Bundan sonra bu köşede küresel ısınma ile ilgili haberler yer alacaktır.

Bu köşenin maksadı küresel ısınma tehdidini bir an bile unutmamaktır.

Lütfen siz de okuduğunuz haberleri kaynak bildirerek bize yazınız.

                                                                                                                                                                               

 

Birlikte kardeş gibi yaşamayı öğrenmeliyiz, yoksa birlikte aptal gibi öleceğiz.

                                                                                                                     Martin Luther King

 

 

Küresel ısınmanın mevcut hızıyla devam etmesi halinde 2047 gibi yakın bir tarihte New York, Londra, Paris gibi dünyanın birçok büyük kenti “yaşanmaz” hale gelecek ABD’deki Hawaii Üniversitesi’ndeki araştırma, atmosferde sıcaklık artışının 21’inci yüzyılın ortalarında rekor seviyelere ulaşabileceğini ortaya koydu. Bilgisayar modellemesiyle yapılan araştırma, iklim analiziyle sera gazlarının gelecekteki etkilerini öngörmeye çalıştı. Buna göre sera gazı salınımı azaltılmazsa, 2047’nin beş yıl öncesi veya sonrasını kapsayan dönemde Dünya’nın yarısından fazlası 1860-2005 arası görülmüş en yüksek sıcaklıkların üzerine çıkan iklim değişikliğine maruz kalacak ve bazı bölgelerde “en soğuk yıl”, geçmişte yaşanan “en sıcak yıldan bile sıcak” olacak.

- 11.10.2013 , Taraf

 

13 SANİYEDE KÜRESEL ISINMANIN 62 YILI

 

8.1.2013-Milliyet'ten başlıklar....

İklim değişti mertlik bozuldu!

Küresel iklim değişiminin ve çevre kirliliğinin en çarpıcı etkilerinden birisi insan üreme sağlığının her geçen gün hızla bozulması... Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 yılı raporuna göre 100 yıl önce mililitrede sperm sayısı 110 milyonken bu sayı günümüzde 15 milyona düştü. Aynı etkenler erkeklerde testosteron (erkeklik hormonu) düzeylerinin düşmesine ve östrojen (kadınlık hormonu) düzeylerinin artmasına sebep oluyor. 8.1.2013-Milliyet

http://gundem.milliyet.com.tr/iklim-degisti-mertlik-bozuldu-/gundem/gundemdetay/08.01.2013/1652557/default.htm

 

Toprak kirleniyor cesetler çürümüyor

Mezarı açılan Turgut Özal’ın naaşının bozulmamasını değerlendiren Prof. Barbaros Çetin, “Toprağın içindeki bakteri, mantar gibi canlıların cesedi parçalayabilmeleri için oksiyene ihtiyacı var” dedi.

http://gundem.milliyet.com.tr/toprak-kirleniyor-cesetler-curumuyor/gundem/gundemdetay/03.12.2012/1636170/default.htm

 

 

Küresel ısınmanın hızlandığını gösteren iki resim. Birisi 1980’de, diğeri 2012’de çekilmiş.

 

Bir NASA çalışması Arktik denizin en eski ve kalın buz kütlesinin en inceye oranla çok daha hızlı yok olduğunu göstermiş. Furthermore, according to the Guardian, one of the world's leading ice experts has predicted the final collapse of Arctic sea ice within four years. Prof Peter Wadhams calls for “urgent” consideration of new ideas to reduce global temperatures. "This collapse, I predicted would occur in 2015-16 at which time the summer Arctic (August to September) would become ice-free. The final collapse towards that state is now happening and will probably be complete by those dates". Bir uzmanın öngörülerine göre dört yıl içinde buzlar tamamen eriyecekmiş. Makaleye bu linkten ulaşabilirsiniz: http://m.guardian.co.uk/environment/2012/sep/17/arctic-collapse-sea-ice?cat=environment&type=article

 

Grönland’da buzul yüzeyinin dört günde yüzde 97’si eridi. -Hürriyet 25 Temmuz 2012

NASA’da çalışan bilim insanları, Grönland’ı gösteren uydu görüntüleri karşısında hayrete düştü.

8-12 Temmuz arasında buzul yüzeyinin yüzde 97’si eridiğini gösteren kayıtlarda ilk önce hata olduğunu düşünen bilim insanları, bir hata olmadığı görünce endişeye kapıldı. Üç uydunun birden tespit ettiği görüntüleri, Guardian’a konuşan NASA’nın Goddard Uzay Yolculuğu Merkezi buzul uzmanı Jay Zwally, durumu, “benzeri görülmemiş” ifadesiyle yorumladı.

NASA tarafından yayımlanan görüntüler, buzul yüzeyinde normalde yüzde 40 civarında olan erimenin yüzde 97’ye çıktığını gösteriyor.

