Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TERAZİ’DE YENİAY

 

“Bir insanla anlaşmazlığa düştüğünde, o ilişkiye zarar vermek ile derinleştirmek arasındaki farkı yaratan tek bir faktör vardır, o da sergilenen tavırdır.”  William James

 

 

19 Ekim 2017’de Türkiye saatiyle 22:12’de 26 derece Terazi’de bir Yeniay gerçekleşiyor.  Yeni tohumlar ekme ve yeni bir şeylere başlama zamanı olan bu Yeniay’da özellikle kendi isteklerimiz ve öteki insanın isteklerini dengelemek, ilişkilerimizde eşitliği ve adaleti sağlamak üzere yeni adımlar atabiliriz. Çatışma yaşadığımız insanları anlamak adına onlara daha tarafsız bir şekilde sorular sormak, onların gerçekten ne istediğini anlamaya çalışmak oldukça önemli. Eğer insanları memnun etmek veya onaylanmak için sürekli taviz veriyorsak bu Yeniay’da kendi isteklerimizi ve önceliklerimizi göz önüne alarak bazılarına “hayır” demeyi öğrenmeye başlayabiliriz. Bu şekilde aldıklarımız ve verdiklerimiz konusunda doğru bir ölçüyü tutturmak mümkün olabilir.

 

Yeniay’ın yönetici gezegeni Venüs de hala Terazi’de yolculuğunu sürdüyor ve haritada açısız bir şekilde duruyor.  Açısız gezegen özelliklerini çok net, dolaysız ve abartılı bir şekilde gösterebilir ve bir  “ya hep ya hiç “ yaklaşımı verebilir. Ya çok ilgili ya da çok ilgisiz davranma, ya çok pasif, talepkar ya da aşırı derecede sosyal, aktif bir yaklaşım söz konusu olabilir. Bu durumda, Terazi’de olması bakımından, özellikle ikili ilişkilerde duygusal gelgitler, doyumsuzluk, karşısındakinin isteklerine olan duyarsızlık, rastgele ilişki yaşama isteği, onaylanmadığı ve sevilmediği zaman kendisini değersiz, sevgisiz hissetme söz konusu olabilir. Terazi’deki Yeniay ile Koç’ta geri hareketteki Uranüs karşıtlığı bu temaya ek olarak bağımsızlık ihtiyacı ile bağlanma arzusu arasındaki çatışmaya işaret ediyor. Özel ve sosyal ilişkilerimizdeki özgürlük ihtiyacımız artabilir. Karşıtlık açısı bir yansıtma açısı olduğundan, bu değişken, istikrarsız, sabırsız ve huzursuz enerjiyi kendimiz deneyimleyeceğimiz gibi çevremizdeki insanlar, olaylar kanalıyla da deneyimleyebiliriz. Ani ve beklenmedik değişimlerin geldiği noktada daha açık görüşlü, esnek bir yaklaşımda olmakta ve düşüncesiz davranışlardan ve kararlardan kaçınmakta fayda var. Yay’daki Satürn’ün Yeniay’a yaptığı altmışlık açı, duygularımızın yoğunlaştığı yerde bir kez daha düşünmemizi, temkinli davranmamızı sağlayarak bizi aptalca riskler almaktan ve düşüncesizce davranmaktan alıkoyabilir. Daha gerçekçi ve pratik çözümlere ulaşmamızı sağlayacak sabrı ve sorumluluğu bize verebilir.

 

26 derece Terazi’deki Yeniay’a daha geleneksel bir açıdan bakacak olursak, Ay’ın eskilerin deyimiyle “Via Combustada” yani “Yanık Yolda” olduğunu görüyoruz. Terazi’nin 15. derecesi – Akrep’in 15. derecesi arasındaki alan çağlar boyunca “Yanık Yol” olarak adlandırılmış ve hayırsız bir konum olarak değerlendirilmiştir. Işıkların (Güneş/Ay)gücü burada azaldığından, eski astrologlar bu alanın bir uyarıya, gelecekteki beklenmedik bir zorluğa ve engele işaret ettiğini söylemişler. El Biruni Ay’ın burada belirsizliğe ve talihsizliğe neden olacağını söylemiş, Barbara H. Watters ise Yanık Yoldaki Ay’ın tıpkı Ay-Uranüs kavuşumundaki bir etkiye sahip olduğunu dolayısıyla ani beklenmedik olaylara, kazalara, şiddete ve mal kaybına işaret edebileceğini belirtmiş. Yeniay’ın zaten Koç’taki Uranüs’e bir karşıtlık yaptığını göz önüne alırsak, olayların veya insanların bizi bildiğimiz yolun ve modelin dışına çıkmaya daha doğrusu bunlardan özgürleşmeye zorlayabileceğini söyleyebiliriz. İsyan etmek ya da ani duygusal tepkiler vermek yerine daha önce düşünmediğimiz bir şekilde düşünmek, hiç denemediğimiz bir yolla bu duruma karşılık vermek daha akıllıca olabilir. Neyse ki burada, bu ateşli bölgede vaha olarak kabul edilen ve burasının hiddetini üzerinden aldığı söylenen iki uğurlu sabit yıldız var. Yeniay, Spica ve Arcturus ile yaklaşık 2 derece orb ile kavuşum halinde. Ptolemy’ye göre Venüs ve Mars doğasına sahip olan Spica, başarı, ün, zenginlik, onur ile ilişkilendiriliyor; aynı zamanda bereketsizlik, vicdansızlık ve masumlara karşı adaletsizlik gibi konulara da işaret ediyor. Mars ve Jüpiter doğasına sahip olan Arcturus da zenginlik, şeref, ün, azim ve bolluk ile bağlantılı. Özellikle Ay ile olan kavuşumlarda yeni arkadaşlar, iş başarısı ve aile içi uyum temaları da görülüyor.

 

Yeniay’ın Sabian Sembolü cümlesi ise, “Bir uçak parlak gökyüzünde yüksekten uçuyor.” şeklinde.  Bu sembol problemleri ve zorlukları aşabilme kapasitesine işaret ediyor. Mevcut koşullardan ve günlük problemlerden kendimizi biraz özgürleştirerek, daha sakin, objektif ve mesafeli bir yaklaşımla hayatımızda bir şeylerin iyice netleşmesini beklemek faydalı olabilir. Burada bu mesafeli ve gözlemci duruşu abartarak hayatın gerçeklerinden kaçar hale gelme tehlikesi de var. Tarafsızlık, objektiflik, “kuş bakışı” bir yaklaşım, bize fikirsel açıdan doğru yöntemleri gösterse de, bunları uygulamaya koymak için kolları sıvamak yani hayata geçirmek durumundayız. Olayların akışını değiştiremeyeceğimiz noktada kendi bakış açımızı değiştirmekte, hayatımızda gerçek anlamda uyumu ve dengeyi sağlamak adına nerede aşırı talepkar nerede aşırı tavizkar davrandığımızı tespit etmekte yarar var. Hayatımızdaki çatışmalar, sahte ve yüzeysel bir uyum içerisinde belki de uzun süredir bastırdığımız bir öfkeye ya da karşımızdakinin isteklerine bazı noktalarda duyarsız kaldığımıza işaret ediyor olabilir. Terazi’deki bu Yeniay bu konularda bizi adaleti ve eşitliği sağlamak üzere adım atmaya davet ediyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

* Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*http://www.astrolojidergisi.com/makale_acisiz_gezegenler.htm

*The Book of Instruction in the Elements of the Art of Astrology, Al Biruni

*Horary Astrology&Judgement of Events, Barbara H. Watters

*www.constellationsofwords.com

*https://sabiansymbols.com/

 

MERKÜR–JÜPİTER KAVUŞUM AÇISI- 18 Ekim 2017

 

“Eğer bir insan bir işe kesin olarak, ben biliyorum iddiası ile başIarsa, şüphe ile son buIur. Fakat eğer o şüphe ile başlamaya razı oIursa, sonunda gerçeği bulacaktır.” Francis Bacon

 

 

Merkür Akrep burcunda her şey göründüğünden daha fazladır prensibiyle çalışır ve görünenin arkasındaki bilgiye ulaşmak ister. Olumlu kullanımıyla bir konunun yüzeyinde kalmayarak çekirdeğine inebilen bir anlayış derinliğine ve çürümüş fikirleri arıtıp dönüştürebilen bir zihne işaret eder. Kimsenin cesaret edemediği toplumun mahrem ya da karanlık olarak kabul ettiği konuları araştırmaktan ve ifade etmekten çekinmez. Bilgiye sağlıklı bir kuşkuyla yaklaşma, kişinin öğrenme sürecine katkıda bulunur. Şimdi Merkür ve Jüpiter Akrep burcunda kavuşuyorlar. Jüpiter dokunduğu her şeyi genişletme ve büyütme özelliğine sahiptir Yani yukarıda bahsettiğimiz konular kanalıyla genişleme ve büyüme söz konusudur. Ancak gölge yönüyle Jüpiter dokunduğu gezegene aşırılık katabilir. Bu açı gölge yönlerinden biri olan kuşkunun abartılı kullanımıyla paranoyaya dönüşmesi mümkündür. Takıntılı bir şekilde anlamsız kuşkularının peşinden fanatikçe gidebilir ve tarafsız algılamasını engellenir. Her şeyin doğrusunu bildiğini düşünerek bilgiyi kontrol altına almaya veya kabul edemeyeceği bilgiyi değiştirmeye çalışır. Asıl amacı bilgiyi arıtıp ıslah ederek faydalı hale getirmek iken, gerçekleri çarpıtarak başkalarını manipüle eder. Diğer taraftan bilgiyi güç olarak görür ve aciz duruma düşmemek için başkalarının sırları aleyhte kullanır.

 

Merkür-Jüpiter kavuşum açısı için bazı anahtar cümleler:

 

(+) Kavram ve manayı muhakeme ederek prensip ve değerlerini oluşturma. Bu prensiplerle geniş bir perspektif geliştirerek kendinden farklı düşüncelere hoşgörü geliştirme. Deneyimlediği bilgilerle hayatın anlamını kavrama. Temel bilgiyi anlamlandırma. Farklı kültürlere merak. Dil öğrenme becerisi. İyimserlik ve inanç aşılayan konuşma. İletişim kurarak yayılma ve genişleme.

 

(-) Yargılayıcı ve fanatik bir zihin. Farklı düşüncelere hoşgörü geliştirememe.  Her şeyi bildiğini düşünme. Ne cevap vereceğiyle meşgul olduğu için karşı tarafı dinlememe. Önyargılı dinleme yüzünden yanlış algılama. İkna etmek için bilgiyle oynama ya da mantığa uydurma. Bilgiye kuşkuyla yaklaşıp inanç geliştirememe. Çok çeşitli zihinsel meraklar yüzünden hayatta deneyimlenmemiş ve yüzeysel bilgi. Kibirli iletişim. Geleceğe odaklı bir zihinle burnunun ucundaki fırsatları kaçırma.

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş

 

MERKÜR AKREP’TE – 17 EKİM 2017

Ben herkese sırrımı olur olmaz söylemem.

Sözü kısa söylerim, uzun uzun söylemem.

Öyle bir mevkideyim anlatmam mümkün değil;

Bir sırrım var ki benim, başkasına söyleyemem 

                                                      Ömer Hayyam

Düşünme, algılama ve iletişim kurma fonksiyonumuzu gösteren, “aklın gezegeni” Akrep’teki yolculuğuna başlıyor. Bu konumda Merkür, su burcunda olduğundan sezgiseldir ve görünenin/bilinenin arkasındaki bilgiye, en derinde kalmış gerçeğe ulaşma ve onu açığa çıkarma peşindedir. Akıl kararlı bir şekilde üzerinde durduğu konuyu en ufak ayrıntısına kadar sorgular, konunun özüne yani çekirdeğine inecek şekilde sondajlar ve araştırır. Gizli saklı kalmış gerçekleri, sırları açığa çıkarmaya, kimselerin uğraşmak istemediği, toplum dışı görülen tabu ve yasak konuları araştırmaya ve bunların özüne inmeye meraklıdır. Akrep’teki Merkür, yüzeysel bilgiyi kabul etmez, her ne konuyla ilgilenirse ilgilensin o konuya derinlemesine nüfuz etme, onun gizli doğasını algılama isteği ve becerisi söz konusudur.  Sabit bir burçta olması bakımından, keskin düşünceli ve kararlıdır; dikkatini ve merakını bir konuya yoğunlaştırma ve o konuya kafasını takma özelliği birçok gizli kalmış bilginin açığa çıkartılmasını sağlayabilir. Bu konumda birisinin konuşmalarındaki zayıf noktaları, gizlediklerini veya bastırdıklarını sezme konusunda beceriklilik de söz konusudur. Bu anlamda kişi hem kendinin hem de başkalarının kötü-pis diye bastırdığı yönleri algılayıp açığa çıkartabilir, böylelikle başkalarının dönüşümlerine ve krizlerine eşlik edebilir. Gerekli durumlarda iyi taktik ve strateji yapan bir zihin söz konusudur.  Merkür’ün bu konumu dedektiflik, araştırmacılık, arıtma,  tabu/yasak görülen ya da toplum dışına atılmış konuları ıslah etme,  krizlere eşlik etme, onları yönetme ve ölüm gibi konularda beceriklilik verebilir. 

 

Olumsuz ifadelerinde Merkür Akrep’te, sabit, değişmez, saplantılı ve takıntılı düşüncelere yol açabilir.  Çoğu zaman sessiz kalıp düşüncelerini kendisine saklasa da, bir mevzuya uzun süre kafayı takıp gizliden gizliye onunla ilgili nefret, kin, intikam ve entrika  dolu düşünceler üretebilir. Sessizce pusuya yatarak durmadan  nasıl kazanacağı, bir durumu/insanı nasıl kontrol edeceği, birisinin düşüncelerini nasıl değiştireceği veya nasıl intikam alacağı üzerine taktikler ve stratejiler yapan bir zihin söz konusu olabilir.  Zamanını kollayıp uygun fırsatı bulduğunda düşüncelerini acımasızca, zehirli ve iğneleyici bir şekilde ifade edebilir yani diliyle karşısındakini öldürebilir. Bu konumda her türlü fikir çatışması kişi için bir ölüm kalım meselesi haline gelebilir.  Zihinsel ve sözel anlamda güç savaşlarına girebilir ve asla teslim olmak istemeyebilir.  Başkalarının düşüncelerine nüfuz edebilme becerisi, olumsuz anlamda, insanların fikirlerini değiştirmek ya da onları kontrol etmek üzere sözel ve zihinsel olarak  onları manipüle etme şeklinde görülebilir.

