heveslerine odaklanabilir ve kendi isteklerini ön plana alabilir. Gereksiz duygusal inceliklere kafa yormayan tasasız ve ben- merkezci bir düşünme tarzı söz konusudur.

 

Gölge yönleriyle Merkür Koç’ta sabırsız ve dürtüsel doğası nedeniyle düşüncelerini formüle edemeyebilir. Kişi bu düşüncelerin peşinden hevesle gitse de hevesi geçince bunları bırakıp başka yeniliklerin ve keşiflerin peşine düşebilir. İyi düşünülmemiş planların bir hevesle peşine düşüp kendi aleyhine olacak sonuçlar alabilir. Kendisine söylenen her kelimeyi bir “meydan okuma” gibi algılayıp gereksiz veya başını belaya sokacak tartışmaların içerisine girebilir. Merkür Koç’u hep kavga eden, çatışan, sinirli ve kaba bir tarzda görebiliriz.  Bağımsız ve kendi anlık isteklerine odaklanması nedeniyle, herhangi bir engel ile karşılaştığında sinirlenip kırıcı ve agresif bir tarz sergileyebilir. Ben-merkezci düşünme tarzı söz konusu olduğundan, durmadan kendinden, kendi isteklerinden bahsedebilir ve isteklerini kendi karşısındakine dayatabilir. Başkalarının fikirlerine karşı duyarsız ve düşüncesiz bir tavırda, soru sormayı ve dinlemeyi hiç bilmeyen birisine dönüşebilir.

 

Koç’taki Merkür’ün yöneticisi Mars Yay’daki yolculuğunu sürdürüyor. Merkür Koç’un bağımsız ve yeni fikirler keşfetmeye açık tarzı, yine bir ateş burcu olan Yay’daki Mars’ın maceraya atılmaya ve yeni ufuklara açılmaya hazır tarzı ile birleşiyor. Mars, Merkür’ün zararda olduğu bir pozisyonda dolayısıyla  spontan ve anlık düşüncelerimizi, aşırı iyimser, düşüncesiz, kendinden emin ve burnunun ucunu göremeyen bir tavırla hayata geçirmek isteyebiliriz. Hedeflerimizi anlık isteklerimize veya  varsayımlarımıza göre belirlemekten ziyade, bugünün gerçeklerine uygun olarak koymak daha faydalı olabilir. Aşırı bir güvenle yapabileceğimizden daha fazlasını vaat edip, enerjimizi dağıtmamız da söz konusu olabilir. Burada körü körüne bir şeylerin peşinden gitmek ya da enerjimizi olmadık şekillerde harcamak yerine, belki de şu an hayatımızdaki olaylara benzer geçmiş deneyimlerimizin olup olmadığını bir düşünmek ve bu deneyimlerin bilgeliğinden faydalanmak daha akıllıca olabilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

  

El-Tusi, Kopernik ve Galileo, 

bilim dünyasının bu üç önemli kişisi hemen hemen aynı günlerde 

Güneş Balık burcundayken doğmuştur. 

 

Bunlardan ikisi -Tusi ile Kopernik- aralarındaki bağlantı nedeniyle dikkat çekmektedir.

 

Bu ikisiyle ilgili 10 yıl önce Barış İlhan'ın Radikal 2'ye yazdığı yazı:

 

El-Tusi'den Kopernik'e...  

Nasreddin el-Tusi Türkiye’de pek tanınmaz. Yeni yeni bazı kitapları Türkçe yayınlanmaya başlandı. Ben el-Tusi ile, Osmanlı İmparatorluğu’nda astroloji konusunda araştırma yaparken karşılaştım. Fatih döneminde açılan medreseyi kurduğu söylenen ünlü astronom Ali Kuşçu’nun aynı zamanda bir astrolog olup olmadığını anlamaya çalışırken İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen Ali Kuşçu sempozyumuna katıldım ve orada Prof. F. Jamil Ragep’in, Kopernik’in İslam âlimlerinden ne tür alıntılar yaptığını açıklayan bir konuşmasını izledim. Aynı esnada Osmanlı medreselerinde astroloji okutulup okutulmadığını, eğer okutuldu ise hangi kitapların kullanıldığını araştırırken el-Tusi’nin takvim hazırlanması ve astroloji üzerine yazdığı bir kitaba rastladım. O kitap beni el-Tusi’nin diğer astroloji eserlerine yönlendirdi. Bu yazma eserleri İstanbul Üniversitesi’nden profesörler tercüme ettiler ve ben Mayıs ayında Denver, Colorado’da 1500 kişinin katıldığı Uluslararası Astroloji Konferansı’nda tarihte ilk defa Batı dünyası astrologlarına sundum. Bu sunum çok yankılandı... devam

 

 

KOVA’DA PARÇALI GÜNEŞ TUTULMASI

 

“Bir sınıra gel ve bunu aş. Bir sınıra gel ve tekrar bunu aş. 

Tek güvenliğimiz, değişebilme  kapasitemizdir.”  

- John Lilly, Amerikalı Psikanalist &Yazar

 

 

16 Şubat 2018’de Türkiye saatiyle 00:05’te 27 derece Kova’da Parçalı bir Güneş tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma  özellikle Arjantin, Şili, Paraguay, Uruguay olmak üzere Güney Amerika’dan, Antartika’dan, Atlantik ve Pasifik’in bazı bölgelerinden görülebilecek. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürer ve  zaman göstergesi gibi hayatımızdaki bir takım şeylerin zamanının geldiğini gösterir.  31 Ocak 2018’de gerçekleşen Aslan’daki Tam Ay tutulmasında ortaya çıkan temalara bağlı olarak edindiğimiz bilgileri, deneyimleri ve kazandığımız perspektifi önümüzdeki dönem içerisinde yapmamız gereken değişimlerde ve başlangıçlarda kullanmak mümkün olabilir.  Sabit bir hava burcu olan Kova’daki bu tutulma, hayatımızda özellikle zihinsel anlamda daha objektif, akılcı, tarafsız, eşitlikçi ve insancıl olmamız, yeni fikirlere ve değişime daha açık olmamız gerektiğini vurguluyor. Duygusal ve zihinsel anlamda özgür olmak ve bireyliğimizi ifade etmek ihtiyacındaysak, bunu aşırı kayıtsız, mesafeli ya da  isyankar bir şekilde ifade etmek yerine, daha tarafsız ve karşımızdakinin de hak ve özgürlüklerini gözeten bir tarzda yapmak oldukça önemli.

 

Kova’daki bu tutulma yine Kova’daki Merkür ile kavuşum halinde, dolayısıyla sözlü-yazılı iletişim, akılcılık, tarafsızlık, öğrenme, bilgilenme, ticaret ve ulaşım gibi konuların gündemimize daha çok oturması söz konusu olabilir. Kova’da olması bakımından yeni fikirlere açık olmak, hayatımızdaki sorunlara daha önce hiç bakmadığımız bir gözle bakmak, kendi doğrularımızı, fikirlerimizi ve duygularımızı özgürce söylemek, bireyliğimizi ifade etmek, yeni şeyler öğrenmeye açık ve bir şeylere başlamadan ya da bir konu hakkında yargıya varmadan önce “doğru bilgilenmeye” açık bir tavır bize çok şey kazandırabilir.  Tutulmanın modern yöneticisi Koç’taki Uranüs’ün tutulmaya yaptığı altmışlık açı, hayatımızda kişisel anlamda özgürlüğe, açık fikirliliğe, ani beklenmedik değişimlere, normların dışına çıkmaya ve şimşek gibi gelen düşüncelerin veya bilgilerin getirdiği ani bir kavrayışa da hazırlıklı olmamız gerektiğine işaret ediyor. Akrep’teki Jüpiter ise tutulmaya kare açı yaparak eşlik ediyor. Abartılı bir şekilde özgürlüğümüzü talep etme, aşırı  duygusal reaksiyonlarla yıkıcı tepkiler verme, isyan etme ve “ya hep ya hiç yaklaşımıyla” hayatımızda ani değişimler yaparak bizi hala besleyen yapılara ve ilişkilere zarar verme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Değişim, özgürlük ve mesafe ihtiyacımızın acımasız, soğuk, yıkıcı ve sosyal ilişkilerimize zarar verecek bir duruma gelmemesine dikkat etmekte fayda var.  Yaşadığımız krizleri, hayatımızda yolunda gitmeyen durumlara ve aksaklıklara dikkat çeken işaretler olarak görüp, öncelikle bize durmadan sorun yaratan bakış açımızı, davranış kalıplarımızı değiştirebilir ve   belki yeni yöntemlerle ilerleyebiliriz.

