Astrolojİ  Dergİsİ

       

          

ANASAYFA

 

- Giriş-Gezegenler
-
Burçlar
-
Yükselen Burçlar
-
Ay Burçları
-
Evler
- Açılar

 

- Makaleler 
- Astroloji Tarihi
- Mitolojik Astroloji
- Astroloji ve Sağlık
- Gezegen Döngüleri
-
Astronomi

 

Tablolar

 

- Astrolojik Takvim

 - Ay Boşlukta

 

 - Burç Değişimi
 - Enlem ve Boylam
 - Yaz Saati
 - Ay Fazları
 - Gökgünlüğü
 - Sembol Anahtarı  

 

- Astrodoku

- Öyküler,Öğütler
- Rüyalar - Semboller
- Karikatürler
- Çin Burçları
- Doğum Günü Renkleri

 

- 4 Element Testi

 

- Astroloji Siteleri
- Kitaplık
- Barış İlhan Yayınevi

 

- Haberler
- Araştırma
  

   Seminer-Eğitim

 

Foto Galeri

 

Okuyucu Mektupları

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

TAROT DERGİSİ

 

Astroloji Dergisi

sitemiz kesintisiz

17 yıldır yayında.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MERKÜR–PLUTO KARE AÇISI – 24 Mart 2017

 

“Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan 

yaşamında bir kez olsun bütün şeylerden şüphe et” - Descartes

 

  

Merkür - Pluto açıları her şey göründüğünden daha fazladır prensibiyle çalışır. Bu açı sağlıklı kullanımıyla bir konunun yüzeyinde kalmayarak çekirdeğine inebilen bir anlayış derinliğine ve çürümüş fikirleri arıtıp dönüştürebilen bir zihne işaret eder. Kimsenin cesaret edemediği toplumun mahrem ya da karanlık olarak kabul ettiği konuları araştırmaktan ve ifade etmekten çekinmez. Bilgiye sağlıklı kuşkuyla yaklaşma kişinin öğrenme sürecine katkıda bulunsa da bir noktadan sonra bu açının gölge yönüne yani paranoyaya dönüşebilir. Takıntılı bir şekilde anlamsız kuşkularının peşinden gidebilir, bu da net algılamasını engeller. Bu durumda bilgiyi kontrol altına almaya ve kabul edemeyeceği bilgiyi değiştirmeye çalışır. Asıl amacı bilgiyi dönüştürmek faydalı hale getirmek iken, gerçekleri çarpıtarak başkalarını manipüle eder. Diğer taraftan bilgiyi güç olarak görür ve aciz duruma düşmemek için başkalarının sırları aleyhte kullanır.

(-) Bilgiye kuşkuyla yaklaşmak. Yanlış olduğunu bildiği düşüncelerin takıntılı biçimde arkasından gitmek. Bilginin güç olduğunu düşünmek. Zihinsel güç savaşlarına girmek veya ticarette güç savaşlarına girmek. Aklıyla her şeyi kontrol altına almaya çalışmak. Büyü ve okült konulara merak. Saplantılı bir şekilde iletişim kurmak ya da düşüncelerini kendine saklamak. Öldüren dil. Karanlık düşünceler.  Bilgiyi kötüye kullanmak. Sırları aleyhte kullanmak. Geçmişten kalma Çürümüş düşünceleri adeta kusmak. Sabit fikir. Komplo teorileri.

(+) Bilginin derinine inmek. Görünenin arkasındakini merak etmek ve araştırmak. Sözcüklerin arkasındaki anlamı kavramak. Gerçekleri tüm çıplaklığıyla görmek. Karanlık yönlerini yüzeye çıkartıp arındırmak ve dönüştürmek veya bilineni kökten değiştirmek. İletişim tarzında dönüşüm. Tabulaşmış düşünceleri yıkmak ya da değiştirmek. Büyüleyici fikirler. Kelimelerin gücü. Düşüncelerini kabul ettirmekte yetenek. Stratejik tacir. 

 

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş

 

GÜNEŞ KOǒTA

 

“Bir savaşçı isteklerini seçme konusunda özgür olduğunu bilir, bu kararları verirken cesurdur, bağımsızdır ve bazen de biraz çılgın.” Paulo Coelho

 

 

Güneş öncü bir ateş burcu olan Koç’ta yolculuğuna başlıyor. Güneş Koç burcunda yüceldiği bir konumdadır, bunun anlamı gece ve gündüzün eşitlendiği ilk bahar ekinoksunda, baharın diğer bir deyişle Nevruz’un (Yeni Gün’ün) gelmesiyle yeryüzünde Güneş’in yani ışığın gücü yeniden artar ve doğanın güçleri yeniden uyanır. Mevsimsel anlamda doğanın bu uyanışına, filizlenme dönemine denk gelmesi ve astrolojik anlamda Güneş ve gezegenlerin zodyakta yolculuğuna başladığı nokta olması bakımında Koç burcu başlangıçları temsil eder. Daha önce olmayan bir şeyi başlatır, daha önce gidilmemiş yerlere gider ve bilinmeyeni fetheder. Hiçbir geçmiş duygusu olmayan bir çocuğun saflığı, naifliği, dürüstlüğü, cesareti ve atılganlığıyla yaşamla yüzleşir ve mücadele eder. Koç, yeni yerler keşfetmek için cesurca öne atılan, başkalarına bu bilinmeyen yolda öncülük eden ve gerekirse onlar için savaşan öncü, savaşçı ve gözü pek bir arketipi temsil eder. Ateş elementinden olduğundan, içinden yanan ateşle ve hevesle harekete geçer. Kendisini ve egosunun isteklerini “her an” yeniden keşfetmesi ve bu isteklerin “kendi doğasına” uygun olup olmadığını tespit ettikten sonra bu isteklerin peşinden gitmesi ve bunlar için mücadele etmesi gerekir. İnisiyatif alma ve hayatla mücadele etmesi gereken durumlarda yalnız ve bağımsız hareket edebilme özelliğine sahiptir. Hajo Banzhaf ve Anna Haebler'in Astrolojinin Anahtar Sözcükleri kitabında Koç burcu için “Dokuz Canlı İnsan” tabirini kullanır. Tükenmeyen bir enerjiyle savaşma, her başarısızlıktan veya yenilgiden sağ çıkma, tekrar güçlendikten sonra hücuma geçme söz konusudur. Her şeyin başlangıç noktası olması bakımından Koç bir kişilik oluşturma aşamasındaki ve ne pahasına olursa olsun hayatta kalması gereken bir çocuk gibi ben-merkezci, dürtüsel ve bireyseldir. Tasasız ve bağımsız bir şekilde başkalarının düşüncelerine önem vermeden aklına koyduklarının peşinden gidebilir. Kendiliğinden, spontane, enerjik ve hevesli özellikleriyle başkalarını da yüreklendirip harekete geçirebilir. 

 

Koç kendi doğasını ve isteklerini tam olarak keşfetmediğinde, inisiyatif alma ve bir şeyleri başlatma özelliği gölge yönüyle, bir hevesle ve dürtüsel bir şekilde yeni şeyler başlatan ve hevesi geçince yeni maceralara yönelen bir tarzda görülebilir. Sabırsızlığı, düşüncesizliği, ne yöne gittiğine dikkat etmemesi ve hareketlerinin sonuçlarını düşünmemesi kendisini gereksiz bir sürü belaya sokabilir. Etrafındakileri umursamayan ve onları nasıl incittiğini görmeyen bir bencillik söz konusu olabilir. İsteklerine ulaşma konusunda sabırsız olduğundan, herhangi bir engelle karşılaştığında saldırgan, vahşi ve yıkıcı davranabilir. Her şeyi anında isteyen bir çocuk gibi, isteklerinin kendi istediği zamanda ve kendi istediği şekilde olması konusunda diretebilir. Koç burcu hayatta cesaretle mücadele ederken gerekirse tek başına kalması ve yalnız hareket etmesi gereken bir burçtur ama karşıt burcu Terazi’nin olumsuz özelliklerini de gösterebilir. Yalnızlık korkusuyla uyum adına boyun eğen, açık yüzleşmelerden, mücadeleden kaçınan ve pasif agresif bir tarzda da Koç burcunun gölgelerini görmek mümkündür. 

 

Koç’taki Güneş’in yöneticisi Mars zararlı pozisyonda olduğu Boğa’daki yolculuğunu sürdürüyor. Düşünmeden hareket etmek ve bir hevesle yeni maceralara atılmak iyi sonuçlar veremeyebilir. Hali hazırda hayatımızda olan şeylere daha çok istikrar kazandırmak, maddi ve manevi değerlerimize odaklanmak, onları geliştirmek ve tüm bunları yaparken de sabretmek gerekebilir. Yaşam gücümüzü, bilincimizi ve isteklerimizi temsil eden Güneş bir “şeref” misafiri olduğu Koç’ta parlarken, baharın bu ilk günlerinde biz de hayatımızda bizim için gerçekten nelerin önemli ve değerli olduğunu tespit edebilir, kalbimizdeki ateşe, ilhama kulak vererek “gerçek isteklerimizin” neler olduğunu keşfedebiliriz. Güneş’in Koç’taki bu transitini haritanızda düştüğü evin temalarına göre siz de değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Merkür - Venüs Kavuşum Açısı -18 Mart 2017

“ İnsanda güzel olan yüzdür,

  Yüzde güzel olan gözdür,

  Ama insanı insan yapan ağzından çıkan sözdür.” ~Mevlana

 

 

Merkür gezegeni yanında bulunduğu gezegenlerin özelliklerine bürününür. İyiyle iyi, kötüyle kötü olur. İletişim, konuşma, yazma, algılama, öğrenme, zeka ve aklı temsil eder. Barışseverlik, huzur, sevgi, aşk, arzular da Venüs’ün temsil ettiklerindendir.

 

Venüs, ılımlı, soğuk ve nemli doğası ile yaşamı destekleyen küçük hayırlı bir gezegendir. Güzellik, zerafet, sanat ve yumuşaklık ile de ilşkilendirilir. Böylece oluşan bu açıda, sevgi ve ilişkiler konusunda düşünmekten, barışı ve huzuru arzulamaktan, zarif, zevkli bir ifade tarzından, iyimser düşünmekten, fikirlerini ifade ederken, mantıklı ve adil olmaktan sözedebiliriz.

 

Gölge yönüyle ise yüzeysel düşüncelerden ve iletişimden, talepkar ve boş sözlerden, kabul göreceğini bildiği şeyleri söylemekten, sevgide hesapçı olmaktan ve fazla yumuşak konuşmaktan söz edilebilir. 

Astroloji Dergisi/Beyhan Akay

 

MERKÜR KOǒTA

“Söylediklerimizin ne kadarının gerçek ne kadarınınsa gerçek olmadığını kim söyleyebilir? “Gerçeklik” çocukça dürüst ve saf bir akla verilmiş bir ayrıcalıktır.” Terence McKenna

Düşünme, algılama ve iletişim kurma tarzımızı gösteren Merkür Koç Burcuna girdi. Öncü bir ateş burcu olan Koç’taki Merkür’ün iletişim kurma şekli spontane, anında iletişim kuran, canlı, hevesli, hızlı ve girişken bir tarzdadır. Subjektif bir düşünme tarzı olduğu için olayları kişisel olarak algılar ve karşısındakiyle direkt olarak tartışmaya hazırdır. Düşüncelerini cesurca, doğrudan ve dürüstçe, karşısındakine meydan okuyan ve rekabetçi bir şekilde ifade edebilir. Bu pozisyonda bağımsız ve hızlı düşünme, spontane olarak yeni düşünceler keşfetme söz konusudur. Merkür Koç’ta iken kişi kendi isteklerini ön plana alabilir, zihinsel anlamda heveslerine, anlık isteklerine odaklanıp bunlarla ilgili düşünebilir. Boş teorilerle ilgilenmeyen, gereksiz duygusal inceliklere kafa yormayan tasasız ve ben-merkezci bir tarz söz konusudur.

Merkür Koç’ta her ne kadar yeni düşünceler keşfetme konusunda hızlı ve yetenekli olsa da, sabırsız ve dürtüsel doğası nedeniyle bunları formüle edemeyebilir. Kişi bu düşüncelerin peşinden hevesle gitse de hevesi geçince bunları bırakıp başka yeniliklerin ve keşiflerin peşine düşebilir. İyi düşünülmemiş, yarım yamalak planların bir hevesle peşine düşüp kendi aleyhine sonuçlar alması mümkündür. Tartışmaya ve meydan okumaya açık doğası nedeniyle, kendisine söylenen her kelimeyi “kişisel” alıp bir “meydan okuma” gibi algılayabilir. Bunun sonucunda Merkür Koç’u hep kavga eden, çatışan, sinirli ve kaba bir tarzda görebiliriz. Hızlı, bağımsız çalışan ve kendi anlık isteklerine odaklanan zihinsel yapı nedeniyle, herhangi bir engel ile karşılaştığında da sinirlenip kırıcı ve saldırgan bir tarz sergileyebilir. Ben-merkezci düşünme şekli hep kendinden, kendi isteklerinden bahseden, isteklerini karşısındakine dayatan, karşısındakinin fikirlerine ve söylediklerine duyarsız, düşüncesiz, onu dinlemeyen ve soru sormayan bir tarza dönüşebilir. Karşısındakini dinlemeyi ve soru sormayı öğrenmesinde yarar vardır.

Koç’taki Merkür’ün yöneticisi Mars Boğa’daki yolculuğunu sürdürüyor. Merkür Koç’un başlattıklarına, yeni fikirlerine ve planlarına Boğa’daki Mars istikrar ve dayanıklılık kazandırıyor. Spontane, anlık düşünceler bizi varmayı istediğimiz yere götürmeyebilir; daha temkinli, sabırlı ve dikkatli davranmakta fayda var. Fikirlerimizi uygulamaya koymadan önce bir gerçeklik testinden geçirebilir ve daha gerçekçi değerlendirmeler ve planlamalar yapabiliriz. Gitmeyi hedeflediğimiz yerler, hızdan ve ataklıktan ziyade, biraz durmamızı gerektirebilir. Sahip olduğumuz hangi maddi- manevi özellikler ve kaynaklar bizi hedeflerimize sağ salim götürür? Bunları tespit etmemiz gerekebilir. Merkür’ün bu transitini haritanızda düştüğü evin temalarına göre siz de değerlendirebilirsiniz.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

MERKÜR –SATÜRN KARE AÇISI 12 Mart 2017

 

"Rüyaları gerçekleştirmenin ilk yolu, uykudan uyanmaktır.” - Mevlana

 

 

Merkür hem düşük hem de zararlı olduğu Balık burcundaki yolculuğuna devam ediyor. Merkür bu konumda sezgisel düşünür. Ve sezgiler devreye girdiğinde rasyonel aklın sınırlarından çıkarız, etraf bulanıklaşmaya başlar dolayısıyla net algılayamayız. Düşüncelerimizin hayallerimiz ve özlemlerimizden etkilenmesi söz konusudur. Düşünürken ve konuşurken yanılabilir veya yanıltıcı olabiliriz. Bu nedenle iletişim kurarken daha dikkatli olmamız gereken bir dönemdeyiz. Diğer taraftan Balık burcundaki Merkür’e büyük uğursuz Satürn Yay burcundan kare açı yapıyor. Zaten Satürn Yay burcundayken bir anlamıyla bildiklerimizin sınanmasına da işaret ediyor. Dolayısıyla bildiklerimizi de aktarırken objektif olmaya çalışmak önemli oluyor.  Bunun için zihnimizi toparlamamız, dağınık düşünceleri yapılandırmamız gerekiyor. Bu durum adeta siste yürümeye benziyor. Barış İlhan'ın Neptün Siste Yürümek seminerinde anlattığı gibi, çok sisli bir ortamda ileriye baktığımızda hiçbir şey göremediğimiz için uzağa odaklanıp, bir şeyin orada olduğunu varsayarak yürümek imkânsızdır. Ancak adımımızı atacağımız yere odaklanabiliriz ve orayı görebiliriz. Dolayısıyla siste adım adım ilerleriz. Bu açıklama bize Merkür konularında bu derece dikkatli olmamız gereken bir dönemde olduğumuzu hatırlatıyor.