 

Akrep’teki Merkür’ün yöneticisi Mars, Başak’taki yolculuğunu sürdürüyor. Merkür ve Mars geleneksel anlamda hayırlı kabul edilen “karşılıklı bir ağırlama” halindeler. Üzerinde çalıştığımız, şu an hala öğrenmekte olduğumuz ya da öğrenmek istediğimiz konuları derinlemesine, dikkatle ve tüm detaylarıyla öğrenmek için iyi bir zaman olabilir. Düşüncelerimizi uygulamaya koyma fırsatı bulabileceğimiz gibi, belki de artık bilmemiz gereken bazı gerçeklerin açığa çıkmasıyla, neyin bizim için zararlı neyin faydalı olduğunun ayırdına varmamız daha kolay olabilir.  Hayatımızda işlevini yitirmiş, çürümeye yüz tutmuş ve sağlıksız hale gelmiş her ne varsa bunları tespit edip ardımızda bırakmak, enerjimizi gerçekten üzerinde durmamız gereken konulara yoğunlaştırıp  bunları uygulamaya sokmamızda ya da çözmemizde bize yardımcı olabilir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

Astroloji Dersleri, Barış ilhan

 

Merkür - Uranüs Karşıt Açısı 15 Ekim 2017

 

Herkesin aynı şeyi düşündüğü bir ortamda hiç kimse hiçbir şey düşünmüyor demektir.

- Walter Lipmann

 

Oluşan bu açının en önemli ifadelerinden biri,  görüşlerin ve fikirlerin geleneksel bakış açısına uymaması ve her duruma tamamen yeni bir bakış açısıyla bakıp, yeni bir seçenek sunmaktır. Düşünce ve konuşma özgürlüğü çok önemlidir. İleri ve liberal düşünce sisteminden, iletişim özgürlüğünden de söz edilebilir.

 

(-) Kendine tanıdığı özgürlüğü başkalarına tanımamak. İletişimde işbirliği ve esneklikten yoksun olmak. Yanlızca karşı çıkmış olmak için karşi çıkmak. Fikir ve inançta inatla ısrar etmek. Sözlü iletişimde kopukluklar. Başkaldırmak, sinirsel gerilim, karşıt fikirler , tekere çomak sokmak ve isyan etmek.

 

(+) Yeni düşünce sistemleri yaratabilmek. Şimşek hızıyla düşünüp bilgiyi işleyebilmek. Buluşçu ve sezgisel bir zihin. Hiç akla gelmeyen ve yapılmamış şeyleri başlatabilmek. Özgürlük anlayışını yanlızca ifade etmekle kalmayıp herkes için savunabilmek." Düşüncelerinize katılmayabilirim ama düşüncelerinizi söyleme özgürlüğünüzü ölene dek savunacağım.”der Voltaire sanki bu açıyı en olumlu haliyle anlatmak istemiş gibi. 

Astroloji Dergisi/Beyhan Akay

 

VENÜS TERAZİ’DE

 

 

Kişinin sevgi alışveriş tarzını, iştahını, çekim gücünü, zevkini ve ilişki kurma tarzını gösteren Venüs Terazi burcuna girdi. Venüs, yöneticisi olduğu Terazi’de, kendi doğasını rahat ifade ettiği ve kendi kaynaklarını ihtiyaçlarına göre istediği gibi seferber ettiği bir konumdadır. İlişki kuruş biçimi arabulucu, diplomatik ve karşıtları uzlaştırıcı bir tarzdadır. Bu konumda Venüs sesler, renkler ve insanlar arasında ahenk yaratmayı sever, bu bakımdan estetik bir duyarlılık, sanatsal zevkler, ilişkilerde ve genel anlamda yaşamda uyumdan ve barıştan zevk alma söz konusu olabilir. Hoş ve uyumlu bir ilişki kurma arzusu yüksektir. Olumlu ifadesinde ilişkilerinde kendi istekleri ve öteki insanın istekleri arasında dengeyi, eşitliği ve adaleti sağlar. Bu eşitlik ve denge, kişinin kendi sevilme ve onaylanma arzusuyla karşısındakine durmadan bir şeyler vermesiyle ya da verdiklerinin karşılığını talep etmesiyle sağlanmaz. Kendi isteklerini de kollayarak, karşısındakine aslında ne istediğini sormasına ve onu gerçekten anlamasına bağlı olarak aldıkları ve verdikleri konusunda doğru ölçüyü tutturması ve eşitliği sağlaması söz konusu olabilir. Sosyal trendler, sosyal açıdan onaylanabilir olma, sevilme, dış görünüş, estetik gibi konular bu konumda oldukça önemli olduğundan,  kişi hem kendi dış görünüşüne çok özen gösterebilir hem de kendisini görünüşte uyumlu ve nazik ama içi boş, yüzeysel ve aslında kendi isteklerini hiç ifade etmediği ilişkilerin içinde bulabilir.  Dışarıdan suları hiç bulandırmayan barışçıl bir tavırda gözükse de içten içe aldıklarının ve verdiklerinin hesabını tutabilir.  Sürekli kimin neyi hak ettiğini veya etmediğini saptama, hak-hukuk saplantısı söz konusu olabilir. Başkalarının isteklerini ön plana alması ve onaylanma isteği kişinin kararlarını sürekli başkalarının görüşlerine göre değiştirmesine dolayısıyla kararsızlığa yol açabilir. Öz-değer duygusu bu konumda kişinin ne kadar güzel olduğuna, ne kadar uyumlu ve barışçıl olduğuna bağlı olabilir.  “Ne kadar güzelsem o kadar değerliyim” ya da “Ne kadar ölçülü, uyumlu ve naziksem o kadar değerliyim”  tavrıyla sadece başkaları tarafından onaylandığı ve sevildiği zaman kendisini değerli hissedebilir. Venüs’ü ve Güneş’i Terazi’de olan dünyaca ünlü İrlandalı yazar Oscar Wilde eserlerinde ve konuşmalarında estetikten, güzellikten ve dış görünüşten belki de en çok bahseden ve bu konularda oldukça çarpıcı ve farklı görüşlere sahip yazarlardan birisi. Özellikle eserlerinde Terazi’ye özgü olumlu ve bilhassa gölge özellikleri sıkça görmek mümkün...Sonsuza kadar portresindeki gibi genç ve yakışıklı kalabilmek, herkes tarafından beğenilmek için oldukça pahalı bir bedel ödeyen bir adamın hikayesini anlattığı “Dorian Gray’in Portresi” adlı eserinde Wilde, güzelliği ve sanatı dehanın bir formu olarak değerlendirir çünkü onun anlaşılmaya ya da bir açıklamaya ihtiyacı yoktur... Kitapta ressam Basil, arkadaşı Lord Henry’i arkadaşlığı ve düşmanlığı ayırt edememekle ve yüzeysellikle suçlar, “Arkadaşlığın ne olduğunu anlamıyorsun, Harry. Bu yüzden düşmanlığı da tanıyamıyorsun. Sen herkesi seviyorsun, bu da demek oluyor ki herkese karşı ilgisizsin...” 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

 

10 Ekim 2017’te Jüpiter Akrep’te

Jüpiter, yaklaşık bir yıl sürecek Akrep’teki yolculuğuna başladı.

 

Yaşam ve ölüm Akrep’in iki uç noktasıdır. Ölüm, yaşam kadar gerçektir ve kaçınılmazdır. Karşısında hissetiğimiz acizlik bizi güçlü olmaya iter. Akrep doğası gereği hayatta bunu idrak etmek üzere yaşanan deneyimlerden sorumlu burçtur. Jüpiter burada ölüm, bitiş, güç ve acizlik deneyimlerinden bir anlam çıkartmak, çıplak gerçeği aramak, sahte ve yüzeyde görünen her şeye şüpheyle yaklaşmak, ruhsal olarak güçlenmek, korkunun üstesinden gelmek, kendinden daha büyük bir güce inanç geliştirmek, hayatı dönüştürecek bir kavrayış yakalamak peşindedir.

Akrep burcu kaynaşmak, güçleri, kaynakları birleştirmekle ilgilidir. Dolayısıyla Jüpiter’e özgü inanç ve güven hissi insanların enerjilerini daha büyük bir amaç için birleştirebilmeleriyle, toplumdan dışlananların islahı için birlikte çalışabilmeleriyle, çürüyen bozulan şeyler arıtılabildiğinde, krizler sağduyu ve bilgelikle yönetilip aşılabildiğinde kazanılabilinir. Kendi gücünün yetmediği bir şeyleri yapabilmek için başkalarıyla güçlerini birleştirmek bu dönemde yeni gelişim fırsatları, kazanç ve zenginlik verebilir.

Jüpiter Akrep’teyken ahlaki değerlerin ve vicdanın güç kazanması, akıl ve sağduyuyula insani değerlerin yükseltilmesi söz konusudur.  Derin bağlamda yaşamın anlamını ve bağlantılarını anlama yeteneği verebilir. Akrep burcu Jüpiter’e (anlayışa, sezgiye, keşif ve yolculuğa) derinlik, kararlılık ve irade sağlar. Güçlü bir azimle büyüme kararlılığı görülür. Söylenenlerin arkasındakini duymak, görünenin arkasındakini görmek, gerçeğe, derin bir kavrayışa, evrensel ve tüm insanlığı bağlayan prensiplere ve değerlere ulaşmak mümkündür. Tüm ümitlerin bittiği bir yerde yıkıntıdan bir inanç, iyimserlik, umut yaratabilme yeteneği verir.

Kaynaşmanın, nüfuz etmenin ve başka biriyle bir potada erimenin burcu Akrep, gölge yönüyle  ‘Ya hep, ya hiç’ prensibiyle birlikte ‘Benden yana değilsen, benim düşmanımsın’ diyebilir, Jüpiter’in iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, haklıyı haksızdan ayıran gücü ‘benden yanaysan iyisin, doğrusun, haklısın, benden yana değilsen kötüsün, yanlışsın, haksızsın’ fikrine evrilebilir ve hayat iyi ile kötünün savaşına dönüşebilir.

Olumsuz açıdan Akrep’teki Jüpiter sabit fikirleri ve keskin biçimde tanımlanmış inançları ifade edebilir. İnançları, ırk, kültür, din, mezhep farklılıklarını manipüle ederek (birinin diğerine nazaran üstün olduğu vb) haset, kin, nefret ve intikamı büyüterek güç kazanmayı, sınıf ayrımcılığını, farklı inançta, ırkta, kültürde olanlara karşı nefreti, düşmanlığı ve saldırıyı, kendi tarafındaki kayırarak, zenginleştirerek kendinden farklı olanı ezmeyi, gücü sadece dışsal zenginlikle elde etmeyi, adaletsiz, orantısız gücü, vicdansızlığı, aşırı güç kullanmayı, yasa yapıcıların hoşgörüsüzlüğünü, fikrini, yargısını asla değiştirmemeyi, körükörüne inancı, toplumsal, sosyal anlamda çürümeyi, ahlaki, vicdani değerlerin bozuluşunu, kanunları çiğnemeyi, abartılı bir ölüm korkusunu, saçmalık ve gelip geçicilik duygusu yüzünden hiç bir inanca tutunamamayı, borçların artışını, ekonomik krizleri, dev şirketlerin arasındaki güç savaşlarını, marazi büyümeyi, metastazı, çöplerin, kanalizasyonların, pisliğin yayılıp çoğalmasını, yeraltından, sualtından gelen patlamaları, yeraltında, suda yayılmayı, suyun kabarmasını gösterebilir.

Akrep aşırı uçları, Jüpiter ise aşırılığı, abartıyı gösterdiğine göre bu yerleşim aşırı uçta geniş çaplı katliamlara, seks suçlarına, yeraltı örgütlerinin, mafyanın adalet adına saldırılarına, aşırı yıkıcılığa, zalimliğe, kötülüğün ve karanlığın kazanmasına işaret edebilir. Din, mezhep, ırk, cinsiyet, kültür farklarından doğan fanatizmin zulüm ve ölüm getirmesi söz konusu olabilir.

Kuşkusuz kibir Jüpiter’in en büyük günahıdır. Bu dönemde kibir, böbürlenme, gücün tek sahibi olduğuna, tek haklı olduğuna inanmak, kendini yasaların üstünde görmek, tanrı yerine koymak, kendi ihtiraslarını tanrı buyruğu zannetmek, kendi gücüyle sarhoş olmak, her şeyi bildiğini, en doğrunun kendi bildiği olduğunu zannetmek, boyunu aşmak mahva, acizliğe, güç ve kontrolü kaybetmeye, yıkıma neden olabilir... devamı 

Astroloji Dergisi/ Ayşem Aksoy

 

EKİM 2017

 

İç Gözlem veya Eylem: 

Belki de İkisi Birden 

 

Misty Kuceris ©2017  

Ekim 2017 ayının önemli astrolojik enerjileri:

  • 5 Ekim 2017’de Terazi’deki Güneş’le Koç’taki Ay Dolunay’ı meydana getirecek.

  • 10 Ekim 2017’de Jüpiter Akrep burcuna girecek. 8 Kasım 2017’ye kadar da Akrep’te kalacak.

  • 19 Ekim 2017’de Terazi’deki Güneş ve Ay’la Yeniay gerçekleşecek... devamı

  

KOǒTA DOLUNAY

 

“Karşılarında durup onlara meydan okuyan hiçbir şeyi olmayanlar...

Onların uğruna mücadele vermeye değer birşeyleri de yok...” 

~ Charles Bukowski

 

 

5 Ekim 2017’de Türkiye saatiyle 21:40’ta 12 derece Koç’ta bir Dolunay gerçekleşiyor ve 20 Eylül 2017’de gerçekleşen Başak’taki Yeniay’da başladığımız işlerin sonuçlarına, nasıl bir hal aldığına ve bu konularda ne gibi inisiyatifler almamız ve nasıl bir hareket planı izlememiz gerektiğine ışık tutuyor. Koç-Terazi aksındaki bu Dolunay, ben-sen, benim isteklerim-senin isteklerin, rekabet-işbirliği, savaş-barış, bağımsızlık-ilişki ve karar-tereddüt gibi temaları gündeme getiriyor.  İnisiyatif alıp bağımsız bir şekilde isteklerimizin peşinden gitme ve  onlar için mücadele etme konuları aklımıza gelse de, Koç-Terazi aksının vurgulandığı bu Dolunay, saldırganlaşmadan, öfkelenmeden hakkımızı nasıl koruyabiliriz, kendi isteklerimizden ödün vermeden nasıl işbirliği içine girebiliriz, hem kendi duruşumuzu ve bağımsızlığımızı koruyarak hem de ilişkilerimize zarar vermeden onları nasıl sürdürmeye devam edebiliriz, kendi isteklerimizi belli noktalarda uzlaşarak nasıl elde edebiliriz gibi soruları da sormamız gerektiğine işaret ediyor. 

