Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NEPTÜN GERİ GİDİYOR

 

Neptün yılda bir kere yaklaşık 158 gün geri gider. Aslında gezegenler geri gitmezler, ama biz dünyadan onları geri gidiyor gibi görürüz. Güneş ve Ay dışında bütün gezegenler bu anlamda geri giderler ve geri gidişleri simgeledikleri enerjilerin bir süreliğine yeryüzünden geri çekildiği ve daha içsel olarak deneyimlediği şeklinde yorumlanır.

 

Neptün zaten yeryüzünde kendisini açıkça göstermeyen, bilinçle algılanması zor olan şeyleri temsil ettiği için geri çekildiğinde neye işaret ettiğini kavrayabilmek için çok dikkatli olmak gerekir. Neptün’ün enerjisi çözen, eriten bir enerjidir. Şimdi geçmişten kalma henüz çözümlenmemiş koşullar, derinden akan duygular uyanabilir. Bunları nasıl çözeceğimnize dair içimizin rehberliğine güvenebiliriz.

 

Neptün sahte veya gerçekçi olmayan yapıların, koşulların çözülmesini, erimesini işaret eder. Bunları içsel olarak algılamak, kabullenmek ve daha sağlıklı bir yapı için ne yapmak gerektiğini düşünmek gerekir.

 

Şimdi insan daha fazla hassaslaşabilir, kaçış arzusu artabilir, aldanma-aldatma, kurban-kurtarıcı temaları öne çıkabilir. Özellikle kendine acıma eğilimine dikkat etmek gerekir. 

 

GÜNEŞ YENGEǒTE – 21 Haziran 2018

 

 

Kimliğimizi, isteklerimizi ve bizim için nelerin önemli olduğunu gösteren Güneş öncü bir su burcu olan Yengeç’teki yolculuğuna başlıyor. Yengeç’in başlangıcı Güneş’in yaşam veren enerjisinin doruğa ulaştığı ve en uzun günü yaşadığımız Yaz Gündönümüne denk gelir. Bundan sonra Güneş’in ışığı azalmaya ve günler kısalmaya başlar. Bilinçle ilişkilendirilen gündüz yerini geceye, karanlığa ve dolayısıyla bilinçdışına bırakır. Bilinçdışımız geçmişimizde hoşumuza gitmeyen, korkup bastırdığımız bir yığın anıyla doludur. Bu açıdan Yengeç geçmişinin, özellikle erken çocukluk koşullanmalarının oldukça etkisindedir ve geçmişe bağlılığı ve güçlü hafızası ile tanınır. Yengeç, arketipsel manada yeryüzünün en temel dişil unsuru olan insanları besleyen, büyüten ve onlara sağlam bir duygusal güvenlik duygusu kazandırarak dış dünyaya hazırlayan “annedir.” Öncü niteliği çocuklarını, ailesini ya da ailesi gibi gördüğü insanları beslemek, korumak ve kollamak üzere harekete geçebilmesini sağlar. Anılara, geçmişe, aileye ve dünya ekolojisine sahip çıkar.

 

Yengeç, bilinçdışının ve geçmiş koşullanmalarının bir hayli etkisinde bir burç olduğundan, kendi duygusal dünyasını, kendi duygusal ihtiyaçlarını ve reaksiyonlarını çok iyi anlaması gereken bir burçtur. Duygusal reaksiyonlarının ardındaki nedenleri, hassasiyetlerini, neye neden kırıldığını,  neden korktuğunu ve neden “ağladığını” tespit etmesi ve bunlarla bağlantılı duygusal ihtiyaçlarını kendi kendine doyurması gerekir. İhtiyaç duyduğu anne şefkatini öncelikle kendisine göstermelidir. Kendi duygusal arenasını araştırması ve kendi duygusal ihtiyaçlarıyla ilgilenmesi onun dış dünyaya güvenle atılmasını sağlayacak içsel bir güvenlik duygusu kazanmasını sağlar. Kendisini bu şekilde besleyip büyüttüğünde bu besleyen, büyüten ve koruyan özelliklerini başkaları için de seferber edebilir. Yengeç kendi duygularını ve içsel güvenlik duygusunu sağlamak üzere geri çekildiği zaman kendine güvenli bir alan yaratmalıdır. Bu yarattığı alan onun kabuğu gibidir. Kabuğundan dış dünyaya çıkmadan önce bu güvenli alanda duygularının ve korkularının geçmiş koşullanmalarla olan bağlantısını anlaması, neye ihtiyaç duyduğunu bulup bunu doyurması ve tıpkı bir bebekle ilgilenir gibi gerekirse kendisine karşı aynı şefkati ve ilgiyi göstermesi gereklidir. Kendisini besleyip büyüttüğü noktada kabuğunu atıp dış dünyaya daha sağlam içsel bir güvenlik duygusuyla çıkabilir ve aynı ilgiyi başkalarına da gösterebilir.

 

Yengeç kendisini büyütüp kabuğundan çıkamadığında dış dünyadan gelen her hangi bir tehdit karşısında anında alınganlaşıp kabuğuna çekilebilir. Bu durumda savunmasız kalmaktan korkan ve büyümek istemeyen bir çocuk gibi sürekli olarak kendisini güvende hissettiği evine, ailesine, geçmiş alışkanlıklarına ya da ailesi gibi gördüğü insanların arasına kendisini hapsedip kendi büyümesine yardım edecek adımları atmaktan çekinebilir. Buralarda etrafındakilere bağımlı, hala bakım ve ilgi isteyen bir “bebek” gibi davranabilir. Kendisini besleme ve büyütmesi gereken Yengeç, erkenden başkalarına “annelik” etme merakına da girebilir. Bir “Süper Anne” gibi davranarak, ailesinin ya da sevdiği insanların ihtiyaçlarıyla ilgilenerek bu insanları kendisine bağımlı kılar ve onlardan kendisine bir duvar örer. Ailesi gibi gördüğü bu insanlar da burada Yengeç’in kabuğu işlevini görür. Bu insanların büyüyüp kendisine ihtiyaçları kalmamasından korktuğu ve gitmelerine izin vermediği durumda ise Yengeç’in “Büyütmeyen Anne” gölgesi ortaya çıkar. Bunun yanı sıra aşırı hassasiyet, kolay etkilenebilirlik, başkalarının duygularını sünger gibi emmek, sık değişen ruh halleri, bağımlılık, alınganlık ve kapris de diğer olumsuz özellikleridir. Duygularına önem vermeyip onlardan kaçtığı zaman, karşıt burcu olan Oğlak’ın gölgelerini gösterebilir. Dış dünyada durmadan saygınlık, başarı ve statü peşinde koşabilir.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış ilhan

 

21 Haziran Venüs-Mars Karşıtlığı & 22 Haziran Merkür-Pluto Karşıtlığı

 

21 Haziran’da Kova burcunda ilerleyen Mars ile Aslan burcunda bulunan Venüs arasında karşıt açı gerçekleşiyor. Mars Kova’da Güney Ay Düğümü ile kavuşurken Venüs Aslan burcunda yer alan Kuzey Ay Düğümü ile kavuşum yaparak bu karşıtlığı daha da belirgin hale getirmektedir. Aslan ve Kova aksı gerçek anlamda sevgi ve dostlukla ilgilidir. Bireylik ve grup karşıtlığı, kişisel ayrıcalık ile halk insanı karşıtlığı, sanatçı ile bilim insanı karşıtlığı gibi kutupsallığı da gösterir. Ay düğümlerinin yer aldığı bu aksta kişi yaşamın kenarında onu gözleyerek, başkalarının performansını izlemek yerine uygulamaya geçmeye ve kendini göstermeye, oyun oynayarak hayatın tadını çıkarmaya çalışmalıdır. Hayat artık alışkanlıkların dışında bir yöne doğru çekmektedir. Yeterince bilgili olunursa yaratıcı olacağını düşünmek yerine risk alınmalı ve kişi kendi mutluluğunu yaratmalıdır. Eyleme geçtiğinde doğal olarak bilgiye sahip olabilecektir. Yaratıcılığı ortaya çıkarmalı ve kişi kendini sahnelemelidir. Bir çocuk gibi hayattan zevk almalı ve oyun oynamalıdır.

 

Bu durumda Venüs Aslan'da iken ilişki kurma biçimi sıcak, içten, yaratıcı ve candandır. Sadık, cömert ve karşıdakini yüreklendiren bir ifade söz konusudur.  Yaşam sevgisi, kişinin benliği ile uyum halinde olması, kendini sevmesi ve içinde hissettiği sevgi duygusunu cömertçe dışarıya yansıtmasıdır.  Ancak kişi farkındalık geliştirene kadar daha çok Aslan’ın olumsuz ifadelerini sergileyebilir. Zevk peşinde koşma, aşkta oyunculuk, etkilemek amacıyla gösterilen yapmacık ve sahte sevgi gösterileri, dramatik ve gururlu ifadeler Aslan’daki Venüs’ün olumsuz ifadeleridir. Mars Kova’da iken insanın enerjisi kısıtlayıcı olana karşı çıkmaya, geçerliliğini yitirmiş yapılarda reforma yönelir. Her tür devrim için mücadele edilir. Bu konumdaki Mars için kendi bireyliğini oluşturma savaşı denilebilir. Kişi kendi farklılığını ortaya koymak için özgürlük ister. Bir amaç peşinde giderken sıra dışı, eksantrik bir tutum sergileyebilir. İnatçı, bağımsız ve geleneklere aykırı şekilde hareket eder.  Kendisi gibi düşünen insanlarla hareket etmek, ekip çalışmalarında yer almak önemlidir, ancak bunun kendi bireyliğini ve özgürlüğünü ifade eder biçimde olması gerekir, aksi takdirde kendisini kısıtlanmış hissedip isyan edebilir.  Ancak sırf inat veya tuhaflık olsun diye ya da amaçsız bir başkaldırıyla davrandığında gölgesini yapmış olur.

 

Bu iki gezegen arasında oluşan karşıt açı gerilimli bir etki yaratmaktadır. Bu gerilim olumlu anlamda üretken bir kombinasyondur. Yaratıcılığın ortaya konulmasını sağlar. Tutkuyu ifade eder. Mars Venüs'e kuvvet verirken, Venüs de Mars prensibini yumuşatır.  Sanatsal bir rekabet sağlayabilir.  Sevdiği şey için savaşma gücü verir. Erkek ve kadın arasında tensel-erotik bir çekim hissedilebilir,  karşı cins ile rahat ve doğal bir ilişki kurulabilir. Eş seçerken içgüdüler ile davranılabilir. Cinsellik doyumludur. Tutkular deneyime dönüşebilir.  Gelişmiş bir ritim duygusu ve ince bir beğeni zevkine işaret eder. Ahenk ve uyum sağlama yeteneği gelişir. Aynı zamanda para için savaşılan, mücadele edilen bir dönemi de gösterir.

