Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

17 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÜNEŞ KOVA’DA

“Bir kez boyun eğdiğimizde ve bir şeyleri sırf başkaları yapıyor diye yaptığımızda, tüm sinir hücrelerimiz ve ruhumuzun yetenekleri bir bir uyuşmaya başlar. Artık sadece göstermelik ama içi boş, sönük, cansız ve kayıtsız bir varlıktan başka bir şey değilizdir.”  - Virginia Woolf

Güneş sabit bir hava burcu olan Kova’daki yolculuğuna başlıyor. Kova, Hava burcu olması dolayısıyla “akıl ile” ilgili burçtur ve bu başkalarıyla bağlantılanmak ve sosyal ilişkiye yönelik olma prensibini gösterir. Benliğimizi ve benliğimizin isteklerini temsil eden Güneş Kova’da zararda olduğu bir pozisyondadır;  burada kişiselliği aşma, kişinin kendi öneminden ziyade toplumsal anlamda bir birey olma, eşitlik, kardeşlik, herkese aynı mesafede durma, insancıllık, sosyal gruplar ve arkadaşlıklar gibi konuların Kova burcu için daha önemli olduğunu söyleyebiliriz. Kova arketipsel anlamda, içinde bulunduğu grubu, toplumu ya da medeniyeti, daha önceden hiç düşünülmemiş fikirleriyle, yeni bakış açılarıyla daha da ileriye götüren, icatlarıyla katkıda bulunan ve miadını doldurmuş yapıları devrimci yaklaşımıyla yıkan bir burçtur. Burada Kova’nın bu değişimi ve yeniliği bir hava burcu olarak fikirsel düzeyde yapacağını da unutmamak gerekir. Toplumsal anlamda modernleşme ve iyileşme sağlama, insanlığı ileriye götürecek teorileri geliştirme, elektronik ve teknolojik gelişmeler de bu kapsamdadır. Eski bile olsa bir şeylere orijinal ve farklı bir bakış açısıyla bakabilir, bilinen modellerden farklı bir yaklaşım sergileyebilir ve sabit niteliğinden dolayı fikirlerini savunmakta zorluk çekmez.

 Kova içinde bulunduğu toplumsal yapı ne olursa olsun tüm bu değişime katkıda bulunurken, kendi “bireyliğini”, “farklılığını” ve “özgürlüğünü de” koruması gereken bir burçtur. Kendi bireyliğini ve özgürlüğünü savunma hakkını başkalarına da verir. “Birey olmak” buradaki anlamı ile kendi özelliklerini ve fikirlerini bir bütün olarak gittiği her yerde özgürce ifade etmek demektir. Farklılığını toplumsal olarak kabul görmese de ortaya koymak demektir. Kova’nın arketipsel anlamda “sürgün”,  “toplum dışına atılmış birey” olması, toplumun geleneksel yapısını alt üst etme dürtüsünün yanı sıra, farklılığını korkmadan ortaya koyabilme yeteneği ile de alakalıdır. Kova’nın devrim ve başkaldırı gibi temaları, olumlu anlamda gelişimi kısıtlayan yapıları yıkmak, bilimsel, kültürel ve toplumsal anlamda gelişimi sağlamak için gereklidir.

Eğer Kova kendini tanımaz ve bireyliğini ifade etmeyip, bazı sosyal yapılar içinde sırf kabul görme ve ait olma dürtüsüyle boyun eğerse, hem kendisi için hem de sosyal anlamda gerekli olan değişime katkı sağlayamaz bir hale gelir. Kendisini, bireyliğini ifade etmediği ve hatta kendisini de ait hissetmediği sosyal yapılar içine hapseder. “Sözde” modern ve yenilikçi tavırlar içinde mesafeli ve hissiz bir şekilde varlığını sürdürebilir. Boyun eğdiği zaman sürekli bir isyan durumunda, sırf isyan etmek için isyan eden, uçuk kaçık, egzantrik hareketler sergileyen, ne yapacağı belli olmayan ve gereksiz başkaldırıları yüzünden ihanet eden biri olarak görülebilir. Sabit bir hava burcu olduğundan fikrini zor değiştiren, inatçı ve yalnız birisi haline gelebilir. Bir bilim adamı edasıyla yaşamı uzaktan seyreden, toplumdan uzak, mesafeli, kopuk, “ben hepinizden farklıyım” tavrı ile insani istekleri ve ihtiyaçları bile sıradan bulan ve hayata bu yüzden katılamayan birisi olabilir. Sadece düşünüp yaşamı uzaktan seyrederken hayatta uygulanması zor, uçuk kaçık teorileri olabilir. Her şeyin nasıl olması gerektiğini söyleyen ve “kendisinin insanlığın ihtiyaç duyduğu teorilerin vücut bulmuş hali” olduğuna inanan ukala bir tavır söz konusudur.

Kova’daki Güneş’in yöneticileri olan Satürn Yay’da ve Uranüs ise Koç’ta. Uranüs Koç’ta, bağımsızlık dürtümüzü ve sabırsızlığımızı arttıran bir konumda.Kendi özgürlüğümüzü isterken başkalarının özgürlüklerini ihlal etmediğimizden emin olmak ve gerçek hayata geçirmek için sabırsızlandığımız fikirlerin ve teorilerin uygulanabilir olup olmadığını sorgulamak durumundayız. Yay’daki Satürn ise bizi yaşamın kıyısında oturarak, ahkam keserek bir yerlere ulaşamayacağımızı, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak için yaşama katılmamız ve deneyim sahibi olmamız gerektiğine işaret ediyor. Daha hoşgörülü ve insancıl bir bakış açısı belki bize daha fazla özgürlük getirebilir. Kova’daki Güneş’in bu transitini, bu bilgiler ışığında haritanıza göre siz de değerlendirebilirsiniz.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Mars - Satürn Kare Açısı - 19 Ocak 2017

 

"Yüzleşmeye cesaret edemediğimiz korkular sınırlarımızı belirlerler."

                                                                    Robın Sharma

Oluşan bu açıda, korku ile cesaretin, kendi isteklerini öne sürmek ile kendine hakimiyetin, dürtü ile disiplinin bütünleştirilmesi gereğinden söz edebiliriz.

 

(-) Kendini öne sürmekte ve isteklerinin peşinden gitmekte zorlanmak. Kazanamama ve başaramama korkusu. Yapılandırmayı engelleyen hareketler. Otorite adına, otoriteye karşı savaşmak. Bastırılmış öfkenin patlaması. Girişimde bulunma, yüzleşme, rekabet etme dürtülerinin baskılanması. Kızgınlık ve yetersizlik duyguları. Cinsel deneyimin engellenmesi veya reddedilmesi. Zorba, baskıcı, sert ve zalim.

 

(+) Olası zorluklar ne olursa olsun mücadele edebilmek. Başarıya ulaşmak için cesareti ve iradeyi kontrol edip yönlendirebilmek. Dayanıklılık, tahammül, disiplin ve kontrol yeteneği. Girişimlerde tedbirli, sabırlı ve planlı olmak. Engelleri adım adım aşıp başarıya ulaşmak.

 

Astroloji Dergisi/Beyhan Akay

 

YENGEǒTE DOLUNAY

 

 

12 Ocak 2017’de Türkiye saatiyle 13:34’te öncü bir su burcu olan Yengeç’te bir Dolunay gerçekleşiyor. 29 Aralık 2016’da Oğlak burcunda gerçekleşen Yeniay’da başlattığımız projelerin ve attığımız tohumların sonuçlarına ayna tutan bir Dolunay ile karşı karşıyayız. Dolunay fazı, her anlamda karşıtlıkların uzlaştırılması, bize meydan okuyanlar ve ayna tutanlar kanalıyla farkındalık geliştirmemiz anlamına gelir; gerekirse tarafsız bir bakış açısıyla düzenlemeler yapmak önemlidir.  Kendi yönettiği bir burçta, Yengeç’te olan Ay burada duygusal anlamda kendi ihtiyaçlarımıza, duyarlılıklarımıza, iç dünyamıza, ailemize ve özel hayatımıza dikkat çekiyor. Yengeç- Oğlak aksındaki bu Dolunay, akıcılık-katılık, aile-kariyer, teslim olma-disipline etme, anne-baba, aile-devlet karşıtlığı gibi temaları gündeme getiriyor.