 

Kova’daki bu tutulmanın Asteroid Juno ile yaptığı kavuşum da oldukça dikkat çekici.  Juno, kuvvetli duygusal bağlar kurma prensibi, bağlılık ve evlilik ile ilişkilendiriiyor.  Aslında bir Ay Tanrıçası olan Juno, taahhüt yani bağlılık içeren bir ilişkinin ya da evliliğin 3 evresini temsil ediyor; evlenmemiş genç kız, gelin ve dul. Mitolojik hikayesinde Juno (Hera) ve Jüpiter (Zeus), Jüpiter’in sadakatsizlikleri yüzünden ayrılır, Juno yalnızlığa gömülür ve gidip kutsal bir kaynakta kendisini yıkar ve bir müddet sonra Jüpiter’e geri döner. Bu anlamda Juno, bir evliliğin ya da ilişkinin de birleşme – ayrılma (boşanma) ve tekrar birleşme gibi evrelerini sembolize eder. Sadakatsizlik, öfke, kıskançlık, sahiplenicilik ve cinsel rekabet de Juno’nun gölgeleridir. Demetra George, Juno’nun asıl amacının sadece evlilik olmadığını, aslında diğer bir kişiyle tamamen kaynaşarak kendi içerisindeki eril-dişil enerjiyi dengelemek ve böylelikle egoyu aşarak evrenle bütünleşmek olduğunu söyler.  Bu tutulma da, bir önceki Aslan’daki Ay tutulması gibi (Ceres ile kavuşum) dişil bir figüre vurgu yapıyor. Kova’daki tutulmanın yaptığı bu kavuşum, kadınların evlilikteki rolleri, hakları, ilişkilerdeki eşitlik ve özgürlük gibi temaları gündeme getireceği gibi,  bu alanlardaki bir takım problemlerin gün yüzüne çıkarak bizi kendi doğrularımızı daha çok ifade etmeye de zorlayabilir. İlişkilerimizi daha ciddi ve yasal bir forma sokabilir ya da  kendi bireyliğimizi, doğamızı ve özgürlüğümüzü yaşayamadığımız ilişkilerden uzaklaşabiliriz. Tutulmanın geleneksel yöneticisi Oğlak’taki Satürn de, gerek ilişkilerimizde gerek hayatımızın diğer alanlarında olsun sorumluluk üstlenmek, ciddi kararlar almak ve “kendi doğamıza” uygun seçimler yapmak gibi temaları beraberinde getiriyor. Bu anlamda eski modellere ve kurallara sıkı sıkıya bağlanmak yerine, kendi yolumuzu belirlemek adına hayatımızdaki kısıtlayıcı unsurlardan özgürleşmemiz gerekebilir.

 

Tutulmanın Sabian sembolü cümlesi, “Kışın yakacak odun sağlamak için bir ağaç kesildi ve kütüklere bölündü.” şeklinde. Bu sembol çevremizdeki mevcut şeyleri tekrar gözden geçirip kendi avantajımıza kullanmak ile alakalı. Ayrıca plan yapabilme ve ileriyi düşünebilme kapasitesine işaret ediyor. Hayatımız boyunca etrafımızda gelişen ve büyüyen bir çok şey olabilir.  Bu şeylerin sadece bir hatıra ya da bir heykel gibi hayatımızda öylece durmalarına izin vermekten ziyade, bunları daha farklı ve bize daha fazla yarar sağlayacak bir şekilde kullanabiliriz. Daha kullanışlı ve faydalı bir hale getirmek için eski bazı şeyleri gözden çıkarmamız gerekebilir. Her anlamda bir “geridönüşüm” temasını gösteren bu sembol, hayatımızda yenilenebilir ve dönüştürülebilir şeyleri tespit etmemiz gerektiğini söylüyor.  Buradaki risk gelecek için hiç bir plan yapmadan, sırf değişim ve yenilik adına eskiyi tamamen yok etmek ve yeterli olmayacak korkusu ile elimizdekileri hiç paylaşmamak. Sembol hayatımızda “yenilenmeye” gitmek istediğimiz her noktada, daha kontrollü gitmemiz gerektiğini ve bunun için de her zaman bir plana  ihtiyacımız olduğunu bize hatırlatıyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*www.sabiansymbols.com, Lynda Hill

*Hidden Faces of the Asteroid Goddesses, Jessica Murray, The Mountain Astrologer, Spring 1998.

*George, Demetra: Asteroid Goddesses, ACS 1986

 

ASLAN’DA TAM AY TUTULMASI

 

 

“Benim tacım kalbimdedir, başımda değil...

 Ne elmaslarla ne değerli hint taşlarıyla bezenmiştir ne de görülebilir..

 Benim tacım gönül ferahlığıdır.

 Ve bundan çok az kral hoşlanır.. “   - William Shakespeare

                                          -

31 Ocak 2018’de Türkiye saatiyle 16:28’de Aslan burcunda bu yılın ilk tutulması, bir Tam Ay Tutulması gerçekleşiyor. Bu tutulma 2 Ocak 2018’de Yengeç’te gerçekleşen,  Ay’ın dünyaya en yakın pozisyonunda olduğu Süper Ay’ın ardından bu ay gerçekleşen ikinci Süper Ay; aynı ayın içerisinde gerçekleşmesi bakımından ise Süper “Mavi” Ay olarak adlandırılıyor. Ay tutulma sırasında parlaklığını kaybedip soluk kırmızımsı bir renk alacak ve atmosferin ışığı kırması sonucu oluşan bu renk tonu yüzünden bu Ay tutulması aynı zaman da bir "Kanlı Ay" olacak. Kuzey Amerika'nın batısından itibaren Pasifik Okyanusu ve Asya'nın doğusuna kadar gözlemlenebilecek olan bu “Süper Mavi Kanlı Ay tutulması” en son 30 Aralık 1982’de görülmüş. Ay tutulmaları Dolunay’ın bir oktav büyüğü ve dolayısıyla etkisi fazla. (6 Ay) Bizim psikolojik ve duygusal durumumuza ve hayatta şu anda kişisel anlamda bizi etkileyen konulara ayna tuttukları gibi, zaman göstergesi gibi yaşamımızda zamanı gelen, artık tüm açıklığıyla görmemiz ve gerekli düzenlemeleri yapmamız gereken şeylere de ayna tutarlar. 

 

Aslan burcunda gerçekleşen bu tutulmada, Dolunay’ın özellikle iki zıt kutupta olan enerjileri dengeleme, karşımızdakine ayna tutma, yansıtma ve dolayısıyla farkındalık kazanma açısı olduğunu hatırlarsak,  her türlü ilişki modelinde kişisel isteklerimizi daha fazla ön plana alacağımız, kendimizi daha çok ifade ettiğimiz, daha canlı, sıcak, cömert ve yaratıcı olacağımız bir döneme işaret edebilir; diğer yandan ne kadar önemli ve özel olduğumuzun görülmesini, takdir edilmeyi ve durmadan onaylanmayı da bekleyebileceğimizi gösteriyor. Kendimizi hiç eleştiriye gelemeyen bir halde, üstün olma isteği ya da gururlu tavırlar ile aşırı duygusal tepkiler verirken bulabiliriz. Bu tutulmaya Kova’daki Venüs, Güneş ve Güney Ay Düğümü ile kavuşum, Aslan’daki Ay ile karşıt açı yaparak damgasını vuruyor. Hayatımızdaki değer verdiğimiz şeyler, öz-değer duygumuz, sevme-sevilme isteğimiz, sevgi anlayışımız, arkadaşlık ya da özel ilişkilerimiz konusunda sınandığımız ve bu alanlarda hem kendimizin hem de karşımızdakilerin isteklerinin, taleplerinin ve  belki de doyumsuzluğun oldukça arttığı bir dönem olabilir. Öte yandan Kova’daki Güneş, yaklaşımlarımızda, daha objektif, akılcı, tarafsız ve eşitlikçi olmamız gerektiğini de vurguluyor. Duygusal ve zihinsel anlamda özgür olma ve bireyliğimizi ifade etme ihtiyacındaysak, bunu sadece kendimizi  düşünen bencil ve isyankar bir şekilde ifade etmek yerine, daha tarafsız ve karşımızdakinin de hak ve özgürlüklerini gözeten bir tarzda yapmak oldukça önemli. Güneş’in yöneticisi Oğlak’taki Satürn, kişisel, duygusal taleplerimiz ya da özgürlük beklentimiz konusunda bizi daha gerçekçi olmaya davet ediyor ve  durmadan önemimizin, değerimizin ya da farklılığımızın görülmesini beklemek yerine, hayatta kendi yetkinliğimize ve saygınlığımıza ulaşmanın yolunun “gerçekleri” oldukları gibi kabullenip, kendi yaşam sorumluluğumuzu üstlenmekten, kendi seçimlerimizi yapmaktan ve bu seçimlerin sonuçlarıyla yüzleşme olgunluğu göstermekten geçtiğini hatırlatıyor.

 

Tutulmada Aslan’daki Ay ile asteroid Ceres’in yaptığı tam kavuşum da oldukça dikkat çekici. Besleyen, büyüten ve iyileştiren bir prensibi gösteren Ceres,  çocuğu kişisel manada besleyen ve büyüten geleneksel anneliği simgeleyen Ay’ın tersine,  kuvvetten düşmüş, bakıma ihtiyacı olan insanlarla ilgilenen daha evrensel boyutta bir anne sevgisini temsil ediyor. Bu kavuşum genel anlamda “dişil” bir figüre vurgu yaptığından, hayatımızda annelik, anne veya bazı kadın figürleri, aile, çocuk yetiştirme, bakım, büyütme, yeme alışkanlıkları, kendi fiziksel bedenimizle ilgilenme ve iyileştirme gibi temaları ön plana çıkabilir. Aslan’daki bu tutulmaya eşlik eden Ceres, hem kendimizle ilgilenmek hem de ailemiz, çocuklarımız olsun başkalarıyla ilgilenmek arasında iyi bir denge tutturmamız gerektiğine işaret ediyor olabilir.  Başkalarıyla içten, samimi ve yüreklendirici bir şekilde ilgilenirken, bizim için önemli şeyleri ifade ettiğimizden ve özellikle kendimize zaman ayırıp sağlığımızı ilgilendiren konularda  bedenimizin sesine kulaklarımızı tıkamadığımızdan emin olmak oldukça önemli.