 

Küresel ısınmanın dehşetengiz yeni aritmetiği – Bill McKibben

Küresel felaket anlamına gelen ve gerçek düşmanı ortaya koyan üç basit sayı

350.org’un kurucusu, Amerikalı yazar ve aktivist Bill McKibben’ın Rolling Stone dergisinde ve commondreams.org’da yayınlanan “Global Warming’s Terrifying New Math: Three simple numbers that add up to global catastrophe – and that make clear who the real enemy is” başlıklı yazısının tamamını Mahir Ilgaz’ın Yeşil Gazete için yaptığı çeviriyle sunuyoruz. http://www.yesilgazete.org/blog/2012/08/04/kuresel-isinmanin-dehsetengiz-yeni-aritmetigi-bill-mckibben/

 

Dünyanın en uzun yıllarından biri olan 2011’in son ayına girerken başımıza gökten üç elma düşüyordu. Uçuruma doğru hızla topukladığımızı gösteren 3 rapor art arda gelmişti. Birincisi şuydu: Uluslararası Enerji Ajansı, eğer yeni petrol ve doğal gaz kaynakları peşinde koşmaktan derhal vazgeçmezsek, sadece 5 yıl içinde dünyanın geri döndürülemez iklim değişikliği sürecine gireceğini açıkladı. İkincisi, Küresel Karbon Raporu adlı uluslararası kuruluş kömür, petrol ve doğal gaz yakılmasından dolayı atmosferde karbondioksit salımlarının bir yıllık artışının yeryüzünde gelmiş geçmiş en büyük sıçramasını yaptığını açıkladı. Yılın, belki de son onbin yılın en önemli haberiydi bu. Ve varan üç: Rus Bilimler Akademisi’nin Doğu Sibirya Kıta Sahanlığı araştırmacısı, sera gazlarının en etkilisi metan gazının büyük uzmanı Igor Semiletov, sürekli donmuş toprakların küresel ısınmayla çözülmesinden atmosfere fokurdayarak sızan metan kraterlerinin çapının çok kısa sürede 15-20 metreden Bin metreye sıçradığını açıkladı!

 

Bu 3 rapor, iklim değişikliği felaketinin teoriden pratiğe geçmekte olduğunu ve belki de uçurumun eşiğinden aşağıya düşmeye başladığımızı ortaya koyuyordu. Belli ki, türümüzü ve diğer tüm canlı türlerini uçurumdan kurtarabilmek için şimdiye kadar görülmemiş nitelikte toplu bir seferberliğe, hatta devrime ihtiyaç vardı. Bunu yapabilecek miydik? En iyisi gerçekçi olup, imkânsızı istemek gibi görünüyordu.

 

Güney Afrika’da 2 haftadır süren BM İklim Zirvesi, değil imkânsızı gerçekleştirmek, cılız beklentileri bile karşılamayan zayıf bir anlaşmayla tamamlandı. Dünya liderleri, küresel ısınmayı yavaşlatacak önlemler konusunda yasal zorunluluk getiren ve tüm ülkeleri kapsayacak bir anlaşmaya dönük görüşmelerin, gelecek yıldan itibaren başlaması ve 2015’e dek tamamlanmasında uzlaştı. Olası anlaşmanın en geç 2020 yılında yürürlüğe girmesi öngörülüyordu. BM, uzlaşmayı 'tarihi bir karar' olarak nitelerken, pek çok bağımsız gözlemci ve kurum, kararın dünya üzerinde canlı yaşamın tabutuna çivi çakmaya eşdeğer olabileceği görüşünü dillendiriyorlardı.

 

Türkiye, anlaşılmaz bir şekilde Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz tarafından temsil edildiği konferansta, karbon salımını 2020 yılında mevcut artış üzerinden yüzde 20 azaltacağı sözünü verdi. Ancak, Türkiye’nin karbon salımı halihazırda, 2010 verilerine göre, 1990 yılına kıyasla yüzde 98 artmış durumdaydı zaten! İşte bu nedenle, yani “hem böreğim tam olsun, hem de karnım tok olsun” zihniyetindeki ısrarından dolayı Türkiye Durban’da “Günün Fosili” ödülü alan ülkelerden biri oldu. Ödülün, Türkiye’nin karbon emisyonlarını indirmek için hedef belirlememesine karşın, Kyoto Protokolü’nün mekanizmalarından faydalanarak mali destek almaya çalışması nedeniyle verildiği belirtildi.

 

Zirvenin ardından Kanada, iklim değişikliğiyle ilgili bağlayıcı tek uluslararası antlaşma olan Kyoto protokolünden resmen çekildiğini açıkladı. Uzun yıllar boyunca Kyoto’nun en hararetli savunucularından biri olan Kanada, Kyoto’dan çekilen ilk ülke oldu. Bunu Durban’da açıklamaya cesareti olmayan Kanada’nın bir zamanlar sıkı çevrecisi, yeni kalkınmacısı Çevre bakanı Peter Kent, bu kararı ancak ülkesine dönünce başkent Ottawa’ya ayak basınca açıklayabilmişti.

 

Türkiye’nin eski Çevre, yeni Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise, gelecek yıllarda Türkiye’yi büyük bir kuraklık beklediği yolundaki raporlara katılmadığını söylerken, bilimsel verilerle kişisel inançları birbirine karıştırıyor muydu bilinmez, ama Eroğlu, geçen yılın aynı dönemine oranla yağışlarda yüzde 16'lık bir azalma olduğunu kabul etmekteydi. Britanya Meteoroloji Kurumu’nun Güney Afrika’daki iklim zirvesinde açıkladığı bir rapor ise, Türkiye’nin 2100 yılında tamamen susuz kalabileceği şeklindeydi.

 

2011’e mührünü vuran isyan ve işgal hareketleri Durban’daki iklim zirvesinde de her an hazır ve nâzırdı. Tamamen sonuçsuz kalacağı beklenirken, uzatmaların oynanmasının sonunda zayıf bir anlaşmaya varılmasının belki de tek sebebi, Durban’da birdenbire yıldız gibi parlayan yeni kuşak isyancılarının konferansın son gününde Konferans Merkezi’nde ortaya koyduğu iki saatlik müthiş gösteriydi.

