Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

19 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şeker tadında bir bayram dileriz...

 

MARS –JÜPİTER KARE AÇISI  25 Haziran 2017

 

Mars Yengeç’te düşük olduğu burçta bulunuyor. Mars’ın burada isteklerinin peşinden gitme ve direkt hareket etme tarzı zayıflar. Ya Yengeç burcuna özgü duygusal sömürü ile yani dolaylı olarak isteklerini elde etmeye çalışabilir ya da duygusal güvenlik endişeleri sebebiyle (kırılmak, incitilmek. vb.) kendini ortaya koyamayan bir yapı görülebilir. Duygusal güvenlik oluşturmak için yengeçvari bir şekilde etrafına annelik edebileceği insanlardan kalkan oluşturmaya başlar. Onların ihtiyaçlarını karşılayarak bağımlı ilişkiler geliştirebilir.

Diğer taraftan Jüpiter ise Terazi burcunda uyumlu olmayı, başkalarının varlığını kabul etmeyi ve öteki insan bilincini geliştirmeyi vurguluyor. Ancak gölge yönüyle uyumlu olmayı abartarak eşitlik bazında ilişkiler kurmayabilir.

 

Şimdi bu iki gezegen birbirine kare açı yapıyor. Her iki taraftan da değerlendirecek olursak nereden bakılırsa bakılsın bu kombinasyon bağımlı bir modele işaret eder.

 

 (-)İnanç için savaşma, kibirli hareketler, iyimserlik ve aşırı güven ile düşünülmeden atılan adımlar, patavatsızlık, yabancı kültüre ait olanlara karşı hoşgörüsüz davranmak, farklı fikirlerle savaş halinde olmak, düşüncesiz adımlar.

 

(+)Ne olursa olsun iyimser bakış açısını kaybetmemek, sportif başarı, felsefi tartışmalar, İnançlarını gerçekleştirmek için hareket etmek. İnanarak yapmak, büyümek ve ilerlemek. 

 

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş

 

YENGEǒTE YENİAY

 

“Duygularınızı olduğu gibi anlatmak, en iyi halinizi başkalarıyla paylaşmak gibidir, duygularınızı kontrol edememekse en kötü halinizi…”  -  Bryant McGill

 

24 Haziran 2017’de saat 05:31’de 2 derece Yengeç’te bir Yeniay gerçekleşiyor. Öncü bir su burcunda gerçekleşen bu Yeniay, duygusal anlamda kendi ihtiyaçlarımızın ve hassasiyetlerimizin neler olduğunu belirlemek adına adımlar atmamız ve özellikle ev ve aile ile ilgili konularda yeni bazı başlangıçlar yapmamız gereken bir döneme işaret edebilir. Yengeç vurgusunun bir hayli fazla olduğu bir Yeniay’la karşı karşıyayız. Yengeç’te Ay kendi ikametgahında, yani rahat olduğu ve kaynaklarını ihtiyaçlarına göre istediği gibi kullandığı bir konumda ayrıca Ay’ın yöneticiliğindeki Yengeç’in ilk dekanında(ilk on derecesinde) gerçekleşiyor ve buradaki Güneş-Ay-Merkür kavuşumuna, yine 12 derece Yengeç’teki Mars geniş bir orbla katılarak Yengeç’te bir stelyum (kümeleşme) oluşturuyor. Sübjektifliğin, duygusal anlamda hassasiyetin, alınganlığın, bağımlılığın ve belki doyumsuzluğun aşırıya kaçması söz konusu olabilir. Bu temaları ya kendimiz ya da başkaları üzerinden deneyimleyebiliriz. Rasyonel aklın gezegeni Merkür, Yengeç’te daha çok bilinçaltından, duygusal ihtiyaçlardan ve geçmiş koşullanmalardan etkilendiği bir konumda dolayısıyla, Yengeç’teki bu Yeniay- Merkür kavuşumu, alınmak ya da korkuyla geri çekilmek yerine, hislerimizin, duygusal reaksiyonlarımızın bize neler söylemeye çalıştığını anlamak ve gerekirse duygusal ihtiyaçlarımızı ve kırgınlıklarımızı ifade etmek üzere iletişime geçme fırsatı sunuyor. İç dünyamız ve hassas olduğumuz konular hakkında aile bireyleri veya kendimize yakın bulduğumuz insanlarla konuşma gereği duyabiliriz.

 

Bu Yeniay İkizler Takımyıldızında, Castor’un sol ayağının ucundaki sabit yıldız Propus (Tejat Prior) ile kavuşum halinde. Ptolemy’e göre İkizler’in (Pollux ve Castor) ayaklarındaki sabit yıldızlar özellikle Merkür ve biraz da Venüs doğasına sahip. Aşırı güven, gurur, gözden düşme, bela, servet kaybı, diz ve bacak hastalıkları ile ilişkilendiriliyor. Eris Morse ise yıldızın Merkür doğasını vurguluyor ve “Duyguların ve düşüncelerin herkes tarafından kabul edilebilir bir şekilde ifade edilmesi” şeklinde yorumluyor. Bu Yeniay, özellikle duygusal ve özel konularda hem kendimizle hem de çevremizdekilerle doğru ve dürüst bir iletişim kurma gereğini vurguluyor.

 

Yeniay’ın Sabian sembolü cümlesi ise, “Kuzey kutbundaki bir kaşif bir ren geyiğine yol gösteriyor.” şeklinde. Bu sembol değişen ihtiyaçlara uyum sağlayarak ve zorlukların farkında olarak başarıya ulaşılabileceğine işaret ediyor. Buzda ilerler gibi dikkatle ama çok fazla durmadan ve yavaşlamadan ilerlemek gerekebilir. Etrafımızdakilerin soğuk tepkileri karşılaşabiliriz. Zorlu koşullarda bilinçli düşüncelerimizden ziyade içten gelen bilgilerin, içgüdülerimizin, duygularımızın ve gerekirse hassasiyetimizin ve kırılganlığımızın bize yol göstermesine izin vermemiz gerekebilir.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

http://www.constellationsofwords.com

https://sabiansymbols.com

Dr.Eris Morse, The Living Stars

 

 

MERKÜR YENGEǒTE

 

 “Belki duyguların düşüncelerine köledir ama sen duygularının kölesisin.”

   ― Elizabeth Gilbert, 'Ye, Dua Et, Sev' kitabından

 

İletişim, düşünme ve algılama fonksiyonumuzu yöneten Merkür, öncü bir su burcu olan Yengeç’e giriş yaptı. 21 Haziran’da Güneş’in ardından Merkür’ün Yengeç burcuna olan girişi, aynı zamanda en uzun günü yaşadığımız Yaz Gündönümü ile de buluşuyor. Güneş’in yaşam veren enerjisinin doruğa ulaştığı, aydınlığın egemen olduğu bu zamanda, Yengeç’teki Merkür’ün sübjektif, mantıktan ziyade duygular, bilinçdışı faktörler, içten gelen bilgi ile bağlantılı, daha sezgisel olan ifadeleri, mantıksal süreçleri ve bilinçli düşüncelerimizi durdurduğumuz takdirde beliren düşüncelere ışık tutabilir. Kişinin ihtiyaçlarından, kendi bilinçaltından, çocukluk koşullanmalarından, ailesinden ve geçmişinden etkilenen bir düşünme tarzı veren Merkür’ün bu konumu, hem kendi duygusal ihtiyaçlarımızı ve geçmiş koşullanmalarımızı hem de başkalarının hislerini ve ihtiyaçlarını gerçek anlamda fark etmek için iyi bir zaman olabilir. Derindeki duygusal bağlantıları kolay fark etme, başkalarının düşüncelerini ve hislerini algılama, duygu yüklü, edebi, masalsı bir ifade tarzı, güçlü hafıza, bilinçdışındaki temalara ışık tutması bakımından sembollerin ve rüyaların yorumu söz konusudur. Kişi, özellikle ev, aile, geçmiş, vatan, bakım ve yetiştirme gibi konularda düşünsel faaliyet gösterebilir.

 

Olumsuz ifadelerinde ise, düşüncelerin duygulardan ve geçmiş koşullanmalardan etkilenmesi, aşırı sübjektif bir algılamaya ve bunun sonucu tarafsızlığın yitirilmesine neden olabilir. Bilinçaltında kalmış anıların ve kişisel duyguların düşünme sürecine olan etkisi, kişinin kararlarını da olumsuz etkileyebilir. Gerçekleri kendi hislerine, işine geldiği gibi, kendini rahatlatacak bir tarzda algılama veya çarpıtma, kendi duygusal ruh haline göre değişen, tutarsız düşünceler, her söyleneni üzerine alınma, alınganlık, kaprislilik, düşüncelerin diğer insanlardan kolayca etkilenmesi söz konusudur. Yengeç’teki Merkür’ün, başkalarının ihtiyaçlarını ve hislerini algıladığı kadar, kendi duygusal ihtiyaçlarını ve duygusal reaksiyonlarını da anlaması önemlidir.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

GÜNEŞ YENGEǒE GİRDİ

En uzun günü yaşıyoruz

 

Merkür - Satürn Karşıt Açısı - 18 Haziran2017

 

Yüzleşmeye cesaret edemediğimiz korkular, 

sınırlarımızı belirler. -Robin Sharma

 

Merkür – Satürn açısı, bir yandan ciddi ve etraflı düşünmekle, diğer yandan sözel yada yazılı ifadeden korkmakla ilşkilidir. Söylediklerinin dinlenmeye ya da yeterince değerli olmadığına inanmak ve bu yüzden düşüncelerini ifade etmekten korkmak, düşünce tarzının yapılandırmaya uygun olmaması, deneyimlerinden zor yolla öğrenmek, yavaş ve dar düşünmek, otorite tarafından onaylanmamış bilgiye güvenmemek gibi durumlar söz konusudur.

