ASTROLOJİ DERGİSİ

 

Antik Dünyada Alametler

 

 

Antik dünyada, alametler, özellikle de kötü alametler, asla hafife alınmazdı. Antik medeniyetlerde, dünyada doğaüstü güçlerin hüküm sürdüğüne inanılırdı. Bu güçler, ölümlülerin hayatlarını etkileyebilirdi ve alametlerse, onların iradesinin ve gelecek olayların olası gidişatının göstergesiydi. O zaman alamet kavramı nasıl başlamıştır?

 

En eski alamet kayıtları, antik Mezopotamyalılara kadar dayanır. Benzer kayıtları, Babil devrine ( M.Ö. 2. Milenyum) kadar giden tablet yazılarında da görebiliriz.  Ama alamet kavramı, bundan çok daha önce belki de M.Ö. 3. milenyumda ortaya çıkmış olabilir. Bunu, şehir devleti Lagash’ta yeni bir tapınak inşa edebilmek için baş tanrı Ningirsu’dan hayırlı bir işaret alması gereken Kral Gudea’nın silindirlerinde (M.Ö. 2144-2124) görebiliriz. Bu yüzden denilebilir ki, alametler tabletlerde kayıt edilmeye başlanmadan önce, antik Mezopotamya’nın kahinleri tarafından sözlü olarak aktarılmıştır.

 

King Gudea

Resim 1 : Kral Gudea’nın dolerit heykeli ( British Museum)

 

Alametlerin biçimleri, Mezopotamya’nın bilgi metinlerinde ya da bilimsel el kitaplarında olanlarla aynıydı. Bu metinlerde, cümleler ‘protasis’ (koşullu yan cümle) ve ‘apodosis’ (koşul cümlesinin ana cümlesi) olarak ikiye ayrılmıştı. ‘Prostasis’ bir gözlem ya da hipoteze işaret ederken, ‘aposis’ gözlemin sonucunu belirtiyordu. Alamet dilinde bunun anlamı, gelecek olayların tahmini doğaüstü güçler tarafından gösterilen işaretlere dayanıyordu. Bu durumda, antik Mezopotamya’da alamet formülü olarak şunu söyleyebiliriz : “P ise, o zaman Q’dur.”  Bu formülü kullanarak, Mezopotamyalılar alamet kayıtlarını basit gözlem ve kayıt yapmaktan öteye götürüp teorileştirmiş ve sistemleştirmişlerdir. Dahası, kelime oyunları ve cinaslar da alamet yorumlarına eklenmiştir. İlginçtir ki,  bu öğeleri Antik Mısır’ın Rüyalar Kitabı’nda kayıtlı alamet yorumlarında da görebiliriz.

 

Her ne kadar alametler  gelecek olaylardan haber verse de, şunu söylemeden geçemeyiz: ‘Alın yazısı’ kavramı antik Mezopotamya düşüncesinde muhtemelen yer almıyordu ve gelecek taşa yazılı değildi. Bundan dolayı, alametler  ‘değiştirilemez’ olmaktan ziyade koşullu bir geleceğin öngörüsü olarak düşünülüyordu. Çünkü Mezopotamya inancına göre, dünya işlerinin ve ölümlülerin kaderlerinin gidişatı üzerine karar vermek üzere toplanan, modern parlamento benzeri bir tanrılar meclisi vardı. Bu kararlar daha sonra, alametler şeklinde insanlara iletiliyordu. Hayırlı olanları ‘rıza’ göstergesi olarak, hayırsız olanları ise yaklaşan bir felaketin uyarısı olarak yorumluyorlardı. Bu kararlar değiştirilemez olmadığından, birinin geleceği, Namburbi metinlerinde belirtilen ritüel kurallarının uygulanmasına bağlı olarak değiştirilebilirdi. Bu ritüellerde, kötü alametten etkilenen insan adına, kaderinin değişebileceği umuduyla, tanrılara bir çağrı yapılıyordu. Bu ritüel bilgisi  antik Mezopotamya’da muhtemelen sosyal tabakalaşmaya ve ruhban benzeri elit bir sınıfın oluşmasına yol açmıştır. Ritüellerin etkililiği, düşünülmesi gereken başka bir konudur.

 

Alamet kavramı Mezopotamya’dan Eski Dünya’nın çeşitli bölgelerine dağıldı. Yunanlılar, Hititler, Romalılar Ve Hintliler olmak üzere,  birçok Eski Dünya kültürlerinde Mezopotamya’nın kehanet geleneğine rastlanabilir. Örneğin, kurban edilen hayvanın karaciğeri incelenerek yapılan Roma kehanet yönteminin (haruspicy) kökenleri Mezopotamya’ya dayanır. Diyebiliriz ki , Mezopotamya kehanet geleneğinin etkisi, hem zamanda hem de mekanda yayılmıştır. Belki de, antik kültürlerde alametlere olan bu ilgi insan doğasının bir yönüyle, dünyada neler olduğunu açıklama arzusuyla yakından ilgilidir. Antik dünyada, alametlerin yorumu muhtemelen evreni açıklamanın bir yoludur.

 

Liver models used for the interpretation of omens

Alamet yorumlarında kullanılan karaciğer modelleri.
Üstteki:. Tablet yazıtlarıyla Mezopotamya kilden yapılma karaciğer modeli.
Alttaki : Etrüskler yazıtlarıyla bronz karaciğer modeli. (Burkert, 1992, S. 47)

Makale resmi  : Tutulmalara dayalı alametleri anlatan bir yazıt, Asur, M.Ö. 7.yy

 

Çeviren: Gözde Kara

Kaynak:

http://www.ancient-origins.net/myths-legends/omens-ancient-world-001435