ASTROLOJİ DERGİSİ

 

 

Astrolojiyi Doğrulayan Bilim

Alec Cope

 

Astroloji; yıldız ve gezegen pozisyonlarının insanların yaşantısı, davranışları ve olaylar üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu araştırır.1

Yakın zaman önce Norveç’te yapılan bilimsel çalışmalar, Güneş’in daha az aktif olduğu dönemde doğan kişilerin, daha aktif olduğu dönemlerde doğan kişilerden 5 yıl daha fazla yaşadığını ortaya koymaktadır. Araştırmacılar 1676 ve 1878 yılları arasında doğmuş 8,600 kişinin yaşamını incelemişler ve bu benzer eğilimi fark etmişlerdir. Sonrasında da enerjinin yoğun olduğu dönemlerde Güneş ışınlarının aminoasitleri etkilediğini belirlemişlerdir. 2

 

1st

1750-2014 yılları arasında NASA’nın resmettiği en yüksek güneş ışınları gösterilmektedir

 

Astroloji, yukarıdaki açıklamada da olduğu gibi, yıldızların ve gezegen hareketlerinin olaylar ve insanların davranış ve yaşantıları üzerinde bir etkisi olduğunu iddia eder. Anahtar kelime etkidir. Güneş bize etki edinceye kadar, “astroloji” adı altında bir içsel kavrayış da sunar. Bu noktada değerlendirilmesi gereken bir başka konu daha ortaya çıkar ve “gerçek” bilim bunu yapar.

Biraz daha açılacak olursa; su, bir hafızaya sahiptir.3 Bazı ana akım “bilim” görüşleri, bu “teorinin” üzerinde durup bunu tartışmak isterler. Çünkü bunu olduğu gibi kabul ederlerse, homeopatik iyileşmeyi de kabul etmek zorunda kalırlar. Homeopati, bitki parçalarının içeriklerini içinde barındıran suyun ilaç olarak kullanıldığı bir tür alternatif tedavi yöntemidir. Mideyle temas ettiğinde vücuttaki enerjiyi dengeler.4

İddia edildiği gibi, söz konusu araştırmacılar buna şüpheyle yaklaşırlar çünkü suyun içindeki bitki parçacıklarını göremediklerini ifade ederler. Orada olsa bile, onu göremedikleri için bir işe yaramadığını söylerler. Ama orada olduğu bilimsel olarak birkaç yıl önce kanıtlanmıştır. Bilimsel bir dergi olan “Nature” 1988’de suyun hafızasının bilimsel detaylarını içeren bir çalışma yayınlandı. Bazı çalışmacılar bu çalışmaya devam etmediler. Bunlardan biri, söylenen çalışma ile ilgili kanıtları bulmak üzere çok dikkatli baktığını ve “hiçbir şey” bulmadığını aktarıyordu. Bu araştırmacılardan bazıları deneyin detaylarını içeren yayınlanmış bir kitapta bazı verilere ulaştılar.5,6 2012’de Stuttgar Üniversitesi Uzay Enstitüsü suyun bilgi içerdiğini buldu. Suyun fiziksel yapısını fotoğraflayabilmeye imkan sağlayacak bir teknoloji yarattı. 2004’te araştırmacılar ilginç bir deney yürüttüler. Dört öğrenciyi, aynı kaynaktan su edinmek ve sonra her biri için dört damla damlatmak üzere eğittiler. Su her öğrencinin hatırlayacağı şekilde, pürüzsüzce ve benzersiz bir şekilde işaretlendi. 7

 

002nd-271x300

 

Suyun bilgiyi anımsaması ne demektir? Araştırmacılar aynı zamanda insan kanının da müziği ve sesleri hatırladığını keşfettiler. 8

3rd-300x89

 

İnsan vücudunun %50-70’inin sudur. Bunu biraz daha ilerletelim ve bu konuyu yapabileceğimiz kadar genişletelim. Rus bilim adamı Dr. Peter Gariaev, DNA’nın kendi çevresindekileri etkileyebileceği konusunu çalışan bir araştırma grubuna liderlik etti.  Bu DNA kendi başına bir hafızaya ya da çevre tarafından hafızaya alınabilecek bir bilgi paternine sahipti. Peter Gariaev bu deney sayesinde DNA ve ses dalgalarının birbirleriyle haberleştiğini göstermiş oldu.9 Aynı zamanda Gariaey DNA’nın sadece kendi hafızasına sahip olduğunu değil aynı zamanda kendi çevresinin ve kendi bilincinin de farkında olduğunu ileri sürmüştür. Bu sudaki temaya benzemektedir. 

Bilim adamı Harry Bigelsen insan kanının bedende oluşan tüm hastalıkları ezbere bildiğini keşfetmiştir. Eğer bacağını kırarsan Bigelsen’e göre, kanının fotoğraflanmasıyla sıkıntının nerede olduğu hızlı bir şekilde tespit edilebilir. Bu, bildik tıbbi sürece dayanan bir şey değildir. Bigelsen bunu “holografik kan” olarak tanımlamaktadır. 