 

Oysa konuşmadan önce düşünmek, ne söylemek istediğini netleştirmeden iletişim kurmamak, kendini ifade ederken tedbirli olmak, herşeyi dikkatle tanımlamak, bilgili olmaktan ve bu bilgileri ifade etme yeteneğinden dolayı saygı duyulmayı arzulamak, hayatımızda her durumda kendi otoritemiz olabilmenin yolunu açmaktır.

 

Konfüçyüs der ki:

Eğitimli insanların dokuz düşüncesi vardır;

Baktıklarında, berrak görmeyi düşünürler…

Dinlediklerinde, iyi duymayı düşünürler…

Görünüşleri,bakımından sıcak olmayı düşünürler…

Davranışlarında, saygılı olmayı düşünürler…

Konuşmalarında, doğru olmayı düşünürler..

İşlerinde ciddi olmayı düşünürler…

Kuşkuya düştüklerinde, soruları nasıl soracaklarını düşünürler…

Öfkelendiklerinde, sorunları düşünürler…

Kazancı gördüklerinde, adaleti düşünürler… 

Astroloji Dergisi/ Beyhan Akay 

 

MERKÜR-NEPTÜN KARESİ

 

Gökyüzünde Merkür İkizler burcunda, Neptün Balık burcunda birbirlerine kare açı yapıyorlar. İkizler burcunun yöneticisi olarak Merkür rasyonel aklı temsil ederken, Balık burcunun yöneticisi Neptün ise sezgilere inanır. Bu durumda rasyonel aklın sınırlarının zorlandığını söyleyebiliriz. Şu ana kadar öğrendiğimiz kalıplara uymayan bir bilgi ya da gerçeklikle karşılaştığımızda bizim içsel gerçeklik algımıza uymadığı için bunu reddetmek mümkün olabilir. Ya da tam tersi gerçeklerle alakası olamayan illüzyonları gerçek zannedebilir, akla mantığa uydurmaya çalışabiliriz.

 

(-) Rasyonel olmayan bulanık zihin. Analitik ve ayrıntılı düşünmede zayıflık. Öğrenmede güçlük. Kolay etki altında kalabilen düşünceler. Bilginin çarpıtılması. Düşünceyi rasyonalize etmeye çabalarken ilhamı kaybetmek. Sınırsız algılamayla, hangisi kendi düşüncesi hangisi başkasının düşüncesi olduğunu ayırt edememe. Kendini veya başka kişileri aldatmaya yönelik bilgi vermek. Gerçeklerin idealize edilmesi. Hoşuna gitmeyen şeyleri unutmayı istemek. Gerçeklerden kaçış. Duymak istediği gibi algılamak yani kendi beklenti ve özlemlerine yönelik algılama. Yanıltıcı konuşma. Kendine acıma. Sık değişen fikirler.

 

(+) Sezgisel zihin. Yaratıcı ve ilham dolu fikirler. Düşünceleriyle baştan çıkartma. Zihinsel duyarlılık ve merhamet. Akılla mantıkla açıklanamayacak daha büyük bir gerçekliği algılama. Kendi hayal ve özlemlerin özveride bulunarak kendi önündeki gerçeği algılamak. Spritüel konulara merak. Mistik konulara entelektüel ilgi. Bir sanat dalı aracılığıyla iletişim kurmak. Şiirsel veya masalsı konuşma tarzı.

Astroloji Dergisi/ Banu Caylak Kardas

YAY’DA DOLUNAY

 

“Hayatta hiçbir şey deneyimlenene kadar gerçek değildir.” ~John Keats

 

 

9 Haziran 2017’de Türkiye saatiyle 16:10’da 18 derece Yay’da bir Dolunay gerçekleşiyor. 25 Mayıs’ta gerçekleşen İkizler’deki Yeniay’da başlattığımız işlerin sonuçlarının bütünüyle göründüğü  ve gerekirse bu işleri tamamlamak adına bazı düzenlemelerin yapılması gereken bir döneme işaret ediyor. Değişken burçlar olan İkizler–Yay aksındaki bu Dolunay, esneklik, değişime adaptasyon ve öğrendiklerimizin, deneyimlerimizin anlamlandırılması konularını gündeme getiriyor. Bu süreçte düşünce ve eylemlerimizdeki dağınıklığa, tutarsızlığa, stres ve gerilime karşı dikkatli olmakta fayda var.

 

Dolunay haritasında Yay’daki Ay’ın yönetici gezegeni olan Terazi’deki Jüpiter,  ileri hareketine geçmek üzere durağan bir pozisyonda ve 10 Haziran’dan itibaren ileri hareketine başlayacak. Jüpiter’in Terazi’deki geri hareketi hayatımızda özellikle eşitlik, adalet, uyum, inançlar, prensipler, bir şeylerin nasıl olması gerektiğine dair yargılarımız, önyargılarımız, kanılarımız ile olarak bazı değerlendirmelere ve düzenlemelere işaret etti. Kendi haklarımızı da koruyarak nasıl uzlaşacağımıza, tarafsız ve adil nasıl davranacağımıza dair yeniden düşünmeye zorladı. Durağan pozisiyondaki Jüpiter, yine işaret ettiği bu konularda yaşanabilecek bazı yoğun deneyimlere işaret edebilir ve hayatımızdaki bazı durumların nasıl gelişeceğine dair bir öngörü kazanmamıza yardımcı olabilir. Dolunay haritasında İkizler’deki Güneş’in yöneticisi Merkür ise yöneticisi olduğu İkizler’de ve güçlü bir pozisyonda. Başkalarının ne söylediklerini dikkatle dinlemek, aklımıza takılan her soruyu sorarak doğru bilgilenmek ve yine tarafsız bir değerlendirme sonucunda kararlarımızı vermek önemli. 6 derecelik geniş bir orbla Yay’da geri hareketteki Satürn, Ay ile kavuşum yapıyor ve duygusal anlamda yalnızlık, karamsarlık, depresiflik, kısıtlanmalar ve ağır ailevi sorumluluklar gibi temaları gündeme getiriyor. 

 

Haritada Balık’taki Neptün, Yay’daki Ay’a ve İkizler’deki Güneş’e kare açı yaparak değişken bir T-kare oluşturuyor. Değişken niteliğin bu yoğunluğu, problemleri çözmek için esnek ve yaratıcı olma gerekliliğine işaret ederken, bir yandan da problemlerden kaçma, sorunları görmezden gelme, fantezi ve özlemlere göre hareket etme, kendini kandırma, yönelimini yitirme, dikkatsizlik, kafa dağınıklığı ve kararsızlık gibi durumları da beraberinde getiriyor. Duygusal anlamda yatırım yapmadan, önümüze gelen her dalgaya teslim olmadan önce her durumu dikkatlice  değerlendirmek gerekiyor.  Buna ek olarak İkizler’deki Güneş ve Oğlak’ta geri hareketteki Pluto arasındaki 150’lik (quincunx) açı göze çarpıyor. Bu açı bilinçdışında ve gizli kalmış gerilimlere, huzursuzluğa ve zorluklara işaret ediyor.  Özellikle duygusal hayatımızda, ailemizde içten içe verdiğimiz güç savaşlarına, saplantılı ve öz-yıkıcı davranışlarımıza dikkat çekiyor olabilir. Bu gerilim ani patlamalara  ve krizlere işaret ettiğinden, bilinçli bir analiz gerekli olabilir. Huzursuzluğun ve gerilimin kaynağını bulmaya yönelik soruları kendimize sorabilir ve gerekirse bu konuda yardım alabiliriz.

 

Dolunay haritasında Yay’daki Ay, Ophiuchus (Yılancı) takım yıldızının sol dizinde bulunan sabit yıldız Sabik ile kavuşuyor.  Bu yıldız Ptolemy’e göre Satürn – Venüs doğasına sahip ve savurganlık, enerji kaybı, kötü ahlak ve kötülerin başarı kazanması ile ilişkilendiriliyor.  Özellikle Ay ile olan kavuşumlarda gizli düşmanlık, kıskançlık, akrabalarla sorunlar ve zenginlik getirmeyen bir başarı söz konusu.  Yay’daki Ay’ın Sabian Sembolü cümlesi ise, “ İnsanların çöplerinden rahatsız olan pelikanlar yavrularını yeni bir yaşam alanına taşırlar.” şeklinde. Bu sembol kendi yaşamımızdaki veya sevdiğimiz insanların yaşamlarındaki bazı tehlikelere karşı dikkatli olmamız gerektiğine işaret ediyor. Yine değişen koşullardan söz ediliyor ve bazı durumları değiştirmenin bize ve sevdiklerimize daha fazla bakım ve güvenlik getireceğini ifade ediyor. Ayrıca burada fiziksel, zihinsel ve psikolojik anlamda bir geri çekilme de söz konusu olabilir. Kötü haberleri seyretmek ya da okumak istememe, kötü düşünceleri dinlemeyi reddetme gibi. Aile, ev, emlak ile ilgili bazı problemler, güvenlik sorunları, öngörülemez değişimler, dağınıklık ve  uzlaşma sağlayamama gibi riskler söz konusu.  Yay’daki bu Dolunay hayatımızdaki bir süredir çözülemeyen bazı gerilimlere, belirsizliklere ve doğru bildiğimiz yanlışlara ayna tutuyor. Karşımıza çıkan deneyimlerse, bize bazı şeylere nasıl netlik kazandıracağımız, neleri değiştirmek gerektiği, resmin bütününe nasıl ulaşacağımız ve doğru hükümlere nasıl varacağımız konusunda yol gösteriyor olabilir.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:   

 Astroloji Dersleri, Barış İlhan

www.constellationsofwords.com

 https://sabiansymbols.com

 

MERKÜR İKİZLER’DE

 

“İletişimdeki en büyük problem 

çoğu insanın sizi anlamak için değil, 

cevap vermek için dinlemesidir.”