 

Dolunay haritasında, Koç’taki Ay’ın yöneticisi Mars ile Terazi’deki Güneş’in yöneticisi Venüs, Başak’ta kesin bir kavuşum halindeler. Bu kavuşum özellikle arzuların peşinden koşma,  yakın ilişkilerde rekabet, meydan okuma, sevgi/nefret gibi temalara dikkat çekiyor.  Ben-sen çekişmesine denge getirmek adına belki de fazla uzlaşmacıysak isteklerimizi ifade etme; isteklerimizi dayatıyorsak da karşımızdakini dinleme ve anlama yoluna gidebiliriz. Bu kavuşumun Başak’ta olduğunu düşünürsek,  bu konulara daha titiz, dikkatli ve temkinli bir şekilde yaklaşmak, aksayan uyumsuz noktaları tespit ederek bunları düzeltmek ve emek sarf etmek oldukça önemli.  Başak’taki Venüs-Mars kavuşumuna, Yay’daki Satürn kare, Oğlak’taki Pluto ise üçgen bir açı yapıyor. Sevildiğimizi hissetmek zor olabilir ya da kendimizi yetersiz, korku dolu ve baskılanmış hissedebiliriz. Bu noktada daha sabırlı ve sorumlu bir yaklaşımda olmak, bazen bir şeylerin istediğimiz gibi olması için ekstra çaba sarf etmek gerektiğini unutmamak gerekir. Oğlak’taki Pluto’nun Venüs-Mars kavuşumuna yaptığı üçgen açı ise, ilişkilerimize yakınlık, derinlik getirebilir ve onlara zarar veren şeyleri saptayıp eleyerek iyileştirme ve engelleri aşma gücü verebilir.

 

Haritada Terazi’deki Merkür, Güneş ile kavuşum, Koç’taki Ay ile karşıtlık yaparak bu Dolunay’a eşlik ediyor. Gereksiz alınganlık yaparak ya da sinirli davranarak iletişim problemleri yaratmak yerine, duygularımızı, düşüncelerimizi ve isteklerimizi söylemek, karşımızdakini de tarafsız bir şekilde dinlemek problemleri çözmemizde bize yardımcı olacaktır. Oğlak’taki Pluto ise fokalinde kendisi olmak üzere, Koç’taki Ay’a kare, Terazi’deki Güneş-Merkür kavuşumuna kare yaparak öncü bir t-kare oluşturuyor. Gerilimli ve aktif bir enerjiyi temsil eden bu t- kare, inisiyatif üstlenip mücadele etmeye işaret etse de, kişinin sınırlarını bilememesi sonucu oluşacak krizleri ve bazı aşırılıkları da gösterebilir. Bu durumda Oğlak’taki Pluto, yukarıda bahsedilen rekabet, meydan okuma temalarına ek olarak özellikle ailede ve yakın ilişkilerde “gücümüzü” nasıl kullandığımız konusuna dikkat çekiyor. Bu alanlarda güç savaşları, amaçlarına ve arzularına ulaşmak adına gücü kötüye kullanma ve kontrolü elde tutmak için manipülatif, yıkıcı, acımasız yöntemlere başvurma söz konusu olabilir. Ya iç dünyamızı tamamen kapatan bir duruş sergileyebilir ya da aşırı kontrolcü, bağımlı, zorlayıcı, sahiplenici, takıntılı ve kıskanç bir yaklaşımda olabiliriz. Ya hep ya hiç yaklaşımının bizi daha da aciz ve güçsüz bir konuma sokacağını unutmamak gerekir. Bu t-kare hem gitmesi gerekenleri kendi yollarına bırakmamız ve  kayıplarımızı kabullenmemiz gerektiğine işaret ediyor hem de mevcut durumları veya ilişkileri daha derin bir şekilde analiz etme ve krizler kanalıyla artık yüzeye çıkan uyumsuzlukları ve aksaklıkları gidererek yenilenme fırsatı sunuyor.

 

Koç’taki Ay Cepheus takımyıldızındaki Alderamin ile kavuşum halinde. Satürn ve Jüpiter doğasına sahip olan bu yıldız, otorite, ağırbaşlılık, hakimler, hakemler, acımasız ve sert duruşmalar, yargılamalar ile ilişkilendiriliyor. Terazi’deki Güneş ise Corvus takımyıldızındaki Algorab ile kavuşumda ve bu sabit yıldız ise yıkıcılık, kötü niyet, gaddarlık, ölçüsüzlük ve yalan söyleme ile ilişkili. Dr. Eric Morse, Mars–Satürn doğasına sahip bu yıldızın Terazi’nin gölge yanını vurguladığını ve eğer bir bahane kişiye daha güvenli gelirse, gerçeği saptırmasının söz konusu olabileceğini söylüyor.

 

Son olarak Koç’taki Ay’ın Sabian sembolüne baktığımızda,“Patlayamayan bomba güvenli bir şekilde ve gizlice ortadan kaldırıldı.” cümlesi ile karşılaşıyoruz. Bu sembol hayatımızdaki patlayıcı unsurların kimseye zarar vermeden ve güvenli bir şekilde boşaltılmasından bahsediyor. Baskılanan enerjinin yavaşça ve dikkatle dışarı çıkartılmasıyla, işler çığrından çıkmadan önce kontrolü elimize almak mümkün olabilir. Burada sakinliğimizi koruyarak beklenenden fazla zarara yol açabilecek her durumu dikkatle değerlendirmek ve önceden etkisiz hale getirmek oldukça önemli. Sembol gerekirse birşeyleri saklamak zorunda kalabileceğimizden de bahsediyor. Sinir krizleri, hayal kırıklıkları, düşüncesizce, öfkeyle verilebilecek kararlara karşı bizi uyarırken, zekamızı kullanarak organize olma, kendimize hakim olma, olayları yatıştırma ve onların seyrini değiştirebilme gücümüz olduğunu da bize hatırlatıyor...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*The Living Star, Dr. Eric Morse

*Astrolojide Açılar, Sue Tompkins

*www.constellationsofwords.com

*https://sabiansymbols.com

  

MERKÜR TERAZİ’DE

 

“Bir karar anında, elinizden gelen en iyi şeyin ne olduğunu düşünün. O genellikle doğru şeydir;   elinizden gelen bir sonraki en iyi şey ise genellikle yanlıştır ve yapabileceğiniz en kötü şey ise kararsız kalmaktır.”  Theodore Roosevelt

 

Düşünme, algılama ve iletişim kurma tarzımızı gösteren Merkür öncü bir hava burcu olan Terazi’ye girdi. Merkür burada tarafsız, karşıt düşünceleri uzlaştıran, iletişimde uyumu, ahengi ve eşitliği yaratmayı amaçlayan bir konumdadır. Düşüncelerini ifade ediş şekli ince, zarif ve diplomatiktir.  Düşünce alışverişi,  karşısındakini ya da farklı görüşleri dinleme ve bir meseleyi her yönüyle anlamaya çalışma ve arabuluculuk yapma söz konusudur. Kişi karar vermeden önce herkesin görüşünü alıp farklı düşünceleri mukayese edebilir ve tarafsız, adil bir şekilde karar verebilir. Merkür’ün bu konumu öteki insan bilincine işaret ettiğinden, insan ilişkilerini ve dinamiğini anlamaya çalışma söz konusudur. Bu bakımdan psikoloji, danışmanlık, halkla ilişkiler, hukuk, estetik duyarlılık gerektiren konularda ve sanat alanlarında beceriye işaret edebilir.

 

Gölge yönleriyle çatışmaya düşmekten korktuğu için, kendi düşüncelerini geri çekerek devamlı başkalarının düşüncelerine uyum sağlayabilir. Aşırı nazik, suları hiç bulandırmayan, suya sabuna hiç dokunmayan ve yüzeysel bir iletişim tarzı görülebilir. Karşıtlıkları uzlaştırmaya çalışması, uç noktada her şeye bir karşıt düşünce yaratmasına neden olabilir. Bir meseleyi her yönüyle ve başkalarının görüşlerini de sorarak ele alma özelliği, olumsuz yönüyle kararsızlık şeklinde kendini gösterebilir. Düşünceler başkalarının hoşuna giden sosyal trendlerden ve popüler düşüncelerden etkilenebilir.

 

Terazi’deki Merkür’ün yöneticisi Venüs düşük konumda olduğu Başak’ta yolculuğunu sürdürüyor fakat bu iki gezegen geleneksel astrolojide hayırlı kabul edilen bir “karşılıklı ağırlama” halinde. Bu dönemde ilişkilerimizde gerçek anlamda dengeyi ve adaleti sağlamak adına, gerçekten ne düşündüğümüzü söylemek, karşımızdakine ne düşündüğünü sormak, iletişimde hem kendimize hem de karşımızdakine karşı daha gerçekçi ve objektif  bir yaklaşım gerekli olabilir. Kusur bulmak ya da başkalarını suçlamaktan ziyade, belki de yer yer düşüncelerin çatışmasına izin vermek, hem gerçekten başkalarını daha iyi anlamamızı sağlayacak hem de bir süredir gözümüzden kaçan pürüzlerin giderilmesine yardımcı olarak ilişkilerimizi daha sağlıklı bir hale getirecektir...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

  

 

Jüpiter'le Uranüs her 14 yılda bir yeni bir döngü başlatırlar. İçinde bulunduğumuz döngü 2010 yılında iki gezegenin kavuşumuyla başlamıştı. 2016 yılının sonunda bu yana ikisinin karşıtlığıı deneyimliyoruz. Son karşıt açı 28 Eylül'de yaşanacak. Yılbaşında yazılan yazıdan ilgili bölüm şöyleydi:

 

"Jüpiter-Uranüs
Son Jüpiter-Uranüs döngüsü 2010-2011 yıllarında büyük bir karşı çıkış ile, yani Arap Baharı ile başladı. 26 Aralık 2016’dan itibaren onun en önemli etaplarından birini de
neyimleyeceğiz ve bu başkaldırının hayırlı bir yöne doğru gidip gitmediğini bariz biçimde göreceğiz. Temel anlamıyla Jüpiter-Uranus döngüsü bilinen düzenleri aşma, özgürleşme, ilerleme, enginleşme ile ilgili bir döngüdür. Dolayısıyla içinde isyanları, ani patlamaları, anarşiyi barındırır. Burada olumlu bir sonuca ulaşmanın önkoşulu ‘kendin için istediğin özgürlüğü, komşuna da tanıman’dır.

 

Jüpiter bolluğun, zenginliğin temsilcisi olduğuna göre onun hareketleri para piyasalarıyla da ilgilidir ve Uranüs ile açıları “serbest (Uranüs) para piyasa”sına işaret edebilir. Bu durumda 2017’deki karşıtlığı düşünürsek bunun büyük bir çalkantının işareti olabileceğini söyleyebiliriz. Nitekim Shane P. Ward The Barbault Scale isimli yazısında Andre Barbault’un ölçeğini kullanarak hazırladığı listede 2017’nin durumu çok dikkat çekici:


2014 = -183
2015 = -43
2016 = -260 
2017 = -496 
2018 = -388 
2019 = -282
2020 = -176
2021 = -64


Yazıya göre bu değerler daha önce 1979’da görülmüş. 2. Dünya Savaşı zamanındaki değer ise -692’ymiş. 20. yüz yılda eksi değerlerin maksimuma ulaştığı yıllar ise şunlar olmuş: 1910 – 1922, 1931 – 1944 and 1971 – 1981.1 Bu veriler ışığında, öyle görünüyor ki 2017 yılı ekonomik açıdan oldukça zorlayıcı geçecek.

 

Andre Barbault Planetary Cycles and their Interferences isimli makalesinde özetle 1939-1945 yıllarında Jüpiter ve Satürn’ün Uranüs’le olan etkileşiminin Avrupa’ya diktatörler eliyle faşizmi getirdiğini, Neptün’le etkileşimlerinin ise demokratik güçlerin yönetimi diktatörlerin elinde almaları ile sonuçlandığını yazmış. Yani bir bakıma Jüpiter-Uranüs döngüleri “sağ” görüşle, kapitalizmle bağlantılı döngüler oluyor. Buna göre döngü beklenmedik patlamalarla, büyük gerilimle başlıyor ve içinde savaş yaratma potansiyelini barındırıyor. Nitekim 2010-2011 yıllarında özellikle 0 derece Koç’ta gerçekleşen kavuşum tam da bu şekilde başladı. 2017’de bunun karşıtlığını, en büyük gerilimini deneyimleyeceğiz. Ondan sonra, kapitalizm yönelimli hareket yavaş kaybetmeye başlayacak. Bu sürecin nasıl işlediği 2024 yılında Jüpiter ve Uranüs’ün yine madde burcu Boğa’da kavuşması ile görülecek. Jüpiter bundan iki yıl önce, 2022’de ideallerin, birliğin burcu Balık’ta Neptün ile kavuşacağına göre, Uranüs’le Boğa’daki kavuşumunun insanlık için daha hayırlı ve demokratik sonuçlar getirmesini umarız." - Barış İlhan


Yazının tamamı:
https://www.barisilhan.com/yasamin-ritmi-isiginda-2017

  

 

GÜNEŞ TERAZİ’DE

 

“Gerçek barış sadece çatışmanın yokluğuyla gelmez; adaletin varlığı ile gelir.” 

Martin Luther King Jr.

