Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÜNEŞ YAY’DA – 22 Kasım 2017

 

“Deneyim başımıza gelen ya da öylesine yaşadığımız bir şey değildir; 

deneyim aslında yaşadığımız şeylerle ilgili neler yaptığımız ve onları nasıl anlamlandırdığımızdır." - Aldous Huxley

 

 

İsteklerimizi, egomuzu ve bizim için neyin “önemli” olduğunu ifade eden Güneş, Yay burcunda yolculuğuna başlıyor. Arketipsel olarak filozof, gezgin ve öğrenci olan Yay için, hayata karşı bir güven, iyimserlik ve onu coşkuyla kucaklama isteği söz konusudur. Yaşama karşı olan bu iyimserlik ve güven ile Yay yaşamını anlamlandırmak, evrenin, doğanın veya Tanrı’nın yasalarını anlamak ve kendisiyle, hayatla ilgili gerçeklere ulaşmak üzere bir yolculuğa çıkar. Bu kitabi bilgilerle ya da oradan buradan okunanlarla yapılan bir yolculuk değildir; sembolik anlamda bir “hac yolculuğuna” da benzetilebilecek bu yolda önemli olan, yolda giderken geçilen her hanın, her konağın, her şehrin ve her ülkenin kültürünü yaşantılamak ve burada edinilen deneyimlerin anlamlandırılması sonucunda bir yaşam felsefesi ve inanç sistemi geliştirmektir. Glifi göklere doğru çevrilmiş bir ok olan Yay’ın başka ufuklara, uzaklara, yüksek ideallere ve amaçlara giden yolda deneyimlere ve yaşamdaki farklılıklara açık bir hayat sürdürmesi önemlidir. Yay’ın farklı kültürler, uzaklar ile olan bağlantısı hem kendi vatanımız dışındaki insanları tanıma, yaşamları deneyimleme olarak değerlendirilebileceği gibi, hem de kendi hayatımızda bizden farklı düşünen, farklı inançlara ve görüşlere sahip insanları tanımak ve deneyimlemek olarak da değerlendirilebilir. Zodyak’ın kahini, yargıcı ve hakimi olarak yaşadıkları, yani deneyimleri sonucunda bir kavrayış, iç görü kazanması, bir yargıya varması, hüküm vermesi ve “taraf” olması gereklidir. Prensiplerinin ve inançlarının kendi yaşadıklarına dayanması gerektiği gibi,  inandığı ve vaaz ettiği şekilde yaşamalı yani vaaz ettiklerini gerçekten uygulamaya koymalıdır. Yay’ın tüm bu “farklılıkları” yaşantılaması sonucu elde ettiği kazanç ise kendisinden farklı olana karşı geliştirdiği “hoşgörüdür.” Yaşamda konularında uzmanlaşmış kişiler, yaşam ustaları, bilge kişiler, filozoflar, profesörler, din adamları, misyonerlerin yanı sıra, farklı kültürler, yurtdışı, yabancılar, ithalat, ihracat, turizm, yayıncılık, reklam gibi konular Yay ile simgelenir. 

 

Yay, fildişi kulesinde oturan bir asilzade tavrıyla elini ayağını yaşamdan çektiğinde yani deneyimden uzak yaşadığında oradan buradan okuduğu bilgilerle her şeyi bildiğini düşünen, kendi bildiğinin doğruluğundan emin ve ukala birisine dönüşebilir. Zaten her şeyi bildiğini düşünmesi,  onu aslında içsel olarak arzuladığı yaşamındaki anlam duygusuna götürebilecek deneyimlerden alıkoyar ve dolayısıyla kanıları, varsayımlarıyla yaşayan, gerçeklere hiçbir zaman ulaşamayan birisi haline gelebilir. Kendi bildiklerinin ve inandıklarının “en doğru” olduğunu savunan, katı prensiplere sahip, farklı olan her şeye karşı hoşgörüsüz, kibirli, kendisinin bile yapmadığı şeyleri vaaz eden, fanatik, önyargılı, ikiyüzlü bir ahlakçıya dönüşebilir. Kör iyimserliği, her zaman şansına güvenmesi, her zaman geleceğe, gelecekteki olasılıklara odaklanması, yapılması gereken her şeyi yarına havale etmesine, o anki gerçekleri görmezden gelmesine ve günlük, hali hazırda ilgilenilmesi, çözülmesi gereken problemlere yüz çevirmesine yol açabilir. Gelecekteki olasılıklara açıklığı olumsuz ifadesinde “fırsatçılığa” dönüşebilir.  Yine aşırı iyimser ve kendinden emin bir edayla,  her şeye “evet” diyerek boyunu aşan ve yerine getiremeyeceği sözler verebilir. Bir diğer gölgesi “abartmak” olan Yay, kendisini de olduğundan büyük gösterebilir. Sınıf bilinci gelişmiş bir burç olduğundan, insanları “aşağıdakiler” ve “yukarıdakiler” olarak ayırarak, kendisinden aşağı gördüklerine kaba bir cömertlik sergileyebilir veya kendini beğenmiş bir tavırla, sanki varlığı, yaptıkları diğerlerine bir lütufmuş gibi davranabilir. 

 

Yay’daki Güneş’in yöneticisi Jüpiter Akrep’teki yolcuğunu sürdürüyor. Tutkuyla bağlandığımız, yoğun bir şekilde enerjimizi verdiğimiz ya da takıntı haline getirdiğimiz konular ve insanlar ile ilgili yaşayacağımız bazı deneyimler, en sonunda “asıl gerçekleri” görmemize ve bu konularda derin bir kavrayış kazanmamıza yol açabilir. Bu konumda yaşamdaki anlamı, doğruyu bulmak ve büyümek için,  krizlerin aslında bizim gelişimimiz için bir fırsat olduğunu idrak etmek ve bazı yerlerde kaybettiğimizi kabullenip bırakılması gerekenleri ardımızda bırakmak oldukça önemli. Yolumuza çıkanlarla ya da hayatımızdakilerle güç savaşına girmek yerine, her şeyi bilemeyeceğimizi ve kontrol edemeyeceğimizi hatırlayıp, yaşamın doğal akışına güvenmek daha akıllıca olabilir…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar

* Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

MARS-PLUTO KARE AÇISI-19 Kasım 2017

 

Terazi burcundaki Mars ile Oğlak burcundaki Pluto kare açı oluşturuyorlar. Mars Terazi’de düşük konumdadır. Burada Mars’ın atılganlığı ve cesareti sağlıklı ifade edilemez. Pluto ise uzun süredir Oğlak burcunda bulunuyor. Pluto’nun gizlemeye eğilimli doğası ve Mars’ın burada direkt ve ileriye doğru hareket edemeyişi bu günlerde bazı olayların gizlice yürütüldüğüne işaret edebilir. Ayrıca bu kombinasyon sembolizm açısından derin kapsamlı bir dönüşüm cesareti, arıtıcı hareket, iktidar hırsı, gömülü öfke, kazanmaya zorlayıcılık, gücün dayatılması, hedefe giden yolda ölünceye kadar savaşma, zorla elde etme gibi temaları da içermektedir.

 

Gerek toplumsal gerekse kişisel boyutta hareketlerimize büyük miktarda gerilim yüklenmiş gibidir. Hareketleri gizli tutma eğilimi olsa da, enerjinin doğası gereği, biriktiği takdirde açığa çıkması gerekecektir. Ancak Mars-Pluto birikmiş enerjisi açığa büyük gürültü ve öfke patlaması olarak çıkacaktır. Sanki yeraltında uzun süreden beri kaynamakta olan bir yanardağın yeryüzüne çıkmaya karar verdiğinde önüne çıkan her şeyi yakıp yıkması gibi bir durum meydana gelecektir.

 

Burada açığa çıkan enerjiyi sorumluluk almak ve bir amacı gerçekleştirmeye yönelik hareket etmek için kullanabiliriz. Binayı en temelinden başlatıp sağlam bir şekilde yükselterek inşaa etmek için bazen eskisini yıkmak zorunda kalırız.  Herhalde en zoru da bazı şeylerin yıkılmasına izin verebilmektir.

 

(-) Güç takıntısıyla hareket etmek. Manipülasyonla karşı tarafı değiştirmeye çalışmak. Takıntılı hareketler. Zorla elde etmek. Haset ile harekete geçmek.  Başkalarını istismar ederek güç kazanmak. Yıkıcı güdüler. Saplantılı cinsel dürtüler. Yeraltı faaliyetleri. Taciz veya işkence. Yap ya da öl. Zorlama. İntikam.

(+) Ruhsal gücü harekete geçirme kabiliyeti. Yoğun ve konsantre enerji. Büyük ve gizli güç. Krizler kanalıyla hareket etme tarzında dönüşüm. Herkesin kazanması için mücadele etmek. Tabularla savaşmak. Kişinin kendi ya da başkalarının derinliklerine hareket etme cesareti. Kendi gölgeleriyle yüzleşme iradesi. Çürüyen şeyleri arıtarak hayata kazandırma ya da koparıp atma gücü.  Büyüleyen irade. Stratejik mücadele. 

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş

 

AKREP’TE YENİAY

 

“Vücutlarımız su ile temizlenir, zihinlerimiz ise gerçekler ile...”

  Horace Mann

 

18 Kasım 2017’de saat 14:42’de 26 derece Akrep’te gerçekleşen Yeniay ile yeni bir Ay döngüsü başlıyor. Yeniay yeni projelere girişmek ve bir şeyleri başlatmak için iyi bir zamandır. Bu Yeniay’ın sabit bir su burcu olan Akrep’te gerçekleşmesi, özellikle duygularımız, tutkularımız, saplantılarımız ve bağımlılıklarımızla ilgili olarak yeni bir bakış açısı geliştirmemiz gerektiğini gösterebilir. Akrep’in yaşamın doğal döngüleri, ölüm ve yeniden doğumla olan bağlantısını düşünürsek, Balzamik Ay’ın ardından gelen bu Yeniay’da, güç savaşlarına girip kontrolü bırakmakta zorlandığımız ve duygusal anlamda bize zarar veren süreçlerin sonunda, yaşamımızda yeniye yer açmak adına çürümekte olan, bize zarar veren fikirleri, ilişkileri ve davranışları bırakabilir veya yaşamımızda ıslah etmemiz, iyileştirmemiz gereken alanlarda kolları sıvayabiliriz. Akrep, ruhsal dönüşümün burcu olarak da kendi psikolojik derinliklerimizde kötü, pis diye bastırdığımız özelliklerimizle sağlıklı bir şekilde yüzleşme ve derinlemesine anlamak, özüne ulaşmak istediğimiz konularda araştırma yapma fırsatını da bize verebilir. Böyle konularda profesyonel anlamda yardım almayı da düşünebiliriz.

 

Yeniay’ın geleneksel yöneticisi Terazi’deki Mars, Yeniay’ın modern yöneticisi Oğlak’taki Pluto ile kare bir açı yapıyor. Yakın ve sosyal ilişkilerimizde karşımızdakini hiç görmeyen ve tanımak istemeyen bir tarzda, sırf güç, kontrol sahibi olmak adına manipülatif, zorlayıcı, yıkıcı veya saplantılı davranmak bu Yeniay’ın bize sunduğu “arıtma”, “ıslah etme” ya da hem kendimizle hem de başkalarıyla ilgili bazı gerçeklere ulaşma şansını kaçırmamıza neden olabilir. Karşımızdakilerin bizden kişilik, amaç ve istek bakımından farklı bireyler olduğunun farkına varmak, etrafımızdakileri ve koşulları  değiştirmeye çalışmaktan ziyade kendi dönüşümümüze ve iyileşmemize odaklanmak bizi ruhsal anlamda daha fazla güçlendirebilir. Yeniay’ın Koç’ta geri hareketteki Uranüs ile yaptığı 150’lik (quincunx) açı, içsel anlamda bilinçdışı düzeyde bir süredir hissettiğimiz bir gerilimin ve huzursuzluğun bir olay ya da insan kanalıyla aniden ortaya çıkabileceğine ve bizi örtbas etmeye çalıştığımız ya da karanlıkta kalan bazı temalarla yüzleşmeye zorlayabileceğine işaret ediyor. Bu durumda bazı davranışlarımızda, yaklaşımlarımızda ve planlarımızda bazı yeni düzenlemeler veya değişimler yapmak zorunda kalabiliriz. Değişime zorlandığımız noktada daha esnek, hayatın doğal akışına izin veren bir yaklaşımda olmak, bazı şeylerin bitmesi gerektiğini kabul edip bizden daha büyük bir Gücün veya Güçlerin iş başında olduğunu idrak etmek, hayatımızda gerçekten yapmamız gereken işleri anlayıp bunlara enerjimizi yoğunlaştırmamıza yardımcı olacaktır.