 Stephen R.Covey

 

Düşünme, algılama ve iletişim kurma fonksiyonumuzu gösteren, “aklın gezegeni” Merkür yöneticisi ve dolayısıyla güçlü bir pozisyonda olduğu İkizler’deki yolculuğuna başlıyor. Olumlu ifadelerinde çabuk kavrayan, kıvrak, öğrenmeye her an açık bir zihin, bir şeyin iki yönünü de görebilen tarafsız bir düşünme kapasitesi, doğru mantık zincirleriyle akıl yürütme ve çözüm bulma, insanlar ve birimler arasında kolay bağ kurma, aracılık ve pazarlık etme, sağlıklı bir merak duygusuyla öğrenme, dinleme ve öğrendiklerini ham bir şekilde aktarma, kavramlara şüpheci ve eleştirel bir yaklaşım, müzakerecilik, hızlı konuşma ve çok yönlülük söz konusudur. Bu konumdaki Merkür kişiye, ticaret, pazarlama, öğretmenlik, haberleşme, nakliyet, ağ kurma, konuşmacılık gibi konularda beceriklilik verebilir. Sosyal ağ kurma becerisi, konuşma yeteneği ve kıvrak zeka söz konusu olduğundan Merkür İkizler’i bir grubun sözcüsü ya da bir grupta herkesi güldüren bir komedyen olarak da görebiliriz.

 

Değişken bir hava burcu olan İkizler’deki Merkür, düşüncelerin hızlı ve sık değişmesi, farklı bir çok konuyla meşgul olması dolayısıyla bilgilenme ve öğrenme sürecinde kişinin “yüzeysel” kalmasına yol açabilir.  Gereksiz bilgilerin peşinden giderek kendisi için önemli olacak blgilere ulaşamayabilir. Konuşma yeteneği aşırı ifadesinde devamlı konuşma, gevezelik ve dedikodu şeklinde görülebilir. Sağlıklı bir merak duygusuyla dinlemeyi ve soru sormayı öğrenmediğinde, ciddi bir dinleme, öğrenme ve iletişim problemi görülebilir. Leb demeden leblebiyi anlama, karşısındakini dinlemek ve öğrenmek yerine, ne kadar bildiğini göstermekle veya karşısındaki dinlemeden ne söyleyeceğini düşünmekle meşgul olma, devamlı soru sorarak her fikri şüpheyle çürütme, iletişimi demogoji, monolog ya da mantık oyunlarıyla felç etme, her şeyi akla uydurmaya çalışma söz konusu olabilir. Bir şeyin iki yönünü de görebilmesi, seçeneklerin hiç birini kaybetmek istememesi kararsızlık verebilir.  Mantık zincirlerini kendi çıkarlarına uygun bir şekilde kurarak karşısındakini ikna etmeye çalışma, uyanıklık, kurnazlık ve cinfikirlilik söz konusu olabilir. İkizler’in yeni karşılaştığı bir duruma veya yeni gittiği bir yere kolayca uyum sağlamasına işaret eden taklikçilik yeteneği, olumsuz ifadesinde başkalarından duyduğu fikirleri ve bilgileri kendisininmiş gibi göstermesine yol açabilir. Sinirlilik, huzursuzluk, maymun iştahlılık ve kendisini inciten bir durumda alaycılık görülebilir.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

VENÜS BOĞA’DA

 

“Sadakat güçlü bir koruyucudur, 

onu her kimde bulursanız bilin ki bir hazine bulmuş olursunuz.” -

 - Louisa May Alcott

 

Kişinin sevgi alışveriş tarzını, iştahını, çekim gücünü, zevkini ve ilişki kurma tarzını gösteren Venüs Boğa burcuna girdi. Venüs, yöneticisi olduğu Boğa’da, kendi doğasını rahat ifade ettiği ve kendi kaynaklarını ihtiyaçlarına göre istediği gibi seferber ettiği bir konumdadır. Burada temsil edilen fonksiyonlar olumlu ya da olumsuz olarak kendisini gösterebilir. Sabit bir toprak burcu olan Boğa’daki Venüs, fiziksel varlığı dahil sahip olduğu tüm maddi kaynaklara, maddi güvenliğe, doğal yeteneklere değer verir ve bunları sağlamlaştırmayı, geliştirmeyi ve üretken bir şekilde kullanmayı sever. Güçlü finansal yetenekleri olabilir. Kendine yeterlilik ve ayaklarının üzerinde sağlam durabilme söz konusudur. İlişkilerini ağır, sabırlı ve temkinli bir şekilde kurar ve sağlamlaştırmak, ilişkilerinde huzuru, sadakati ve güveni sağlamak için çaba sarf eder. İlişkilerine, sevdiği şeylere istikrar kazandırmayı yani kalıcılığı sever. Boğa, beş duyuyla alakalı (duyusal) bir burç olduğundan, beş duyunun temsil ettiği, yeme, içme, güzel koku, müzik vb. şeyleri sevme söz konusudur. Sevgide tensellik ve fiziksel yakınlık önemlidir. Venüs bu konumda, bilinen modellere sadık ve sahip olduklarını muhafaza etmeye çalışması bakımından,  sevgide de muhafazakar ve sahiplenici olabilir.

 

Gölge yönleriyle bu konumda sağlamlaştırdığı ve sahip olduğu şeyleri bırakmakta zorlanma, tekelcilik, aşırı sahiplenme, her türlü değişime ayak direme ve inatçılık söz konusudur. Maddi güvenceyi abartıp, sahip olduklarının yetmeyeceği duygusuyla durmadan biriktirme, para sevgisi ve cimrilik görülebilir. Kişi kendi değerini de sahip olduğu maddi değerlere endeksleyebilir. İlişkilerinde çok ihtiyaçsız ve kendine yeterli görünmesi, ihtiyaçlarını hiç söyleyememesine ve karşılayamamasına yol açabilir. Rahatına, konfora ve keyfine düşkünlük, tembellik, türlü tensel hazza ve zevke düşkünlük, “hedonizm”  söz konusu olabilir.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

MARS YENGEǒTE

 

“Duygusal açıdan asla büyümeyiz. Bir yetişkinin öfkesi ve mutsuzluğu iki yaşındaki bir çocuğunkiyle  aynıdır. İçimizdeki çocuğu duygusal depomuzun tayin edilmemiş bekçisi olarak düşünebiliriz. O, gereksinimlerimiz karşılanıncaya ve duygularımız onaylanıncaya kadar, duygularımızı ve ihtiyaçlarımızı yönetir. İçimizdeki çocuk ancak kendisi bakım gördükten sonra yetişkin tarafımızın depoyu gözetmesine izin verir. İhtiyaçlarımız davranışlarımızı yönettiği zaman içimizdeki çocuk bakım talep etmektedir. En beklenmedik anda ortaya çıkar ve insanı şaşırtacak bir şekilde davranır.  İçimizdeki çocuk sadece dikkate alınmadığı ve acının farkına varılmadığı zaman güçlüdür. İçimizdeki çocuğun sırrı budur." - Susanna McMahon, Terapistim Yanımda kitabından

 

Kişinin mücadele etme, savaşma tarzını, kendisini nasıl ortaya koyduğunu, nasıl hareket ettiğini ve belaları nasıl def ettiğini gösteren Mars, düşük konumda olduğu Yengeç’e girdi. Öncü bir su burcu olan ve arketipsel manada doğuran, besleyen ve yetiştiren “anne” olan Yengeç’te Mars, kendisini, ailesini ya da aile gibi gördüğü insanları korumak, kollamak ve beslemek üzere hareket eder.  Onların ihtiyaçlarını karşılama ve duygusal  anlamda güvenlik duygusu kazanmalarına yardımcı olma söz konusudur. Hareketlerinde duyarlı, duygusal ve şefkatlidir. Yengeç, ilk önce kendi duygusal ihtiyaçlarını karşıladıktan, kendisine ilgi ve şefkat gösterdikten sonra, başkalarına bakması ve onları kollaması gereken bir burç olduğundan, Mars burada öncelikle kendi duygusal arenasını araştırdığında, kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere hareket ettiğinde içsel bir güvenlik duygusuna ulaşır. Böylelikle bu özelliklerini başkaları için de seferber edebilir.