 

İsteklerimizi, egomuzu ve bizim için neyin “önemli” olduğunu ifade eden Güneş, düşük konumda olduğu Terazi’deki yolculuğuna başlıyor. Terazi’nin glifi, gece-gündüz dengesini, eşitliğini sembolize eden ufkun üzerinde batmakta olan bir Güneş’tir. Koç burcunda ilk bahar ekinoksunun gelişiyle gücünü kazanan ve yücelen Güneş, sonbahar ekinoksuyla birlikte Terazi burcunda gücünü  ve ısısını kaybetmeye başlar. Kişinin egosunu ve isteklerini gösteren Güneş, bu konumda sembolik olarak da kişinin “kendi isteklerini” ve “egosunu” geriye çekebilmesine, öteki insanı destekleyebilmesine işaret eder.  Yani bir anlamda burada kişi sosyal arenada karşılaştığı öteki insanın, karşısındaki insanın “Güneş’ine” yer açar, herşeyi karşıtlıklarıyla değerlendirir ve ben-sen dengesi kurmaya çalışır. Mevsimsel olarak da Terazi burcu zamanı,  hasat zamanının bittiği, ürünlerin tamamen toplanıp  eşit olarak pazar yerlerine dağıtımının sağlandığı bir zamandır. Ürünler ölçülür, tartılır, alınır ve satılır. Bunların adil, eşit, hakkaniyetli bir şekilde yapılması ve “doğru ölçünün tutturulması” önemlidir. İnsanlık alemi içinde de Terazi’yi, hem insanlar arasında hem de sesler, renkler ve çeşitli unsurlar arasında denge, ahenk, uyum yaratan, karşıtları uzlaştıran, arabuluculuk yapan, eşitliği sağlayan, hak ve adalet için mücadele eden rollerde görebiliriz. Kendi isteklerini geri çekip öteki insanın isteklerini anlaması ve uzlaşı sağlayabilmesi bakımından danışmanlık, halkla ilişkiler ve avukatlık gibi meslekler Terazi ile bağlantılıdır.  Hak ve adalet için olan mücadelesinde Terazi’nin en büyük gücü diplomasi ve uzlaşı sağlama yeteneğidir. Sesler ve renkler arasında ahenk ve uyum yaratabilmesi ise estetik bir duyarlılığa, dolayısıyla güzel sanatlarla olan ilişkisine işaret eder. Astrolojinin Anahtar Sözcükleri kitabında Hajo Banzhaf & Anna Haebler Terazi’yi, “Yaşamı sıkıcı zorunlulukların ötesine, daha zarif bir boyuta taşıyarak, güzellik, uyum ve yüksek zevkler vasıstasıyla hayata neşe katar.”  şeklinde anlatır.  Terazi’deki Güneş için hem insan ilişkilerinde hem de hayatın diğer unsurlarıyla olan ilişkilerinde, barışçıllık, estetik, uyum ve nezaket önemlidir.

 

Terazi, ben-sen dengesini kurarken doğru ölçüyü tutturması gereken bir burçtur. Kendini, kendi isteklerini de tanıması ve kendi içerisinde bir denge yaratması önemlidir.  Bu noktada doğru ölçüyü tutturamadığında Terazi’nin gölgeleri ile karşılaşırız.  Onaylanma ve sevilme isteğiyle, hep bir “Beni Sev” tavrıyla, kendi istek ve düşüncelerini geri çekerek ve başkalarının isteklerini referans alarak kendi isteklerini bir türlü gerçekleştiremeyen bir pozisyonda kalabilir, bu dolayısıyla içinde bastırılmış bir öfkeye neden olacaktır.  Karar vermesi gereken durumlarda da onaylanma isteği ve hep başkalarını ön plana alan tavrı kararsız kalmasına ve kendisinin yapması gereken seçimleri hep başkalarının yapmalarına neden olacaktır. Uyum hiç bozulmasın ve çatışma çıkmasın diye hep bir “ne olursa olsun barış” tavrı sergileyebilir ve hiç hayır diyemeyen birisine dönüşebilir.  Terazi’yi suları hiç bulandırmayan bir Bay/Bayan Nazik şeklinde görebiliriz.  Alıp- verme konularında dengeyi sağlayamadığında, devamlı hesap defteri tutan, karşılık bekleyerek, bir gün alacağını düşünerek veren, hakka ve hukuka saplantılı bir pozisyonda görebiliriz.Bu noktada Terazi’nin hesapsız olarak, karşılık beklemeden vermeyi ve hesapsız bir şekilde almayı öğrenmesi gerekir. Hayattan istediklerini alamadığı bir durumda olduğunda verdiklerinin ve aldıklarının hesabını tutacaktır. Terazi’nin gölgelerinden biri olan ölçüsüzlük öteki insan bilincini geliştiremediğinde, yani öteki insanın ne istediğini kendisinin varsayıp, ona sormadığında, onu tanımaya çalışmadığında ortaya çıkar. Karşısındakine ne istediğini sormadığı ve kendi verebilecekleri arasında denge kuramadığı zaman, ölçüsüzce veren birisine dönüşebilir.  Karşısındaki insanın ve isteklerinin farkında olmadığından, karşıdan hiç bir şey gelmese bile kendi kendine gelin güvey olmuş bir şekilde vermeye devam edebilir.  Para, zaman, enerji konularında ölçüsüz davranabilir. Herkes beni sevsin, beğensin tavrı ile estetiğe, güzelliğe, trendlere takıntılı olma ve yüzeysellik söz konusu olabilir. Öte yandan Koç’un gölgelerine kaçtığında, Terazi’yi öfkeli, bağımsız ve hiç taahhütte bulanamayan, ilişki kuramayan bir pozisyonda da görebiliriz.

 

Terazi’deki Güneş’in yöneticisi Venüs Başak’ta yolculuğunu sürdürüyor. Bu dönem öteki insanlarla olan ilişkilerimizi, karşımızdaki insanı iyi ve kötü yanlarıyla, gerçekçi ve  doğru bir şekilde analiz etmek için iyi bir dönem olabilir. Doğru soruları sormak, karşımızdakinin isteklerini net bir şekilde anlamak hem aksaklıkları ve anlaşmazlıkları çözmemize  yardımcı olacak hem de gereksiz yere ve belki de ölçüsüzce enerji ve zaman harcamaktan bizi koruyacaktır...

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*Astrolojinin Anahtar Sözcükleri, Hajo Banzhaf&Anna Haebler

*The Astrology Sourcebook, Shirley Soffer

Astroloji’ye Kaç Kişi Gerçekten İnanıyor?


Nicholas Campion

 

Astroloji ve burç köşeleri, magazin gazetelerinin, kadın dergilerinin ve internetin tanıdık içeriğidir. Bu içerikler, bazıları için tartışmalı olmakla birlikte, özellikle insan ilişkileri açısından göksel ve yersel olaylar arasında anlamlı bir ilişki olduğunu iddia ederler.

 

Bildiğimiz kadarıyla, dünyadaki yaşamı yönetmek amacıyla gezegenleri 12 zodyak işaretiyle ilişkilendiren Astroloji, Orta Doğu'da ve klasik Yunanistan'da M.Ö. beşinci ile birinci yüzyıllar arasında icat edilmiştir. 21.yüzyıla büyük oranda İslam dünyası yoluyla iletilmiştir.

 

Astroloji son günlerde iki farklı konuda yeriliyor. Bir tarafta, en iyi ihtimalle onu yanıltıcı bulan, kötü ihtimalle de Şeytani bulan Evanjelik Hıristiyanlar var. Diğer taraftaysa, kaderimizin yıldızlarda yazılı olmasını hileli ve hatta zararlı olduğunu düşünen şüpheciler bulunuyor.

 

Bu iddialar doğruysa, kaç kişinin astrolojiye inandığını ve bunun nedenlerini anlamak önemli ve bu konuda yapılacak bazı ciddi araştırmalar için zaman gelmiş demektir.... devamı                                                       Çeviren: Billur Kılınç ve Hatice Akbaş

 

  

MARS BAŞAK’TA

 

“Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak gerekir.” Honore de Balzac

 

Hayatla nasıl mücadele ettiğimizi, savaşma tarzımızı, nasıl hareket ettiğimizi ve kendimizi nasıl ortaya koyduğumuzu gösteren Mars değişken bir toprak burcu olan Başak’taki yolculuğuna başlıyor. Mars’ın bu konumda kendini ortaya koyma ve savaşma tarzı, dikkatli, temkinli, metodik ve sistematiktir. Bir amaca ulaşmak için planlı ve programlı bir şekilde hareket eder. Enerjisini, bir durumdaki faydalı ve faydasız olanı ayırt ederek “optimal” düzeyde harcayabilir; pratik olmayan veya zararlı olabilecek şeyler için enerjisini harcamaktan kaçınabilir. Çalışmayı sever. Yaptığı işi detaylarıyla, titiz ve analitik bir şekilde ele alır, aksaklıklarını düzeltir, uygulamayla kusursuzlaştırır ve öğrendiklerini bulunduğu düzene katkıda bulunacak ve başkalarına faydalı olacak bir şekilde hizmete sunar; bu anlamda ustalık-çıraklık ilişkisi geliştirebilir. Hareketler bu konumda başkalarına faydalı olmaya, bulunduğu sistemin sağlığını korumaya ve alçakgönüllükle hizmet etmeye yönelik olabilir. Yaptığı liste ve programlarla hem kendi hayatını hem de başkalarının hayatını düzenleme becerisi söz konusu olabilir. Sağlık ve hijyen ile bağlantılı konularla da ilgilenebilir.

 

Gölge yönleriyle plana, programa saplantı ve kendi düzenini dayatma görülebilir. Kişi işler kendi düzenine göre yapılmadığında küsebilir. Birşeyler kendi planladığı gibi gitmediğinde her şeyin alt üst olacağı endişesi ve telaşıyla yaşayabilir. Temizlik, sağlık ve hijyen konularında aşırı titiz ve saplantılı olabilir. Herşeyi faydalı-faydasız olarak ayırması, sadece fayda güzeten bir insana dönüşmesine neden olabilir. Bir insanda ya da bir durumda gördüğü tek bir kusur yüzünden, o insanı ya da durumu tümüyle hastalıklı ve kusurlu ilan edebilir. Aşırı bir mükemmeliyetçilikle, hem kendinde hem de başkalarında devamlı kusur bulma ve eleştirme söz konusu olabilir. Birşeyi detaylarıyla ele alması detaylarda kaybolmasına neden olabilir. Faydalı olma ve hizmet etme yönelimi, kimsenin uğraşmak istemediği tekdüze işlerle uğraşarak köle durumuna düşmesine yol açabilir.

Başak’taki Mars’ın yöneticisi Merkür 28 derece Aslan’da ileri hareketine başlamak üzere duraklamış durumda ve 6 Eylül öğleden sonra ileri gidecek. Merkür’ün geri hareketi boyunca, hayatımızdaki problemleri çözmek ve amaçlarımıza ulaşmak adına biraz geri çekilip, belki daha farklı bir bakış açısıyla hangi yöntemlerin işe yarayıp yaramadığını değerlendirme fırsatı bulmuş olabiliriz. Bu değerlendirme süreci bize bazı şeylere yeni bir perspektiften bakma konusunda yardımcı olabilir. Bu sefer Merkür’ün geri hareketi boyunca fark ettiğimiz ve belki de öğrendiğimiz şeyleri hayatımızdaki konulara daha farklı yanıtlar vermek için kullanabiliriz.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar: 
*Astroloji Dersleri, Barış İlhan
*Astrolojinin Anahtar Sözcükleri, Hajo Banzhaf&Anna Haebler

 

2001 yılının 21 Haziran’ında Yengeç burcunun 0 derecesinde bir Güneş Tutulması gerçekleşti. Aynı yıl 11 Eylül’de New York’ta World Trade Center’a (Dünya Ticaret Merkezi) peş peşe iki saldırı oldu ve resmi açıklamalara göre yaklaşık 3000 kişi öldü. Tutulmadan yaklaşık 3 ay sonra olan bu saldırının Haziran’daki tutulma ile bir ilgisi var mıydı? Evet, vardı. O gün Mars tutulma noktasının karşısına geçmişti ve Ay tutulma derecesine çok yaklaşmıştı. Yani gökyüzünün iki önemli tetikleyicisi Güneş Tutulmasının mesajının zamanının geldiğini bldirmişti. Haritada başka göstergeler de dikkatimizi çekebilir, ancak konumuz bu olmadığı için detaya girmeye gerek yok.

 

Şimdi niye bu eski olaydan bahsediyoruz? Çünkü 21 Ağustos da Aslan burcunun 29 derecesinde bir Güneş Tutulması yaşadık. Mars bu tutulmaya kavuşum yapıyordu, ama 8 derece gerisindeydi. Şimdi yavaş yavaş tutulma derecesine yaklaşıyor. 3-4 Eylül tarihlerinde bu noktanın üzerinde olacak. Öte yanda geri giden Merkür tutulma derecesine ulaştı bile. 3 Eylül’de Mars ve Merkür kavuşarak tutulma derecesini tetikleyecekler. Bu esnada Ay’ın ne yaptığına baktığımızda 4 Eylül akşamı Kova burcunda Güney Ay Düğümü ile kavuşmasının ardından 5 Eylül sabahı erken saatlerde tutulma derecesini tetikleyeceğini görüyoruz. Yine iki tetikleyici, bu defa Merkür’ün eşliğinde gökyüzünde karşıt açı yaparak Güneş Tutulması derecesini tetikleyecekler.

 

Yukarıdaki örnekten de gördüğümüz gibi, gökyüzündeki bu tetiklenme önemli olaylara işaret edebilir. Aslında son zamanlarda olaysız bir gün yok, bu nedenle aklımız karışabilir. Teksas’taki kasırga gündemi oldukça işgal etti, ancak Asya da sel felaketiyle yıkılıyor. Öte yanda Arakan’dan tekrar katliam haberleri geliyor. Başımızı nereye dönsek acı bir haberle karşılaşıyoruz. Yurt içinde en sansasyonel konu Vatan Şaşmaz’ın ölümü oldu. Güneş Tutulması bir ünlünün (Güneş) öldürülmesine işaret etti. Ancak bu konu diğer haberlerin üstünü örtmemeli. Türkiye’nin haritasında 3. (medya, komşular, eğitim), 4. (muhalefet, konut sektörü) ve 12. (hapishane, hastane, düşman, sıkıntı) evleri yöneten Merkür tutulma noktasına ulaştı demiştik. Haberlerin temsilcisi Merkür bugün hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlü sayısının 224 bini geçtiğin. 22 bininin yerlerde yattığını bildirdi. Ayrıca Nuriye Gülmen’in durumunun çok kritik olduğunu öğrendik. Bugün cumhurbaşkanı Erdoğan Fırat Kalkanı’nda ne yapıldıysa, yine hazır durumda olunduğunu söyledi. Nitekim son iki gündür Afrin’e Türkiye’den füze atıldığı, yaralıların olduğu söylentisi dolaşıyor. Tabii muhalefet konusunda CHP’nin Adalet Kurultayını, Meral Akşener’in partisini unutmamak gerekir. Orta Doğu’daki gündem oldukça yüklü. İran’ın kırmızı çizgisi, Irak Kürdistan’ındaki referandum, Türkiye’nin Afrin’e girme isteği ortamı iyice ısıtıyor. Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. evinde olduğu için tetikleme sonucunda olayların bununla ilişkili olabileceğini düşünebiliriz. Bunlar aklımıza gelenler. Merkür 12. evi de işin içine kattığına göre kapalı kapılar ardında gizli gizli nelerin gelişmekte olduğunu bilemeyiz. Hoş zaten bunlar kişisel olarak bizi aşar. Yani yapabileceğimiz bir şey yok. Bekleyip göreceğiz.