 

Yeniay’ın Sabian sembolüne baktığımızda, “Bir askeri bando şehrin sokaklarında gürültülü bir şekilde ilerliyordu.”Bu sembol, kolektif ya da kişisel olsun şimdiye kadar elde ettiğimiz kazanımları kendimize ve gerekirse etrafımızdakilere hatırlatmak konusunu gündeme getiriyor. “Askeri bando” gerçekten çok gürültü çıkarabilir ama bazen biz de bu bando gibi sesimizin duyulması için gerekirse kendi gücümüzü toplayıp gerekirse başkalarıyla birlik olup biraz gürültü çıkarmak durumunda kalabiliriz. Diğer taraftan bazı insanların kendileri ve başarılarıyla ilgili yaptıkları yüksek sesli ve uzun konuşmalara şahit olabiliriz ve bu durmadan ilgi talep eden gürültücü insanlar, konuşmalar, duyurular, propagandalar, tehditler ve medya patlamaları bizi oldukça rahatsız edebilir. Verilmek istenen mesajların abartılı konuşmalar, krizler ve gürültü içinde kaybolması mümkün. Akrep’teki bu Yeniay’da “asıl gerçeği” sahte, gereksiz ya da zararlı olandan ayırmak, eleme yapmak üzere kulaklarımızı ve gözlerimizi dört açmak durumunda kalabiliriz. Yüzeyde olan hiçbir şeyle yetinmeden, her bilginin, her konuşmanın, her olayın, her duygunun veya düşüncenin kaynağına inme isteğimiz bize bir süredir tıkanıp kaldığını düşündüğümüz ya da çözümsüz gelen bir çok konuda bir anahtar görevi görebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com

VENÜS AKREP’TE – 7 Kasım 2017

“Sevgi ne zaman gelecek biliyor musun? Manipülasyonlar bittiğinde, karşındakinin tepkilerini kestirmeye çalışmayı bırakıp onu gerçekten önemsediğinde, kendini tamamen ortaya koyup kaybetmeyi, tamamen aciz ve savunmasız kalmayı göze aldığında sevgi gelecek…”

-Dr. Joyce Brothers

Çekim gücümüzü, neleri sevdiğimizi, ilişki kurma tarzımızı ve iştahımızı simgeleyen Venüs zararlı pozisyonda olduğu Akrep’teki yolculuğuna başlıyor. Bu konumda Venüs’ün İlişki kurma tarzı tutkulu, yoğun, derin ve sahiplenicidir. Venüs Akrep’te kendi kaynaklarından çok uzakta, dermansız ve sürgünde gibidir, bu nedenle simgelediği sevgi, barış, uyum, ahenk ve ılımlılık gibi konuların ifadeleri zorlaşır. Kendisine zarar verecek ve kendisini doyurmayacak şeyleri ve insanları sevebilir. “Ya hep ya hiç” yaklaşımıyla yaşadığı her deneyimi aşırı uçlarda yaşayabilir. Sevgi bir ölüm kalım meselesi gibi yaşanır çünkü yakınlaşmak ve kaynaşmak korku yaratır. Venüs Akrep’te derinden bir yakınlaşmayı ve kaynaşmayı arzulasa da, aciz kalma, kontrolü kaybetme ve acı çekme korkusuyla ilişkilerinde  durmadan güç savaşları verebilir. İlişkide gücü ve kontrolü elinde tutmak için, manipülatif yollara ve taktiklere başvurabilir ve karşısındakinin zaaflarını belirleyip ihtiyaçlarını gidererek onu kendisine bağımlı kılabilir. Kendi dönüşümünden ve değişiminden ziyade, durmadan karşısındakini ve koşulları değişmeye zorlayabilir.  Sevgiyi ve cinselliği bir tehdit ya da bir güç gibi kullanma, cinsel cazibeyle baştan çıkarma, haset, kin ve intikam duyguları,  çarpık bir sevgi anlayışı, sadistlik ve sekse takıntı söz konusu olabilir. Bu güç oyunları, taktikler, stratejiler, manipülasyonlar ve aşırılıklar, kişinin sonuçta sevgiyi hiç hissedememesine, kendisini değersiz hissetmesine ve hayata güvenmemesine yol açabilir. Venüs burada yaşamın doğal döngülerini, bitişleri, kayıpları kabullenmesi gereken bir konumdadır dolayısıyla bırakmamak için verdiği güç savaşları artık işe yaramayıp bir ilişki bittiğinde bu durum da bir ölüm kalım meselesi haline gelebilir.  Kaynaşık, kendisini diğerinden ayırt edemeyen bir bilinç söz konusu olduğundan, bir insanı ya da bir durumu uzun bir süre saplantı haline getirerek ondan ayrılamayabilir.

 

Psikolojik açıdan Akrep’in dönüşümün burcu olduğunu göz önüne alırsak, bu konumdaki Venüs’ün sevgiyi ve doyumu hissedebilmesi için, öncelikle kendi içinde kötü-pis diye bastırdığı şeylere, kendi karanlıklarına bakma ve onları dönüştürme cesareti göstermesi gerekir. Hayatın ve insanın iyinin ve kötünün birleşiminden oluştuğu bilinciyle, içindeki kötü diye yüzleşmek istemediği her türlü pisliği arıtması, içindeki asıl cevheri çıkartıp sağlıklı bir şekilde kendisine ve hayatına katması gereklidir.  Venüs Akrep’te bu bahsedilen dönüşüm temasını tek başına değil, özellikle tutkuyla bağlanılan ve kaynaşılan bir insan kanalıyla yapacaktır. Böylelikle içindeki kin, intikam, kıskançlık gibi duygularıyla yüzleşip bunları arıtabilir. İlişkilerde yaşanılan krizler, kayıplar ve kayıpları kabullenme (teslimiyet) süreci sonucunda kişi sevgi anlayışında ve öz-değer duygusunda da dönüşüm yaşayabilir.  Venüs bu konumda krizli ilişkilerle dönüşür, başkalarına da bu anlamda katalizör olur. Herkese kriz zamanlarında eşlik edebilir. Başkalarının dışladığı, toplum dışına itilmiş insanlarla ilgilenebilir ve onların da krizlerine eşlik edip dönüşüm süreçlerine ortak olabilir.  Diğerlerinin kötü diye bir kenara attığı, kimsenin uğraşmak istemediği konularla uğraşabilir ve bu atılanları arıtıp tekrar hayata katabilir. Gizliliği sevmesinin yanı sıra, üstü örtülü, gizli kapaklı, gizemli konuları derinlemesine araştırmayı ve bunlarla ilgili gerçekleri ortaya çıkarmayı da sevebilir. Venüs burada yüzeyde olan hiçbir şeyle yetinmez, ilişki kurarken de karşısındakine nüfuz eder ve en derindeki çekirdeğine dokunur.

 

Akrep’teki Venüs’ün geleneksel yöneticisi Mars Terazi’deki yolculuğunu sürdürüyor.  Bu iki gezegen arasında geleneksel anlamda bir “karşılıklı ağırlama” olsa da, her ikisi de “zararlı” pozisyonda oldukları burçtalar. Venüs’ün modern yöneticisi olan Pluto ise Oğlak’ta.  Bu dönem yakın ilişkilerimizdeki pürüzleri gidermek, varsa krizleri çözmek için iyi bir zaman olabilir. Hem kendimizle hem de başkalarıyla ilgili gerçekleri görmezden gelerek yüzeysel ve yapmacık bir tavır takınmak ya da bir şeylerin değişeceği korkusuyla kontrolü sürekli elde tutmaya çalışmak bir işe yaramayabilir. İstesek de istemesek de bastırılan öfke, kin ve intikam duygularıyla ve altta yatan, uzun süredir arıtılmayı bekleyen diğer temalarla ilgilenmek, ilişkilerimize ve kendimize gerçekleri görecek ve anlayacak şekilde derinlemesine bakmak, korktuğumuz ve göz ardı ettiğimiz konularla yüzleşme cesareti göstermek ve bu sürecin sonucunda da belki bazı şeylerin değiştiğini ya da kaybettiğimizi kabullenmek durumunda kalabiliriz. Bu süreç ruhsal anlamda güçlenmemizde ve yenilenmemizde bize fayda sağlayacak ve enerjimizi, dikkatimizi gerçek anlamda ilgilenmemiz gereken konulara yoğunlaştırmamıza olanak sağlayacaktır.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

BOĞA’DA DOLUNAY

 

“Hayatın amacı insanın maddesel dünyayı ve bedenini aşması değildir;

hayatın amacı aslında bizi aşan yani aşkın şeylerin somutlaştırılmasıdır.”  

Dalai Lama

 

 

4 Kasım 2017’de Türkiye saatiyle 08:22’de sabit bir toprak burcu olan Boğa’da bir Dolunay gerçekleşiyor. Bu Dolunay, 19 Ekim 2017’de Terazi’deki Yeniay’da özellikle ben-sen dengesini sağlamak ve belki çatışmaları çözmek üzere attığımız adımların, başlattığımız işlerin tamamlandığı bir döneme işaret ediyor ve aynı zamanda bu yaptığımız başlangıçların kalıcı, istikrarlı ve güvenli olup olmayacağını da gözler önüne seriyor. Öncesinde attığımız adımlara bağlı olarak değer sistemlerimizin, bizim için neyin değerli neyin değersiz olduğunun ve öz-değer duygumuzun gözden geçirildiği bir dönem olabilir.

 

Bu Dolunay’ın gerçekleştiği Boğa-Akrep aksı, yapıcılık-yıkıcılık, huzur-kriz, yaşam-ölüm gibi temaları gündeme getiriyor; hayatımızda çok fazla kriz yaşıyorsak istikrar sağlamaya yönelik hareket etmek, sahip olduklarımıza sahip çıkıp bunlar için şükran duymak, eğer kendimizi güvenli yapılara ve ilişkilere hapsedip değişim kapımıza gelse de direniyorsak, yaşamın değişimi, bitişleri ve kayıpları da kapsadığını hatırlayarak, bu doğal döngüyü kabullenmek bize daha çok güç kazandırabilir. Hem Boğa’daki Ay’ın yöneticisi Venüs’ün, hem de Akrep’teki Güneş’in yöneticisi Mars’ın Terazi’de olduğunu düşünürsek, bu bahsedilen kritik temaları, özellikle sosyal ya da yakın ilişkilerimizde dengenin ve eşitliğin sağlanmasına yönelik olarak ya da uzun süredir örtbas ederek yüzleşmekten kaçtığımız konuların gündeme gelmesi şeklinde daha yoğun bir şekilde deneyimleyebiliriz.

