Astrolojİ  Dergİsİ

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

  

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Astroloji Prensibinin Bilimsel Olduğu Kanıtlandı:

Gezegensel Pozisyonlar, Memelilerin Biyolojik Saatlerini Belirliyor.

 

Biz (NaturalNews) “astroloji” sözcüğünü söyler söylemez, septikler (kuşkucular) hemen bir sinir krizine girerler. Bir insanın kişiliğinin Güneş, Ay ve diğer gezegenlerin pozisyonlarına göre doğum haritasında görüldüğü fikri, birey ve kozmos arasındaki bütüncül ilişkiye dayalı her türlü görüşe direnen sözümona “bilimsel” çevrelerce “şarlatanlık” olarak görülmüş ve uzun süreden beri küçümsenmişti. 

Geleneksel görüşe göre, genleriniz ve yetiştiriliş tarzınız kişiliğinizi belirler ve Dünya’nın doğum anındaki pozisyonunun bununla hiçbir ilgisi yoktur.

 

Ve buna ek olarak, geleneksel bilim adamları Ay’ın pozisyonunun da Yerküre’deki yaşam üzerinde bir etkisi olduğuna inanmazlar.  Çiftçilerin  - Ay’ın döngülerine göre tohumları ekme ya da daha iyi hasat elde etmek için bitki şaşırtma (Bitkinin sökülerek başka yere taşınması) -gibi asırlardır sahip olduğu bilgeliği göz ardı ettiler. İnsanlar da, Ay’ın döngülerinden fazlasıyla etkilenir; adet döngüleri ve Ay döngüleri hemen hemen eşzamanlıdır (aşağı yukarı 28 gün)

 

Araştırmacılar bilimsel astroloji prensibini kanıtladılar.

Septikler (kuşkucular), Vanderbilt Üniversite’sinde yürütülen ve Nature Neuroscience’da yayınlanan, farkında olmadan astrolojinin temel prensibine bilimsel destek sağlayan bu yeni araştırma karşısında şaşkına dönecekler. --Araştırmaya göre, doğum anınızdaki gezegen pozisyonları kişiliğinizi etkiler.


Bu araştırma gösteriyor ki doğum ayımız sadece kişiliğimizi etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda beynimizde ölçülebilir fonksiyonel değişimlere de yol açıyor.

 

Fareler üzerinde yapılan bu araştırmada, kış ayında doğan farelerin günlük aktivitelerinde  “istikrarlı bir yavaşlama” gözlendi. “Mevsimsel Duygulanım Bozukluğu” diye nitelendirebileceğimiz belirtileri göstermeye de daha yatkındılar.


Araştırma, Biyoloji Bilimi Profesörü Douglas McMahon, master öğrencisi Chris Ciarleglio, post-doktora öğrencisi Karen Gamble ve iki lisans öğrencisi tarafından yürütüldü ve tabi ki hiçbiri astrolojiye inanmıyor.  Bilime inandıklarından, her ne kadar araştırma bulguları astrolojinin prensiplerini desteklese de, bunları bilimsel bir dilde anlattılar.

 

Ciarleglio “Sonuçlarla ilgili çarpıcı olan şey bu belirleme hem hayvanın davranışlarını hem de beyinlerindeki ana biyolojik saatlerindeki nöron döngülerini etkiliyor.” dedi. Bu astrolojinin en temel prensiplerinden biridir:  Doğum anınızdaki gezegenlerin pozisyonları      (Doğum “mevsimi” olarak da nitelendirebilir) beyin fizyolojinizde yaşam boyu davranışlarınızı etkileyebilecek değişimlere yol açabilirler.


Tabi ki böylesi bir fikir, bunu kendileri keşfetmedikleri sürece, bilimsel çevrelere mantıkdışı gelir, kaldı ki bu fikir birden bire oldukça “bilimsel” bir hal aldı.  Bunu “astroloji” diye adlandırmaktan ziyade, buna şimdi “mevsimsel biyoloji”  diyorlar.

Gerçek bilimin saygınlığını yitirmesi

Tüm bunlar bana,  1989’da Fleishmann ve Pons tarafından keşfedilen soğuk füzyonu hatırlattı. Fleishmann ve Pons,  “soğuk füzyon” araştırmacılarının kariyerlerini ve  güvenirliklerini  yıkmaya çalışan küstah sıcak füzyon araştırmacıları tarafından bir hayli alaya alınmıştı. (http://www.naturalnews.com/025925_cold_fusio...).  Bu küstah bilim adamları “Soğuk füzyon” fikrine saldırıp yıktıktan sonra,  fikir yeni bir isimle yeniden anılmaya başlandı:  Düşük-Enerjili Nükleer Reaksiyonlar. (LENR)

 

LENR, şu anda ABD Donanması ve dünya genelinde yüzlerce diğer araştırmacılar dışında kabul görmemektedir. ( Yukarıdaki Linkten okuyabilirsiniz.) Bugün bile, geleneksel bilimsel çevreler hala soğuk füzyonun var olmadığı ve soğuk füzyon araştırmacılarının sahtekar oldukları konusunda ısrar ederler.