 

Peki kişisel olarak ne yapabiliriz. Güneş Tutulmasının kişisel doğum haritalarında neleri tetiklediğine göre durum değişir. Yine de genel olarak, söz konusu tarihler civarında hangi konular yaşamınızda baş göstermeye başladıysa, bunlara özel önem verin. Bu konularla ilgilenmek üzere kolları sıvayın. Çünkü bu konular öyle geçiştirilecek şeyler değil. İleride daha büyük sorun olarak karşınıza çıkabilirler. Hem zaten şimdi bunları yapabilecek cesarete de (Mars-Aslan) sahipsiniz. Bu şansı değerlendirmeye bakın. Yalnız o esnada oluşacak olan Güneş-Neptün karşıtlığını düşünerek, kararlarınız konusunda tarafsızlığına ve bilgeliğine güvendiğiniz birkaç kişinin görüşünü almakta yarar var. Yoksa aldanıp hayal kırıklığına uğrayabilirisiniz. 

 

Kolay gelsin...

Barış İlhan

 

 

Büyük Amerikan Tutulması Sadece Amerika’yı mı Etkiliyor?

 

Nefesler tutuldu, gözler Büyük Amerikan Tutulması için Amerika’ya çevrildi. Dünyadaki astrologların tek konusu 21 Ağustos’da gerçekleşecek olan Güneş Tutulması. Bir tutulma en fazla gözlendiği yeri işaret ettiği için bir bakıma haklılar. Amerika bütünüyle tutulmanın etkisi altında. Bu tutulmaya ilginin bir odak noktası da Güneş Tutulmasının Trump’ın Yükselen’i (doğum saati doğruysa) üzerinde gerçekleşecek olması. Trump’a karşı olanlar bu tutulmayla birlikte Trump’un gideceğini umuyorlar. Trump gitse de kalsa da bundan sonra Amerika’yı zor günlerin beklediği aşikar. Geçenlerde bir makale uzun uzun Amerikan İmparatorluğunun çöküşe geçtiğini, yerine Çin’in yükseldiğini anlatıyordu. İleride göreceğiz...

 

Son haftalarda Trump’ın Kuzey Kore lideriyle restleşmesi üzerine bir okurum, bu tutulmanın nükleer anlamda ikisi arasındaki çekişmenin ciddileşeceğine işaret edip etmediğini sormuştu. Doğal olarak Kuzey Kore liderinin bu Güneş Tutulmasından etkilenip etkilenmediğine baktım. Evet, Kim Jong Un’un Mars’ı, yani savaş gezegeni, son Ay Tutulması ve önümüzdeki Güneş Tutulması ile tetikleniyordu. Bunun üzerine dünya üzerinde sahneyi işgal eden ülkelerin ya da liderlerin haritalarına bakınca hemen hepsinin yıkıcı gezegenlerinin son tutulmalarla tetiklendiğini görüyoruz. Kuşkusuz burada kritik konumdaki ülke Amerika oluyor. Amerika’nın haritasında 3. evdeki Ay tetikleniyor. Ay ölüm ve kayıp evi olan 8. Evi yönetiyor, ayrıca hem halkı temsil ediyor, hem de haritada dört tane gezegenin düzenleyicisi durumunda. Bu gezegenler haritada halkı, iktidarı, orduyu, polisi, yurtdışını, açık düşmanları, müttefikleri simgeliyorlar. Sadece bu bile Amerika’nın ne kadar hareketleneceğini göstermeye yeterli. Nitekim Charlottesville olayları bundan sonra yaşanacakların boyutlarının ipucu.

 

Amerika’nın şu anda en büyük düşmanı Rusya, ve lideri Putin’in haritasında hem Tepe Noktasının (MC) hem de Pluto’sunun tetiklendiği görüyor. Pluto cehennemin efendisi lakabıyla en yıkıcı gezegen. İsrail'in Mars-Pluto-Satürn üçlüsü, Netanyahu'nun Mars ve Pluto'su da dikkat çekiyor. Tutulmalarla yine Pluto’su tetiklenen bir başka lider de Erdoğan (doğum saati bilinmediği için haritayı 12:00 göre çıkarttım). Hepsi güç savaşı, manipülasyon, gücü elinde tutma mücadelesi veriyorlar. Tabloya İngiltere’yi eklediğimizde, onun da Satürn-Venüs/Pluto karşıtlığının tetiklendiğini görüyoruz. Bu durumda özellikle Suriye ve Irak’ta etkin olan ülkelerin zorlu bir sürece girdikleri görülüyor. Bu süreçte Mars, Satürn, Pluto gibi gezegenlerin harekete geçmesi endişe yaratan bir tablo sunuyor.

 

21 Ağustos’taki Güneş Tutulması Türkiye’nin 3. Evinde gerçekleşiyor ve iktidarı temsil eden, Ay Tutulması ile de tetiklenen Neptün’ün yanında duruyor. Başkanlık, medya, ilk öğrenim ve komşular temaları ön planda. İlginçtir ki Güneş Tutulmasının Astro Carto Graphy’sine baktığımızda Uranüs-Pluto çizgilerinin Türkiye-Suriye sınırında Kobane-Sincar arasında, kesiştiğini görüyoruz. Bu ikisinin birleşimi ani radikal savaşları ve yıkımları, öngörülemeyen dönüşümleri, özgürlük mücadelesini, kitlesel başkaldırıyı düşündürüyor. Aynı haritada Jüpiter de Hatay’ın yanından, İdlib üzerinden Şam’a iniyor. İdlib Suriye yönetimine karşıt, cihatçı güçlerin elinde bir kent. Son haftalarda el-Kaide uzantısı Nusra’nın eline geçti. Türkiye yönetimi için önemi büyük. Umarız sağduyu egemen olur, daha fazla dipsiz kuyulara doğru yönelinmez.

 

Bir Güneş Tutulmasının etkisi bir kaç yıl sürer. Olaylar bazen tutulmadan hemen önce veya hemen sonra olabilir, ancak 1-2 yıl sonra da gerçekleşebilir. Bu da bizi 2019-2020 yıllarına götürür. Demek ki o dönemde gerçekleşecek olayların tohumları şimdiden Mars, Satürn, Pluto ile atılıyor. Hepimize kolay gelsin... -Barış İlhan

 

ASLAN’DA TAM GÜNEŞ TUTULMASI

 

“Eğer içindeki hakikatin sesini duyamıyorsan, hayatının bütün günlerini başkalarının çektiği iplerin uçlarında geçireceksin demektir...”  Howard Thurman

 

 

21 Ağustos 2017’de Türkiye saatiyle 21:30’da 28 derece Aslan burcunda bir Tam Güneş tutulması gerçekleşiyor. Yeniay’ın bir oktav büyüğü olan Güneş tutulmalarının etkisi en az bir yıl sürer ve  zaman göstergesi gibi hayatımızdaki bir takım şeylerin zamanının geldiğini gösterir. Bulunduğu evin temalarını gündeme getirir. 7 Ağustos 2017’de gerçekleşen Kova’daki Ay tutulmasında ortaya çıkan temalara bağlı olarak edindiğimiz bilgileri, deneyimleri ve kazandığımız perspektifi önümüzdeki dönem içerisinde yapmamız gereken değişimlerde ve başlangıçlarda kullanmak mümkün olabilir.  Bu tutulma Saros serisi no 145’e ait bir tutulma. Bir tutulma ailesindeki bir  Saros döngüsü 18 yıl, 11 gün, 8 saat uzunluğunda ve bu tutulma ailesindeki bir önceki tutulma 11 Ağustos 1999’da meydana gelmişti. Bundan 18-19 yıl önce hayatımızda neler olduğunu,o dönemde hangi temaların ve olayların bizim için önem teşkil ettiğini düşünmek, bu önümüzdeki dönem için bize bazı fikirler verebilir. 

 

Eski astrologlar, Aslan burcundaki bir tutulmanın “kralla” ilgili olarak bir mesaj verdiğine inanırlardı.  Işığı, egoyu, bilinci ve en yüksek ifadesinde “asil ve iyi bir kralı” temsil eden Güneş’in ışığının Ay tarafından kapatılması, günün geceye dönmesi gibi, yöneticinin yani kralın da düşüşü, bilinen düzenin alt üst oluşu anlamına gelirdi. Koç’ta geri hareketini sürdüren Uranüs’ün tutulmaya üçgen açı yaptığını düşünürsek, hiç şüphesiz kişisel anlamda da bilincimizde ve hayatımızda bilinen düzen dışına çıkmamızı gerektirecek bazı olaylara ve değişimlere işaret edebilir. Kimliğimizi ve yaratıcılığımızı onurlandırmamızı, kalbimizin istekleriyle bağlantı kurmamızı sağlayacak ve belki uzun süredir göz ardı ettiğimiz ya da karanlıkta kalan gerçekleri ortaya çıkartacak deneyimlerle karşılaşmamız mümkün.  Belirtildiği gibi, tutulmaya Koç’taki Uranüs üçgen bir açı yapıyor. Duygusal ve kişisel anlamda bağımsızlığımızı ve farklılığımızı cesaretle ortaya koyacak tarzda yenilikler yapmak veya hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda gerekli inisiyatifleri almak için kolları sıvayabiliriz.

 

Aslan’daki bu Tam Güneş tutulması, Perslerin eski dört kraliyet yıldızından, “Aslan’ın Kalbi”, “Kuzey’in Gözcüsü” olarak bilinen Regulus sabit yıldızının yanında gerçekleşiyor. Persler, gökyüzünün dört bölüme ayrıldığına ve her bölümün 4 kraliyet yıldızından birisi tarafından gözetildiğine ve korunduğuna inanırlardı. Bu yıldızlar, hem iyi hem de kötü güçlere işaret ediyorlar ve  felaketleri, çığır açan buluşları ve tarihi dönüm noktalarını da gösteriyorlar. Ptolemy’ye göre Jüpiter ve Mars doğasına sahip olan Regulus’un vurgulandığı bu tutulma, kraliyet, yöneticiler, otorite, güç, asalet, zenginlik, askeri onur, toplumsal ün ve nüfuzlu arkadaşlar gibi temaların yanı sıra, şiddet, yıkıcılık, başarısızlık, gözden düşme, korkunç ölümlerle sonuçlanan kısa süreli askeri başarılar, düşmanlardan gelecek tehlikeler, yanlış arkadaşlar ve hastalık gibi temaları da gündeme getiriyor ve bu anlamda özellikle liderler ve elitler için uğursuz bir etkiye sahip olabilir. Burada Regulus’un 28 Kasım 2011’de Başak burcuna giriş yaptığını ve şu an 0 derece Başak’ta olduğunu hatırlamakta fayda var.  Ego-merkezli, eril bir burçtan, başkalarına hizmete odaklı dişil bir burca geçmesi bir çok astrolog tarafından kişinin egosunu, kişisel isteklerini bir tarafa bırakıp, başkalarına daha faydalı ve hizmete yönelik bir yaklaşımla ilişkilendirilmişti. Burada kastedilen şey, sağlıklı bir ego, kişisel güç ve özerklik duygusu olmadan, sadece başkalarının onayına bağımlı tarzda ya da köle durumuna düşecek tarzda bir hizmet anlayışı değildir. Aslında Regulus’un olumsuz ifadesinde, aşırı gururdan, bencillikten, kibirden, popüler, önemli olma ihtiyacından ve intikam duygusundan kaynaklanan bir “düşüş” teması vardır. Sabit yıldızın işaret ettiği cesaret ve gücü, onay beklemeden, hiç saklanmadan her kimsek onu samimiyetle ortaya koyarak, kalbimizin isteklerini doyurarak,  yaratıcılığımızı kullanabileceğimiz, keyif aldığımız şeylerin peşinden giderek elde edebiliriz. Bu şekilde kendi “merkezimizde” olduğumuzda dışarıdan  gelebilecek darbelere ve tehlikelere karşı daha güçlü durmamız mümkün olabilir.

 

Son olarak 28 derece Aslan’daki bu tutulmanın Sabian sembolü cümlesi ise şu şekilde: “Bir denizkızı, ıssız, kayalık bir kıyıya çıkar ve ona “ölümsüzlüğü” getirecek olan prensi beklemeye koyulur.” Bu sembol kendimizi ait hissedebileceğimiz ve değer verebileceğimiz bir partnere, bir yere ya da bir kariyere işaret eder. Öz-güvenle kendi ayaklarının üzerinde durma, bilinçlilik, yaratıcılık, değişim, yenilik, zor zamanlarda sevgiyi bulma gibi temaların yanında, kişinin varlığını ilişkileri kanalıyla onaylamaya çalışma tehlikesi vardır. Bir sevgili ya da bir kalabalık olmadan kişi yok gibidir. Sosyal anlamda sadece onaylanabilir olmak ya da popüler olmak amacıyla atılan adımlar ya da kendinizi hiç ifade etmeksizin, gerçek isteklerinizi anlamaksızın sizi mutlu edeceğine inandığınız “prensinizin” ya da “prensesinizin”  gelip sizi yaşatmasını ya da isteklerinizi gerçekleştirmesini beklemek daha da fazla yalnızlığa yol açabilir. Ünlü Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un dediği gibi, “Gerçek mutluluğu bulmanın tek bir yolu vardır, o da iliklerinize kadar, tamamen açık olmayı göze almaktır...” 

AstrolojiDergisi/Gözde Kara

  Kaynaklar:

*The Fixed Star & Constellations in Astrology by Vivian Robson

*The Fixed Stars and Their Interpretation by Ebertin-Hoffmann

* https://infogalactic.com

*http://www.astrolojidergisi.com/Ed%20Tamplin-Tutulmalar.htm

  

KOVA’DA  AY TUTULMASI

 

“Hayattaki en önemli özgürlük, gerçekte olduğunuz kişi olmaktır. Gerçeğinizi, bir rol ile; aklınızı ve hislerinizi ise bir maske ile takas edersiniz. Kişisel anlamda bir devrim olmadan, büyük ölçekli bir değişimden asla söz edilemez.  Her şey ilk önce içimizde olmalıdır.” - Jim Morrison

 

7 Ağustos 2017’de saat 21:11’de Kova burcunda bir Ay tutulması gerçekleşiyor. Ay- Güneş karşıtlığında yani Dolunay’da gerçekleşen Ay tutulmalarında, iki zıt kutupta olan enerjileri dengeleme, karşımızdakine ayna tutma, yansıtma ve dolayısıyla farkındalık kazanma söz konusudur.  Sabit bir hava burcu olan Kova’daki bu tutulma, hayatımıza ve özellikle birebir ilişkilerimize olan yaklaşımlarımızda, daha objektif, akılcı, tarafsız, eşitlikçi ve insancıl olmamız gerektiği vurgulanıyor. Duygusal ve zihinsel anlamda özgür olma ve bireyliğimizi ifade etme ihtiyacındaysak, bunu aşırı kayıtsız, mesafeli ya da  isyankar bir şekilde ifade etmek yerine, daha tarafsız ve karşımızdakinin de hak ve özgürlüklerini gözeten bir tarzda yapmak oldukça önemli.