 

Geniş bir orb ile de olsa Akrep’teki Jüpiter, Güneş ile kavuşum, Ay ile karşıt bir açı yaparak bu Dolunay’a eşlik ediyor. Dokunduğu her şeyi genişletme ve büyütme eğilimi olan Jüpiter, bizim yaşama olan inancımızın, iyimserliğimizin ve önümüze çıkan fırsatların artması anlamına gelse de, aynı zamanda yaşamımızdaki artık çözüme ulaştırılıp arkada bırakılması gereken zorlayıcı ve stresli mevzuları da arttırıp ardı ardına önümüze getirebilir. Bu anlamda maddi ve manevi anlamda büyümemiz ve gelişmemiz,  belki de bir süredir bakmayı reddettiğimiz ya da ihmal ettiğimiz artık iyileştirilmesi, ıslah edilmesi gereken konulara gerçekçi bir şekilde yoğunlaşmamıza ve bunları sistemli bir şekilde çözmek üzere adımlar atmamıza bağlı olabilir. Ayrıca Oğlak’taki Pluto’nun Boğa’daki Ay’a yaptığı üçgen, Akrep’teki Güneş’e ise yaptığı altmışlık açı, aciz kalma korkusuyla durmadan güç savaşı verdiğimiz ve bırakmaktan korktuğumuz şeyleri bırakma, geçmişin hatalarını ve yaralarını, gelişimimizi destekleyecek bir perspektifte değerlendirme ve iyileştirme temalarını bize düşündürüyor. Yine temizleme, saflaştırma ve iyileştirme prensibiyle alakalı olan Balık’ta geri hareketteki Neptün,  Boğa’daki Ay’a altmışlık açı yaparak, Boğa’nın bulunduğu yere bereket, istikrar, sükunet ve huzur getiren doğasına,  kabullenicilik, merhamet,  duyarlılık, ilham, sezgi ve özveri gibi temaları da ekliyor.  Hayallerimizden ve özlemlerimizden bağımsız olarak, yaşamımızdaki gerçekleri oldukları gibi net bir şekilde görüp kabul etmek, aslında “anda” yaşayarak o anın gerçekliği ile temas halinde olmak ve gerekenleri yapmak, problemleri çözmekte ve sallantıda olduğunu hissettiğimiz durumları sağlamlaştırmakta bize fayda sağlayabilir. Sürekli ihtiyaçsız görünen ve aşırı özverili bir tavırla hem fiziksel hem de ruhsal sınırlarımızı aşıyorsak, şimdi tam önümüzdeki fiziksel gerçekliklere odaklanmak ve onları oldukları gibi kabullenmek, bedenimize bakmak, maddi/manevi kaynaklarımızı ve yeteneklerimizi geliştirmek, onlara çeki düzen vermek için iyi bir zaman olabilir.

 

Bu Dolunay’da özellikle Akrep’teki Güneş’in Crux (Güneyhaçı) takımyıldızındaki sabit yıldız Acrux ile yaptığı kavuşum dikkat çekiyor. Bu sabit yıldız yaratıcı bir zihin, sezgiler, bilgelik, insanların gerçek doğalarını kavrama becerisi, olayların karanlıkta, gizli kalmış yanlarını araştırma ve ortaya çıkarma yeteneği, mistik ve dini konularla derinden ilgilenme gibi konular ile ilişkilendiriliyor. Boğa’daki Ay’ın Sabian sembolü cümlesine baktığımızda ise, “Genç bir çift mağaza vitrinlerine bakarak ana caddeden aşağı doğru yürüyor.” şeklinde. Bu sembol ilk olarak gelecek ile ilgili beklentilerimiz ve hayallerimiz ile bağlantılı. Şu anda bir şeylerin bizim için erişilmez olması, tıpkı genç çiftin birşeyler almasa da vitrinlere bakması gibi, istediğimiz şeylere dikkatimizi verip planlama yapmaktan bizi alıkoymaz. Diğer yandan maddi kaynaklarımıza dikkat çeken bu sembol, sadece durup bakmak, bizde olmayan için iç geçirip üzülmek ya da bilinçsizce harcama yapmak yerine, finansal anlamda planlama yapmanın, bunları uygulamaya sokmanın ve bütçemizi yapılandırmanın önemine dikkat çekiyor. Kredi kartları, paylaşılan kaynaklar, ortak paralar ile ilgili konular da gündemimize gelebilir. Ayrıca içsel ve manevi anlamda da bir çok şeyin değerini keşfetmek veya durmadan bir şeylerin peşinden giderken sahip olduğumuzu unuttuğumuz değerlere sahip çıkmak ve bunlara şükretmek için de oldukça iyi bir zaman...

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

*Astrolojide Açılar, Sue Tompkins

* http://www.constellationsofwords.com

* Fixed Stars and Their Interpretation, Elsbeth Ebertin

* https://sabiansymbols.com

 

KASIM 2017

 

Yüzeyin Altında

 

By Misty Kuceris ©2017

 

Kasım 2017 ayının önemli astrolojik enerjileri:

 

 

·     - 4 Kasım 2017'de Akrep’teki Güneş’le Boğa’daki Ay Dolunay’ı meydana getirecek.

·        - Yay’daki Satürn 11 Kasım 2017'de Koç'ta geri giden Uranüs’le üçgen açı oluşturacak. Bu seride meydana gelen üçüncü üçgen açıdır. Bu açı ilk defa 24 Aralık 2016'da Satürn ileri ve Uranüs geri giderken gerçekleşmişti. Bu serinin ikinci üçgen açısı 19 Mayıs 2017'de Satürn’ün geri ve Uranüs'ün ileri harekette olduğu zaman oluşmuştu.

·        - 18 Kasım 2017’de Ay ve Güneş Akrep’teyken Yeniay gerçekleşecek.

·        - 22 Kasım 2017’de Balık’taki Neptün durağandan ileri harekete başlayacak. 16 Haziran 2017’de geri harekete başlamak üzere durağan duruma gelmişti. devamı

 

MARS TERAZİ’DE – 22 Ekim 2017

 

“Bir çatışmayı çoğu zaman yapıcı olacak bir şekilde kullanabiliriz çünkü çatışma bir ilişki için faydalıdır. Eğer durmadan çatışmadan kaçıyorsanız, bu kaliteli bir ilişki içinde olduğunuzu değil tam tersine iletişim eksikliği ve ciddi problemleri olan bir ilişkide olduğunuzu gösterir  ~ Harriet B. Braiker

 

Hayatla nasıl mücadele ettiğimizi, savaşma tarzımızı, nasıl hareket ettiğimizi ve kendimizi nasıl ortaya koyduğumuzu gösteren Mars zararlı konumda olduğu Terazi’deki yolculuğuna başlıyor.  Mars Terazi’de, her iki tarafı da göz önüne alabilmesi ve öteki insana odaklı davranabilmesi bakımından, karşıtları uzlaştıran, diplomatik, uyumlu, barışcıl, tarafsız, eşitliği ve adaleti sağlayan bir tarzda hareket eder. Öncü bir hava burcu olarak sosyal aktivitelerde girişimci, paylaşımcı ve işbirliğine yatkın bir tarzda davranabilir. Mars’ın bu konumda hakkaniyetli, adil ve ölçülü davranışlar sergileyebilmesi için öncelikle öteki insan bilincini geliştirmesi gereklidir. Karşısındakinin isteklerini kendi vermek istediklerine ve kendi ölçülerine göre değerlendirmeden,onun gerçekten ne istediğini sorması, anlaması ve böylelikle ben-sen, benim isteklerim-senin isteklerin dengesini kurması önemlidir. Bu konumda kişi kendi egosunu ve isteklerini geri çekebildiğinden, başkalarını destekleme, onların haklarını savunma ve genel anlamda adalet ve eşitlik için mücadele etme söz konusu olabilir.  Ayrıca estetik duyarlılık gerektiren işlerde ve sanatsal aktivitelerde kişi aktif olabilir.

 

Mars Terazi’’de zararlı bir pozisyondadır ve kendi doğasını ifade edemez. Bu konum öteki insanlarla olan ilişkilerde alma-verme konusunda bir ölçüsüzlüğe neden olabilir. Karşısındakinin ve ne istediğinin hiç farkına varmadığı bir durumda,  sormadan kendi kriterlerine göre ölçüsüzce veren ve verdiklerinin hesabını tutarak bir gün karşılık almayı bekleyen bir tarz söz konusu olabilir.  Adaleti ve eşitliği sağlama özelliği, olumsuz anlamda hak-hukuk saplantısına, kimin neyi hak ettiğine dair çatışmalara girmesine neden olabilir.  Mücadele vermek çok yıkıcı bir savaşa neden olacakmış gibi geldiğinden, kişi suları hiç bulandırmadan duruma göre hareket edebilir, kendini ortaya koymadan ve kendi isteklerini ifade etmeden yüzleşmeden kaçabilir. Bu anlamda korkakça davranabilir.  Dürtülerini ve isteklerini bastırması içinde büyük bir öfkeye neden olduğundan, dışarıdan nazik ve uyumlu davranıyormuş gibi görünse de pasif-agresif, dolaylı bir şekilde savaş verebilir. Sahte ve yüzeysel bir nezaket söz konusu olabilir. He iki yönü de göz ününe alabilmesi ve onaylanma isteği kararlarını hep karşısındakinin isteklerine göre vermesine ya da kararsızlığa neden olabilir.  Çatışmaya girmeye isteksiz ve devamlı taviz veren bir tavırda olması kendi isteklerini hiç ifade edememesine dolayısıyla onları gerçekleştiremeden yaşamasına neden olabilir.

 

Terazi’deki Mars’ın yönetici gezegeni Venüs de Terazi’deki yolculuğunu sürdürüyor. İlişkilerimizde uyum ve eşitlik arayışımızın artması söz konusu olabileceği gibi, hak-hukuk saplantımızın, sevilme, onaylanma ihtiyacımızın dolayısıyla karşımızdakinden beklentimizin de arttığı bir dönem olabilir.  Karşımızdakinin isteklerini net bir şekilde anlamadan  ve kendi isteklerimizi net bir şekilde aktarmadan bir anlaşmaya varmamaya özen göstermekte fayda var. Yaptıklarımızın hesabını gizlice tutup bir gün karşılık alacağımızı düşünmekten ziyade, bazı durumlarda yüzleşmekten kaçmayıp kendimizi ifade etme yoluna gidersek gerçek uzlaşıyı ve adaleti sağlamamız mümkün olabilir.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

2017'nin Önemli Gökyüzü Hareketleri

2017 Yılı Gezegenlerin Burç Değiştirme ve Durağanlaşma Tarihleri, Tutulmalar, Jüpiter ve ötesi gezegenler arası açılar tıklayın....

 

 

10 Ekim 2017’te Jüpiter Akrep’te

Jüpiter, yaklaşık bir yıl sürecek Akrep’teki yolculuğuna başladı.

 

Yaşam ve ölüm Akrep’in iki uç noktasıdır. Ölüm, yaşam kadar gerçektir ve kaçınılmazdır. Karşısında hissetiğimiz acizlik bizi güçlü olmaya iter. Akrep doğası gereği hayatta bunu idrak etmek üzere yaşanan deneyimlerden sorumlu burçtur. Jüpiter burada ölüm, bitiş, güç ve acizlik deneyimlerinden bir anlam çıkartmak, çıplak gerçeği aramak, sahte ve yüzeyde görünen her şeye şüpheyle yaklaşmak, ruhsal olarak güçlenmek, korkunun üstesinden gelmek, kendinden daha büyük bir güce inanç geliştirmek, hayatı dönüştürecek bir kavrayış yakalamak peşindedir.

Akrep burcu kaynaşmak, güçleri, kaynakları birleştirmekle ilgilidir. Dolayısıyla Jüpiter’e özgü inanç ve güven hissi insanların enerjilerini daha büyük bir amaç için birleştirebilmeleriyle, toplumdan dışlananların islahı için birlikte çalışabilmeleriyle, çürüyen bozulan şeyler arıtılabildiğinde, krizler sağduyu ve bilgelikle yönetilip aşılabildiğinde kazanılabilinir. Kendi gücünün yetmediği bir şeyleri yapabilmek için başkalarıyla güçlerini birleştirmek bu dönemde yeni gelişim fırsatları, kazanç ve zenginlik verebilir.

Jüpiter Akrep’teyken ahlaki değerlerin ve vicdanın güç kazanması, akıl ve sağduyuyula insani değerlerin yükseltilmesi söz konusudur.  Derin bağlamda yaşamın anlamını ve bağlantılarını anlama yeteneği verebilir. Akrep burcu Jüpiter’e (anlayışa, sezgiye, keşif ve yolculuğa) derinlik, kararlılık ve irade sağlar. Güçlü bir azimle büyüme kararlılığı görülür. Söylenenlerin arkasındakini duymak, görünenin arkasındakini görmek, gerçeğe, derin bir kavrayışa, evrensel ve tüm insanlığı bağlayan prensiplere ve değerlere ulaşmak mümkündür. Tüm ümitlerin bittiği bir yerde yıkıntıdan bir inanç, iyimserlik, umut yaratabilme yeteneği verir.