 

Aslan’daki Dolunay’ın Sabian sembolü ise “Akşam bir bahçe partisinde toplanan yetişkinler” şeklinde. Bu sembol eğlenmek, rahatlamak ve insanlarla sosyalleşmek ile ilgili. Birşeyler yerken içerken yeni insanlarla  tanışıp sohbet etmek, anın tadını çıkarmak ve tüm sosyal maskeleri, yüzeyselliği, yapmacıklığı bırakıp gerçekten kendin olabilmek bu sembolün anahtar ifadeleri. İş yükünün veya hayat sorumluluğunun ağır olduğu zamanlarda, kendimize dinlenmek ve rahatlamak için molalar vermek, kendimizi içtenlikle ifade edebildiğimiz insanlarla beraber olmak ruhumuzu besleyecektir. Sembolün işaret ettiği başka bir şey ise, birşeylerin aslında herkes tarafından bilindiği ama hiç kimsenin imaj kaygısıyla ya da gururundan ifade edemediği konularla alakalı. Problemleri göz ardı etmek ya da onlardan kaçmak bunların daha sonra önümüze büyüyerek ve belki daha da karmaşık bir şekilde gelmesine neden olacaktır. Aslan’daki bu tutulma önümüzdeki dönemde eleştirilme, rezil olma, risk alma korkusuyla ve belki aşırı gururla takındığımız sözde tavırların ve maskelerin artık geçerliliğini ya da anlamını kaybedeceğini gösteriyor olabilir.  Gerçekte içimizde her kim isek onu olduğu gibi ifade etmemiz, kendi doğrularımızı, isteklerimizi söylememiz ve kendimizle  ilgilenmemiz gerekebilir. Nihayetinde kendi değerimizi ve önemimizi kendimize hep “başkalarının gözlerinden”  bakarak değil,  kendi kalbimizin ateşine ve sesine kulak vererek bulabiliriz...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*http://www.astrolojidergisi.com/mitoloji15.htm

*Astrolojide Açılar, Sue Tompkins

*https://sabiansymbols.com

 

 

 

 

2018: Satürn’ün ayak izleriyle...

 

Karanlıkların efendisi Satürn 20 Aralık’ta yönettiği burç olan Oğlak’a girdi. Hemen ertesi gün de Güneş Oğlak’a girerek Satürn’le kavuştu. O gün Kış Gündönümü. Karanlığın egemen olduğu en uzun gecenin günü. O günden sonra günler uzamaya başlayacak. Ama henüz ışığın egemenliğine çok var. Bu ancak İlkbahar Ekinoksunda gerçekleşecek. O güne kadar katedeceğimiz yollar, aşacağımız engeller var. Dar ve buzlu tünellerden geçeceğiz.

 

Satürn çıplak gözle görülebilen son gezegen olduğu için sınırları temsil eder. Ptolemik evren modeline göre her şeyi çevreleyerek sınırlarken organizmayı kuşatır, bir düzen ve güvenlik sağlar. Güneş’in çevresini yavaş yavaş 29-30 yılda dolanırken çok şey görüp geçirdiği, olgunlaştığı düşünülerek Yaşlı Bilge Adam olarak da tanımlanır. Bu yönüyle bir yandan da ‘zaman’ın yöneticisidir. Kişisel yaşantımızda onu ömrün gezegeni olarak da düşünebiliriz. Bir ömür içinde kendi özümüzü gereğinde kendimizi kısıtlayarak, sorumluluk üstlenerek yapılandırmak, onu dış tehditlere karşı korumak da Satürn’le ilişkilendirilir. Ve bu Satürn, zamanı geldiğinde ömrü sonlandırır. Bu nedenle ölümün, kayıpların gezegenidir... devamı

Barış İlhan

 

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...  

 

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Oğlak'ta olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

   

"Dünya öyle yapılandırılmıştır ki

eğer onun sefasını sürmek istiyorsanız

cefasına da katlanmak zorundasınız."

Swami Brahmananda

 

 

 

Satürn ve Oğlak Burcu

 

Satürn 29,5 yıllık döngüsü ve en uzakta bulunan yörüngesiyle yalnız, yavaş, soğuk, melankolik ve zamanı yöneten olarak düşünülmüştür. Eskiler ısısı ve ışığıyla hayat kaynağı olan Güneş’e en uzak pozisyonundan ötürü Satürn'ü hayatın karşısında, ona düşman  "büyük uğursuz" kabul ederlerdi. Satürn'ün ağır hareketi zamanın geçişi, dolayısıyla yaşlılıkla bağdaştırılırdı.

 

Antik zamanın büyük klasik tanrıları gezegenlerle özdeşleştirildiğinde Kronos (Roma'da Satürn) en yüksek ve en yavaş gezegenle ilişkilendirildi. Yunancada ‘zaman’ anlamındaki Chronos ile Kronos sözcükleri arasındaki tesadüfi benzerlik, bazı ortak özellikleri olan iki kavramın gerçek özdeşliğinin kanıtı olarak öne sürüldü. (Tarımın piri olarak elinde orak taşır) Bu özdeşliği yazıya döken en eski yazar olan Plutarch'a göre Koronos zaman demekti.

 

Yeni-Platoncular, tanrıların ve insanların babası olan Kronos'u, Kozmik Akıl diye yorumladılar bu kavramı 'bilge ihtiyar inşacı' diye adlandırılan Chronos kavramıyla kolayca birleştirdiler.

Rönesans’ta hümanist bilincin yükseldiği zamanlarda Satürn’ün kısa zamanda evrensel düzeyde tanınır hale gelen başka önemli özelliği belirdi. Satürn tefekkürün göstergesi olarak seçilmişti. Hayatın ıstırap ve tehditlerinin bilincinde olmak, derin düşünmenin yoldaşları olan keder ve bezginlik Satürn’e atfedilen hüzün ve melankolinin de nedeni olarak görülmüştü. Bu aynı zamanda ‘deha’nın temel niteliği idi. Kozmik Aklı temsil eden Satürn insan ruhunun dünyaya inişiyle birlikte onu ‘ayırt etme ve düşünme gücüyle donatıyordu. Satürn feleği –küresi- Aristoteles’in evren modeline göre Tanrısal alemin hemen altında, tüm gezegen kürelerininse en üstünde bulunduğundan Tanrı’ya ve bilinmeze en yakın olarak düşünülürdü. Bu nedenle semavi alemden maddi dünyaya düşen ruhun bir bedende hayat bulması, dünyadaki görevini yerine getirip tekrar tanrı katına çıkması yolculuğunda büyük öneme sahipti.

 

Ficino’nun düşüncesine göre bedenleri dışsal uyarılara kapalı, kendilerini ilahi şeylerin araçlarına dönüştürecek şekilde tamamen aşkın olana kaptırmış düşünürlere işaret ediyordu. Buna göre disiplin, odaklanma, çaba bu gezegenle uyumlanmanın yollarıydı. Ancak bunun yanında Satürn yalnızlığa, sessizliğe, içe dönüklüklüğe, karanlığa eğilime ve cimriliğe işaret ediyordu.

 

Şimdi Satürn yönettiği, eğrisiyle doğrusuyla kendini tam olarak ifade edebileceği iki burcun eşiğine gelmiş durumda. Bunlardan ilki toprak elementinden Oğlak.

 

Oğlak burcu güneş ışıklarının en zayıf, ısı ve ışığının en kuvvetsiz, karanlığın (gecenin) en uzun olduğu kış gündönümüyle başlar. Kış mevsimini başlatır. Toprak elementine ait olduğundan soğuk ve kurudur. Maddesel dünya ve uygulamalarla ilgilidir. Satürn yönetici olduğu Oğlak’ta güçlenir. Soğuk ve kuru doğasını rahatlıkla ifade edebilir. Kimse ona karışmadığı ve kendini rahat hissettiği için kendi ikametgahında doğasının özelliklerinde aşıraya kaçma tehlikesi de vardır. Dolayısıyla Saturn’ün Oğlak’ta oluşu maddi dünya ile çok haşır neşir olmayı, dünyevi hırsları, iktidar kavgalarını, kontrolü kaybetme korkusunu, yetersizlik hissini, mevcut durumu koruma isteğini, kurallara sıkı sıkıya bağlılığı, geleneksele yapışmayı, gaddarlığı, kayıtsızlığı, acımasızlığı, soğukluğu, uzaklığı, verimsizliği, yıkımı gösterebilir.

 

Yeni Platoncuların kozmik akılla bağlantılandırdıkları, tanrısal aleme en yakın kürede ikamet eden Satürn tefekkürden, olgunluktan, derinlikten, ruhun talep ettiği esas sorumluluklardan uzaklaştığında, gelip geçici, hastalığın, bozuluşun, bitişin, ölümün geçerli olduğu maddi dünyanın çamurunda güç, saygınlık, iktidar için mücadele eden bir kişiyi, toplumu ya da bir medeniyeti Tartaros’un derinliklerine hapsedebilir. Satürn yaklaşık iki yıl sonra yönettiği diğer burca -yüksek akılla ilişkili, hava elementinden Kova burcuna- geçtiğinde, muhtemelen, soğuk ve kuru doğasının yumuşadığı, yüksek hakikati, aklı ön plana alan, adaletle bireyleri gözeten, statükoyu yıkan, daha insancıl yapılara doğru giden bir süreci başlatabilir. O zamana kadar maddi dünyanın iktidar, saygınlık, güç ve başarı klişelerinden, bireysel ya da toplumsal olarak katı sınırlar çizmekten, baskı kurmaktan, suçlamaktan, intikam ve kinden, kaygıdan, cehalete (karanlığa) kapılmaktan, zalimlikten, katılaşmaktan, duyarsızlaşmaktan, karamsarlıktan kaçınmak gerekir. Geri çekilip düşünmek, ruhun esas amacını anlamaya çalışmak, disipline olmayı, çalışmayı, zamanı kullanmayı öğrenmek, yalnız kalmaktan korkmamak, metanetli olmak, doğayla başbaşbaşa kalmak, yavaşlamak, derinleşmek, araştırmak, hakikati anlamaya çalışmak, azla yetinmeyi öğrenmek, ifrattan kaçınmak bu dönem için olumlu yaklaşımlar olur.