 

Tutulma haritasında Kova’daki Ay, Kova’nın ikinci dekanında ve Merkür’ün yöneticiliğinde. Akılcılık, mantık ve tarafsızlık ve öğrenmeye açık olma konuları yine gündeme geliyor. Kova’daki Ay’ın geleneksel yöneticisi Yay’da geri hareketini sürdüren Satürn, Kova’daki Ay’a altmışlık; Aslan’daki Güneş’e ise üçgen olmak üzere olumlu iki açı yapıyor. Duygusal anlamda özgürlüğümüzü, bireyliğimizi kazanma ve bu yönde oluşacak problemleri aşma yolunda, işleri yavaştan alıp, daha gerçekçi, planlı ve disiplinli bir şekilde gitmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Kendi duygusal ihtiyaçlarımıza uygun olarak, sınırlarımızı belirlemek, mesafe koymak ya da inandıklarımızı, doğrularımızı ifade etmek bizi kişisel açıdan özgürleştirse de, bunları yaparken bizi hala besleyen sosyal yapılara ve ilişkilere zarar vermemek de önemli.

 

Kova’daki bu tutulmada, Mars, Aslan’da Güneş ile kavuşum, Kova’daki Ay ile karşıtlık yaparak önemli bir rol oynuyor. İsteklerimiz, bireyliğimiz ve özgürlüğümüz için mücadele verirken, dürtüsel, düşüncesiz, öfkeli ve zorlayıcı davranabiliriz. Öfke patlamasıyla birşeyleri koparıp atmak, uzaklaşmak ya da duygusal sömürüyle isteklerimizi elde etmeye çalışmak yerine,  bu enerjiyi kendimizi ve haklarımızı cesurca ve dürüstçe öne sürmek, karşımızdakini de bu yönde teşvik etmek ve böylelikle ilişkilerimizdeki dengesizlikleri tespit etmek üzere kullanabiliriz. Aniden çıkabilecek problemlerde ve tartışmalarda o anda gerekeni yapma ve o durumla mücadele etme kapasitemiz artabilir.  Terazi’deki Jüpiter, bu tutulmada, Kova’daki Ay’a üçgen ve Aslan’daki Güneş’e altmışlık açı yaparak, bu duruma daha olumlu, etik,  iyimser ve hoş görülü bir perspektif getirebilir. Hayatımızda adalet, eşitlik, hak-hukuk, doğru-yanlış kavramlarının oldukça önem kazanması söz konusu olduğundan,  neyin doğru neyin yanlış, kimin haklı kimin haksız olduğuna hüküm verirken, karşımızdakini de tarafsız bir şekilde iyice dinlediğimizden ve onu anladığımızdan emin olmak, her iki tarafın da kazanacağı şekilde uzlaşmak oldukça önemli. Böylelikle hayatımızda neyi/kimi nereye koyacağımıza, hangi yaklaşımın doğru ve yanlış olduğuna daha net bir şekilde karar verebiliriz.

 

Tutulma haritasında bir de Tracy Marks’ın “Dörtlü Yod” dediği açı kalıbı göze çarpıyor. Oğlak’ta geri hareketteki Pluto ile Balık’ta geri hareketteki Neptün kendi aralarında altmışlık açı yapıyor. Bu iki gezegen fokal gezegen olan Aslan’daki Güneş’e 150’lik (quincunx) açı yaparken, fokal Güneş’in karşısında Kova’daki Ay ise, Pluto ve Neptün’e “yarım altmışlık” açı yapıyor. Bu açı kalıbı bilinçdışı gerilim ve huzursuzluk ile ilişkilendiriliyor ve bu bilinçdışı huzursuzluk, kişinin hayatında bazen dönüm noktası olabilecek nitelikte ani bir krizle ortaya çıkabiliyor. Bilinç düzeyimize çıkan bu duygusal temalarla ilgili yeni bazı düzenlemeler yapmamız ve “Dörtlü Yod’un” işaret ettiği ettiği üzere, bu düzenlemelerin de mutlaka somut ve eyleme yönelik olması gerekiyor.

 

Son olarak Kova’daki Ay’ın Sabian sembolü cümlesi, “Ünlü bir iş adamı masasında oturuyor.” şeklinde. Bu sembol sorumluluk, kontrol, yönetim, akıllıca riskler ve kararlar alma konularını gündeme getiriyor.  İşimizde veya hayatımızın genelinde aşırı sorumluluk alma eğilimimizin ve kontrol ihtiyacımızın, bize fiziksel ve duygusal anlamda bazı sınırlamalar, sıkıntılar getirebileceğine, özellikle yakın ilişkilerimizde “yabancılaşma” tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğimize işaret ediyor. Hem bedenimizin hem de ilişkilerimizin sağlığını korumamız önemli. Aslan’daki Güneş’in Sabian sembolü cümlesi ise, “Fırtınadan sonra güneş ışıl ışıl parlıyor.” şeklinde. Sembol, periyodik olarak bir insanın hayatına giren fırtınalardan bahseder. Bu fırtınalar, kişinin hayatında önünü tıkayan ve gerçekleri görmesini engelleyen şeyleri silip süpürür. Hava açılır, temizlenir ve güneş ışıl ışıl parlamaya başlar. En kötü olan bitmiş ve bir iyileşme süreci başlamıştır.  Sembol, bir kendini toparlama süreci, kötü bir haberden sonra gelen iyi haber, iyileşme gibi temalardan bahsetse de, sürekli bir şeylerin ters gideceğine dair aşırı bir korku, öngörülemezlik, dengesizlik gibi temalara karşı da uyarıyor.  Farklılığımızı ifade ederken veya özgürlüğümüzü, haklarımızı talep ederken,  bizim için hala önemli olan insanlardan uzaklaşmadığımızdan emin olmamız ve  gerçek anlamda  özgür olmanın - hayatı sadece uzaktan seyretmenin ötesinde - sorumluluk  ve çaba gerektirdiğini de unutmamamız gerekir.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

Astroloji Dersleri, Barış İlhan

Doğum Haritası Yorumlama Sanatı, Tracy Marks

www.sabiansymbols.com, Lynda Hill

 

2017 Tutulmalarının Sizin İçin Ne Anlama Geldiğini Keşfedin

 

Ed Tamplin

 

 

Doğada bir tam Güneş tutulmasının görkeminden daha huşu uyandıran bir olay yoktur. Bu kısa büyüleyici dakikalarda, doğal olan doğaüstüne dönüşür. Gün geceye döner, sıcaklık dramatik olarak düşer, ve kararmış gökyüzünde yıldızlar sihirli bir şekilde parıldamaya başlar. Eskiler bu Güneş'in gök kubbede yutulma mucizesinin karşısında hayrete düşmüşlerdi. Onun gizemi ve cazibesi zamanlar ötesidir.

 

Bazıları 2017'i Büyük Amerikan Tutulma Yılı olarak adlandırıyor. 21 Ağustos'ta UT 18.20'de bir tam Güneş tutulması ABD'yi Batıdan Doğuya katedecek. En az, bağlantılı olduğu 1999 Büyük Tutulması kadar dikkat toplayacak. Yılın başlarında, 26 Şubat'ta UT 14.58'de gerçekleşen Halkalı Güneş Tutulması Güney Amerika'nın Güney ucundan Orta Afrika'ya doğru bir seyir izlemişti. Halkalı Güneş Tutulması, Ay Güneş'in önündeyken Güneş dairesinin kenarlarının görülebildiği durumdur. 

 

Tarihsel olarak, tutulmaların kayıt altına alınması kültürler arası bir olaydır. Onlardan sadece sıradan insanlar değil, krallar ve imparatorlar da korkuyorlardı. Üç gök cisminin, yani Güneş, Ay ve Dünya düzleminin aynı hizaya gelmesi, büyük değişimlerin habercisi olarak varsayılırdı. Sır dolu Dünyanın astronomi başkenti Babil'de, tam bir tutulma öncesinde halk tabakasından biri kral olarak tayin edilirdi. Ancak bu görev kısa ömürlü olurdu, çünkü hem kişi hem de unvanı göksel tanrıları yatıştırmak ve kralı korumak için kurban edilirdi.

 

Bir tutulmayı öngöremeyen astrologlar için benzer bir kader beklenirdi. Bunu, Çinli astronomların MÖ 2400'ten beri titizce kayıt tuttukları anallarda gözlemliyoruz. En eski Çin uygarlığında Güneş imparatoru sembolize ederdi, ve tutulma için kullanılan "shih" kelimesi yemek veya tüketmek anlamı taşıyordu. Güneş'in Hindu Mitolojisinin meşhur ejderhası Rahu tarafından ya da Viking/Kore efsanelerindeki Güneş köpekleri tarafından yutulduğu motifi, çeşitli kültürel tutulma geleneklerinin parçasıdır. .. devamı

Çeviren: Efe Naci Erten

    

Astrolojide Mizaçlar (Temperament)

 

 

Gülşen Altay'ın hazırladığı çalışma. Bu çalışmayı 9 Şubat 2017 tarihinde NCGR-Türkiye toplantısında sundu. Çalışma uzun ve kapsamlı olduğu için pdf dosya olarak paylaşıyoruz. Aşağıdaki linkten dosyaya ulaşabilirsiniz.  Kendisine çok teşekkür ederiz.

 

MİZAÇ

 

"Elementler harmanlandı, karıldı bir insana… 

Su’ydu, ondan size akan 

Ateş’di, ondan size geçen heyecan, ilham 

Hava’ydı, ondan size doğru esen 

Toprak’dı onun kendine sakladıkları"


Bir şeyleri kategorize etmek insanın doğasında vardır. Jung bunun sebebini “kaos’a düzen getirmek” istememiz olarak açıklar. Gerçekten de binlerce yıldır insanları fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak sınıflandırıyoruz. Bu sınıflandırmalardan bir tanesi de 2000 yılı aşkın süredir bilim adamları, hekimler, filozoflar ve astrologlar tarafından kullanılan mizaç’dır.
Bildiğimiz anlamda modern batı dünyasına ulaşan mizaç teorisi ve analizi tarihte Greklerle başlamıştır. Empedokles, ilk, kosmos’un bileşenleri hakkında hipotezini sundu. Açıklıkla olmasa da Hipokrat tarafından değinilen mizaç doktrini, Galen tarafından geliştirildi ve Ptolemy’den Ortaçağ astrolojisine ve William Lilly zamanına kadar kullanıldı. Mizaç teorisini ve tarihini keşfe çıkmadan önce dilerseniz: Mizaç nedir? Bileşenleri nedir?, sorularına cevap arayalım.

 

https://s3.amazonaws.com/wix…/Z41BkC2QKiaDZKWmdB0Q_MIZAC.pdf

     

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

 

  

AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR

 

 

Astrolojide Ay Düğümleri Ay’ın yörüngesi ile dünyanın yörüngesinin kesiştikleri noktalardır. Güneş ve Ay Tutulmaları da Yeniay ve Dolunay’ın bu düğümlerin yakınlarında gerçekleşmesi ile olur. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Aslan burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de Kova’ya giriyor. Yani Kova özelliklerinden Aslan özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla kişisel olarak risk almak, kendini ortaya koymak zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz.

 

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda, merkezde olma isteği ile kenarda mesafeli durma isteği, kişisel ve yoğun sevgi ihtiyacı ile insanlara mesafeli durma ihtiyacı, en önemli ve özel olma arzusu ile herkesin eşit olduğu düşüncesi arasındaki çekişmeyi gösterir.

 

Gerisini Astroloji Dersleri kitabından okuyalım:

 

Kuzey Ay Düğümü Aslan’da, Güney Ay Düğümü Kova’da
Bu kişi kendisinde sağlıklı Aslan özelliklerini geliştirmeli ve kendisine daha aşina gelen
Kova’nın gölgelerine dikkat etmelidir. Bu insan akıntıya uyup, kendini pek ortaya koyma-
dan yaşamaya eğilimlidir. “Eğer ben bu grupla iş birliği yapar, onlara boyun eğersem onlar
bana istediğim sevgiyi ya da onayı verirler” düşüncesinde olabilir. Bir kenarda başka insanların performansını izlemeye alışkındır. Yaşamı yaşamaya değil, gözlemlemeye alışmıştır. Bu yüzden uygulama konusunda problemi vardır. Bilimsel gözlem alışkanlığıyla yaşama katılmayı ihmal ettiğinden, bu hayata bunu öğrenmeye, kendi performansını sergilemeye, oyununu oynamaya, hayatın tadını çıkarmaya gelmiştir. Akıntıya uyma özelliği nedeniyle, bir gruba dahil olup, kalbindekileri ortaya çıkartamayabilir. Oysa yapması gereken içindekileri ortaya çıkartmak, yaratıcılığını ifade etmektir. Ama alkışlanmama, beğenilmeme korkusu bunu yapabilmesini zorlaştırır. Bu insanlar hiç çocuk gibi oynamasını bilmediklerinden ve bunu öğrenmeleri gerektiğinden çocuklarla beraber olmalıdırlar (kendi çocukları olması şart değildir).

 

Geliştirilmesi gereken Aslan özellikleri:

Kişisellik
Özgüven
Risk almak
Sahnede yer almak
Kalbinin sesini dinlemek
Keyif aldığı projeler geliştirmek
Hayata oyun gibi bakmak
İçinden geçeni ifade etmek
Başkalarını yüreklendirmek
Her güne yeniden keyifle başlamak

 

Bırakılması gereken Kova özellikleri:
Soğukluk, uzaklık
Ait hissetmek için akranlarının baskısına boyun eğmek
Ben hepinizden farklıyım tavrı
Tuhaflıkla dikkat çekmek
Sürü psikolojisi
Hayatı bir laboratuar gibi uzaktan izlemek
Sürekli isyan

 

Önümüzdeki süreçte daha cesur, onurlu ve yürekli olmanız dileğiyle...

Barış İlhan

 

BALIK’TA GÜNEŞ TUTULMASI

“Bir gün Güneş itiraf etti:

Ben sadece bir gölgeyim.

Keşke suretime ışıl ışıl dökülen

Şu sonsuz parlaklığı sana gösterebilseydim.

Keşke sen yalnızken ve karanlıktayken

Kendi Varlığının o inanılmaz ışığını sana gösterebilseydim.”

Hafız-ı Şiraz

 

 

26 Şubat 2017’de Türkiye saatiyle 17:59’da 8 derece Balık’ta bir Güneş tutulması gerçekleşiyor; her Yeniay’da olduğu gibi bu Güneş Tutulması da hayatımızda yeni başlangıçlara, fırsatlara ve projelere işaret ediyor. Balık’taki bu tutulma, yine Balık burcunun özelliklerinin vurgulandığı Balık’ın ilk dekanında (ilk on derecesinde) gerçekleşmekle kalmıyor, aynı zamanda burada Neptün-Güneş-Ay-Merkür’den oluşan bir stelyum da (kümeleşme) göze çarpıyor. Güney Ay Düğümü ve Kayron’un da Balık’ta olduğunu hesaba katarsak, Balık vurgusunun bir hayli fazla olduğu bir tutulma ile karşı karşıyayız.