 

Olumsuz anlamda ise gezegenlerin fonksiyonlarının gerilimli, talepkar ve karşıdakini zorlayacak şekilde ortaya konulmasına neden olabilir. Ebedi doyumsuz olarak simgelenen bu açının diğer tezahürleri ise saldırgan güçlü cinsel istekler, taciz, kabalık, hiçbir şekilde tatmin olamama,  arzuladığını alamayacak şekilde davranma, hareket ediş tarzının barışı ve güzelliği bozması. Fırtınalı ilişkiler, cinsel rekabet, sadık olmamak, zararlı zevklere sahip olmak, eğlenceye düşkünlük, duyusal zevklere düşkünlük. Karşı cinsle çatışma. Zarif bir erotizm ile kaba bir cinsellik arasında gider gelir. Şiddet dolu, hayvansı, saldırgandır ve kendisine zarar verir. Cinsel güvensizlik duyar ve karşı cinse güvenmez. Dramatik ve aşırı duygu yüklü ilişkiler yaşar. Bir insana bağlanmak konusunda isteksizlik görülebilir.

 

22 Haziran’da ise  Yengeç burcunda bulunan Merkür ile Oğlak burcunda bulunan Pluto arasında karşıt açı oluşuyor. Yengeç’teki Merkür ussal ve mantıki süreçle değil içsel bilgiyle ilintilidir.  Merkür’ün hafızası, özellikle anı hafızası çok güçlüdür. Merkür Yengeç’te entelektüel süreç ile duyguları birbirine bağlar. Karşısındakinin ne düşündüğünü hisseden, başkalarının motivasyonlarını düşünen veya merak eden, bağlantıları fark eden bir yapıdan söz edilebilir. Bir durumu bilinçaltındaki malzemelerden etkilenerek algılayabilir. Rüyalarının yorumu, bilinçsizce yöneldiği bazı sembollerin analiz edilmesi, bilinçdışındaki düşünme sürecini etkileyen temalara ışık tutabilir. Ev aile, geçmiş, vatan, yemek, besleme, bakım ve yetiştirme konularında düşünsel faaliyet söz konusudur.

 

Oğlak burcunda bulunan Pluto ise; sorumluluk, özdisiplin, görev duygusu ve kader anlayışında dönüşümü ve bu alanlarda yaşanan güç savaşlarını ifade eder. Mevki elde etmek için başkalarını manipüle etmeyi, kazanılan konumu kaybetmemek için girişilen güç savaşlarını ve sonucunda yaşanacak acizlik sonrası yeni yapıların doğması, kuralların yeniden düzenlenmesini içeren bir süreçtir.

 

Bu iki gezegen arasında oluşan karşıt açı; soruşturan aklı, analitik ve derin düşünmeyi, İkna gücü ile kelimelerin ve düşüncelerin gücünün aile ve kariyer arasında veya aile ve devlet arasında yaşanabileceğini gösterebilir. Bu kombinasyon muhafazakar, sorumlu ve disiplinli bir yapıyı gösterir. Çoğunlukla geçmişe hürmet ve köklerin takdir edilmesi etrafında düşünceler şekillenir. Toplumun birey üzerindeki etkisini veya baskısını gösterebilir. Sosyal siyasal tartışmaların yaşanacağı bir süreç olabilir.

 

Olumlu anlamda; kullanıldığında gözlem yeteneği güçlü, analitik, eleştirel ve araştırıcı bir düşünce yapısı görülür. Çevresine kendi fikirlerini ve algılarını kabul ettirme yeteneğine ve arzusuna sahiptir. Yakından inceleme, her şeyin derinindekini sondajlamaya, öğrenmeye çalışma ve keşfetme ve sonuçlarını düşünmeden gözü pek şekilde her şeyi ortaya dökme dürtüsü taşır. Hiçbir şeyi atlamayan keskin bir gözlem gücü vardır.

 

Olumsuz kullanıldığında ise; düşünme ve algılama tarzının dönüşümü engellemesi. Takıntıların net algılamayı engellemesi, düşüncelerde güç savaşları. Saplantılı-takıntılı, iğneleyici, keskin, ketum, kurnaz, hep mücadele eden zihin gücü görülür. Sabit fikir, uzlaşmaz düşünce görülebilir. Bastırılan düşüncelerin yıkıcı bir şekilde püskürmesi, sırları aleyhte kullanma veya konuşmak ve iletişim kurmak için saplantılı bir istek bir başka tezahürüdür. Kafasına takılan bir fikri bir türlü aklından çıkaramama, başkalarını dogmatik şekilde ikna etme, etik veya moral değerleri hesaba katmadan kaba bir açıklık sergilenebilir. Gücü kötüye kullanma, hoşgörüsüz, hilekâr ve bencildir. Strateji, taktik düşünür. Diliyle öldürür.

Astroloji Dergisi/Asuman Adıbelli 

 

Venüs -Uranüs & Merkür-Satürn Karşıt Açıları,  15-16 Haziran 2018

 

15 Haziran’da Venüs Aslan burcunda- Uranüs ise Boğa burcunda birbirlerine kare açı yapıyorlar. Bu durum değer verdiğimiz şeyleri gözden geçirip bunları gerçekten isteyip istemediğimizi sorgulayacağımız bir dönemden geçeceğimize işaret ediyor. Burada ön plana çıkan anahtar ifade” kendine özgü olma”dır. Gerçekten sevdiğimiz işi içimizden gelerek mi yapıyoruz? Sevgimizi ne kadar özgürce ifade edebiliyoruz? Bağlanma endişesiyle olayları gerektiğince yaşayamıyor muyuz?

 

Venüs-Uranüs Kare Açısıyla ilgili Anahtar Cümleler:

(-) Sevgiyi alıp verme tarzının bireyselleşmesine engel olması. İlişkileri genelleştirme ve sıradan ilişkileri küçük görme. Aniden bir ilişkiden diğer ilişkiye geçme. Özgürlük ve değişime olan arzuları yüzünden ani kopuşlar. Özgürlüğünü kaybetme korkusuyla gerçek bir ilişki kuramamak. Ait olmak arzusuyla bireyliğini ifade edemeyeceği ilişki modellerine boyun eğmek. Bağlanma zorluğu. Sadakatsizlik. Uyuma ve iş birliğine başkaldırma arzusu. Sırf isyan etmek için başkalarının değer sistemlerini reddetmek ya da herkesin kendine özgü değer sistemi olduğunu kabullenmede zorluk. Eksantrik davrandığında kendini değerli hissetme. Para kazanma ve harcama da ani iniş çıkışlar.

 

(+) Liberal ilişki tarzını sevme. Karşılıklı eşitlik ve özgürlüğün olduğu ilişkilerde mutlu olma. Her bireyin kendi ilgi alanlarının olabileceği ve kendi hedeflerinin peşinden gidebileceği ilişkiler içerisinde kendini değerli hissetmek. İnsanlar arasındaki farklılıklara ve bireyin özgürlük hakkına değer verme. Geleneksel ve bireyliğini kısıtlayıcı ilişki modellerinden özgürleşme. Özgürlük sevgisi. Sıra dışı zevkler. Özgürlüğün kıymetini bilmek. Kendine özgü değerleriyle para kazanmak. Bireyliğini ve özgünlüğü sanatla ifade etme. Evrensel bir barış anlayışı. Yüksek idealleriyle mutlu olma.

 

16 Haziran’da Merkür Yengeç burcunda, geri hareketine devam eden Oğlak burcundaki Satürn’le karşıt açı oluşturuyorlar. Satürn ve Oğlak burcu yetiştirilmesi gereken işlerin ya da tamamlanması beklenen projelerin son tarihleri konusunda oldukça katı tutumlarıyla bilinirler. Merkür karşıt burçta iken birilerinden bizim bitirmemiz işlerin artık teslim tarihlerini bildiren can sıkıcı bir telefon almamız işten bile değildir. Bu durumda epey endişeli vakitler de yaşayabiliriz. Aslında diğer yandan bir çoğunuz zaman zaman işlerinizin son teslim tarihi öncesi yetiştirememe korkusuyla nasıl kendi kapasitenizin üzerine çıktığınızı da hatırlar gibisiniz. Satürn’ün korkutması ve Merkür’ün endişeli halleri aslında insanları yapıcı ve işlevsel hale getirir. Tabii korkudan ve endişeden bloke olmamak kaydıyla. Hiçbir şey düşünemeden, hiçbir şey yapamadan bir çuval inciri berbat etmek de mümkündür. Bu da işin diğer yüzüdür.

 

Merkür-Satürn Karşıt Açısıyla ilgili Anahtar Cümleler:

(-) Düşünmekten korkmak. Zihinsel yeteneklerinden kuşku duymak ve kendini yetersiz görmek. Ağır algılamak ve öğrenme güçlüğü çekmek. Sözel ifadelerde tutukluk ya da sıkıcı konuşma tarzı. Depresif fikirler. Kötü düşünceler. Bilgisiz olmaktan korkmak. Dar kafalı. İletişim kurmaktan kaçan. Kendi aklına çok güvenen. Anlayışsız.

 

(+) Gerçekçi ve tutarlı düşünceler. Düşüncelerini pratiğe dökmek. İyi odaklanmış ve disipline olmuş bir zihin. Ağır ama esaslı öğrenme. Sabırla gerçek bilgiyi aramak. Bir şeyi etraflıca ve sonuna kadar düşünme. Olgun kavrama yeteneği. Güvenilir ve tutarlı iletişim kurmak. Özenle seçilmiş kelimelerle etkili konuşma. Düşünerek konuşma. Zor şartlar altında dahi iletişim kurabilmek. 

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş 

 

VENÜS ASLAN’DA – 14 Haziran 2018

 

 

“Kendine inanan kişi, kimseyi ikna etmeye çalışmaz; kendine güvenen kişi, kimseden onay beklemez; kendini olduğu gibi seven kişiyi,  tüm dünya olduğu gibi sever.” - Lao Tzu

 

Çekim gücümüzü, iştahımızı, nelerden zevk aldığımızı, nelere değer verdiğimizi ve nasıl ilişki kurduğumuzu gösteren Venüs sabit bir ateş burcu olan Aslan’daki yolculuğuna başlıyor. Aslan’daki Venüs’ün ilişki kurma biçimi, sıcak, samimi, içten ve yaratıcıdır. Öz-güvenli, kendini ve kalbindekileri olduğu gibi ortaya koyma konusunda risk alabilen, sadık, onurlu ve cömert bir tarz söz konusudur.  Aşkta, arkadaşlıkta ve genelde yaşamla kurduğu ilişkide kendisini, isteklerini  ifade etmekten ve sevgide, aşkta risk almaktan hoşlanır. Kişinin kendisini olduğu gibi sevmesi, kendi  benliğiyle ve benliğinin istekleriyle barışık olması oldukça önemlidir. Kendi zevk aldığı ve istediği şeyleri ön plana alıp, yaşamdan keyif aldığında ve  içindekileri korkmadan ortaya koyduğunda, sevgisini de cömertçe ve tüm sıcaklığıyla dışarıya yansıtır ve böylelikle etrafındaki insanları da canlandırıp yüreklendirebilir. Bir çocuk gibi yaşamdan keyif alma söz konusu olduğundan, eğlenme ve insanları da eğlendirme konusunda yetenekli olabilir. Bu konum genel anlamda yaratıcılığa işaret edebilir; özellikle kişinin kendi performansını sahnelediği oyunculuk, tiyatro, dans gibi bir sahne sanatlarını,  yönetmenliği,  eğlenceyi ve çocuk sevgisini düşünebiliriz.