Aysem Aksoy, Aralık 2017

Kaynakça:

Barış İlhan, Gezegenler: Satürn, Astroloji Dergisi

Satürn ve Melankoli, Cogito, sayı 51, 2007 – YKY

İkonoloji Araştırmaları, Erwin Panofsky, Pinhan Yayınları, 2014 http://www.astrolojidergisi.com/makale_saturn-yayda.htm 

   

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

10 Ekim 2017’te Jüpiter Akrep’te

Jüpiter, yaklaşık bir yıl sürecek Akrep’teki yolculuğuna başladı.

 

Yaşam ve ölüm Akrep’in iki uç noktasıdır. Ölüm, yaşam kadar gerçektir ve kaçınılmazdır. Karşısında hissetiğimiz acizlik bizi güçlü olmaya iter. Akrep doğası gereği hayatta bunu idrak etmek üzere yaşanan deneyimlerden sorumlu burçtur. Jüpiter burada ölüm, bitiş, güç ve acizlik deneyimlerinden bir anlam çıkartmak, çıplak gerçeği aramak, sahte ve yüzeyde görünen her şeye şüpheyle yaklaşmak, ruhsal olarak güçlenmek, korkunun üstesinden gelmek, kendinden daha büyük bir güce inanç geliştirmek, hayatı dönüştürecek bir kavrayış yakalamak peşindedir.

Akrep burcu kaynaşmak, güçleri, kaynakları birleştirmekle ilgilidir. Dolayısıyla Jüpiter’e özgü inanç ve güven hissi insanların enerjilerini daha büyük bir amaç için birleştirebilmeleriyle, toplumdan dışlananların islahı için birlikte çalışabilmeleriyle, çürüyen bozulan şeyler arıtılabildiğinde, krizler sağduyu ve bilgelikle yönetilip aşılabildiğinde kazanılabilinir. Kendi gücünün yetmediği bir şeyleri yapabilmek için başkalarıyla güçlerini birleştirmek bu dönemde yeni gelişim fırsatları, kazanç ve zenginlik verebilir.

Jüpiter Akrep’teyken ahlaki değerlerin ve vicdanın güç kazanması, akıl ve sağduyuyula insani değerlerin yükseltilmesi söz konusudur.  Derin bağlamda yaşamın anlamını ve bağlantılarını anlama yeteneği verebilir. Akrep burcu Jüpiter’e (anlayışa, sezgiye, keşif ve yolculuğa) derinlik, kararlılık ve irade sağlar. Güçlü bir azimle büyüme kararlılığı görülür. Söylenenlerin arkasındakini duymak, görünenin arkasındakini görmek, gerçeğe, derin bir kavrayışa, evrensel ve tüm insanlığı bağlayan prensiplere ve değerlere ulaşmak mümkündür. Tüm ümitlerin bittiği bir yerde yıkıntıdan bir inanç, iyimserlik, umut yaratabilme yeteneği verir.

Kaynaşmanın, nüfuz etmenin ve başka biriyle bir potada erimenin burcu Akrep, gölge yönüyle  ‘Ya hep, ya hiç’ prensibiyle birlikte ‘Benden yana değilsen, benim düşmanımsın’ diyebilir, Jüpiter’in iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayıran gücü ‘benden yanaysan iyisin, doğrusun, haklısın, benden yana değilsen kötüsün, yanlışsın, haksızsın’ fikrine evrilebilir ve hayat iyi ile kötünün savaşına dönüşebilir.

Olumsuz açıdan Akrep’teki Jüpiter sabit fikirleri ve keskin biçimde tanımlanmış inançları ifade edebilir. İnançları, ırk, kültür, din, mezhep farklılıklarını manipüle ederek (birinin diğerine nazaran üstün olduğu vb) haset, kin, nefret ve intikamı büyüterek güç kazanmayı, sınıf ayrımcılığını, farklı inançta, ırkta, kültürde olanlara karşı nefreti, düşmanlığı ve saldırıyı, kendi tarafındaki kayırarak, zenginleştirerek kendinden farklı olanı ezmeyi, gücü sadece dışsal zenginlikle elde etmeyi, adaletsiz, orantısız gücü, vicdansızlığı, aşırı güç kullanmayı, yasa yapıcıların hoşgörüsüzlüğünü, fikrini, yargısını asla değiştirmemeyi, körükörüne inancı, toplumsal, sosyal anlamda çürümeyi, ahlaki, vicdani değerlerin bozuluşunu, kanunları çiğnemeyi, abartılı bir ölüm korkusunu, saçmalık ve gelip geçicilik duygusu yüzünden hiç bir inanca tutunamamayı, borçların artışını, ekonomik krizleri, dev şirketlerin arasındaki güç savaşlarını, marazi büyümeyi, metastazı, çöplerin, kanalizasyonların, pisliğin yayılıp çoğalmasını, yeraltından, sualtından gelen patlamaları, yeraltında, suda yayılmayı, suyun kabarmasını gösterebilir.

Akrep aşırı uçları, Jüpiter ise aşırılığı, abartıyı gösterdiğine göre bu yerleşim aşırı uçta geniş çaplı katliamlara, seks suçlarına, yeraltı örgütlerinin, mafyanın adalet adına saldırılarına, aşırı yıkıcılığa, zalimliğe, kötülüğün ve karanlığın kazanmasına işaret edebilir. Din, mezhep, ırk, cinsiyet, kültür farklarından doğan fanatizmin zulüm ve ölüm getirmesi söz konusu olabilir.

Kuşkusuz kibir Jüpiter’in en büyük günahıdır. Bu dönemde kibir, böbürlenme, gücün tek sahibi olduğuna, tek haklı olduğuna inanmak, kendini yasaların üstünde görmek, tanrı yerine koymak, kendi ihtiraslarını tanrı buyruğu zannetmek, kendi gücüyle sarhoş olmak, her şeyi bildiğini, en doğrunun kendi bildiği olduğunu zannetmek, boyunu aşmak mahva, acizliğe, güç ve kontrolü kaybetmeye, yıkıma neden olabilir... devamı 

Astroloji Dergisi/ Ayşem Aksoy

      

Astroloji’ye Kaç Kişi Gerçekten İnanıyor?


Nicholas Campion

 

Astroloji ve burç köşeleri, magazin gazetelerinin, kadın dergilerinin ve internetin tanıdık içeriğidir. Bu içerikler, bazıları için tartışmalı olmakla birlikte, özellikle insan ilişkileri açısından göksel ve yersel olaylar arasında anlamlı bir ilişki olduğunu iddia ederler.

 

Bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki yaşamı yönetmek amacıyla gezegenleri 12 zodyak işaretiyle ilişkilendiren Astroloji, Orta Doğu'da ve klasik Yunanistan'da M.Ö. beşinci ile birinci yüzyıllar arasında icat edilmiştir. 21.yüzyıla büyük oranda İslam dünyası yoluyla iletilmiştir.

 

Astroloji son günlerde iki farklı konuda yeriliyor. Bir tarafta, en iyi ihtimalle onu yanıltıcı bulan, kötü ihtimalle de Şeytani bulan Evanjelik Hıristiyanlar var. Diğer taraftaysa, kaderimizin yıldızlarda yazılı olmasını hileli ve hatta zararlı olduğunu düşünen şüpheciler bulunuyor.

 

Bu iddialar doğruysa, kaç kişinin astrolojiye inandığını ve bunun nedenlerini anlamak önemli ve bu konuda yapılacak bazı ciddi araştırmalar için zaman gelmiş demektir.... devamı                                                       Çeviren: Billur Kılınç ve Hatice Akbaş

 

   

Büyük Amerikan Tutulması Sadece Amerika’yı mı Etkiliyor?

 

Nefesler tutuldu, gözler Büyük Amerikan Tutulması için Amerika’ya çevrildi. Dünyadaki astrologların tek konusu 21 Ağustos’da gerçekleşecek olan Güneş Tutulması. Bir tutulma en fazla gözlendiği yeri işaret ettiği için bir bakıma haklılar. Amerika bütünüyle tutulmanın etkisi altında. Bu tutulmaya ilginin bir odak noktası da Güneş Tutulmasının Trump’ın Yükselen’i (doğum saati doğruysa) üzerinde gerçekleşecek olması. Trump’a karşı olanlar bu tutulmayla birlikte Trump’un gideceğini umuyorlar. Trump gitse de kalsa da bundan sonra Amerika’yı zor günlerin beklediği aşikar. Geçenlerde bir makale uzun uzun Amerikan İmparatorluğunun çöküşe geçtiğini, yerine Çin’in yükseldiğini anlatıyordu. İleride göreceğiz...

 

Son haftalarda Trump’ın Kuzey Kore lideriyle restleşmesi üzerine bir okurum, bu tutulmanın nükleer anlamda ikisi arasındaki çekişmenin ciddileşeceğine işaret edip etmediğini sormuştu. Doğal olarak Kuzey Kore liderinin bu Güneş Tutulmasından etkilenip etkilenmediğine baktım. Evet, Kim Jong Un’un Mars’ı, yani savaş gezegeni, son Ay Tutulması ve önümüzdeki Güneş Tutulması ile tetikleniyordu. Bunun üzerine dünya üzerinde sahneyi işgal eden ülkelerin ya da liderlerin haritalarına bakınca hemen hepsinin yıkıcı gezegenlerinin son tutulmalarla tetiklendiğini görüyoruz. Kuşkusuz burada kritik konumdaki ülke Amerika oluyor. Amerika’nın haritasında 3. evdeki Ay tetikleniyor. Ay ölüm ve kayıp evi olan 8. Evi yönetiyor, ayrıca hem halkı temsil ediyor, hem de haritada dört tane gezegenin düzenleyicisi durumunda. Bu gezegenler haritada halkı, iktidarı, orduyu, polisi, yurtdışını, açık düşmanları, müttefikleri simgeliyorlar. Sadece bu bile Amerika’nın ne kadar hareketleneceğini göstermeye yeterli. Nitekim Charlottesville olayları bundan sonra yaşanacakların boyutlarının ipucu.