 

Tutulmanın yönetici gezegeni olan Neptün, Balık’taki Güneş ve Ay ile kavuşum halinde. Olumlu anlamda hayatın alt akıntılarını kolaylıkla hissedebileceğimiz, sezgilerimizin güçlendiği, kendi içsel rehberimizin yardımıyla “saf” gerçeği görebileceğimiz, kabulleniciliğimizin, özverimizin, merhametimizin, başkalarıyla olan birlik duygumuzun, ilhamımızın ve sanatsal yaratıcılığımızın arttığı bir zamana işaret ediyor; vizyonumuzu, ilhamımızı ve yaratıcılığımızı kendi doğamıza uygun yollarla hayata geçirme fırsatı yakalayabiliriz. Olumsuz anlamda bir sisin içinde yürüyor gibi hissedebiliriz. Yolunu kaybetmiş, dağılmış, nereye sürüklendiğini, ne yapacağını bilemez, çaresiz ve pasif bir halde birilerinin bizi kurtarmasını bekleyebiliriz ya da kendimiz bir kurtarıcı rolüne bürünebiliriz. Hayallerimiz ve fantezilerimizin peşinde gerçekleri göremeyebilir, gerçek hayattan kaçabilir, kendimizi uyuşturan bağımlılıklar geliştirebilir, hem kendimizi hem başkalarını aldatan hareketlerde bulunabilir ya da ilişkilerimizde ciddi anlamda sınır problemleri yaşayabiliriz. Neptün’ün “yol gösterici bir melek” olduğunu da hatırlarsak, mantığımızın tükendiği noktalarda yalnız kalarak, iç sesimizi dinleyerek, rüyalarımıza, vizyonlarımıza ve belki de etrafımızdaki sembollere dikkat ederek bu “meleğin” yol göstericiliğinden faydalanabiliriz. Yaşamı olduğu gibi kabullenmek, bir şeyleri oluruna bırakabilmek ve benlik duygumuzu aşıp başkalarına yardım ve şefkat eli uzatmak bize çok şey kazandırabilir. Yine Balık’taki Güney Ay Düğümü ve Kayron geçmişten gelen duygusal yaralarımızı ve bağımlılıklarımızı su yüzüne çıkartarak onları iyileştirme fırsatını bize sunuyor.

 

Tutulmanın diğer yöneticisi Jüpiter Terazi’de hâlâ geri hareketini sürdürüyor. Gerçek uyumu, barışı, ahengi yakalamak ve sağlıklı sınırlarla “özverili” olmayı öğrenmek için, önce kendimizle olan ilişkimizi iyileştirmek, kendi tutumlarımızı, inançlarımızı ve isteklerimizi netleştirmek durumundayız. Kendimize olan inancımızı sağlamlaştırmak ve kendi yapabileceklerimizin sınırlarını belirlemek içine biraz geriye çekilmek ve bazı değerlendirmeler yapmakta fayda var. İçsel bir zenginlik duygusuyla öteki insanlara desteğimizi sunmak daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır.

 

Balık’taki tutulmanın diğer yönetici gezegeni olan Terazi’deki Jüpiter Koç’taki Mars–Uranüs kavuşumuna karşıt bir açı yapıyor. Mars, Jüpiter–Uranüs karşıtlığını tetikliyor; dahası bu gezegenler fokalde Oğlak’taki Pluto’ya kare açı yaparak öncü bir T-kare oluşturuyorlar. Burada Balık’ın vizyonlarını, hayallerini ve ideallerini gerçekleştirmek adına gerekli hareketi sağlayan dinamik bir enerji söz konusu. Bu enerji bize yeni projelere başlamamızı veya ideallerimize ulaşmamızı sağlayacak motivasyonu ve cesareti kazandırabileceği gibi, kendi sınırlarımızın, neyi gerçekten yapıp yapamayacağımızın farkında olmadan ve planlama yapmadan kendimizi belki de olmadık durumlara sokabileceğimize de işaret edebilir. Ani verilen kararlar iyi sonuçlar vermeyebilir.

 

Bu tutulma Kova takımyıldızındaki Skat sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Ptolemy’e göre bu yıldız Satürn ve Jüpiter doğasına sahip. İyi talih ve kalıcı bir mutluluk bahşediyor. Skat, Arapça “Al Shi’at” kelimesinden gelen bir sözcük ve “Dilek” anlamında. Vaat edilen mutluluğun tabii ki burada kazanılması ve hak edilmesi gerekiyor. Duyarlılık, duygusallık, arkadaşlardan gelen yardım, yeni ve güçlü arkadaşlar edinme, değerli hediyeler, saygıdeğer kadınların sevgisini kazanma gibi temaların yanı sıra, bir sel baskınında kişiyi koruduğu da söyleniyor. Bu sabit yıldız sosyal ve yakın ilişkilerde şans getirdiği gibi, Balık vurgusunun güçlü olduğu bu tutulmanın getirdiği nereden geldiğini bilmediğimiz duyguların, korkuların ve duygusal fırtınaların içinde bize bir rehberlik de sağlayabilir.

 

Son olarak tutulmanın Sabian sembolüne baktığımızda: “Yarış başlıyor: rakipleriyle arayı açmak isteyen bir jokey atını durmadan mahmuzluyor.” cümlesiyle karşılaşıyoruz. Bu sembolde tüm hızımıza ve  çabamıza rağmen zaferin yine de garanti olmadığı bir durumla karşılaşabiliriz. Tüm enerjimizi gerçekte kalıcı hiçbir değeri olmayan bir şey için aniden tüketme riski söz konusu. Kendimiz için “doğru” hedefi belirlemeden, plansız ve ani bir şekilde yola çıkmak, sırf kazanmak için yarışmak, gerçekten gitmemiz gereken yoldan ve gerçekten çözmemiz gereken şeylerden bizi uzaklaştırabilir. Balık’taki bu tutulmada kendi aleyhimize davranmamıza neden olan illüzyonları, hayalleri, fantezileri ve bağımlılıkları tespit edip, hayatın, evrenin ve “içsel rehberimizin” tüm gerçekliğiyle ve “saflığıyla” bizimle konuşmasına ve kendi içimizdeki ışığın yolumuzu aydınlatmasına izin vermeliyiz. Balık’taki bu tutulmayı haritanızda düştüğü evin temalarına göre bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Kaynaklar:

*The Fixed Star & Constellations in Astrology, Vivian Robson (S.210/211)

*www.constellationsofwords.com

*Astroloji Dergisi, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com

  

  

2017'nin Önemli Gökyüzü Hareketleri

2017 Yılı Gezegenlerin Burç Değiştirme ve Durağanlaşma Tarihleri, Tutulmalar, Jüpiter ve ötesi gezegenler arası açılar tıklayın....

   

Yaşamın Ritmi Işığında 2017

Barış İlhan, 27.12.2016

 

 

2012-2016 yıllarında toplumsal ve kolektif gezegenlerin, yani Jüpiter, Saturn, Uranüs, Neptün ve Pluto’nun, gökyüzünde çok aktif olduklarını gördük ve bunları yoğun bir biçimde yaşantıladık, 2017 yılında ise sahneyi Jüpiter döngüleri işgal edecek. Jüpiter-Satürn döngüsü 2016 yılının ortalarından itibaren 2020’ye kadar biraz geri çekildi. Yerini Jüpiter-Uranüs ve Jüpiter-Pluto döngüsüne bıraktı. Bu üçü 26 Aralık 2016’dan, Ekim 2017’ye kadar gökyüzünde Pluto’nun Oğlak burcunda fokal gezegen gezegen olduğu bir T-kare oluşturacaklar. Bu oluşuma en yoğun olarak 26 Aralık, 3 Mart, 30 Mart, 4 Ağustos ve 28 Eylül tarihleri civarında şahit olacağız. Mars bunları Şubat ve Mart’ta, Haziran sonunda, Temmuz’da, Kasım ortasında, ve Aralık başında tetikleyecek. Bu T-karenin Koç-Terazi (ben-öteki, savaş-barış) aksında olması, odak noktasında Oğlak (iktidarlar) bulunması bize “iktidar olma konusundaki savaşlar”la ilgili bir fikir veriyor. Bu noktada biraz Jüpiter-Uranüs ve Pluto döngülerini tanıyalım.... devamı

    

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun Yeniay ya da Dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

 

 

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin doğum günü. Adet olduğu üzere, yıllık Güneş haritasını çıkartıyoruz ve ne görüyoruz. Türkiye’nin 6. evi yükseliyor. Yani ordu ve güvenlik güçleri iş başında. (Ayrıca sağlık ve hizmet sektörü, evcil hayvanlar ve işçi meseleleri de bu kapsamda sayılabilir.)

 

Güneş meclisi, sivil toplum örgütlerini ve devletin hazinesini temsil eden 11. evde bulunuyor. Demek ki önümüzdeki aylarda meclis oldukça hareketlenecek. 11. evin yöneticisinin (Mars) 2. evde (halkın kaynakları) oluşu bize devletin bütçesi için halkın cebine el atılacağını gösteriyor. Nitekim 2. evin yöneticisi Yükselen’le kavuşarak halkın kendi parası ve kaynaklarıyla bağlantılı olarak sıkıntı içinde olduğuna işaret ediyor. Eh, bir de 2. evin yanıbaşındaki Pluto’yu görünce sıkıntının boyutunu hafife alamayacağımızı anlıyoruz.

 

Yükselen’in iki yanında Venüs ve Satürn duruyor. Venüs biraz sonra (30 Ekim) Satürn’le kavuşacak. Satürn haritada 2. ev dışında 3. evi de yönetiyor. Yani medya ve komşular da işin içinde. 3. evde Neptün, hala medya kanalı ile uyutulacağımızı, komşularla ilişkinin, ya da komşu topraklardaki girişimlerin çok kaotik ve hayalkırıklıklarına açık olduğunu gösteriyor.

 

Venüs haritada 10. ve 6. evleri yönetiyor, ve iktidarı ya da başkanı, bunun yanısıra orduyu simgeliyor. Yani ülkenin başına geçenlerin başkumandan olmaları boşuna değil. 10. ev yöneticisinin Yükselen’in yanında oluşu, gündemi düşündüğümüzde, başkanlık konusunun, referandumun önemine işaret ediyor. Yükselen’in yöneticisi Jüpiter’in Ay’la birlikte oluşu ve Venüs’e altmışlık açı yapışı halkın iktidarı destekleyeceğinin işareti. Jüpiter’le Venüs arasında hem karşılıklı ağırlama, hem de altmışlık açı var. Halk ve başkan birbirlerini ağırlıyorlar. Hem de birbirlerinin evlerinde...

 

Ancak Jüpiter Kasım ayında 11.ev ve 12.evi yöneten Pluto ile kare yapacak. Bu evler meclisi ve hapishaneyi temsil ediyorlar. Gerçi bu bir sürpriz değil, çünkü Kasım ayında meclisin 3. partisi olan HDP’nin milletvekillerine karşı operasyonlara girişileceği her yerde yazılıp çiziliyor. Bu milletvekilleri tutuklanıp hapse atılabilirler. Ondan sonra ne olur, orası bilinmiyor. Jüpiter Aralık’ın ikinci yarısında transit Uranüs’ün karşısına geçecek. İşte bu durum ilginç. Harita’da Uranüs muhalefeti temsil eden 4. evde bulunuyor. Ayrıca yıllık haritada Mars ile kare yapışı da dikkat çekici. Jüpiter’in Uranüs’ün karşısına geçişi burada adeta bir T-kare oluşturacak. Adeta diyorum, çünkü Mars o zamana kadar ilerlemiş olacak, ama yıllık haritadaki konumu hassas bir nokta olarak duracak. Uranüs-Mars karesi oldukça patlayıcı. Bu patlama her an olabilir. Ancak Aralık’ın ikinci yarısı da Jüpiter’le tetiklenecek olan önemli bir döneme işaret ediyor.. Bunlar hem iktidara karşıt olanların isyanına, iç çatışmalara, patlamalara, iktidarla bağlantılı beklenmedik gelişmelere, hem de (konut sektörüyle bağlantılı olabilecek) bir finansal krize işaret edebilirler.

 

Şöyle kısa bir bakışla saptananlara göre savaş, finansal kriz, meclis, konut sektörü, muhalefet, başkanlık gibi konularla dolu bir yıla hazırlanıyoruz. Her zaman sorulduğu üzere cevaplayayım. Aydınlık günlere daha çok var. Hem savaştayız, hem parasısız, hem de ülkemiz bölündü. Bunu toparlamak için çok uğraşmamız gerekecek.... 

Kolay gelsin... 

Barış İlhan

 

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

Jüpiter Terazi Burcunda

 

Kennedy Ailesi… Herhalde Tanrıların Kralı’nın Terazi burcundaki serüvenini anlatmaya, en çok bu etkin ve şöhretli ailenin bir ferdi yakışır. Hâlihazırda ‘Jüpiter Terazi Burcunda’ yazısını yazıyorum, bu nedenle Kennedy Ailesine olacak itirazlarınıza hoşgörülü yaklaşabilirim, ama JFK’nin yaşayan tek çocuğu olan Caroline Bouvier Kennedy’yi konu ederek, Jüpiter’in Terazi burcundaki serüvenini, başarıyla anlatabileceğime inanmaktayım. Onu seçme nedenim, Yay burcu Yükselen’e sahip olması ve Yay burcunun yöneticisi olan Jüpiter’in de Terazi burcunda ve 10. Evde olmasıdır. Kariyerinde birçok Jüpiter’e özgü üst kademe yöneticilikler yapmıştır. Halen de Bayan Kennedy Japonya’da Amerikan Büyükelçiliği görevini sürdürmektedir. Onun Büyükelçilik görevini, Yay Yükselen’iyle kavuşum yapan Merkür’ü işaret etmektedir. Bu kavuşum doğum haritasında Terazi burcunda bulunan Jüpiter’in denetimindedir. Bu nedenle Büyükelçilik görevini yerine getirmesinde ihtiyacı olan ‘Barış ortamını geliştirmek için hoşgörü ve arabuluculuğunu ortaya koyma’ prensibini kullanabilmektedir. Onun bu görevini sürdürürken yine Jüpiter’in Terazi’de olmasının bir diğer katkısı olarak şu prensipten bahsedebiliriz; ‘Öyle ki bu kişi tarafsızlığını ortaya koyarken kendi menfaatlerini de korumayı bilmelidir’. Bu açıklamalarımdan hemen sonra, diğer nedenlerimi sıralamadan önce, onun hakkında birkaç ön bilgi vermek istiyorum. Kennedy ailesinin hayatta kalan nadir bireylerinden biridir o, hatta bombalı bir saldırıdan şans eseri kurtulmayı başarmıştır. Bu şans faktörünün işlemesinde, Bayan Kennedy’nin gündüz haritasında Jüpiter’inin 10. Evden Yükselen’ini görüyor olmasının önemli bir katkısı olmuştur. Bu yerleşimi belirtmekte de fayda var. Onun bir yazar ve avukat olduğunu da söyledikten sonra, bizlere yansıttığı Terazi burcundaki Jüpiter özelliklerine bir göz atalım.

