ASTROLOJİ DERGİSİ

 

Kış Soltisti

 

Güneş 22 Aralık 2015 tarihinde Oğlak burcuna geçiyor. Aynı zamanda bu tarih kuzey yarım kürede kış gündönümünü de belirler, yani kış mevsimi başlar. Güney yarım kürede ise yaz mevsiminin başlangıcıdır. Biri 21 Haziran’da Yaz Gündönümü-yazın başlangıcı ve diğeri de 21 Aralık’ta olmak üzere bir yılda iki gündönümü vardır. Güneş 21 Aralık’ta göksel kürede gidebileceği en güney noktasına, 0 derece Oğlak burcuna gider. Yılın en uzun gecesi ile en kısa günü yaşanır. Saat 12’de cisimler yıl içindeki en uzun gölgelerine sahip olurlar. Latince’den gelen soltist kelimesi “Güneş Duruyor” anlamındadır. Daha da derine inersek Güneş “Hala Ayakta” demektir. Bu tarihe kadar günler kısalmaya devam eder, bu tarihten sonra ise, gündüzler uzamaya, geceler kısalmaya başlar.

 

Aslında Keltlerin ve İskandinav halkların kadim zamanlardan beri kutladıkları Kış soltisti festivalleri günümüzün Noel, Christmas ve yılbaşı kutlamalarının kaynağıdır. Bu zamanlardan kalmış birçok gelenek günümüzde de hem bu geleneğin takipçileri tarafından hem de Christmas sırasındaki kutlamalarda devam etmektedir.

 

Güneş’in o yıl Oğlak burcuna geçişine bağlı olarak 21 veya 22 Aralık’ta dünyanın çeşitli bölgelerinde yüzyıllardan beri çeşitli kutlamalar yapılır, festivaller düzenlenir. Buradaki tema, kışın giderek kısalan günlerinde Güneş’in daha az görünmesi ve bir anlamda ölmesi ve aynı noktada günlerin uzamaya başlamasıyla yeniden doğmasının kutlanmasıdır. Ölüm ve doğum aynı anda kutlanır. 21 Aralık’ta güneş hala orada ve ayaktadır ve yeniden doğacak, bahar gelecek ve bitkiler tekrar büyümeye başlayacak, hayvanlar yeniden karaya döneceklerdir, doğa canlanacaktır. Yaşam bir çarkın dönmesi gibi devam etmektedir.

 

Kelt rahipleri olan Druidlerde gündönümü kutlamalarına Alban  Arthan (Kışın Işığı) adı verilir, daha da eski adı Light of Arthur yani Arthur’un Işığıdır. Druidlerde Alban Arthan bir festival olarak 3 gün boyunca kutlanır. Bu 3 gün boyunca Meşe Kral’ın (aydınlık ve yeniden doğum) Holly Kral’ı (karanlık ve ölüm) ile savaştığı ve onu yendiği kabul edilir. Druidlerde meşe ağacı özellikle de ökseotu sarılmış bir meşe ağacı çok önemlidir, ormanda ağaçların kralıdır. Ökseotunun barış ve huzuru simgelediği, uğur getirdiği ve şifa verdiği kabul edilir.

 

Druidler Güneş’in batmasında önce açık havada toplanarak ritüeller düzenlerdi. (Günümüzde de bu inancı taşıyanlar tarafından bu gelenek sürdürülmektedir.) Bu ritüel için Stonhenge’de bir araya gelinir. Ancak ritüel karanlıkta başlar ve tüm ışıklar, mumlar söndürülür, (yılbaşına girince evdeki ışıkların bir an için kapatılıp tekrar açılması geleneği) bu aydınlıktan önceki zifiri karanlık, insan ruhunun karanlıklarının olmasını-gölgelerinin varlığını, ancak ışığın da bizimle olduğunun alegorik ve kadim anlatımıdır. Ruhun karanlıklardan aydınlığa çıkabileceğinin sembolizmidir. Şafak sökerken de ateşler yakıp ayinler düzenlenerek, yeni Güneş’e hoş geldin derler.

Stonhenge'de Kış Soltisti

 

Eski İskandinav halklarında Kış soltisti Yule, Yuletid ya da Kış Ortası diye adlandırılır. Yule çark ya da ziyafet anlamındadır. Kış ortası denmesinin nedeni Güneş’in bir döngü noktasında bulunduğunu belirtmek içindir. Tanrıça’nın bebek güneşi doğurduğu gündür. Yine aynı şekilde Güneş’in ya da ışığın yeniden Dünya’ya dönmesi kutlanır, çünkü bu tarihten sonra artık günler uzamaya ve Güneş daha fazla ışığını göstermeye başlayacaktır. 