 

Merkür-Satürn Kare Açısıyla ilgili Anahtar Cümleler:

(-) Düşünmekten korkmak. Zihinsel yeteneklerinden kuşku duymak ve kendini yetersiz görmek. Ağır algılamak ve öğrenme güçlüğü çekmek. Sözel ifadelerde tutukluk ya da sıkıcı konuşma tarzı. Depresif fikirler. Kötü düşünceler. Bilgisiz olmaktan korkmak. Dar kafalı. İletişim kurmaktan kaçan. Kendi aklına çok güvenen. Anlayışsız.

 

(+)Gerçekçi ve tutarlı düşünceler. Düşüncelerini pratiğe dökmek. İyi odaklanmış ve disipline olmuş bir zihin. Ağır ama esaslı öğrenme. Sabırla gerçek bilgiyi aramak. Bir şeyi etraflıca ve sonuna kadar düşünme. Olgun kavrama yeteneği. Güvenilir ve tutarlı iletişim kurmak. Özenle seçilmiş kelimelerle etkili konuşma. Düşünerek konuşma. Zor şartlar altında dahi iletişim kurabilmek. 

 

Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş

 

MARS BOĞA’DA

 

“Sabır uygulanması en zor disiplinlerden biridir ama 

zafer sadece sonuna kadar dayanabilenlere gelir.” - Buda

Mücadele etme, savaşma tarzımızı ve kendimizi nasıl ortaya koyduğumuzu gösteren Mars zararlı pozisyonda olduğu Boğa burcundaki yolculuğuna başlıyor. Sabit bir toprak burcu olan Boğa’daki Mars maddesel dünyada güvenlik duygusu yaratmaya, somutlaştırmaya, sağlamlaştırıp istikrar sağlamaya yönelik olarak hareket eder. Burada enerjinin bir hedefe odaklı olarak pratik, metodik ve kararlı bir tarzda kullanılması söz konusudur. İnisiyatif alma, bir şeyleri başlatma konusunda yavaş ve temkinlidir fakat başladığı işi sabır, sebat ve kararlılık ile sonuna kadar götürüp bitirebilir. Fiziksel varlığının da bilincinde olarak sahip olduğu tüm maddi kaynakları ve doğal yetenekleri geliştirme, değerlendirme ve bunları dünyada üretken ve verimli bir şekilde kullanma konusunda yeteneklidir. Böylece kendine yeterlilik ve şükran duygusu kazanabilir. Toprak ve para ile ilgili konularda aktif olabilir. Bunun yanı sıra, Mars Boğa’da bulunduğu ortamda huzuru sağlama, beş duyuyla alakalı (duyusal) özelliğinden dolayı insanları ürettiği müzik, tat veya kokuyla keyif veren, rahatlatan bir şekilde hareket edebilir. Daha önceden bilinen ve işe yarar olduğu kanıtlanmış yollarla arzularının peşinden gidip başarı kazanabilir. Boğa’daki Mars’ın mücadelesi savunmaya ve güvenliği için savaşmaya yöneliktir. Sahip olduklarını ve kendisini güvende hissettiği yapıları savunmak ve direnmek söz konusu olduğunda müthiş bir performans sergileyebilir. Bu konuda dayanıklı, kararlıdır ve inatçı davranabilir.

 

Gölge yönleriyle Mars Boğa’da durmadan maddi güvence peşinde koşan, kendine yeterlilik duygusu kazanamadığı durumlarda, sahip olduklarının yetmeyeceği duygusuyla durmadan biriktiren, aşırı sahiplenici ve cimri birisine dönüşebilir. Ya da çok ihtiyaçsız ve kendisine aşırı yeterli görünmesi ihtiyaçlarını söyleyememesi ve onların peşinden gidememesine neden olabilir. Kendini güvende hissettiği yapılara kendisini hapsederek, konforunu ve rahatını bozabilecek her türlü değişime ayak direyebilir ve böyle durumlarda öfkelenebilir. “Astrolojinin Anahtar Sözcükleri” kitabında Hajo Banzhaf ve Anna Haebler Mars Boğa için, “Saatli Bomba” tabirini kullanmış. Uzun sürede yüksek miktarda öfke biriktirdiğinden, patlama bir yıkıma yol açabilir. Rahata ve konfora düşkünlüğü tembelliğe dönüşebilir ve her türlü tensel hazza ve zevke düşkün, “hedonist” bir tarzda davranabilir. Cinsellikle çok meşgul olabilir.

 

Boğa’daki Mars’ın yöneticisi Venüs Koç’ta ve geri harekette. Ayrıca Koç’taki Venüs ile Boğa’daki Mars arasında karşılıklı bir ağırlama söz konusu. Olumlu anlamda ikametgahlarını değiş tokuş etmiş ve kaynaklarını birbirlerine seferber eden iki “iyi” komşu gibi görünseler de, ikisi de birbirlerini görmeyen ve zararda oldukları burçtalar. Bir şeylere aceleyle ve bir hevesle başlamaktansa, biraz geri çekilmek, iç gözlem yapmak, maddi ve manevi değer sistemlerimizi gözden geçirmek için iyi bir zaman. Gerçek anlamda nelere ihtiyaç duyduğumuzu, nelerin ve kimlerin bizim için gerçekten “değerli” olduğunu ve nelere sahip çıkmamız gerektiğini saptayabiliriz. Başka şeylerle uğraşmaktan sahip olduğumuzun bile farkında olmadığımız ve dikkatimizden kaçan şeyler neler? Şimdi zamanımızı hayatımızda şu an olmayan şeyler için hayıflanmak yerine “olanlar" için şükran duymak ve elimizdeki maddi-manevi kaynakları işimize yarar şekilde nasıl kullanabileceğimize odaklanmak için harcayabiliriz. Boğa’daki bu Mars transitini haritanızda düştüğü evin temalarına göre siz de değerlendirebilirsiniz.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Satürn Döngüsü Araştırması! Satürn-Uranüs-Neptün Oğlak’ta (1988-89)

 

Astrolog Erica Jones 31 Mart’a kadar 1988-89 yıllarında Satürn-Uranüs ve Neptün Oğlak’tayken doğanları kapsayan bir “Satürn Döngüsü Araştırması” yapıyor.

 

Araştırma linki: http://bit.do/SaturnReturn

Araştırma verileri Oğlak’taki bu Satürn-Uranüs ve Neptün stelyumuna sahip olanların ortak deneyim ve ihtiyaçları konusunda astrologların farkındalıklarını geliştirmek ve Satürn Döngüsü yaşamak üzere olan bu nesile ait kişilere daha yararlı olabilmelerini sağlamak üzere kullanılacaktır.

Araştırmaya

15 Şubat 1988 – 26 Mayıs 1988

3 Aralık 1988 – 9 Aralık 1988

12 Kasım 1988 – 21 Ocak 1989

13 Ağustos 1989 - 10 Ekim 1989

tarihleri arasında doğanlar katılabilirler.


(Yukarıdaki tarihlerde doğanların Satürn Döngülerine yaklaşık 10 derece kalmış durumda, dolayısıyla şimdiden Satürn temalarını deneyimlemeye başlamış olmaları olasıdır.)

Araştırma linki: http://bit.do/SaturnReturn

 

VENÜS GERİ GİDİYOR

 

Size sevgi gezegeni geri gittiğinde aşk hayatınızın sekteye uğrayacağını söyleyebilirler. Hemen inanmayın. Gezegenlerin geri hareketleri "yeniden" anlamına geldiği için bir şeyin geri dönüşü, geçmişte eksik kalanın şimdi tamamlanması, onarılması, yenilenmesi anlamına da gelebilirler. 

 

Gezegenlerin geri hareketleri söz konusu gezegenin ana prensibinin yeryüzünden bir süreliğine geri çekilmesi anlamına gelir. Bu geri çekilmenin asıl anlamı bu prensibin içsel olarak deneyimlenmesidir. Venüs bizim dünyayla, kendimizle ve bu dünyada yaşayanlarla nasıl ilişki kurduğumuzu, nasıl alıp verdiğimizi, karşıtları nasıl dengelediğimizi, uyumu nasıl yarattığımızı, nelere değer verdiğimizi, kendi değerimiz hakkında nasıl düşündüğümüzü, zevklerimizi, sevdiklerimizi simgeleyen bir semboldür. Dolayısıyla Venüs'ün geri hareketi esnasında bu konularda bir süreliğine dış aktivitelerden uzaklaşıp, iç gözlem yapma fırsatına kavuşmuş oluruz. Bu fırsat bize her zaman kendi istediklerimizi sunmaz, ama mutlaka bizim için iyi olanı sunar. Örneğin bize pahalıya mal olacak bir şeyi çok beğenebiliriz ve çok isteyebiliriz. Bir takım terslikler çıkar, ona sahip olamayız. Üzülürüz. Talihsizliğimize kahrederiz. Aradan biraz zaman geçtikten sonra aslında ona ulaşamamızın bizim için bir nimet olduğunu kavrarız. İşte şimdi hayata bize bunu göstermesi için biraz izin versek, talep ettiklerimizi almak için fazla tutturmasak, isteğimizin reddedilmesine çok üzülmesek iyi olur. Hatta daha da iyisi bizim için değerli olana odaklansak ve bizim değer sistemimizin dışında kalanları biz reddetsek daha da iyi olur.

 

Venüs bizim sosyalliğimizi simgeler. Eğer çok sosyal bir hayat yaşamak nedeniyle hiç kendimizle temas kuramıyorsak, şimdi biraz evde oturma zamanıdır. Eğer sürekli iç gözlemle vakit geçiren, fazla sosyalleşmeyen bir insansak, şimdi biraz dışarı çıkıp, insanlarla vakit geçirme zamanıdır. Böylece kendimizle dış dünyayı nasıl dengelediğimizi, uyumlandırdığımızı görebiliriz.

 

Eğer uzun süredir para kazanamıyorsak, şimdi işlerimiz biraz açılabilir, ancak bu para ve değer sistemleri ile ilgili daha önceki çalışmalarımıza bağlıdır. Eğer uzun süredir paraya odaklanmış yaşıyorsak, şimdi bu odağın biraz çözülebilmesi için olağan sistem bozulur ve değer sistemimize, parayla ilişkimize göz atma fırsatına kavuşuruz.

 

Venüs'ün geri gittiği zamanlar hayatımızı dengeleme zamanlarıdır. Yalnızlık ile aktif yaşamı, iş ile dinlenmeyi, zorluk ile kolaylığı, almak ile vermeyi dengeleyebiliriz. Bu dönemde ayrıca şükran duygusunu deneyimleyebiliriz. Allah'a şükür deyip aslında yetersizlik duygusu ile çok azla yetiniyorsak, şimdi daha fazlasını isteyebiliriz. Eğer yaşamımızdakileri yetersiz görüp, şükran duyamıyorsak, onlara iyice bakıp, değerlerini fark etmemiz gerekir. Yaşamımızdaki insanlarla ilişkimize daha dikkatli bakmak, artık ömrünü doldurmuş, bize bir şeyler katmak yerine, bizden çok fazla götürenleri uzaklaştırmamız ile sonuçlanabilir. Bunu biz yapamasak bile karşıdakine yansıtır, onların gitmesini sağlarız. Öte yandan başka uğraşılarla kıymetini bilemediklerimize daha açık kalple yaklaşıp, yaşamımızla ilişkilendirebiliriz.

 

Bu genel temaların dışında Venüs'ün doğum haritamızda yönettiği evlere ve içinde bulunduğu burç ile eve de bakmamız gerekir. Şimdi yaşamımızın bu alanlarında deneyimleyeceğimiz, üzerinde düşüneceğimiz konular olabilir. Eğer Venüs bu hareketi esnasında diğer gezegenlerle açı yapıyorsa, o gezegenlerin yönettikleri evler de tetiklenirler.

 

(c) Barış İlhan

 

Merkür - Neptün Kavuşum Açısı -4 Mart 2017 

 

Yine düşüncelerle boğulmaktayım.

Yine kararsızlıklardayım.

Kim iyi kim kötü hala bulamamaktayım.

                                           Mevlana 

 

Oluşan bu açı, akılcılık ile akıl dışılık, ayıklık ile sarhoşluk arasında denge kurmaya çalışır. Gerçeğe dayanan bilgiye özlem duymak, insanların zihinlerine sızmak, ilham dolu düşünceler, konuşulmayan sırları algılayabilmek, hayal dünyası aktif bir akıl, sanat ve edebiyat yeteneği, yumuşak sözlü, masalsı bir konuşma şekli konuları arasındadır. 

Olumsuz anlamdaki konularıysa, hayalleri gerçek sanmak, kafa karışıklığı, aşırı hayalcilik, aldanmak, aldatmak, başkalarının düşüncelerinden etkilenmek, iletişimde yanlış anlamalar, unutkanlık ve öğrenme güçlüğüdür.

Astroloji Dergisi/Beyhan Akay

 

MART 2017 – İSTİKRAR ARZUSU

Misty Kuceris ©2017

Mart 2017’nin önemli astrolojik enerjileri:

        Terazi burcunda geri giden Jüpiter, 2 Mart 2017'de Koç'taki Uranüs'le karşıt açı oluşturacak. Bu seride oluşan ikinci karşıt açıdır. İlk karşıt açı 26 Aralık 2016’da Jüpiter ileri ve Uranüs geri giderken oluşmuştu. Üçüncü karşıtlık 28 Eylül 2017’de Jüpiter ileri ve Uranüs geri giderken oluşacak.

        - Koç’taki Venüs 4 Mart 2017’de geri gitmek üzere durağanlaşacak. 15 Nisan 2017’ye kadar da geri gidecek.

        - 12 Mart 2017’de Balık’taki Güneş ile Başak’taki Ay arasında Dolunay gerçekleşecek.

        - 20 Mart 2017’de Güneş Koç burcuna girecek.

        - 27 Mart 2017’de Koç’taki Güneş ve Ay’la yeni ay meydana gelecek.

        - 30 Mart 2017’de Terazi’de geri giden Jüpiter ile Oğlak’taki Pluto kare açı yapacak. Bu serideki ikinci kare açıdır. Birinci kare açı, 24 Kasım 2016’da Jüpiter ve Pluto ileriyken gerçekleşmişti. Son kare açı 4 Ağustos 2017’de gerçekleşecek. devam

 

BALIK’TA GÜNEŞ TUTULMASI

“Bir gün Güneş itiraf etti:

Ben sadece bir gölgeyim.

Keşke suretime ışıl ışıl dökülen

Şu sonsuz parlaklığı sana gösterebilseydim.

Keşke sen yalnızken ve karanlıktayken

Kendi Varlığının o inanılmaz ışığını sana gösterebilseydim.”

Hafız-ı Şiraz

 

 

26 Şubat 2017’de Türkiye saatiyle 17:59’da 8 derece Balık’ta bir Güneş tutulması gerçekleşiyor; her Yeniay’da olduğu gibi bu Güneş Tutulması da hayatımızda yeni başlangıçlara, fırsatlara ve projelere işaret ediyor. Balık’taki bu tutulma, yine Balık burcunun özelliklerinin vurgulandığı Balık’ın ilk dekanında (ilk on derecesinde) gerçekleşmekle kalmıyor, aynı zamanda burada Neptün-Güneş-Ay-Merkür’den oluşan bir stelyum da (kümeleşme) göze çarpıyor. Güney Ay Düğümü ve Kayron’un da Balık’ta olduğunu hesaba katarsak, Balık vurgusunun bir hayli fazla olduğu bir tutulma ile karşı karşıyayız.