 
İşgal hareketi, yükselen bu devrim hareketinin yeni taktiklerini, ittifaklarını, ruhunu ve yeni gerçeklik dilini oracıkta Albert Luthuli Konferans Merkezi’nin koridor ve salonlarında devreye sokuverdi. Güney Afrika’nın madenlerinden doğmuş devrimci şarkıları söyleyerek, insan hoparlörü kullanarak, gospel usulü sloganlar atarak, kendi bakanlarına sırtlarını dönerek, kimlik kartlarını iade ederek ve böylelikle, bir daha BM toplantılarına katılma hakkını bile isteye kaybederek…

 

Genç isyancı kuşak, yüzde 99’un bile fazlasını temsil ediyordu, yazar ve aktivist Rebecca Solnit’in belirttiğine göre. Karbon ekonomisinden muazzam kârlar sağlayan uluslararası petrolcüler, kömürcüler, sanayiciler ve onların fonladığı siyasetçiler “koalisyonu” yüzbinde biri oluşturuyordu. Ama onlar, dizginlenemez ihtirasları ve açgözlülükleriyle, işte bu sistem değişikliğine karşı duruyorlardı. Mücadele ve seferberlik de işte bu yüzbinde bire karşı yürütülecekti haliyle. Dolayısıyla, 2011 kapanırken, 2012’nin ufkunda “İklimi İşgal Et” hareketinin belirdiğini söylemek belki de kehanet olmayacaktı.

Açık Radyo, 04/01/2012

http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=29244#.TwX_uN1NT8U.email  

 

 

 

 

Dünya Sağlık Zirvesi: “İklim değişikliğiyle sağlık arasındaki ilişki açık”

Berlin’deki Dünya Sağlık Zirvesi’ne katılan bilim insanları, iklim değişikliği ve sağlık sorunları arasındaki ilişkiyi gözler önüne serdi. Bilim insanlarının geleceğe yönelik tahminleri korkutucu.

10-13 Ekim 2010 tarihleri arasında Berlin’de 2. Dünya Sağlık Zirvesi'nde İklim değişikliği, küresel ısınma ve sağlık problemleri arasındaki bağlantıyı ele alan bir konuşma yapan Alman iklim araştırmacısı Hans-Joachim Schellnhuber’in geleceğe yönelik tahminleri ürkütücü görünüyor.

Moskova’daki sıcak dalgası

Bu yaz Rusya’nın başkenti Moskova’ya alışılmışın dışında bir sıcak hava dalgası hâkimdi. Hava sıcaklığı haftalarca 30 derecenin altına hiç düşmedi. Bu sıcak dalgasının ve Moskova çevresindeki orman ve bataklık yangınlarının insanların sağlığı üzerinde ne tür etkilere yol açtığı ise bugüne kadar bilinmiyor. Postdam İklim Araştırmaları Enstitüsü’nün Direktörü Hans Joachim Schellnhuber, Moskova’da yaşananlara dair güvenilir bilgi bulunmamasından şikâyetçi. Ancak buna karşın 2005 yılında Avrupa’nın batısını etkisi altına alan sıcak dalgası hakkında veriler mevcut. Sadece Fransa’da temmuz ve ağustos aylarında çoğunluğu yaşlı 75 bin kişi aşırı sıcak yüzünden hayatını kaybetmişti. Bu nedenle Alman iklim araştırmacısı Schellnhuber, iklim değişiminin küresel bağlamda insan sağlığı üzerinde büyük etkileri olduğu görüşünü taşıyor.

Schellnhuber, “En kötü etkiler, kalkınmakta olan ülkelerde hissediliyor. Yakacak olarak kömür kullandıkları için küresel ısınmanın kuzeydeki ülkeler tarafından tetiklenmiş olması garip bir ironi. Ancak iklim değişikliği ile ilgili iyimser bir senaryoya göre, ısınmadan kâr sağlayanlar da onlar olacak. 2 derecelik bir ısınma İskandinavya, Kanada ve Sibirya için yararlı olacaktır. Ancak küresel ısınmayla hiç bir ilgisi olmayan, bu konuda tarihsel bir sorumluluk taşımayan ve sıcak bölgelerde bulunan ülkelerde hava daha da sıcak olacak. Bu hiç adil değil ancak bir gerçek” ifadelerini kullanıyor.

Seller ve iklim değişikliği

Bangladeş’teki Dhaka Üniversitesi’nde kamu sağlığı alanında uzman olan Timothy Evans da bu konuda hemfikir. Berlin’deki Dünya Sağlık Zirvesi’ne katılan Evans, Asya’daki muson yağmurları ve siklonların yoğunluğunun değiştiğini söyledi. Evans’a göre, Pakistan’da kısa bir süre önce meydana gelen seller ve iki yıl önceki tayfunlar nedeniyle Myanmar’da yaşanan yıkım, bu gelişmenin bir sonucu. Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Bangladeş de sürekli yaşanan seller nedeniyle zarar görüyor.

Evans, “Bangladeş’te tarımsal üretim daha önce verimli olan bölgelerdeki toprağın gittikçe daha fazla oranda tuzlanması nedeniyle çok hızlı bir şekilde geriliyor. Bunun sonucu olarak çiftçilerin kendi kendini besleme yeteneği de büyük oranda azalıyor. Gıda sorunu ve işsizlik insanları sıklıkla sağlık için riskli işlere yöneltiyor. Yani bu da sağlık üzerinde dolaylı bir etkisi olan bir alan” şeklinde konuşuyor.

