Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz.

 

Güneş sistemimiz birçok kötü hava şartlarına ev sahipliği yapıyor. Şimdi gezegenlerimize bir bakalım.

 

Merkür

Merkür’ün neredeyse hiç atmosferi yok. Bu da  oradaki kötü fiziksel koşulların nedenlerinden biri.  Güneş’e en yakın gezegen olarak Merkür’ün aşırı derecede ısınması şaşırtıcı değil. Ama gezegende atmosferin olmaması, ısının tutulamaması anlamına geliyor bu yüzden gezegende inanılmaz derecede sıcaklık dalgalanmaları görülüyor. Atmosferin olmamasının yanı sıra, Merkür’ün eksen eğikliği yok; bu yüzden mevsimsel değişimler görülmüyor. Kendi etrafında çok yavaş döndüğünden, her iki senede yaklaşık 3 gün kat edebiliyor. Merkür Güneş’e en yakın olduğu zaman, yüzey sıcaklığı 430°C’ ye kadar ( yaklaşık 800° F) çıkabiliyor. Gece ise, sıcaklıklar  -180°C’ye (yaklaşık - 290° F) kadar düşüyor. Eğer insanoğlu Merkür’ü ziyaret edebilseydi ya alevler içinde kalıp yanıverir ya da uzay gemisinin indiği yere bağlı olarak kaskatı donardı.

 

Venüs

Komşumuz Venüs, sera gazlarının çevreyi nasıl cehenneme çevirdiğinin belki de en iyi göstergesi. Çoğunu karbondioksitin oluşturduğu süper kalın atmosferiyle, Venüs Güneş’in radyasyonunu Merkür’den daha çok hapsediyor. Bu da sıcaklığın daha da artmasına ve atmosferde tutulmasına yol açıyor. Yüzey sıcaklığı bütün bir yıl boyunca 480°C( 900°F) gibi bir sıcaklıkta kalıyor. Venüs’te basınç, Yeryüzündeki deniz seviyesi basıncından yaklaşık 90 kat daha yüksek.  Oradaki basıncı burada yaratmak için bir dalgıcın suyun 1000 metre altına dalması gerekiyor. Venüs’te yağmurlar aşırı derecede aşındırıcı nitelikte, neredeyse saf sülfürik asit yağmurları yağıyor. Venüs’te yüzey sıcaklığı o kadar harika ki, yağmur daha yere değmeden buharlaşıyor. Atmosferde, sülfürik asitle buluşunca şiddetli patlamalara yol açan az da olsa su var. Yerküre’den çok da fazla küçük olmamasına rağmen, atmosferinin kendi etrafında dönüşü sadece 4 saat sürüyor. Yerküre’de ise bu yaklaşık 243 gün sürüyor. Bu yüksek sıcaklıklara rağmen, Venüs’te kar var. Tabi ki bildiğimiz kar değil. Atmosferde buharlaşan metal kalıntılarından oluşmuş bazalt buzu. İnsanoğlu Venüs’ü ziyaret etseydi ne olurdu diye sormanın hiçbir anlamı yok çünkü yoğun hava koşullarından dolayı, birkaç saatten fazla yüzeyde kalabilen uzay aracı dahi gönderilemedi.

 

Mars

Mars son zamanlarda yoğun olarak araştırılıyor çünkü bazı araştırmalara göre geçmişte Mars’ta hayat vardı ve bu bize Yerküre’de yaşamın nasıl başladığına dair önemli ipuçları da verebilir. Bir zamanlar akarsulara bile sahiplik yaptığına göre, gezegenin suyu orada tutan bir atmosfere sahip olduğu düşünülüyor. Şu anda yüzey kuru ve dev kum hortumları tüm çevreyi yerle bir edecek güçte. Mars’ın atmosferinin nasıl yok olduğu hala bilinmiyor ama gezegende halen birçok garip su oluşumları mevcut. Kutupları buzullarla kaplı ve yoğun kar fırtınaları görülüyor. Yerküre’deki kar donmuş su iken, Marsiyen kar, “ kuru buz” olarak bilinen, donmuş karbondioksitten oluşuyor. Merkür gibi, Mars’ın süper ince atmosferi Güneş’in ısısını hapsedemiyor. Ekvatorda sıcaklıklar, Güneşte 20°C( 70°F) ; gece ise aynı noktada sıcaklık – 50°C’ye ( - 58°F) kadar düşüyor. Devasa kum fırtınaları, Mars’ı kolayca ele geçirebiliyor.  Şeytan hortumları, Yerküre’de de kurak bölgelerde görülebilirken,  Mars’ta meydana gelenler tüm gezegeni birkaç günden daha da fazla kasıp kavurabiliyor. İnsanoğlu Mars’ı ziyaret etseydi nasıl olurdu sorusunun cevabı için çok da beklemek zorunda kalmayacağız.  Yaklaşık  20 yıl içinde Mars’a ilk astronotların gönderilmesi planlanıyor.