 

Hareketler bilinçdışında kalmış duygulardan, geçmiş koşullanmalardan ve dalgalanan ruh hallerinden etkilenir. Mars Yengeç’te düşük olduğu ve doğal halini ifade edemediği bir konumdadır. Kişinin savaşma ve öfkesini ifade ediş şekli dolaylıdır ve kendini  doğrudan ortaya koyamayan bir tarzdadır. Savaşma tarzı, duygusal sömürüyle, alınganlıkla, somurtarak suçluluk hissettirme ve duygusal baskı kurma şeklinde görülebilir.  Aşırı duygusallık, aşırı duyarlılık, kaprislilik, her şeyi kişisel alıp tarafsız olmakta zorlanma söz konusu olabilir. İşler ters gittiğinde ya da  bir şeyi tehdit olarak algıladığında kabuğuna çekilebilir. Burada kendisini güvende hissettiği ailevi yapıya, eski alışkanlıklarına ya da kendisini rahatlatan insanların arasına çekilme ve bunlara bağımlı olma söz konusudur.  Bu şekilde dış dünyada kendi duygusal sorumluluğunu almadan, büyümesine imkan tanıyacak meydan okumalara karşılık vermeden bir “çocuk” gibi kalabilir. Ya da bunun tam tersi olarak, ailesi gibi gördüğü ve kendisine bağımlı kıldığı insanların büyümelerine, kendi sorumluluklarını almalarına, gitmelerine izin vermeyecek bir tarzda, yani bir “süper anne” gibi davranabilir. 

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

 

HAZİRAN 2017 - Gerçek arkadaşlarınızı bilmek

 

Misty Kuceris ©2017  

Haziran 2017’nin önemli astrolojik enerjileri:

  • 9 Haziran 2017’de İkizler’deki Güneş’le Yay’daki Ay Dolunay’ı meydana getirecek.

  • 9 Haziran 2017’de Terazi’deki Jüpiter ileri gitmek üzere duracak. Jüpiter 6 Şubat’ta geri harekete başlamıştı.

  • 16 Haziran 2017’de Balık’taki Neptün geri harekete başlamadan önce duracak ve 22 Kasım 2017 tarihine kadar geri gidecek.

  • 21 Haziran 2017’de Güneş Yengeç burcuna girecek ve Yaz Gündönümü Kuzey Yarımkürede başlayacak.

  • 23 Haziran 2017'de Yengeç’teki Güneş ve Ay ile Yeniay gerçekleşecek. devamı...

 

  

 

ANA TANRIÇANIN İTİBARI

 

 

Astrolojide kadınlar iki gezegenle temsil edilirler: Ay ve Venüs. Venüs en yalın haliyle genç kadındır, Ay ise anne, olgun ve yaşlı kadın. Bu ikisi de Türkiye’nin doğum haritasında zarar gördükleri, güçlerini yitirdikleri yerlerde duruyorlar.

 

Venüs zarar gördüğü Akrep burcunda yer almış. Zararda olan gezegen dermansız ve güvensiz olarak düşünülür. Bu, kaynakları fazla olmayan, dostça olmayan yabancı bir ikametgahta yaşamak gibidir. Venüs Türkiye’nin doğum haritasında eğlenceyi, flörtü ve seksi temsil eden 5. evde bulunuyor. Aslında Venüs burada rahat eder, ancak güçsüz durduğu için, biz Türkiye’de genç kızları iyi bir durumda göremiyoruz. Daha ziyade seks objesi konumundalar.

 

Anneyi, olgun kadını simgeleyen Ay ise Türkiye’nin doğum haritasında sıkıntıları, köleleri, hastane ve hapishaneleri temsil eden 12. evinde kilit altında görünüyor. Eh zaten biz de kadınları ya tarlada ya fabrikada köle gibi çalışırken, veya hastanede sırasını beklerken görüyoruz. Kendileri için evden, işten kaçabildikleri yerler oluyor hastaneler. Tabii bir de hapishane ziyaretleri var anaların !!

Bu tabloya göre kadınların durumu pek parlak değil. Peki nasıl oldu da Ana Tanrıçanın topraklarında kadınlar bu hale düştü? - Barış İlhan 

    

Devamı: https://www.barisilhan.com/ana-tanricanin-itibari

 

  

AY DÜĞÜMLERİ BURÇ DEĞİŞTİRİYOR

 

 

Astrolojide Ay Düğümleri Ay’ın yörüngesi ile dünyanın yörüngesinin kesiştikleri noktalardır. Güneş ve Ay Tutulmaları da Yeniay ve Dolunay’ın bu düğümlerin yakınlarında gerçekleşmesi ile olur. Sembolik anlamıyla Ay Düğümleri geliştirmemiz ve bırakmamız gereken özellikleri simgelerler. Kuzey Ay Düğümü ruhumuzun o tarafa doğru gitmek zorunda olduğu, dolayısıyla geliştirmesi gereken nitelikleri gösterir. Güney Ay Düğümü ise artık yeteri kadar deneyimlenen bir niteliği bırakma zamanının geldiğini gösterir. Bunu liseyi bitirip üniversiteye gitmeye benzetebiliriz. Şimdi Kuzey Ay Düğümü Aslan burcuna giriyor. Bu durumda Güney Ay Düğümü de Kova’ya giriyor. Yani Kova özelliklerinden Aslan özelliklerine doğru yönelmemiz gerekiyor. Bunu en basit anlamıyla kişisel olarak risk almak, kendini ortaya koymak zamanının geldiğini söyleyerek anlatabiliriz.

 

Aslan–Kova zıtlığı kral ile halk arasındaki çekişmeyi gösterir. Aynı zamanda, merkezde olma isteği ile kenarda mesafeli durma isteği, kişisel ve yoğun sevgi ihtiyacı ile insanlara mesafeli durma ihtiyacı, en önemli ve özel olma arzusu ile herkesin eşit olduğu düşüncesi arasındaki çekişmeyi gösterir.

 

Gerisini Astroloji Dersleri kitabından okuyalım:

 

Kuzey Ay Düğümü Aslan’da, Güney Ay Düğümü Kova’da
Bu kişi kendisinde sağlıklı Aslan özelliklerini geliştirmeli ve kendisine daha aşina gelen
Kova’nın gölgelerine dikkat etmelidir. Bu insan akıntıya uyup, kendini pek ortaya koyma-
dan yaşamaya eğilimlidir. “Eğer ben bu grupla iş birliği yapar, onlara boyun eğersem onlar
bana istediğim sevgiyi ya da onayı verirler” düşüncesinde olabilir. Bir kenarda başka insanların performansını izlemeye alışkındır. Yaşamı yaşamaya değil, gözlemlemeye alışmıştır. Bu yüzden uygulama konusunda problemi vardır. Bilimsel gözlem alışkanlığıyla yaşama katılmayı ihmal ettiğinden, bu hayata bunu öğrenmeye, kendi performansını sergilemeye, oyununu oynamaya, hayatın tadını çıkarmaya gelmiştir. Akıntıya uyma özelliği nedeniyle, bir gruba dahil olup, kalbindekileri ortaya çıkartamayabilir. Oysa yapması gereken içindekileri ortaya çıkartmak, yaratıcılığını ifade etmektir. Ama alkışlanmama, beğenilmeme korkusu bunu yapabilmesini zorlaştırır. Bu insanlar hiç çocuk gibi oynamasını bilmediklerinden ve bunu öğrenmeleri gerektiğinden çocuklarla beraber olmalıdırlar (kendi çocukları olması şart değildir).

 

Geliştirilmesi gereken Aslan özellikleri:

Kişisellik
Özgüven
Risk almak
Sahnede yer almak
Kalbinin sesini dinlemek
Keyif aldığı projeler geliştirmek
Hayata oyun gibi bakmak
İçinden geçeni ifade etmek
Başkalarını yüreklendirmek
Her güne yeniden keyifle başlamak

 

Bırakılması gereken Kova özellikleri:
Soğukluk, uzaklık
Ait hissetmek için akranlarının baskısına boyun eğmek
Ben hepinizden farklıyım tavrı
Tuhaflıkla dikkat çekmek
Sürü psikolojisi
Hayatı bir laboratuar gibi uzaktan izlemek
Sürekli isyan

 

Önümüzdeki süreçte daha cesur, onurlu ve yürekli olmanız dileğiyle...

Barış İlhan

 

BALIK’TA GÜNEŞ TUTULMASI

“Bir gün Güneş itiraf etti:

Ben sadece bir gölgeyim.

Keşke suretime ışıl ışıl dökülen

Şu sonsuz parlaklığı sana gösterebilseydim.

Keşke sen yalnızken ve karanlıktayken

Kendi Varlığının o inanılmaz ışığını sana gösterebilseydim.”

Hafız-ı Şiraz

 

 

26 Şubat 2017’de Türkiye saatiyle 17:59’da 8 derece Balık’ta bir Güneş tutulması gerçekleşiyor; her Yeniay’da olduğu gibi bu Güneş Tutulması da hayatımızda yeni başlangıçlara, fırsatlara ve projelere işaret ediyor. Balık’taki bu tutulma, yine Balık burcunun özelliklerinin vurgulandığı Balık’ın ilk dekanında (ilk on derecesinde) gerçekleşmekle kalmıyor, aynı zamanda burada Neptün-Güneş-Ay-Merkür’den oluşan bir stelyum da (kümeleşme) göze çarpıyor. Güney Ay Düğümü ve Kayron’un da Balık’ta olduğunu hesaba katarsak, Balık vurgusunun bir hayli fazla olduğu bir tutulma ile karşı karşıyayız.