Kanser, astım, kalp rahatsızlıkları…

İklim değişikliğinin küresel bağlamda sağlık üzerindeki etkileri konusunda uzun süredir yeterli araştırma yapılmıyor. Ulusal Sağlık Enstitüsü Direktörü Francis Collins, ABD’de bilim adamlarının küresel ısınmanın tetiklediği sağlık problemlerini ele alan bir araştırma yayınladıklarını belirtiyor.

Collins, “2010 yılı Nisan ayına ait bu rapora internette ulaşılabilir. Raporun astım, kanser, kalp ve damar hastalıkları, beslenme konusu, sıcağa bağlı ölümler, zihinsel kusurlar, nörolojik hastalıklar, dang hastalığı gibi enfeksiyonun neden olduğu rahatsızlıklar, suyla bulaşan hastalıklar, havayla bağlantısı olan rahatsızlık ve ölüm vakalarını ele alan bir bölümü var” diyor.

Collins, bu uzun listeye bakınca, iklim değişikliği ve dünya genelindeki sağlık problemleri arasındaki bağlantının acil bir şekilde araştırılması hissine kapıldığını kaydediyor.

KAYNAK: Deutsche Welle Türkçe

URL: http://yesilgazete.org/?p=12728

Birleşmiş Milletler raporuna göre global ısınmanın tarım sektörünü etkilemesi sonucu 2008 yılında 40 Milyon kişi daha kronik açlar sınıfına girmiş. http://www.gothub.com/un-warns-40-million-suffer-chronic-hunger-in-2008/

 

Dünyanın en büyük 2. tatlı su rezervine sahip Tanganika gölünün suyu son yüzyılda çok ısınmış ve yüzey suyu en yüksek seviyeye ulaşmış. Bu da buradaki balıkların üremesini ve balıkçılığı etkiliyormuş. http://earthobservatory.nasa.gov/Newsroom/view.php?id=43997&src=eorss-manews

 

Balıklar korunmaya alınmazsa 2050 yılında okyanuslarda hiç balık kalmayabilirmiş. http://news.discovery.com/earth/oceans-fish-fishing-industry.html

 

Küresel ısınma yüzünden yarasa soyu da tehlikedeymiş, halbuki gece açan çiçekleri yarasalar döllermiş ve zararlı böcekleri yedikleri için de tarıma katkıları olurmuş. http://www.sciencedaily.com/releases/2008/04/080403140921.htm 

 

Küresel ısınmadan dolayı, ağaçlar ortalama 3 hafta erken çiçekleniyor, kuşlar ise kuluçkadan 10 gün önce çıkıyorlarmış. http://permaculture.org.au/2010/03/26/earth-out-of-sync-rising-temperatures-throwing-off-seasonal-timing/

 

Dünyadaki en büyük 3 taneden birisi İğneada'da (diğerleri: biri Amazon, biri ise Afrika) bulunan longoz (subasar) ormanlarında artık suya ulaşmak o kadar da kolay değilmiş. http://www.igneada.bel.tr/longozormanlari.htm

 

20 milyar kuş göç etmekten vazgeçmiş, çünkü göç edenler yolda soluklanma, uçmak için uygun hava akımı bulma ve beslenme konusunda çok güçlük çekiyorlarmış http://www.commondreams.org/headline/2010/04/18-2

 

İZLEYİN: KÜRESEL ISINMA İLE İLGİLİ VİDEO

http://vimeo.com/2316052

 

Atmosfere karbondioksit salınımını azaltmada bireysel olarak yapabileceklerimiz

 

Dünyanın en kirli yakıtı yüzünden insanlar ve gezegen neler ödemek zorunda kalıyor?

Kömürün Gerçek Maliyeti

http://www.greenpeace.org/turkey/press/reports/komurun-gercek-maliyeti

 

ntvmsnbc- 03 Kasım. 2009 Salı
 
Ohio Üniversitesi’nden Prof. Lonnie Thompson’un liderliğindeki bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, Afrika’nın en büyük dağı Kilimanjaro’nun zirvesinde yer alan ünlü buzullar son yüz yıl da hiç olmadığı kadar hızla eriyor. Dağ zirvesinin farklı bölgelerinden alınan örneklerin, radyoaktif tarihleme tekniği ile incelemelsi ile son 100 yılda yaşanan erime hızının, son 12 bin yılda yaşananların en büyüğü olduğu ortaya çıktı. 1912 yılında varolan buzulların yüzde 85’i bugün artık yok. Son yıllarda erime hızı daha da arttı. 2000 yılında dağ zirvesinde yer alan karların yüzde 26’sı dokuz yılda yok oldu. Aynı dönem içinde dağın kuzey ve güney bölümlerindeki buz alanları 1.9 ve 5.1 metre inceldi. Erime bu hızla devam ederse Kilimanjaro önümüzdeki 20 yıl içinde bütün karlarını kaybedebilir.
 
         
2001 ve 2009 yılında çekilen uydu görüntülerinden erime net olarak görülüyor.

Son yıllarda erime hızı daha da arttı. 2000 yılında dağ zirvesinde yer alan karların yüzde 26’sı dokuz yılda yok oldu. Aynı dönem içinde dağın kuzey ve güney bölümlerindeki buz alanları 1.9 ve 5.1 metre inceldi. Erime bu hızla devam ederse Kilimanjaro önümüzdeki 20 yıl içinde bütün karlarını kaybedebilir. Kilimanjaro’nun buzulları yok olduğunda, çevresindeki yerleşimler susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya kalacak, buzullardan beslenen nehirler üzerine kurulu hidroelektrik santraller işlevsiz klacak.