Kaynaşmanın, nüfuz etmenin ve başka biriyle bir potada erimenin burcu Akrep, gölge yönüyle  ‘Ya hep, ya hiç’ prensibiyle birlikte ‘Benden yana değilsen, benim düşmanımsın’ diyebilir, Jüpiter’in iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayıran gücü ‘benden yanaysan iyisin, doğrusun, haklısın, benden yana değilsen kötüsün, yanlışsın, haksızsın’ fikrine evrilebilir ve hayat iyi ile kötünün savaşına dönüşebilir.

Olumsuz açıdan Akrep’teki Jüpiter sabit fikirleri ve keskin biçimde tanımlanmış inançları ifade edebilir. İnançları, ırk, kültür, din, mezhep farklılıklarını manipüle ederek (birinin diğerine nazaran üstün olduğu vb) haset, kin, nefret ve intikamı büyüterek güç kazanmayı, sınıf ayrımcılığını, farklı inançta, ırkta, kültürde olanlara karşı nefreti, düşmanlığı ve saldırıyı, kendi tarafındaki kayırarak, zenginleştirerek kendinden farklı olanı ezmeyi, gücü sadece dışsal zenginlikle elde etmeyi, adaletsiz, orantısız gücü, vicdansızlığı, aşırı güç kullanmayı, yasa yapıcıların hoşgörüsüzlüğünü, fikrini, yargısını asla değiştirmemeyi, körükörüne inancı, toplumsal, sosyal anlamda çürümeyi, ahlaki, vicdani değerlerin bozuluşunu, kanunları çiğnemeyi, abartılı bir ölüm korkusunu, saçmalık ve gelip geçicilik duygusu yüzünden hiç bir inanca tutunamamayı, borçların artışını, ekonomik krizleri, dev şirketlerin arasındaki güç savaşlarını, marazi büyümeyi, metastazı, çöplerin, kanalizasyonların, pisliğin yayılıp çoğalmasını, yeraltından, sualtından gelen patlamaları, yeraltında, suda yayılmayı, suyun kabarmasını gösterebilir.

Akrep aşırı uçları, Jüpiter ise aşırılığı, abartıyı gösterdiğine göre bu yerleşim aşırı uçta geniş çaplı katliamlara, seks suçlarına, yeraltı örgütlerinin, mafyanın adalet adına saldırılarına, aşırı yıkıcılığa, zalimliğe, kötülüğün ve karanlığın kazanmasına işaret edebilir. Din, mezhep, ırk, cinsiyet, kültür farklarından doğan fanatizmin zulüm ve ölüm getirmesi söz konusu olabilir.

Kuşkusuz kibir Jüpiter’in en büyük günahıdır. Bu dönemde kibir, böbürlenme, gücün tek sahibi olduğuna, tek haklı olduğuna inanmak, kendini yasaların üstünde görmek, tanrı yerine koymak, kendi ihtiraslarını tanrı buyruğu zannetmek, kendi gücüyle sarhoş olmak, her şeyi bildiğini, en doğrunun kendi bildiği olduğunu zannetmek, boyunu aşmak mahva, acizliğe, güç ve kontrolü kaybetmeye, yıkıma neden olabilir... devamı 

Astroloji Dergisi/ Ayşem Aksoy

     

Yaşamın Ritmi Işığında 2017

Barış İlhan, 27.12.2016

 

 

Jüpiter'le Uranüs her 14 yılda bir yeni bir döngü başlatırlar. İçinde bulunduğumuz döngü 2010 yılında iki gezegenin kavuşumuyla başlamıştı. 2016 yılının sonunda bu yana ikisinin karşıtlığıı deneyimliyoruz. Son karşıt açı 28 Eylül'de yaşanacak. Yılbaşında yazılan yazıdan ilgili bölüm şöyleydi:

 

"Jüpiter-Uranüs
Son Jüpiter-Uranüs döngüsü 2010-2011 yıllarında büyük bir karşı çıkış ile, yani Arap Baharı ile başladı. 26 Aralık 2016’dan itibaren onun en önemli etaplarından birini de
neyimleyeceğiz ve bu başkaldırının hayırlı bir yöne doğru gidip gitmediğini bariz biçimde göreceğiz. Temel anlamıyla Jüpiter-Uranus döngüsü bilinen düzenleri aşma, özgürleşme, ilerleme, enginleşme ile ilgili bir döngüdür. Dolayısıyla içinde isyanları, ani patlamaları, anarşiyi barındırır. Burada olumlu bir sonuca ulaşmanın önkoşulu ‘kendin için istediğin özgürlüğü, komşuna da tanıman’dır.

 

Jüpiter bolluğun, zenginliğin temsilcisi olduğuna göre onun hareketleri para piyasalarıyla da ilgilidir ve Uranüs ile açıları “serbest (Uranüs) para piyasa”sına işaret edebilir. Bu durumda 2017’deki karşıtlığı düşünürsek bunun büyük bir çalkantının işareti olabileceğini söyleyebiliriz. Nitekim Shane P. Ward The Barbault Scale isimli yazısında Andre Barbault’un ölçeğini kullanarak hazırladığı listede 2017’nin durumu çok dikkat çekici:


2014 = -183
2015 = -43
2016 = -260 
2017 = -496 
2018 = -388 
2019 = -282
2020 = -176
2021 = -64


Yazıya göre bu değerler daha önce 1979’da görülmüş. 2. Dünya Savaşı zamanındaki değer ise -692’ymiş. 20. yüz yılda eksi değerlerin maksimuma ulaştığı yıllar ise şunlar olmuş: 1910 – 1922, 1931 – 1944 and 1971 – 1981.1 Bu veriler ışığında, öyle görünüyor ki 2017 yılı ekonomik açıdan oldukça zorlayıcı geçecek.

 

Andre Barbault Planetary Cycles and their Interferences isimli makalesinde özetle 1939-1945 yıllarında Jüpiter ve Satürn’ün Uranüs’le olan etkileşiminin Avrupa’ya diktatörler eliyle faşizmi getirdiğini, Neptün’le etkileşimlerinin ise demokratik güçlerin yönetimi diktatörlerin elinde almaları ile sonuçlandığını yazmış. Yani bir bakıma Jüpiter-Uranüs döngüleri “sağ” görüşle, kapitalizmle bağlantılı döngüler oluyor. Buna göre döngü beklenmedik patlamalarla, büyük gerilimle başlıyor ve içinde savaş yaratma potansiyelini barındırıyor. Nitekim 2010-2011 yıllarında özellikle 0 derece Koç’ta gerçekleşen kavuşum tam da bu şekilde başladı. 2017’de bunun karşıtlığını, en büyük gerilimini deneyimleyeceğiz. Ondan sonra, kapitalizm yönelimli hareket yavaş kaybetmeye başlayacak. Bu sürecin nasıl işlediği 2024 yılında Jüpiter ve Uranüs’ün yine madde burcu Boğa’da kavuşması ile görülecek. Jüpiter bundan iki yıl önce, 2022’de ideallerin, birliğin burcu Balık’ta Neptün ile kavuşacağına göre, Uranüs’le Boğa’daki kavuşumunun insanlık için daha hayırlı ve demokratik sonuçlar getirmesini umarız." - Barış İlhan


Yazının tamamı:
https://www.barisilhan.com/yasamin-ritmi-isiginda-2017

 

Astroloji’ye Kaç Kişi Gerçekten İnanıyor?


Nicholas Campion

 

Astroloji ve burç köşeleri, magazin gazetelerinin, kadın dergilerinin ve internetin tanıdık içeriğidir. Bu içerikler, bazıları için tartışmalı olmakla birlikte, özellikle insan ilişkileri açısından göksel ve yersel olaylar arasında anlamlı bir ilişki olduğunu iddia ederler.

 

Bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki yaşamı yönetmek amacıyla gezegenleri 12 zodyak işaretiyle ilişkilendiren Astroloji, Orta Doğu'da ve klasik Yunanistan'da M.Ö. beşinci ile birinci yüzyıllar arasında icat edilmiştir. 21.yüzyıla büyük oranda İslam dünyası yoluyla iletilmiştir.

 

Astroloji son günlerde iki farklı konuda yeriliyor. Bir tarafta, en iyi ihtimalle onu yanıltıcı bulan, kötü ihtimalle de Şeytani bulan Evanjelik Hıristiyanlar var. Diğer taraftaysa, kaderimizin yıldızlarda yazılı olmasını hileli ve hatta zararlı olduğunu düşünen şüpheciler bulunuyor.

 

Bu iddialar doğruysa, kaç kişinin astrolojiye inandığını ve bunun nedenlerini anlamak önemli ve bu konuda yapılacak bazı ciddi araştırmalar için zaman gelmiş demektir.... devamı                                                       Çeviren: Billur Kılınç ve Hatice Akbaş

 

   

2001 yılının 21 Haziran’ında Yengeç burcunun 0 derecesinde bir Güneş Tutulması gerçekleşti. Aynı yıl 11 Eylül’de New York’ta World Trade Center’a (Dünya Ticaret Merkezi) peş peşe iki saldırı oldu ve resmi açıklamalara göre yaklaşık 3000 kişi öldü. Tutulmadan yaklaşık 3 ay sonra olan bu saldırının Haziran’daki tutulma ile bir ilgisi var mıydı? Evet, vardı. O gün Mars tutulma noktasının karşısına geçmişti ve Ay tutulma derecesine çok yaklaşmıştı. Yani gökyüzünün iki önemli tetikleyicisi Güneş Tutulmasının mesajının zamanının geldiğini bldirmişti. Haritada başka göstergeler de dikkatimizi çekebilir, ancak konumuz bu olmadığı için detaya girmeye gerek yok.

 

Şimdi niye bu eski olaydan bahsediyoruz? Çünkü 21 Ağustos da Aslan burcunun 29 derecesinde bir Güneş Tutulması yaşadık. Mars bu tutulmaya kavuşum yapıyordu, ama 8 derece gerisindeydi. Şimdi yavaş yavaş tutulma derecesine yaklaşıyor. 3-4 Eylül tarihlerinde bu noktanın üzerinde olacak. Öte yanda geri giden Merkür tutulma derecesine ulaştı bile. 3 Eylül’de Mars ve Merkür kavuşarak tutulma derecesini tetikleyecekler. Bu esnada Ay’ın ne yaptığına baktığımızda 4 Eylül akşamı Kova burcunda Güney Ay Düğümü ile kavuşmasının ardından 5 Eylül sabahı erken saatlerde tutulma derecesini tetikleyeceğini görüyoruz. Yine iki tetikleyici, bu defa Merkür’ün eşliğinde gökyüzünde karşıt açı yaparak Güneş Tutulması derecesini tetikleyecekler.