 

Tutulmanın yönetici gezegeni olan Neptün, Balık’taki Güneş ve Ay ile kavuşum halinde. Olumlu anlamda hayatın alt akıntılarını kolaylıkla hissedebileceğimiz, sezgilerimizin güçlendiği, kendi içsel rehberimizin yardımıyla “saf” gerçeği görebileceğimiz, kabulleniciliğimizin, özverimizin, merhametimizin, başkalarıyla olan birlik duygumuzun, ilhamımızın ve sanatsal yaratıcılığımızın arttığı bir zamana işaret ediyor; vizyonumuzu, ilhamımızı ve yaratıcılığımızı kendi doğamıza uygun yollarla hayata geçirme fırsatı yakalayabiliriz. Olumsuz anlamda bir sisin içinde yürüyor gibi hissedebiliriz. Yolunu kaybetmiş, dağılmış, nereye sürüklendiğini, ne yapacağını bilemez, çaresiz ve pasif bir halde birilerinin bizi kurtarmasını bekleyebiliriz ya da kendimiz bir kurtarıcı rolüne bürünebiliriz. Hayallerimiz ve fantezilerimizin peşinde gerçekleri göremeyebilir, gerçek hayattan kaçabilir, kendimizi uyuşturan bağımlılıklar geliştirebilir, hem kendimizi hem başkalarını aldatan hareketlerde bulunabilir ya da ilişkilerimizde ciddi anlamda sınır problemleri yaşayabiliriz. Neptün’ün “yol gösterici bir melek” olduğunu da hatırlarsak, mantığımızın tükendiği noktalarda yalnız kalarak, iç sesimizi dinleyerek, rüyalarımıza, vizyonlarımıza ve belki de etrafımızdaki sembollere dikkat ederek bu “meleğin” yol göstericiliğinden faydalanabiliriz. Yaşamı olduğu gibi kabullenmek, bir şeyleri oluruna bırakabilmek ve benlik duygumuzu aşıp başkalarına yardım ve şefkat eli uzatmak bize çok şey kazandırabilir. Yine Balık’taki Güney Ay Düğümü ve Kayron geçmişten gelen duygusal yaralarımızı ve bağımlılıklarımızı su yüzüne çıkartarak onları iyileştirme fırsatını bize sunuyor.

Tutulmanın diğer yöneticisi Jüpiter Terazi’de hâlâ geri hareketini sürdürüyor. Gerçek uyumu, barışı, ahengi yakalamak ve sağlıklı sınırlarla “özverili” olmayı öğrenmek için, önce kendimizle olan ilişkimizi iyileştirmek, kendi tutumlarımızı, inançlarımızı ve isteklerimizi netleştirmek durumundayız. Kendimize olan inancımızı sağlamlaştırmak ve kendi yapabileceklerimizin sınırlarını belirlemek içine biraz geriye çekilmek ve bazı değerlendirmeler yapmakta fayda var. İçsel bir zenginlik duygusuyla öteki insanlara desteğimizi sunmak daha sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır.

 

Balık’taki tutulmanın diğer yönetici gezegeni olan Terazi’deki Jüpiter Koç’taki Mars–Uranüs kavuşumuna karşıt bir açı yapıyor. Mars, Jüpiter–Uranüs karşıtlığını tetikliyor; dahası bu gezegenler fokalde Oğlak’taki Pluto’ya kare açı yaparak öncü bir T-kare oluşturuyorlar. Burada Balık’ın vizyonlarını, hayallerini ve ideallerini gerçekleştirmek adına gerekli hareketi sağlayan dinamik bir enerji söz konusu. Bu enerji bize yeni projelere başlamamızı veya ideallerimize ulaşmamızı sağlayacak motivasyonu ve cesareti kazandırabileceği gibi, kendi sınırlarımızın, neyi gerçekten yapıp yapamayacağımızın farkında olmadan ve planlama yapmadan kendimizi belki de olmadık durumlara sokabileceğimize de işaret edebilir. Ani verilen kararlar iyi sonuçlar vermeyebilir.

 

Bu tutulma Kova takımyıldızındaki Skat sabit yıldızıyla kavuşum halinde. Ptolemy’e göre bu yıldız Satürn ve Jüpiter doğasına sahip. İyi talih ve kalıcı bir mutluluk bahşediyor. Skat, Arapça “Al Shi’at” kelimesinden gelen bir sözcük ve “Dilek” anlamında. Vaat edilen mutluluğun tabii ki burada kazanılması ve hak edilmesi gerekiyor. Duyarlılık, duygusallık, arkadaşlardan gelen yardım, yeni ve güçlü arkadaşlar edinme, değerli hediyeler, saygıdeğer kadınların sevgisini kazanma gibi temaların yanı sıra, bir sel baskınında kişiyi koruduğu da söyleniyor. Bu sabit yıldız sosyal ve yakın ilişkilerde şans getirdiği gibi, Balık vurgusunun güçlü olduğu bu tutulmanın getirdiği nereden geldiğini bilmediğimiz duyguların, korkuların ve duygusal fırtınaların içinde bize bir rehberlik de sağlayabilir.

 

Son olarak tutulmanın Sabian sembolüne baktığımızda: “Yarış başlıyor: rakipleriyle arayı açmak isteyen bir jokey atını durmadan mahmuzluyor.” cümlesiyle karşılaşıyoruz. Bu sembolde tüm hızımıza ve  çabamıza rağmen zaferin yine de garanti olmadığı bir durumla karşılaşabiliriz. Tüm enerjimizi gerçekte kalıcı hiçbir değeri olmayan bir şey için aniden tüketme riski söz konusu. Kendimiz için “doğru” hedefi belirlemeden, plansız ve ani bir şekilde yola çıkmak, sırf kazanmak için yarışmak, gerçekten gitmemiz gereken yoldan ve gerçekten çözmemiz gereken şeylerden bizi uzaklaştırabilir. Balık’taki bu tutulmada kendi aleyhimize davranmamıza neden olan illüzyonları, hayalleri, fantezileri ve bağımlılıkları tespit edip, hayatın, evrenin ve “içsel rehberimizin” tüm gerçekliğiyle ve “saflığıyla” bizimle konuşmasına ve kendi içimizdeki ışığın yolumuzu aydınlatmasına izin vermeliyiz. Balık’taki bu tutulmayı haritanızda düştüğü evin temalarına göre bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Kaynaklar:

*The Fixed Star & Constellations in Astrology, Vivian Robson (S.210/211)

*www.constellationsofwords.com

*Astroloji Dergisi, Barış İlhan

*https://sabiansymbols.com

"Şimdi biraz Balık’ın 9 derecesine odaklanalım. Reina saldırısında Mars Neptün’le 9 derece Balık’ta kavuştuğunda, gizli gizli bir başka gezegenle de buluştu. Bu gezegen Uranüs’dü. Gökyüzündeki Uranüs’ün kontra-antiscion’u şimdilerde 9 derece Balık’ta, yani Türkiye’nin Güney Ay Düğümünün üzerinde. Kontra-antiscion’u kabaca gizli bir karşıtlık, düşmanlık, engel, reddedilme olarak tanımlayabiliriz. Uranüs Aralık’taki bütün saldırılarda da bu noktadaydı. Ocak ayı boyunca bu noktada duracak olan Uranüs kontra-antiscion’u Mart’a, hatta Nisan’a kadar azalarak da olsa etkisini sürdürebilir.

 

Örneğin 26 Şubat’taki Güneş Tutulması bu noktanın üzerinde olacak. Bu ani, şok edici, patlayıcı gelişmelerin habercisi olabilir. Bu tutulmada önemli bir kontra-antiscion teması insanı düşündürüyor. Aşağıdaki haritalarda da göreceğiniz gibi, Güneş-Ay ikilisinin kontra-antiscion’ları Uranüs-Mars ikilisinin, Uranüs-Mars kontra-antiscion’u ise Güneş-Ay ikilisinin üzerinde görülüyor. Yani tutulma haritasında birbirlerini görmüyor gibi duran gezegenler sıkı sıkıya birleşmişler.

 

Dünya astrolojisinde tutulmalar genellikle uğursuzluk alametidirler. Özellikle Güneş Tutulması, Güneş Ay tarafından örtüldüğü için krallar, yöneticiler ve ünlüler (Güneş) için pek hayırlı kabul edilmez. Uğursuz olsun olmasın, bir Güneş Tutulmasından etkilenen birisinin hayatında çarpıcı değişiklikler olacağı kesindir. Dolayısıyla 26 Şubat civarında doğanların hayatları, belki de ani, beklenmedik gelişmelere gebe olabilir. 26 Şubat Güneş Tutulmasında dikkat çeken diğer konu da 21 derece Koç’ta Mars’ın Uranüs’le kavuşması ve Terazi’deki Jüpiter’e karşıt yapması. Mars’ın kendi yönettiği Koç burcunda Uranüs’le kavuşumu oldukça güçlü, patlayıcı, elektrik yüklü bir enerji. Yangın, barut, kaza, şiddet ve kan barındırabilir. Bu kavuşumun Türkiye’nin haritasında meclisi, dernekleri ve hazineyi simgeleyen evde bulunuşu da gözden kaçmamalı. Bu konularda önemli gelişmelere işaret edebilir.

 

Son olarak, hem 2017’nin bütününde, hem de hemen önümüzdeki kısa vadede sık sık sahneyi işgal edecek olan Jüpiter, Uranüs, Pluto ve Mars’ın Türkiye’nin haritasında hangi konuları temsil ettiklerini kısaca özetleyelim, odaklanmamıza yardımcı olabilir:


Jüpiter -Ülkenin lideri, devlet, hükümet, ordu, güvenlik güçleri, işçiler, hizmet sektörü
Uranüs - Yargı, yasalar, yabancı ülkeler, din, üniversiteler, uzak yolculuklar
Pluto - Ülkenin halkı, gençleri, eğlence yerleri, parklar, meydanlar, spor sahaları, tiyatro
Mars - Pluo’nun simgelediklerine ilaveten, meclis, devletin hazinesi, dernekler, sivil örgütler"

 

Barış İlhan - Yılbaşında yazılan "2017 Başlarken" isimili yazıdan

 

GÜNEŞ BALIK’TA


“İkiliği terk et, birlik makamın tut.
Canlar canın bulursun, birlik içinde.”
Yunus Emre


Kimliğimizi, isteklerimizi ve bizim için neyin önemli olduğunu gösteren Güneş değişken bir su burcu olan Balık’ta yolculuğuna başladı. Arketipsel manada mistik, hayalci, hayırsever, romantik ve kurtarıcı/kurban olan Balık’taki Güneş, insanlık aleminde birliğe katkıda bulunacak şekilde öz veride bulunduğunda, kendini bir ideale adadığında, muhtaç durumdakilere yardım edip hayır işleri yaptığında, şefkatli, merhametli, kabullenici olduğunda, bilinçdışında kalan bilgileri sembolik bir dille, sanatla, filmle besteyle dış dünyaya aktardığında yani ilhamını ve vizyonunu yaratıcılığa döktüğünde parlar. Balık burcunun sembolü bilindiği gibi her biri ayrı yönde yüzmeye çalışan birbirine bağlı iki balıktır. Maddi dünya ve manevi dünya arasındaki ikilemi anlatan bu sembolde önemli olan bu iki dünyayı bütünleştirmek, gerçek hayatın zorunluluklarından kaçmadan hem ruhsal alemi hem de maddi alemi deneyimlemektir. Psikolojik açıdan Balık burcu, kolektifin, birliğin ve henüz “biçim almamış” halin sezgisiyle dolu olduğundan, hem bilinçdışıda kalan akıntıları sezgisel anlamda hisseder hem de o birliğe ve sınırsızlığa özlem duyar. Tüm dünyayla ve başkalarıyla birlik olma ve bütünleşme isteği, kişisel sınırları ve kimlik duygusunu bulanıklaştırır. Dolayısıyla sınırsız bir empati duygusu, kabullenicilik, karşılıksız özveride bulunma ve kendini adama gibi temaları burada görebiliriz. 


Güneş Balık’ta, “beş duyuyla” algılanan alemin dışındaki akıntıyı sağlıklı bir şekilde hissedebildiğinden, bu konumda egonun ve bilinçli aklın dayattığı suni sınırları ve istekleri bir kenara bırakıp hayatın önüne getirdiklerine karşı kabullenicilik geliştirmek ve hayatla birlikte bir su gibi akmayı öğrenmek söz konusudur. “Suni bir egoyla” ve kendi tanımladığı sınırlarla yaşanılmaya çalışıldığında yaşamın getirdikleri reddedilebilir. Burada kastedilen şey “kendini aşmak” yani kişinin egosunun isteklerini bir kenara bırakıp hayatın ‘ol’masına izin verme ve işleri oluruna bırakabilme sanatıdır. Böylece sahte ve katı sınırlarla kısıtlanmadan kendi iç sesiyle ve sezgisel olarak hayatın alt akıntılarıyla bağlantısını kurabilecektir. Kendini korumak adına gerektiğinde açılan gerektiğinde kapanan esnek sınırlarla birliği hisseden, merhamet duygusuyla özveride bulunan, kendini adayan ve yardım eden birisi haline gelebilecektir. 

Balık’taki Güneş’in olumsuz ifadelerinde, yukarıda bahsedilen sınırsızlık, yardımcı olmak için başkalarının alanına aşırı müdahale, ayırt edememe, aşırı özveri, aşırı hassasiyet, kolay etkilenme, kolay incinme ve bağımlılık şeklinde görülebilir. Başkalarını kurtarmak için çıktığı yolda en sonunda kendisi kurban duruma düşebilir ya da kendisinin hep kurban durumunda olduğunu düşünüp kendine acıyan ve çaresizce “kurtarıcı” bekleyen bir pozisyonda kalabilir. Gerçek hayattan bir kaçış teması da söz konusudur; gerçek hayatın önüne getirdiklerini ve bazı zorunlulukları kabullenmediğinde kendi fantezileri ve özlemleriyle sürüklenebilir. Hayatın getirdiği gerçekler kendi hayallerine ve özlemlerine uygun olmadığında hayal kırıklığına uğrama söz konusudur. Hayatla mücadele etmeyi bırakıp kendisini uyuşturan bazı bağımlılıklar (madde bağımlılığı, sürekli Tv seyretme, sanal alem vb..) geliştirebilir. Balık’ta Güneş, kendi kimliğinin(egonun) sınırları ve istekleri konusunda bulanık ve belirsiz bir pozisyonda olabildiğinden, girdiği her kabın rengini alan, dağınık, unutkan, hem kendini hem de başkalarını aldatan bir şekilde kendisini gösterebilir. 

Balık’taki Güneş’in yönetici gezegeni olan Jüpiter Terazi’deki yolculuğunda şu an geri harekette. Dış dünyadaki uyumu, barışı ve ahengi gerçek anlamda yakalamak için, öncelikle içsel bir uyumu ve barışı yakalamak gerekiyor. Bunun için biraz geri çekilmek ve bazı değerlendirmeler yapmak için iyi bir zaman. Başkalarıyla yaşadığımız çatışmaların kaynağını belirleyebilir, kendimizin ve başkalarının sınırlarını ve isteklerini gerçekçi bir açıdan gözden geçirebiliriz. Ben- sen dengesinin sağlıklı bir şekilde kurulduğu, daha adil ve hakkaniyetli bir bakış açısı önemli. Balık’taki Güneş’in diğer yöneticisi olan Neptün’ün de Balık’ta olduğunu düşünürsek, sınırsızca ve karşımızdakini doğru bir açıdan değerlendirmeden özveride bulunma, aldanma/aldatılma, hayal kırıklığı ve bazı bağımlılık temaları yine devreye gidebilir. Önemli olan hiçbir illüzyona kapılmadan burnumuzun ucuna odaklanmak, hayatın o an bize getirdiklerine bakarak, gerekirse karşımızdakine tam olarak “neyi istediğini” sorarak, daha objektif bir bakış açısıyla değerlendirme yapmak. Hayatta istediğimiz netliği kazanmak açısından “anın” getirdiklerine dikkatle bakmak ve o anki gerçekleri oldukları gibi kabullenmek gerekebilir. Balık’taki Güneş’in bu transitini kendi haritanıza göre siz de değerlendirebilirsiniz. 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

ASLAN’DA AY TUTULMASI 

 

“Görülmek istiyorsan ayağa kalk, 

duyulmak istiyorsan konuş ve 

eğer takdir edilmek istiyorsan sus.” 