 

Venüs Aslan’dayken eğer kişi kendi benliği ve benliğinin istekleriyle barışık değilse, öz-değer duygusunu, dışarıdan ne kadar beğenildiğine, sevildiğine ve ne kadar onaylandığına bağlayabilir. Kendisini değerli hissetmek için devamlı alkışlanma, pohpohlanma ve hayran olunma isteği içinde olabilir. Sürekli sahneyi işgal etme ve ilgi odağı olma arzusuyla, aşırı dramatik, gösterişçi, ve tantanacı davranabilir.  Sevildiğini, aşık olunduğunu veya takdir edildiğini hissettiğinde kendisiyle gurur duyup kendisini değerli ve özel hissetme, sırf pohpohlandığı ve hayran olunduğu arkadaşlık ve aşk ilişkileri içerisinde bulunma,  kazandığı ilgiyi kaybetmemek ya da sırf beğeni toplamak adına için yapmacık ve dramatik sevgi gösterilerinde bulunma söz konusu olabilir.  Dikkat çekemediğinde,  ilgi odağı olamadığında ya da eleştirildiğinde gururu ve egosu incinmiş bir şekilde geri çekilebilir.  İlişkilerinde, kendisinden ve kendi isteklerinden başka hiçbir şeyin önemli olmadığı kanısıyla, aşırı bencil, kendini beğenmiş, narsist,  baskın ve otoriter bir tarzda davranabilir. Bu konumda aşkta da aşırı risk alan, ilişkiye girdiği insanlarla oyun oynayan, durmadan zevk ve eğlence peşinde koşan ve çocukça sorumsuz bir tarz da görebiliriz.  Kumarbazlık ve lükse düşkünlük de söz konusu olabilir.

 

Aslan’daki Venüs’ün yönetici gezegeni olan Güneş İkizler’deki yolculuğunu sürdürüyor. Aşırı bencil, talepkar ve gururlu davranışlar ya da “değerini” başkalarının gözünden gören ve hep onay bekleyen bir bakış açısı hem ilişkilerimize zarar verebilir hem de bu ilişkilerin gerçek dinamiklerini, hatalarımızı  görmemize ve bunları nasıl çözebileceğimize dair metotları bulmamıza engel olabilir.  Tarafsız ve objektif bir şekilde olaylara yaklaşmak, gururu bir tarafa bırakıp karşımızdakinin gerçekten ne düşündüğünü anlamaya yönelik olarak iletişim kurmak, aklımızdaki soruları sorup durumları oldukları gibi görmeye çalışmak daha doğru ve net kararlar almamızda bize yardım edebilir. Sosyalliğimizin arttığı, bize keyif şeylerin peşinden koştuğumuz ve belki de hem kişisel hem de yaratıcı anlamda kendimizi daha fazla ifade ettiğimiz bir dönemde olabiliriz. Yeni şeyler öğrenmek, yeni zevkler edinmek ya da hep yapmak isteyip bir türlü öncelik veremediğimiz, bize   keyif veren konulara odaklanmak için iyi bir zaman olabilir. İletişim ve düşüncelerimizi ifade etmek konusunda daha fazla risk alabilir ve gerçekten söylemek istediklerimizi karşımızdakine söyleme fırsatı bulabiliriz...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

 *Astroloji Dersleri, Barış İlhan

İKİZLER’DE YENİAY

 

“Hayatta kalmayı başaranlar ne en güçlülerdir ne de en zekiler...

Değişime en iyi adapte olanlar hayatta kalmayı başarır.” -  Charles Darwin

 

 

13 Haziran 2018’de Türkiye saatiyle 22:43’te 22 derece İkizler’de bir Yeniay gerçekleşiyor. Değişken bir hava burcu olan İkizler’deki bu Yeniay, bize hem yeni girişimlerde bulunma fırsatı hem de yeni oluşacak koşullara uyum sağlama, zihinsel ve duygusal anlamda yeniliklere açık olma fırsatı sunuyor. Bir şeylere başlarken varsayımlarımız ve kanılarımızla hareket etmek yerine, daha tarafsız, nesnel ve şüpheci bir bakış açısıyla olaylara yaklaşmak, ilgilendiğimiz ve planladığımız konularla ilgili doğru ve net bilgilere ulaşmak için gerçekten öğrenmeye ve sorgulamaya açık olmak oldukça önemli. Yeniay’ın yöneticisi Merkür’ün bir su burcunda, Yengeç’te olması, algımızın mantığımızdan ziyade bilinçdışı faktörlerden ve duygularımızdan etkilenebilir olmasına dolayısıyla olayları ve bize söylenilenleri aşırı sübjektif ve işimize geldiği gibi algılamamıza yol açabilir. Düşüncelerimizdeki tutarsızlık, kararsızlık, akıl karışıklığı veya yanlış anlama/anlaşılma riskine karşı aklımızdaki soruları çekinmeden ve üşenmeden sormakta, araştırmakta, söylenenleri pür dikkat dinlemekte ve iyice bilgilendiğimiz noktada kararlarımızı vermekte fayda var. Ayrıca kendi duygularımızı, duygusal ihtiyaçlarımızı ve geçmiş koşullanmalarımızı sorgulamak ve anlamak için iyi bir zaman olabilir.

 

İkizler’deki Yeniay’ın Balık’taki Neptün’e yaptığı kare açı, yine kafa karışıklığı, belirsizlik, bilinçdışı duyguların etkisinde kalmak, aşırı hassasiyet, aldatılmaya ve kendini aldatmaya yatkınlık, birşeyleri oldukları gibi değil de kendi fantezimize göre yorumlamak, günlük hayatın zorunluluklarında kaçmak, kurban bilinci ve çaresizlik gibi mevzuları gündemimize getirebilir. Kendimizi ne olacağı belirsiz ve aşırı kaygan bir zeminde hissediyorsak, hilekarlık ve yalancılık riskine karşı hem bize söylenilenlere, karşımıza çıkan olaylara ve hem de kendi düşüncelerimizin gerçekliğine şüpheyle yaklaşmak, sorgulamak, doğru ve somut verilere ulaşmak üzere gerekirse bilgi toplamak bize doğru adımlar atmamızda yardımcı olabilir.

 

Bu Yeniay, Auriga takımyıldızındaki Capella, Columba takımyıldızındaki Phact, Orion (Avcı) takımyıldızındaki Mintika ve Boğa takımyıldızındaki El Nath olmak üzere dört sabit yıldız ile kavuşum halinde. Capella Merkür ve Mars doğasına sahip bir sabit yıldız olarak, öğrenme, gayret, araştırma merakı, bilgiye düşkünlük, dikkat, onur, zenginlik ve itibar ile ilişkilendiriliyor. Özellikle Güneş ve Ay ile olan kavuşumlarda ise bu yıldız kararsızlık, değişkenlik, yanlış anlaşılmalar,  tartışmalar, eleştiriler, düşüncesizce konuşma, yolculuklar, aile içi problemler ve kazalar gibi temalara işaret ediyor. Phact sabit yıldızı, yine Columba takımyıldızındaki Wazn sabit yıldızı ile birlikte “ İyi Haberciler”  olarak adlandırılıyor. Yine Merkür doğasının etkili olduğu bu sabit yıldız iyilik, umut ve iyi talih ile ilişkilendiriliyor. Mintika sabit yıldızı da iyi talih ile ilişkili bir sabit yıldız ve   Güneş ile olan kavuşumlarda düşüncesiz ve değişken bir doğa ile bağlantılandırılıyor. El Nath, Venüs ve Merkür doğasına sahip bir yıldız olarak iyi talih ve itibar ile ilgili ve özellikle Ay ile olan kavuşumlarda sözde, sahte arkadaşlarla tartışma, iş başarısı ve eş, ortak ya da akrabadan gelebilecek zararlara işaret ediyor.  Özellikle Merkür doğasının vurgulandığı bu sabit yıldızlar, yeni şeyler öğrenmeye başlamak, bilgilenmek, araştırmak, haberler ve yolculuklar gibi temalara işaret ettiği gibi, hem her şeyin her an değişebileceği konusunda hem de tartışmalara, yanlış anlaşılmalara, dikkatsizliğe ve düşüncesizliğe karşı bizi uyarıyor.

 

İkizler’deki Yeniay’ın Sabian sembolü cümlesi ise, “Üç yavru kuş ağaçtaki yuvalarından uçmaya hazırlanıyor.” şeklinde. Bu sembol  insanların büyüyüp olgunlaşma süreçlerinde beraber yaşamaları ve hayatı paylaşmaları ile alakalı. Mevcut durum potansiyel olarak geleceğe dair umut verse de, gerçekten bizi koruyan ve besleyen, aile, arkadaş ya da iş yeri gibi yapılardan özgürleşmek için henüz tam olarak hazır olmayabiliriz. Sembol özgürlük için vaktin çok yakın bir zamanda geleceğini söylüyor fakat şu an bunun için erken olabilir. Yakın bir zamanda bilindik yapılardan ayrılma cesaretini kendinizde bulabilirsiniz. Her ne kadar bundan sonra kendinizi yalnız ve ihmal edilmiş hissetseniz de, yine de kendinizi güvende hissedebileceksiniz. Sembol, ruh ve beden bütünlüğü, yükselmek ve kopmak, kardeş rekabeti, ev arkadaşları, anlaşmak ve uzlaşmak üzere çaba sarf etmek gibi konulara işaret ederken, henüz hazır olmadan bir yerden ayrılmak, psikolojik anlamda hazır olmamak, ayakta kalmak için başkalarına bağımlı olmak, aile içi bir probleme takılıp kalmak ya da aşırı taviz vermek gibi konularda bizi uyarıyor. Bu Yeniay’da içinde bulunduğumuz fiziksel ve psikolojik durumu gerçekçi bir şekilde değerlendirmek, duyduklarımızın gerçekliğini ve kaynağını sorgulamak ve değişebilecek koşullara adapte olmamızı sağlayacak daha esnek ve tarafsız bir yaklaşımda olmak doğru seçimler yapmamıza yardım edebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com

*www.constellationsofwords.com

 

MERKÜR YENGEǒTE  - 12 Haziran 2018

 

 

“Geçmişi bırakmak, geçmişi unutmak demek değildir. Anılarımız bizim bir parçamızdır ama bugün kim olduğumuz gerçeğinin bir parçası değildir. Geçmişinize saygı gösterin. Tüm bunlar sizi buralara getirdi. Gereksinimiz olanı alın, kalanı bırakın gitsin. Artık bunların hepsini taşımanıza gerek yok. Geçmişi çocukken giydiğiniz bir ceket olarak düşünün. Bir zamanlar size uygundu ve sizi sıcak tutardı. Artık size küçük geliyor ve sizi ısıtamaz. Bu ceketi niye hala taşıyorsunuz?” - Susanna McMahon, Terapistim Yanımda

İletişim, düşünme ve algılama fonksiyonumuzu yöneten Merkür, Yengeç’teki yolculuğuna başlıyor. Yengeç’teki Merkür sübjektif ve sezgiseldir. Mantıktan ziyade duygular, bilinçdışı faktörler ve bilinçli düşüncelerimizi durdurduğumuz takdirde beliren düşüncelerle, içten gelen bilgi ile bağlantılıdır. Düşünme ve algılama tarzı kişinin ihtiyaçlarından, kendi bilinçaltından, çocukluk koşullanmalarından, ailesinden ve geçmişinden etkilenir. Başkalarının düşüncelerini ve hislerini kolayca algılamak, derindeki duygusal bağlantıları fark etmek, duygu yüklü ve edebi bir ifade tarzı, güçlü bir hafıza, bilinçdışındaki temalara ışık tutması bakımından sembollerin ve rüyaların yorumu söz konusudur. Kişi, özellikle ev, aile, geçmiş, vatan, bakım ve yetiştirme gibi konularda düşünsel faaliyet gösterebilir.