 

Bu Dolunay gökyüzünde bir “Öncü Büyük Kare” oluşturuyor. Yengeç-Oğlak aksındaki karşıtlığa, Koç’taki Uranüs’ün Ay ve Güneş’e yaptığı kare açı, Terazi’deki Jüpiter’in Ay ve Güneş’e yaptığı kare açı ve Jüpiter-Uranüs karşıt açısı eşlik ediyor. Yaklaşık beş gün önce gerçekleşen Oğlak’taki Güneş-Pluto kavuşumu, teslim olma korkusuyla yaptığımız güç savaşlarına, bazı kişisel dönüşüm ve yıkım süreçlerine işaret ederken, bu Öncü Büyük Kare gerilimi ve dolayısıyla hayatımızdaki dinamizmi daha da arttırıyor. Büyük Kare kapalı devre işlev gören bir enerjiyi gösterdiğinden, hayatımızdaki kısır döngülere, içsel duygusal gerilimlere, içsel çatışmalara, dışarıya karşı saldırganlık şeklinde de kendini gösterebilecek öz-yıkıcı davranışlara işaret edebilir. Özellikle duygusal anlamda yaşadığımız kaoslara, dalgalanan ruh hallerine ve aşırı duygusal tepkilere karşı dikkatli olmakta fayda var. Değişken, istikrarsız, ne yapacağı belli olmayan ve aşırı beklentili bir tavır içine girebiliriz. Duygusal anlamda kendimizi özgürleştirmek adına bazı düzenlemeler yapmak ve hayatımızda değiştiremeyeceğimiz alanları tespit edip bırakmak faydalı olabilir. Öncü Büyük Kare, başarıya ulaşmak için yüzleşmemiz gerekenler ve bize meydan okuyanlar ile mücadele etmek için gereken enerjiyi de beraberinde getiriyor. Mücadeleden yılmadan, odaklanma, kararlılık ve bir amaca yönelebilme özellikleri de bu gerilime eşlik ediyor.

 

Bu Dolunay’a Balık’taki Mars-Kayron kavuşumu uyumlu bir açıyla katılıyor; Yengeç’teki Ay’a üçgen, Oğlak’taki Güneş’e ise altmışlık bir açı söz konusu. Mücadelelerimizi verirken ve anlaşmazlıklarımızı çözerken duyarlı, empatik, kendi duygusal hassasiyetlerimizin yanı sıra karşımızdakini de anlayan ve kabullenen bir tarzda davranmak duygusal anlamda birçok yaraya derman olabilir.  Bu Öncü Büyük Kare’ye Yay’daki Satürn de, hem Oğlak’taki Güneş’in yöneticisi olarak, hem de Büyük Kare’deki Koç’taki Uranüs’e yaptığı üçgen bir açıyla katılıyor. Arketipsel anlamda “yaşlı bilge bir adam” olan Satürn, daha önceden sınanmış ve gerçekliği kanıtlanmış yolları kullanarak, Uranüs‘ün getirdiği istikrarsızlığa ve değişkenliğe bir düzen ve disiplin kazandırıyor. Gerilimi çözmek adına ciddi, planlı, disiplinli ve sağduyulu bir yol izlemek ve belki “bilirkişi”, “otorite” olması dolayısıyla saygı duyduğumuz ya da hayat bilgeliğine güvendiğimiz birinden tavsiye ya da yardım almak faydalı olabilir.

 

Bu Dolunay’da Yengeç’teki Ay İkizler takımyıldızındaki sabit yıldız Pollux ile kavuşum halinde. Ptolemy’nin Mars doğasına sahip olduğunu söylediği Pollux cesaret, hüner, atılganlık, zulüm, düşüncesizlik ve kötü niyet ile ilişkilendiriliyor. Özellikle Ay’la olan kavuşumlarda kadınlardan gelebilecek kötülük, hırsızlık, hastalık, yaralanma ve hapsolma konuları gündeme geliyor. (Robson, S.185-186) Işıklar (Güneş-Ay) ile olan kavuşumlarda şiddeti ve zalimliği getiren bu enerjinin yapıcı anlamda kullanılması da mümkün. (Ebertin-Hoffman, S.34)

 

Son olarak, bu Dolunay’da Yengeç’teki Ay’ın Sabian sembolü cümlesi, “Bir çalışma grubunun ya da bir edebiyat topluluğunun buluşması” şeklinde. İnsanlarla bir araya gelip fikir ve bilgi alışverişi yapmak faydalı olabilir. Daha geniş anlamda paylaşılan bilgiler, fikirler, yazılı basın, gazeteler, kütüphaneler, buluşmalar, eleştiriler, tartışmalar söz konusu. Hiçbir şey yapmadan sadece eleştirmek ve konuşmak yerine çatışmaları çözmek adına fikir birliğine varmanın yollarını arayabiliriz. Oğlak’taki Güneş’in Sabian sembolü cümlesi ise, “Bir asker savaştaki cesaretinden dolayı iki ödül alıyor”. Kahramanlığın ve cesaretin ödüllendirilmesiyle ilgili olan bu sembol, çabalarımız ve mücadelelerimiz sonucunda kazandığımız takdir, ödül ya da saygı her neyse bunları kabul edebilme ya da başkalarının başarılarını da takdir edebilme, teşekkür edebilme gücüne işaret ediyor. Ödüllerin, askerlerin suçluluk duygularını bastırmalarına yardımcı olmak, azaltmak için verildiğini de unutmamamız gerekir. Burada duygusal anlamda yaralarımızı geçici olarak iyileştiren, sadece “küçük bir yara bandı” etkisine sahip çözümlere ya da göstermelik ödüllere karşı dikkatli olmak gerekiyor. Yengeç’teki bu Dolunay iç dünyamızın derinliklerindeki “gerçek” ihtiyaçlarımızı, bizleri duygusal anlamda gerçekten neyin besleyeceğini ve büyüteceğini anlamak adına bizi kişisel bir keşfe davet ediyor. Bu Dolunay’ı haritanızda düştüğü evin temalarına göre bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz…

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

Kaynaklar:

*Astroloji Dersleri, Barış İlhan

*Fixed Stars and Their Interpretation, Ebertin-Hoffmann

*The Fixed Stars&Constellations in Astrology, Vivian Robson

*https://sabiansymbols.com

 

Konumuz Ayşe Arman'ın Aslı Erdoğan'la  yaptığı,  Aslı Erdoğan'ın Cezaevindeki 136 Günü başlıklı söyleşisi. Bu söyleşiyi içinde astroloji geçtiği için paylaşıyorum. Linki yazının sonunda.*


Aslı Erdoğan kendi ifadesine göre sabah 4:30 civarlarında doğmuş olmalı. Doğum haritasıyla ilgili şunları söylemiş:

"Yıldızlarım mükemmel bir şekilde dağılmış ama bir yıldız haritasında olabilecek en korkunç çelişki de vardı haritamda. Plüton, yani ölüm yıldızı, ölümün evindeydi. Susan Miller’a yazdım, “Ölüm, ölümün evinde. Bunu nasıl yorumlarsınız?” Kadın sağ olsun cevap yazdı. “Bütün sevdiklerinizi kaybedeceğiniz anlamına geliyor, cezaevi, intihar, travma üstüne travma” diye yorumladı. Hatta, “God bless you” (Tanrı sizi korusun) diye bitirmiş mektubu. O kadar acıklı yani.... O da yetmezmiş gibi, yıldız haritamda Plütonum, Güneş’le, yani yaşam gezegenimle, 180 derece ters açı yapıyor. Bunu da sordum. Bu, bir yıldız haritasında olabilecek en sert açılardan biriymiş. Hayatla ölüm, 180 derece birbiriyle zıt."

Bu sözler üzerine birkaç şey yazmak isterim. Buradaki bütün yorumlar Pluto üzerine dayandırılmış. Yani biz klasik bir astrolog olsak ve haritadan Pluto'yu kaldırsak, bunların hiçbiri geçerli olmuyor. Bir doğum haritasında hüküm verirken mutlaka bunun Satürn-ötesi gezegenler olmadan da delilleri olması gerekir. Sadece Satürn-ötesi gezegenlere dayanak hüküm veremeyiz.

 

Peki o zaman bu haritada yazarın hapishane ile bağlantısını nasıl görebiliriz. Haritayı doğum saatinden tam emin olmadığım için tüm burç ev sistemine göre çıkarttım. Buna göre Yükselen Kova burcu olabilir. Yöneticisi Satürn aynı zamanda hapishaneleri temsil eden 12. evi de yönetiyor. Buradan yazarın kendisi ile hapishane, ya da sıkıntı-sorun arasındaki bağını görebiliyoruz. Satürn düşük durumda. Satürn'ü Mars yönetiyor. Mars devleti simgeleyen 10. evin yöneticisi, ayrıca medyayı temsil eden 3. evi yönetiyor. Akrep burcunda güçlü, ancak Güney Düğümüyle kavuşum yaparak zarar veriyor. Ve bu Mars Yükselen'e (Aslı Erdoğan'a) kare, Satürn'e (yine Erdoğan) 150lik açı yapıyor.

 

Bu kısa açıklama ile yazarın haritasında kendisi, hapishaneler, devlet ve medya bağı açıkça görünüyor. Haritanın yorumunu burada bırakıyorum. Ünlü kişilerin haritalarının herkese açık şekilde yorumlanmasını etik bulmuyorum. Mahremiyetlerine tecavüz olduğunu düşünüyorum. Buradaki amacımız sadece kendisinin hapishane ile bağlantısına bakmaktı, dolayısıyla bu kadarı yeterli.