 

Amerika’nın şu anda en büyük düşmanı Rusya, ve lideri Putin’in haritasında hem Tepe Noktasının (MC) hem de Pluto’sunun tetiklendiği görüyor. Pluto cehennemin efendisi lakabıyla en yıkıcı gezegen. İsrail'in Mars-Pluto-Satürn üçlüsü, Netanyahu'nun Mars ve Pluto'su da dikkat çekiyor. Tutulmalarla yine Pluto’su tetiklenen bir başka lider de Erdoğan (doğum saati bilinmediği için haritayı 12:00 göre çıkarttım). Hepsi güç savaşı, manipülasyon, gücü elinde tutma mücadelesi veriyorlar. Tabloya İngiltere’yi eklediğimizde, onun da Satürn-Venüs/Pluto karşıtlığının tetiklendiğini görüyoruz. Bu durumda özellikle Suriye ve Irak’ta etkin olan ülkelerin zorlu bir sürece girdikleri görülüyor. Bu süreçte Mars, Satürn, Pluto gibi gezegenlerin harekete geçmesi endişe yaratan bir tablo sunuyor.

 

21 Ağustos’taki Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. Evinde gerçekleşiyor ve iktidarı temsil eden, Ay Tutulması ile de tetiklenen Neptün’ün yanında duruyor. Başkanlık, medya, ilk öğrenim ve komşular temaları ön planda. İlginçtir ki Güneş Tutulmasının Astro Carto Graphy’sine baktığımızda Uranüs-Pluto çizgilerinin Türkiye-Suriye sınırında Kobane-Sincar arasında, kesiştiğini görüyoruz. Bu ikisinin birleşimi ani radikal savaşları ve yıkımları, öngörülemeyen dönüşümleri, özgürlük mücadelesini, kitlesel başkaldırıyı düşündürüyor. Aynı haritada Jüpiter de Hatay’ın yanından, İdlib üzerinden Şam’a iniyor. İdlib Suriye yönetimine karşıt, cihatçı güçlerin elinde bir kent. Son haftalarda el-Kaide uzantısı Nusra’nın eline geçti. Türkiye yönetimi için önemi büyük. Umarız sağduyu egemen olur, daha fazla dipsiz kuyulara doğru yönelinmez.

 

Bir Güneş Tutulmasının etkisi bir kaç yıl sürer. Olaylar bazen tutulmadan hemen önce veya hemen sonra olabilir, ancak 1-2 yıl sonra da gerçekleşebilir. Bu da bizi 2019-2020 yıllarına götürür. Demek ki o dönemde gerçekleşecek olayların tohumları şimdiden Mars, Satürn, Pluto ile atılıyor. Hepimize kolay gelsin... -Barış İlhan

 

ASLAN’DA TAM GÜNEŞ TUTULMASI

 

“Eğer içindeki hakikatin sesini duyamıyorsan, hayatının bütün günlerini başkalarının çektiği iplerin uçlarında geçireceksin demektir...”  Howard Thurman

 

 

21 Ağustos 2017’de Türkiye saatiyle 21:30’da 28 derece Aslan burcunda bir Tam Güneş tutulması gerçekleşiyor. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürer ve  zaman göstergesi gibi hayatımızdaki bir takım şeylerin zamanının geldiğini gösterir. Bulunduğu evin temalarını gündeme getirir. 7 Ağustos 2017’de gerçekleşen Kova’daki Ay tutulmasında ortaya çıkan temalara bağlı olarak edindiğimiz bilgileri, deneyimleri ve kazandığımız perspektifi önümüzdeki dönem içerisinde yapmamız gereken değişimlerde ve başlangıçlarda kullanmak mümkün olabilir.  Bu tutulma Saros serisi no 145’e ait bir tutulma. Bir tutulma ailesindeki bir  Saros döngüsü 18 yıl, 11 gün, 8 saat uzunluğunda ve bu tutulma ailesindeki bir önceki tutulma 11 Ağustos 1999’da meydana gelmişti. Bundan 18-19 yıl önce hayatımızda neler olduğunu,o dönemde hangi temaların ve olayların bizim için önem teşkil ettiğini düşünmek, bu önümüzdeki dönem için bize bazı fikirler verebilir. 

 

Eski astrologlar, Aslan burcundaki bir tutulmanın “kralla” ilgili olarak bir mesaj verdiğine inanırlardı.  Işığı, egoyu, bilinci ve en yüksek ifadesinde “asil ve iyi bir kralı” temsil eden Güneş’in ışığının Ay tarafından kapatılması, günün geceye dönmesi gibi, yöneticinin yani kralın da düşüşü, bilinen düzenin alt üst oluşu anlamına gelirdi. Koç’ta geri hareketini sürdüren Uranüs’ün tutulmaya üçgen açı yaptığını düşünürsek, hiç şüphesiz kişisel anlamda da bilincimizde ve hayatımızda bilinen düzen dışına çıkmamızı gerektirecek bazı olaylara ve değişimlere işaret edebilir. Kimliğimizi ve yaratıcılığımızı onurlandırmamızı, kalbimizin istekleriyle bağlantı kurmamızı sağlayacak ve belki uzun süredir göz ardı ettiğimiz ya da karanlıkta kalan gerçekleri ortaya çıkartacak deneyimlerle karşılaşmamız mümkün.  Belirtildiği gibi, tutulmaya Koç’taki Uranüs üçgen bir açı yapıyor. Duygusal ve kişisel anlamda bağımsızlığımızı ve farklılığımızı cesaretle ortaya koyacak tarzda yenilikler yapmak veya hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda gerekli inisiyatifleri almak için kolları sıvayabiliriz.

 

Aslan’daki bu Tam Güneş tutulması, Perslerin eski dört kraliyet yıldızından, “Aslan’ın Kalbi”, “Kuzey’in Gözcüsü” olarak bilinen Regulus sabit yıldızının yanında gerçekleşiyor. Persler, gökyüzünün dört bölüme ayrıldığına ve her bölümün 4 kraliyet yıldızından birisi tarafından gözetildiğine ve korunduğuna inanırlardı. Bu yıldızlar, hem iyi hem de kötü güçlere işaret ediyorlar ve  felaketleri, çığır açan buluşları ve tarihi dönüm noktalarını da gösteriyorlar. Ptolemy’ye göre Jüpiter ve Mars doğasına sahip olan Regulus’un vurgulandığı bu tutulma, kraliyet, yöneticiler, otorite, güç, asalet, zenginlik, askeri onur, toplumsal ün ve nüfuzlu arkadaşlar gibi temaların yanı sıra, şiddet, yıkıcılık, başarısızlık, gözden düşme, korkunç ölümlerle sonuçlanan kısa süreli askeri başarılar, düşmanlardan gelecek tehlikeler, yanlış arkadaşlar ve hastalık gibi temaları da gündeme getiriyor ve bu anlamda özellikle liderler ve elitler için uğursuz bir etkiye sahip olabilir. Burada Regulus’un 28 Kasım 2011’de Başak burcuna giriş yaptığını ve şu an 0 derece Başak’ta olduğunu hatırlamakta fayda var.  Ego-merkezli, eril bir burçtan, başkalarına hizmete odaklı dişil bir burca geçmesi bir çok astrolog tarafından kişinin egosunu, kişisel isteklerini bir tarafa bırakıp, başkalarına daha faydalı ve hizmete yönelik bir yaklaşımla ilişkilendirilmişti. Burada kastedilen şey, sağlıklı bir ego, kişisel güç ve özerklik duygusu olmadan, sadece başkalarının onayına bağımlı tarzda ya da köle durumuna düşecek tarzda bir hizmet anlayışı değildir. Aslında Regulus’un olumsuz ifadesinde, aşırı gururdan, bencillikten, kibirden, popüler, önemli olma ihtiyacından ve intikam duygusundan kaynaklanan bir “düşüş” teması vardır. Sabit yıldızın işaret ettiği cesaret ve gücü, onay beklemeden, hiç saklanmadan her kimsek onu samimiyetle ortaya koyarak, kalbimizin isteklerini doyurarak,  yaratıcılığımızı kullanabileceğimiz, keyif aldığımız şeylerin peşinden giderek elde edebiliriz. Bu şekilde kendi “merkezimizde” olduğumuzda dışarıdan  gelebilecek darbelere ve tehlikelere karşı daha güçlü durmamız mümkün olabilir.

 

Son olarak 28 derece Aslan’daki bu tutulmanın Sabian sembolü cümlesi ise şu şekilde: “Bir denizkızı, ıssız, kayalık bir kıyıya çıkar ve ona “ölümsüzlüğü” getirecek olan prensi beklemeye koyulur.” Bu sembol kendimizi ait hissedebileceğimiz ve değer verebileceğimiz bir partnere, bir yere ya da bir kariyere işaret eder. Öz-güvenle kendi ayaklarının üzerinde durma, bilinçlilik, yaratıcılık, değişim, yenilik, zor zamanlarda sevgiyi bulma gibi temaların yanında, kişinin varlığını ilişkileri kanalıyla onaylamaya çalışma tehlikesi vardır. Bir sevgili ya da bir kalabalık olmadan kişi yok gibidir. Sosyal anlamda sadece onaylanabilir olmak ya da popüler olmak amacıyla atılan adımlar ya da kendinizi hiç ifade etmeksizin, gerçek isteklerinizi anlamaksızın sizi mutlu edeceğine inandığınız “prensinizin” ya da “prensesinizin”  gelip sizi yaşatmasını ya da isteklerinizi gerçekleştirmesini beklemek daha da fazla yalnızlığa yol açabilir. Ünlü Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un dediği gibi, “Gerçek mutluluğu bulmanın tek bir yolu vardır, o da iliklerinize kadar, tamamen açık olmayı göze almaktır...” 