Olumsuz ifadelerinde ise, düşüncelerin duygulardan ve geçmiş koşullanmalardan etkilenmesi, aşırı sübjektif bir algılamaya ve bunun sonucu tarafsızlığın yitirilmesine neden olabilir. Bilinçaltında kalmış anıların ve kişisel duyguların düşünme sürecine olan etkisi, kişinin kararlarını da olumsuz etkileyebilir. Gerçekleri kendi hislerine, işine geldiği gibi, kendini rahatlatacak bir tarzda algılamak veya çarpıtmak, kendi duygusal ruh haline göre değişen, tutarsız düşünceler, her söyleneni üzerine alınmak, alınganlık, kaprislilik, düşüncelerin diğer insanlardan kolayca etkilenmesi söz konusudur. Yengeç’teki Merkür’ün, başkalarının ihtiyaçlarını ve hislerini algıladığı kadar, kendi duygusal ihtiyaçlarını ve duygusal reaksiyonlarını da anlaması önemlidir.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

 

HAZİRAN 2018

Eyleme Geçmeden Önce Duraklayın

 

Haziran 2018'in önemli astrolojik enerjileri:

  • 13 Haziran 2018’de Güneş ve Ay İkizler burcundayken Yeniay meydana gelecek.

  • 21 Haziran 2018’de  Güneş’in Yengeç burcuna girmesiyle Yaz gündönümü Kuzey Yarıkürede başlayacak.

  • 26 Haziran 2018’de Kova’daki Mars geri harekete başlamak üzere durağanlaşacak. Mars her iki yılda bir geri hareket eder ve 27 Ağustos 2018’de ileri gitmek üzere durağanlaşacak.

  • 28 Haziran 2018’de Güneş Yengeç ve Ay Oğlak burcundayken Dolunay meydana gelecek.

 

GÜNEŞ İKİZLER’DE – 21 Mayıs 2018

 

 

“İlerlemeye, yeni kapılar açmaya ve yeni şeyler yapmaya devam ederiz çünkü hep merak içindeyiz ve merakımız, bulduğumuz bu yeni yollar boyunca bize rehberlik eder.” - Walt Disney

 

Kimliğimizi, isteklerimizi ve bizim için neyin önemli olduğunu gösteren Güneş İkizler burcuna giriş yaptı. İkizler, mevsimsel anlamda baharın sonlarına denk gelen, doğanın canlandığı ve çiçeklerin açtığı ama yazın henüz tam anlamıyla gelmediği bir geçiş yani değişim sürecine denk gelir. Boğa’nın sabit, odaklanan enerjisi, istikrar ve güvenlik isteği burada yerini, yeniliğe açık, canlı ve yerinde duramayan bir enerjiye, sonsuz bir öğrenme merakına, çeşitlilik ve çok yönlülük arzusuna bırakır. İkizler’deki Güneş, ham bilgiyi toplayıp dağıttığında, insanlar ve birimler arasında ağ kurup iletişimi, aracılığı, pazarlığı, haberleşmeyi ve ulaşımı sağladığında, sağlıklı bir merak duygusuyla dinlemeyi, soru sormayı ve öğrenmeyi öğrendiğinde, tarafsız, akılcı, şüpheci ve eleştirel bir bakış açısıyla sorunlara çözüm getirdiğinde parlar. Her hangi bir konuda kanıları, yargıları, korkuları henüz gelişmemiş bir çocuk gibi yolculuğunun her aşamasında olaylara ve kavramlara hayretle, büyük bir merak duygusuyla yaklaşan, durmadan “Bu ne?” diye soru soran ve öğrenmeye her an açık bir yaklaşım söz konusudur. Her şeyi ham ve rasyonel bir şekilde algılamak, öğrenmek ve bunu yine ham bir şekilde kendinden her hangi bir yorum katmadan aktarmak, her türlü kavrama ve değere hiç çekinmeden kuşkuyla ve eleştirel bir şekilde yaklaşabilmek İkizler’in işidir. Bir kavramın iki yönünü de değerlendirebilmesi ona tarafsızlık özelliği kazandırır. Birimler arasındaki bağlantıyı kolay algılama, bunları formüle etme, mantık zincirleri kurma, çabuk kavrama, zeka, akıllılık, beceriklilik ve girişkenlik söz konusudur. Sosyal anlamda da insanlar arasında ağ kurarak aracılık etme ve iletişim kurma yeteneği söz konusu olduğundan İkizler’i bir grubun sözcüsü olarak ya da kıvrak zekası ve canlılığıyla grupların içinde onları güldüren bir komedyen pozisyonunda görebiliriz. Taklitçilik özelliği ise İkizler’in yeni karşılaştığı bir duruma veya yeni gittiği bir yere kolayca uyum sağlamasına ve sanki o insanlara, oranın diline ya da o duruma uzun süredir aşinaymış gibi bir izlenim vermesine yardımcı olur.

 

Gölge yönleriyle değerlendirecek olursak, değişken niteliği nedeniyle, önüne çıkan her koşul ile birlikte oradan oraya sürüklenme, sürekli birşeylerle meşgul olma, bunların sonucunda enerjisini dağıtma ve israf etme, maymun iştahlılık, huzursuzluk, sinirlilik ve yerinde duramama söz konusu olabilir. Seçeneklerin hiç birini kaybetmek istememesi kararsızlığa neden olur. İkizler’deki Güneş, sağlıklı bir merak duygusuyla dinlemeyi ve soru sormayı öğrenmediğinde, ciddi bir dinleme, öğrenme ve iletişim problemiyle karşılaşabiliriz. Leb demeden leblebiyi anlayan, karşısındakini dinlemek ve öğrenmek yerine, ne kadar bildiğini göstermekle veya karşısındaki dinlemeden ne söyleyeceğini düşünmekle meşgul, devamlı soru sorarak her fikri şüpheyle çürüten, iletişimi demogoji, monolog ya da mantık oyunlarıyla felç eden, her şeyi akla uydurmaya çalışan bir pozisyonda görebiliriz. Gevezelik ve dedikodu söz konusu olabilir. Değer ve ahlak sistemlerinden bağımsızlığı, uç noktalarda kuralları, durumları ve yasaları kendi çıkarları doğrultusunda akla uyduran bir uyanıklılığa, kurnazlığa ve cin fikirliliğe yol açabilir. Taklitçilik özelliği gölge yönüyle başkalarından duyduğu, oradan buradan okuduğu bilgileri kendisininmiş gibi göstermesine, bu yüzeysel bilgilerle ukalalık taslamasına neden olabilir. Ivır zıvır bilgilerin peşinde, devamlı gereksiz konuşmaların içinde kalarak, kendisi için gerekli olan bilgilere ulaşamayabilir. Her şeye aşırı akılcı yaklaşması, çeşitlilik isteği ve her problemde sorunu çözmek yerine uzaklaşarak başka bir deneyime yönelmesi bir çok konuda ve ilişkide yüzeysel kalmasına yol açabilir. Kendisini inciten ve zorlayan bir durumda alaycı davranabilir.

 

İkizler’deki Güneş’in yönetici gezegeni Merkür de Boğa’daki yolculuğunu sürdürüyor. İkizler’in akılcılığını, Boğa’nın pratikliği ve sağduyusu ile birleştirerek, düşüncelerimizin ve planlarımızın gerçek hayatta uygulanabilir olup olmadığını daha tarafsız ve net bir perspektiften değerlendirebiliriz. Kararlarımızı vermeden önce, daha yavaş, gerçekçi ve temkinli davranmakta ve bilinen yöntemlerle mevcut sorunlara yaklaşmakta fayda var. Maddi ve manevi anlamda güvenliğimizi sağlamlaştıracak konular üzerinde düşünmek ve değerlendirme yapmak için iyi bir zaman olabilir.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar: 
*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

 URANÜS BOĞA’da

 Barış İlhan, 15.5.2018

 

Amerika İsrail elçiliğini Kudüs’e taşımaya karar verdi ve açılışı yaptığı gün bunu protesto eden onbinlerce Filistinlinin üzerine ateş açıldı. Maalesef 52 kişi öldü, binlerce insan yaralandı. Olayların fotoğraflarına baktığınızda adeta havai fişek görüntüsü vardı. Akşamına Türkiye’de dolar 4.40’a dayandı. Benzine, motorine zam yapıldı. Yani, Uranüs’ün Boğa burcuna girişi görkemli, ama pek fena oldu. Kuşkusuz Uranüs tek başına değil. Ona Oğlak’tan Kova’ya geçmekte olan Mars da iştirak ediyor. Bu ikiliyi Hawai’deki volkan patlamasında da izledik. Şimdi ikisi aynı gün birbirlerine kare yaparak büyük bir gerilimle burç değiştiriyorlar. Uranüs-Mars gerilimli açıları patlayıcı, isyankar, kazaya,belaya eğilimli, anarşik bir ortama işaret ediyorlar. Adeta artık tahammülün kalmadığı, insanın kendini zor tuttuğu bir ruh hali içindeyiz. Aniden patlayabiliriz. Bizden hiç beklenmeyecek şeyler yapabiliriz. Dünyada da hiç beklenmedik şeyler olabilir, bunlar bütün düzeni alt üst edebilir. Uranüs’le Mars’ın bu dansı, Mars’ın geri hareketi nedeniyle, aralıklarla, Eylül ayının sonuna kadar sürecek. Beklenmeyeni bekleyin.