 

Öte yandan eğer yukarıda söylenenler doğruysa, Susan Miller'in bir kişiye Güneş-Pluto karşıt açısı ile söylediklerini de beğenmediğimi ve etik bulmadığımı ifade etmek isterim. Ne demek "bütün sevdiklerinizi kaybedeceksiniz, cezaevi, intihar, travma üzerine travma...". Sadece bu sözler bile yeterince travma yaratıyor. Ayrıca o kadar genel ifadeler ki her yöne çekebilirsin. Her sorununun suçunu Güneş-Pluto karşıtlığına yükleyebilirsin. Bir astroloğun bundan daha iyi bilmesi ve bundan daha iyisini yapabilmesi, danışana yol gösterebilmesi gerekir.

 

Siz siz olun, böyle hatalar yapmayın. -Barış İlhan

 

*http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/asli-erdoganin-cezaevindeki-136-gunu-40329758

 

2017 Başlarken

 

Bu hafta öğrencilerim derse geldiğinde hepimiz çökmüş durumdaydık. “Hocam her hafta yeni bir katliam oluyor, nedir bu ?” dediler. Evet her hafta yeni bir saldırı oluyor ve derste onları astrolojik açıdan inceliyoruz. Ama bu analizleri ben yayınlamıyorum. Bu saldırıların kanıksanmasını, ölen ya da yaralananların nesneleşmesini istemiyorum. Reina’da yaşananlar hepimizi şok etti, üzdü,  yaraladı. Başımız sağolsun. Bazı uzmanlar artık bu saldırılara terör demiyorlar, yumuşak savaş diye adlandırılıyormuş.

 

19 Aralık’ta “Merkür Pluto'nun yanından gerilemeye başladı. Beşiktaş'taki patlamalarda Merkür-Pluto orta noktası Türkiye'nin Pluto'suna karşıt yapıyordu. O günden sonra ortalık hiç durulmadı. Pluto'yla kavuşup, Rus Elçiye suikast ile geri döndü. Yani Merkür'ün bu geri hareketinin ruhu Pluto sembolizmiyle dolu maalesef. Bu arada Jüpiter-Uranüs ikilisinin Koç-Terazi aksındaki ani, patlayıcı, savaşçı karşıtlığını da unutmayalım ve dikkatli olalım” diye yazmıştım. Yılbaşı gecesi Reina saldırısında bu defa Güneş Pluto’ya yaklaşıyordu ve ikisinin orta noktası yine Türkiye’nin Pluto’suna karşıt yapıyordu. Saldırının saat 1:20: 54’te başladığını güvenlik kameralarından biliyoruz. Buna göre o anda gökyüzünün tepe noktasında Türkiye’nin Pluto’su en yüksek durumunda bulunuyor ve olaya damgasını vuruyordu.... devamı

 

VENÜS BALIK’TA

 

Çekim gücümüzü, zevklerimizi, sevgi alışverişimizi ve iştahımızı temsil eden Venüs, yüceldiği Balık burcunda yolculuğuna başlıyor. Bu konumda Venüs olumlu ifadelerinde kabullenicilik, anlayış, merhamet ve yaradılışın tümünü sevme tarzında ifadesini bulur. Ayrıca duygusallık, hassaslık, şefkat, fedakarlık, muhtaç durumdakilere yardım etme, ilhamını sanatsal yaratıcılığa dökebilme, vizyon sahibi olma, yaratıcı hayalgücü, sezgisellik, tüm yaradılışla birlik olma Venüs’ün Balık’taki olumlu ifadeleridir.

 

Tanrısal bir sevgi arayışı, sevgi alışverişini aşırı idealize etme ve ilişkiler konusundaki gerçekdışı hayaller ve fanteziler,  gerçek anlamda kimseyse ilişki kuramayan ve gerçek ilişkilerin gereklerini yerine getiremeyen bir tarza dönüşebilir. Özlemlerine ve hayallerine göre olmayan ve sorumluluk isteyen ilişkilere tahammül edemeyebilir ya da buralarda bir şeyler hayal ettiği gibi olmadığında hayal kırıklıkları yaşayabilir. Gerçekte var olmayan platonik aşklar da söz konusudur. Venüs Balık’ta bir yandan sevgiyi idealize ederken, hiç bir şey yapmadan kendisini kurtaracak bir sevgiyi bekleyebilir ya da kendisi kurtarıcı rolüne bürünür, aşırı özveride bulunup sonunda kurban olur.  Kendini kandırma, yani karşısındakini fantezisine göre, işine geldiği gibi değerlendirme ve onunla ilgili gerçekleri görememe ya da karşısındakini aldatma Venüs Balık’ın olumsuz ifadelerindendir. Gerçeklerin getirdiği şey burada hayal kırıklıkları olur.  Her şeyle ve herkesle “bir” olma arzusu, sınırsızlığa yol açabilir; diğer deyişle kendi sınırını ve başkalarının sınırını bilemeyen, başkalarının alanına aşırı müdahale eden bir tarzda görülebilir. Kendi değer duygumuzu da simgeleyen Venüs, burada özdeğerini ne kadar özverili ve kurtarıcı olduğuna endeksleyebilir. Finansal konularda pratik değildir.

 

Balık’taki Venüs’ün yöneticisi Jüpiter Terazi’de. Burada yöneticilikler kanalıyla “karşılıklı bir ağırlama (kabul)” söz konusu çünkü Balık’taki Venüs’ün yönetici gezegeni ise Jüpiter. Diğer bir deyişle iki gezegen ikametgahlarını değiş tokuş ederek birbirlerini “misafir” edip kaynaklarını birbirlerinin hizmetine sunuyorlar. Özellikle öteki insanlarla olan etkileşimlerimizde ve ilişkilerimizde daha kabullenici, merhametli olmak, alıp-verme dengesinde ölçüyü tutturmak, başkalarını “gerçekçi” bir perspektiften görüp görmediğimizi sorgulamak ve sağlıklı kişisel sınırlar çizmek önemli.  Hayatı ve insanları oldukları gibi kabullenmek ve aklımızın karıştığı yerlerde “hayallerimize” göre, işimize geldiği gibi değil de, sorduğumuz sorulara ve gerçek verilere göre değerlendirme yapmak ve hayatın akıntılarını tüm gerçekliğiyle ve saflığıyla hissetmek için iyi bir zaman… Bu Venüs transitini haritanızda düştüğü evin temalarına göre siz de değerlendirebilirsiniz.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

 

2017'nin Önemli Gökyüzü Hareketleri

2017 Yılı Gezegenlerin Burç Değiştirme ve Durağanlaşma Tarihleri, Tutulmalar, Jüpiter ve ötesi gezegenler arası açılar tıklayın....

 

Ocak Ayının Önemli Astrolojik Enerjileri

© Misty Kuceris 

-Bu ay Merkür’ün Oğlak’taki geri hareketiyle başlıyor.

-Merkür geri hareket ederken 4 Ocak 2017’de tekrar Yay Burcuna giriyor. Merkür Oğlak’ta gerilemeye 19 Aralık 2016’da başladı. 8 Ocak 2017’de Yay’da ileri harekete geçmek üzere durağan duruma geçecek ve durağandan ileri hareketine başlayacak.

-12 Ocak 2017’de Güneş Oğlak’ta ve Ay Yengeç’teyken bir Dolunay gerçekleşecek.

-27 Ocak 2017’de Güneş ve Ay Kova’dayken bir Yeniay gerçekleşecek.

 

OĞLAK’TA YENİAY 

29 Aralık 2016’da Türkiye saatiyle sabah 09:54’te 7 derece Oğlak’ta bu yılın son Yeniay’ı gerçekleşiyor. Bu Yeniay öncü bir toprak burcu olan Oğlak’ta ve aklımızdakileri veya yapmamız gerekenleri disiplinli, planlı ve gerçekçi bir şekilde uygulamaya yani hayatımıza sokmak adına yeni başlangıçlar yapmamız gerektiğine işaret ediyor. Planlar, hayatımızda bazı ciddi düzenlemeler yapma, sorumluklarımızın farkına varma, çevremize sağduyulu ve gerçekçi bir pencereden bakma zamanı. Oğlak’ın diğer konularından biri de kendi sınırlarımızın ve “gerçek anlamda” yapabileceklerimizin farkına varmak. Gerçekten şu an hayatımızda neyin “önemli” ve “gerekli” olduğuna odaklanarak adımlarımızı atmamız faydalı olabilir. Sorumluluklarımızın ve görevlerimizin sınırlarını belirlemek, bunlarla ilgili gerekli düzenlemeleri yapmak bizi “zararda” yani kendisini rahatsız hissettiği bir pozisyondaki bu Yeniay’ın getirebileceği melankoliden ve karamsarlıktan kurtarabilir. 

 

Bu Yeniay yine Oğlak’ta hala geri gitmekte olan Merkür ile bir kavuşum yapıyor. Uzun süredir aklımızda olan, yarım kalmış ya da yeni başlayacağımız projeler varsa önceden değerlendirme ve planlamalarımızı dikkatle yapmak faydalı olabilir. Özellikle aksiyonlarımızı planlamak ve düşünmek için iyi bir zaman. Ya da hayatımızda ters giden işlerle ilgili gerekli düzenlemeleri de yapabiliriz. 