 

Jüpiter

Jüpiter’de dev fırtınaların olduğunu gözlemlemek için özellikle büyük bir teleskopa ihtiyacınız yok. Bunların en ünlüsü, en az 400 yıldır gezegeni kasıp kavuran Büyük Kırmızı Leke(GPS) olarak biliniyor.  Bu fırtına o kadar büyük ki, üç Yerküre’yi kolayca yutabilir.  Ayrıca yedi sene önce keşfedilen Oval BA adında başka bir leke daha var.  Bu da,  diğer benzeri kadar hızlı hareket ediyor ve hatta zamanla daha da büyüdüğü gözlemlendi. Jüpiter’in üzerindeki şeritler,jet rüzgarları yüzünden oluşuyor. Yeryüzünde de çeşitli jet rüzgarları görülebiliyorken, her bir yarımkürede 1 ya da 2 defa meydana geliyor. Jüpiter, hızları saatte 482 km’ye (300mph) varan ve gezegenin her bir yanında etkili olan en az 30 jet rüzgarına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi,  Kırmızı Büyük Leke’yi (GRS) şimdiki yerinde tutmaktan sorumlu. Atmosferin o bölümündeki sıcaklık – 140°C (-220°F) olduğundan,  şeritler halinde görülen bulutlar donmuş amonyaktan oluşuyor. Bu yıl ayrıca,  Jüpiter atmosferinin elmas oluşturduğu da keşfedildi.

 

Satürn

Jüpiter gibi, Satürn’ün atmosferi de çoğunlukla hidrojenden oluşuyor. Rüzgar hızları,  saatte 1609 km’ye (1000 mph) kadar ulaşır ve neredeyse bir kurşun hızındadır. Yerküre’de şimdiye kadar en yüksek rüzgar hızı,  1996’da Tropikal Fırtına Cynthia zamanında, hız saatte 408 km’ye (253 mph)  ulaştığında kaydedildi.  Satürn’ün Kuzey Kutbunda oldukça ilginç bir fırtına gözlemleniyor.  Çoğu hava sistemleri gibi, dairesel ya da yuvarlak değil. Tam bir altıgen şeklinde. Altıgenin her kenarı 8,600 mil uzunluğuyla ( 13,800 km) neredeyse Yerküre’nin çapına eşit. Atmosfer çok ince ve soğuk olmasına rağmen,  yüzeye doğru gittikçe, büyük fırtınaları tetikleyen yoğun bir ısı var. Kuzey kutbunda, tam olarak 10.000 km kat eden bir fırtına mevcut. Eğer bu fırtına Yerküre’de olsaydı, Los Angeles’ta başlar, doğuya yol alarak Pekin’de son bulurdu. Satürn’ün yüzeyine doğru, havadaki karbon grafite dönüşüyor. Evet, Satürn’de etrafta uçan kurşun kalem uçları görmek mümkün. Çekirdeğe doğru indikçe, karbon elmasa dönüşüyor. Eğer insanlar Satürn’e seyahat edebilseydi, sayısız küçük elmas, kurşun gibi bedenlerini delik deşik edebilirdi. 

 

Uranüs 

Uranüs, - 224°C’ye (-371°F) vuran sıcaklıklarla,  Güneş sistemindeki en soğuk gezegendir.  Tamamen yana yatmış bir durumda, Güneş’e bakan kuzey kutbuyla, oldukça sıra dışıdır. Bu, büyük ve şiddetli bir çarpışma sonucu meydana gelmiş olabilir; manyetik alanı, kutuplarıyla  uyumlu değildir. İlk bakışta, Uranüs,  çok da fazla ilgi çekmeyen, basit mavi bir küre gibi görünür. Ama gezegende oldukça aktif bir hava sistemi ve sadece kızıl ötesi teleskoplarla görülebilen şiddetli kasırgalar var. Jüpiter’te olduğu gibi Uranüs’te de,  elmas yağmurları görülebilir. 

 

Neptün

Sistemimizin en uzak gezegeni Neptün de, diğer benzer gaz devleri gibi, zorlu hava koşullarına ev sahipliği yapıyor. Tüm Yerküre’yi yutacak büyüklükte fırtınalara sahip olmasının yanı sıra, hızı saatte 2414 km’ye (1,500 mph) ulaşan Güneş sistemindeki en şiddetli fırtınalar da Neptün’de. Çünkü Neptün’ün topografyası bir hayli düz, bu yüzden inanılmaz şiddetteki bu rüzgarları yavaşlatacak bir sürtünme yok.  Diğer gaz gezegenleri gibi, Neptün’de de atmosferdeki karbon, elmas yağmurlarına dönüşür.

 

Pluto

Aşırı eliptik olan yörüngesinden dolayı, Pluto’nun sıcaklıklarında çok büyük dalgalanmalar var. Güneş’ten en uzak olduğu zaman, Pluto tamamen donar. Güneş’e yaklaştıkça, gazlar ısınmaya başlar ve onun, hem gezegen olma statüsünü tehdit eden hem de daha çok bir kuyruklu yıldız gibi görünmesine neden olan gazlı bir atmosfer oluşturur.  Neil deGrasse Tyson’ın da dediği gibi : “ Eğer Pluto’yu şimdi tam da Yerküre’nin olduğu yere koysaydınız, Güneş’ten gelen ısı buzu buharlaştırır ve bir kuyruk oluştururdu. Şimdi, bu tipik bir gezegen davranışı değildir.”

Çeviren: Gözde Kara

Kaynak:

http://www.iflscience.com/space/most-extreme-weather-solar-system#overlay-context=home%3Fpage%3D2

 

© 2008, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.