AstrolojiDergisi/Gözde Kara

  Kaynaklar:

*The Fixed Star & Constellations in Astrology by Vivian Robson

*The Fixed Stars and Their Interpretation by Ebertin-Hoffmann

* https://infogalactic.com

*http://www.astrolojidergisi.com/Ed%20Tamplin-Tutulmalar.htm

  

KOVA’DA  AY TUTULMASI

 

“Hayattaki en önemli özgürlük, gerçekte olduğunuz kişi olmaktır. Gerçeğinizi, bir rol ile; aklınızı ve hislerinizi ise bir maske ile takas edersiniz. Kişisel anlamda bir devrim olmadan, büyük ölçekli bir değişimden asla söz edilemez.  Her şey ilk önce içimizde olmalıdır.” - Jim Morrison

 

7 Ağustos 2017’de saat 21:11’de Kova burcunda bir Ay tutulması gerçekleşiyor. Ay- Güneş karşıtlığında yani Dolunay’da gerçekleşen Ay tutulmalarında, iki zıt kutupta olan enerjileri dengeleme, karşımızdakine ayna tutma, yansıtma ve dolayısıyla farkındalık kazanma söz konusudur.  Sabit bir hava burcu olan Kova’daki bu tutulma, hayatımıza ve özellikle birebir ilişkilerimize olan yaklaşımlarımızda, daha objektif, akılcı, tarafsız, eşitlikçi ve insancıl olmamız gerektiği vurgulanıyor. Duygusal ve zihinsel anlamda özgür olma ve bireyliğimizi ifade etme ihtiyacındaysak, bunu aşırı kayıtsız, mesafeli ya da  isyankar bir şekilde ifade etmek yerine, daha tarafsız ve karşımızdakinin de hak ve özgürlüklerini gözeten bir tarzda yapmak oldukça önemli.

 

Tutulma haritasında Kova’daki Ay, Kova’nın ikinci dekanında ve Merkür’ün yöneticiliğinde. Akılcılık, mantık ve tarafsızlık ve öğrenmeye açık olma konuları yine gündeme geliyor. Kova’daki Ay’ın geleneksel yöneticisi Yay’da geri hareketini sürdüren Satürn, Kova’daki Ay’a altmışlık; Aslan’daki Güneş’e ise üçgen olmak üzere olumlu iki açı yapıyor. Duygusal anlamda özgürlüğümüzü, bireyliğimizi kazanma ve bu yönde oluşacak problemleri aşma yolunda, işleri yavaştan alıp, daha gerçekçi, planlı ve disiplinli bir şekilde gitmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Kendi duygusal ihtiyaçlarımıza uygun olarak, sınırlarımızı belirlemek, mesafe koymak ya da inandıklarımızı, doğrularımızı ifade etmek bizi kişisel açıdan özgürleştirse de, bunları yaparken bizi hala besleyen sosyal yapılara ve ilişkilere zarar vermemek de önemli.

 

Kova’daki bu tutulmada, Mars, Aslan’da Güneş ile kavuşum, Kova’daki Ay ile karşıtlık yaparak önemli bir rol oynuyor. İsteklerimiz, bireyliğimiz ve özgürlüğümüz için mücadele verirken, dürtüsel, düşüncesiz, öfkeli ve zorlayıcı davranabiliriz. Öfke patlamasıyla birşeyleri koparıp atmak, uzaklaşmak ya da duygusal sömürüyle isteklerimizi elde etmeye çalışmak yerine,  bu enerjiyi kendimizi ve haklarımızı cesurca ve dürüstçe öne sürmek, karşımızdakini de bu yönde teşvik etmek ve böylelikle ilişkilerimizdeki dengesizlikleri tespit etmek üzere kullanabiliriz. Aniden çıkabilecek problemlerde ve tartışmalarda o anda gerekeni yapma ve o durumla mücadele etme kapasitemiz artabilir.  Terazi’deki Jüpiter, bu tutulmada, Kova’daki Ay’a üçgen ve Aslan’daki Güneş’e altmışlık açı yaparak, bu duruma daha olumlu, etik,  iyimser ve hoş görülü bir perspektif getirebilir. Hayatımızda adalet, eşitlik, hak-hukuk, doğru-yanlış kavramlarının oldukça önem kazanması söz konusu olduğundan,  neyin doğru neyin yanlış, kimin haklı kimin haksız olduğuna hüküm verirken, karşımızdakini de tarafsız bir şekilde iyice dinlediğimizden ve onu anladığımızdan emin olmak, her iki tarafın da kazanacağı şekilde uzlaşmak oldukça önemli. Böylelikle hayatımızda neyi/kimi nereye koyacağımıza, hangi yaklaşımın doğru ve yanlış olduğuna daha net bir şekilde karar verebiliriz.

 

Tutulma haritasında bir de Tracy Marks’ın “Dörtlü Yod” dediği açı kalıbı göze çarpıyor. Oğlak’ta geri hareketteki Pluto ile Balık’ta geri hareketteki Neptün kendi aralarında altmışlık açı yapıyor. Bu iki gezegen fokal gezegen olan Aslan’daki Güneş’e 150’lik (quincunx) açı yaparken, fokal Güneş’in karşısında Kova’daki Ay ise, Pluto ve Neptün’e “yarım altmışlık” açı yapıyor. Bu açı kalıbı bilinçdışı gerilim ve huzursuzluk ile ilişkilendiriliyor ve bu bilinçdışı huzursuzluk, kişinin hayatında bazen dönüm noktası olabilecek nitelikte ani bir krizle ortaya çıkabiliyor. Bilinç düzeyimize çıkan bu duygusal temalarla ilgili yeni bazı düzenlemeler yapmamız ve “Dörtlü Yod’un” işaret ettiği ettiği üzere, bu düzenlemelerin de mutlaka somut ve eyleme yönelik olması gerekiyor.

 

Son olarak Kova’daki Ay’ın Sabian sembolü cümlesi, “Ünlü bir iş adamı masasında oturuyor.” şeklinde. Bu sembol sorumluluk, kontrol, yönetim, akıllıca riskler ve kararlar alma konularını gündeme getiriyor.  İşimizde veya hayatımızın genelinde aşırı sorumluluk alma eğilimimizin ve kontrol ihtiyacımızın, bize fiziksel ve duygusal anlamda bazı sınırlamalar, sıkıntılar getirebileceğine, özellikle yakın ilişkilerimizde “yabancılaşma” tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğimize işaret ediyor. Hem bedenimizin hem de ilişkilerimizin sağlığını korumamız önemli. Aslan’daki Güneş’in Sabian sembolü cümlesi ise, “Fırtınadan sonra güneş ışıl ışıl parlıyor.” şeklinde. Sembol, periyodik olarak bir insanın hayatına giren fırtınalardan bahseder. Bu fırtınalar, kişinin hayatında önünü tıkayan ve gerçekleri görmesini engelleyen şeyleri silip süpürür. Hava açılır, temizlenir ve güneş ışıl ışıl parlamaya başlar. En kötü olan bitmiş ve bir iyileşme süreci başlamıştır.  Sembol, bir kendini toparlama süreci, kötü bir haberden sonra gelen iyi haber, iyileşme gibi temalardan bahsetse de, sürekli bir şeylerin ters gideceğine dair aşırı bir korku, öngörülemezlik, dengesizlik gibi temalara karşı da uyarıyor.  Farklılığımızı ifade ederken veya özgürlüğümüzü, haklarımızı talep ederken,  bizim için hala önemli olan insanlardan uzaklaşmadığımızdan emin olmamız ve  gerçek anlamda  özgür olmanın - hayatı sadece uzaktan seyretmenin ötesinde - sorumluluk  ve çaba gerektirdiğini de unutmamamız gerekir.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

Doğum Haritası Yorumlama Sanatı, Tracy Marks

www.sabiansymbols.com, Lynda Hill

 

2017 Tutulmalarının Sizin İçin Ne Anlama Geldiğini Keşfedin

 

Ed Tamplin

 

 

Doğada bir tam Güneş tutulmasının görkeminden daha huşu uyandıran bir olay yoktur. Bu kısa büyüleyici dakikalarda, doğal olan doğaüstüne dönüşür. Gün geceye döner, sıcaklık dramatik olarak düşer, ve kararmış gökyüzünde yıldızlar sihirli bir şekilde parıldamaya başlar. Eskiler bu Güneş'in gök kubbede yutulma mucizesinin karşısında hayrete düşmüşlerdi. Onun gizemi ve cazibesi zamanlar ötesidir.

 

Bazıları 2017'i Büyük Amerikan Tutulma Yılı olarak adlandırıyor. 21 Ağustos'ta UT 18.20'de bir tam Güneş tutulması ABD'yi Batıdan Doğuya katedecek. En az, bağlantılı olduğu 1999 Büyük Tutulması kadar dikkat toplayacak. Yılın başlarında, 26 Şubat'ta UT 14.58'de gerçekleşen Halkalı Güneş Tutulması Güney Amerika'nın Güney ucundan Orta Afrika'ya doğru bir seyir izlemişti. Halkalı Güneş Tutulması, Ay Güneş'in önündeyken Güneş dairesinin kenarlarının görülebildiği durumdur. 

 

Tarihsel olarak, tutulmaların kayıt altına alınması kültürler arası bir olaydır. Onlardan sadece sıradan insanlar değil, krallar ve imparatorlar da korkuyorlardı. Üç gök cisminin, yani Güneş, Ay ve Dünya düzleminin aynı hizaya gelmesi, büyük değişimlerin habercisi olarak varsayılırdı. Sır dolu Dünyanın astronomi başkenti Babil'de, tam bir tutulma öncesinde halk tabakasından biri kral olarak tayin edilirdi. Ancak bu görev kısa ömürlü olurdu, çünkü hem kişi hem de unvanı göksel tanrıları yatıştırmak ve kralı korumak için kurban edilirdi.