 

Burada Oğlak’taki Yeniay ve geri hareketteki Merkür kavuşumuna Balık’taki Mars, Güney Ay Düğümü ve Neptün kavuşumu altmışlık bir açı yapıyor. Hayatımızdaki gerçekleri oldukları gibi algıladığımızdan emin olmak durumundayız.  İşimize geldiği gibi düşünmek, özlemlerimize ve fantezilerimize göre hareket etmek yolumuzu kaybetmememize neden olabilir. Ya da Oğlak’ta geri hareketteki bu Merkür ve Yeniay kavuşumu, bize hayatımızda ya da kendimizde bir süredir göremediğimiz, bilinçdışında kalmış bazı konularda yeni farkındalıklar ve yeni bakış açıları kazandırabilir. Burada önemli olan burnumuzun ucuna odaklanmak ve çok önemli kararlar almadan ve adım atmadan önce düşünmek.  İlerlemeniz gereken yol netlik kazanana veya tüm taşlar yerine oturana kadar duygusal bir bakış açısından ziyade, gerçekçi bir gözle olayları değerlendirmek faydalı olacaktır. Balık’taki bu kavuşumun sağlayacağı bu “içsel rehberliği” ve vizyonu kullanabilmek için biraz sadeleşmeye ve içe yönelmeye ihtiyacımız olabilir.

 

Oğlak’taki Yeniay’ın yöneticisi Satürn hala Yay burcunda ilerliyor. Bu da inançlarımızın, ahlaki değerlerimizin ve prensiplerimizin gerçek hayat deneyimleriyle sınanması anlamına geliyor. İdeallerimizi somutlaştırmak adına bizi zorluyor. Çevremizdekilere karşı daha hoşgörülü davranmak da faydalı olabilir.

 

Yeniay’ın Sabian sembolü cümlesi ise “Evdeki kuşlar neşeyle şakıyorlar”. Bu derece neşe ve mutlulukla ilişkilendiriliyor. Yaptığımız işlerde ve kurduğumuz ilişkilerde iyimser ve pozitif bir yaklaşım bize çok şey kazandırabilir. Buradaki risk hayatın getirdiklerinden memnun olmama ve durmadan şikayet etme, gündelik yaşamdaki güzellikleri görememe, yalnızlık duygusu ve terkedilmiş hissetme. Oğlak’taki bu sembol “sadelikte” ve şu an elimizde olan şeylerde de güzelliği ve mutluluğu bulabileceğimize işaret ediyor. Bu Yeniay’ı haritanızda düştüğü evin temalarına göre siz de değerlendirebilirsiniz. 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Yaşamın Ritmi Işığında 2017

Barış İlhan, 27.12.2016

 

 

2012-2016 yıllarında toplumsal ve kolektif gezegenlerin, yani Jüpiter, Saturn, Uranüs, Neptün ve Pluto’nun, gökyüzünde çok aktif olduklarını gördük ve bunları yoğun bir biçimde yaşantıladık, 2017 yılında ise sahneyi Jüpiter döngüleri işgal edecek. Jüpiter-Satürn döngüsü 2016 yılının ortalarından itibaren 2020’ye kadar biraz geri çekildi. Yerini Jüpiter-Uranüs ve Jüpiter-Pluto döngüsüne bıraktı. Bu üçü 26 Aralık 2016’dan, Ekim 2017’ye kadar gökyüzünde Pluto’nun Oğlak burcunda fokal gezegen gezegen olduğu bir T-kare oluşturacaklar. Bu oluşuma en yoğun olarak 26 Aralık, 3 Mart, 30 Mart, 4 Ağustos ve 28 Eylül tarihleri civarında şahit olacağız. Mars bunları Şubat ve Mart’ta, Haziran sonunda, Temmuz’da, Kasım ortasında, ve Aralık başında tetikleyecek. Bu T-karenin Koç-Terazi (ben-öteki, savaş-barış) aksında olması, odak noktasında Oğlak (iktidarlar) bulunması bize “iktidar olma konusundaki savaşlar”la ilgili bir fikir veriyor. Bu noktada biraz Jüpiter-Uranüs ve Pluto döngülerini tanıyalım.... devamı

 

JÜPİTER-URANÜS KARŞIT AÇISI - 26 Aralık 2016

 

Jüpiter Terazi Burcunda, Uranüs Koç burcunda birbirlerine karşıt açı yapıyorken içinde bulundukları burçları da hesaba katarak aşağıdaki soruları kendimize sormamızda fayda var:

 

-Kendi hayat görüşümüzü kaybetmeden diğer insanların farklı inanç ve prensiplere sahip olabileceğini nasıl kabul eder ve hoşgörü geliştirebiliriz?

-Kendi bireyliligimizi feda etmeden karşı tarafında hak ve özgürlüklerini gözeterek nasıl paylaşımda bulunabiliriz?

 

Jüpiter-Uranüs Karşıt Açısı Anahtar Cümleler:

 

(-) Düzensiz büyüme. Tuhaf inançlar. Dini ve ahlaki değerleri hiçe saymak, dolayısıyla topluma yabancılaşmak. Tüm inanç sistemlerini reddetmekten ötürü inanç duygusunun gelişmemesi ya da ait olma duygusuyla boyun eğip geleneksel bir inancı kabul etmek. Sık değişen değerler yüzünden hayatta anlam geliştirememek.  Abartılı bir şekilde yerli yersiz her şeye başkaldırmak. Hiçbir şekilde işbirliğine yanaşmadığı için fırsatları kaçırmak. Yüksek öğrenimin kesintiye uğraması. Rehavete kapılarak buluş ve teorilerini hayatta geçirememek veya gerçek hayatta deneyimlenemeyecek uçuk kaçık teoriler üretmek.  Kendi aklını aşırı önemsemek ve bununla kibirlenmek. Kendi inanç veya felsefesini yüceltip başkalarınınkini küçük görmek. Anarşist

 

(+)  Kendi bireyliliğini fark etme ve ifade etme kanalıyla büyümek. Her inanca eşit mesafeden bakmak ve onlara karşı hoşgörü geliştirmek. İnanç özgürlüğüne inanmak.  Geçerliliğini yitirmiş ve insanı kısıtlayan geleneklerden özgürleşmek. Evrensel değerler. İnsanlığı ileriye götürecek bir anlam arayışı. Liberal bir dünya görüşü.  Hümanizm felsefesi. Uzak ülkelere ani seyahatler. Yükseköğrenimde fırsatlar. Eşitlikçi ve insancıl yargılama yeteneği. Devrimci iç görüler.

 

 Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş  

 

GÜNEŞ OĞLAK'ta

Oğlak burcu kış gündönümünde başlar. O gün geceler en uzun, gündüzler en kısadır. Yani karanlık çok güçlüdür, umutlar tükenmiştir, sanki aydınlık hiç gelmeyecek gibidir. Oysa hemen ertesi gün gündüzler uzamaya, güneşin ışığı gökyüzünde daha uzun görünmeye başlar. Dolayısıyla Oğlak hem karanlığın hem ışığın, hem ölümün hem doğumun burcudur. Kış gündönümü binlerce yıldır, mitik Güneş tanrısının, eskiden Mitra’nın, şimdi İsa’nın, her yıl yeniden doğma günü olarak kutlanmaktadır. Bu gelenek günümüzde Noel olarak sürdürülmektedir. Konuyla ilgili resimlerde eski yıl yaşlı bir adam olarak giderken, yeni yıl bir bebek gibi emekleyerek gelirken görülmektedir. devamı

 

21 Aralık – Erbain Başlangıcı

22 Aralık - 31 Ocak günleri arasına rastlayan kırk günlük kış dönemi. Bu döneme halk arasında "Zemheri" de denir.

 

Erbain kışın en şiddetli geçen kırk günüdür. Halk arasında senenin günleri Hızır (yaz) ve Kasım (kış) diye ikiye ayrılır. Kasım günleri Miladi 8 Kasım’da girer, 6 Mayıs’a kadar 179 gün, Şubat’ın 29 çektiği artık senelerde 180 gün sürer. 6 Mayıs’ta Hızır günleri başlar. Kasım’ın en şiddetli günleri de gündönümü denilen 22 Aralık’ta başlayan erbaindir. Kışın en karlı, tipili ve soğuk zamanıdır. Halk arasında “zemherir, karakış” da denilen bu günler 31 Ocak’a kadar 40 gün sürer ise de, bazı seneler hafif, bazı seneler şiddetli ve uzun olduğundan kesin süre tayin edilmez.

 

Erbainden sonra 21 Mart’a kadar devam eden “Hamsin” girer ve 50 gün sürer. Fakat şiddeti erbain kadar değildir. Eskiden erbainin çıkması ile halk arasında kurbanlar kesilir ve bu günler hasta olmadan, sıhhatli atlatıldığı için Allah’a şükredilir; eşe-dosta ziyafetler verilirdi. Erbain, şiddetli soğukların, çat (veya çatır) ayazların yaşandığı, özellikle yaşlılar için çok tehlikeli günlerdir. Bu yüzden Erbain’in ilk gününe, bir zamanlar “İmam Kırkı” denirmiş.
Erbain tabiri tasavvuf ve hadis ilminde de kullanılır. Tasavvuf yolunda bulunanların, nefslerinin kırılması için, 40 gün bir hücreye (odaya) çekilerek ibadet etmelerine “Erbain” denir. Bu erbain günleri takvimlerdeki erbain (kışın en şiddetli zamanı) günlerinde yapılırdı.