 

Yukarıdaki örnekten de gördüğümüz gibi, gökyüzündeki bu tetiklenme önemli olaylara işaret edebilir. Aslında son zamanlarda olaysız bir gün yok, bu nedenle aklımız karışabilir. Teksas’taki kasırga gündemi oldukça işgal etti, ancak Asya da sel felaketiyle yıkılıyor. Öte yanda Arakan’dan tekrar katliam haberleri geliyor. Başımızı nereye dönsek acı bir haberle karşılaşıyoruz. Yurt içinde en sansasyonel konu Vatan Şaşmaz’ın ölümü oldu. Güneş Tutulması bir ünlünün (Güneş) öldürülmesine işaret etti. Ancak bu konu diğer haberlerin üstünü örtmemeli. Türkiye’nin haritasında 3. (medya, komşular, eğitim), 4. (muhalefet, konut sektörü) ve 12. (hapishane, hastane, düşman, sıkıntı) evleri yöneten Merkür tutulma noktasına ulaştı demiştik. Haberlerin temsilcisi Merkür bugün hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlü sayısının 224 bini geçtiğin. 22 bininin yerlerde yattığını bildirdi. Ayrıca Nuriye Gülmen’in durumunun çok kritik olduğunu öğrendik. Bugün cumhurbaşkanı Erdoğan Fırat Kalkanı’nda ne yapıldıysa, yine hazır durumda olunduğunu söyledi. Nitekim son iki gündür Afrin’e Türkiye’den füze atıldığı, yaralıların olduğu söylentisi dolaşıyor. Tabii muhalefet konusunda CHP’nin Adalet Kurultayını, Meral Akşener’in partisini unutmamak gerekir. Orta Doğu’daki gündem oldukça yüklü. İran’ın kırmızı çizgisi, Irak Kürdistan’ındaki referandum, Türkiye’nin Afrin’e girme isteği ortamı iyice ısıtıyor. Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. evinde olduğu için tetikleme sonucunda olayların bununla ilişkili olabileceğini düşünebiliriz. Bunlar aklımıza gelenler. Merkür 12. evi de işin içine kattığına göre kapalı kapılar ardında gizli gizli nelerin gelişmekte olduğunu bilemeyiz. Hoş zaten bunlar kişisel olarak bizi aşar. Yani yapabileceğimiz bir şey yok. Bekleyip göreceğiz.

 

Peki kişisel olarak ne yapabiliriz. Güneş Tutulmasının kişisel doğum haritalarında neleri tetiklediğine göre durum değişir. Yine de genel olarak, söz konusu tarihler civarında hangi konular yaşamınızda baş göstermeye başladıysa, bunlara özel önem verin. Bu konularla ilgilenmek üzere kolları sıvayın. Çünkü bu konular öyle geçiştirilecek şeyler değil. İleride daha büyük sorun olarak karşınıza çıkabilirler. Hem zaten şimdi bunları yapabilecek cesarete de (Mars-Aslan) sahipsiniz. Bu şansı değerlendirmeye bakın. Yalnız o esnada oluşacak olan Güneş-Neptün karşıtlığını düşünerek, kararlarınız konusunda tarafsızlığına ve bilgeliğine güvendiğiniz birkaç kişinin görüşünü almakta yarar var. Yoksa aldanıp hayal kırıklığına uğrayabilirisiniz. 

 

Kolay gelsin...

Barış İlhan

 

 

Büyük Amerikan Tutulması Sadece Amerika’yı mı Etkiliyor?

 

Nefesler tutuldu, gözler Büyük Amerikan Tutulması için Amerika’ya çevrildi. Dünyadaki astrologların tek konusu 21 Ağustos’da gerçekleşecek olan Güneş Tutulması. Bir tutulma en fazla gözlendiği yeri işaret ettiği için bir bakıma haklılar. Amerika bütünüyle tutulmanın etkisi altında. Bu tutulmaya ilginin bir odak noktası da Güneş Tutulmasının Trump’ın Yükselen’i (doğum saati doğruysa) üzerinde gerçekleşecek olması. Trump’a karşı olanlar bu tutulmayla birlikte Trump’un gideceğini umuyorlar. Trump gitse de kalsa da bundan sonra Amerika’yı zor günlerin beklediği aşikar. Geçenlerde bir makale uzun uzun Amerikan İmparatorluğunun çöküşe geçtiğini, yerine Çin’in yükseldiğini anlatıyordu. İleride göreceğiz...

 

Son haftalarda Trump’ın Kuzey Kore lideriyle restleşmesi üzerine bir okurum, bu tutulmanın nükleer anlamda ikisi arasındaki çekişmenin ciddileşeceğine işaret edip etmediğini sormuştu. Doğal olarak Kuzey Kore liderinin bu Güneş Tutulmasından etkilenip etkilenmediğine baktım. Evet, Kim Jong Un’un Mars’ı, yani savaş gezegeni, son Ay Tutulması ve önümüzdeki Güneş Tutulması ile tetikleniyordu. Bunun üzerine dünya üzerinde sahneyi işgal eden ülkelerin ya da liderlerin haritalarına bakınca hemen hepsinin yıkıcı gezegenlerinin son tutulmalarla tetiklendiğini görüyoruz. Kuşkusuz burada kritik konumdaki ülke Amerika oluyor. Amerika’nın haritasında 3. evdeki Ay tetikleniyor. Ay ölüm ve kayıp evi olan 8. Evi yönetiyor, ayrıca hem halkı temsil ediyor, hem de haritada dört tane gezegenin düzenleyicisi durumunda. Bu gezegenler haritada halkı, iktidarı, orduyu, polisi, yurtdışını, açık düşmanları, müttefikleri simgeliyorlar. Sadece bu bile Amerika’nın ne kadar hareketleneceğini göstermeye yeterli. Nitekim Charlottesville olayları bundan sonra yaşanacakların boyutlarının ipucu.

 

Amerika’nın şu anda en büyük düşmanı Rusya, ve lideri Putin’in haritasında hem Tepe Noktasının (MC) hem de Pluto’sunun tetiklendiği görüyor. Pluto cehennemin efendisi lakabıyla en yıkıcı gezegen. İsrail'in Mars-Pluto-Satürn üçlüsü, Netanyahu'nun Mars ve Pluto'su da dikkat çekiyor. Tutulmalarla yine Pluto’su tetiklenen bir başka lider de Erdoğan (doğum saati bilinmediği için haritayı 12:00 göre çıkarttım). Hepsi güç savaşı, manipülasyon, gücü elinde tutma mücadelesi veriyorlar. Tabloya İngiltere’yi eklediğimizde, onun da Satürn-Venüs/Pluto karşıtlığının tetiklendiğini görüyoruz. Bu durumda özellikle Suriye ve Irak’ta etkin olan ülkelerin zorlu bir sürece girdikleri görülüyor. Bu süreçte Mars, Satürn, Pluto gibi gezegenlerin harekete geçmesi endişe yaratan bir tablo sunuyor.

 

21 Ağustos’taki Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. Evinde gerçekleşiyor ve iktidarı temsil eden, Ay Tutulması ile de tetiklenen Neptün’ün yanında duruyor. Başkanlık, medya, ilk öğrenim ve komşular temaları ön planda. İlginçtir ki Güneş Tutulmasının Astro Carto Graphy’sine baktığımızda Uranüs-Pluto çizgilerinin Türkiye-Suriye sınırında Kobane-Sincar arasında, kesiştiğini görüyoruz. Bu ikisinin birleşimi ani radikal savaşları ve yıkımları, öngörülemeyen dönüşümleri, özgürlük mücadelesini, kitlesel başkaldırıyı düşündürüyor. Aynı haritada Jüpiter de Hatay’ın yanından, İdlib üzerinden Şam’a iniyor. İdlib Suriye yönetimine karşıt, cihatçı güçlerin elinde bir kent. Son haftalarda el-Kaide uzantısı Nusra’nın eline geçti. Türkiye yönetimi için önemi büyük. Umarız sağduyu egemen olur, daha fazla dipsiz kuyulara doğru yönelinmez.

 

Bir Güneş Tutulmasının etkisi bir kaç yıl sürer. Olaylar bazen tutulmadan hemen önce veya hemen sonra olabilir, ancak 1-2 yıl sonra da gerçekleşebilir. Bu da bizi 2019-2020 yıllarına götürür. Demek ki o dönemde gerçekleşecek olayların tohumları şimdiden Mars, Satürn, Pluto ile atılıyor. Hepimize kolay gelsin... -Barış İlhan

 

ASLAN’DA TAM GÜNEŞ TUTULMASI

 

“Eğer içindeki hakikatin sesini duyamıyorsan, hayatının bütün günlerini başkalarının çektiği iplerin uçlarında geçireceksin demektir...”  Howard Thurman

 

 

21 Ağustos 2017’de Türkiye saatiyle 21:30’da 28 derece Aslan burcunda bir Tam Güneş tutulması gerçekleşiyor. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürer ve  zaman göstergesi gibi hayatımızdaki bir takım şeylerin zamanının geldiğini gösterir. Bulunduğu evin temalarını gündeme getirir. 7 Ağustos 2017’de gerçekleşen Kova’daki Ay tutulmasında ortaya çıkan temalara bağlı olarak edindiğimiz bilgileri, deneyimleri ve kazandığımız perspektifi önümüzdeki dönem içerisinde yapmamız gereken değişimlerde ve başlangıçlarda kullanmak mümkün olabilir.  Bu tutulma Saros serisi no 145’e ait bir tutulma. Bir tutulma ailesindeki bir  Saros döngüsü 18 yıl, 11 gün, 8 saat uzunluğunda ve bu tutulma ailesindeki bir önceki tutulma 11 Ağustos 1999’da meydana gelmişti. Bundan 18-19 yıl önce hayatımızda neler olduğunu,o dönemde hangi temaların ve olayların bizim için önem teşkil ettiğini düşünmek, bu önümüzdeki dönem için bize bazı fikirler verebilir. 

 

Eski astrologlar, Aslan burcundaki bir tutulmanın “kralla” ilgili olarak bir mesaj verdiğine inanırlardı.  Işığı, egoyu, bilinci ve en yüksek ifadesinde “asil ve iyi bir kralı” temsil eden Güneş’in ışığının Ay tarafından kapatılması, günün geceye dönmesi gibi, yöneticinin yani kralın da düşüşü, bilinen düzenin alt üst oluşu anlamına gelirdi. Koç’ta geri hareketini sürdüren Uranüs’ün tutulmaya üçgen açı yaptığını düşünürsek, hiç şüphesiz kişisel anlamda da bilincimizde ve hayatımızda bilinen düzen dışına çıkmamızı gerektirecek bazı olaylara ve değişimlere işaret edebilir. Kimliğimizi ve yaratıcılığımızı onurlandırmamızı, kalbimizin istekleriyle bağlantı kurmamızı sağlayacak ve belki uzun süredir göz ardı ettiğimiz ya da karanlıkta kalan gerçekleri ortaya çıkartacak deneyimlerle karşılaşmamız mümkün.  Belirtildiği gibi, tutulmaya Koç’taki Uranüs üçgen bir açı yapıyor. Duygusal ve kişisel anlamda bağımsızlığımızı ve farklılığımızı cesaretle ortaya koyacak tarzda yenilikler yapmak veya hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda gerekli inisiyatifleri almak için kolları sıvayabiliriz.

 

Aslan’daki bu Tam Güneş tutulması, Perslerin eski dört kraliyet yıldızından, “Aslan’ın Kalbi”, “Kuzey’in Gözcüsü” olarak bilinen Regulus sabit yıldızının yanında gerçekleşiyor. Persler, gökyüzünün dört bölüme ayrıldığına ve her bölümün 4 kraliyet yıldızından birisi tarafından gözetildiğine ve korunduğuna inanırlardı. Bu yıldızlar, hem iyi hem de kötü güçlere işaret ediyorlar ve  felaketleri, çığır açan buluşları ve tarihi dönüm noktalarını da gösteriyorlar. Ptolemy’ye göre Jüpiter ve Mars doğasına sahip olan Regulus’un vurgulandığı bu tutulma, kraliyet, yöneticiler, otorite, güç, asalet, zenginlik, askeri onur, toplumsal ün ve nüfuzlu arkadaşlar gibi temaların yanı sıra, şiddet, yıkıcılık, başarısızlık, gözden düşme, korkunç ölümlerle sonuçlanan kısa süreli askeri başarılar, düşmanlardan gelecek tehlikeler, yanlış arkadaşlar ve hastalık gibi temaları da gündeme getiriyor ve bu anlamda özellikle liderler ve elitler için uğursuz bir etkiye sahip olabilir. Burada Regulus’un 28 Kasım 2011’de Başak burcuna giriş yaptığını ve şu an 0 derece Başak’ta olduğunu hatırlamakta fayda var.  Ego-merkezli, eril bir burçtan, başkalarına hizmete odaklı dişil bir burca geçmesi bir çok astrolog tarafından kişinin egosunu, kişisel isteklerini bir tarafa bırakıp, başkalarına daha faydalı ve hizmete yönelik bir yaklaşımla ilişkilendirilmişti. Burada kastedilen şey, sağlıklı bir ego, kişisel güç ve özerklik duygusu olmadan, sadece başkalarının onayına bağımlı tarzda ya da köle durumuna düşecek tarzda bir hizmet anlayışı değildir. Aslında Regulus’un olumsuz ifadesinde, aşırı gururdan, bencillikten, kibirden, popüler, önemli olma ihtiyacından ve intikam duygusundan kaynaklanan bir “düşüş” teması vardır. Sabit yıldızın işaret ettiği cesaret ve gücü, onay beklemeden, hiç saklanmadan her kimsek onu samimiyetle ortaya koyarak, kalbimizin isteklerini doyurarak,  yaratıcılığımızı kullanabileceğimiz, keyif aldığımız şeylerin peşinden giderek elde edebiliriz. Bu şekilde kendi “merkezimizde” olduğumuzda dışarıdan  gelebilecek darbelere ve tehlikelere karşı daha güçlü durmamız mümkün olabilir.