 

Bir tutulmayı öngöremeyen astrologlar için benzer bir kader beklenirdi. Bunu, Çinli astronomların MÖ 2400'ten beri titizce kayıt tuttukları anallarda gözlemliyoruz. En eski Çin uygarlığında Güneş imparatoru sembolize ederdi, ve tutulma için kullanılan "shih" kelimesi yemek veya tüketmek anlamı taşıyordu. Güneş'in Hindu Mitolojisinin meşhur ejderhası Rahu tarafından ya da Viking/Kore efsanelerindeki Güneş köpekleri tarafından yutulduğu motifi, çeşitli kültürel tutulma geleneklerinin parçasıdır. .. devamı

Çeviren: Efe Naci Erten

    

Astrolojide Mizaçlar (Temperament)

 

 

Gülşen Altay'ın hazırladığı çalışma. Bu çalışmayı 9 Şubat 2017 tarihinde NCGR-Türkiye toplantısında sundu. Çalışma uzun ve kapsamlı olduğu için pdf dosya olarak paylaşıyoruz. Aşağıdaki linkten dosyaya ulaşabilirsiniz.  Kendisine çok teşekkür ederiz.

 

MİZAÇ

 

"Elementler harmanlandı, karıldı bir insana… 

Su’ydu, ondan size akan 

Ateş’di, ondan size geçen heyecan, ilham 

Hava’ydı, ondan size doğru esen 

Toprak’dı onun kendine sakladıkları"


Bir şeyleri kategorize etmek insanın doğasında vardır. Jung bunun sebebini “kaos’a düzen getirmek” istememiz olarak açıklar. Gerçekten de binlerce yıldır insanları fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak sınıflandırıyoruz. Bu sınıflandırmalardan bir tanesi de 2000 yılı aşkın süredir bilim adamları, hekimler, filozoflar ve astrologlar tarafından kullanılan mizaç’dır.
Bildiğimiz anlamda modern batı dünyasına ulaşan mizaç teorisi ve analizi tarihte Greklerle başlamıştır. Empedokles, ilk, kosmos’un bileşenleri hakkında hipotezini sundu. Açıklıkla olmasa da Hipokrat tarafından değinilen mizaç doktrini, Galen tarafından geliştirildi ve Ptolemy’den Ortaçağ astrolojisine ve William Lilly zamanına kadar kullanıldı. Mizaç teorisini ve tarihini keşfe çıkmadan önce dilerseniz: Mizaç nedir? Bileşenleri nedir?, sorularına cevap arayalım.

 

https://s3.amazonaws.com/wix…/Z41BkC2QKiaDZKWmdB0Q_MIZAC.pdf

     

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

 

  

AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR

 

 

Astrolojide Ay Düğümleri Ay’ın yörüngesi ile dünyanın yörüngesinin kesiştikleri noktalardır. Güneş ve Ay Tutulmaları da Yeniay ve Dolunay’ın bu düğümlerin yakınlarında gerçekleşmesi ile olur. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Aslan burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de Kova’ya giriyor. Yani Kova özelliklerinden Aslan özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla kişisel olarak risk almak, kendini ortaya koymak zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz.

 

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda, merkezde olma isteği ile kenarda mesafeli durma isteği, kişisel ve yoğun sevgi ihtiyacı ile insanlara mesafeli durma ihtiyacı, en önemli ve özel olma arzusu ile herkesin eşit olduğu düşüncesi arasındaki çekişmeyi gösterir.

 

Gerisini Astroloji Dersleri kitabından okuyalım:

 

Kuzey Ay Düğümü Aslan’da, Güney Ay Düğümü Kova’da
Bu kişi kendisinde sağlıklı Aslan özelliklerini geliştirmeli ve kendisine daha aşina gelen
Kova’nın gölgelerine dikkat etmelidir. Bu insan akıntıya uyup, kendini pek ortaya koyma-
dan yaşamaya eğilimlidir. “Eğer ben bu grupla iş birliği yapar, onlara boyun eğersem onlar
bana istediğim sevgiyi ya da onayı verirler” düşüncesinde olabilir. Bir kenarda başka insanların performansını izlemeye alışkındır. Yaşamı yaşamaya değil, gözlemlemeye alışmıştır. Bu yüzden uygulama konusunda problemi vardır. Bilimsel gözlem alışkanlığıyla yaşama katılmayı ihmal ettiğinden, bu hayata bunu öğrenmeye, kendi performansını sergilemeye, oyununu oynamaya, hayatın tadını çıkarmaya gelmiştir. Akıntıya uyma özelliği nedeniyle, bir gruba dahil olup, kalbindekileri ortaya çıkartamayabilir. Oysa yapması gereken içindekileri ortaya çıkartmak, yaratıcılığını ifade etmektir. Ama alkışlanmama, beğenilmeme korkusu bunu yapabilmesini zorlaştırır. Bu insanlar hiç çocuk gibi oynamasını bilmediklerinden ve bunu öğrenmeleri gerektiğinden çocuklarla beraber olmalıdırlar (kendi çocukları olması şart değildir).

 

Geliştirilmesi gereken Aslan özellikleri:

Kişisellik
Özgüven
Risk almak
Sahnede yer almak
Kalbinin sesini dinlemek
Keyif aldığı projeler geliştirmek
Hayata oyun gibi bakmak
İçinden geçeni ifade etmek
Başkalarını yüreklendirmek
Her güne yeniden keyifle başlamak

 

Bırakılması gereken Kova özellikleri:
Soğukluk, uzaklık
Ait hissetmek için akranlarının baskısına boyun eğmek
Ben hepinizden farklıyım tavrı
Tuhaflıkla dikkat çekmek
Sürü psikolojisi
Hayatı bir laboratuar gibi uzaktan izlemek
Sürekli isyan

 

Önümüzdeki süreçte daha cesur, onurlu ve yürekli olmanız dileğiyle...

Barış İlhan

 

BALIK’TA GÜNEŞ TUTULMASI

“Bir gün Güneş itiraf etti:

Ben sadece bir gölgeyim.

Keşke suretime ışıl ışıl dökülen

Şu sonsuz parlaklığı sana gösterebilseydim.

Keşke sen yalnızken ve karanlıktayken

Kendi Varlığının o inanılmaz ışığını sana gösterebilseydim.”

Hafız-ı Şiraz

 

 

26 Şubat 2017’de Türkiye saatiyle 17:59’da 8 derece Balık’ta bir Güneş tutulması gerçekleşiyor; her Yeniay’da olduğu gibi bu Güneş Tutulması da hayatımızda yeni başlangıçlara, fırsatlara ve projelere işaret ediyor. Balık’taki bu tutulma, yine Balık burcunun özelliklerinin vurgulandığı Balık’ın ilk dekanında (ilk on derecesinde) gerçekleşmekle kalmıyor, aynı zamanda burada Neptün-Güneş-Ay-Merkür’den oluşan bir stelyum da (kümeleşme) göze çarpıyor. Güney Ay Düğümü ve Kayron’un da Balık’ta olduğunu hesaba katarsak, Balık vurgusunun bir hayli fazla olduğu bir tutulma ile karşı karşıyayız.

 

Tutulmanın yönetici gezegeni olan Neptün, Balık’taki Güneş ve Ay ile kavuşum halinde. Olumlu anlamda hayatın alt akıntılarını kolaylıkla hissedebileceğimiz, sezgilerimizin güçlendiği, kendi içsel rehberimizin yardımıyla “saf” gerçeği görebileceğimiz, kabulleniciliğimizin, özverimizin, merhametimizin, başkalarıyla olan birlik duygumuzun, ilhamımızın ve sanatsal yaratıcılığımızın arttığı bir zamana işaret ediyor; vizyonumuzu, ilhamımızı ve yaratıcılığımızı kendi doğamıza uygun yollarla hayata geçirme fırsatı yakalayabiliriz. Olumsuz anlamda bir sisin içinde yürüyor gibi hissedebiliriz. Yolunu kaybetmiş, dağılmış, nereye sürüklendiğini, ne yapacağını bilemez, çaresiz ve pasif bir halde birilerinin bizi kurtarmasını bekleyebiliriz ya da kendimiz bir kurtarıcı rolüne bürünebiliriz. Hayallerimiz ve fantezilerimizin peşinde gerçekleri göremeyebilir, gerçek hayattan kaçabilir, kendimizi uyuşturan bağımlılıklar geliştirebilir, hem kendimizi hem başkalarını aldatan hareketlerde bulunabilir ya da ilişkilerimizde ciddi anlamda sınır problemleri yaşayabiliriz. Neptün’ün “yol gösterici bir melek” olduğunu da hatırlarsak, mantığımızın tükendiği noktalarda yalnız kalarak, iç sesimizi dinleyerek, rüyalarımıza, vizyonlarımıza ve belki de etrafımızdaki sembollere dikkat ederek bu “meleğin” yol göstericiliğinden faydalanabiliriz. Yaşamı olduğu gibi kabullenmek, bir şeyleri oluruna bırakabilmek ve benlik duygumuzu aşıp başkalarına yardım ve şefkat eli uzatmak bize çok şey kazandırabilir. Yine Balık’taki Güney Ay Düğümü ve Kayron geçmişten gelen duygusal yaralarımızı ve bağımlılıklarımızı su yüzüne çıkartarak onları iyileştirme fırsatını bize sunuyor.