 

Uranüs’ün Boğa’ya girişi bugüne kadar güvenli bilinen tüm alanlarda altüst oluşun işareti olarak görülüyor. Para piyasaları, doğal kaynaklar, yıllardır sağlam olduğu düşünülen her şey, hatta dünyamız dahi bu sarsıntıdan payını alacak. Huzur, güvenlik, konfor diye bir şey kalmayacak. Toprak ortasından çatlayıp yarılacak. Bunu sembolik anlamıyla hayattaki her konuya uyarlayabiliriz. Tabii bunun sonunda yeni güvenlik sistemleri, yeni değerler gelişecek. Sahip olduklarımıza, doğaya, yeryüzüne ve kaynaklarına değer vermeyi, şürkan duymayı öğreneceğiz Hiç bir şey statik değil. Bir şeyler altüst olmadan yerine yenisi konamıyor. Dolayısıyla, yeninin gelebilmesi için, bir elektrik enerjisi bizi sağlam olduğunu sandığımız yerden bir başka yere fırlatıp atacak. Bu, ömrünü doldurmuş yapılarda değişiklik yapmak isteyenler için iyi bir fırsat olabilir, ancak ömrünü doldurmuş olmasına rağmen, güvenlik nedeniyle mevcut duruma sıkı sıkıya sarılmış olanlar için çok sarsıcı olacağı aşikar. En iyisi, sarsıntıyla brlikte hareket etmeye çalışmak. Sağlam durmaya çalışanların beli kırılabilir... devamı https://www.barisilhan.com/uranus-bogada 

 

Gaia (Yeryüzü Tanrısı) Boğa’da ki Uranüs ile Altüst Oluyor

 

 

Önümüzdeki yedi yılın tonunu belirleyecek en büyük göksel olay Uranüs’ün Boğa burcuna girişidir. 15 Mayıs günü Boğa burcunda ki Yeniay’dan sadece birkaç saat sonra Uranüs Merkür gezegenin eşliğinde toprak burcuna adım atacak. Ve Oğlak burcunda ki stelyuma üçgen açı yapacak. Antik mitler, astrologların en büyük değişimi getiren gezegenin değişime en dirençli burçta olması olarak tanımladıklarını anlamamıza yardım edebilirler.

Ouranos (Uranüs) birçok yaratılış mitinin başlangıcında yer alır. M.Ö. 8. yüzyılda şair Hesiod tarafından yazılan Theogony'ye göre Ouranos yıldızlarla süslenmiş sağlam bir pirinç kubbe olarak düşünülen Gök Tanrı'sıdır. Her gece Yeryüzü Tanrıçası Gaia’nın üzerine Boğa şeklinde uzanırdı. Böylece Gaia dağları, denizleri ve tanrıların ilk ırkı olan Titanları doğurdu. Gaia daha sonra, Ouranos'un nefret ettiği Cyclops, Devler ve Yüz elli Canavarları doğurdu. Çocuklarının gün ışığını görmelerine izin vermeyi reddeden Ouranos, onları Gaia'nın bedenine geri itti.


Yeryüzü acı ile inledi ve kuvvetli babasını aşağılayan cin fikirli en küçük oğlu Satürn’e intikam almasını teklif etti. Ona demir bir orak verdi. Ouranos gece sevgiye özlem duyarak Gaia’nın üzerine yayıldığında, Satürn onu hadım etti. Yeryüzünün üzerine düşen kan damlalarından Erinyes ortaya çıktı. Bu yılan saçlı üç tanrıça, Alekto, Megaira ve Tisiphone, yanlış yapanları deliliğe sürüklüyordu. Onları özellikle bir araya toplayan suçlar ise ebeveynlere, yaşlılara, savunmasızlara ve misafirperverlik yasasını ihlal edenlere karşı yapılanlardı.


Uranüs yakında Boğa’ya girecek; yeryüzü çatlayarak açılacak ve intikam peşinde olan yılan saçlı tanrıçaları uyandıracak. Çevre (Yeryüzü) Uranüs enerjisinin bir sonraki odak noktası olacak. Biyosfer de ani yıkıcı şoklardan oluşan bir çağa gireceğiz, iklim değişikleri artık göz ardı edilemeyecek. Çevreye zarar veren ve hassas ekosistemleri ihlal eden fırsatçılar saldırılarını hızlandıracaklar. Tanrıçalar çevreci aktivistler tarafından yönetilen büyük protestolar şekline girip yeryüzüne karşı suç işleyenlerin peşine düşecekler. Yaşayan her şeyin annesini (yeryüzünü) ve ona bağımlı olanları korumak için yapılan çağrıya kulak verin.


Uranüs'ün Boğa'ya girdiği gün, asteroit Gaia Mars'ın kızkardeşi ve savaş tanrıçası Eris ile 23⁰ Koç burcunda kavuşacak. İki hafta içinde, asteroit Gaia ve Uranüs 1⁰ Boğa’da birleşecekler ve olayların tohumlarını atacaklar. Aynı dönemde yılan saçlı asteroitler Alekto (22⁰ Koç), Tisiphone (16⁰ Yengeç), Megaira (19⁰ Yengeç), Erynia (17⁰ Terazi) ve Plüton (21⁰ Oğlak) büyük kareyi oluşturacaklar. Böylece hesaplaşma zamanı başlayacak.


Kişisel psikolojik düzeyde, Boğa burcunun haritanızda hangi evde olduğuna bakın. Bu ev, şu anda en çok sıkışmış, engellenmiş, alışkanlık haline gelmiş ve değişime dirençli olabileceğiniz alanı simgelemektedir. Hayatınızın bu alanında her zamanki gibi düzeninizi kesintiye uğratacak olaylar bekleyin. Kendinizi değişim ve kurtuluş güçlerine açın.

 

https://www.demetra-george.com/resources/news/206-uranus-in-taurus 


Demetra George

Türkçesi: Aylin Tezcan Beyazoğlu

 

MARS KOVA’DA – 16 Mayıs 2018

 

“Özgür olacağız fakat sadece bunu talep ettiğimiz zaman değil; 

hayatımızın her gününe özgür eylemlerimizi  soktuğumuz zaman...” 

                                                              William Faulkner

 

Hayatla nasıl mücadele ettiğimizi, savaşma tarzımızı, nasıl hareket edip kendimizi nasıl ortaya koyduğumuzu gösteren Mars Kova’daki yolculuğuna başlıyor.  Bu konumda Mars, bireyliğini ve farklılığını ortaya koymak üzere hareket eder. Hareket etme, savaşma tarzı bilinen modellerden farklı, sıradışıdır ve enerjisini kısıtlayan herşeye karşı çıkma ve baş kaldırma eğilimi gösterir.  Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, insanlıkla ilgili davalar için mücadele eden, devrimci ve geçerliliğini yitirmiş yapılara reform getiren bir enerji söz konusudur. Bir hedefin peşinden giderken ya da bir şeyleri yaparken orijinal ve yaratıcıdır. Kova’daki Mars için, geleneklerden, rutinden ve popüler fikirlerden bağımsız bir şekilde hareket etmek, kendine olduğu kadar başkalarına da özgürlük tanımak, kendisi gibi düşünen insanlarla birlikte, bir ekibin içerisinde bireyliğini ve özgürlüğünü ifade eder bir şekilde yer almak oldukça önemlidir.

 

Gölge yönleriyle Mars Kova’da sırf herkesten farklı olmak adına uçuk kaçık, tuhaf ve ekzantrik davranışlar sergileyebilir. Ne yapacağı belli olmayan, beklenmedik anlarda başkaldıran, güvenilmez ve ihanet eden bir tarzda hareket edebilir. Sadece kendisi için özgürlük isteyip amaçsızca isyan edebilir. Kendisini herkesten farklı görmesi uç boyutta “Ben hepinizden farklıyım” şeklinde, aşırı mesafeli ve asosyal bir hal alabilir. Yaşamın kıyısında, onu uzaktan seyredip ona katılamayan ve uygulamadan yoksun bir tavırda bir “sürgün” gibi yaşayabilir. Bu uzak ve kopuk tavrı bir çok insani isteklere, duygulara ve zaaflara yabancılaşmasına ve sonunda bunları sıradan bulmasına yol açabilir. Bir ekip içinde olsa dahi bireyliğini ifade etmesi gerekirken, sırf ait olmak arzusuyla  bir gruba boyun eğebilir ve kendisini hiç ait hissetmediği grupların içerisinde mesafeli ve hissiz bir şekilde yaşayabilir.

 

Kova’daki Mars’ın geleneksel yöneticisi Satürn Oğlak’ta geri hareketini sürdürüyor; modern yöneticisi Uranüs ise 15 Mayıs 2018 itibariyle Boğa burcuna giriş yaptı. Burada özellikle maddesel dünyadaki geleneksel, aşina olduğumuz güvenlik anlayışımızdan ve maddi/manevi değer sistemlerimizinden özgürleşmek, kendimize özgü, daha önce hiç denemediğimiz yöntemlerle para kazanmak, içinde bulunduğumuz güvenli yapılardan özgürleşme arzusu ve başkaldırı gibi temalar önem kazanıyor. Paraya ve sahip olduklarımıza daha farklı bir gözle bakmak durumunda kalacağımız bu dönemde, alternatif değerler getirmeden, daha farklı, en önemlisi pratik ve uygulanabilir yöntemler geliştirmeden eski değerleri reddetmek veya yıkmak söz konusu olabilir. Oğlak’taki Satürn ise, kendi yolumuzu izlemek ve “özümünde her ne isek o olmamız” için kendimize, kendi doğamıza uygun hedefler koymanın ve planlama yapmanın önemini hatırlatıyor. Sırf saygınlık ve statü için çabalamak yerine, kendimize özgü özelliklere ve yeteneklere uygun olarak ilerlememiz, belki sonuçları ne olursa olsun bazı seçimler yapmamız ve en önemlisi ilerlememizi engelleyen yapılardan özgürleşirken bazen yalnız kalmayı göze almamız gerekebilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

  

 

Ağır hareket eden gezegenlerin burç değiştirmesi, dünyada o gezegen ve burç sembollerinin birleşimine ilişkin yeni temaları gündeme getirir. Biz bu yeni temaları, gezegenler burç değiştirmeden hemen önce de gözlemleyebiliriz. Örneğin, Mayıs 2018’de Boğa Burcu’na geçecek Uranüs’ün sembolleri yavaş yavaş sahne almaya başladı. Uranüs Koç’tayken kendimizin, “ben”imizin farkına vardık. Selfie’ler çektik. Kimilerimiz sosyal medyada boy boy ideal benliklerini sergileyip sonrasında gerçek kimlikleri ile ideal benlikleri arasındaki farkı kapatmaya çalıştı, kimilerimiz ise bencillikle ben-merkezciliğin aynı şey olmadığına uyanıp zarar verici diğerkâmlığı bıraktı.

 

Şimdi Uranüs tarım, hayvancılık ve gıda üretimini temsil eden toprak grubu Boğa’ya geçmek üzereyken, birçok yerde Türk tarımının nasıl bittiği, eskiden tahıl ambarı olarak anılan Türkiye’nin Meksika’dan mercimek ithal ettiğini okur hale geldik. Birçok yazar seferber oldu, ana teması “Gıda Yalanları” olan yazılarıyla bizleri yediklerimizin bizi nasıl zehirlediğine uyandırmaya (Uranüs) çalışıyorlar. Boğa’nın para, kaynaklar, değerler sembolizmine paralel olarak, Blockchain teknolojisi, bizlere bir merkeze bağlı olmaksızın ve bankalara ihtiyaç duymaksızın güvenli bir şekilde işlem yapabilme imkânı sağlıyor. Cüzdanlarımız, paramız ve kaynaklarımız dijitalleşip tamamen farklı bir teknolojik platforma kayıyor.