 

Her zaman yeşil kalan bir ağaç olan çamın çeşitli parıltılı süslerle ve ışıklarla bezenmesi ve cam önünde yakılan mumlarla umut ve hayatın devamı, baharın yeniden geleceği anlatılır. Evler; yaşamı ve sıcağı temsil eden dikenli defne dalları, ökseotu, çobanpüskülü ve yemişlerle ya da bunlardan yapılan çelenklerle (çelenk yaşam çarkını ya da yılanı simgeler) süslenir. Buradaki ökseotu; huzuru, barışı, sağlığı ve tüm hayırlı şeyleri simgeler. Herkes birbirine özellikle kendi yaptığı hediyeleri verir ve bunlar da Güneş’in bu dünyaya verdiklerini hatırlamak ve hatırlatmak içindir. Aynı zamanda Güneş’in tekrar dünyaya ışığını vereceğini ve doğanın yeniden canlanacağını anlatır. Bir başka inanç da mumlarla, ışıklarla, parıltılı süslerle ağaç süslemenin ve cam önünde mum yakmanın, Güneş’in doğumuna, güçlenmesine ve karanlıkla savaşına yardımcı olacağıdır.

 

 

Yule Log (Yule kütüğü) denilen meşe ya da çam ağacından kalın bir kütük şöminede 3 gün veya 12 gün boyunca yavaş yavaş yanar. Bununla da yeniden doğan Güneş ve yakında gelecek sıcak günler simgelenir. Söndürüldüğü zaman da bir parçası alınarak gelecek yıla saklanır. Bu saklanan parçanın da evi ve içinde yaşayanları tüm yıl boyunca koruduğuna inanılır.  Bir başka sembolizmde de Yule kütüğünün Güneş’in tekrar yeryüzüne dönmesi için kurban olarak verildiği anlatılır. Günümüzde daha sembolik Yule Log’un üzerinde ya da kütük şeklinde yapılan pastaların üzerinde mevsimleri simgeleyen, kırmızı beyaz ve yeşil renkli üç mum yakılır.

 

 

Bu gecenin şerefine kurulan şölen masasındaki yiyecekler arasında meyveler, kuruyemişler, baharatlı çaylar ve baharatlı içkiler, elma şarabı, beyaz kekler, kırmızı-beyaz şekerlemeler bulunur. Meyve sepetleri karanfillerle süslenir. Altın renkli, kırmızı ve beyaz mumlar yakılır. Şarkılar ve ilahiler söylenir. Ev dekorasyonunda da ölümsüzlüğün rengi yeşil, canlılığın ve yaşamın rengi sarı kullanılır.

 

Ökseotu altında öpüşmenin tüm yıl boyunca uğur getireceğine, o gece çalınan çanlarla da kötü ruhların kaçırılacağına inanılırdı. Günümüzdeki ‘Jingle bells’ buradan gelmektedir.

Kışın bu zamanlarında bir İskandinav tanrısı olan uzun, beyaz sakallı Odin’in sekiz bacaklı atı Sleipnir ile gezip avlandığı ve çocukların Sleipner’in yemesi için çizmelerini, çoraplarını saman ya da havuçla doldurup ocağın yanına koydukları, Odin’in de çocukları buna karşılık çizmelerin içine şekerlemeler, oyuncaklar, hediyeler bıraktığı kabul edilirdi.  

 

Roma İmparatorluğunda Kış soltisti kutlamaları 17 Aralık’ta başlar ve 7 gün sürerdi. Bu zamanda hem Saturn hem de Mithras adına festivaller düzenlenirdi. Festivalin bitimindeki 25 Aralık da Güneş tanrısının doğum günü olarak kabul edilirdi. Büyük bir neşeyle yemekler yenilip, içkiler içilir ve sokaklarda şarkılar söylenirdi.

 

Muazzez İlmiye Çığ’ın aktardığına göre İslamiyeti seçmeden önce Orta Asya’daki Türkler de bu bayramı “Nardugan” olarak kutluyormuş. “Nar” Güneş, “dugan” da “doğan” anlamındaymış. 22 Aralık’ta, yalnızca Orta Asya’da yetişen dünyanın merkezinde bulunduğuna inanılan Akçamın altında toplanarak Tanrı Ülgen’e Güneş’i geri verdiği için hediyeler sunarak kutlama yapılıyormuş. Etrafında şarkılar söylenir, dualar edilirmiş. Dualarının Tanrı Ülgen’e ulaşması için ağacın altına hediyeler konurmuş. Dilenen dileklerin yerine gelmesi için de dallarına bantlar bağlanırmış.

Derleyen: Günseli Gümüşçapa