 

Tutulmanın diğer yöneticisi Jüpiter Terazi’de hâlâ geri hareketini sürdürüyor. Gerçek uyumu, barışı, ahengi yakalamak ve sağlıklı sınırlarla “özverili” olmayı öğrenmek için, önce kendimizle olan ilişkimizi iyileştirmek, kendi tutumlarımızı, inançlarımızı ve isteklerimizi netleştirmek durumundayız. Kendimize olan inancımızı sağlamlaştırmak ve kendi yapabileceklerimizin sınırlarını belirlemek içine biraz geriye çekilmek ve bazı değerlendirmeler yapmakta fayda var. İçsel bir zenginlik duygusuyla öteki insanlara desteğimizi sunmak daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır.

 

Balık’taki tutulmanın diğer yönetici gezegeni olan Terazi’deki Jüpiter Koç’taki Mars–Uranüs kavuşumuna karşıt bir açı yapıyor. Mars, Jüpiter–Uranüs karşıtlığını tetikliyor; dahası bu gezegenler fokalde Oğlak’taki Pluto’ya kare açı yaparak öncü bir T-kare oluşturuyorlar. Burada Balık’ın vizyonlarını, hayallerini ve ideallerini gerçekleştirmek adına gerekli hareketi sağlayan dinamik bir enerji söz konusu. Bu enerji bize yeni projelere başlamamızı veya ideallerimize ulaşmamızı sağlayacak motivasyonu ve cesareti kazandırabileceği gibi, kendi sınırlarımızın, neyi gerçekten yapıp yapamayacağımızın farkında olmadan ve planlama yapmadan kendimizi belki de olmadık durumlara sokabileceğimize de işaret edebilir. Ani verilen kararlar iyi sonuçlar vermeyebilir.

 

Bu tutulma Kova takımyıldızındaki Skat sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Ptolemy’e göre bu yıldız Satürn ve Jüpiter doğasına sahip. İyi talih ve kalıcı bir mutluluk bahşediyor. Skat, Arapça “Al Shi’at” kelimesinden gelen bir sözcük ve “Dilek” anlamında. Vaat edilen mutluluğun tabii ki burada kazanılması ve hak edilmesi gerekiyor. Duyarlılık, duygusallık, arkadaşlardan gelen yardım, yeni ve güçlü arkadaşlar edinme, değerli hediyeler, saygıdeğer kadınların sevgisini kazanma gibi temaların yanı sıra, bir sel baskınında kişiyi koruduğu da söyleniyor. Bu sabit yıldız sosyal ve yakın ilişkilerde şans getirdiği gibi, Balık vurgusunun güçlü olduğu bu tutulmanın getirdiği nereden geldiğini bilmediğimiz duyguların, korkuların ve duygusal fırtınaların içinde bize bir rehberlik de sağlayabilir.

 

Son olarak tutulmanın Sabian sembolüne baktığımızda: “Yarış başlıyor: rakipleriyle arayı açmak isteyen bir jokey atını durmadan mahmuzluyor.” cümlesiyle karşılaşıyoruz. Bu sembolde tüm hızımıza ve  çabamıza rağmen zaferin yine de garanti olmadığı bir durumla karşılaşabiliriz. Tüm enerjimizi gerçekte kalıcı hiçbir değeri olmayan bir şey için aniden tüketme riski söz konusu. Kendimiz için “doğru” hedefi belirlemeden, plansız ve ani bir şekilde yola çıkmak, sırf kazanmak için yarışmak, gerçekten gitmemiz gereken yoldan ve gerçekten çözmemiz gereken şeylerden bizi uzaklaştırabilir. Balık’taki bu tutulmada kendi aleyhimize davranmamıza neden olan illüzyonları, hayalleri, fantezileri ve bağımlılıkları tespit edip, hayatın, evrenin ve “içsel rehberimizin” tüm gerçekliğiyle ve “saflığıyla” bizimle konuşmasına ve kendi içimizdeki ışığın yolumuzu aydınlatmasına izin vermeliyiz. Balık’taki bu tutulmayı haritanızda düştüğü evin temalarına göre bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Kaynaklar:

*The Fixed Star & Constellations in Astrology, Vivian Robson (S.210/211)

*www.constellationsofwords.com

*Astroloji Dergisi, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com

   

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun Yeniay ya da Dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

 

 

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin doğum günü. Adet olduğu üzere, yıllık Güneş haritasını çıkartıyoruz ve ne görüyoruz. Türkiye’nin 6. evi yükseliyor. Yani ordu ve güvenlik güçleri iş başında. (Ayrıca sağlık ve hizmet sektörü, evcil hayvanlar ve işçi meseleleri de bu kapsamda sayılabilir.)

 

Güneş meclisi, sivil toplum örgütlerini ve devletin hazinesini temsil eden 11. evde bulunuyor. Demek ki önümüzdeki aylarda meclis oldukça hareketlenecek. 11. evin yöneticisinin (Mars) 2. evde (halkın kaynakları) oluşu bize devletin bütçesi için halkın cebine el atılacağını gösteriyor. Nitekim 2. evin yöneticisi Yükselen’le kavuşarak halkın kendi parası ve kaynaklarıyla bağlantılı olarak sıkıntı içinde olduğuna işaret ediyor. Eh, bir de 2. evin yanıbaşındaki Pluto’yu görünce sıkıntının boyutunu hafife alamayacağımızı anlıyoruz.

 

Yükselen’in iki yanında Venüs ve Satürn duruyor. Venüs biraz sonra (30 Ekim) Satürn’le kavuşacak. Satürn haritada 2. ev dışında 3. evi de yönetiyor. Yani medya ve komşular da işin içinde. 3. evde Neptün, hala medya kanalı ile uyutulacağımızı, komşularla ilişkinin, ya da komşu topraklardaki girişimlerin çok kaotik ve hayalkırıklıklarına açık olduğunu gösteriyor.

 

Venüs haritada 10. ve 6. evleri yönetiyor, ve iktidarı ya da başkanı, bunun yanısıra orduyu simgeliyor. Yani ülkenin başına geçenlerin başkumandan olmaları boşuna değil. 10. ev yöneticisinin Yükselen’in yanında oluşu, gündemi düşündüğümüzde, başkanlık konusunun, referandumun önemine işaret ediyor. Yükselen’in yöneticisi Jüpiter’in Ay’la birlikte oluşu ve Venüs’e altmışlık açı yapışı halkın iktidarı destekleyeceğinin işareti. Jüpiter’le Venüs arasında hem karşılıklı ağırlama, hem de altmışlık açı var. Halk ve başkan birbirlerini ağırlıyorlar. Hem de birbirlerinin evlerinde...

 

Ancak Jüpiter Kasım ayında 11.ev ve 12.evi yöneten Pluto ile kare yapacak. Bu evler meclisi ve hapishaneyi temsil ediyorlar. Gerçi bu bir sürpriz değil, çünkü Kasım ayında meclisin 3. partisi olan HDP’nin milletvekillerine karşı operasyonlara girişileceği her yerde yazılıp çiziliyor. Bu milletvekilleri tutuklanıp hapse atılabilirler. Ondan sonra ne olur, orası bilinmiyor. Jüpiter Aralık’ın ikinci yarısında transit Uranüs’ün karşısına geçecek. İşte bu durum ilginç. Harita’da Uranüs muhalefeti temsil eden 4. evde bulunuyor. Ayrıca yıllık haritada Mars ile kare yapışı da dikkat çekici. Jüpiter’in Uranüs’ün karşısına geçişi burada adeta bir T-kare oluşturacak. Adeta diyorum, çünkü Mars o zamana kadar ilerlemiş olacak, ama yıllık haritadaki konumu hassas bir nokta olarak duracak. Uranüs-Mars karesi oldukça patlayıcı. Bu patlama her an olabilir. Ancak Aralık’ın ikinci yarısı da Jüpiter’le tetiklenecek olan önemli bir döneme işaret ediyor.. Bunlar hem iktidara karşıt olanların isyanına, iç çatışmalara, patlamalara, iktidarla bağlantılı beklenmedik gelişmelere, hem de (konut sektörüyle bağlantılı olabilecek) bir finansal krize işaret edebilirler.

 

Şöyle kısa bir bakışla saptananlara göre savaş, finansal kriz, meclis, konut sektörü, muhalefet, başkanlık gibi konularla dolu bir yıla hazırlanıyoruz. Her zaman sorulduğu üzere cevaplayayım. Aydınlık günlere daha çok var. Hem savaştayız, hem parasısız, hem de ülkemiz bölündü. Bunu toparlamak için çok uğraşmamız gerekecek.... 

Kolay gelsin... 

Barış İlhan

 

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

 

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

NİSAN 2018

 

 BİLGİ KÖŞESİ

Tek Düzenleyici 

(Sole Dispositor)

Kendi burcunda bulunan ve doğum haritasındaki diğer gezegenlere doğrudan ya da dolaylı olarak ev sahipliği yapan gezegendir. Eğer kendi burcunda iki gezegen varsa ya da iki gezegen karşılıklı olarak birbirlerine ev sahipliği yapıyorlarsa tek düzenleyiciden söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, birbirlerini karşılıklı ağırlayan iki gezegen, eğer aynı zamanda diğer sekiz gezegenin tamamına doğrudan ya da dolaylı ev sahipliği yapıyorsa, bu durumda ‘ortak düzenleyici’den bahsedilebilinir. Bir gezegen hem kendi burcunda hem de tek düzenleyici konumundaysa gücü daha da artar. Doğum haritasında tek düzenleyicinin olup olmadığını tespit etmek için, herhangi bir gezegenden başlayarak o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Sonra sırasıyla o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Bu işlem daha ileri gidilemeyecek noktaya kadar sürdürülür. Diğer gezegenler için de aynı işlem yapılır.

 

Astrological Essays, 1979 -Ivy Jacobson

 

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.