 

LENR için somut ve gerçek bilimsel bir temel olduğu kadar,  astroloji için de vardır. Yerküre, Ay ve Güneş arasındaki ilişki, tüm yaşayan organizmalar tarafından da hissedilebilen, ışık, sıcaklık, yerçekimi ve diğer durumlar üzerinde doğal olarak değişimlere yol açar.  Astrolojiye inanmak için,  gerekli olan tek şey tüm canlılar arasındaki ilişkilerin temel kavramlarını anlamaktır. Güneş veya Ay’ın pozisyonu Yerküre üzerindeki yaşamı etkiler mi? Tabi ki etkiler: Eğer Ay Yerküre’ye asılıp dönme ekseninin kaymasını önlemeseydi, yaşamı çok zorlu hale getirebilecek radikal mevsimsel sıcaklık değişiklikleri yaşayabilir, hatta şimdiki bildiğimiz şekliyle bir yaşamdan bile söz edemezdik. ( Ay, diğer bir deyişle, Yerküre üzerindeki yaşamın anahtar “sabitleştiricilerinden” biridir çünkü Ay mevsimleri dengeler ve Yerküre’nin sabit dönme düzleminde kalmasını sağlar.)

 

Bunların hiçbiri tabi ki de, Satürn’ün pozisyonunun bugün size piyangodan para kazandıracağı ya da yeni bir aşk bulacağı anlamına gelmiyor. Bu astrolojinin gazete versiyonudur ve gerçek astroloji değildir.

 

Gazete astrolojisini gerçek astroloji ile karıştırmayın.

Astronominin bile, tümüyle bilimsel olmayan bir gazete versiyonu vardır. Örneğin gördüğüm her Güneş sistemi modeli,  gezegen büyüklüklerinin saçma bir şekilde abartıldığı ya da doğru gezegen uzaklıklarının verilmediği, gerçeklikten bir hayli uzak ve hatalı bir versiyondu. Bu saçma ve bilimsellikten uzak güneş sistemi modelleri,  öğretmenlerin ve öğrencilerin beyinlerine bir çeşit güneş sistemi mitolojisi yerleştirdi. Hemen hemen astrofizik ve astronomi çevreleri dışında hiç kimse, ne güneş sistemimizin ve galaksimizin büyüklüğü  hakkında ne de komşu galaksilerin uzaklığı hakkında gerçek bir kavrayışa sahiptir.

 

Devasa Güneş’i bir basket topu büyüklüğünde göstermek ve onun üç inç uzağında misket büyüklüğünde bir Yerküre ile tasvir etmek, Balık burcunda doğduğunuz için piyango kazanacaksınız diyen yutturmaca burç yorumlarının astronomik karşılığıdır.  Her ikisi de uydurmadır. Ve her ikisi de gerçek bilimi aşağılar niteliktedir.

 

Aslında, “elektronun” maddenin bir parçası olduğu ve “parçacıklardan” oluştuğu fikri bile gerçek bilime olan bir aşağılamadır. Gerçek şudur ki, “parçacık fiziğinin” gerçek parçacıklarla çok da fazla bir işi yoktur. Parçacık fiziği, daha çok ara sıra doğru bir şekilde titreşebilen enerjilerle alakalıdır böylelikle bu enerjiler anlık olarak bir parçacık gibi görünerek gözlemcide bir illüzyon yaratır –Gözlemci burada, kaçınılmaz olarak tüm deneyin sonucunu değiştirir. Bu durum bize evrende, gözlemci ve deney dahil, her şeyin birbiriyle bağlantılı olan doğasını yeniden kanıtlamaktadır.

 
Sunday gazetesindeki burç yorumlarında olduğu gibi atomun modern tanımındaki gülünç mitolojinin çoğu da basitleştirilmiştir.  Her ikisi de, daha büyük bir gerçeğin yani maddenin ve enerjinin her bir parçasının, her bilinçli aklın evreni ince ve görünmez yollarla etkilediği, bütüncül bir evrende yaşadığımız gerçeğinin çizgi roman versiyonlarıdır.  Kozmostan ayrı bir birey olamaz çünkü hepimiz Kozmos’tan geliyoruz ve yaşamlarımız boyunca bir süreliğine canlı olarak görünüp,  enerjilerin fiziksel tezahürleri olarak var oluyoruz.

 

Carl Sagan yıldızlardan yapıldığımızı söyler. Haklıdır. Biz sadece yıldızlardan yapılmakla kalmayıp, aynı zamanda onlardan etkileniyoruz da. Ve son olarak, modern bilim, astrologların, bu küçük gezegendeki insan varoluşunun başlangıcından beri bildikleri o büyük gerçeğe yavaş yavaş uyanmaya başladılar.

 

Çeviren: Gözde Kara

http://www.naturalnews.com/030698_astrology_scientific_basis.html

© 2015, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.