 

Tutulmanın yönetici gezegeni olan Neptün, Balık’taki Güneş ve Ay ile kavuşum halinde. Olumlu anlamda hayatın alt akıntılarını kolaylıkla hissedebileceğimiz, sezgilerimizin güçlendiği, kendi içsel rehberimizin yardımıyla “saf” gerçeği görebileceğimiz, kabulleniciliğimizin, özverimizin, merhametimizin, başkalarıyla olan birlik duygumuzun, ilhamımızın ve sanatsal yaratıcılığımızın arttığı bir zamana işaret ediyor; vizyonumuzu, ilhamımızı ve yaratıcılığımızı kendi doğamıza uygun yollarla hayata geçirme fırsatı yakalayabiliriz. Olumsuz anlamda bir sisin içinde yürüyor gibi hissedebiliriz. Yolunu kaybetmiş, dağılmış, nereye sürüklendiğini, ne yapacağını bilemez, çaresiz ve pasif bir halde birilerinin bizi kurtarmasını bekleyebiliriz ya da kendimiz bir kurtarıcı rolüne bürünebiliriz. Hayallerimiz ve fantezilerimizin peşinde gerçekleri göremeyebilir, gerçek hayattan kaçabilir, kendimizi uyuşturan bağımlılıklar geliştirebilir, hem kendimizi hem başkalarını aldatan hareketlerde bulunabilir ya da ilişkilerimizde ciddi anlamda sınır problemleri yaşayabiliriz. Neptün’ün “yol gösterici bir melek” olduğunu da hatırlarsak, mantığımızın tükendiği noktalarda yalnız kalarak, iç sesimizi dinleyerek, rüyalarımıza, vizyonlarımıza ve belki de etrafımızdaki sembollere dikkat ederek bu “meleğin” yol göstericiliğinden faydalanabiliriz. Yaşamı olduğu gibi kabullenmek, bir şeyleri oluruna bırakabilmek ve benlik duygumuzu aşıp başkalarına yardım ve şefkat eli uzatmak bize çok şey kazandırabilir. Yine Balık’taki Güney Ay Düğümü ve Kayron geçmişten gelen duygusal yaralarımızı ve bağımlılıklarımızı su yüzüne çıkartarak onları iyileştirme fırsatını bize sunuyor.

Tutulmanın diğer yöneticisi Jüpiter Terazi’de hâlâ geri hareketini sürdürüyor. Gerçek uyumu, barışı, ahengi yakalamak ve sağlıklı sınırlarla “özverili” olmayı öğrenmek için, önce kendimizle olan ilişkimizi iyileştirmek, kendi tutumlarımızı, inançlarımızı ve isteklerimizi netleştirmek durumundayız. Kendimize olan inancımızı sağlamlaştırmak ve kendi yapabileceklerimizin sınırlarını belirlemek içine biraz geriye çekilmek ve bazı değerlendirmeler yapmakta fayda var. İçsel bir zenginlik duygusuyla öteki insanlara desteğimizi sunmak daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır.

 

Balık’taki tutulmanın diğer yönetici gezegeni olan Terazi’deki Jüpiter Koç’taki Mars–Uranüs kavuşumuna karşıt bir açı yapıyor. Mars, Jüpiter–Uranüs karşıtlığını tetikliyor; dahası bu gezegenler fokalde Oğlak’taki Pluto’ya kare açı yaparak öncü bir T-kare oluşturuyorlar. Burada Balık’ın vizyonlarını, hayallerini ve ideallerini gerçekleştirmek adına gerekli hareketi sağlayan dinamik bir enerji söz konusu. Bu enerji bize yeni projelere başlamamızı veya ideallerimize ulaşmamızı sağlayacak motivasyonu ve cesareti kazandırabileceği gibi, kendi sınırlarımızın, neyi gerçekten yapıp yapamayacağımızın farkında olmadan ve planlama yapmadan kendimizi belki de olmadık durumlara sokabileceğimize de işaret edebilir. Ani verilen kararlar iyi sonuçlar vermeyebilir.

 

Bu tutulma Kova takımyıldızındaki Skat sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Ptolemy’e göre bu yıldız Satürn ve Jüpiter doğasına sahip. İyi talih ve kalıcı bir mutluluk bahşediyor. Skat, Arapça “Al Shi’at” kelimesinden gelen bir sözcük ve “Dilek” anlamında. Vaat edilen mutluluğun tabii ki burada kazanılması ve hak edilmesi gerekiyor. Duyarlılık, duygusallık, arkadaşlardan gelen yardım, yeni ve güçlü arkadaşlar edinme, değerli hediyeler, saygıdeğer kadınların sevgisini kazanma gibi temaların yanı sıra, bir sel baskınında kişiyi koruduğu da söyleniyor. Bu sabit yıldız sosyal ve yakın ilişkilerde şans getirdiği gibi, Balık vurgusunun güçlü olduğu bu tutulmanın getirdiği nereden geldiğini bilmediğimiz duyguların, korkuların ve duygusal fırtınaların içinde bize bir rehberlik de sağlayabilir.

 

Son olarak tutulmanın Sabian sembolüne baktığımızda: “Yarış başlıyor: rakipleriyle arayı açmak isteyen bir jokey atını durmadan mahmuzluyor.” cümlesiyle karşılaşıyoruz. Bu sembolde tüm hızımıza ve  çabamıza rağmen zaferin yine de garanti olmadığı bir durumla karşılaşabiliriz. Tüm enerjimizi gerçekte kalıcı hiçbir değeri olmayan bir şey için aniden tüketme riski söz konusu. Kendimiz için “doğru” hedefi belirlemeden, plansız ve ani bir şekilde yola çıkmak, sırf kazanmak için yarışmak, gerçekten gitmemiz gereken yoldan ve gerçekten çözmemiz gereken şeylerden bizi uzaklaştırabilir. Balık’taki bu tutulmada kendi aleyhimize davranmamıza neden olan illüzyonları, hayalleri, fantezileri ve bağımlılıkları tespit edip, hayatın, evrenin ve “içsel rehberimizin” tüm gerçekliğiyle ve “saflığıyla” bizimle konuşmasına ve kendi içimizdeki ışığın yolumuzu aydınlatmasına izin vermeliyiz. Balık’taki bu tutulmayı haritanızda düştüğü evin temalarına göre bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Kaynaklar:

*The Fixed Star & Constellations in Astrology, Vivian Robson (S.210/211)

*www.constellationsofwords.com

*Astroloji Dergisi, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com

  

Tutulmalar İçin Notlar...

 

 

Astrolojide, özellikle öngörü tekniklerinde, tutulmalar ayrı bir öneme sahiptir. Eski zamandan beri gökyüzünün düzenli döngüleri arasında rastlanan bu ender, sıra dışı gibi gözüken gökyüzü olayları, olağan gözükenler arasında, dikkatleri üzerlerine çekerler ve sıra dışı bir şeylerin habercisi olarak görülürler.

 

Jean-Pierre Verdet 'Onları işarete dönüştüren göz kamaştırcı görüntüleri değil, ender olarak oluşmalarıdır' demiştir. Ay’ın normal döngüsü sırasında her ay Güneş ile kavuşumu ve karşıtlığında yeniay ve dolunay halini gözlemleriz. Ancak güneş, ay ve dünyanın bir yeniay ya da dolunay zamanı aynı düzlemde denk gelmesi daha ender rastlanan bir durumdur. Hem ender olması hem de verdiği görüntünün huşu verici oluşundan, bunların ‘gökte neyse yerde de odur’ prensibiyle yeryüzünde hangi olaylara denk geldikleri ilgiyle izlenir, sembolik olarak bir olayda ya da bir insanın psikolojisinde izleri sürülür.

 

Astroloji tarihten bu yana tutulmalarla ilgili sembolik dilin kaynağı olmuştur, bugün de bize bunları pratik olarak uygulayabileceğimiz teknik bilgiler olarak sunmaktadır. Bunlardan önemli olanlara önümüzde, yaklaşan tutulmalar için bir kez daha bakmamızda fayda vardır.

 

Öncelikle tam tutulmalar, Güneş'in veya Ay’ın ışığı daha çok söndüğünden, parçalı tutulmalardan daha güçlü olarak düşünülmelidir. Tutulma zamanı yaklaştıkça farkındalıkta artma söz konusudur. Bir tutulma bir şeyi hızlı şekilde başlayıp biteceğine işaret edebilir. Bu bakımdan tutulmadan 7-10 gün önceden itibaren önemli bir karar almak ve değişiklik yapak uygun olmayabilir. Tutulmadan önce başlayan olay beklenmedik şekilde sonuçlanabilir. Tutulma esnasında farkındalığımızı arttıran, daha önceden bilmediğiniz bir olay yaşamak söz konusu olabilir. Bu yüzden bunu görmeden daha öncesinde hayatı etkileyecek kararlar vermemek gerekir. Eğer tutulma öncesindeki hafta bir başlangıç yapıldıysa planların değişeceği beklenmelidir. Tutulmadan 7-10 gün sonraki olaylar önemli, fakat beklenmedik değildirler.

 

Tutulma derecesinin haritalardaki gezegenlere yaptığı kavuşum ve karşıt açılarda 5° lik orb, karelerde ise 1-2° lik orb geçerlidir (Charles Jane’e göre).

 

Bir kişinin haritasında Güneş’in yanında gerçekleşen tutulma ekstra enerji ve istek verir, kişide güveni ve statüyü arttırabilir, Güneş’in tam karşısına denk gelen bir tutulma ise bu etkinin tam tersini yapabilir. Yine bir haritada ilk tutulma Güneş ile kavuşum yaparsa 6 ay sonraki ikinci tutulmada karşıt yapacağından talihin önce iyi başlayıp karşısına geçtiğinde kötüye dönebileceği, tersi olarak da önce Güneş’in karşında olup 6 ay sonra kavuştuğunda ise talihin iyiye dönebileceği öngörülebilir.