 

Barış İlhan Yayınevi’nden çıkan “Astrolojide Açılar” kitabının yazarı Sue Tompkins, the Mountain Astrologer dergisinin Nisan/Mayıs 2018 sayısına yazdığı yazısında, finansal bir devrimin birçokları için geçerli olacağını, borca hapsolduğunu hisseden bireyler arttıkça, bu transitin paylaşıma dayalı ekonomileri de doğurabileceğini öne sürüyor. Bu böyle olursa, gereksinim duyulan bir gereç veya hizmet, ihtiyacı olan başka kullanıcılarla birlikte kullanılabilecek. Bu da verimliliği arttırırken kaynakların verimli kullanımını sağlayabilecek. Tompkins, bu dönemde, paramızı daha teknolojik şeylere harcayabileceğimizi, pratikliğin ön plana çıkıp pratik yeteneklerimizi geliştirebileceğimizi söylüyor.

 

Sokrates bir gün Atina’da pazara çıkmış, alışveriş yapan telaşlı kalabalığa, satılan mallara bakmış ve şaşkınlıkla arkadaşına şöyle demiş: “İhtiyacım olmayan ne kadar çok şey var.” Umarız bizler de bu tip bir uyanışla bizleri gerçekten doyurmayan tüketim alışkanlıklarımızdan kurtulabilir, sadeleşebilir ve gerçekten bizim için neyin değerli olduğunu idrak edip, hayatımızı kendimize uygun seçeceğimiz değerlerimiz üzerine inşa edebiliriz.

 

Hepimiz için yeteneklerimizi, kaynaklarımızı verimli şekilde kullanmayı öğrendiğimiz, kendimize yeterli hale gelerek özgürleşebildiğimiz, “benim kaynaklarım” - “senin kaynakların” dengesini adil bir şekilde kurup, kendi kaynaklarımızı eşimiz, kardeşimiz, ailemiz dahi olsa diğerlerinden sağlıklı bir şekilde ayrıştırmayı öğrendiğimiz bir dönem olsun.  

Astroloji Dergisi/Pınar Uyar

Kitapçılarda...

Çeviri: Oya Vulaş

 

Astroloji Dersleri'nin 4. baskısı kitapçılarda. 

Kitapçınıza ısmarlayabilirsiniz....

 

Jüpiter Geri Hareketine Başladı- 8 Mart 2018

8 Mart 2018 günü Jüpiter Akrep burcunun 23 derecesinde geri gitmeye başladı. Bu geri hareketini 10 Temmuz 2018’e kadar sürdürüp, Akrep burcunun 13 derecesinde yeniden ileri gitmeye başlayacak. Bir gezegen, geri hareketine başladığında Güneş etrafındaki yörüngesinde Dünya’ya en yakın noktadadır. Bu yakınlıktan dolayı da, normal hızını bulana kadar etkisi kuvvetli hissedilir.  Jüpiter, genişleme, büyüme, sağduyu, iyimserlik, cömertlik ve enginleşmenin sembolüdür. Fırsat, artış, ödüller, zenginlik, bereket, tolerans, idealizm ve olumsuz yönüyle savurganlık, tembellik, ukalalık, kibir ve fanatizmi temsil eder. Misty Kuceris’e göre, ekonomik açıdan bu dönemde doğru bir finansal analiz yapılmadan yapılacak her genişleme ve yatırım, tahmin edilenden daha pahalıya mal olacaktır. Bireysel anlamda, Jupiter 10 Ekim 2017 tarihinde burç değiştirip Akrep’e girdiğinden beri, haritanızda hangi eve düşüyorsa o evin konularında genişleme, gelişme, enginleşme ve artış yaşamış olmanız olası. Örneğin, Akrep 2. Evinizi kesiyorsa, kaynaklarınız, gelirleriniz ve giderleriniz artmış, “cebiniz büyümüş” veya kendi öz değerinizi artık daha net tanımlamaya başlamış olabilirsiniz. Akrep 6. Evinizi kesiyorsa, iş arkadaşlarınızla ilişkileriniz derinleşmiş, sizin için çalışanlar artmış veya günlük rutininiz yoğunlaşmış olabilir. Diğer taraftan, her ne kadar Jüpiter bolluğun, bereketin ve şansın gezegeni olarak anılsa ve dokunduğu alanda büyütücü, genişletici etki yapsa da, bu süre zarfında, bulunduğu ev konularını gereğinden fazla da büyütmüş olabilir. Krizler kanalıyla büyümek zorunda kalmış olabilirsiniz. Bu zamana kadar bastırarak görmezden gelinen ve yüzeyin altında tutmak için büyük çaba sarf edilen konuların farkındalığı ile ilgilenmek durumunda kalmış olabilirsiniz.

Hayatlarımızdaki, 10 Ekim 2017 tarihinden itibaren büyüdüğümüz, büyümek zorunda kaldığımız, kendimizi umutlu hissettiğimiz veya erinç içinde olduğumuz tema her ne ise, Jüpiter’in 8 Mart’ta başlayacak bu geri hareketi bu zamana kadar bu konuda yaptıklarımızı ve genişlememizi sindirmek ve gözden geçirmek uygun olacaktır. Açılmak ve genişlemek, eğer biz neye doğru genişlediğimizi ve neyi büyüttüğümüzü biliyorsak güzeldir.

Astroloji Dergisi/ Pınar Uyar

Kaynakça: 

Barış İlhan, “Astroloji Dersleri”

Barış İlhan, “Yetişkinlerin Buluğ Çağı”

Misty Kuceris Mart 2018 Yorumları http://www.astrolojidergisi.com/Aylik-Yorum.htm

       

 

 

2018: Satürn’ün ayak izleriyle...

 

Karanlıkların efendisi Satürn 20 Aralık’ta yönettiği burç olan Oğlak’a girdi. Hemen ertesi gün de Güneş Oğlak’a girerek Satürn’le kavuştu. O gün Kış Gündönümü. Karanlığın egemen olduğu en uzun gecenin günü. O günden sonra günler uzamaya başlayacak. Ama henüz ışığın egemenliğine çok var. Bu ancak İlkbahar Ekinoksunda gerçekleşecek. O güne kadar katedeceğimiz yollar, aşacağımız engeller var. Dar ve buzlu tünellerden geçeceğiz.

 

Satürn çıplak gözle görülebilen son gezegen olduğu için sınırları temsil eder. Ptolemik evren modeline göre her şeyi çevreleyerek sınırlarken organizmayı kuşatır, bir düzen ve güvenlik sağlar. Güneş’in çevresini yavaş yavaş 29-30 yılda dolanırken çok şey görüp geçirdiği, olgunlaştığı düşünülerek Yaşlı Bilge Adam olarak da tanımlanır. Bu yönüyle bir yandan da ‘zaman’ın yöneticisidir. Kişisel yaşantımızda onu ömrün gezegeni olarak da düşünebiliriz. Bir ömür içinde kendi özümüzü gereğinde kendimizi kısıtlayarak, sorumluluk üstlenerek yapılandırmak, onu dış tehditlere karşı korumak da Satürn’le ilişkilendirilir. Ve bu Satürn, zamanı geldiğinde ömrü sonlandırır. Bu nedenle ölümün, kayıpların gezegenidir... devamı

Barış İlhan

 

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...  

 

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Oğlak'ta olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

   

"Dünya öyle yapılandırılmıştır ki

eğer onun sefasını sürmek istiyorsanız

cefasına da katlanmak zorundasınız."

Swami Brahmananda

 

 

 

Satürn ve Oğlak Burcu

 

Satürn 29,5 yıllık döngüsü ve en uzakta bulunan yörüngesiyle yalnız, yavaş, soğuk, melankolik ve zamanı yöneten olarak düşünülmüştür. Eskiler ısısı ve ışığıyla hayat kaynağı olan Güneş’e en uzak pozisyonundan ötürü Satürn'ü hayatın karşısında, ona düşman  "büyük uğursuz" kabul ederlerdi. Satürn'ün ağır hareketi zamanın geçişi, dolayısıyla yaşlılıkla bağdaştırılırdı.

 

Antik zamanın büyük klasik tanrıları gezegenlerle özdeşleştirildiğinde Kronos (Roma'da Satürn) en yüksek ve en yavaş gezegenle ilişkilendirildi. Yunancada ‘zaman’ anlamındaki Chronos ile Kronos sözcükleri arasındaki tesadüfi benzerlik, bazı ortak özellikleri olan iki kavramın gerçek özdeşliğinin kanıtı olarak öne sürüldü. (Tarımın piri olarak elinde orak taşır) Bu özdeşliği yazıya döken en eski yazar olan Plutarch'a göre Koronos zaman demekti.

 

Yeni-Platoncular, tanrıların ve insanların babası olan Kronos'u, Kozmik Akıl diye yorumladılar bu kavramı 'bilge ihtiyar inşacı' diye adlandırılan Chronos kavramıyla kolayca birleştirdiler.

Rönesans’ta hümanist bilincin yükseldiği zamanlarda Satürn’ün kısa zamanda evrensel düzeyde tanınır hale gelen başka önemli özelliği belirdi. Satürn tefekkürün göstergesi olarak seçilmişti. Hayatın ıstırap ve tehditlerinin bilincinde olmak, derin düşünmenin yoldaşları olan keder ve bezginlik Satürn’e atfedilen hüzün ve melankolinin de nedeni olarak görülmüştü. Bu aynı zamanda ‘deha’nın temel niteliği idi. Kozmik Aklı temsil eden Satürn insan ruhunun dünyaya inişiyle birlikte onu ‘ayırt etme ve düşünme gücüyle donatıyordu. Satürn feleği –küresi- Aristoteles’in evren modeline göre Tanrısal alemin hemen altında, tüm gezegen kürelerininse en üstünde bulunduğundan Tanrı’ya ve bilinmeze en yakın olarak düşünülürdü. Bu nedenle semavi alemden maddi dünyaya düşen ruhun bir bedende hayat bulması, dünyadaki görevini yerine getirip tekrar tanrı katına çıkması yolculuğunda büyük öneme sahipti.

 

Ficino’nun düşüncesine göre bedenleri dışsal uyarılara kapalı, kendilerini ilahi şeylerin araçlarına dönüştürecek şekilde tamamen aşkın olana kaptırmış düşünürlere işaret ediyordu. Buna göre disiplin, odaklanma, çaba bu gezegenle uyumlanmanın yollarıydı. Ancak bunun yanında Satürn yalnızlığa, sessizliğe, içe dönüklüklüğe, karanlığa eğilime ve cimriliğe işaret ediyordu.

 

Şimdi Satürn yönettiği, eğrisiyle doğrusuyla kendini tam olarak ifade edebileceği iki burcun eşiğine gelmiş durumda. Bunlardan ilki toprak elementinden Oğlak.