 

 

MARS BALIK’TA

 

“Sana söylediğimi bir kez daha yaz:

Işığın savaşçısının kendine ait zamana ihtiyacı vardır. Bu zamanı dinlenmek, derin düşünmek ve Dünyanın Ruhu ile bağlantı kurmak için kullanır. Bir savaşın ortasındayken bile düşünecek zamanı bulur.

Zaman zaman oturur savaşçı, gevşer, çevresinde olup bitenin olmasına izin verir. Dünyaya bakar, ona bir şeyler katmaya ya da ondan bir şeyler almaya kalkışmaz, hiç karşı koymadan kendini hayatın akışına bırakır.

Daha önce karmaşık görünmüş olan her şey yavaş yavaş basitleşmeye başlar. Ve savaşçı mutlu olur.”

Paulo Coelho, Işığın Savaşçının El Kitabı

 

Hayatla nasıl mücadele ettiğimizi, savaş tarzımızı, nasıl hareket ettiğimizi ve kendimizi nasıl ortaya koyduğumuzu gösteren Mars Balık’taki yolculuğuna başladı. Değişken bir Su burcu olan Balık’taki Mars, duygulardan ve bilinçdışından gelen dürtülerden kolaylıkla etkilenebilir bir konumdadır. Bu anlamda kendini net, güvenli, kararlı ve kontrollü bir şekilde ortaya koyma konusunda problem vardır. Mars Balık’ta nereden geldiği belli olmayan duyguların kontrolünde olduğundan, kendini doğru bir şekilde motive etmekte zorlanabilir. İstekler, mücadele edilmesi gereken şeyler burada fanteziler ve özlemler ile şekillendiğinden, bu yönde yapılan hamleler ve atılan adımlar verimsiz, boş ya da kişinin hayatında kaosa ve belirsizliğe neden olacak şekilde gelişebilir. Diğer yandan hayatın zorunluluklarından kaçarak, kendini uyuşturarak hiçbir şeyin peşinden gitmeme söz konusu da olabilir. Bağımlılık temaları da buna eklenir. Bağımlılık dediğimizde geniş kapsamlı olarak bir insana, bir duruma, bir hayale, bir maddeye, bir oyuna veya TV’ye bağımlılık olarak düşünebiliriz. Belirsiz ve kafa karıştırıcı hareketler etraftakileri aldatmaya yönelik olabildiği gibi, Mars burada kendini kandıran bir konumda da olabilir. Kurtarılmayı bekleme ya da başkalarını kurtarmak isterken kurban durumuna düşme, bir ideale veya bir insana kör bir şekilde kendini adama ve bunun sonucunda yaşanılan hayal kırıklıkları söz konusudur. Öfke bilinçsizce ortaya çıkar ve Mars çaresizliği burada silah olarak kullanabilir.

 

Balık’taki Mars’ın olumlu ifadelerini gösterebilmesi için, bilinçdışı temaların, beş duyunun ötesindeki, yaşamın altındaki akıntının sesini duyabilmesi gereklidir. İç sesini ve sezgilerini dinleyebilmesi için “tek başına” vakit geçirmesi ve kendini dinlemesi faydalı olabilir. Hayatın önüne getirdikleriyle ve insanlarla  savaşmaktan ziyade onlara karşı kabullenicilik ve merhamet geliştirmesi ve  hayatın içinden su gibi akarak yoluna devam etmesi gereklidir. Burada hayattaki olaylara ve insanlara “teslim olarak” kazanılan bir zafer söz konusudur. Bazen bir sisin içinde ilerler gibi sadece burnunun ucuna bakarak, idealleri ve özlemlerine göre değil, hayatın o an sunduklarına odaklanarak ilerlemesi önemlidir. Balık’taki Mars’ın yöneticisi Terazi’deki Jüpiter başkalarıyla ilişkilerimizdeki sınırlarımızı ve kabulleniciliğimizi kontrol etmemiz gerektiğine işaret edebilir. Balık’ın sınır problemi daha doğrusu sınırsızlığı Terazi’deki Jüpiter’in öteki insanı görmeden ve ona sormadan veren özelliğiyle birleşince bazı problemlere neden olabilir. Mars’ın diğer yöneticisi Neptün’ün de Balık’ta olduğunu düşünürsek, ne kadar müsamaha gösterdiğimizi, ne kadar özverili olduğumuzu, ne kadar verdiğimizi ve karşımızdakini ne kadar doğru değerlendirdiğimizi düşünmek ve bu konularda ölçüyü tutturmayı ve adil olmayı öğrenmek durumunda kalabiliriz.

 

Arketipsel olarak bir savaşçı olan Mars Balık’ta bize daha ruhani bir savaşçılığı çağrıştırır. Lao Tzu’nun dizelerinde söylenildiği gibi;

 

Yol’daysan her gün bir şeyler kaybedersin.

Kaybede kaybede sonunda eylemsizliğe ulaşırsın;

Hiçbir şey yapmazsan, yapılmadık hiçbir şey kalmaz.

Dünyayı fethetmenin yolu,

Hiçbir şey yapmamaktır.

Çünkü ne yapsan,

Çaban dünyayı fethetmeye yetmez.

 

Lao Tzu’nun burada bahsettiği şey teslimiyettir. Yaşamın akıntısıyla birlikte gitmektir. Bilinçli aklımızın isteklerini bir yana bırakıp ruhumuzun sesini dinlemektir. Bağımlılıklarımıza, özlemlerimize, fantezilerimize, rasyonel aklımıza veya egomuza göre hareket etmek değil, “an’ı” yaşayarak, o anın gereklerine ve bize söylemek istediklerine odaklanmaktır. Mars’ın Balık’taki bu transitini haritanızda düştüğü evin temalarına göre siz de değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

 

MERKÜR OĞLAK’TA

 

“İdealist birisi, kısa vadeli planların işe yaramayacağına inanır; 

kötümser birisi, uzun vadeli planların da işe yaramayacağına inanır; 

ama gerçekçi birisi kısa vadede yapılan ya da yapılmayan her şeyin 

uzun vadede etkili olacağını bilir.” - Sydney J. Harris

 

Düşünme, algılama ve iletişim kurma fonksiyonumuz Merkür’ün Oğlak’taki yolculuğu başlıyor. Öncü nitelikteki bir toprak burcu olan Oğlak’taki Merkür gerçekçi, pragmatik, metodik, sistematik, disiplinli ve temkinlidir. Olayları sorumluluk ve görev bilinciyle değerlendirir. Hedeflerine odaklanabilen ve onlara disiplinle ve azimle çalışarak adım adım ilerleyebilen Oğlak, Merkür’e burada zihinsel anlamda odaklanma ve odaklandığı konuları ciddi ve derinlemesine öğrenebilen bir yetenek kazandırır. Bu konum zihinsel anlamda ciddiyet, sabır ve disiplin gerektiren bilim ya da iş dünyası gibi alanlarda başarı getirebilir. Oğlak başarma tutkusu olan ve başarıları dolayısıyla “kendine saygı” geliştirmesi gereken burçtur; Merkür burada başarı merdivenlerini nasıl tırmanacağını düşünen bir konumdadır; onu bu başarıya ve saygınlığa götüren yolları düşünür; bunlarla ilgili uzun vadeli planlar yapabilir ve kafasına koyduğu alanlarda nasıl yetkinliğe, uzmanlığa ve başarıya ulaşacağını hesaplar. Zihin hem kendisini hem de etrafındaki konuları disipline etme ve kontrol etme kapasitesine, dolayısıyla bir “idareci” ifadesine sahiptir.

 

Gölge yönüyle bu başarı ve saygınlık kazanma tutkusu, dış dünyada statü ve maddi çıkarlar peşinde koşan bir hale dönüşebilir. Başkalarının sırtına basmak suretiyle başarı merdivenlerini çıkmasını sağlayacak planlar yapan, aşırı pragmatik ve çıkarcı bir ifadeye dönüşebilir. Oğlak toplumsal bir burç olması dolayısıyla, toplumun kurallarını, toplumsal görevleri, toplumsal hiyerarşiyi ve geleneksel sistemleri koruyan bir burçtur; gölge yönüyle bu toplumsal sistemlere bağlılık dar görüşlülük ve sadece statüyü önemseyen bir hal alabilir. Merkür’ün Oğlak’taki konumunun diğer gölgeleri ise, depresiflik, karamsarlık, katılık, aşırı gerçekçilik, aşırı kontrolcülük ve hayata karşı güvensiz ve korku dolu düşüncelerdir.  Aşırı gerçekçilik, bu konumda melankolik, depresif ve hayata karşı kötümser bir zihinsel yapıya sebep olabilir.