KARSIZ KALACAK BAŞKA DAĞLAR DA VAR
Prof. Thompson, yaşanan süreci, binlerce yıllıık banka yatırımının geri ödenmeksizin çekilmesine benzetiyor ve ekliyor; “Bir kez bittiğinde yeniden yerine koymak çok zor olacak.”

Sermayesi harcanan tek dağ Kilimanjaro değil. Avrupa’da Alpler, Güney Amerika’da And Dağları ile Afrika’daki Kenya ve Rwenzori dağları da Kilimanjaro’ya benzer biçimde küresel ısınma nedeniyle karlarını kaybediyor.

NEPAL'DE BAKANLAR KURULU, EVEREST ZİRVESİNDE TOPLANACAK
Tehdit altındaki bir başka dağ sırası da Himalayalar... Himalayalar’da doğal yaşamı her geçen gün daha da derinden etkileyen küresel ısınmaya dikkat çekmek için Nepal'in bakanlar kurulu Everest'te toplanacak. Başbakan Madhav Kumar Nepal ile bakanların ay sonunda yapılacak bakanlar kurulu için, Everest’e tırmanmada dağcılar için başlangıç noktası olan 5 bin 300 metreye uçakla ulaşacakları belirtildi. Daha önce de Hint Okyanusu'ndaki Maldivler'de, iklim değişikliğinin etkilerine dikkati çekmek üzere bakanlar su altında toplanmıştı.

 

Küresel ısınmanın yol açabileceği felaketin alametleri beklenenden önce ortaya çıkıyor. Yeni araştırmalar, daha önce “Ancak 10 yıl dayanır” denilen Kuzey Kutbu’ndaki buzulların tümünün bu yıl eriyeceğini ortaya koyuyor. Son yıllarda giderek inceldiği gözlenen kutuptaki buz tabakası dünya tarihinde ilk kez bu kadar büyük bir hızla eriyor.

Radikal

 

 

 

 

İnsanoğlunun faaliyetleri iklim üzerinde o denli etkili duruma geldi ki, insan faaliyetleri nedeniyle atmosfere salınan sera gazlarının etkisi, Dünya'nın Güneş çevresindeki yörüngesinin iklim üzerinde 21 bin yılda bir yol açtığı etkiden daha belirleyici oldu.

Dünya aslında 21 bin yıllık bir küresel soğuma dönemi içindeyken, insanoğlunun faaliyeti bu doğal gidişatı tersine, küresel ısınma yönüne çevirdi. Önde gelen bilim dergilerinden Science'da yayımlanan uluslararası bir araştırmaya göre ''insanın bu faaliyeti olmasaydı, dünya 4 bin yıl daha soğumayı sürdürecek, sonra da Güneş çevresindeki yörüngesindeki değişimler nedeniyle ısınma dönemi başlayacaktı.

 

KUZEY KUTBU ÇOK HASSAS

Makaleyi kaleme alan iki bilimciden biri olan, ABD Atmosferik Araştırmalar Ulusal Merkezi'nden David Schneider, çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, Kuzey Kutbu'nun, Kuzey Buz Denizi'nin küresel iklim değişimine yol açan etkilere karşı çok hassas olduğunu belirterek, ''İklim sisteminde neler olup bittiğini ilk olarak burada gözlemleyebilirsiniz. Burada gözlemledikleriniz, dünyanın geri kalanında sonradan olacakların da bir göstergesi'' dedi.

Dünyanın Güneş çevresindeki yörüngesinden kaynaklanan Büyük Soğuma Dönemi 7 bin yıl önce başladı ve ortaya ''Küçük Buz Çağı'' çıktı. Bu çağ, 16.-19. yüzyıllar arasında, Sanayi Devrimi'ne paralel olarak son buldu. Oysa soğuma, normal 20., 21. ve ilerleyen yüzyıllarda da sürmeliydi.
 
Bu soğumaya yol açan yörünge etkisi, Kuzey Kutbu'nun, Dünya'nın pozisyonundan ötürü yaz aylarında giderek Güneş'e daha uzak kalmasından kaynaklanıyor. Arizona Üniversitesi'nden Darrell Kaufmann'a göre Kuzey Kutbu'nda yaz ayları sırasında Dünya, Güneş'e, 2 bin yıl öncesine göre 1 milyon kilometre daha uzakta kalıyor. Yaz aylarında kutupların Güneş'e uzaklığının yol açtığı soğuma eğiliminin 4 bin yıl daha sürmesi gerekirken devreye insan faaliyetlerinin yol açtığı küresel ısınma girdi ve bu doğal süreci yarıda keserek tersine çevirdi.

Makalenin yazarlarından olan, ABD Atmosferik Araştırmalar Ulusal Merkezi'nden Bette Otto-Bliesner de açıklamasında, ''İnsan kaynaklı sera fazı etkisi olmasaydı, Kuzey Kutbu'ndaki yaz dönemi sıcaklıkları giderek daha düşük düzeylere inecekti'' diye konuştu. Kuzey Kutbu'ndaki ortalama sıcaklık, eğer insan faaliyetlerinden etkilenmeseydi, bugün bulunduğundan 1.66 derece daha düşük olacaktı.