 

Oğlak burcu güneş ışıklarının en zayıf, ısı ve ışığının en kuvvetsiz, karanlığın (gecenin) en uzun olduğu kış gündönümüyle başlar. Kış mevsimini başlatır. Toprak elementine ait olduğundan soğuk ve kurudur. Maddesel dünya ve uygulamalarla ilgilidir. Satürn yönetici olduğu Oğlak’ta güçlenir. Soğuk ve kuru doğasını rahatlıkla ifade edebilir. Kimse ona karışmadığı ve kendini rahat hissettiği için kendi ikametgahında doğasının özelliklerinde aşıraya kaçma tehlikesi de vardır. Dolayısıyla Saturn’ün Oğlak’ta oluşu maddi dünya ile çok haşır neşir olmayı, dünyevi hırsları, iktidar kavgalarını, kontrolü kaybetme korkusunu, yetersizlik hissini, mevcut durumu koruma isteğini, kurallara sıkı sıkıya bağlılığı, geleneksele yapışmayı, gaddarlığı, kayıtsızlığı, acımasızlığı, soğukluğu, uzaklığı, verimsizliği, yıkımı gösterebilir.

 

Yeni Platoncuların kozmik akılla bağlantılandırdıkları, tanrısal aleme en yakın kürede ikamet eden Satürn tefekkürden, olgunluktan, derinlikten, ruhun talep ettiği esas sorumluluklardan uzaklaştığında, gelip geçici, hastalığın, bozuluşun, bitişin, ölümün geçerli olduğu maddi dünyanın çamurunda güç, saygınlık, iktidar için mücadele eden bir kişiyi, toplumu ya da bir medeniyeti Tartaros’un derinliklerine hapsedebilir. Satürn yaklaşık iki yıl sonra yönettiği diğer burca -yüksek akılla ilişkili, hava elementinden Kova burcuna- geçtiğinde, muhtemelen, soğuk ve kuru doğasının yumuşadığı, yüksek hakikati, aklı ön plana alan, adaletle bireyleri gözeten, statükoyu yıkan, daha insancıl yapılara doğru giden bir süreci başlatabilir. O zamana kadar maddi dünyanın iktidar, saygınlık, güç ve başarı klişelerinden, bireysel ya da toplumsal olarak katı sınırlar çizmekten, baskı kurmaktan, suçlamaktan, intikam ve kinden, kaygıdan, cehalete (karanlığa) kapılmaktan, zalimlikten, katılaşmaktan, duyarsızlaşmaktan, karamsarlıktan kaçınmak gerekir. Geri çekilip düşünmek, ruhun esas amacını anlamaya çalışmak, disipline olmayı, çalışmayı, zamanı kullanmayı öğrenmek, yalnız kalmaktan korkmamak, metanetli olmak, doğayla başbaşbaşa kalmak, yavaşlamak, derinleşmek, araştırmak, hakikati anlamaya çalışmak, azla yetinmeyi öğrenmek, ifrattan kaçınmak bu dönem için olumlu yaklaşımlar olur.

Aysem Aksoy, Aralık 2017

Kaynakça:

Barış İlhan, Gezegenler: Satürn, Astroloji Dergisi

Satürn ve Melankoli, Cogito, sayı 51, 2007 – YKY

İkonoloji Araştırmaları, Erwin Panofsky, Pinhan Yayınları, 2014 http://www.astrolojidergisi.com/makale_saturn-yayda.htm 

   

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

10 Ekim 2017’te Jüpiter Akrep’te

Jüpiter, yaklaşık bir yıl sürecek Akrep’teki yolculuğuna başladı.

 

Yaşam ve ölüm Akrep’in iki uç noktasıdır. Ölüm, yaşam kadar gerçektir ve kaçınılmazdır. Karşısında hissetiğimiz acizlik bizi güçlü olmaya iter. Akrep doğası gereği hayatta bunu idrak etmek üzere yaşanan deneyimlerden sorumlu burçtur. Jüpiter burada ölüm, bitiş, güç ve acizlik deneyimlerinden bir anlam çıkartmak, çıplak gerçeği aramak, sahte ve yüzeyde görünen her şeye şüpheyle yaklaşmak, ruhsal olarak güçlenmek, korkunun üstesinden gelmek, kendinden daha büyük bir güce inanç geliştirmek, hayatı dönüştürecek bir kavrayış yakalamak peşindedir.

Akrep burcu kaynaşmak, güçleri, kaynakları birleştirmekle ilgilidir. Dolayısıyla Jüpiter’e özgü inanç ve güven hissi insanların enerjilerini daha büyük bir amaç için birleştirebilmeleriyle, toplumdan dışlananların islahı için birlikte çalışabilmeleriyle, çürüyen bozulan şeyler arıtılabildiğinde, krizler sağduyu ve bilgelikle yönetilip aşılabildiğinde kazanılabilinir. Kendi gücünün yetmediği bir şeyleri yapabilmek için başkalarıyla güçlerini birleştirmek bu dönemde yeni gelişim fırsatları, kazanç ve zenginlik verebilir.

Jüpiter Akrep’teyken ahlaki değerlerin ve vicdanın güç kazanması, akıl ve sağduyuyula insani değerlerin yükseltilmesi söz konusudur.  Derin bağlamda yaşamın anlamını ve bağlantılarını anlama yeteneği verebilir. Akrep burcu Jüpiter’e (anlayışa, sezgiye, keşif ve yolculuğa) derinlik, kararlılık ve irade sağlar. Güçlü bir azimle büyüme kararlılığı görülür. Söylenenlerin arkasındakini duymak, görünenin arkasındakini görmek, gerçeğe, derin bir kavrayışa, evrensel ve tüm insanlığı bağlayan prensiplere ve değerlere ulaşmak mümkündür. Tüm ümitlerin bittiği bir yerde yıkıntıdan bir inanç, iyimserlik, umut yaratabilme yeteneği verir.

Kaynaşmanın, nüfuz etmenin ve başka biriyle bir potada erimenin burcu Akrep, gölge yönüyle  ‘Ya hep, ya hiç’ prensibiyle birlikte ‘Benden yana değilsen, benim düşmanımsın’ diyebilir, Jüpiter’in iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayıran gücü ‘benden yanaysan iyisin, doğrusun, haklısın, benden yana değilsen kötüsün, yanlışsın, haksızsın’ fikrine evrilebilir ve hayat iyi ile kötünün savaşına dönüşebilir.

Olumsuz açıdan Akrep’teki Jüpiter sabit fikirleri ve keskin biçimde tanımlanmış inançları ifade edebilir. İnançları, ırk, kültür, din, mezhep farklılıklarını manipüle ederek (birinin diğerine nazaran üstün olduğu vb) haset, kin, nefret ve intikamı büyüterek güç kazanmayı, sınıf ayrımcılığını, farklı inançta, ırkta, kültürde olanlara karşı nefreti, düşmanlığı ve saldırıyı, kendi tarafındaki kayırarak, zenginleştirerek kendinden farklı olanı ezmeyi, gücü sadece dışsal zenginlikle elde etmeyi, adaletsiz, orantısız gücü, vicdansızlığı, aşırı güç kullanmayı, yasa yapıcıların hoşgörüsüzlüğünü, fikrini, yargısını asla değiştirmemeyi, körükörüne inancı, toplumsal, sosyal anlamda çürümeyi, ahlaki, vicdani değerlerin bozuluşunu, kanunları çiğnemeyi, abartılı bir ölüm korkusunu, saçmalık ve gelip geçicilik duygusu yüzünden hiç bir inanca tutunamamayı, borçların artışını, ekonomik krizleri, dev şirketlerin arasındaki güç savaşlarını, marazi büyümeyi, metastazı, çöplerin, kanalizasyonların, pisliğin yayılıp çoğalmasını, yeraltından, sualtından gelen patlamaları, yeraltında, suda yayılmayı, suyun kabarmasını gösterebilir.

Akrep aşırı uçları, Jüpiter ise aşırılığı, abartıyı gösterdiğine göre bu yerleşim aşırı uçta geniş çaplı katliamlara, seks suçlarına, yeraltı örgütlerinin, mafyanın adalet adına saldırılarına, aşırı yıkıcılığa, zalimliğe, kötülüğün ve karanlığın kazanmasına işaret edebilir. Din, mezhep, ırk, cinsiyet, kültür farklarından doğan fanatizmin zulüm ve ölüm getirmesi söz konusu olabilir.

Kuşkusuz kibir Jüpiter’in en büyük günahıdır. Bu dönemde kibir, böbürlenme, gücün tek sahibi olduğuna, tek haklı olduğuna inanmak, kendini yasaların üstünde görmek, tanrı yerine koymak, kendi ihtiraslarını tanrı buyruğu zannetmek, kendi gücüyle sarhoş olmak, her şeyi bildiğini, en doğrunun kendi bildiği olduğunu zannetmek, boyunu aşmak mahva, acizliğe, güç ve kontrolü kaybetmeye, yıkıma neden olabilir... devamı 

Astroloji Dergisi/ Ayşem Aksoy

      

Astroloji’ye Kaç Kişi Gerçekten İnanıyor?


Nicholas Campion

 

Astroloji ve burç köşeleri, magazin gazetelerinin, kadın dergilerinin ve internetin tanıdık içeriğidir. Bu içerikler, bazıları için tartışmalı olmakla birlikte, özellikle insan ilişkileri açısından göksel ve yersel olaylar arasında anlamlı bir ilişki olduğunu iddia ederler.

 

Bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki yaşamı yönetmek amacıyla gezegenleri 12 zodyak işaretiyle ilişkilendiren Astroloji, Orta Doğu'da ve klasik Yunanistan'da M.Ö. beşinci ile birinci yüzyıllar arasında icat edilmiştir. 21.yüzyıla büyük oranda İslam dünyası yoluyla iletilmiştir.

 

Astroloji son günlerde iki farklı konuda yeriliyor. Bir tarafta, en iyi ihtimalle onu yanıltıcı bulan, kötü ihtimalle de Şeytani bulan Evanjelik Hıristiyanlar var. Diğer taraftaysa, kaderimizin yıldızlarda yazılı olmasını hileli ve hatta zararlı olduğunu düşünen şüpheciler bulunuyor.

 

Bu iddialar doğruysa, kaç kişinin astrolojiye inandığını ve bunun nedenlerini anlamak önemli ve bu konuda yapılacak bazı ciddi araştırmalar için zaman gelmiş demektir.... devamı                                                       Çeviren: Billur Kılınç ve Hatice Akbaş

 

   

Büyük Amerikan Tutulması Sadece Amerika’yı mı Etkiliyor?