 

Son olarak 28 derece Aslan’daki bu tutulmanın Sabian sembolü cümlesi ise şu şekilde: “Bir denizkızı, ıssız, kayalık bir kıyıya çıkar ve ona “ölümsüzlüğü” getirecek olan prensi beklemeye koyulur.” Bu sembol kendimizi ait hissedebileceğimiz ve değer verebileceğimiz bir partnere, bir yere ya da bir kariyere işaret eder. Öz-güvenle kendi ayaklarının üzerinde durma, bilinçlilik, yaratıcılık, değişim, yenilik, zor zamanlarda sevgiyi bulma gibi temaların yanında, kişinin varlığını ilişkileri kanalıyla onaylamaya çalışma tehlikesi vardır. Bir sevgili ya da bir kalabalık olmadan kişi yok gibidir. Sosyal anlamda sadece onaylanabilir olmak ya da popüler olmak amacıyla atılan adımlar ya da kendinizi hiç ifade etmeksizin, gerçek isteklerinizi anlamaksızın sizi mutlu edeceğine inandığınız “prensinizin” ya da “prensesinizin”  gelip sizi yaşatmasını ya da isteklerinizi gerçekleştirmesini beklemek daha da fazla yalnızlığa yol açabilir. Ünlü Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un dediği gibi, “Gerçek mutluluğu bulmanın tek bir yolu vardır, o da iliklerinize kadar, tamamen açık olmayı göze almaktır...” 

AstrolojiDergisi/Gözde Kara

  Kaynaklar:

*The Fixed Star & Constellations in Astrology by Vivian Robson

*The Fixed Stars and Their Interpretation by Ebertin-Hoffmann

* https://infogalactic.com

*http://www.astrolojidergisi.com/Ed%20Tamplin-Tutulmalar.htm

  

KOVA’DA  AY TUTULMASI

 

“Hayattaki en önemli özgürlük, gerçekte olduğunuz kişi olmaktır. Gerçeğinizi, bir rol ile; aklınızı ve hislerinizi ise bir maske ile takas edersiniz. Kişisel anlamda bir devrim olmadan, büyük ölçekli bir değişimden asla söz edilemez.  Her şey ilk önce içimizde olmalıdır.” - Jim Morrison

 

7 Ağustos 2017’de saat 21:11’de Kova burcunda bir Ay tutulması gerçekleşiyor. Ay- Güneş karşıtlığında yani Dolunay’da gerçekleşen Ay tutulmalarında, iki zıt kutupta olan enerjileri dengeleme, karşımızdakine ayna tutma, yansıtma ve dolayısıyla farkındalık kazanma söz konusudur.  Sabit bir hava burcu olan Kova’daki bu tutulma, hayatımıza ve özellikle birebir ilişkilerimize olan yaklaşımlarımızda, daha objektif, akılcı, tarafsız, eşitlikçi ve insancıl olmamız gerektiği vurgulanıyor. Duygusal ve zihinsel anlamda özgür olma ve bireyliğimizi ifade etme ihtiyacındaysak, bunu aşırı kayıtsız, mesafeli ya da  isyankar bir şekilde ifade etmek yerine, daha tarafsız ve karşımızdakinin de hak ve özgürlüklerini gözeten bir tarzda yapmak oldukça önemli.

 

Tutulma haritasında Kova’daki Ay, Kova’nın ikinci dekanında ve Merkür’ün yöneticiliğinde. Akılcılık, mantık ve tarafsızlık ve öğrenmeye açık olma konuları yine gündeme geliyor. Kova’daki Ay’ın geleneksel yöneticisi Yay’da geri hareketini sürdüren Satürn, Kova’daki Ay’a altmışlık; Aslan’daki Güneş’e ise üçgen olmak üzere olumlu iki açı yapıyor. Duygusal anlamda özgürlüğümüzü, bireyliğimizi kazanma ve bu yönde oluşacak problemleri aşma yolunda, işleri yavaştan alıp, daha gerçekçi, planlı ve disiplinli bir şekilde gitmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Kendi duygusal ihtiyaçlarımıza uygun olarak, sınırlarımızı belirlemek, mesafe koymak ya da inandıklarımızı, doğrularımızı ifade etmek bizi kişisel açıdan özgürleştirse de, bunları yaparken bizi hala besleyen sosyal yapılara ve ilişkilere zarar vermemek de önemli.

 

Kova’daki bu tutulmada, Mars, Aslan’da Güneş ile kavuşum, Kova’daki Ay ile karşıtlık yaparak önemli bir rol oynuyor. İsteklerimiz, bireyliğimiz ve özgürlüğümüz için mücadele verirken, dürtüsel, düşüncesiz, öfkeli ve zorlayıcı davranabiliriz. Öfke patlamasıyla birşeyleri koparıp atmak, uzaklaşmak ya da duygusal sömürüyle isteklerimizi elde etmeye çalışmak yerine,  bu enerjiyi kendimizi ve haklarımızı cesurca ve dürüstçe öne sürmek, karşımızdakini de bu yönde teşvik etmek ve böylelikle ilişkilerimizdeki dengesizlikleri tespit etmek üzere kullanabiliriz. Aniden çıkabilecek problemlerde ve tartışmalarda o anda gerekeni yapma ve o durumla mücadele etme kapasitemiz artabilir.  Terazi’deki Jüpiter, bu tutulmada, Kova’daki Ay’a üçgen ve Aslan’daki Güneş’e altmışlık açı yaparak, bu duruma daha olumlu, etik,  iyimser ve hoş görülü bir perspektif getirebilir. Hayatımızda adalet, eşitlik, hak-hukuk, doğru-yanlış kavramlarının oldukça önem kazanması söz konusu olduğundan,  neyin doğru neyin yanlış, kimin haklı kimin haksız olduğuna hüküm verirken, karşımızdakini de tarafsız bir şekilde iyice dinlediğimizden ve onu anladığımızdan emin olmak, her iki tarafın da kazanacağı şekilde uzlaşmak oldukça önemli. Böylelikle hayatımızda neyi/kimi nereye koyacağımıza, hangi yaklaşımın doğru ve yanlış olduğuna daha net bir şekilde karar verebiliriz.

 

Tutulma haritasında bir de Tracy Marks’ın “Dörtlü Yod” dediği açı kalıbı göze çarpıyor. Oğlak’ta geri hareketteki Pluto ile Balık’ta geri hareketteki Neptün kendi aralarında altmışlık açı yapıyor. Bu iki gezegen fokal gezegen olan Aslan’daki Güneş’e 150’lik (quincunx) açı yaparken, fokal Güneş’in karşısında Kova’daki Ay ise, Pluto ve Neptün’e “yarım altmışlık” açı yapıyor. Bu açı kalıbı bilinçdışı gerilim ve huzursuzluk ile ilişkilendiriliyor ve bu bilinçdışı huzursuzluk, kişinin hayatında bazen dönüm noktası olabilecek nitelikte ani bir krizle ortaya çıkabiliyor. Bilinç düzeyimize çıkan bu duygusal temalarla ilgili yeni bazı düzenlemeler yapmamız ve “Dörtlü Yod’un” işaret ettiği ettiği üzere, bu düzenlemelerin de mutlaka somut ve eyleme yönelik olması gerekiyor.

 

Son olarak Kova’daki Ay’ın Sabian sembolü cümlesi, “Ünlü bir iş adamı masasında oturuyor.” şeklinde. Bu sembol sorumluluk, kontrol, yönetim, akıllıca riskler ve kararlar alma konularını gündeme getiriyor.  İşimizde veya hayatımızın genelinde aşırı sorumluluk alma eğilimimizin ve kontrol ihtiyacımızın, bize fiziksel ve duygusal anlamda bazı sınırlamalar, sıkıntılar getirebileceğine, özellikle yakın ilişkilerimizde “yabancılaşma” tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğimize işaret ediyor. Hem bedenimizin hem de ilişkilerimizin sağlığını korumamız önemli. Aslan’daki Güneş’in Sabian sembolü cümlesi ise, “Fırtınadan sonra güneş ışıl ışıl parlıyor.” şeklinde. Sembol, periyodik olarak bir insanın hayatına giren fırtınalardan bahseder. Bu fırtınalar, kişinin hayatında önünü tıkayan ve gerçekleri görmesini engelleyen şeyleri silip süpürür. Hava açılır, temizlenir ve güneş ışıl ışıl parlamaya başlar. En kötü olan bitmiş ve bir iyileşme süreci başlamıştır.  Sembol, bir kendini toparlama süreci, kötü bir haberden sonra gelen iyi haber, iyileşme gibi temalardan bahsetse de, sürekli bir şeylerin ters gideceğine dair aşırı bir korku, öngörülemezlik, dengesizlik gibi temalara karşı da uyarıyor.  Farklılığımızı ifade ederken veya özgürlüğümüzü, haklarımızı talep ederken,  bizim için hala önemli olan insanlardan uzaklaşmadığımızdan emin olmamız ve  gerçek anlamda  özgür olmanın - hayatı sadece uzaktan seyretmenin ötesinde - sorumluluk  ve çaba gerektirdiğini de unutmamamız gerekir.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

Doğum Haritası Yorumlama Sanatı, Tracy Marks

www.sabiansymbols.com, Lynda Hill

 

2017 Tutulmalarının Sizin İçin Ne Anlama Geldiğini Keşfedin

 

Ed Tamplin

 

 

Doğada bir tam Güneş tutulmasının görkeminden daha huşu uyandıran bir olay yoktur. Bu kısa büyüleyici dakikalarda, doğal olan doğaüstüne dönüşür. Gün geceye döner, sıcaklık dramatik olarak düşer, ve kararmış gökyüzünde yıldızlar sihirli bir şekilde parıldamaya başlar. Eskiler bu Güneş'in gök kubbede yutulma mucizesinin karşısında hayrete düşmüşlerdi. Onun gizemi ve cazibesi zamanlar ötesidir.

 

Bazıları 2017'i Büyük Amerikan Tutulma Yılı olarak adlandırıyor. 21 Ağustos'ta UT 18.20'de bir tam Güneş tutulması ABD'yi Batıdan Doğuya katedecek. En az, bağlantılı olduğu 1999 Büyük Tutulması kadar dikkat toplayacak. Yılın başlarında, 26 Şubat'ta UT 14.58'de gerçekleşen Halkalı Güneş Tutulması Güney Amerika'nın Güney ucundan Orta Afrika'ya doğru bir seyir izlemişti. Halkalı Güneş Tutulması, Ay Güneş'in önündeyken Güneş dairesinin kenarlarının görülebildiği durumdur. 

 

Tarihsel olarak, tutulmaların kayıt altına alınması kültürler arası bir olaydır. Onlardan sadece sıradan insanlar değil, krallar ve imparatorlar da korkuyorlardı. Üç gök cisminin, yani Güneş, Ay ve Dünya düzleminin aynı hizaya gelmesi, büyük değişimlerin habercisi olarak varsayılırdı. Sır dolu Dünyanın astronomi başkenti Babil'de, tam bir tutulma öncesinde halk tabakasından biri kral olarak tayin edilirdi. Ancak bu görev kısa ömürlü olurdu, çünkü hem kişi hem de unvanı göksel tanrıları yatıştırmak ve kralı korumak için kurban edilirdi.