4th-300x169

Hastalığı gösteren kan 

 

Nobel Barış Ödülü sahibi Luc Montagnier, DNA’nın kendi çevresi üzerinde etkisi olacağını bulmuştur. DNA ve “su” seslerden etkilenebilir, onların fiziksel yapısı kendi hafızası, ses ve enerji tarafından değiştirilebilir. Aynı zamanda iki yönlü bir sokaktır, yani çevreyi de etkilerler.  Etkileşimli bir oyun gibi, bir girdi verirsin ve karşılığında sana bunun çıktısını verir. Bunun anlamı, bizim gerçeklikle anlamını tam olarak anlayamadığımız bir ilişkimizin olduğudur. Şimdi şunu hatırlayalım; düşüncelerin kendi enerjileri var ve bunlar ölçümlenebiliyorlar.10 Biz kendi DNA’mızı yeniden programlayabileceğimizde kendi düşüncelerimizin ne gibi bir gücü var bunun üzerinde? Biz bu noktada olduğumuzda kelimeler de bir sestir, değil mi? Bu anlayış üzerine olan bulgular evrene ve insana tümüyle yeni bir bakış açısını da açmaktadır. Bunun daha derin bir şekilde araştırılması gerektiğini hissediyorum. Bu nedenle bu çalışmaların, ışın terapisinin ülseri, dişleri ve bir çok başka hastalığı iyileştirmek gibi etkilerinin olduğunu görmek şaşırtıcı değildir. 

Gerçekle, daha önce hiç olmadığı kadar akıcı bir şekilde etkileşimdeyiz. Şimdi bunu astrolojiyle ilişkilendirelim. Ne zaman Güneş yüksek seviyede bir aktivite içerisine girer, bu durum gezegen üzerindeki tüm yaşamı etkiler. Yani Güneş’in ve Dünya’nın magnetik portallara sahip olmaları ve bu şekilde birbirleri ile bağlanmaları şaşırtıcı değildir. Bilim adamları son zamanlara kadar bunun mümkün olabileceğine inanmadılar; ancak onların inanmamaları bunun gerçek olduğunu değiştirmedi. 

5th-300x242

Yıldızımız 

 

Bu gezegenle bağlantılı güneş ışınlarının sayısının yine bu gezegendeki tarihsel olayların sayısı ile bağlantılı olacağı defalarca belgelenmiştir. Devrimlerden, rönesanstan – evrimden bahsediyoruz. Joe Martino bu konu hakkında bir Ted Talk konuşması gerçekleştirdi. Bunun izlenmesini tavsiye ediyorum. Global Uyumluluk Girişimi bunu belgelemiştir11 ve diğer bir konu olarak da ben bu bilgiyi yeniden görmenizi ve kendi sonucunuza varmanızı öneriyorum. Aynı zamanda bu çalışmalar Güneş’in bize bilgi sağladığını yani Güneş’ten bir şeyler “öğrenebileceğimizi” de göstermektedir. 

 

006th-300x246

 

Ay’ın insan davranışı üzerindeki etkisi olduğu bir sır değildir. Cinayet ve psikotik eylemlerin özellikle dolunay döngülerinde giderek arttığını söyleyebiliriz.12 İngiliz Polis Departmanı özellikle tutulmaları da kapsayan dolunay zamanlarında daha fazla memuru görevlendirir.13 

7th-300x138

 

Şimdi konuyu özetleyelim. Esas temayı anladık ki; ses ve enerji bizim daha önce anlamadığımız bir şekilde bizi etkilerler. Bizim genetik yapımızı etkileyebilirler. Bilincimizi ses aracılığı ile arttırırlar. Mitolojik olarak Satürn gezegeni zamanın tanrısı, ölüm, hapishane, otorite gibi tanımlanırdı. Aynı zamanda tuhaf ve rahatsız edici bir sese sahiptir.

Satürn aynı zamanda Güneş’ten aldığını 2,5 kat daha fazla sıcaklıkla yayar. Aynı zamanda NASA yakın zamanlarda Satürn’ü içine alan büyük bir halka keşfetti.14 Bu büyük şey aldığından çok daha fazla enerji salmaktadır. David Icke Satürn’ü “kahverengi cüce yıldız” olarak itham eder. Belki de çok haksız değildir. 

 

Saturn's Largest Ring

 

Bu ne demek? Gerçekten bilmiyorum ama burada bir şeylerin olduğunu biliyorum. Göksel cisimlerle bizim aramızda anlamlı bir ilişki var. Bu, yeni bir bilim, araştırılacak yeni bir sınır ve ben bize fayda sağlayacak birçok yeni keşfin yapılacağına inanıyorum. Buradaki temanın önemli olduğunu düşünüyorum. Samimiyetle hayatınıza sağlıklı ve gerçek yeni bir perspektif sunduğumu umuyorum. Bu bilginin sizin için doğru olduğunu hissediyorsanız bunu takip edin. Bu sizi bir takım ilginç yerlere götürecektir. Her zamanki gibi okuduğunuz için çok teşekkür ederim.  

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Orijinali: http://themindunleashed.org/2015/01/science-validates-astrology.html

 

Yazar Hakkında

Alec Cope bir gazeteci, araştırmacı, evrim ve algının yeni formlarının aracısıdır. Yeni videolarını paylaştığı bir YouTube adresi bulunmaktadır;

https://www.youtube.com/channel/UCHO_7a2qm6nM6LCr_rlE9Vg 

Kendi işleri hakkında paylaşımlarının olduğu bir Facebook hesabı vardır;

https://www.facebook.com/alecope88 

Eğer yazarla iletişim kurmak isterseniz; alecope8@gmail.com

Orijinal yayın; Alec Cope,  Waking Times

©2015 Waking Times, all rights reserved. For permission to re-print this article contact wakingtimes@gmail.com, or the respective author. 

 

 

© 2016, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.