 

Doğum gününün tutulma gününe yakın olmasının dışında tutulmanın kişinin progres Güneş'inin üzerinde olması da çok önemli bir durumdur.

 

Tutulma eğer T-kare ve büyük kare gibi kuvvetli bir açı kalıbının bir parçasıysa bu şekilde denk gelmeyen herhangi bir tutulmadan çok daha güçlü sayılır.

 

Bir tutulma geçmişte aynı noktada gerçekleşen tutulmanın temasını taşır. 0° Öncü burçlardaki tutulmalar bütün dünyayı etkilerler.


Tutulmada zamanlama (olay zamanı) bizzat tutulmanın olduğu zamandır. Tutulma derecesinin sonradan aldığı transitler de olay zamanına işaret ederler.

 

Ender olmasına rağmen Ay Düğümüne olan transitler de zamanlama da kuvvetli bir belirteç olabilir. Örneğin Güneş’in transit Ay Düğümüne kare yaptığı zaman veya eğer yaklaşık olarak karşıtı ise bir sonraki tutulma zamanı (6 ay sonrası eski tutulmanın karşısına geçince).

 

(Bill Meridian Tutulma Semineri notlarından Ayşem Aksoy tarafından derlenmiştir.)

 

 

Konumuz Ayşe Arman'ın Aslı Erdoğan'la  yaptığı,  Aslı Erdoğan'ın Cezaevindeki 136 Günü başlıklı söyleşisi. Bu söyleşiyi içinde astroloji geçtiği için paylaşıyorum. Linki yazının sonunda.*


Aslı Erdoğan kendi ifadesine göre sabah 4:30 civarlarında doğmuş olmalı. Doğum haritasıyla ilgili şunları söylemiş:

"Yıldızlarım mükemmel bir şekilde dağılmış ama bir yıldız haritasında olabilecek en korkunç çelişki de vardı haritamda. Plüton, yani ölüm yıldızı, ölümün evindeydi. Susan Miller’a yazdım, “Ölüm, ölümün evinde. Bunu nasıl yorumlarsınız?” Kadın sağ olsun cevap yazdı. “Bütün sevdiklerinizi kaybedeceğiniz anlamına geliyor, cezaevi, intihar, travma üstüne travma” diye yorumladı. Hatta, “God bless you” (Tanrı sizi korusun) diye bitirmiş mektubu. O kadar acıklı yani.... O da yetmezmiş gibi, yıldız haritamda Plütonum, Güneş’le, yani yaşam gezegenimle, 180 derece ters açı yapıyor. Bunu da sordum. Bu, bir yıldız haritasında olabilecek en sert açılardan biriymiş. Hayatla ölüm, 180 derece birbiriyle zıt."

Bu sözler üzerine birkaç şey yazmak isterim. Buradaki bütün yorumlar Pluto üzerine dayandırılmış. Yani biz klasik bir astrolog olsak ve haritadan Pluto'yu kaldırsak, bunların hiçbiri geçerli olmuyor. Bir doğum haritasında hüküm verirken mutlaka bunun Satürn-ötesi gezegenler olmadan da delilleri olması gerekir. Sadece Satürn-ötesi gezegenlere dayanak hüküm veremeyiz.

 

Peki o zaman bu haritada yazarın hapishane ile bağlantısını nasıl görebiliriz. Haritayı doğum saatinden tam emin olmadığım için tüm burç ev sistemine göre çıkarttım. Buna göre Yükselen Kova burcu olabilir. Yöneticisi Satürn aynı zamanda hapishaneleri temsil eden 12. evi de yönetiyor. Buradan yazarın kendisi ile hapishane, ya da sıkıntı-sorun arasındaki bağını görebiliyoruz. Satürn düşük durumda. Satürn'ü Mars yönetiyor. Mars devleti simgeleyen 10. evin yöneticisi, ayrıca medyayı temsil eden 3. evi yönetiyor. Akrep burcunda güçlü, ancak Güney Düğümüyle kavuşum yaparak zarar veriyor. Ve bu Mars Yükselen'e (Aslı Erdoğan'a) kare, Satürn'e (yine Erdoğan) 150lik açı yapıyor.

 

Bu kısa açıklama ile yazarın haritasında kendisi, hapishaneler, devlet ve medya bağı açıkça görünüyor. Haritanın yorumunu burada bırakıyorum. Ünlü kişilerin haritalarının herkese açık şekilde yorumlanmasını etik bulmuyorum. Mahremiyetlerine tecavüz olduğunu düşünüyorum. Buradaki amacımız sadece kendisinin hapishane ile bağlantısına bakmaktı, dolayısıyla bu kadarı yeterli.

 

Öte yandan eğer yukarıda söylenenler doğruysa, Susan Miller'in bir kişiye Güneş-Pluto karşıt açısı ile söylediklerini de beğenmediğimi ve etik bulmadığımı ifade etmek isterim. Ne demek "bütün sevdiklerinizi kaybedeceksiniz, cezaevi, intihar, travma üzerine travma...". Sadece bu sözler bile yeterince travma yaratıyor. Ayrıca o kadar genel ifadeler ki her yöne çekebilirsin. Her sorununun suçunu Güneş-Pluto karşıtlığına yükleyebilirsin. Bir astroloğun bundan daha iyi bilmesi ve bundan daha iyisini yapabilmesi, danışana yol gösterebilmesi gerekir.

 

Siz siz olun, böyle hatalar yapmayın. -Barış İlhan

 

*http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/asli-erdoganin-cezaevindeki-136-gunu-40329758

  

2017'nin Önemli Gökyüzü Hareketleri

2017 Yılı Gezegenlerin Burç Değiştirme ve Durağanlaşma Tarihleri, Tutulmalar, Jüpiter ve ötesi gezegenler arası açılar tıklayın....

   

Yaşamın Ritmi Işığında 2017

Barış İlhan, 27.12.2016

 

 

2012-2016 yıllarında toplumsal ve kolektif gezegenlerin, yani Jüpiter, Saturn, Uranüs, Neptün ve Pluto’nun, gökyüzünde çok aktif olduklarını gördük ve bunları yoğun bir biçimde yaşantıladık, 2017 yılında ise sahneyi Jüpiter döngüleri işgal edecek. Jüpiter-Satürn döngüsü 2016 yılının ortalarından itibaren 2020’ye kadar biraz geri çekildi. Yerini Jüpiter-Uranüs ve Jüpiter-Pluto döngüsüne bıraktı. Bu üçü 26 Aralık 2016’dan, Ekim 2017’ye kadar gökyüzünde Pluto’nun Oğlak burcunda fokal gezegen gezegen olduğu bir T-kare oluşturacaklar. Bu oluşuma en yoğun olarak 26 Aralık, 3 Mart, 30 Mart, 4 Ağustos ve 28 Eylül tarihleri civarında şahit olacağız. Mars bunları Şubat ve Mart’ta, Haziran sonunda, Temmuz’da, Kasım ortasında, ve Aralık başında tetikleyecek. Bu T-karenin Koç-Terazi (ben-öteki, savaş-barış) aksında olması, odak noktasında Oğlak (iktidarlar) bulunması bize “iktidar olma konusundaki savaşlar”la ilgili bir fikir veriyor. Bu noktada biraz Jüpiter-Uranüs ve Pluto döngülerini tanıyalım.... devamı

    

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun yeniay ya da dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

 

 

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin doğum günü. Adet olduğu üzere, yıllık Güneş haritasını çıkartıyoruz ve ne görüyoruz. Türkiye’nin 6. evi yükseliyor. Yani ordu ve güvenlik güçleri iş başında. (Ayrıca sağlık ve hizmet sektörü, evcil hayvanlar ve işçi meseleleri de bu kapsamda sayılabilir.)

 

Güneş meclisi, sivil toplum örgütlerini ve devletin hazinesini temsil eden 11. evde bulunuyor. Demek ki önümüzdeki aylarda meclis oldukça hareketlenecek. 11. evin yöneticisinin (Mars) 2. evde (halkın kaynakları) oluşu bize devletin bütçesi için halkın cebine el atılacağını gösteriyor. Nitekim 2. evin yöneticisi Yükselen’le kavuşarak halkın kendi parası ve kaynaklarıyla bağlantılı olarak sıkıntı içinde olduğuna işaret ediyor. Eh, bir de 2. evin yanıbaşındaki Pluto’yu görünce sıkıntının boyutunu hafife alamayacağımızı anlıyoruz.

 

Yükselen’in iki yanında Venüs ve Satürn duruyor. Venüs biraz sonra (30 Ekim) Satürn’le kavuşacak. Satürn haritada 2. ev dışında 3. evi de yönetiyor. Yani medya ve komşular da işin içinde. 3. evde Neptün, hala medya kanalı ile uyutulacağımızı, komşularla ilişkinin, ya da komşu topraklardaki girişimlerin çok kaotik ve hayalkırıklıklarına açık olduğunu gösteriyor.

 

Venüs haritada 10. ve 6. evleri yönetiyor, ve iktidarı ya da başkanı, bunun yanısıra orduyu simgeliyor. Yani ülkenin başına geçenlerin başkumandan olmaları boşuna değil. 10. ev yöneticisinin Yükselen’in yanında oluşu, gündemi düşündüğümüzde, başkanlık konusunun, referandumun önemine işaret ediyor. Yükselen’in yöneticisi Jüpiter’in Ay’la birlikte oluşu ve Venüs’e altmışlık açı yapışı halkın iktidarı destekleyeceğinin işareti. Jüpiter’le Venüs arasında hem karşılıklı ağırlama, hem de altmışlık açı var. Halk ve başkan birbirlerini ağırlıyorlar. Hem de birbirlerinin evlerinde...