                                     Bill Cosby

 

11 Şubat 2017’de Türkiye saatiyle 03:33’te 22 derece Aslan’da Penumbral (Yarı Gölgeli) bir Ay Tutulması gerçekleşiyor. Sabit burçlarda, Aslan-Kova aksında gerçekleşen bu tutulma, 28 Ocak 2017’de Kova’da gerçekleşen Yeniay’ın getirdiği konulara, başlattığımız projelere ayna tutup bize bunlarla ilgili farkındalık kazandırırken, bu konularla ilgili nasıl bir yol izleyeceğimize ve bunlara nasıl istikrar kazandıracağımıza da ışık tutuyor. Aslan burcunda gerçekleşen Ay tutulması her türlü ilişki modelinde kişisel isteklerimizi daha fazla ön plana alacağımız, kendimizi daha çok ifade ettiğimiz, daha canlı, sıcak, cömert ve yaratıcı olacağımız bir döneme işaret ederken, bu arenalarda ne kadar önemli ve özel olduğumuzun görülmesini, takdir edilmeyi, onaylanmayı, alkışlanmayı da bekleyebileceğimizi gösteriyor. Eleştiriye hassasiyet, üstün olma isteği ya da gururlu tavırlar ile aşırı tepkiler verme olasılığımız mevcut.

 

Bu tutulma haritasında ilk göze çarpan açı kalıbı bir Mistik Dörtgen. Terazi’deki Jüpiter Aslan’daki Ay’a altmışlık, Kova’daki Güneş’e üçgen bir açı; Koç’taki Uranüs Aslan’daki Ay’a üçgen, Kova’daki Güneş’e ise altmışlık bir açı yapıyor. Bu uyumlu açıların verdiği potansiyel olarak iyimser ve yaratıcı enerjiyi, Terazi’deki Jüpiter ve Koç’taki Uranüs arasındaki karşıtlığın getirdiği gerilim ile uygulamaya koyma yani hayatımıza pratik anlamda sokma imkanı buluyoruz. Özellikle hava elementi ve ateş elementinin vurgulu olduğu bu açı kalıbında, eril yani daha dışa dönük ve aktif bir enerjinin iş başında olduğunu görüyoruz. İyimser, enerjik, sosyal, yaratıcı, coşkulu, hareketli ve belki aşırı kendinden emin olabileceğimiz bu dönemde gereken sınırı, disiplini ve temkini ise Yay’daki Satürn getiriyor. Tutulmada, Yay’daki Satürn bir hayli önemli bir konumda. İlk olarak Kova’daki Güneş’in yöneticisi; ikinci olarak da tutulma haritasında hem Mistik Dörtgen’e, Terazi’deki Jüpiter’e altmışlık, Kova’daki Güneş’e altmışlık açı yaparak eşlik ediyor hem de Aslan’daki Ay’a ve Koç’taki Uranüs’e üçgen açı yaparak büyük bir Ateş Üçgeni oluşturuyor. Cesaretin, canlılığın, iyimserliğin, yaratıcılığın ve özgüvenin olduğu bu oluşuma, Yay’daki Satürn’ün katılımı yine bir istikrar, planlama becerisi, dikkat, sabır ve disiplin kazandırıyor. Uzun vadede daha iyi sonuçlara ulaşabilmek adına bu yüksek enerjiyi daha pratik ve etkin kullanmamıza olanak sağlıyor. Gerek özel yaşamımızda gerekse dış dünyadaki temaslarımızda daha sabırlı, sakin ve sağduyulu davranmamız ve içinde bulunduğumuz yapıları ve ilişkileri çok sarsmadan metodik ve sistematik bir şekilde bazı değişim yollarına gitmemizde fayda var. Yakın ilişkilerimizde egemen olma, görülme, onaylanma ve alkışlanma isteğimiz artsa da, kendi isteklerimize ve kalbimize giden yolun, karşımızdakini yüreklendirmekten ve onları “görmekten ve onurlandırmaktan” geçtiğini de unutmamamız gerekir. Cesaretle, güvenle ve iyimserlikle aksiyon aldığımız her alanda iyi yapılmış planlara da ihtiyacımız var. Bu tutulma bize, cesaret-temkinlilik, iyimserlik- gerçekçilik ve eski-yeni dengesinin iyi kurulduğu sağlıklı bir değişim ve büyüme zemini hazırlayabilir. 

 

Tutulma haritasında, Aslan’daki Ay’ın Sabian Sembolü, “Eyersiz ata binen sirk göstericisi tehlikeli bir gösteri sergiliyor.” şeklinde. Bu sembol, kendimizi ifade ederken ve yeteneklerimizi sergilerken iyi antreman yapmış ve önceden iyi hazırlanmış olmamız gerektiğine işaret ediyor. Yaptığımız şeye ne kadar tutkuyla inanırsak inanalım, başkalarını etkilemek ve alkış toplamak adına yaptığımız her hareket ve ayakları yere sağlam basmayan, temelsiz bir güven ve cesaret duygusu bizim için tehlikeli olabilir. Kova’daki Güneş’in Sabian sembolüne baktığımızda, “Büyük bir ayı oturmuş tüm pençelerini sallıyor.” cümlesini görüyoruz. Bu sembol, belki görev duygusuyla uzun süredir başkalarının bize öğrettiklerine ve söylediklerine uygun olarak ve kendi kalbimizin isteklerine sırtımızı dönerek yaptığımız şeylere dikkat çekiyor. Sırf ilgi odağı olmak ya da önemli, özel birisi olmak adına gereğinden fazla çaba sarf ettiğimiz alanlara göz atmamızda fayda var. Hayatı canlı bir performans sahası gibi görüp sırf takdir ve onay toplamak için kendi gerçek yaratıcılığımızdan ve yaşam amacımızdan uzaklaşıyor olabiliriz. Aslan – Kova aksında gerçekleşen bu tutulmada, seyredilmek isteyen bir oyuncu olan Aslan’ın tarzıyla, Kova’nın hayatı tarafsız bir şekilde gözlemleyen ve izleyen tarzını birleştirebiliriz. Hem isteklerimizi ve bizim için neyin önemli olduğunu ifade edebilme hem de tarafsızca kendi kendimize bakabilme, izleyebilme ve korkmadan eleştirebilme imkanı bulabiliriz. Bu tutulmayı haritanızda düştüğü evin temalarına uygun olarak siz de değerlendirebilirsiniz.

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

Tutulmalar İçin Notlar...

 

 

Astrolojide, özellikle öngörü tekniklerinde, tutulmalar ayrı bir öneme sahiptir. Eski zamandan beri gökyüzünün düzenli döngüleri arasında rastlanan bu ender, sıra dışı gibi gözüken gökyüzü olayları, olağan gözükenler arasında, dikkatleri üzerlerine çekerler ve sıra dışı bir şeylerin habercisi olarak görülürler.

 

Jean-Pierre Verdet 'Onları işarete dönüştüren göz kamaştırcı görüntüleri değil, ender olarak oluşmalarıdır' demiştir. Ay’ın normal döngüsü sırasında her ay Güneş ile kavuşumu ve karşıtlığında yeniay ve dolunay halini gözlemleriz. Ancak güneş, ay ve dünyanın bir yeniay ya da dolunay zamanı aynı düzlemde denk gelmesi daha ender rastlanan bir durumdur. Hem ender olması hem de verdiği görüntünün huşu verici oluşundan, bunların ‘gökte neyse yerde de odur’ prensibiyle yeryüzünde hangi olaylara denk geldikleri ilgiyle izlenir, sembolik olarak bir olayda ya da bir insanın psikolojisinde izleri sürülür.

 

Astroloji tarihten bu yana tutulmalarla ilgili sembolik dilin kaynağı olmuştur, bugün de bize bunları pratik olarak uygulayabileceğimiz teknik bilgiler olarak sunmaktadır. Bunlardan önemli olanlara önümüzde, yaklaşan tutulmalar için bir kez daha bakmamızda fayda vardır.

 

Öncelikle tam tutulmalar, Güneş'in veya Ay’ın ışığı daha çok söndüğünden, parçalı tutulmalardan daha güçlü olarak düşünülmelidir. Tutulma zamanı yaklaştıkça farkındalıkta artma söz konusudur. Bir tutulma bir şeyi hızlı şekilde başlayıp biteceğine işaret edebilir. Bu bakımdan tutulmadan 7-10 gün önceden itibaren önemli bir karar almak ve değişiklik yapak uygun olmayabilir. Tutulmadan önce başlayan olay beklenmedik şekilde sonuçlanabilir. Tutulma esnasında farkındalığımızı arttıran, daha önceden bilmediğiniz bir olay yaşamak söz konusu olabilir. Bu yüzden bunu görmeden daha öncesinde hayatı etkileyecek kararlar vermemek gerekir. Eğer tutulma öncesindeki hafta bir başlangıç yapıldıysa planların değişeceği beklenmelidir. Tutulmadan 7-10 gün sonraki olaylar önemli, fakat beklenmedik değildirler.

 

Tutulma derecesinin haritalardaki gezegenlere yaptığı kavuşum ve karşıt açılarda 5° lik orb, karelerde ise 1-2° lik orb geçerlidir (Charles Jane’e göre).

 

Bir kişinin haritasında Güneş’in yanında gerçekleşen tutulma ekstra enerji ve istek verir, kişide güveni ve statüyü arttırabilir, Güneş’in tam karşısına denk gelen bir tutulma ise bu etkinin tam tersini yapabilir. Yine bir haritada ilk tutulma Güneş ile kavuşum yaparsa 6 ay sonraki ikinci tutulmada karşıt yapacağından talihin önce iyi başlayıp karşısına geçtiğinde kötüye dönebileceği, tersi olarak da önce Güneş’in karşında olup 6 ay sonra kavuştuğunda ise talihin iyiye dönebileceği öngörülebilir.

 

Doğum gününün tutulma gününe yakın olmasının dışında tutulmanın kişinin progres Güneş'inin üzerinde olması da çok önemli bir durumdur.

 

Tutulma eğer T-kare ve büyük kare gibi kuvvetli bir açı kalıbının bir parçasıysa bu şekilde denk gelmeyen herhangi bir tutulmadan çok daha güçlü sayılır.

 

Bir tutulma geçmişte aynı noktada gerçekleşen tutulmanın temasını taşır. 0° Öncü burçlardaki tutulmalar bütün dünyayı etkilerler.


Tutulmada zamanlama (olay zamanı) bizzat tutulmanın olduğu zamandır. Tutulma derecesinin sonradan aldığı transitler de olay zamanına işaret ederler.

 

Ender olmasına rağmen Ay Düğümüne olan transitler de zamanlama da kuvvetli bir belirteç olabilir. Örneğin Güneş’in transit Ay Düğümüne kare yaptığı zaman veya eğer yaklaşık olarak karşıtı ise bir sonraki tutulma zamanı (6 ay sonrası eski tutulmanın karşısına geçince).

 

(Bill Meridian Tutulma Semineri notlarından Ayşem Aksoy tarafından derlenmiştir.)

 

VENÜS  KOǒTA

 

“Biliyorum birlikte yaşanması kolay biri değilim. Kendime o kadar çok meydan okuyorum ki birlikte yaşadığım insan da sonunda kendisine meydan okunmuş gibi hissediyor. Ortaya katlanılması gereken bir yığın şey getiriyorum ve bunun nasıl -yapılmayacağını da- bilmiyorum.”  Maya Angelou

Kişinin sevgi alışveriş tarzını, iştahını, çekim gücünü, zevkini ve ilişki kurma tarzını gösteren Venüs zararda olduğu Koç burcunda yolculuğuna başlıyor. Venüs Koç’ta ilişki kuruş tarzı bakımından direkt, açık, saf ve dürüsttür. Sevdiği şeylerin anında, düşünmeden, hevesle ve istekle peşinden gidebilir. İlişkilerinde kendini ortaya koymayı, spontanlığı, bağımsızlığı, rekabeti ve mücadeleyi sever. Öncü nitelikteki Koç’taki Venüs için yeni şeyler başlatmak, inisiyatif almak, başkalarına yol açmak, öncülük etmek ve bilinmeyen şeyleri keşfetmek önemlidir.  Bu anlamda maceracı, girişken ve aktif bir sosyal ifade söz konusudur. Bireyselliğini, bağımsızlığını, kendi spontan isteklerini ön plana alan, başkalarının ona ne yapacağını söylenmesinden hoşlanmayan ve ben- merkezci bir tarz söz konusu olabilir. Değer sistemimizi, nelere değer verdiğimizi de gösteren Venüs, Koç’ta para kazanma konusunda da inisiyatifli ve aktif davranabilir. Kişinin kendi öz-değer duygusu ne kadar atılgan, aktif, inisiyatifli, bağımsız ve mücadeleci olduğuna bağlı olabilir.

 

Koç’taki Venüs, ilişkilerde egoist, kendisini veremeyen, ilişkileri bir hevesle başlatıp yürütemeyen ve kalıcılık sağlayamayan bir ifade verebilir. Spontan ve dürtüsel bir şekilde başlattığı şeyden hevesi geçince, bir diğerine geçebilir. Kendi isteklerini karşısındakine zorla bir çocuk gibi dayatan, agresif ve vahşi bir tarz söz konusu olabilir. Başkalarının farkında olmayan, düşüncesiz, bağımsızlığını engelleyen ya da isteklerinin önüne geçen hiçbir şeye katlanamayan, sabırsız bir şekilde davranabilir. Hareketlerinin sonuçlarını hesap etmeme ve düşüncesizlik sonucu başkalarını incitme ve kendisini gereksiz belaların içinde bulma Koç’taki Venüs’ün diğer olumsuz ifadelerindendir. Venüs Koç’ta kişiye gerekirse isteklerinin peşinden gitmesi için yalnız ve bağımsız olabilme özelliği verir; burada önemli olan kişinin bu isteklerini başkalarından talep etmeden kendisinin cesaretle peşinden gitmesi ve mücadele etmesidir. Olumsuz ifadesinde, yalnızlık korkusuyla uyum sağlayarak ve boyun eğerek kendi isteklerini elde etme, yüzleşmeden, mücadeleden kaçma ve pasif-agresiflik görülebilir.

 

Koç’taki Venüs’ün yönetici gezegeni Mars, kendi burcunda yine Koç’ta yolculuğunu sürdürüyor. Burada Koç’un yukarıda ifade edilen olumlu ve olumsuz özelliklerinin de ikiye katlandığını görüyoruz. Bu dönem bağımsız bir şekilde kendi isteklerimizin peşinden gitme arzumuzun ve sabırsızlığımızın arttığı bir dönem olabilir. Kendimizi yeni şeyler keşfetmek veya yeni maceralara atılmak konusunda daha cesaretli, aktif ve enerjik hissetsek de, bunu hali hazırdaki ilişkilerimize ve elimizdeki projelere zarar vermeden yapmak önemli. Düşüncesizliğimiz, aşırı bencilliğimiz ve öfkemiz daha sonra telafisi olmayan bazı yaralara yol açabilir. Problemler ve insanlar bize meydan okuduğunda, kendi içimizde yanan ateşin şiddetiyle yolumuza çıkan şeylere saldırmak yerine, doğru nişan almayı ve doğru mücadele vermeyi öğrenmek durumundayız. Venüs Koç’un bu transitini kendi haritanızda düştüğü evin temalarına göre bu bilgiler ışığında siz de değerlendirebilirsiniz.