 

Merkür’ün yöneticisi Yay’daki Satürn, hayata karşı biraz daha güvenle, iyimserlikle ve hoş görüyle yaklaşma konularını gündeme getiriyor; toplumsal statü kaygısıyla, sınıf bilinciyle ve ön yargıyla değerlendirdiğimiz konuları tekrar düşünmemizi sağlıyor. Merkür Oğlak’ta hayatın gerçekleriyle doğru bir şekilde başa çıkabilmek için “gerçekçiliğe” ihtiyacı olduğunu biliyor. Ünlü Amerikalı gazeteci Sydney J. Harris bu yaklaşımla ilgili şunu söylüyor: “İdealist birisi kısa vadeli planların işe yaramayacağına inanır; kötümser birisi, uzun vadeli planların da işe yaramayacağına inanır; ama gerçekçi birisi kısa vadede yapılan ya da yapılmayan her şeyin uzun vadede etkili olacağını bilir.” Gazeteci Harris kötümserliğe ve korkuya dönüşebilen bir gerçekçilikten ziyade, hayatın gerçekleri konusunda uzmanlaşmış, sadece yapılması gerekenlere odaklı, temkinli bir düşünme tarzından bahsediyor. Uygulamacı bir toprak burcu olan Oğlak’taki Merkür’ün olumlu ifadesinde, hayatımızda yapılması gerekenleri dikkatle planlama ve her şeyi olduğu gibi algılama söz konusu. Haritanızdaki Merkür Oğlak transitini bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Aileyi, evi, ebeveyni, kökleri, ataları ve vatanı temsil eden 
4. Ev aynı zamanda, hem mezarı hem de hazineyi gösterir. Bu seminerde sembolik anlamıyla mezardan nasıl çıkıp onu bir hazineye dönüştüreceğimizi konuşacağız.


Detaylar ve kayıt için resme tıklayın lütfen.

   

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun yeniay ya da dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

 

 

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin doğum günü. Adet olduğu üzere, yıllık Güneş haritasını çıkartıyoruz ve ne görüyoruz. Türkiye’nin 6. evi yükseliyor. Yani ordu ve güvenlik güçleri iş başında. (Ayrıca sağlık ve hizmet sektörü, evcil hayvanlar ve işçi meseleleri de bu kapsamda sayılabilir.)

 

Güneş meclisi, sivil toplum örgütlerini ve devletin hazinesini temsil eden 11. evde bulunuyor. Demek ki önümüzdeki aylarda meclis oldukça hareketlenecek. 11. evin yöneticisinin (Mars) 2. evde (halkın kaynakları) oluşu bize devletin bütçesi için halkın cebine el atılacağını gösteriyor. Nitekim 2. evin yöneticisi Yükselen’le kavuşarak halkın kendi parası ve kaynaklarıyla bağlantılı olarak sıkıntı içinde olduğuna işaret ediyor. Eh, bir de 2. evin yanıbaşındaki Pluto’yu görünce sıkıntının boyutunu hafife alamayacağımızı anlıyoruz.

 

Yükselen’in iki yanında Venüs ve Satürn duruyor. Venüs biraz sonra (30 Ekim) Satürn’le kavuşacak. Satürn haritada 2. ev dışında 3. evi de yönetiyor. Yani medya ve komşular da işin içinde. 3. evde Neptün, hala medya kanalı ile uyutulacağımızı, komşularla ilişkinin, ya da komşu topraklardaki girişimlerin çok kaotik ve hayalkırıklıklarına açık olduğunu gösteriyor.

 

Venüs haritada 10. ve 6. evleri yönetiyor, ve iktidarı ya da başkanı, bunun yanısıra orduyu simgeliyor. Yani ülkenin başına geçenlerin başkumandan olmaları boşuna değil. 10. ev yöneticisinin Yükselen’in yanında oluşu, gündemi düşündüğümüzde, başkanlık konusunun, referandumun önemine işaret ediyor. Yükselen’in yöneticisi Jüpiter’in Ay’la birlikte oluşu ve Venüs’e altmışlık açı yapışı halkın iktidarı destekleyeceğinin işareti. Jüpiter’le Venüs arasında hem karşılıklı ağırlama, hem de altmışlık açı var. Halk ve başkan birbirlerini ağırlıyorlar. Hem de birbirlerinin evlerinde...

 

Ancak Jüpiter Kasım ayında 11.ev ve 12.evi yöneten Pluto ile kare yapacak. Bu evler meclisi ve hapishaneyi temsil ediyorlar. Gerçi bu bir sürpriz değil, çünkü Kasım ayında meclisin 3. partisi olan HDP’nin milletvekillerine karşı operasyonlara girişileceği her yerde yazılıp çiziliyor. Bu milletvekilleri tutuklanıp hapse atılabilirler. Ondan sonra ne olur, orası bilinmiyor. Jüpiter Aralık’ın ikinci yarısında transit Uranüs’ün karşısına geçecek. İşte bu durum ilginç. Harita’da Uranüs muhalefeti temsil eden 4. evde bulunuyor. Ayrıca yıllık haritada Mars ile kare yapışı da dikkat çekici. Jüpiter’in Uranüs’ün karşısına geçişi burada adeta bir T-kare oluşturacak. Adeta diyorum, çünkü Mars o zamana kadar ilerlemiş olacak, ama yıllık haritadaki konumu hassas bir nokta olarak duracak. Uranüs-Mars karesi oldukça patlayıcı. Bu patlama her an olabilir. Ancak Aralık’ın ikinci yarısı da Jüpiter’le tetiklenecek olan önemli bir döneme işaret ediyor.. Bunlar hem iktidara karşıt olanların isyanına, iç çatışmalara, patlamalara, iktidarla bağlantılı beklenmedik gelişmelere, hem de (konut sektörüyle bağlantılı olabilecek) bir finansal krize işaret edebilirler.

 

Şöyle kısa bir bakışla saptananlara göre savaş, finansal kriz, meclis, konut sektörü, muhalefet, başkanlık gibi konularla dolu bir yıla hazırlanıyoruz. Her zaman sorulduğu üzere cevaplayayım. Aydınlık günlere daha çok var. Hem savaştayız, hem parasısız, hem de ülkemiz bölündü. Bunu toparlamak için çok uğraşmamız gerekecek.... 

Kolay gelsin... 

Barış İlhan

 

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

Jüpiter Terazi Burcunda

 

 

Kennedy Ailesi… Herhalde Tanrıların Kralı’nın Terazi burcundaki serüvenini anlatmaya, en çok bu etkin ve şöhretli ailenin bir ferdi yakışır. Hâlihazırda ‘Jüpiter Terazi Burcunda’ yazısını yazıyorum, bu nedenle Kennedy Ailesine olacak itirazlarınıza hoşgörülü yaklaşabilirim, ama JFK’nin yaşayan tek çocuğu olan Caroline Bouvier Kennedy’yi konu ederek, Jüpiter’in Terazi burcundaki serüvenini, başarıyla anlatabileceğime inanmaktayım. Onu seçme nedenim, Yay burcu Yükselen’e sahip olması ve Yay burcunun yöneticisi olan Jüpiter’in de Terazi burcunda ve 10. Evde olmasıdır. Kariyerinde birçok Jüpiter’e özgü üst kademe yöneticilikler yapmıştır. Halen de Bayan Kennedy Japonya’da Amerikan Büyükelçiliği görevini sürdürmektedir. Onun Büyükelçilik görevini, Yay Yükselen’iyle kavuşum yapan Merkür’ü işaret etmektedir. Bu kavuşum doğum haritasında Terazi burcunda bulunan Jüpiter’in denetimindedir. Bu nedenle Büyükelçilik görevini yerine getirmesinde ihtiyacı olan ‘Barış ortamını geliştirmek için hoşgörü ve arabuluculuğunu ortaya koyma’ prensibini kullanabilmektedir. Onun bu görevini sürdürürken yine Jüpiter’in Terazi’de olmasının bir diğer katkısı olarak şu prensipten bahsedebiliriz; ‘Öyle ki bu kişi tarafsızlığını ortaya koyarken kendi menfaatlerini de korumayı bilmelidir’. Bu açıklamalarımdan hemen sonra, diğer nedenlerimi sıralamadan önce, onun hakkında birkaç ön bilgi vermek istiyorum. Kennedy ailesinin hayatta kalan nadir bireylerinden biridir o, hatta bombalı bir saldırıdan şans eseri kurtulmayı başarmıştır. Bu şans faktörünün işlemesinde, Bayan Kennedy’nin gündüz haritasında Jüpiter’inin 10. Evden Yükselen’ini görüyor olmasının önemli bir katkısı olmuştur. Bu yerleşimi belirtmekte de fayda var. Onun bir yazar ve avukat olduğunu da söyledikten sonra, bizlere yansıttığı Terazi burcundaki Jüpiter özelliklerine bir göz atalım.

 

İlk dayanağım, onun 1990 yılından bu yana her yıl verilen ‘Cesaret Karakteri Ödülü’ kurucularından birisi olmasıdır. Bu ödülün veriliş amacı, karşıtları uzlaştırmaya çalışırken baskı gören tarafı destekleyerek uyumu yakalamaya çalışması açısından tam da Jüpiter’in Terazi burcunda olmasına uygundur. Çünkü bu ödül, popüler fikirlere ve bu fikirlerin kurumlarından görülen baskılara rağmen, insani, milli ya da yerel değerlere bağlı kalan, vicdanlarına uygun hareket eden, kariyerlerini riske atan devlet görevlilerine verilmektedir.