 

Ancak Jüpiter Kasım ayında 11.ev ve 12.evi yöneten Pluto ile kare yapacak. Bu evler meclisi ve hapishaneyi temsil ediyorlar. Gerçi bu bir sürpriz değil, çünkü Kasım ayında meclisin 3. partisi olan HDP’nin milletvekillerine karşı operasyonlara girişileceği her yerde yazılıp çiziliyor. Bu milletvekilleri tutuklanıp hapse atılabilirler. Ondan sonra ne olur, orası bilinmiyor. Jüpiter Aralık’ın ikinci yarısında transit Uranüs’ün karşısına geçecek. İşte bu durum ilginç. Harita’da Uranüs muhalefeti temsil eden 4. evde bulunuyor. Ayrıca yıllık haritada Mars ile kare yapışı da dikkat çekici. Jüpiter’in Uranüs’ün karşısına geçişi burada adeta bir T-kare oluşturacak. Adeta diyorum, çünkü Mars o zamana kadar ilerlemiş olacak, ama yıllık haritadaki konumu hassas bir nokta olarak duracak. Uranüs-Mars karesi oldukça patlayıcı. Bu patlama her an olabilir. Ancak Aralık’ın ikinci yarısı da Jüpiter’le tetiklenecek olan önemli bir döneme işaret ediyor.. Bunlar hem iktidara karşıt olanların isyanına, iç çatışmalara, patlamalara, iktidarla bağlantılı beklenmedik gelişmelere, hem de (konut sektörüyle bağlantılı olabilecek) bir finansal krize işaret edebilirler.

 

Şöyle kısa bir bakışla saptananlara göre savaş, finansal kriz, meclis, konut sektörü, muhalefet, başkanlık gibi konularla dolu bir yıla hazırlanıyoruz. Her zaman sorulduğu üzere cevaplayayım. Aydınlık günlere daha çok var. Hem savaştayız, hem parasısız, hem de ülkemiz bölündü. Bunu toparlamak için çok uğraşmamız gerekecek.... 

Kolay gelsin... 

Barış İlhan

 

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

Jüpiter Terazi Burcunda

 

Kennedy Ailesi… Herhalde Tanrıların Kralı’nın Terazi burcundaki serüvenini anlatmaya, en çok bu etkin ve şöhretli ailenin bir ferdi yakışır. Hâlihazırda ‘Jüpiter Terazi Burcunda’ yazısını yazıyorum, bu nedenle Kennedy Ailesine olacak itirazlarınıza hoşgörülü yaklaşabilirim, ama JFK’nin yaşayan tek çocuğu olan Caroline Bouvier Kennedy’yi konu ederek, Jüpiter’in Terazi burcundaki serüvenini, başarıyla anlatabileceğime inanmaktayım. Onu seçme nedenim, Yay burcu Yükselen’e sahip olması ve Yay burcunun yöneticisi olan Jüpiter’in de Terazi burcunda ve 10. Evde olmasıdır. Kariyerinde birçok Jüpiter’e özgü üst kademe yöneticilikler yapmıştır. Halen de Bayan Kennedy Japonya’da Amerikan Büyükelçiliği görevini sürdürmektedir. Onun Büyükelçilik görevini, Yay Yükselen’iyle kavuşum yapan Merkür’ü işaret etmektedir. Bu kavuşum doğum haritasında Terazi burcunda bulunan Jüpiter’in denetimindedir. Bu nedenle Büyükelçilik görevini yerine getirmesinde ihtiyacı olan ‘Barış ortamını geliştirmek için hoşgörü ve arabuluculuğunu ortaya koyma’ prensibini kullanabilmektedir. Onun bu görevini sürdürürken yine Jüpiter’in Terazi’de olmasının bir diğer katkısı olarak şu prensipten bahsedebiliriz; ‘Öyle ki bu kişi tarafsızlığını ortaya koyarken kendi menfaatlerini de korumayı bilmelidir’. Bu açıklamalarımdan hemen sonra, diğer nedenlerimi sıralamadan önce, onun hakkında birkaç ön bilgi vermek istiyorum. Kennedy ailesinin hayatta kalan nadir bireylerinden biridir o, hatta bombalı bir saldırıdan şans eseri kurtulmayı başarmıştır. Bu şans faktörünün işlemesinde, Bayan Kennedy’nin gündüz haritasında Jüpiter’inin 10. Evden Yükselen’ini görüyor olmasının önemli bir katkısı olmuştur. Bu yerleşimi belirtmekte de fayda var. Onun bir yazar ve avukat olduğunu da söyledikten sonra, bizlere yansıttığı Terazi burcundaki Jüpiter özelliklerine bir göz atalım.

 

İlk dayanağım, onun 1990 yılından bu yana her yıl verilen ‘Cesaret Karakteri Ödülü’ kurucularından birisi olmasıdır. Bu ödülün veriliş amacı, karşıtları uzlaştırmaya çalışırken baskı gören tarafı destekleyerek uyumu yakalamaya çalışması açısından tam da Jüpiter’in Terazi burcunda olmasına uygundur. Çünkü bu ödül, popüler fikirlere ve bu fikirlerin kurumlarından görülen baskılara rağmen, insani, milli ya da yerel değerlere bağlı kalan, vicdanlarına uygun hareket eden, kariyerlerini riske atan devlet görevlilerine verilmektedir.

 

İkinci dayanağım ise, Bayan Kennedy’nin diğer insanların arzu, istek ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, 11 Eylül terörist saldırıları sırasında ve sonrasında, başkalarının hayatlarını kurtarmak için hareket eden tüm insanların temsilcisi olarak harekete geçmesidir. Yine bu bağlamda, kamu okullarının gelirlerini artırmak için çalışmış olmasıdır.

 

Bir diğer dayanağım, Barack Obama’nın Amerika’da başkanlık adaylığının tartışma konusu edildiği zamanlarda, Obama’nın Amerika’nın yeni nesil ruhunu yansıtan bir başkan olacağını açıklayarak, karşıt görüşleri kabullenici ve birleştirici tarzdaki hayat görüşünü ifade etmesidir. O, bu açıklamanın içerisinde ‘Her sonucun hataları vardır’ diyerek gelecekle ilgili umutlarını hoşgörüyle taze tutmayı bilmiştir.

 

Şu ana kadar Jüpiter Terazi’nin olumlu yönlerini gördük. Acaba Jüpiter Terazi’nin gölge yönleri, sevdiği ya da uyumlu olduğu kişi yararına tarafsızlığını bozuyor mu? Kimin, neyi hak ettiğine karar vermek gibi bir özelliği var mı? Bir şeylerin nasıl olması gerektiğine dair çok güçlü yargıları var mı? Uyumlu bağlar kurmak için kişisel haklarından ve özgürlüğünden vazgeçer mi? Ne pahasına olursa olsun barış olsun der mi? Görünüşüne veya modaya takıntısı var mı? Hak hukuk konusunda aşırıya kaçar mı? Talepkar mı, değil mi? Bu sorulara cevap verecek kadar Caroline hakkında bilgi sahibi değilim. Kim bilir belki de 12 yıl sonra Tanrıların Kralı’nın Terazi burcuna tekrar girdiğinde bu sorulara verecek cevaplarımız olabilir. Ama kibarlık adına bir konuşmasında karşısındaki kişiye, 30 dakika içinde, 168 kere ‘You Know (biliyorsunuz)’ demesinden dolayı sahte nezaketten eleştiri aldığı bilinmektedir. Yazıyı bu son dayanağımla bitirirken, sizler için Jüpiter erdeminde bir dileğim var:  Sezar’ın hakkını Sezar’a verecek kadar adalet duygusuna ve tarafsızlığa dayanan yüksek prensipleriniz olsun. 

Jüpiter’in Terazideki Transitinin ve 

Pluto-Uranüs-Jüpiter T-kare Açı Kalıbının Takvimi

 