 

Astroloji Dergisi/Gözde Kara

 

 

Konumuz Ayşe Arman'ın Aslı Erdoğan'la  yaptığı,  Aslı Erdoğan'ın Cezaevindeki 136 Günü başlıklı söyleşisi. Bu söyleşiyi içinde astroloji geçtiği için paylaşıyorum. Linki yazının sonunda.*


Aslı Erdoğan kendi ifadesine göre sabah 4:30 civarlarında doğmuş olmalı. Doğum haritasıyla ilgili şunları söylemiş:

"Yıldızlarım mükemmel bir şekilde dağılmış ama bir yıldız haritasında olabilecek en korkunç çelişki de vardı haritamda. Plüton, yani ölüm yıldızı, ölümün evindeydi. Susan Miller’a yazdım, “Ölüm, ölümün evinde. Bunu nasıl yorumlarsınız?” Kadın sağ olsun cevap yazdı. “Bütün sevdiklerinizi kaybedeceğiniz anlamına geliyor, cezaevi, intihar, travma üstüne travma” diye yorumladı. Hatta, “God bless you” (Tanrı sizi korusun) diye bitirmiş mektubu. O kadar acıklı yani.... O da yetmezmiş gibi, yıldız haritamda Plütonum, Güneş’le, yani yaşam gezegenimle, 180 derece ters açı yapıyor. Bunu da sordum. Bu, bir yıldız haritasında olabilecek en sert açılardan biriymiş. Hayatla ölüm, 180 derece birbiriyle zıt."

Bu sözler üzerine birkaç şey yazmak isterim. Buradaki bütün yorumlar Pluto üzerine dayandırılmış. Yani biz klasik bir astrolog olsak ve haritadan Pluto'yu kaldırsak, bunların hiçbiri geçerli olmuyor. Bir doğum haritasında hüküm verirken mutlaka bunun Satürn-ötesi gezegenler olmadan da delilleri olması gerekir. Sadece Satürn-ötesi gezegenlere dayanak hüküm veremeyiz.

 

Peki o zaman bu haritada yazarın hapishane ile bağlantısını nasıl görebiliriz. Haritayı doğum saatinden tam emin olmadığım için tüm burç ev sistemine göre çıkarttım. Buna göre Yükselen Kova burcu olabilir. Yöneticisi Satürn aynı zamanda hapishaneleri temsil eden 12. evi de yönetiyor. Buradan yazarın kendisi ile hapishane, ya da sıkıntı-sorun arasındaki bağını görebiliyoruz. Satürn düşük durumda. Satürn'ü Mars yönetiyor. Mars devleti simgeleyen 10. evin yöneticisi, ayrıca medyayı temsil eden 3. evi yönetiyor. Akrep burcunda güçlü, ancak Güney Düğümüyle kavuşum yaparak zarar veriyor. Ve bu Mars Yükselen'e (Aslı Erdoğan'a) kare, Satürn'e (yine Erdoğan) 150lik açı yapıyor.

 

Bu kısa açıklama ile yazarın haritasında kendisi, hapishaneler, devlet ve medya bağı açıkça görünüyor. Haritanın yorumunu burada bırakıyorum. Ünlü kişilerin haritalarının herkese açık şekilde yorumlanmasını etik bulmuyorum. Mahremiyetlerine tecavüz olduğunu düşünüyorum. Buradaki amacımız sadece kendisinin hapishane ile bağlantısına bakmaktı, dolayısıyla bu kadarı yeterli.

 

Öte yandan eğer yukarıda söylenenler doğruysa, Susan Miller'in bir kişiye Güneş-Pluto karşıt açısı ile söylediklerini de beğenmediğimi ve etik bulmadığımı ifade etmek isterim. Ne demek "bütün sevdiklerinizi kaybedeceksiniz, cezaevi, intihar, travma üzerine travma...". Sadece bu sözler bile yeterince travma yaratıyor. Ayrıca o kadar genel ifadeler ki her yöne çekebilirsin. Her sorununun suçunu Güneş-Pluto karşıtlığına yükleyebilirsin. Bir astroloğun bundan daha iyi bilmesi ve bundan daha iyisini yapabilmesi, danışana yol gösterebilmesi gerekir.

 

Siz siz olun, böyle hatalar yapmayın. -Barış İlhan

 

*http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/asli-erdoganin-cezaevindeki-136-gunu-40329758

 

2017 Başlarken

 

Bu hafta öğrencilerim derse geldiğinde hepimiz çökmüş durumdaydık. “Hocam her hafta yeni bir katliam oluyor, nedir bu ?” dediler. Evet her hafta yeni bir saldırı oluyor ve derste onları astrolojik açıdan inceliyoruz. Ama bu analizleri ben yayınlamıyorum. Bu saldırıların kanıksanmasını, ölen ya da yaralananların nesneleşmesini istemiyorum. Reina’da yaşananlar hepimizi şok etti, üzdü,  yaraladı. Başımız sağolsun. Bazı uzmanlar artık bu saldırılara terör demiyorlar, yumuşak savaş diye adlandırılıyormuş.

 

19 Aralık’ta “Merkür Pluto'nun yanından gerilemeye başladı. Beşiktaş'taki patlamalarda Merkür-Pluto orta noktası Türkiye'nin Pluto'suna karşıt yapıyordu. O günden sonra ortalık hiç durulmadı. Pluto'yla kavuşup, Rus Elçiye suikast ile geri döndü. Yani Merkür'ün bu geri hareketinin ruhu Pluto sembolizmiyle dolu maalesef. Bu arada Jüpiter-Uranüs ikilisinin Koç-Terazi aksındaki ani, patlayıcı, savaşçı karşıtlığını da unutmayalım ve dikkatli olalım” diye yazmıştım. Yılbaşı gecesi Reina saldırısında bu defa Güneş Pluto’ya yaklaşıyordu ve ikisinin orta noktası yine Türkiye’nin Pluto’suna karşıt yapıyordu. Saldırının saat 1:20: 54’te başladığını güvenlik kameralarından biliyoruz. Buna göre o anda gökyüzünün tepe noktasında Türkiye’nin Pluto’su en yüksek durumunda bulunuyor ve olaya damgasını vuruyordu.... devamı

 

2017'nin Önemli Gökyüzü Hareketleri

2017 Yılı Gezegenlerin Burç Değiştirme ve Durağanlaşma Tarihleri, Tutulmalar, Jüpiter ve ötesi gezegenler arası açılar tıklayın....

   

Yaşamın Ritmi Işığında 2017

Barış İlhan, 27.12.2016

 

 

2012-2016 yıllarında toplumsal ve kolektif gezegenlerin, yani Jüpiter, Saturn, Uranüs, Neptün ve Pluto’nun, gökyüzünde çok aktif olduklarını gördük ve bunları yoğun bir biçimde yaşantıladık, 2017 yılında ise sahneyi Jüpiter döngüleri işgal edecek. Jüpiter-Satürn döngüsü 2016 yılının ortalarından itibaren 2020’ye kadar biraz geri çekildi. Yerini Jüpiter-Uranüs ve Jüpiter-Pluto döngüsüne bıraktı. Bu üçü 26 Aralık 2016’dan, Ekim 2017’ye kadar gökyüzünde Pluto’nun Oğlak burcunda fokal gezegen gezegen olduğu bir T-kare oluşturacaklar. Bu oluşuma en yoğun olarak 26 Aralık, 3 Mart, 30 Mart, 4 Ağustos ve 28 Eylül tarihleri civarında şahit olacağız. Mars bunları Şubat ve Mart’ta, Haziran sonunda, Temmuz’da, Kasım ortasında, ve Aralık başında tetikleyecek. Bu T-karenin Koç-Terazi (ben-öteki, savaş-barış) aksında olması, odak noktasında Oğlak (iktidarlar) bulunması bize “iktidar olma konusundaki savaşlar”la ilgili bir fikir veriyor. Bu noktada biraz Jüpiter-Uranüs ve Pluto döngülerini tanıyalım.... devamı

 

JÜPİTER-URANÜS KARŞIT AÇISI - 26 Aralık 2016

 

Jüpiter Terazi Burcunda, Uranüs Koç burcunda birbirlerine karşıt açı yapıyorken içinde bulundukları burçları da hesaba katarak aşağıdaki soruları kendimize sormamızda fayda var:

 

-Kendi hayat görüşümüzü kaybetmeden diğer insanların farklı inanç ve prensiplere sahip olabileceğini nasıl kabul eder ve hoşgörü geliştirebiliriz?

-Kendi bireyliligimizi feda etmeden karşı tarafında hak ve özgürlüklerini gözeterek nasıl paylaşımda bulunabiliriz?

 

Jüpiter-Uranüs Karşıt Açısı Anahtar Cümleler:

 

(-) Düzensiz büyüme. Tuhaf inançlar. Dini ve ahlaki değerleri hiçe saymak, dolayısıyla topluma yabancılaşmak. Tüm inanç sistemlerini reddetmekten ötürü inanç duygusunun gelişmemesi ya da ait olma duygusuyla boyun eğip geleneksel bir inancı kabul etmek. Sık değişen değerler yüzünden hayatta anlam geliştirememek.  Abartılı bir şekilde yerli yersiz her şeye başkaldırmak. Hiçbir şekilde işbirliğine yanaşmadığı için fırsatları kaçırmak. Yüksek öğrenimin kesintiye uğraması. Rehavete kapılarak buluş ve teorilerini hayatta geçirememek veya gerçek hayatta deneyimlenemeyecek uçuk kaçık teoriler üretmek.  Kendi aklını aşırı önemsemek ve bununla kibirlenmek. Kendi inanç veya felsefesini yüceltip başkalarınınkini küçük görmek. Anarşist

 

(+)  Kendi bireyliliğini fark etme ve ifade etme kanalıyla büyümek. Her inanca eşit mesafeden bakmak ve onlara karşı hoşgörü geliştirmek. İnanç özgürlüğüne inanmak.  Geçerliliğini yitirmiş ve insanı kısıtlayan geleneklerden özgürleşmek. Evrensel değerler. İnsanlığı ileriye götürecek bir anlam arayışı. Liberal bir dünya görüşü.  Hümanizm felsefesi. Uzak ülkelere ani seyahatler. Yükseköğrenimde fırsatlar. Eşitlikçi ve insancıl yargılama yeteneği. Devrimci iç görüler.

 

 Astroloji Dergisi/Banu Çaylak Kardaş  

 

   

Yeni Çalışmalar Ay’ın Büyük Depremleri Tetiklediğini Öne Sürüyor 

 

 

 

Tokyo Üniversitesi’nden bir grup jeolog, sürpriz bir buluş yaptı. Suguru Yabe ve Yoshiyuki Tanaka çalışmalarında dolunayın büyük depremleri tetikleyebileceğini öne sürdüler. Büyük ölçekli sismik hareketler üzerine yapılan üç ayrı veri tabanını inceleyerek güçlü kanıtlara ulaştılar.  

Tokyo Üniversitesi’nde deprem bilimci olan Satoshi Ide’nin rehberliğinde Yabe ve Tanaka ekipleri ile birlikte üç sismik olayı incelediler. Bu olaylar; 2004 yılında Sumatra’daki 9.3 büyüklüğündeki deprem, 2010’da Şili Maule’deki 8.8 büyüklüğündeki deprem ve 2011’de Fukuşima’daki 9 şiddetindeki depremdi. 

 

Jeologlar bu olaylarla yüksek gelgit gerilimleri arasında bir örtüşme buldular. Ayrıca 2011 Japonya depremi ve 2004 Sumatra depremi gel-gitin doruk noktasında gerçekleştiler. Diğer araştırma ve incelemelerde de 12 büyük depremin 9’unun yeniay ya da dolunay zamanlarında gerçekleştiği kaydedildi. 

Çalışmanın yazarı, bu tarz gel-git tetiklenmelerinin depremlerin nasıl başladığı, büyüdüğü ve sonuçta nasıl doğal olarak sürdüğü hakkında birçok temel şeyi öğretebildiğini belirtmektedir.

Depremlerin nasıl şekillendiği ve geliştiği hakkındaki detaylar üzerinde henüz çalışılmamıştır. Japon jeologların çalışmaları daha çok depremler ve bunların Ay ile olan ilişkileri üzerinde bir farkındalık yaratmak üzerinedir. 

U.S. Jeolojik Araştırmaları’ndan Nicholas van der Elst, çalışmada gel-git durumunun bir depremin büyümesinde katkı sağlayacağının öne sürüldüğünü ve gel-git geriliminin küçüklüğüne rağmen deprem gerilimi üzerindeki etkisi göz önüne alındığında bunun şaşırtıcı olduğunu belirtmektedir. 

Ay hareketlerinin gerçekten de depremlere neden olduğunu belirtmek için henüz çok erkendir.

Çeviren: Nilay Göncü Aslan

Kaynak linki

 

Türkiye'nin sürekli yaz saatinde kalması nedeniyle Solar Fire 9.0.26 versiyonunda yapılan güncellemeyi aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.

http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update

 

 

Bugün Türkiye Cumhuriyetinin doğum günü. Adet olduğu üzere, yıllık Güneş haritasını çıkartıyoruz ve ne görüyoruz. Türkiye’nin 6. evi yükseliyor. Yani ordu ve güvenlik güçleri iş başında. (Ayrıca sağlık ve hizmet sektörü, evcil hayvanlar ve işçi meseleleri de bu kapsamda sayılabilir.)

 

Güneş meclisi, sivil toplum örgütlerini ve devletin hazinesini temsil eden 11. evde bulunuyor. Demek ki önümüzdeki aylarda meclis oldukça hareketlenecek. 11. evin yöneticisinin (Mars) 2. evde (halkın kaynakları) oluşu bize devletin bütçesi için halkın cebine el atılacağını gösteriyor. Nitekim 2. evin yöneticisi Yükselen’le kavuşarak halkın kendi parası ve kaynaklarıyla bağlantılı olarak sıkıntı içinde olduğuna işaret ediyor. Eh, bir de 2. evin yanıbaşındaki Pluto’yu görünce sıkıntının boyutunu hafife alamayacağımızı anlıyoruz.

 

Yükselen’in iki yanında Venüs ve Satürn duruyor. Venüs biraz sonra (30 Ekim) Satürn’le kavuşacak. Satürn haritada 2. ev dışında 3. evi de yönetiyor. Yani medya ve komşular da işin içinde. 3. evde Neptün, hala medya kanalı ile uyutulacağımızı, komşularla ilişkinin, ya da komşu topraklardaki girişimlerin çok kaotik ve hayalkırıklıklarına açık olduğunu gösteriyor.

 

Venüs haritada 10. ve 6. evleri yönetiyor, ve iktidarı ya da başkanı, bunun yanısıra orduyu simgeliyor. Yani ülkenin başına geçenlerin başkumandan olmaları boşuna değil. 10. ev yöneticisinin Yükselen’in yanında oluşu, gündemi düşündüğümüzde, başkanlık konusunun, referandumun önemine işaret ediyor. Yükselen’in yöneticisi Jüpiter’in Ay’la birlikte oluşu ve Venüs’e altmışlık açı yapışı halkın iktidarı destekleyeceğinin işareti. Jüpiter’le Venüs arasında hem karşılıklı ağırlama, hem de altmışlık açı var. Halk ve başkan birbirlerini ağırlıyorlar. Hem de birbirlerinin evlerinde...

 

Ancak Jüpiter Kasım ayında 11.ev ve 12.evi yöneten Pluto ile kare yapacak. Bu evler meclisi ve hapishaneyi temsil ediyorlar. Gerçi bu bir sürpriz değil, çünkü Kasım ayında meclisin 3. partisi olan HDP’nin milletvekillerine karşı operasyonlara girişileceği her yerde yazılıp çiziliyor. Bu milletvekilleri tutuklanıp hapse atılabilirler. Ondan sonra ne olur, orası bilinmiyor. Jüpiter Aralık’ın ikinci yarısında transit Uranüs’ün karşısına geçecek. İşte bu durum ilginç. Harita’da Uranüs muhalefeti temsil eden 4. evde bulunuyor. Ayrıca yıllık haritada Mars ile kare yapışı da dikkat çekici. Jüpiter’in Uranüs’ün karşısına geçişi burada adeta bir T-kare oluşturacak. Adeta diyorum, çünkü Mars o zamana kadar ilerlemiş olacak, ama yıllık haritadaki konumu hassas bir nokta olarak duracak. Uranüs-Mars karesi oldukça patlayıcı. Bu patlama her an olabilir. Ancak Aralık’ın ikinci yarısı da Jüpiter’le tetiklenecek olan önemli bir döneme işaret ediyor.. Bunlar hem iktidara karşıt olanların isyanına, iç çatışmalara, patlamalara, iktidarla bağlantılı beklenmedik gelişmelere, hem de (konut sektörüyle bağlantılı olabilecek) bir finansal krize işaret edebilirler.