 

İlk dayanağım, onun 1990 yılından bu yana her yıl verilen ‘Cesaret Karakteri Ödülü’ kurucularından birisi olmasıdır. Bu ödülün veriliş amacı, karşıtları uzlaştırmaya çalışırken baskı gören tarafı destekleyerek uyumu yakalamaya çalışması açısından tam da Jüpiter’in Terazi burcunda olmasına uygundur. Çünkü bu ödül, popüler fikirlere ve bu fikirlerin kurumlarından görülen baskılara rağmen, insani, milli ya da yerel değerlere bağlı kalan, vicdanlarına uygun hareket eden, kariyerlerini riske atan devlet görevlilerine verilmektedir.

 

İkinci dayanağım ise, Bayan Kennedy’nin diğer insanların arzu, istek ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, 11 Eylül terörist saldırıları sırasında ve sonrasında, başkalarının hayatlarını kurtarmak için hareket eden tüm insanların temsilcisi olarak harekete geçmesidir. Yine bu bağlamda, kamu okullarının gelirlerini artırmak için çalışmış olmasıdır.

 

Bir diğer dayanağım, Barack Obama’nın Amerika’da başkanlık adaylığının tartışma konusu edildiği zamanlarda, Obama’nın Amerika’nın yeni nesil ruhunu yansıtan bir başkan olacağını açıklayarak, karşıt görüşleri kabullenici ve birleştirici tarzdaki hayat görüşünü ifade etmesidir. O, bu açıklamanın içerisinde ‘Her sonucun hataları vardır’ diyerek gelecekle ilgili umutlarını hoşgörüyle taze tutmayı bilmiştir.

 

Şu ana kadar Jüpiter Terazi’nin olumlu yönlerini gördük. Acaba Jüpiter Terazi’nin gölge yönleri, sevdiği ya da uyumlu olduğu kişi yararına tarafsızlığını bozuyor mu? Kimin, neyi hak ettiğine karar vermek gibi bir özelliği var mı? Bir şeylerin nasıl olması gerektiğine dair çok güçlü yargıları var mı? Uyumlu bağlar kurmak için kişisel haklarından ve özgürlüğünden vazgeçer mi? Ne pahasına olursa olsun barış olsun der mi? Görünüşüne veya modaya takıntısı var mı? Hak hukuk konusunda aşırıya kaçar mı? Talepkar mı, değil mi? Bu sorulara cevap verecek kadar Caroline hakkında bilgi sahibi değilim. Kim bilir belki de 12 yıl sonra Tanrıların Kralı’nın Terazi burcuna tekrar girdiğinde bu sorulara verecek cevaplarımız olabilir. Ama kibarlık adına bir konuşmasında karşısındaki kişiye, 30 dakika içinde, 168 kere ‘You Know (biliyorsunuz)’ demesinden dolayı sahte nezaketten eleştiri aldığı bilinmektedir. Yazıyı bu son dayanağımla bitirirken, sizler için Jüpiter erdeminde bir dileğim var:  Sezar’ın hakkını Sezar’a verecek kadar adalet duygusuna ve tarafsızlığa dayanan yüksek prensipleriniz olsun. 

Jüpiter’in Terazideki Transitinin ve 

Pluto-Uranüs-Jüpiter T-kare Açı Kalıbının Takvimi

 

Takvimler 09 Eylül 2016’yı gösterdiğinde Jüpiter Terazi burcuna girmiş olacak. Terazi burcunun yöneticisi olan Venüs, aynı tarihte Terazi burcunun içindeki Jüpiter’in hududunda (Term) ilerleyişini sürdürecek ve bu buluşmayı burç içi karşılıklı ağırlama gibi algılamak mümkün olacak. Barışçıl arzularımızın büyüyeceğini ve yayılacağını umut edebileceğiz. Venüs’ün Jüpiter’i karşılamasında bir diğer aktör olan Satürn’ün, Jüpiter üzerindeki etkisini Terazi Burcu fotoğrafında görmezsek büyük hata yapmış oluruz, çünkü Yay burcundaki Satürn ile Terazi burcuna, Satürn hududundan giren Jüpiter arasında da karşılıklı bir ağırlama bulunacaktır (Bu ağırlamanın nedeni Yay burcunu Jüpiter’in yönetmesi, Satürn’de Terazi burcunda yücelmesidir). Satürn’ün daraltıcı etkisi ile umut ettiğimiz barış rüzgârları beklediğimiz kadar geniş ölçekte yayılmayacak ve sınırlı koşullarda kalacaktır. 25 Kasım 2016’da Oğlak burcunda, Jüpiter hududunda, Venüs-Pluto partil olarak kavuşacak ve bu kavuşumun Terazi burcundaki Jüpiter’e partil olarak kare açı yapacak. (Jüpiter’in Terazi burcu transiti süresince, Pluto’nun Oğlak burcundaki Jüpiter’in hududunda olacağını unutmayınız.) Venüs-Pluto kavuşumunun bir diğer rolü de, yaklaşan Jüpiter-Uranüs karşıt açısının fokal gezegeni olacak olmasıdır. Statü sahibi olma arzusunu yerine getirmek için girilecek güç savaşları sonucunda, agresif, beklenmeyen bireysel çıkışlar karşısında Jüpiter’e çok iş düşecektir. Bu durumda Jüpiter hem karşıtları uzlaştırmak için görüşmelerin gerekliliğine inancını canlı tutmak, hem de masada oturmayı bilmek zorunda kalacak. 20 Aralık 2016’da Jüpiter, hem Terazi burcundaki Merkür hududunda ilerlemeye hem de partil olarak Uranüs’e karşıt açı yapmaya başlayacak. Bu karşıt açı kalıbına uzun süredir her iki gezegeni kare açıyla fokal gören Oğlak burcundaki Pluto’ya bu defa da gerilemek için durağan hale geçecek olan Merkür eşlik edecek. Gökyüzü ‘Birey olarak tek başına gidelim mi? Yoksa kafa kafaya verip birlikte büyüyelim mi?” çatışmasını, hedefe ulaşma yolundaki başkalarını kontrol etmeye yönelik düşünce yapılarıyla bir kez daha hararetlendirecek. 7 Şubat 2017’de Terazi burcunda Merkür’ün hududundaki Jüpiter, İkizler burcundaki Ay ve Kova burcundaki Güneş ile oluşturacağı Büyük Hava Üçgeni kalıbının, beri yandan da Koç burcundaki Uranüs ve Oğlak burcunda fokal Pluto ile yapacağı T-kare açı kalıbının etkisi altında, geri gitmeye başlamak için durağan hale gelecek. 3 Mart 2017’de Jüpiter geri giderek Koç burcunda bulunan Uranüs ile karşıtlığını yineleyecek ve Pluto Oğlak burcunda fokal konumunu koruyor olacak. Bu defa Uranüs’ün yanında Koç burcunun yöneticisi olan Mars bulunacak. Enerjisi her zaman yüksek olan, ani ve beklenmedik sonuçlar doğuran Uranüs-Mars kavuşumunun, Koç burcundaki Mars’ın hududunda gerçekleşecek olması, bu açı oluşumunun etkisinin beklenenden fazla olacağını işaret etmektedir. 09 Haziran 2017’de Jüpiter, Terazi burcunda transitine devam etmek için geri gidişini durduracak ve 11’inde ileri harekete geçecek. 17 Ağustos 2017’de Terazi burcundaki Jüpiter, Yengeç burcundaki Venüs ile Oğlak burcunda geri hareketine devam eden Pluto arasındaki karşıt açının fokal gezegeni olarak T-kare açı kalıbını oluşturacak. Venüs’ün, Jüpiter’in yöneticisi olacağından dolayı, bu açı kalıbının önemi artacaktır. Adalet terazisindeki hareketlilikler, insanın kendi kendini besleme arzusu ile kendini gerçekleştirme gücünün çatışmasını tetikleyecektir. 11 Ekim 2017’de Jüpiter Terazi burcundaki serüvenini, bizlere karşıtları uzlaştırma yolunda hoşgörülü olmayı, adalete olan inancı ve bürokrasinin büyümeye getireceği katkıları öğretmesi temennisi ile..

Astroloji Dergisi/Tolgay Yılmaz  

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

  

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

Zorlu bir Yay yolculuğu bizi bekliyor. Satürn Yay’da ilerlerken bu burcun anlamını iyice kavramak yararlı olur.

 

Bir yazıdan alttaki bölümleri aldık. Yay burcunun temsil ettiği uzun yolculukların, inancın, farklı kültürleri deneyimlemenin nasıl bilgeliğe ulaşma yolu olduğunu kısaca ve güzel açıkladığını düşünüyoruz. 
Aynı zamanda burada Yay yolculuğunun çile, çaba, sınav ve olgunlaşmayla (Satürn) nasıl harmanlandığını da görebiliriz.

 

‘’Hacı Yolculuğu Bir Sınavdı

Eski zamanlarda bir mümin için çile çekme, olgunlaşma, bilgeleşme anlamına gelen Hac, kazandığı o olgunlaştıran yolculuk anlamını yavaş yavaş yitirirken, kutsal yerleri görmek gibi turistik bir faaliyete indirgenmek isteniyor. Oysa ulaşım ve konaklama imkanlarının böylesi gelişmediği ve sınıflar arasındaki uçurumların bu kadar net olmadığı zamanlarda, Anadolu’dan, Hindistan’dan ya da Afrika’dan yola çıkan bir Müslüman için, tüm dünyasını değiştiren, onu türlü belalarla sınayan bir yolculuktu hac.

 

Bir hacı adayı çıktığı aylar sürecek bu yolculukta, parası yoksa her köyde ve kasabada bir tanrı misafiri olarak konaklar, yeni coğrafyaların yeni insanlarıyla tanışırdı. Issız bir bozkırdan geçerken gördüğü tek köye sığınmaktan başka çaresi olmazdı. Yolunun üzerinde farklı inançlardan, farklı üretim biçimlerine sahip onlarca topluluğa rastlar, onların hayat felsefelerinden, dillerinden kendine bir şeyler katardı.

Hac yolu insanın alışkanlıklarını değiştirir, statükolarını yıkardı. Hacı adayı aynı şeyleri yiyemez, alıştığı yatağında yatamaz, rahat rahat kendi dilini konuşamazdı.

 

Hacı adayları zengin olsalar bile, lüks tahtırevanların bulunduğu kervanlara soyguncuların saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Çölün ortasında yolunu kaybetmiş kervanların sıcaktan ya da susuzluktan telef olmasına çok sık rastlanırdı. Gezginleri aldatmayı ve soymayı iş edinmiş kurnazlara ve haydutlara denk gelen hacılar başta kandırılırlarsa da sonra kolay lokma olmamayı öğrenirlerdi.

Nihayetinde kutsal saydıkları o mekana geldiklerinde, hacılar zaten değişmiş ve dönüşmüş bir insanın gözüyle bakardı artık kendi inancına. Uğruna acılar ve zorluklar çekilen her şey gibi, unutulmaz bir deneyim olurdu bu mükafat.

 

Hacı Olmanın Saygınlığı

Eğer bir tüccar ya da gezgin değilse, eski toplumun insanı orta yaşlarına gelinceye kadar kendi köyünün dışına nadiren çıkardı. Bu yüzden de küçük bir dünyaya, dogmatik düşüncelere sahip feodal toplum insanı için tüm yaşamını değiştiren, dünyasını genişleten bir yolculuktu hac. İnsana kurulu düzenin alternatifleri olduğunu öğretir, onu daha bilge, daha tahammüllü, daha cesur kılardı. Bu bakımdan parayla alınıp satılamayan bir şeydi.

 

Hacı olmayı saygıdeğer kılan da buydu. Kişiyi sözü dinlenir hale getirmesinin nedeni, hacının sadece Mekke ve Medine’yi görmüş olması değil, oraya varıncaya kadar geçtiği yollarda edindiği deneyimler, tanıdığı insanlardı.

 

Yazılı kaynağın çok sınırlı olduğu bir kültürde, hacılar en çok şey görmüş insanlar oldukları için statü edinirlerdi. Pahalı mağazalardan alınmış giysiler içinde, “first-class” uçak koltuklarıyla başlayan ve Zemzem Tower’ın klimalı açık büfesinde devam eden yolculuklardan değildi onların yaşadıkları....’’

Eren Buğlalılar’ın (gezite.org) HAC: BİR İBADETİN DÖNÜŞÜMÜ yazısından alınmıştır.

Astroloji Dergisi/Ayşem Aksoy

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

 

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

  

 

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

EKİM 2017

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

Güvenliğiniz için Bazı İpuçları

Asla önemli bir şeye Satürn kişisel ve fiziksel konuların evi olan 1. evdeyken başlamayın. Gecikmelere, bozguna ve reddedilmeye işaret eder, dolayısıyla girişimde başarı ve keyif umutlarını yıkar. Eğer durağansa veya geri gidiyorsa, birisinde hiçbir şey kıpırdamaz, ötekinde tatsız sonuçlar alınır.

 

Eğer Merkür geri gidiyorsa, planlarda değişikliler, dokümanlarda hatalar vb. bekleyin. Ve eğer Ay son evlerden birindeyse (3, 6, 9, 12) kendinizi planladığınız yerde bulamayabilirsiniz. Köşe noktalarında bulunan malefikler sizi altüst edebilirler.

 

Herhangi bir burcun 29. derecesinde bulunan ya da Akrep'in 19 derecesi (lanetli derece) veya Boğa'nın 24 derecesi (Algol'un derecesi) veya Boğa'nın 29 derecesi (Pleiades'in -Ağlayan Kızkardeşlerin derecesi) ile kavuşum yapan herhangi bir gezegen ya da Arap Noktası sizi rahatsız edecek, bezdirecektir.

Her zaman Güneş'in, Ay'ın, Yükselen'in yöneticisinin ve Şans Noktasının ufkun üzerinde olması iyidir.

 

The Way of Astrology, 1967 -Ivy Jacobson

 

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.