Takvimler 09 Eylül 2016’yı gösterdiğinde Jüpiter Terazi burcuna girmiş olacak. Terazi burcunun yöneticisi olan Venüs, aynı tarihte Terazi burcunun içindeki Jüpiter’in hududunda (Term) ilerleyişini sürdürecek ve bu buluşmayı burç içi karşılıklı ağırlama gibi algılamak mümkün olacak. Barışçıl arzularımızın büyüyeceğini ve yayılacağını umut edebileceğiz. Venüs’ün Jüpiter’i karşılamasında bir diğer aktör olan Satürn’ün, Jüpiter üzerindeki etkisini Terazi Burcu fotoğrafında görmezsek büyük hata yapmış oluruz, çünkü Yay burcundaki Satürn ile Terazi burcuna, Satürn hududundan giren Jüpiter arasında da karşılıklı bir ağırlama bulunacaktır (Bu ağırlamanın nedeni Yay burcunu Jüpiter’in yönetmesi, Satürn’de Terazi burcunda yücelmesidir). Satürn’ün daraltıcı etkisi ile umut ettiğimiz barış rüzgârları beklediğimiz kadar geniş ölçekte yayılmayacak ve sınırlı koşullarda kalacaktır. 25 Kasım 2016’da Oğlak burcunda, Jüpiter hududunda, Venüs-Pluto partil olarak kavuşacak ve bu kavuşumun Terazi burcundaki Jüpiter’e partil olarak kare açı yapacak. (Jüpiter’in Terazi burcu transiti süresince, Pluto’nun Oğlak burcundaki Jüpiter’in hududunda olacağını unutmayınız.) Venüs-Pluto kavuşumunun bir diğer rolü de, yaklaşan Jüpiter-Uranüs karşıt açısının fokal gezegeni olacak olmasıdır. Statü sahibi olma arzusunu yerine getirmek için girilecek güç savaşları sonucunda, agresif, beklenmeyen bireysel çıkışlar karşısında Jüpiter’e çok iş düşecektir. Bu durumda Jüpiter hem karşıtları uzlaştırmak için görüşmelerin gerekliliğine inancını canlı tutmak, hem de masada oturmayı bilmek zorunda kalacak. 20 Aralık 2016’da Jüpiter, hem Terazi burcundaki Merkür hududunda ilerlemeye hem de partil olarak Uranüs’e karşıt açı yapmaya başlayacak. Bu karşıt açı kalıbına uzun süredir her iki gezegeni kare açıyla fokal gören Oğlak burcundaki Pluto’ya bu defa da gerilemek için durağan hale geçecek olan Merkür eşlik edecek. Gökyüzü ‘Birey olarak tek başına gidelim mi? Yoksa kafa kafaya verip birlikte büyüyelim mi?” çatışmasını, hedefe ulaşma yolundaki başkalarını kontrol etmeye yönelik düşünce yapılarıyla bir kez daha hararetlendirecek. 7 Şubat 2017’de Terazi burcunda Merkür’ün hududundaki Jüpiter, İkizler burcundaki Ay ve Kova burcundaki Güneş ile oluşturacağı Büyük Hava Üçgeni kalıbının, beri yandan da Koç burcundaki Uranüs ve Oğlak burcunda fokal Pluto ile yapacağı T-kare açı kalıbının etkisi altında, geri gitmeye başlamak için durağan hale gelecek. 3 Mart 2017’de Jüpiter geri giderek Koç burcunda bulunan Uranüs ile karşıtlığını yineleyecek ve Pluto Oğlak burcunda fokal konumunu koruyor olacak. Bu defa Uranüs’ün yanında Koç burcunun yöneticisi olan Mars bulunacak. Enerjisi her zaman yüksek olan, ani ve beklenmedik sonuçlar doğuran Uranüs-Mars kavuşumunun, Koç burcundaki Mars’ın hududunda gerçekleşecek olması, bu açı oluşumunun etkisinin beklenenden fazla olacağını işaret etmektedir. 09 Haziran 2017’de Jüpiter, Terazi burcunda transitine devam etmek için geri gidişini durduracak ve 11’inde ileri harekete geçecek. 17 Ağustos 2017’de Terazi burcundaki Jüpiter, Yengeç burcundaki Venüs ile Oğlak burcunda geri hareketine devam eden Pluto arasındaki karşıt açının fokal gezegeni olarak T-kare açı kalıbını oluşturacak. Venüs’ün, Jüpiter’in yöneticisi olacağından dolayı, bu açı kalıbının önemi artacaktır. Adalet terazisindeki hareketlilikler, insanın kendi kendini besleme arzusu ile kendini gerçekleştirme gücünün çatışmasını tetikleyecektir. 11 Ekim 2017’de Jüpiter Terazi burcundaki serüvenini, bizlere karşıtları uzlaştırma yolunda hoşgörülü olmayı, adalete olan inancı ve bürokrasinin büyümeye getireceği katkıları öğretmesi temennisi ile..

Astroloji Dergisi/Tolgay Yılmaz  

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

  

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

Zorlu bir Yay yolculuğu bizi bekliyor. Satürn Yay’da ilerlerken bu burcun anlamını iyice kavramak yararlı olur.

 

Bir yazıdan alttaki bölümleri aldık. Yay burcunun temsil ettiği uzun yolculukların, inancın, farklı kültürleri deneyimlemenin nasıl bilgeliğe ulaşma yolu olduğunu kısaca ve güzel açıkladığını düşünüyoruz. 
Aynı zamanda burada Yay yolculuğunun çile, çaba, sınav ve olgunlaşmayla (Satürn) nasıl harmanlandığını da görebiliriz.

 

‘’Hacı Yolculuğu Bir Sınavdı

Eski zamanlarda bir mümin için çile çekme, olgunlaşma, bilgeleşme anlamına gelen Hac, kazandığı o olgunlaştıran yolculuk anlamını yavaş yavaş yitirirken, kutsal yerleri görmek gibi turistik bir faaliyete indirgenmek isteniyor. Oysa ulaşım ve konaklama imkanlarının böylesi gelişmediği ve sınıflar arasındaki uçurumların bu kadar net olmadığı zamanlarda, Anadolu’dan, Hindistan’dan ya da Afrika’dan yola çıkan bir Müslüman için, tüm dünyasını değiştiren, onu türlü belalarla sınayan bir yolculuktu hac.

 

Bir hacı adayı çıktığı aylar sürecek bu yolculukta, parası yoksa her köyde ve kasabada bir tanrı misafiri olarak konaklar, yeni coğrafyaların yeni insanlarıyla tanışırdı. Issız bir bozkırdan geçerken gördüğü tek köye sığınmaktan başka çaresi olmazdı. Yolunun üzerinde farklı inançlardan, farklı üretim biçimlerine sahip onlarca topluluğa rastlar, onların hayat felsefelerinden, dillerinden kendine bir şeyler katardı.

Hac yolu insanın alışkanlıklarını değiştirir, statükolarını yıkardı. Hacı adayı aynı şeyleri yiyemez, alıştığı yatağında yatamaz, rahat rahat kendi dilini konuşamazdı.

 

Hacı adayları zengin olsalar bile, lüks tahtırevanların bulunduğu kervanlara soyguncuların saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Çölün ortasında yolunu kaybetmiş kervanların sıcaktan ya da susuzluktan telef olmasına çok sık rastlanırdı. Gezginleri aldatmayı ve soymayı iş edinmiş kurnazlara ve haydutlara denk gelen hacılar başta kandırılırlarsa da sonra kolay lokma olmamayı öğrenirlerdi.

Nihayetinde kutsal saydıkları o mekana geldiklerinde, hacılar zaten değişmiş ve dönüşmüş bir insanın gözüyle bakardı artık kendi inancına. Uğruna acılar ve zorluklar çekilen her şey gibi, unutulmaz bir deneyim olurdu bu mükafat.

 

Hacı Olmanın Saygınlığı

Eğer bir tüccar ya da gezgin değilse, eski toplumun insanı orta yaşlarına gelinceye kadar kendi köyünün dışına nadiren çıkardı. Bu yüzden de küçük bir dünyaya, dogmatik düşüncelere sahip feodal toplum insanı için tüm yaşamını değiştiren, dünyasını genişleten bir yolculuktu hac. İnsana kurulu düzenin alternatifleri olduğunu öğretir, onu daha bilge, daha tahammüllü, daha cesur kılardı. Bu bakımdan parayla alınıp satılamayan bir şeydi.

 

Hacı olmayı saygıdeğer kılan da buydu. Kişiyi sözü dinlenir hale getirmesinin nedeni, hacının sadece Mekke ve Medine’yi görmüş olması değil, oraya varıncaya kadar geçtiği yollarda edindiği deneyimler, tanıdığı insanlardı.

 

Yazılı kaynağın çok sınırlı olduğu bir kültürde, hacılar en çok şey görmüş insanlar oldukları için statü edinirlerdi. Pahalı mağazalardan alınmış giysiler içinde, “first-class” uçak koltuklarıyla başlayan ve Zemzem Tower’ın klimalı açık büfesinde devam eden yolculuklardan değildi onların yaşadıkları....’’

Eren Buğlalılar’ın (gezite.org) HAC: BİR İBADETİN DÖNÜŞÜMÜ yazısından alınmıştır.

Astroloji Dergisi/Ayşem Aksoy

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

 

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

  

 

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

Güvenliğiniz için Bazı İpuçları

Asla önemli bir şeye Satürn kişisel ve fiziksel konuların evi olan 1. evdeyken başlamayın. Gecikmelere, bozguna ve reddedilmeye işaret eder, dolayısıyla girişimde başarı ve keyif umutlarını yıkar. Eğer durağansa veya geri gidiyorsa, birisinde hiçbir şey kıpırdamaz, ötekinde tatsız sonuçlar alınır.

 

Eğer Merkür geri gidiyorsa, planlarda değişikliler, dokümanlarda hatalar vb. bekleyin. Ve eğer Ay son evlerden birindeyse (3, 6, 9, 12) kendinizi planladığınız yerde bulamayabilirsiniz. Köşe noktalarında bulunan malefikler sizi altüst edebilirler.

 

Herhangi bir burcun 29. derecesinde bulunan ya da Akrep'in 19 derecesi (lanetli derece) veya Boğa'nın 24 derecesi (Algol'un derecesi) veya Boğa'nın 29 derecesi (Pleiades'in -Ağlayan Kızkardeşlerin derecesi) ile kavuşum yapan herhangi bir gezegen ya da Arap Noktası sizi rahatsız edecek, bezdirecektir.

Her zaman Güneş'in, Ay'ın, Yükselen'in yöneticisinin ve Şans Noktasının ufkun üzerinde olması iyidir.

 

The Way of Astrology, 1967 -Ivy Jacobson

 

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.