 

BUZULLARIN ERİMESİ DENİZ DÜZEYİNİ YÜKSELTİYOR

Dünyanın kliması olarak nitelenen kuzeydeki buz tabakasının kapsadığı alan daraldıkça, koyu renkli alanlar artıyor ve bu da dünyanın daha çok güneş ışınını soğurmasını, daha fazla ısınmasını beraberinde getiriyor. Bu ısınma, Grönland'daki karasal buzul tabakalarının da erimesine ve deniz düzeyinin yükselmesine yol açıyor.

Kuzey Kutbu'ndaki bu ısınma, bir başka tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Yüzyıllardır donmuş toprak altında sıkışmış olan ve karbondiokside göre kat kat daha fazla sera, küresel ısınma etkisine sahip olan metan gazı, ısınarak gevşeyen topraktan, atmosfere yayılmaya başlıyor.

 

Küresel ısınmadan ırmaklar kuruyor

925 büyük ırmağın 1948-2004 yılları arasındaki durumunun incelendiği araştırma, bu ırmaklardan denizlere akan suyun toplam miktarının da düştüğünü ortaya koydu.

Sonuçları Amerikan Meteoroloji Derneğinin İklim dergisinde (Journal of Climate) 15 Mayısta yayımlanacak araştırmaya göre, sadece Pasifik'e dökülen ırmak suyundaki azalma, Mississippi ırmağının tamamen kurumasına eşdeğer.

Dünyada bütün ırmakların debisi düşerken, sadece, küresel ısınma yüzünden buzulların eridiği Antarktika'da ırmakların debisi yükseldi.

İklim değişikliği nedeniyle nüfus yoğunluğunun çok olduğu orta ve alçak irtifaya sahip bölgelerde taze su kaynaklarının azalacağını belirten araştırmacılar, Tibet platosunda ve başka bölgelerde ormanlardaki buzulların hızla yok olmasının, durumu daha da kötüleştireceğini vurguladı.

Irmakların debisindeki düşüşün temel nedenlerinden biri küresel ısınma olsa da, araştırmada baraj yapılması ve ırmak suların tarım ve sanayide kullanılması, ırmak debilerinin azalmasının diğer nedenleri arasında gösterildi.

Ancak 1948-2004 yılları arasındaki verilerin incelenmesinin, ırmakların debisindeki düşüşte tarım ve sanayi gibi insan faaliyetlerinin etkisinin, küresel ısınmayla karşılaştırıldığında çok az olduğunu ortaya koyduğu belirtildi.

Debisinde düşme görülen ırmaklar arasında, çevresinde büyük insan toplulukları yaşayan ırmaklar da bulunuyor. Bunların en önemlileri kuzey Çin'deki Sarı Nehir, Hindistan'daki Ganj, Batı Afrika'daki Nijer Irmağı ve ABD'nin güneybatısındaki Colorado Irmağı. Debisinde artış görülen ırmakların etrafında ise çok az insan yaşıyor. Dünyada debisinde azalma görülen büyük ırmaklar, Amazon, Kongo, Changjiang (Yangtze), Mekong, Ganj, Irrawaddy, Amur, Mackenzie, Xijiang, Columbia ve Nijer.

Araştırmada Nijer Irmağının debisinde 1970'ler ve 80'lerde görülen azalmanın, Sahil bölgesinde o dönemde meydana gelen kıtlıktan kaynaklandığı belirtildi.

DENİZLERE AKAN SU MİKTARI AZALDI
Öte yandan incelenen dönemde Pasifik'e akan ırmak suyunda toplam yüzde 6'lık düşüş oldu. Bu da 526 kilometreküplük bir su anlamına geliyor. Mississippi Irmağından yılda ortalama akan toplam su miktarı olan 552 kilometrekübe yakın.

Hint Okyanusuna dökülen yıllık toplam su yüzde 3, yani 140 kilometreküp düşerken, Antarktika Okyanusuna yıllık ortalama su akışı yüzde 10, yani 460 kilometreküp civarında arttı.

Atlantik'e akan yıllık ortalama su miktarında ise çok az değişim oldu. Çünkü bu okyanusa akan Mississippi ve Parana ırmaklarının debisindeki artışı, Amazon Irmağının debisindeki azalma dengeledi.
 

Avrupa Uzay Dairesi, Antarktika kıyısındaki büyük bir buz tabakasının kırılarak anakaradan ayrılmak üzere olduğunu duyurdu.     
 
Uzaydan alınan görüntüler, Antarktika'dan yine büyük bir buz kütlesinin ayrılmak üzere olduğu gösterdi.

Merkezi Paris'te bulunan Avrupa Uzay Ajansından yapılan açıklamada, Wilkins Buz Kütlesi olarak adlandırılan kütlenin uzaydan alınan görüntülerine göre, onu Charcot ve Latady adalarına bağlayan ince buz köprüsünün çökmek üzere olduğu uyarısı yapıldı.

Açıklamada, Antarktika'nın geri kalanı gibi binlerce yıldır biriken ve sıkışan karla oluşan kütlenin uzun süredir bozulmadan kaldığı, ancak 1990'lardan itibaren ciddi bir erime ve bozulma sürecine girdiği kaydedildi.

Başlangıçta yaklaşık 13 bin kilometrelik bir alana sahip Wilkins'in sadece geçen yıl kütlesinin yüzde 14'ünü kaybettiğine dikkati çeken bilim adamları, bunun küresel ısınmayla olan ilgisinin araştırıldığını bildirdi.