 

Şöyle kısa bir bakışla saptananlara göre savaş, finansal kriz, meclis, konut sektörü, muhalefet, başkanlık gibi konularla dolu bir yıla hazırlanıyoruz. Her zaman sorulduğu üzere cevaplayayım. Aydınlık günlere daha çok var. Hem savaştayız, hem parasısız, hem de ülkemiz bölündü. Bunu toparlamak için çok uğraşmamız gerekecek.... 

Kolay gelsin... 

Barış İlhan

 

Decumbiture (Hastalık) Haritası*

Tania Daniels

 

Geçenlerde bir danışanımla hastalığıyla ilgili konuştuk, bu durumda hastalığı topraktaki gezegenlerle temsil ediliyordu. Aslında problemin nereden kaynaklandığını çoktan bulmuştum ama elementi hakkında düşünüyordum. Toprak bedenimizdeki kuvveti depolar ve “ihtiyacımız olan zamanlarda” kullanılmak üzere muhafaza eder. Fakat bu durumda danışanın bedenindeki bir şey aşırı derecede bastırılmıştı ve gerektiği gibi kullanılmıyordu. Bu aynı zamanda, bir şeyin olmaması gereken bir yerde olduğuna da işaret ediyordu. “İdeal olarak” elinizden çıkarmaya henüz karar vermediğiniz şeyleri nereye koyarsınız? Toprak burcu Başak tarafından temsil edilen, bağırsaklar ya da kolon; 6. evinin yöneticisi buradaydı.

 

Örneğin elma bir çeşit şoka uğradığında, üzerinde kahverengi bir leke oluşur. Eğer bu leke uygun bir şekilde tedavi edilmez (ya da kesilip atılmazsa), elma küflenmeye başlar ve bir süre sonra bu gri/yeşil küf tüm elmayı sarar. Onun durumu da tam böyleydi: hastalık tüm organlarına yayılmıştı. Fakat burada işaret etmek istediğimiz şey, onun bu durumla nasıl başa çıkacağını tespit etmek.

 

Onun depoladığı ya da dışarıya vermediği şey tam olarak nedir? Evet, toksinler ve buna benzer şeyler. Ama dahası var. Toprak, tıpkı güneşte kuruyan çamur gibi, soğuk ve kurudur. Onu kolayca yıkayıp temizleyemezsiniz. Tıpkı bir yapışkan gibi davranır ve bağırsak duvarlarına yapışarak tıkanıklığa sebep olur. Peki burada blokaja uğrayan şey nedir? Duygular. Tüm hastalık aslında duygularla ilgili. Ama hangi duygular? Kuruyan ve içinde ne sevgi ne de nefret barındıran duygular. Eğer bu durumda bir ateş elementi olsaydı, bunları yine görebilirdik. Hayal kırıklığı? Depresyon? Belki. Danışanımla konuşmaya devam ettikçe, anladım ki, durumu depresyonla alakalı değildi. (Depresyonu su elementiyle de bağdaştırırım) Tüm gezegenler 8. evdeydi. Bu evi oksijensiz, bir şeylerin çürümeye yüz tuttuğu bir yere benzetirim. Çürüyen duygular gibi, (nefretin aksine) burada bir pasiflik vardır. Sonra durumu anladım. Aslında üzerinde konuştuğumuz şey, küskünlüktü.

 

Kin tutmak, sözcükleri, davranışları ve olayları hazmedememek. Unutamamak ama içsel olarak bir  “Beni nasıl da incittin” listesi tutmak. Danışanımla bu konuyla ilgili olarak konuştuğumda, “zehirlenme” kelimesinden bahsettim. Tam da üstüne basmıştım! Birçok olaydan dolayı kendisini zehirlenmiş gibi hissediyordu. Artık içsel olarak hastalığa neyin neden olduğunu ve neyle ilgili çalışmamız gerektiğini anlamıştık. O ana kadar, hastalık sadece bizim “gizli düşmanımızdı.” Şeytanınızı tanımazsanız, onu iyileştiremezsiniz. O artık bunu yapabilir…

Çeviren: Gözde Kara

 

*Medikal astrologlar, decumbiture haritası adı verilen bir harita kullanarak hastalığın gidişatını anlamaya yardımcı olabilirler. Decumbiture haritası günümüzde doktorun teşhis zamanına ya da hastalığın başlangıç zamanına göre hazırlanabilir. Devamı  http://www.astrolojidergisi.com/saglik.htm

 

Jüpiter Terazi Burcunda

 

 

Kennedy Ailesi… Herhalde Tanrıların Kralı’nın Terazi burcundaki serüvenini anlatmaya, en çok bu etkin ve şöhretli ailenin bir ferdi yakışır. Hâlihazırda ‘Jüpiter Terazi Burcunda’ yazısını yazıyorum, bu nedenle Kennedy Ailesine olacak itirazlarınıza hoşgörülü yaklaşabilirim, ama JFK’nin yaşayan tek çocuğu olan Caroline Bouvier Kennedy’yi konu ederek, Jüpiter’in Terazi burcundaki serüvenini, başarıyla anlatabileceğime inanmaktayım. Onu seçme nedenim, Yay burcu Yükselen’e sahip olması ve Yay burcunun yöneticisi olan Jüpiter’in de Terazi burcunda ve 10. Evde olmasıdır. Kariyerinde birçok Jüpiter’e özgü üst kademe yöneticilikler yapmıştır. Halen de Bayan Kennedy Japonya’da Amerikan Büyükelçiliği görevini sürdürmektedir. Onun Büyükelçilik görevini, Yay Yükselen’iyle kavuşum yapan Merkür’ü işaret etmektedir. Bu kavuşum doğum haritasında Terazi burcunda bulunan Jüpiter’in denetimindedir. Bu nedenle Büyükelçilik görevini yerine getirmesinde ihtiyacı olan ‘Barış ortamını geliştirmek için hoşgörü ve arabuluculuğunu ortaya koyma’ prensibini kullanabilmektedir. Onun bu görevini sürdürürken yine Jüpiter’in Terazi’de olmasının bir diğer katkısı olarak şu prensipten bahsedebiliriz; ‘Öyle ki bu kişi tarafsızlığını ortaya koyarken kendi menfaatlerini de korumayı bilmelidir’. Bu açıklamalarımdan hemen sonra, diğer nedenlerimi sıralamadan önce, onun hakkında birkaç ön bilgi vermek istiyorum. Kennedy ailesinin hayatta kalan nadir bireylerinden biridir o, hatta bombalı bir saldırıdan şans eseri kurtulmayı başarmıştır. Bu şans faktörünün işlemesinde, Bayan Kennedy’nin gündüz haritasında Jüpiter’inin 10. Evden Yükselen’ini görüyor olmasının önemli bir katkısı olmuştur. Bu yerleşimi belirtmekte de fayda var. Onun bir yazar ve avukat olduğunu da söyledikten sonra, bizlere yansıttığı Terazi burcundaki Jüpiter özelliklerine bir göz atalım.

 

İlk dayanağım, onun 1990 yılından bu yana her yıl verilen ‘Cesaret Karakteri Ödülü’ kurucularından birisi olmasıdır. Bu ödülün veriliş amacı, karşıtları uzlaştırmaya çalışırken baskı gören tarafı destekleyerek uyumu yakalamaya çalışması açısından tam da Jüpiter’in Terazi burcunda olmasına uygundur. Çünkü bu ödül, popüler fikirlere ve bu fikirlerin kurumlarından görülen baskılara rağmen, insani, milli ya da yerel değerlere bağlı kalan, vicdanlarına uygun hareket eden, kariyerlerini riske atan devlet görevlilerine verilmektedir.

 

İkinci dayanağım ise, Bayan Kennedy’nin diğer insanların arzu, istek ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak, 11 Eylül terörist saldırıları sırasında ve sonrasında, başkalarının hayatlarını kurtarmak için hareket eden tüm insanların temsilcisi olarak harekete geçmesidir. Yine bu bağlamda, kamu okullarının gelirlerini artırmak için çalışmış olmasıdır.

 

Bir diğer dayanağım, Barack Obama’nın Amerika’da başkanlık adaylığının tartışma konusu edildiği zamanlarda, Obama’nın Amerika’nın yeni nesil ruhunu yansıtan bir başkan olacağını açıklayarak, karşıt görüşleri kabullenici ve birleştirici tarzdaki hayat görüşünü ifade etmesidir. O, bu açıklamanın içerisinde ‘Her sonucun hataları vardır’ diyerek gelecekle ilgili umutlarını hoşgörüyle taze tutmayı bilmiştir.

 

Şu ana kadar Jüpiter Terazi’nin olumlu yönlerini gördük. Acaba Jüpiter Terazi’nin gölge yönleri, sevdiği ya da uyumlu olduğu kişi yararına tarafsızlığını bozuyor mu? Kimin, neyi hak ettiğine karar vermek gibi bir özelliği var mı? Bir şeylerin nasıl olması gerektiğine dair çok güçlü yargıları var mı? Uyumlu bağlar kurmak için kişisel haklarından ve özgürlüğünden vazgeçer mi? Ne pahasına olursa olsun barış olsun der mi? Görünüşüne veya modaya takıntısı var mı? Hak hukuk konusunda aşırıya kaçar mı? Talepkar mı, değil mi? Bu sorulara cevap verecek kadar Caroline hakkında bilgi sahibi değilim. Kim bilir belki de 12 yıl sonra Tanrıların Kralı’nın Terazi burcuna tekrar girdiğinde bu sorulara verecek cevaplarımız olabilir. Ama kibarlık adına bir konuşmasında karşısındaki kişiye, 30 dakika içinde, 168 kere ‘You Know (biliyorsunuz)’ demesinden dolayı sahte nezaketten eleştiri aldığı bilinmektedir. Yazıyı bu son dayanağımla bitirirken, sizler için Jüpiter erdeminde bir dileğim var:  Sezar’ın hakkını Sezar’a verecek kadar adalet duygusuna ve tarafsızlığa dayanan yüksek prensipleriniz olsun. 

Jüpiter’in Terazideki Transitinin ve 

Pluto-Uranüs-Jüpiter T-kare Açı Kalıbının Takvimi

 

Takvimler 09 Eylül 2016’yı gösterdiğinde Jüpiter Terazi burcuna girmiş olacak. Terazi burcunun yöneticisi olan Venüs, aynı tarihte Terazi burcunun içindeki Jüpiter’in hududunda (Term) ilerleyişini sürdürecek ve bu buluşmayı burç içi karşılıklı ağırlama gibi algılamak mümkün olacak. Barışçıl arzularımızın büyüyeceğini ve yayılacağını umut edebileceğiz. Venüs’ün Jüpiter’i karşılamasında bir diğer aktör olan Satürn’ün, Jüpiter üzerindeki etkisini Terazi Burcu fotoğrafında görmezsek büyük hata yapmış oluruz, çünkü Yay burcundaki Satürn ile Terazi burcuna, Satürn hududundan giren Jüpiter arasında da karşılıklı bir ağırlama bulunacaktır (Bu ağırlamanın nedeni Yay burcunu Jüpiter’in yönetmesi, Satürn’de Terazi burcunda yücelmesidir). Satürn’ün daraltıcı etkisi ile umut ettiğimiz barış rüzgârları beklediğimiz kadar geniş ölçekte yayılmayacak ve sınırlı koşullarda kalacaktır. 25 Kasım 2016’da Oğlak burcunda, Jüpiter hududunda, Venüs-Pluto partil olarak kavuşacak ve bu kavuşumun Terazi burcundaki Jüpiter’e partil olarak kare açı yapacak. (Jüpiter’in Terazi burcu transiti süresince, Pluto’nun Oğlak burcundaki Jüpiter’in hududunda olacağını unutmayınız.) Venüs-Pluto kavuşumunun bir diğer rolü de, yaklaşan Jüpiter-Uranüs karşıt açısının fokal gezegeni olacak olmasıdır. Statü sahibi olma arzusunu yerine getirmek için girilecek güç savaşları sonucunda, agresif, beklenmeyen bireysel çıkışlar karşısında Jüpiter’e çok iş düşecektir. Bu durumda Jüpiter hem karşıtları uzlaştırmak için görüşmelerin gerekliliğine inancını canlı tutmak, hem de masada oturmayı bilmek zorunda kalacak. 20 Aralık 2016’da Jüpiter, hem Terazi burcundaki Merkür hududunda ilerlemeye hem de partil olarak Uranüs’e karşıt açı yapmaya başlayacak. Bu karşıt açı kalıbına uzun süredir her iki gezegeni kare açıyla fokal gören Oğlak burcundaki Pluto’ya bu defa da gerilemek için durağan hale geçecek olan Merkür eşlik edecek. Gökyüzü ‘Birey olarak tek başına gidelim mi? Yoksa kafa kafaya verip birlikte büyüyelim mi?” çatışmasını, hedefe ulaşma yolundaki başkalarını kontrol etmeye yönelik düşünce yapılarıyla bir kez daha hararetlendirecek. 7 Şubat 2017’de Terazi burcunda Merkür’ün hududundaki Jüpiter, İkizler burcundaki Ay ve Kova burcundaki Güneş ile oluşturacağı Büyük Hava Üçgeni kalıbının, beri yandan da Koç burcundaki Uranüs ve Oğlak burcunda fokal Pluto ile yapacağı T-kare açı kalıbının etkisi altında, geri gitmeye başlamak için durağan hale gelecek. 3 Mart 2017’de Jüpiter geri giderek Koç burcunda bulunan Uranüs ile karşıtlığını yineleyecek ve Pluto Oğlak burcunda fokal konumunu koruyor olacak. Bu defa Uranüs’ün yanında Koç burcunun yöneticisi olan Mars bulunacak. Enerjisi her zaman yüksek olan, ani ve beklenmedik sonuçlar doğuran Uranüs-Mars kavuşumunun, Koç burcundaki Mars’ın hududunda gerçekleşecek olması, bu açı oluşumunun etkisinin beklenenden fazla olacağını işaret etmektedir. 09 Haziran 2017’de Jüpiter, Terazi burcunda transitine devam etmek için geri gidişini durduracak ve 11’inde ileri harekete geçecek. 17 Ağustos 2017’de Terazi burcundaki Jüpiter, Yengeç burcundaki Venüs ile Oğlak burcunda geri hareketine devam eden Pluto arasındaki karşıt açının fokal gezegeni olarak T-kare açı kalıbını oluşturacak. Venüs’ün, Jüpiter’in yöneticisi olacağından dolayı, bu açı kalıbının önemi artacaktır. Adalet terazisindeki hareketlilikler, insanın kendi kendini besleme arzusu ile kendini gerçekleştirme gücünün çatışmasını tetikleyecektir. 11 Ekim 2017’de Jüpiter Terazi burcundaki serüvenini, bizlere karşıtları uzlaştırma yolunda hoşgörülü olmayı, adalete olan inancı ve bürokrasinin büyümeye getireceği katkıları öğretmesi temennisi ile..

Astroloji Dergisi/Tolgay Yılmaz  

 

 

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

 

 

 

Yin ve Yang Sembolü Nereden Geliyor?

 

Yin Yang sembolü ünlü bir Çin sembolüdür. Güneş’in yolunu simgeler. Eski Çinliler gökyüzüne bakarak, Büyük Ayı’nın pozisyonlarını kaydederek ve Güneş’in gölgesini izleyerek, dört yön belirlediler. Gün doğumunun yönü Doğu; gün batımının Batı; en kısa gölgenin yönü Güney; en uzun gölgenin yönü Kuzey; gece ise, Kutup Yıldızı’nın yönü Kuzey’di.