 

Nefesler tutuldu, gözler Büyük Amerikan Tutulması için Amerika’ya çevrildi. Dünyadaki astrologların tek konusu 21 Ağustos’da gerçekleşecek olan Güneş Tutulması. Bir tutulma en fazla gözlendiği yeri işaret ettiği için bir bakıma haklılar. Amerika bütünüyle tutulmanın etkisi altında. Bu tutulmaya ilginin bir odak noktası da Güneş Tutulmasının Trump’ın Yükselen’i (doğum saati doğruysa) üzerinde gerçekleşecek olması. Trump’a karşı olanlar bu tutulmayla birlikte Trump’un gideceğini umuyorlar. Trump gitse de kalsa da bundan sonra Amerika’yı zor günlerin beklediği aşikar. Geçenlerde bir makale uzun uzun Amerikan İmparatorluğunun çöküşe geçtiğini, yerine Çin’in yükseldiğini anlatıyordu. İleride göreceğiz...

 

Son haftalarda Trump’ın Kuzey Kore lideriyle restleşmesi üzerine bir okurum, bu tutulmanın nükleer anlamda ikisi arasındaki çekişmenin ciddileşeceğine işaret edip etmediğini sormuştu. Doğal olarak Kuzey Kore liderinin bu Güneş Tutulmasından etkilenip etkilenmediğine baktım. Evet, Kim Jong Un’un Mars’ı, yani savaş gezegeni, son Ay Tutulması ve önümüzdeki Güneş Tutulması ile tetikleniyordu. Bunun üzerine dünya üzerinde sahneyi işgal eden ülkelerin ya da liderlerin haritalarına bakınca hemen hepsinin yıkıcı gezegenlerinin son tutulmalarla tetiklendiğini görüyoruz. Kuşkusuz burada kritik konumdaki ülke Amerika oluyor. Amerika’nın haritasında 3. evdeki Ay tetikleniyor. Ay ölüm ve kayıp evi olan 8. Evi yönetiyor, ayrıca hem halkı temsil ediyor, hem de haritada dört tane gezegenin düzenleyicisi durumunda. Bu gezegenler haritada halkı, iktidarı, orduyu, polisi, yurtdışını, açık düşmanları, müttefikleri simgeliyorlar. Sadece bu bile Amerika’nın ne kadar hareketleneceğini göstermeye yeterli. Nitekim Charlottesville olayları bundan sonra yaşanacakların boyutlarının ipucu.

 

Amerika’nın şu anda en büyük düşmanı Rusya, ve lideri Putin’in haritasında hem Tepe Noktasının (MC) hem de Pluto’sunun tetiklendiği görüyor. Pluto cehennemin efendisi lakabıyla en yıkıcı gezegen. İsrail'in Mars-Pluto-Satürn üçlüsü, Netanyahu'nun Mars ve Pluto'su da dikkat çekiyor. Tutulmalarla yine Pluto’su tetiklenen bir başka lider de Erdoğan (doğum saati bilinmediği için haritayı 12:00 göre çıkarttım). Hepsi güç savaşı, manipülasyon, gücü elinde tutma mücadelesi veriyorlar. Tabloya İngiltere’yi eklediğimizde, onun da Satürn-Venüs/Pluto karşıtlığının tetiklendiğini görüyoruz. Bu durumda özellikle Suriye ve Irak’ta etkin olan ülkelerin zorlu bir sürece girdikleri görülüyor. Bu süreçte Mars, Satürn, Pluto gibi gezegenlerin harekete geçmesi endişe yaratan bir tablo sunuyor.

 

21 Ağustos’taki Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. Evinde gerçekleşiyor ve iktidarı temsil eden, Ay Tutulması ile de tetiklenen Neptün’ün yanında duruyor. Başkanlık, medya, ilk öğrenim ve komşular temaları ön planda. İlginçtir ki Güneş Tutulmasının Astro Carto Graphy’sine baktığımızda Uranüs-Pluto çizgilerinin Türkiye-Suriye sınırında Kobane-Sincar arasında, kesiştiğini görüyoruz. Bu ikisinin birleşimi ani radikal savaşları ve yıkımları, öngörülemeyen dönüşümleri, özgürlük mücadelesini, kitlesel başkaldırıyı düşündürüyor. Aynı haritada Jüpiter de Hatay’ın yanından, İdlib üzerinden Şam’a iniyor. İdlib Suriye yönetimine karşıt, cihatçı güçlerin elinde bir kent. Son haftalarda el-Kaide uzantısı Nusra’nın eline geçti. Türkiye yönetimi için önemi büyük. Umarız sağduyu egemen olur, daha fazla dipsiz kuyulara doğru yönelinmez.

 

Bir Güneş Tutulmasının etkisi bir kaç yıl sürer. Olaylar bazen tutulmadan hemen önce veya hemen sonra olabilir, ancak 1-2 yıl sonra da gerçekleşebilir. Bu da bizi 2019-2020 yıllarına götürür. Demek ki o dönemde gerçekleşecek olayların tohumları şimdiden Mars, Satürn, Pluto ile atılıyor. Hepimize kolay gelsin... -Barış İlhan

 

      

Astrolojide Mizaçlar (Temperament)

 

 

Gülşen Altay'ın hazırladığı çalışma. Bu çalışmayı 9 Şubat 2017 tarihinde NCGR-Türkiye toplantısında sundu. Çalışma uzun ve kapsamlı olduğu için pdf dosya olarak paylaşıyoruz. Aşağıdaki linkten dosyaya ulaşabilirsiniz.  Kendisine çok teşekkür ederiz.

 

MİZAÇ

 

"Elementler harmanlandı, karıldı bir insana… 

Su’ydu, ondan size akan 

Ateş’di, ondan size geçen heyecan, ilham 

Hava’ydı, ondan size doğru esen 

Toprak’dı onun kendine sakladıkları"


Bir şeyleri kategorize etmek insanın doğasında vardır. Jung bunun sebebini “kaos’a düzen getirmek” istememiz olarak açıklar. Gerçekten de binlerce yıldır insanları fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak sınıflandırıyoruz. Bu sınıflandırmalardan bir tanesi de 2000 yılı aşkın süredir bilim adamları, hekimler, filozoflar ve astrologlar tarafından kullanılan mizaç’dır.
Bildiğimiz anlamda modern batı dünyasına ulaşan mizaç teorisi ve analizi tarihte Greklerle başlamıştır. Empedokles, ilk, kosmos’un bileşenleri hakkında hipotezini sundu. Açıklıkla olmasa da Hipokrat tarafından değinilen mizaç doktrini, Galen tarafından geliştirildi ve Ptolemy’den Ortaçağ astrolojisine ve William Lilly zamanına kadar kullanıldı. Mizaç teorisini ve tarihini keşfe çıkmadan önce dilerseniz: Mizaç nedir? Bileşenleri nedir?, sorularına cevap arayalım.

 

https://s3.amazonaws.com/wix…/Z41BkC2QKiaDZKWmdB0Q_MIZAC.pdf

     

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

 

  

AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR

 

 

Astrolojide Ay Düğümleri Ay’ın yörüngesi ile dünyanın yörüngesinin kesiştikleri noktalardır. Güneş ve Ay Tutulmaları da Yeniay ve Dolunay’ın bu düğümlerin yakınlarında gerçekleşmesi ile olur. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Aslan burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de Kova’ya giriyor. Yani Kova özelliklerinden Aslan özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla kişisel olarak risk almak, kendini ortaya koymak zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz.

 

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda, merkezde olma isteği ile kenarda mesafeli durma isteği, kişisel ve yoğun sevgi ihtiyacı ile insanlara mesafeli durma ihtiyacı, en önemli ve özel olma arzusu ile herkesin eşit olduğu düşüncesi arasındaki çekişmeyi gösterir.

 

Gerisini Astroloji Dersleri kitabından okuyalım:

 

Kuzey Ay Düğümü Aslan’da, Güney Ay Düğümü Kova’da
Bu kişi kendisinde sağlıklı Aslan özelliklerini geliştirmeli ve kendisine daha aşina gelen
Kova’nın gölgelerine dikkat etmelidir. Bu insan akıntıya uyup, kendini pek ortaya koyma-
dan yaşamaya eğilimlidir. “Eğer ben bu grupla iş birliği yapar, onlara boyun eğersem onlar
bana istediğim sevgiyi ya da onayı verirler” düşüncesinde olabilir. Bir kenarda başka insanların performansını izlemeye alışkındır. Yaşamı yaşamaya değil, gözlemlemeye alışmıştır. Bu yüzden uygulama konusunda problemi vardır. Bilimsel gözlem alışkanlığıyla yaşama katılmayı ihmal ettiğinden, bu hayata bunu öğrenmeye, kendi performansını sergilemeye, oyununu oynamaya, hayatın tadını çıkarmaya gelmiştir. Akıntıya uyma özelliği nedeniyle, bir gruba dahil olup, kalbindekileri ortaya çıkartamayabilir. Oysa yapması gereken içindekileri ortaya çıkartmak, yaratıcılığını ifade etmektir. Ama alkışlanmama, beğenilmeme korkusu bunu yapabilmesini zorlaştırır. Bu insanlar hiç çocuk gibi oynamasını bilmediklerinden ve bunu öğrenmeleri gerektiğinden çocuklarla beraber olmalıdırlar (kendi çocukları olması şart değildir).

 

Geliştirilmesi gereken Aslan özellikleri:

Kişisellik
Özgüven
Risk almak
Sahnede yer almak
Kalbinin sesini dinlemek
Keyif aldığı projeler geliştirmek
Hayata oyun gibi bakmak
İçinden geçeni ifade etmek
Başkalarını yüreklendirmek
Her güne yeniden keyifle başlamak

 

Bırakılması gereken Kova özellikleri:
Soğukluk, uzaklık
Ait hissetmek için akranlarının baskısına boyun eğmek
Ben hepinizden farklıyım tavrı
Tuhaflıkla dikkat çekmek
Sürü psikolojisi
Hayatı bir laboratuar gibi uzaktan izlemek
Sürekli isyan

 

Önümüzdeki süreçte daha cesur, onurlu ve yürekli olmanız dileğiyle...

Barış İlhan

    

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun Yeniay ya da Dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

  

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

 

 BİLGİ KÖŞESİ

Tek Düzenleyici 

(Sole Dispositor)

Kendi burcunda bulunan ve doğum haritasındaki diğer gezegenlere doğrudan ya da dolaylı olarak ev sahipliği yapan gezegendir. Eğer kendi burcunda iki gezegen varsa ya da iki gezegen karşılıklı olarak birbirlerine ev sahipliği yapıyorlarsa tek düzenleyiciden söz etmek mümkün değildir. Bununla birlikte, birbirlerini karşılıklı ağırlayan iki gezegen, eğer aynı zamanda diğer sekiz gezegenin tamamına doğrudan ya da dolaylı ev sahipliği yapıyorsa, bu durumda ‘ortak düzenleyici’den bahsedilebilinir. Bir gezegen hem kendi burcunda hem de tek düzenleyici konumundaysa gücü daha da artar. Doğum haritasında tek düzenleyicinin olup olmadığını tespit etmek için, herhangi bir gezegenden başlayarak o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Sonra sırasıyla o gezegenin bulunduğu burcun yöneticisine bakılır. Bu işlem daha ileri gidilemeyecek noktaya kadar sürdürülür. Diğer gezegenler için de aynı işlem yapılır.

 

Astrological Essays, 1979 -Ivy Jacobson

 

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.