 

İkinci dayanağım ise, Bayan Kennedy’nin diğer insanların arzu, istek ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, 11 Eylül terörist saldırıları sırasında ve sonrasında, başkalarının hayatlarını kurtarmak için hareket eden tüm insanların temsilcisi olarak harekete geçmesidir. Yine bu bağlamda, kamu okullarının gelirlerini artırmak için çalışmış olmasıdır.

 

Bir diğer dayanağım, Barack Obama’nın Amerika’da başkanlık adaylığının tartışma konusu edildiği zamanlarda, Obama’nın Amerika’nın yeni nesil ruhunu yansıtan bir başkan olacağını açıklayarak, karşıt görüşleri kabullenici ve birleştirici tarzdaki hayat görüşünü ifade etmesidir. O, bu açıklamanın içerisinde ‘Her sonucun hataları vardır’ diyerek gelecekle ilgili umutlarını hoşgörüyle taze tutmayı bilmiştir.

 

Şu ana kadar Jüpiter Terazi’nin olumlu yönlerini gördük. Acaba Jüpiter Terazi’nin gölge yönleri, sevdiği ya da uyumlu olduğu kişi yararına tarafsızlığını bozuyor mu? Kimin, neyi hak ettiğine karar vermek gibi bir özelliği var mı? Bir şeylerin nasıl olması gerektiğine dair çok güçlü yargıları var mı? Uyumlu bağlar kurmak için kişisel haklarından ve özgürlüğünden vazgeçer mi? Ne pahasına olursa olsun barış olsun der mi? Görünüşüne veya modaya takıntısı var mı? Hak hukuk konusunda aşırıya kaçar mı? Talepkar mı, değil mi? Bu sorulara cevap verecek kadar Caroline hakkında bilgi sahibi değilim. Kim bilir belki de 12 yıl sonra Tanrıların Kralı’nın Terazi burcuna tekrar girdiğinde bu sorulara verecek cevaplarımız olabilir. Ama kibarlık adına bir konuşmasında karşısındaki kişiye, 30 dakika içinde, 168 kere ‘You Know (biliyorsunuz)’ demesinden dolayı sahte nezaketten eleştiri aldığı bilinmektedir. Yazıyı bu son dayanağımla bitirirken, sizler için Jüpiter erdeminde bir dileğim var:  Sezar’ın hakkını Sezar’a verecek kadar adalet duygusuna ve tarafsızlığa dayanan yüksek prensipleriniz olsun. 

Jüpiter’in Terazideki Transitinin ve 

Pluto-Uranüs-Jüpiter T-kare Açı Kalıbının Takvimi

 

Takvimler 09 Eylül 2016’yı gösterdiğinde Jüpiter Terazi burcuna girmiş olacak. Terazi burcunun yöneticisi olan Venüs, aynı tarihte Terazi burcunun içindeki Jüpiter’in hududunda (Term) ilerleyişini sürdürecek ve bu buluşmayı burç içi karşılıklı ağırlama gibi algılamak mümkün olacak. Barışçıl arzularımızın büyüyeceğini ve yayılacağını umut edebileceğiz. Venüs’ün Jüpiter’i karşılamasında bir diğer aktör olan Satürn’ün, Jüpiter üzerindeki etkisini Terazi Burcu fotoğrafında görmezsek büyük hata yapmış oluruz, çünkü Yay burcundaki Satürn ile Terazi burcuna, Satürn hududundan giren Jüpiter arasında da karşılıklı bir ağırlama bulunacaktır (Bu ağırlamanın nedeni Yay burcunu Jüpiter’in yönetmesi, Satürn’de Terazi burcunda yücelmesidir). Satürn’ün daraltıcı etkisi ile umut ettiğimiz barış rüzgârları beklediğimiz kadar geniş ölçekte yayılmayacak ve sınırlı koşullarda kalacaktır. 25 Kasım 2016’da Oğlak burcunda, Jüpiter hududunda, Venüs-Pluto partil olarak kavuşacak ve bu kavuşumun Terazi burcundaki Jüpiter’e partil olarak kare açı yapacak. (Jüpiter’in Terazi burcu transiti süresince, Pluto’nun Oğlak burcundaki Jüpiter’in hududunda olacağını unutmayınız.) Venüs-Pluto kavuşumunun bir diğer rolü de, yaklaşan Jüpiter-Uranüs karşıt açısının fokal gezegeni olacak olmasıdır. Statü sahibi olma arzusunu yerine getirmek için girilecek güç savaşları sonucunda, agresif, beklenmeyen bireysel çıkışlar karşısında Jüpiter’e çok iş düşecektir. Bu durumda Jüpiter hem karşıtları uzlaştırmak için görüşmelerin gerekliliğine inancını canlı tutmak, hem de masada oturmayı bilmek zorunda kalacak. 20 Aralık 2016’da Jüpiter, hem Terazi burcundaki Merkür hududunda ilerlemeye hem de partil olarak Uranüs’e karşıt açı yapmaya başlayacak. Bu karşıt açı kalıbına uzun süredir her iki gezegeni kare açıyla fokal gören Oğlak burcundaki Pluto’ya bu defa da gerilemek için durağan hale geçecek olan Merkür eşlik edecek. Gökyüzü ‘Birey olarak tek başına gidelim mi? Yoksa kafa kafaya verip birlikte büyüyelim mi?” çatışmasını, hedefe ulaşma yolundaki başkalarını kontrol etmeye yönelik düşünce yapılarıyla bir kez daha hararetlendirecek. 7 Şubat 2017’de Terazi burcunda Merkür’ün hududundaki Jüpiter, İkizler burcundaki Ay ve Kova burcundaki Güneş ile oluşturacağı Büyük Hava Üçgeni kalıbının, beri yandan da Koç burcundaki Uranüs ve Oğlak burcunda fokal Pluto ile yapacağı T-kare açı kalıbının etkisi altında, geri gitmeye başlamak için durağan hale gelecek. 3 Mart 2017’de Jüpiter geri giderek Koç burcunda bulunan Uranüs ile karşıtlığını yineleyecek ve Pluto Oğlak burcunda fokal konumunu koruyor olacak. Bu defa Uranüs’ün yanında Koç burcunun yöneticisi olan Mars bulunacak. Enerjisi her zaman yüksek olan, ani ve beklenmedik sonuçlar doğuran Uranüs-Mars kavuşumunun, Koç burcundaki Mars’ın hududunda gerçekleşecek olması, bu açı oluşumunun etkisinin beklenenden fazla olacağını işaret etmektedir. 09 Haziran 2017’de Jüpiter, Terazi burcunda transitine devam etmek için geri gidişini durduracak ve 11’inde ileri harekete geçecek. 17 Ağustos 2017’de Terazi burcundaki Jüpiter, Yengeç burcundaki Venüs ile Oğlak burcunda geri hareketine devam eden Pluto arasındaki karşıt açının fokal gezegeni olarak T-kare açı kalıbını oluşturacak. Venüs’ün, Jüpiter’in yöneticisi olacağından dolayı, bu açı kalıbının önemi artacaktır. Adalet terazisindeki hareketlilikler, insanın kendi kendini besleme arzusu ile kendini gerçekleştirme gücünün çatışmasını tetikleyecektir. 11 Ekim 2017’de Jüpiter Terazi burcundaki serüvenini, bizlere karşıtları uzlaştırma yolunda hoşgörülü olmayı, adalete olan inancı ve bürokrasinin büyümeye getireceği katkıları öğretmesi temennisi ile..

Astroloji Dergisi/Tolgay Yılmaz  

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

 

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Eşsiz Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

KADERİMİZDE VAR MIYDI? -2016

2015 yılında en sık duyduğumuz cümlelerden birisi “90’lara geri mi dönüyoruz?” diğeri de “tüm bunlar kaderimizde var mıydı?” olabilir. Bu soruları her duyuşumda kendimce cevapladım: “Hayır geri dönmüyoruz” ve “Evet kaderimizde vardı”. Nasıl mı? Açıklayayım.

 

Hayır 90’lara dönmüyoruz, çünkü Türkiye tarihinde daha önce böyle bir dönemden geçmedik. Türkiye ilk defa Pluto-Pluto karşılığı yaşıyor. 1976-77’de buna benzer bir dönem vardı, ancak bu kadar şiddetli değildi. Şimdiki karşıtlık diğer gezegenlerin de eşlik etmesi ve dünyanın tamamında düzen değişikliğine işaret etmesi ile oldukça şiddetli geçiyor, yani bildiğimiz gibi değil...