 

Mevsimsel değişimleri farkettiler. Büyük Ayı Doğu’yu gösterdiğinde ilkbahar; Güney’i gösterdiğinde yaz; Batı’yı gösterdiğinde sonbahar; Kuzey’i gösterdiğinde kıştı.

 

Güneş’in döngüsünü izlerken, eski Çinliler yerin sağ köşesine yerleştirilmiş ve gölgenin pozisyonunu kaydedecek 8 fit uzunluğunda bir sırık kullandılar. Sonra yılın yaklaşık 365,25 gün uzunlukta olduğunu buldular. Yıl döngüsünü, gün doğumunu ve Büyük Ayı pozisyonlarını kullanarak, ilkbahar ve sonbahar ekinoksları ile yaz ve kış solstislerini de içerecek şekilde 24 dilime ayırdılar, 24 dilimin işaretlendiği, dairenin 24 bölüme ayrıldığı ve günlük gölge uzunluklarının kaydedildiği 6 tane eş merkezli daire kullandılar. En kısa gölge yaz solstisinde, en uzun gölge kış solstisinde bulundu. Her çizgi ile bağlantı kurulduktan ve yaz solstisinden kış solstisine doğru “Yan” bölüm karartıldıktan sonra Güneş haritası aşağıdaki gibi görülür. Dünya’nın 23 26' 19'' derece ekliptik açısı bu haritada görülebilir.

 

 

Ekliptik, Dünya’dan bakıldığında Güneş’in Dünya etrafında izlediği yoldur. Ekliptiğin eğim derecesi yaklaşık olarak 23 26' 19''dır. 

 

Daha fazla gün ışığını belirten açık renkli alan Yang (Güneş) tır. Daha az gün ışığını belirten koyu renkli alan Yin (Ay) dir. Yang erkeğe benzer. Yin kadın gibidir. Yang, Yin olmadan büyüyemeyecektir. Yin, Yang olmadan doğuramayacaktır. Yin Yaz Solstisi’nde, Yang ise Kış Solstisi’nde doğmuştur.

Türkçesi: Nilay Göncü Aslan

 

Kaynak: http://www.chinesefortunecalendar.com/yinyang.htm

 

 

Prag'daki astronomik ve astrolojik saati sizin için çektik !!

 

 

 

ASTRODOKU

 

Venüs’ün İnsanların Romantik Seçimleriyle Bağlantısı Üzerine Eşsiz Bir Çalışma

  

ASTROLOJİYİ DOĞRULAYAN BİLİM 

 

 

ŞANS NOKTASI (PART OF FORTUNE)

 

 

Bir okuyucumuzun sorusu üzerine açıklama:

Okuyucumuz gündüz ve gece burçlarıyla ilgili kaynaklarda çelişki olduğunu yazmış.

Bunu okuyunca ilk önce çok şaşırdım, çünkü 40 yıldır astroloji ile ilgileniyorum, ilk defa gündüz burcu diye bir tanım duyuyorum. Bunun üzerine internette arama yaptım ve gerçekten Türkiye’de gündüz burçları, gece burçları diye bir ayrım yapıldığını, hatta bu burçların özelliklerinin yazıldığını gördüm.

 

Öncelikle yazmak gerekir ki burçların gündüz ve gece olarak sınıflandırılması doğru değildir. Muhtemelen burada bir çeviri hatası olmuştur. Hata şöyle olmuş olabilir:

Burçlar eril ve dişil (maskülen ve feminen) olarak ikiye bölünürler. Buna eski İslam astrologları leyli ve nehari derler. Batı astrologları da diurnal ve nocturnal derler. Diurnal  gündüze özgü, gündüz olan ya da gündüzcü, nocturnal de geceye özgü, geceleyin olan ya da gececi demektir. Gündüzcülük eril bir özelliktir. Gececilik ise dişil bir özelliktir.

 

Sıcak enerjiye sahip burçlar (Ateş, Hava burçları) eril burçlardır. Soğuk enerjiye sahip burçlar ise (Toprak, Su burçları) dişil burçlardır. Ateş: Koç, Aslan, Yay. Hava: İkizler, Terazi, Kova. Toprak: Boğa, Başak, Oğlak. Su: Yengeç, Akrep, Balık.

 

Buraya kadar büyük bir sorun yok. Bu sınıflandırmadaki eril burçlar gündüz burçları, dişil burçlar da gece burçları olarak (her ne kadar yanıltıcı olsa da) tercüme edilmiş olabilirler.

 

Ancak internette gördüğüm gündüz ve gece burçları ayrımı bundan farklıydı. Bu sınırlandırma şöyle:

Gündüz burçları: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak

Gece burçları: Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık

Bu sınıflandırma yanlış bir sınıflandırmadır. Burada burçlar bir ekinokstan diğer ekinoksa kadar bölünmüştür. Gündüzle gecenin eşit olduğu İlkbahar Ekinoksundan sonra Güneş ekvatorun kuzeyine doğru yükselmeye başlar. En yüksek noktaya çıktıktan sonra inişe geçer. Yine gündüzle gecenin eşit olduğu Sonbahar Ekinoksundan sonra Güneş’in inişi ekvatorun güneyine doğru olur. Dolayısıyla ekvatorun kuzeyinde kalan burçlar Boreal (Kuzey, poyrazla ilgili, şimali), güneyinde kalan burçlar da Austral (güneyle ilgili) olarak sınıflandırılırlar. Her ne kadar Güneş kuzeydeyken günler daha uzun, güneydeyken geceler daha uzunsa da bu sınıflandırmada burçlar gündüz ve gece olarak adlandırılmazlar. Bunlara kuzeye ait-güneye ait, ya da şimali-cenubi demek doğru olur.

 

Özetle, Türkiye’ye bu gündüz-gece burçları tanımı nereden geldiyse, muhtemelen o kaynakta bir tercüme hatası bulunmaktadır. Ya da çevirmen astroloji bilmediği için bu sınıflandırmayı böyle yazmış olabilir. Tabii bu arada, internette bunu paylaşan astrologlardan da uzak durun. Hiç sorgulamadan bunu böyle paylaştıklarına göre, onların astroloji bilgisi de biraz eksik olabilir, yani onlar astrolog olmayabilirler... Tabii bu kimin astrolog olduğu sorusunu içinde barındırıyor. Onu da bir başka zaman yazarız... -Barış İlhan

 

 

 

Astrolojinin en çok sorulan sorularından birisine John Frawley açıklık getirdi... 

 

Piyangoyu Tahmin Edebilmek

 

Arada sırada bir mektup gelir bana ve çok umutlu bir şekilde sorar: Astroloji kullanarak piyango sonuçlarını nasıl doğru tahmin edebiliriz? 

 

Kuşkunuz olmasın, sizlerle bu sırları memnuniyetle paylaşacak birçok kişi var etrafta, tabii ki cüzdanınızı epey hafifleterek... Buna rağmen, sorunun basit ve kesin cevabı şudur: Böyle bir şeyin yapılabilmesi mümkün değildir.

 

Teorik yönden bakarak düşünün. Objektif bir şekilde, mesela John Addey’nin at yarışı sonuçlarını tahmin metodları gibi bir yöntemle (bunu Sports Astrology’de anlatmıştım), yapılması da imkansızdır çünkü aralarında, bir hüküm vermeyi sağlayacak hicbir somut fark yoktur. Atlar başka bir mesele tabii, onların aralarında hız farkı var. Piyango toplarının en büyük ayrıntısı, aralarında hiçbir fark olmamasıdır. Üzerlerinde değişik sayılar olması, onları değişik yapmaz, aynen bir atın hızının üzerindeki sayıdan hiç etkilenmemesi gibi. Seçilmis olan topların bir şey “kazandığı” veya ötekilerden daha “iyi” olduğu söz konusu olamaz.

 

Horary (saat) astrolojiyle de yapılamaz bu iş. Zaten horary ihtiyatlı ve nadiren kullanılmalıdır, hatta her astroloji uygulamasına böyle bakılmalıdır. Eğer günde altı defa “Beni hala seviyor mu?” sorusunu sorarsanız, çıkan haritalar zaten geçerli olamaz.

 

Piyangoyu kazanmak icin, acaba 1 numarayı mı, yoksa 2 veya 3’ü mü seçsem diye sormak da işlemez çünkü bahsettiğiniz numaraların hepsi tamamen tesadüfen seçilmiştir. Bu soruyu düşünürken, “Ay, bence 2 sayısı cok sevimli, onu takip etmem lazım” diye bir şey geçmez aklınızdan. Her soruyu sorduğunuz an, değişik bir numarayı düşünüyor olabilirsiniz.

 

Harita ne derse desin, bu tip bir sorunun cevabı her zaman “Hayır” olacaktır. Cünkü, siz 1 veya 2 veya 3 numarasını seçerekten kazanamazsınız, o numaralardan biri kazanan biletin icinde olsa bile. Kazanmak için öteki numaralara da ihtiyacınız olacak. Ya kazanırsınız, ya da kazanmazsınız. Bir numaranın doğru çıkması sizi kazanmaya yaklaştıramaz ve hiçbir numarayı tahmin edememiş olmaktan da farkı yoktur.

 

Üzgünüz ama durum böyle. 

—John Frawley

 http://www.johnfrawley.com/#!predicting-the-lottery/cqrg

Türkçesi: Neylan Gürel

 

  

Ay Düğümleri Balık-Başak Aksında

 

12 Kasım’da Ay düğümleri Balık-Başak burçlarının aksına geçtiler, 2017 Mayıs’ına kadar burada kalacaklar. Başak çıkış düğümünde, Balık ise iniş düğümünde bulunuyor. Yani artık Balık burcunun aşina özelliklerinin saplantısından kurtulup, Başak burcunun potansiyellerine doğru ilerleme zamanını yaşıyoruz. Bu göksel hareket hayalci, özlem dolu (Balık) bir duruştan, daha gerçekçi, soğukkanlı ve işlevsel (Başak) bir duruşa doğru ilerlemeyi simgeliyor.

 

Merhametli Hizmet

Balık burcundaki Güney Ay Düğümü gölge yönüyle hayatın gerçekleri, zorunlulukları ve zorlukları karşısında, bunlarla ilgilenecek, bunları çözecek bir kurtarıcı beklemeyi gösterir. Eğer böyle birisi yoksa kurban psikolojisine girilir. Kişi kendine acır, zorunluluklardan kaçar, uyuşur, iyi günlerin hayalini kurar, sorunları Tanrı’nın çözmesini bekler, karmaşa içinde yaşar. Korkular, endişeler içinde boğulur, Belirsizlikten korkar. Oysa Balık’ın sağlıklı özelliklerini geliştirdiğinde mevcut koşulları kabullenir, belirsizlikte ustaca yol alır. Kaosun düzenini sezer. İşte bu noktada Başak burcunun gerekliyle gereksizi, yararlıyla yararsızı ayrıştıran, detayları fark eden, tahlil eden, çözümleyen, aksaklıkları düzelten enerjisi devreye girer. Tüm bunları yapmak için sistemli, metodik çalışmak, yapılacakların listesini çıkartmak, rutin oluşturmak ve çalışmak gerekir. Verimlilik ve işlevsellik esastır. İdeallerin, vizyonların için günlük hayatta başkalarına yararlı olacak bir şeyler yapmaya girişilir.

 

Kuzey Ay Düğümü Başak’ta olduğunda Balık burcunun birlik duygusu, bütünü kucaklaması, merhametli olması, muhtaç durumdakilerle empati kurması, onlara yardım arzusu, kendini buna adayabilmesi gibi özellikleri Başak’ın maddi dünyada, günlük hayatta hizmet kapasitesi ile birleşerek işlevsellik kazanır. Kişi özlemleri, fantezileri ve uyuşukluğu bir kenara bırakarak vizyonu ve ideali için çalışır. Kabullenicilik ve akışla birlikte akmak, kişinin zihnini karmaşadan uzaklaştırır, netleşmesini sağlar. İçindeki bilgiye güvenir, hayata inanır, böylece Başak’ın endişe, telaşından kurtulur. Ruhunu doyuran, kimseyi ayırmadan kucaklayan bir duygu ile somut dünyada yararlı olur. Nasıl yararlı olabileceğini saptadıktan sonra, bu konuda ustalaşmak üzere çalışmaya başlar. Saptadığı aksaklıkları düzeltirken, kusur buluculuğu, eleştiriyi bir yana koyar, sorunların üzerine merhametle eğilir.

 

Türkiye ve Ay Düğümleri

Türkiye’nin doğum haritasında Ay Düğümleri Balık-Başak aksında olduğu için, 12 Kasım’dan itibaren yeni bir dönemin başladığını varsayabiliriz. Balık’taki Güney Ay Düğümü bundan bir yıl sonra Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile birleşerek bir sayfayı kapatacak. İlginç bir şekilde Balık’ın yöneticisi olan Neptün gezegeni son zamanlarda Türkiye’nin Güney Ay Düğümü ile kavuşum yapıyor, bu nokta üzerinde gidip geliyor. Bu hareketin ülkede birlik, beraberlik ve merhamet getirmesini umabilirdik, ancak görünen tablo daha ziyade karmaşa ve belirsizliğe işaret ediyor. Ve maalesef geçmişin kapısını kapanıp, geleceğin kapısı aralanırken, ilerideki manzara iyi görünmüyor. Bu geleceği düzeltmek için kolları sıvama (Başak) zamanı.... 

Barış İlhan

devamı http://www.barisilhan.com/#!hayaller-gercekler/c1mrs

SATÜRN TRANSİTLERİ  

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Kötü mü hissediyorsunuz? 

İşte yapMAMAnız gereken şeyler

 

Satürn Yay'da

 

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır... devamı

Satürn'ü Akrep'te olup da bir döngüyü bitirmiş olanlar ve

Satürn'ü Yay'da olup da bir döngüyü bitirmeye başlayanlar için...

SATÜRN  DEVİNİMİ

 

 

Güneş Sistemindeki En Zorlu Hava Koşulları

 

Yeryüzündeki hava şartları tabii ki diğer tüm gezegenlerde olduğundan çok daha iyi. Bazen şemsiye taşımak zorunda kalıyorsunuz ama en azından gökten her an gelebilecek sülfürik asit yağmuru için endişelenmek zorunda değilsiniz... devamı 

 

Zorlu bir Yay yolculuğu bizi bekliyor. Satürn Yay’da ilerlerken bu burcun anlamını iyice kavramak yararlı olur.

 

Bir yazıdan alttaki bölümleri aldık. Yay burcunun temsil ettiği uzun yolculukların, inancın, farklı kültürleri deneyimlemenin nasıl bilgeliğe ulaşma yolu olduğunu kısaca ve güzel açıkladığını düşünüyoruz. 
Aynı zamanda burada Yay yolculuğunun çile, çaba, sınav ve olgunlaşmayla (Satürn) nasıl harmanlandığını da görebiliriz.

 

‘’Hacı Yolculuğu Bir Sınavdı

Eski zamanlarda bir mümin için çile çekme, olgunlaşma, bilgeleşme anlamına gelen Hac, kazandığı o olgunlaştıran yolculuk anlamını yavaş yavaş yitirirken, kutsal yerleri görmek gibi turistik bir faaliyete indirgenmek isteniyor. Oysa ulaşım ve konaklama imkanlarının böylesi gelişmediği ve sınıflar arasındaki uçurumların bu kadar net olmadığı zamanlarda, Anadolu’dan, Hindistan’dan ya da Afrika’dan yola çıkan bir Müslüman için, tüm dünyasını değiştiren, onu türlü belalarla sınayan bir yolculuktu hac.