 

Bir tutulmayı öngöremeyen astrologlar için benzer bir kader beklenirdi. Bunu, Çinli astronomların MÖ 2400'ten beri titizce kayıt tuttukları anallarda gözlemliyoruz. En eski Çin uygarlığında Güneş imparatoru sembolize ederdi, ve tutulma için kullanılan "shih" kelimesi yemek veya tüketmek anlamı taşıyordu. Güneş'in Hindu Mitolojisinin meşhur ejderhası Rahu tarafından ya da Viking/Kore efsanelerindeki Güneş köpekleri tarafından yutulduğu motifi, çeşitli kültürel tutulma geleneklerinin parçasıdır. .. devamı

Çeviren: Efe Naci Erten

    

Astrolojide Mizaçlar (Temperament)

 

 

Gülşen Altay'ın hazırladığı çalışma. Bu çalışmayı 9 Şubat 2017 tarihinde NCGR-Türkiye toplantısında sundu. Çalışma uzun ve kapsamlı olduğu için pdf dosya olarak paylaşıyoruz. Aşağıdaki linkten dosyaya ulaşabilirsiniz.  Kendisine çok teşekkür ederiz.

 

MİZAÇ

 

"Elementler harmanlandı, karıldı bir insana… 

Su’ydu, ondan size akan 

Ateş’di, ondan size geçen heyecan, ilham 

Hava’ydı, ondan size doğru esen 

Toprak’dı onun kendine sakladıkları"


Bir şeyleri kategorize etmek insanın doğasında vardır. Jung bunun sebebini “kaos’a düzen getirmek” istememiz olarak açıklar. Gerçekten de binlerce yıldır insanları fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak sınıflandırıyoruz. Bu sınıflandırmalardan bir tanesi de 2000 yılı aşkın süredir bilim adamları, hekimler, filozoflar ve astrologlar tarafından kullanılan mizaç’dır.
Bildiğimiz anlamda modern batı dünyasına ulaşan mizaç teorisi ve analizi tarihte Greklerle başlamıştır. Empedokles, ilk, kosmos’un bileşenleri hakkında hipotezini sundu. Açıklıkla olmasa da Hipokrat tarafından değinilen mizaç doktrini, Galen tarafından geliştirildi ve Ptolemy’den Ortaçağ astrolojisine ve William Lilly zamanına kadar kullanıldı. Mizaç teorisini ve tarihini keşfe çıkmadan önce dilerseniz: Mizaç nedir? Bileşenleri nedir?, sorularına cevap arayalım.

 

https://s3.amazonaws.com/wix…/Z41BkC2QKiaDZKWmdB0Q_MIZAC.pdf

     

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

 

  

AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR

 

 

Astrolojide Ay Düğümleri Ay’ın yörüngesi ile dünyanın yörüngesinin kesiştikleri noktalardır. Güneş ve Ay Tutulmaları da Yeniay ve Dolunay’ın bu düğümlerin yakınlarında gerçekleşmesi ile olur. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Aslan burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de Kova’ya giriyor. Yani Kova özelliklerinden Aslan özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla kişisel olarak risk almak, kendini ortaya koymak zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz.

 

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda, merkezde olma isteği ile kenarda mesafeli durma isteği, kişisel ve yoğun sevgi ihtiyacı ile insanlara mesafeli durma ihtiyacı, en önemli ve özel olma arzusu ile herkesin eşit olduğu düşüncesi arasındaki çekişmeyi gösterir.

 

Gerisini Astroloji Dersleri kitabından okuyalım:

 

Kuzey Ay Düğümü Aslan’da, Güney Ay Düğümü Kova’da
Bu kişi kendisinde sağlıklı Aslan özelliklerini geliştirmeli ve kendisine daha aşina gelen
Kova’nın gölgelerine dikkat etmelidir. Bu insan akıntıya uyup, kendini pek ortaya koyma-
dan yaşamaya eğilimlidir. “Eğer ben bu grupla iş birliği yapar, onlara boyun eğersem onlar
bana istediğim sevgiyi ya da onayı verirler” düşüncesinde olabilir. Bir kenarda başka insanların performansını izlemeye alışkındır. Yaşamı yaşamaya değil, gözlemlemeye alışmıştır. Bu yüzden uygulama konusunda problemi vardır. Bilimsel gözlem alışkanlığıyla yaşama katılmayı ihmal ettiğinden, bu hayata bunu öğrenmeye, kendi performansını sergilemeye, oyununu oynamaya, hayatın tadını çıkarmaya gelmiştir. Akıntıya uyma özelliği nedeniyle, bir gruba dahil olup, kalbindekileri ortaya çıkartamayabilir. Oysa yapması gereken içindekileri ortaya çıkartmak, yaratıcılığını ifade etmektir. Ama alkışlanmama, beğenilmeme korkusu bunu yapabilmesini zorlaştırır. Bu insanlar hiç çocuk gibi oynamasını bilmediklerinden ve bunu öğrenmeleri gerektiğinden çocuklarla beraber olmalıdırlar (kendi çocukları olması şart değildir).

 

Geliştirilmesi gereken Aslan özellikleri:

Kişisellik
Özgüven
Risk almak
Sahnede yer almak
Kalbinin sesini dinlemek
Keyif aldığı projeler geliştirmek
Hayata oyun gibi bakmak
İçinden geçeni ifade etmek
Başkalarını yüreklendirmek
Her güne yeniden keyifle başlamak

 

Bırakılması gereken Kova özellikleri:
Soğukluk, uzaklık
Ait hissetmek için akranlarının baskısına boyun eğmek
Ben hepinizden farklıyım tavrı
Tuhaflıkla dikkat çekmek
Sürü psikolojisi
Hayatı bir laboratuar gibi uzaktan izlemek
Sürekli isyan

 

Önümüzdeki süreçte daha cesur, onurlu ve yürekli olmanız dileğiyle...

Barış İlhan

 

BALIK’TA GÜNEŞ TUTULMASI

“Bir gün Güneş itiraf etti:

Ben sadece bir gölgeyim.

Keşke suretime ışıl ışıl dökülen

Şu sonsuz parlaklığı sana gösterebilseydim.

Keşke sen yalnızken ve karanlıktayken

Kendi Varlığının o inanılmaz ışığını sana gösterebilseydim.”

Hafız-ı Şiraz

 

 

26 Şubat 2017’de Türkiye saatiyle 17:59’da 8 derece Balık’ta bir Güneş tutulması gerçekleşiyor; her Yeniay’da olduğu gibi bu Güneş Tutulması da hayatımızda yeni başlangıçlara, fırsatlara ve projelere işaret ediyor. Balık’taki bu tutulma, yine Balık burcunun özelliklerinin vurgulandığı Balık’ın ilk dekanında (ilk on derecesinde) gerçekleşmekle kalmıyor, aynı zamanda burada Neptün-Güneş-Ay-Merkür’den oluşan bir stelyum da (kümeleşme) göze çarpıyor. Güney Ay Düğümü ve Kayron’un da Balık’ta olduğunu hesaba katarsak, Balık vurgusunun bir hayli fazla olduğu bir tutulma ile karşı karşıyayız.

 

Tutulmanın yönetici gezegeni olan Neptün, Balık’taki Güneş ve Ay ile kavuşum halinde. Olumlu anlamda hayatın alt akıntılarını kolaylıkla hissedebileceğimiz, sezgilerimizin güçlendiği, kendi içsel rehberimizin yardımıyla “saf” gerçeği görebileceğimiz, kabulleniciliğimizin, özverimizin, merhametimizin, başkalarıyla olan birlik duygumuzun, ilhamımızın ve sanatsal yaratıcılığımızın arttığı bir zamana işaret ediyor; vizyonumuzu, ilhamımızı ve yaratıcılığımızı kendi doğamıza uygun yollarla hayata geçirme fırsatı yakalayabiliriz. Olumsuz anlamda bir sisin içinde yürüyor gibi hissedebiliriz. Yolunu kaybetmiş, dağılmış, nereye sürüklendiğini, ne yapacağını bilemez, çaresiz ve pasif bir halde birilerinin bizi kurtarmasını bekleyebiliriz ya da kendimiz bir kurtarıcı rolüne bürünebiliriz. Hayallerimiz ve fantezilerimizin peşinde gerçekleri göremeyebilir, gerçek hayattan kaçabilir, kendimizi uyuşturan bağımlılıklar geliştirebilir, hem kendimizi hem başkalarını aldatan hareketlerde bulunabilir ya da ilişkilerimizde ciddi anlamda sınır problemleri yaşayabiliriz. Neptün’ün “yol gösterici bir melek” olduğunu da hatırlarsak, mantığımızın tükendiği noktalarda yalnız kalarak, iç sesimizi dinleyerek, rüyalarımıza, vizyonlarımıza ve belki de etrafımızdaki sembollere dikkat ederek bu “meleğin” yol göstericiliğinden faydalanabiliriz. Yaşamı olduğu gibi kabullenmek, bir şeyleri oluruna bırakabilmek ve benlik duygumuzu aşıp başkalarına yardım ve şefkat eli uzatmak bize çok şey kazandırabilir. Yine Balık’taki Güney Ay Düğümü ve Kayron geçmişten gelen duygusal yaralarımızı ve bağımlılıklarımızı su yüzüne çıkartarak onları iyileştirme fırsatını bize sunuyor.

 

Tutulmanın diğer yöneticisi Jüpiter Terazi’de hâlâ geri hareketini sürdürüyor. Gerçek uyumu, barışı, ahengi yakalamak ve sağlıklı sınırlarla “özverili” olmayı öğrenmek için, önce kendimizle olan ilişkimizi iyileştirmek, kendi tutumlarımızı, inançlarımızı ve isteklerimizi netleştirmek durumundayız. Kendimize olan inancımızı sağlamlaştırmak ve kendi yapabileceklerimizin sınırlarını belirlemek içine biraz geriye çekilmek ve bazı değerlendirmeler yapmakta fayda var. İçsel bir zenginlik duygusuyla öteki insanlara desteğimizi sunmak daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır.

 

Balık’taki tutulmanın diğer yönetici gezegeni olan Terazi’deki Jüpiter Koç’taki Mars–Uranüs kavuşumuna karşıt bir açı yapıyor. Mars, Jüpiter–Uranüs karşıtlığını tetikliyor; dahası bu gezegenler fokalde Oğlak’taki Pluto’ya kare açı yaparak öncü bir T-kare oluşturuyorlar. Burada Balık’ın vizyonlarını, hayallerini ve ideallerini gerçekleştirmek adına gerekli hareketi sağlayan dinamik bir enerji söz konusu. Bu enerji bize yeni projelere başlamamızı veya ideallerimize ulaşmamızı sağlayacak motivasyonu ve cesareti kazandırabileceği gibi, kendi sınırlarımızın, neyi gerçekten yapıp yapamayacağımızın farkında olmadan ve planlama yapmadan kendimizi belki de olmadık durumlara sokabileceğimize de işaret edebilir. Ani verilen kararlar iyi sonuçlar vermeyebilir.

 

Bu tutulma Kova takımyıldızındaki Skat sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Ptolemy’e göre bu yıldız Satürn ve Jüpiter doğasına sahip. İyi talih ve kalıcı bir mutluluk bahşediyor. Skat, Arapça “Al Shi’at” kelimesinden gelen bir sözcük ve “Dilek” anlamında. Vaat edilen mutluluğun tabii ki burada kazanılması ve hak edilmesi gerekiyor. Duyarlılık, duygusallık, arkadaşlardan gelen yardım, yeni ve güçlü arkadaşlar edinme, değerli hediyeler, saygıdeğer kadınların sevgisini kazanma gibi temaların yanı sıra, bir sel baskınında kişiyi koruduğu da söyleniyor. Bu sabit yıldız sosyal ve yakın ilişkilerde şans getirdiği gibi, Balık vurgusunun güçlü olduğu bu tutulmanın getirdiği nereden geldiğini bilmediğimiz duyguların, korkuların ve duygusal fırtınaların içinde bize bir rehberlik de sağlayabilir.