 

Evet bu kaderimizde vardı, çünkü Türkiye’nin doğum haritasında Pluto 1. evde bulunuyor. Bu her şeyden önce halkı sürekli baskı altında, güç tarafından ezilen bir ülkeye işaret ediyor. Kuruluşundan beri halı altına süpürülen sorunların bir gün ortaya çıkarak bir krize neden olacağını gösteriyor. Bir dönüşümün kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. devam

  

 

Ay Düğümleri Balık-Başak Aksında

 

12 Kasım’da Ay düğümleri Balık-Başak burçlarının aksına geçtiler, 2017 Mayıs’ına kadar burada kalacaklar. Başak çıkış düğümünde, Balık ise iniş düğümünde bulunuyor. Yani artık Balık burcunun aşina özelliklerinin saplantısından kurtulup, Başak burcunun potansiyellerine doğru ilerleme zamanını yaşıyoruz. Bu göksel hareket hayalci, özlem dolu (Balık) bir duruştan, daha gerçekçi, soğukkanlı ve işlevsel (Başak) bir duruşa doğru ilerlemeyi simgeliyor.

 

Merhametli Hizmet

Balık burcundaki Güney Ay Düğümü gölge yönüyle hayatın gerçekleri, zorunlulukları ve zorlukları karşısında, bunlarla ilgilenecek, bunları çözecek bir kurtarıcı beklemeyi gösterir. Eğer böyle birisi yoksa kurban psikolojisine girilir. Kişi kendine acır, zorunluluklardan kaçar, uyuşur, iyi günlerin hayalini kurar, sorunları Tanrı’nın çözmesini bekler, karmaşa içinde yaşar. Korkular, endişeler içinde boğulur, Belirsizlikten korkar. Oysa Balık’ın sağlıklı özelliklerini geliştirdiğinde mevcut koşulları kabullenir, belirsizlikte ustaca yol alır. Kaosun düzenini sezer. İşte bu noktada Başak burcunun gerekliyle gereksizi, yararlıyla yararsızı ayrıştıran, detayları fark eden, tahlil eden, çözümleyen, aksaklıkları düzelten enerjisi devreye girer. Tüm bunları yapmak için sistemli, metodik çalışmak, yapılacakların listesini çıkartmak, rutin oluşturmak ve çalışmak gerekir. Verimlilik ve işlevsellik esastır. İdeallerin, vizyonların için günlük hayatta başkalarına yararlı olacak bir şeyler yapmaya girişilir.

 

Kuzey Ay Düğümü Başak’ta olduğunda Balık burcunun birlik duygusu, bütünü kucaklaması, merhametli olması, muhtaç durumdakilerle empati kurması, onlara yardım arzusu, kendini buna adayabilmesi gibi özellikleri Başak’ın maddi dünyada, günlük hayatta hizmet kapasitesi ile birleşerek işlevsellik kazanır. Kişi özlemleri, fantezileri ve uyuşukluğu bir kenara bırakarak vizyonu ve ideali için çalışır. Kabullenicilik ve akışla birlikte akmak, kişinin zihnini karmaşadan uzaklaştırır, netleşmesini sağlar. İçindeki bilgiye güvenir, hayata inanır, böylece Başak’ın endişe, telaşından kurtulur. Ruhunu doyuran, kimseyi ayırmadan kucaklayan bir duygu ile somut dünyada yararlı olur. Nasıl yararlı olabileceğini saptadıktan sonra, bu konuda ustalaşmak üzere çalışmaya başlar. Saptadığı aksaklıkları düzeltirken, kusur buluculuğu, eleştiriyi bir yana koyar, sorunların üzerine merhametle eğilir.

 

Türkiye ve Ay Düğümleri

Türkiye’nin doğum haritasında Ay Düğümleri Balık-Başak aksında olduğu için, 12 Kasım’dan itibaren yeni bir dönemin başladığını varsayabiliriz. Balık’taki Güney Ay Düğümü bundan bir yıl sonra Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile birleşerek bir sayfayı kapatacak. İlginç bir şekilde Balık’ın yöneticisi olan Neptün gezegeni son zamanlarda Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile kavuşum yapıyor, bu nokta üzerinde gidip geliyor. Bu hareketin ülkede birlik, beraberlik ve merhamet getirmesini umabilirdik, ancak görünen tablo daha ziyade karmaşa ve belirsizliğe işaret ediyor. Ve maalesef geçmişin kapısını kapanıp, geleceğin kapısı aralanırken, ilerideki manzara iyi görünmüyor. Bu geleceği düzeltmek için kolları sıvama (Başak) zamanı.... 

Barış İlhan

devamı http://www.barisilhan.com/#!hayaller-gercekler/c1mrs

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

Zorlu bir Yay yolculuğu bizi bekliyor. Satürn Yay’da ilerlerken bu burcun anlamını iyice kavramak yararlı olur.

 

Bir yazıdan alttaki bölümleri aldık. Yay burcunun temsil ettiği uzun yolculukların, inancın, farklı kültürleri deneyimlemenin nasıl bilgeliğe ulaşma yolu olduğunu kısaca ve güzel açıkladığını düşünüyoruz. 
Aynı zamanda burada Yay yolculuğunun çile, çaba, sınav ve olgunlaşmayla (Satürn) nasıl harmanlandığını da görebiliriz.

 

‘’Hacı Yolculuğu Bir Sınavdı

Eski zamanlarda bir mümin için çile çekme, olgunlaşma, bilgeleşme anlamına gelen Hac, kazandığı o olgunlaştıran yolculuk anlamını yavaş yavaş yitirirken, kutsal yerleri görmek gibi turistik bir faaliyete indirgenmek isteniyor. Oysa ulaşım ve konaklama imkanlarının böylesi gelişmediği ve sınıflar arasındaki uçurumların bu kadar net olmadığı zamanlarda, Anadolu’dan, Hindistan’dan ya da Afrika’dan yola çıkan bir Müslüman için, tüm dünyasını değiştiren, onu türlü belalarla sınayan bir yolculuktu hac.

 

Bir hacı adayı çıktığı aylar sürecek bu yolculukta, parası yoksa her köyde ve kasabada bir tanrı misafiri olarak konaklar, yeni coğrafyaların yeni insanlarıyla tanışırdı. Issız bir bozkırdan geçerken gördüğü tek köye sığınmaktan başka çaresi olmazdı. Yolunun üzerinde farklı inançlardan, farklı üretim biçimlerine sahip onlarca topluluğa rastlar, onların hayat felsefelerinden, dillerinden kendine bir şeyler katardı.

Hac yolu insanın alışkanlıklarını değiştirir, statükolarını yıkardı. Hacı adayı aynı şeyleri yiyemez, alıştığı yatağında yatamaz, rahat rahat kendi dilini konuşamazdı.

 

Hacı adayları zengin olsalar bile, lüks tahtırevanların bulunduğu kervanlara soyguncuların saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Çölün ortasında yolunu kaybetmiş kervanların sıcaktan ya da susuzluktan telef olmasına çok sık rastlanırdı. Gezginleri aldatmayı ve soymayı iş edinmiş kurnazlara ve haydutlara denk gelen hacılar başta kandırılırlarsa da sonra kolay lokma olmamayı öğrenirlerdi.

Nihayetinde kutsal saydıkları o mekana geldiklerinde, hacılar zaten değişmiş ve dönüşmüş bir insanın gözüyle bakardı artık kendi inancına. Uğruna acılar ve zorluklar çekilen her şey gibi, unutulmaz bir deneyim olurdu bu mükafat.

 

Hacı Olmanın Saygınlığı

Eğer bir tüccar ya da gezgin değilse, eski toplumun insanı orta yaşlarına gelinceye kadar kendi köyünün dışına nadiren çıkardı. Bu yüzden de küçük bir dünyaya, dogmatik düşüncelere sahip feodal toplum insanı için tüm yaşamını değiştiren, dünyasını genişleten bir yolculuktu hac. İnsana kurulu düzenin alternatifleri olduğunu öğretir, onu daha bilge, daha tahammüllü, daha cesur kılardı. Bu bakımdan parayla alınıp satılamayan bir şeydi.

 

Hacı olmayı saygıdeğer kılan da buydu. Kişiyi sözü dinlenir hale getirmesinin nedeni, hacının sadece Mekke ve Medine’yi görmüş olması değil, oraya varıncaya kadar geçtiği yollarda edindiği deneyimler, tanıdığı insanlardı.

 

Yazılı kaynağın çok sınırlı olduğu bir kültürde, hacılar en çok şey görmüş insanlar oldukları için statü edinirlerdi. Pahalı mağazalardan alınmış giysiler içinde, “first-class” uçak koltuklarıyla başlayan ve Zemzem Tower’ın klimalı açık büfesinde devam eden yolculuklardan değildi onların yaşadıkları....’’

Eren Buğlalılar’ın (gezite.org) HAC: BİR İBADETİN DÖNÜŞÜMÜ yazısından alınmıştır.

Astroloji Dergisi/Ayşem Aksoy

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

 

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

  

 

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

OCAK 2017

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

12. Evdeki Gezegenler:

 

GÜNEŞ olumlu yönüyle içsel sıcaklığın ve canlılığın, içsel kaynaklarından emin olmanın ve kendini yeniden canlandırabilmenin

işaretidir.

 

Olumsuz yönüyle, dıştan kendini geri planda tutuyor gibi görünebilir, ama içte hatırı sayılır egotizm, böbürlenme, narsisizm olabilir.

 

Sonuçta özsaygıyı ve haysiyeti tehdit eden dış güçlere karşı egoyu korumaya çalışmak söz konusudur.

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.