Son 50 yılda ortalama sıcaklığın 2,5 derece santigrat arttığı Antartika'daki "ortalama ısınma" düzeyi, küresel ısınma değerinin hayli üzerinde bulunuyor.

04-04-2009

 

Independent gazetesinin 80 uzmanla yaptığı anket, küresel iklim değişikliği konusunda endişeleri daha da arttırdı.


İngiliz "The Independent" gazetesinin uluslararası iklim uzmanlarıyla yaptığı bir anket, karbondioksit salınımının azaltılmasına yönelik kesintilerin, başarılı olmadığını gösterdi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin sonuçlarıyla mücadele etmek için "B Planı"nın gerekli olduğuna işaret ediyor.

Uzmanların yüzde 54'ü, karbondioksit salınımının azaltılmasına yönelik kesintilerin başarısız olduğu görüşünde. Uzmanlar, insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı salınımının etkisini tersine çevirmek için acil bir B planının gerekli olduğunu savunuyor. Güneş ışığını yansıtması için Sülfat partiküllerinin havaya bırakılmasını öngören bir sistem, bu sayede havanın soğuması, dolayısıyla da küresel ısınmanın azaltılması öngörülüyor. Okyanuslar üzerinde alçak bulutların yaratılmasıyla güneş ışığının daha çok yansıtılması, Dünya ile güneş arasına devasa bir ayna ya da bir dizi küçük aynanın yerleştirilmesi de ortaya atılan fikirlerden diğerleri.Uzmanlar, denizlere büyük tüpler yerleştirmeyi de öneriyor, böylece karbondioksit düzeyi yüksek olan yüzey sularının derin sularla karıştırılması sağlanabilecek. Ortaya atılan B Planlarının çok maliyetli olmasının yanında, canlı yaşamı konusunda bir çok olumsuz sonucu da beraberinde getireceğini düşünenler bulunuyor.

07/01/2009 (basından)
 

Küresel Isınmanın İlk Mültecileri
Alaska’nın iki bin yıllık yerlileri Yupikler ABD’nin, küresel ısınmadan zarar gören ilk halkı oldu. Köy hızla eriyor, köylüler kampa sığınıyor...

NEWTOK - İki bin yıldan fazla zamandır Güneybatı Alaska’nın buzullarla örtülü topraklarında yaşayan Yupik Eskimoları, küresel ısınmanın erittiği köylerini boşaltıyor. Küresel ısınmanın yerinden ettiği ilk ‘yurtsuzlar’, ABD’nin başkanlık yarışındaki Cumhuriyetçi aday John McCain’in yardımcısı Sarah Pallin’in hemşehrileri Yupikler olacak.Palin’den destek görmediklerini söyleyen köylüler, buzulların üçte bir oranında eridiği bölgede deniz seviyesi, evlerin bulunduğu bölgelere ulaşıp, yaşamı olanaksız hale getirince kendilerine prefabrik evler yapmaya başlamış. 72 yaşındaki Peter John, “Büyükbabam ve büyükannemle mutlu günler geçirdiğim bu köyde torunlarım ve onların çocuklarıyla mutlu zamanlar geçireceğimi hayal ediyordum. Büyüklerin ‘Birgün göç etmek zorunda kalacağız’ dediklerini hatırlıyorum. Isınma, bildiğimiz hayat tarzının bitmesi demek, çocuklarımıza bırakacak kültürümüzün yok olması demek” diyor.
Yupikler, köylerini terk edip Anchorage’a göç etmek zorunda. Yupik, ‘gerçek’ anlamına geliyor. Halk, buzdan evlerde yaşamıyor, evleri ahşaptan yapılmış. Balıkla besleniyor, geçimlerini balıkçılıktan sağlıyorlar. En yakın yerleşim birimiyle aralarında 200 kilometre var. Hayatları, havaların ısınması nedeniyle sekteye uğramış, 60 haneli köyde eskiden çatılara kadar yükselen kar tepeciklerinin yerini çamur birikintileri almış. Yupikler’in köylerini terk etmelerinin esas nedeni ‘dev dalgalar’. Köyü yutacak büyüklükte dalgalarla baş etmek mümkün olmadığı için yurtlarını terk etmek ve Nelson Island’daki mülteci kampına sığınmak zorundalar. 

NASA’nın verilerine göre, Alaska bölgesinde son 50 yılın en yüksek sıcaklıkları yaşanıyor ve sıcaklıkların düşmesi de imkânsız gibi görünüyor. Eyalette 213 köy ve kasabanın 184’ü küresel ısınmadan ciddi şekilde etkilendi. En büyük darbeyi alan yerleşim yeriyse Newtok. NASA’dan, köyü iyi tanıyan bir gözlemciye göre köy, küresel ısınmanın ‘sıfır noktası’. (The Guardian)

 

Küresel Isınmayla Başetmek İçin İdeal Zaman

İki büyük çöküş yaşıyoruz –kredi krizi ve iklim krizi. Gezegenin ısınması o kadar hızlı ki, tek bir olayla bunu açıklamak zor, ama işte biri: 2013 yazında, Arktik denizinde buz olmayacak. Bu ne kadar büyük bir olay? Wall Street’in çöküşü 80 yıldır olmamıştı. Arktik çöküş ise 3 milyon yıldır: bu dünyada suyun olmadığı son tarihti. Kuzey Kutbu, genellikle madendeki kanaryaya benzetilir. Bir kutup araştırmacısının geçtiğimiz hafta bana söylediği gibi: “Kanarya öldü. Şimdi madeni temizleyip kaçma zamanı.” devamı...