 

Bir hacı adayı çıktığı aylar sürecek bu yolculukta, parası yoksa her köyde ve kasabada bir tanrı misafiri olarak konaklar, yeni coğrafyaların yeni insanlarıyla tanışırdı. Issız bir bozkırdan geçerken gördüğü tek köye sığınmaktan başka çaresi olmazdı. Yolunun üzerinde farklı inançlardan, farklı üretim biçimlerine sahip onlarca topluluğa rastlar, onların hayat felsefelerinden, dillerinden kendine bir şeyler katardı.

Hac yolu insanın alışkanlıklarını değiştirir, statükolarını yıkardı. Hacı adayı aynı şeyleri yiyemez, alıştığı yatağında yatamaz, rahat rahat kendi dilini konuşamazdı.

 

Hacı adayları zengin olsalar bile, lüks tahtırevanların bulunduğu kervanlara soyguncuların saldırmayacağının bir garantisi yoktu. Çölün ortasında yolunu kaybetmiş kervanların sıcaktan ya da susuzluktan telef olmasına çok sık rastlanırdı. Gezginleri aldatmayı ve soymayı iş edinmiş kurnazlara ve haydutlara denk gelen hacılar başta kandırılırlarsa da sonra kolay lokma olmamayı öğrenirlerdi.

Nihayetinde kutsal saydıkları o mekana geldiklerinde, hacılar zaten değişmiş ve dönüşmüş bir insanın gözüyle bakardı artık kendi inancına. Uğruna acılar ve zorluklar çekilen her şey gibi, unutulmaz bir deneyim olurdu bu mükafat.

 

Hacı Olmanın Saygınlığı

Eğer bir tüccar ya da gezgin değilse, eski toplumun insanı orta yaşlarına gelinceye kadar kendi köyünün dışına nadiren çıkardı. Bu yüzden de küçük bir dünyaya, dogmatik düşüncelere sahip feodal toplum insanı için tüm yaşamını değiştiren, dünyasını genişleten bir yolculuktu hac. İnsana kurulu düzenin alternatifleri olduğunu öğretir, onu daha bilge, daha tahammüllü, daha cesur kılardı. Bu bakımdan parayla alınıp satılamayan bir şeydi.

 

Hacı olmayı saygıdeğer kılan da buydu. Kişiyi sözü dinlenir hale getirmesinin nedeni, hacının sadece Mekke ve Medine’yi görmüş olması değil, oraya varıncaya kadar geçtiği yollarda edindiği deneyimler, tanıdığı insanlardı.

 

Yazılı kaynağın çok sınırlı olduğu bir kültürde, hacılar en çok şey görmüş insanlar oldukları için statü edinirlerdi. Pahalı mağazalardan alınmış giysiler içinde, “first-class” uçak koltuklarıyla başlayan ve Zemzem Tower’ın klimalı açık büfesinde devam eden yolculuklardan değildi onların yaşadıkları....’’

Eren Buğlalılar’ın (gezite.org) HAC: BİR İBADETİN DÖNÜŞÜMÜ yazısından alınmıştır.

Astroloji Dergisi/Ayşem Aksoy

ÖNEMLİ:
Eğer Solar Fire 9'a sahipseniz, bu ücretsiz güncellemeyi aşağıdaki linkten indirin lütfen. Sayfa açılınca "Solar Fire 9.0 Update to 9.0.23" yazan yere tıklayın.
http://alabe.com/downloads/default.asp#SF9Update  
Bu güncellemede Brezilya, Rusya ve Türkiye'nin yaz saatlerinin düzeltilmiş hali mevcut.

JÜPİTER TRANSİTLERİ

 

Robert Hand'in Planets in Transit: Life Cycles for Living kitabından 

Oya Vulaş çevirisiyle...

 

Herkes seçimler sonucunda birçok şey değişecekmiş gibi davranıyor ama bence öyle değil. Çünkü biz her koşulda biçim değiştirmek, eski yaklaşımlarımızın çoğunu bırakıp atmak, barışı ve adaleti sağlamakla yükümlü olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.

 

Bunu başaracak mıyız peki?
Bu tür şeylerin sonu belli olmaz. Yine, iktidara kim gelirse gelsin, böyle bir sorunun ortasındayız. Şimdi, seçimin sonuçlarına kısa vadede biz önem atfedebiliriz ama uzun vadede çok zorlu bir süreç bekliyor bizi.

 

Ne açıdan zorlanacağız?
Bir insanın en ufak bir alışkanlığını değiştirmesinin ne kadar zor olduğunu düşünürsek, bir ülkede yaşayan 70 milyonluk bir nüfusta değişmenin ne kadar zor olacağını tahmin edersiniz.

 

Yani dengeler mi değişecek?
Ülkede bir sürü insan öbürlerine karşı düşman kesildiyse…

 

Ki kesildi.
Evet, ulusalcılar dincilere, öbürleri Kürtlere, birileri Alevilere düşman gibi feci bir bölünük durumdayız. Kaotik bir ortamdayız, bu da her an her şey olabilir demektir. Pluto’nun döngüsünün yarısını, yani dönüşümü deneyimlediğimiz bir süreç bu ve daha birkaç yıl devam edecek.

 

Tapelere filan da devam yani?
Tapeler, Kürtlerle olan barış süreci, Aleviler, bu ülkede yaşayan halkların kendi kültürlerini muhafaza etme hakları, azınlıklarla ilgili eskiden beri kangren olmuş bütün sorunların çözülmesi, kadın cinayetlerinin, tacizlerinin, çocuklara şiddetin çözümlenmesi, düşünce ve ifade özgürlükleri, yolsuzlukların islahı gibi birçok kalem iş var bunun içinde.

 

Bunlar çözülüyor mu bu süreç bittiğinde?
Bu süreçten temiz çıkabilmek için, Pluto’yu arıtma tesisi olarak düşünelim. Kanalizasyon suyunu içme suyuna çevirirsek refaha çıkarız.

 

Çeviremezsek?
O zaman çamura bulanırız. Pluto’nun çamuru şiddet, suçlar, taciz, manipülasyon, işkence, savaş demektir.

 

Gerçek huzur ne zaman gelecek? 
Hiçbir zaman gelmeyebilir. Barış ve huzur kendi kendine gelmez. Bunun için yapılması gereken çok şey var. Ancak o çabaların sonunda buna kavuşmak mümkün olur.

-30 Mart 2014'ten bir şöyleşi

Şöyleşinin tamamı: http://www.hurriyet.com.tr/pazar/26111698.asp 

 

FOKAL GEZEGENLER

 

KİTAPÇINIZDAN ISRARLA İSTEYİN !!!

 

  

 

 

Zaman zaman, gökyüzü olaylarının, şimdi de önümüzdeki Güneş Tutulmasının burçlara etkisini yazmamızı isteyen arkadaşlara:

 

Gökyüzünde bir tane zodyak ve o zodyakta da 12 tane burç vardır. Bir burç bir insan değildir. Gökyüzünün mevsimlere göre 12'ye bölünmüş dilimlerinden birisidir. Sizin ben ... burcuyum dediğinizde kastettiğiniz şey Güneş'iniz gökyüzünün o bölümündeyken doğduğunuzu söyler. Yani sadece Güneş'ten söz eder. Bu ifade bir insanı tanımlamak için yetersizdir, çünkü bir insan sadece Güneş'ten ibaret değildir. Güneş'in dışında 9 adet gezegen vardır, ayrıca 4 köşe noktası, Ay Düğümleri ve daha birçok nokta vardır. Bir insanın doğum haritası tüm bunların birleşiminden oluşur. Bir Güneş Tutulmasının bir insanın hayatında bir şeylere işaret edip etmediği o doğum haritasına bakarak incelenir. Onun dışında ne söylense beyhudedir. Güneş Tutulmasının olduğu yerde sizin hiçbir gezegeniniz ya da noktanız olmayabilir. Dolayısıyla bu Güneş Tutulması sizi hiç ilgilendirmeyebilir. Veya orada Güneş'ten başka bir gezegeniniz olabilir, sizi çok ilgilendirebilir. Bunu ancak kişinin doğum haritasına bakarak söyleyebiliriz. Bu nedenle biz hiçbir zaman gökyüzününde gerçekleşen herhangi bir olayın şu burçlara ya da yükselen burçlara etkisi gibi bir yazı yazmayız.

 

Ancak bu, Güneş burçlarını yazan diğer astrologları eleştirdiğimiz anlamına gelmez. Örneğin dünyada bunu en iyi yaptıklarını düşündüğümüz astrologlar Michael Lutin ve Ed Tamplin'dir. Gerçekten bu işi hakkıyla yapan astrologlar bütün bilgi birikimlerini bu yazılara yansıtırlar. Türkiye'de ise durum farklıdır. Bu tür yorumlar çoğunlukla astroloji bilgisi yetersiz kişiler tarafından yazılmakta ve astrolojik sembolizm bu yazılarda çarpıtılmaktadır. Dolayısıyla her önünüze gelen yazıyı okuyup, bunların etkisi altında kalmamanızı öneririz.

 

Şimdiki güneş tutulması ile ilgili söylenebilecek en kesin şey 10 Mart-30 Mart arasında doğanların, bir de (ikinci derecede) 10-30 Eylül arasında doğanların etkileneceğidir. Bu tarihleri biraz uzatmak da mümkündür. Nasıl etkilenecekleri ve diğer konular için haritaya bakmak gerekir.

 

Burçların Kayması veya 13. Burç Üzerine

 

  

  Kepler Kolej hazırlamış. Gözde Kara Türkçe'ye çevirdi, 

Didem Can Türkçe altyazıların videoya montajını gerçekleştirdi ve


ASTROLOJİ NEDİR?


http://www.youtube.com/watch?v=POn5iY9g0Kk&feature=youtu.be

     

Astrolojiyi Ciddiye Alan 5 Ülke

Eski astrolojik uygulamaların büyük ölçüde etkili olduğu ortaya çıktı.

 

Astrolojinin en büyük hayran ve takipçilerinin, sadece modern dünyanın özgür ruhlu ve sıra dışı insanlarıyla sınırlı olduğunu düşünenler, bir daha düşünün! Eski astrolojik uygulamalar, birçok kültür için hala geçerli ve sağlam bir dayanak noktası. Farklı kültürlerdeki birçok insan, zodyakı insanları kiralamaktan tutun da başkan seçimlerini tahmin etmek için bile kullanıyor. Şimdi, insanların mutlaka horoskoplarını bildikleri ülkeleri tanıyalım.

Hindistan
Kalkütalı yazar Bharati Mukhurjee, New York Times’ta şöyle diyor. “Doğum sertifikam olmayabilir ama bir horoskopum var.” Hiç şüphesiz, Hindistan, astrolojinin en popüler olduğu ülke. Hindistan’ın, Vedik astrolojisi diye bilenen, kendine ait bir sistemi var. Bu sistem, yıllardır evlilikleri ayarlamak ve çocuk sahibi olma zamanlarını tahmin etmek için kullanıldı. Bunun yanı sıra, insanlar, bu astrolojik sistemi, bir işe başlamak için uygun zamanı belirlemek ve uluslar arası politik olaylarla ilgi ön görüde bulunmak için bile kullanıyorlar.

Çin
Astrolojinin en ciddi hayranları belki de Çin’de yaşıyor. En azından, iş ararken, “yanlış” bir burçta iseniz, bunu hissetmeniz daha da olası. Gerçekten de Çin’de, çoğu iş ilanında, belli bir Güneş burcunda olan insanları başvurmaktan caydıran ibareler görebilirsiniz. The New York Republic tarafından yapılan son araştırmalara göre, bazı Çinli işverenler, aşırı titiz ve telaşlı doğalarından dolayı, Başakları işe almayı reddediyorlar. Bazı yerlerde ise, Akrepler ve Yengeçler kabul edilmiyor. 

Sri Lanka
Sri Lanka’da, BBC tarafından yapılan bir araştırmaya göre, birçok insan, günlük gazetelerden daha çok astroloji dergilerine abone oluyor. Astrologların tavsiyeleri, otoriteler tarafından da çok ciddiye alınıyor. Örneğin, 2009’da , o dönem Başkanının iktidardan düşeceğini tahmin etme cüreti gösterdiği için bir astrolog tutuklanmıştı.

Nepal
Astroloji Nepal’de büyük bir iş alanı. 2008’den beri, astrolog Basudev Shastri’nin, ona ulusal bir şöhret statüsü kazandıran, bir televizyon programı var. Aynı zamanda, astrologların yüzde 99’unun erkek olduğunun düşünüldüğü ülkede kadın astrologlar da, en sonunda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. 

Büyük Britanya
Astroloji, İngiltere parlamentosunda da yerini almış durumda. Parlamento üyesi David Tredinnick, sağlık sektörünü geliştirmek için, astrolojinin ve alternatif tıbbın kabullenilmesi gerektiği görüşünü destekliyor. Tredinnick, astrolojiyle yapılan kendini bulma - keşif deneyiminin, zihin sağlığı için yararlı olduğuna inanıyor ve bu keşfin insanların yaşamlarını kolaylaştıracağını da ekliyor. 

Çeviri: Gözde Kara
http://mysign.com/lifestyle/11365-astrology-traditions/#.VGIrNZwNg1g.facebook

     

SABİT YILDIZLAR

 

Türkiye'de astroloji tarihi henüz emekleme döneminde. Astroloji eğitimi gerçek anlamda 1990'ların sonunda başladı. 2000'li yıllarda ders almaya başlayan arkadaşlar hemen klasik astroloji öğrenebildiler. Oysa 1990'ların başlarında klasik astroloji diye bir şey hemen hemen hiç yoktu. Peki, bu 10 yıllık süre içinde ne oldu da, sahneye birden bire klasik astroloji çıktı? Bunun öyküsünü ilk ağızdan dinlemekte yarar var.

Modern Astrolojide Geleneksel Uyanış

 

Antik Dünyada Alametler

 

Güneş Üzerine Yapılan Yeni Araştırmalar

Astrolojiyi Destekliyor !

Astrolojiye şüpheyle bakan bilim insanlarının dayandığı görüşler şimdilerde geçerliliğini yitiriyor gibi…

 

Barış İlhan'ın Hürriyet'le Söyleşisi

 

KÜRESEL ISINMA

 

Aylık Yorum

MART 2017

 

 

HAFTALIK BİLGİ KÖŞESİ

Güvenliğiniz için Bazı İpuçları

Asla önemli bir şeye Satürn kişisel ve fiziksel konuların evi olan 1. evdeyken başlamayın. Gecikmelere, bozguna ve reddedilmeye işaret eder, dolayısıyla girişimde başarı ve keyif umutlarını yıkar. Eğer durağansa veya geri gidiyorsa, birisinde hiçbir şey kıpırdamaz, ötekinde tatsız sonuçlar alınır.

 

Eğer Merkür geri gidiyorsa, planlarda değişikliler, dokümanlarda hatalar vb. bekleyin. Ve eğer Ay son evlerden birindeyse (3, 6, 9, 12) kendinizi planladığınız yerde bulamayabilirsiniz. Köşe noktalarında bulunan malefikler sizi altüst edebilirler.

 

Herhangi bir burcun 29. derecesinde bulunan ya da Akrep'in 19 derecesi (lanetli derece) veya Boğa'nın 24 derecesi (Algol'un derecesi) veya Boğa'nın 29 derecesi (Pleiades'in -Ağlayan Kızkardeşlerin derecesi) ile kavuşum yapan herhangi bir gezegen ya da Arap Noktası sizi rahatsız edecek, bezdirecektir.

Her zaman Güneş'in, Ay'ın, Yükselen'in yöneticisinin ve Şans Noktasının ufkun üzerinde olması iyidir.

 

The Way of Astrology, 1967 -Ivy Jacobson

 

 

 

BURÇLAR

 

 

 

 

NCGR TÜRKİYE

www.ncgr-turkey.com

NCGR ve sertifika konusunda
her türlü bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.Ayrıca psikolojik astroloji dışında astrolojik bilgi ve makaleleri okuyabilirsiniz

 

SOLAR FIRE

TÜRKİYE'DE

 

BUGÜNKÜ AY

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.