 

Son olarak tutulmanın Sabian sembolüne baktığımızda: “Yarış başlıyor: rakipleriyle arayı açmak isteyen bir jokey atını durmadan mahmuzluyor.” cümlesiyle karşılaşıyoruz. Bu sembolde tüm hızımıza ve  çabamıza rağmen zaferin yine de garanti olmadığı bir durumla karşılaşabiliriz. Tüm enerjimizi gerçekte kalıcı hiçbir değeri olmayan bir şey için aniden tüketme riski söz konusu. Kendimiz için “doğru” hedefi belirlemeden, plansız ve ani bir şekilde yola çıkmak, sırf kazanmak için yarışmak, gerçekten gitmemiz gereken yoldan ve gerçekten çözmemiz gereken şeylerden bizi uzaklaştırabilir. Balık’taki bu tutulmada kendi aleyhimize davranmamıza neden olan illüzyonları, hayalleri, fantezileri ve bağımlılıkları tespit edip, hayatın, evrenin ve “içsel rehberimizin” tüm gerçekliğiyle ve “saflığıyla” bizimle konuşmasına ve kendi içimizdeki ışığın yolumuzu aydınlatmasına izin vermeliyiz. Balık’taki bu tutulmayı haritanızda düştüğü evin temalarına göre bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Kaynaklar:

*The Fixed Star & Constellations in Astrology, Vivian Robson (S.210/211)

*www.constellationsofwords.com

*Astroloji Dergisi, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com

  

  

2017'nin Önemli Gökyüzü Hareketleri

2017 Yılı Gezegenlerin Burç Değiştirme ve Durağanlaşma Tarihleri, Tutulmalar, Jüpiter ve ötesi gezegenler arası açılar tıklayın....

   

    

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun Yeniay ya da Dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

 

 

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin doğum günü. Adet olduğu üzere, yıllık Güneş haritasını çıkartıyoruz ve ne görüyoruz. Türkiye’nin 6. evi yükseliyor. Yani ordu ve güvenlik güçleri iş başında. (Ayrıca sağlık ve hizmet sektörü, evcil hayvanlar ve işçi meseleleri de bu kapsamda sayılabilir.)

 

Güneş meclisi, sivil toplum örgütlerini ve devletin hazinesini temsil eden 11. evde bulunuyor. Demek ki önümüzdeki aylarda meclis oldukça hareketlenecek. 11. evin yöneticisinin (Mars) 2. evde (halkın kaynakları) oluşu bize devletin bütçesi için halkın cebine el atılacağını gösteriyor. Nitekim 2. evin yöneticisi Yükselen’le kavuşarak halkın kendi parası ve kaynaklarıyla bağlantılı olarak sıkıntı içinde olduğuna işaret ediyor. Eh, bir de 2. evin yanıbaşındaki Pluto’yu görünce sıkıntının boyutunu hafife alamayacağımızı anlıyoruz.

 

Yükselen’in iki yanında Venüs ve Satürn duruyor. Venüs biraz sonra (30 Ekim) Satürn’le kavuşacak. Satürn haritada 2. ev dışında 3. evi de yönetiyor. Yani medya ve komşular da işin içinde. 3. evde Neptün, hala medya kanalı ile uyutulacağımızı, komşularla ilişkinin, ya da komşu topraklardaki girişimlerin çok kaotik ve hayalkırıklıklarına açık olduğunu gösteriyor.

 

Venüs haritada 10. ve 6. evleri yönetiyor, ve iktidarı ya da başkanı, bunun yanısıra orduyu simgeliyor. Yani ülkenin başına geçenlerin başkumandan olmaları boşuna değil. 10. ev yöneticisinin Yükselen’in yanında oluşu, gündemi düşündüğümüzde, başkanlık konusunun, referandumun önemine işaret ediyor. Yükselen’in yöneticisi Jüpiter’in Ay’la birlikte oluşu ve Venüs’e altmışlık açı yapışı halkın iktidarı destekleyeceğinin işareti. Jüpiter’le Venüs arasında hem karşılıklı ağırlama, hem de altmışlık açı var. Halk ve başkan birbirlerini ağırlıyorlar. Hem de birbirlerinin evlerinde...

 

Ancak Jüpiter Kasım ayında 11.ev ve 12.evi yöneten Pluto ile kare yapacak. Bu evler meclisi ve hapishaneyi temsil ediyorlar. Gerçi bu bir sürpriz değil, çünkü Kasım ayında meclisin 3. partisi olan HDP’nin milletvekillerine karşı operasyonlara girişileceği her yerde yazılıp çiziliyor. Bu milletvekilleri tutuklanıp hapse atılabilirler. Ondan sonra ne olur, orası bilinmiyor. Jüpiter Aralık’ın ikinci yarısında transit Uranüs’ün karşısına geçecek. İşte bu durum ilginç. Harita’da Uranüs muhalefeti temsil eden 4. evde bulunuyor. Ayrıca yıllık haritada Mars ile kare yapışı da dikkat çekici. Jüpiter’in Uranüs’ün karşısına geçişi burada adeta bir T-kare oluşturacak. Adeta diyorum, çünkü Mars o zamana kadar ilerlemiş olacak, ama yıllık haritadaki konumu hassas bir nokta olarak duracak. Uranüs-Mars karesi oldukça patlayıcı. Bu patlama her an olabilir. Ancak Aralık’ın ikinci yarısı da Jüpiter’le tetiklenecek olan önemli bir döneme işaret ediyor.. Bunlar hem iktidara karşıt olanların isyanına, iç çatışmalara, patlamalara, iktidarla bağlantılı beklenmedik gelişmelere, hem de (konut sektörüyle bağlantılı olabilecek) bir finansal krize işaret edebilirler.

 

Şöyle kısa bir bakışla saptananlara göre savaş, finansal kriz, meclis, konut sektörü, muhalefet, başkanlık gibi konularla dolu bir yıla hazırlanıyoruz. Her zaman sorulduğu üzere cevaplayayım. Aydınlık günlere daha çok var. Hem savaştayız, hem parasısız, hem de ülkemiz bölündü. Bunu toparlamak için çok uğraşmamız gerekecek.... 

Kolay gelsin... 

Barış İlhan

 

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

  

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

Zorlu bir Yay yolculuğu bizi bekliyor. Satürn Yay’da ilerlerken bu burcun anlamını iyice kavramak yararlı olur.

 

Bir yazıdan alttaki bölümleri aldık. Yay burcunun temsil ettiği uzun yolculukların, inancın, farklı kültürleri deneyimlemenin nasıl bilgeliğe ulaşma yolu olduğunu kısaca ve güzel açıkladığını düşünüyoruz. 
Aynı zamanda burada Yay yolculuğunun çile, çaba, sınav ve olgunlaşmayla (Satürn) nasıl harmanlandığını da görebiliriz.

 

‘’Hacı Yolculuğu Bir Sınavdı

Eski zamanlarda bir mümin için çile çekme, olgunlaşma, bilgeleşme anlamına gelen Hac, kazandığı o olgunlaştıran yolculuk anlamını yavaş yavaş yitirirken, kutsal yerleri görmek gibi turistik bir faaliyete indirgenmek isteniyor. Oysa ulaşım ve konaklama imkanlarının böylesi gelişmediği ve sınıflar arasındaki uçurumların bu kadar net olmadığı zamanlarda, Anadolu’dan, Hindistan’dan ya da Afrika’dan yola çıkan bir Müslüman için, tüm dünyasını değiştiren, onu türlü belalarla sınayan bir yolculuktu hac.

 

Bir hacı adayı çıktığı aylar sürecek bu yolculukta, parası yoksa her köyde ve kasabada bir tanrı misafiri olarak konaklar, yeni coğrafyaların yeni insanlarıyla tanışırdı. Issız bir bozkırdan geçerken gördüğü tek köye sığınmaktan başka çaresi olmazdı. Yolunun üzerinde farklı inançlardan, farklı üretim biçimlerine sahip onlarca topluluğa rastlar, onların hayat felsefelerinden, dillerinden kendine bir şeyler katardı.

Hac yolu insanın alışkanlıklarını değiştirir, statükolarını yıkardı. Hacı adayı aynı şeyleri yiyemez, alıştığı yatağında yatamaz, rahat rahat kendi dilini konuşamazdı.

 

Hacı adayları zengin olsalar bile, lüks tahtırevanların bulunduğu kervanlara soyguncuların saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Çölün ortasında yolunu kaybetmiş kervanların sıcaktan ya da susuzluktan telef olmasına çok sık rastlanırdı. Gezginleri aldatmayı ve soymayı iş edinmiş kurnazlara ve haydutlara denk gelen hacılar başta kandırılırlarsa da sonra kolay lokma olmamayı öğrenirlerdi.

Nihayetinde kutsal saydıkları o mekana geldiklerinde, hacılar zaten değişmiş ve dönüşmüş bir insanın gözüyle bakardı artık kendi inancına. Uğruna acılar ve zorluklar çekilen her şey gibi, unutulmaz bir deneyim olurdu bu mükafat.

 

Hacı Olmanın Saygınlığı

Eğer bir tüccar ya da gezgin değilse, eski toplumun insanı orta yaşlarına gelinceye kadar kendi köyünün dışına nadiren çıkardı. Bu yüzden de küçük bir dünyaya, dogmatik düşüncelere sahip feodal toplum insanı için tüm yaşamını değiştiren, dünyasını genişleten bir yolculuktu hac. İnsana kurulu düzenin alternatifleri olduğunu öğretir, onu daha bilge, daha tahammüllü, daha cesur kılardı. Bu bakımdan parayla alınıp satılamayan bir şeydi.

 

Hacı olmayı saygıdeğer kılan da buydu. Kişiyi sözü dinlenir hale getirmesinin nedeni, hacının sadece Mekke ve Medine’yi görmüş olması değil, oraya varıncaya kadar geçtiği yollarda edindiği deneyimler, tanıdığı insanlardı.

 

Yazılı kaynağın çok sınırlı olduğu bir kültürde, hacılar en çok şey görmüş insanlar oldukları için statü edinirlerdi. Pahalı mağazalardan alınmış giysiler içinde, “first-class” uçak koltuklarıyla başlayan ve Zemzem Tower’ın klimalı açık büfesinde devam eden yolculuklardan değildi onların yaşadıkları....’’

Eren Buğlalılar’ın (gezite.org) HAC: BİR İBADETİN DÖNÜŞÜMÜ yazısından alınmıştır.

Astroloji Dergisi/Ayşem Aksoy

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

 

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

  

 

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

KASIM 2017

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

Güvenliğiniz için Bazı İpuçları

Asla önemli bir şeye Satürn kişisel ve fiziksel konuların evi olan 1. evdeyken başlamayın. Gecikmelere, bozguna ve reddedilmeye işaret eder, dolayısıyla girişimde başarı ve keyif umutlarını yıkar. Eğer durağansa veya geri gidiyorsa, birisinde hiçbir şey kıpırdamaz, ötekinde tatsız sonuçlar alınır.

 

Eğer Merkür geri gidiyorsa, planlarda değişikliler, dokümanlarda hatalar vb. bekleyin. Ve eğer Ay son evlerden birindeyse (3, 6, 9, 12) kendinizi planladığınız yerde bulamayabilirsiniz. Köşe noktalarında bulunan malefikler sizi altüst edebilirler.

 

Herhangi bir burcun 29. derecesinde bulunan ya da Akrep'in 19 derecesi (lanetli derece) veya Boğa'nın 24 derecesi (Algol'un derecesi) veya Boğa'nın 29 derecesi (Pleiades'in -Ağlayan Kızkardeşlerin derecesi) ile kavuşum yapan herhangi bir gezegen ya da Arap Noktası sizi rahatsız edecek, bezdirecektir.

Her zaman Güneş'in, Ay'ın, Yükselen'in yöneticisinin ve Şans Noktasının ufkun üzerinde olması iyidir.

 

The Way of Astrology, 1967 -Ivy Jacobson

 

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.