Çevreye ‘Metan Bombası’ 23.09.2008 Ntvmsnbc
Kuzey Kutbu’nda tüm dünyanın geleceğini tehdit eden saatli bir bomba var. Bilimadamları, buzulların erimesiyle, kutuplarda denizin altında biriken metan gazının hızla atmosfere salınmaya başladığını belirtiyor.
Kuzey Kutbundaki buzullar hızla eriyor, bilimadamları, buzulların erimesiyle atmosfere, karbondioksitten 20 kat daha zararlı olan metan gazı salındığını tespit etti. Üstelik de milyonlarca ton.
Buz tabakaları, bir kapak görevi görerek metan gazının denizin altında depolanmasını sağlıyordu. Ancak erimenin başlamasıyla son buzul çağından önce denizin dibine depolanan metan gazı hızla atmosfere yükselmeye başladı.

Öyle ki Rusya’nın kuzey sahilini boydan boya kateden bir araştırma gemisi, buradaki metanın geçmişe oranla yer yer 100 kat arttığını saptadı.

Bilimadamları endişeli. Metan gazının küresel ısınmayı artırabileceğini, bunun sonucunda da Kuzey Kutbu’nda daha çok buzul kütlesinin eriyebileceğini vurguluyorlar.

Kuzey Kutbu’nda denizin altında biriken metan gazının, tüm kömür rezervlerindeki karbondioksitten daha fazla olduğu dikkate alındığında, durum gerçekten kaygı verici.

Penguen Nüfusunun Yarısı Artık Yok 11.12.2007 Ntvmsnbc

Güney Kutbu’nda yaşayan penguen türleri de küresel ısınma yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Araştırmacılara göre, dünyadaki penguen nüfusunun yarısı yok oldu bile.

 

NUSA DUA - Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından Endonezya’nın Bali adasında yapılan açıklamada, Antarktika’da başlıca dört penguen türünün yaşadığı, iklimin ısınması yüzünden bu hayvanların neslinin tükenme riskinin ortaya çıktığı belirtildi. Vakıf yetkilisi Anna Reynolds, dört tür arasındaki “Adelie” penguenlerinin nüfusunun şimdiden yüzde 65 azaldığına işaret etti.

 

Dünyadaki ısınmanın, Antarktika’da diğer bölgelerden beş kat fazla olduğunu hatırlatan WWF yetkilisi, buzulların azalıp incelmesi sonucu “imparator” penguenlerinin sayısının da yarı yarıya azaldığını vurguladı. WWF’nin raporuna göre, diğer penguen türlerinin sayısı da yüzde 30 ila 60 arasında azaldı

 

2070’te Türkiye genelinde sıcaklıklar 6 derece kadar yükselecek, Karadeniz Bölgesi dışında yağışlar iyice azalacak. Ekosistem değişince, birçok canlı türü de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

 

Küresel ısınma nedeniyle 2080’e kadar 200 ila 600 milyon insan açlık çekecek, 1,1 ila 3,2 milyar insan da susuzluktan etkilenecek. 2030’a kadar 7 milyon insan su baskınlarıyla karşı karşıya kalacak.

 

 

2 bin 700 yıllık Rusa barajı kurudu

Van'da M.Ö. 685-645 yılları arasında hüküm süren Urartu Kralı 2'inci Rusa tarafından Erek Dağı'nın eteğinde kurulan ve Keşiş Gölü olarak bilinen Rusa Barajı, kurudu. 12.08.2008

Ege bölgesinin can damarlarından biri olan Manisa'nın Salihli ilçesi yakınlarındaki Gölmarmara Gölü'nde, kuraklık nedeniyle su seviyesinin 4 metreden 80 cm'e kadar düşmesi bölgede endişeye neden oldu. 11.7.2008

 

Kuşların barınağı Tecer kurudu

Ulaş`a 4 kilometre uzaklıktaki Tecer Gölü, sıcak havalar nedeniyle kurudu. Dağdaki yer altı suları ile kar ve yağmur sularından beslenen göl, beyaz bir örtüyle bezenmiş görüntüsü aldı. 2.10.2007

Tuz gölündeki son sulak alan da kurudu

Son 90 yılda yüzde 85 oranında küçülen Tuz Gölü`nün çevresinde Küçük Göl`ün de kurumasıyla sulak alan kalmadı.25.8.2008

 

Acarlar Langozu Kuruyor

Sakarya`nın Kaynarca ilçesinde bulunan, birçok kuş türünün konaklama ve barınma yeri olan Acarlar Longozu`nun yarıya yakın bölümünün zemin suyu çekilmesi nedeniyle kuruduğu belirtildi. 12.8.2008

 

Nasreddin Hoca'nın Gölünde Su Kalmadı

2007`de kuraklığa yenik düşen, Nasreddin Hoca`nın gölü olarak bilinen 30 bin hektarlık Akşehir Gölü`nün tamamen kuruduğu belirtildi.

29.1.2008

 

Marmara Gölü kurudu, canlılar ölüyor

Uluslararası sulak alan statüsüne sahip, çevresi doğal koruma alanı olan Manisa'nın Gölmarmara ilçesi yakınlarındaki Marmara Gölü'nün büyük bir bölümünün kuruması nedeniyle gölde yaşayan bazı canlı türlerinde toplu ölümler görülmeye başlandığı bildirildi. 26.08.2008

    

 

    

www.kuresel-isinma.org