Astrolojİ  Dergİsİ

 

 

   ANASAYFA

 

Astrolojiye Giriş

- Giriş-Gezegenler
- Burçlar
- Yükselen Burçlar
- Ay Burçları
- Evler
- Açılar

 

Yazılar ve Konular

- Makaleler 
-
Astroloji Tarihi
-
Mitolojik Astroloji
-
Astroloji ve Sağlık
-
Gezegen Döngüleri
-
Astronomi
 

 

Çeşitli

- Öyküler,Öğütler
-
Rüyalar - Semboller
-
Karikatürler
-
Çin Burçları
-
Doğum Günü Renkleri

 

Tablolar

- Burç Değişimi
- Enlem ve Boylam
- Yaz Saati
- Ay Fazları
- Gökgünlüğü
- Sembol Anahtarı  
  

 

Test

- 4 Element Testi

 

Linkler

- Astroloji Siteleri
-
Kitaplık
-
Barış İlhan Yayınevi

 

Haberler

- Haberler
-
Araştırma
-
Seminer-Eğitim


 

 

          Foto Galeri

      

Okuyucu Mektupları

 

 

 

 

BARIŞ İLHAN

kişisel sitesi

 

NCGR-TURKEY

 

TAROT DERGİSİ

 

 

 

 SATÜRN YAY BURCUNDA

Ayşem Aksoy

Satürn yaklaşık iki yıl (5.12.2012 – 23.12.2014) süren Akrep’teki yolculuğunu tamamladı.

 

23 Aralık 2014’te Yay’a giriyor. 14 Mart’ta geri giderek 15 Haziran 2015’te Akrep burcuna geri dönecek. 2 Ağustos’ta bu burcun son derecelerinde durup tekrar ileri gidecek ve 18 Eyül 2015’te bir daha dönmemek üzere Yay burcuna geçecek.

 

Satürn’e genel bir bakış

Satürn eski çağlarda bilinen gezegenlere göre en dıştaki yörüngesiyle güneşten, onun sıcaklığı ve ışığından uzakta, bundan ötürü soğuk ve kuru olarak tanımlanan doğasıyla yaşamın ve canlılığın karşısında durduğu düşünülen, dolayısıyla ölümü temsil eden gezegendir. Bu özelliklerinden dolayı Ortaçağ’ın sonunda büyük uğursuz (malefik) olarak anılmaya başlanır. Uğursuzluğun büyüklüğü ağır hareket ettiği için etkisinin daha uzun olmasından kaynaklanır (küçük uğursuz Mars’a göre çok daha yavaş hareket eder ve olumsuz etkisi ona nazaran daha uzun ve kalıcıdır). Hareketindeki yavaşlık ağırkanlılığı ve yaşlılığı çağrıştırır. Bu açıdan zamanı yönettiği söylenir. Tarihte de Yunanlıların zaman ve dünyevi zaman döngüleri tanrısı Kronos (Chronos) ile bir tutulur. Romalıların ekin tanrısıyla bağlantısı dolayısıyla toprak ve tarım işleriyle bağlantılandırılır.

 

Babil’de Satürn’e bakış epey farklıdır (Satürn burada Ninurta gezegeni olarak algılanır). Babillilere göre Güneş’in gece temsilcisi ve gezegenlerin en güçlüsüdür. İlk mitolojik rolü yazmalardan önceye dayanan eski bir mitosta anlatılır: Eski zamanlarda tanrılar tarafından üzerine ebedi yasalar yazılmış kader tabletlerine sahip olanlar kader üzerinde güç sahibi olurlardı. Bir vakit bunlar çalındı ve hırsız, tanrıların çok korktuğu, kaosun büyük deniz ejderhasıyla aynı taraftaydı. Sadece Ninurta (Satürn) kader tabletlerini kurtarma görevi için gönüllü oldu, onları tanrıların büyük toplantı salonuna getirmeyi başardı ve orada tabletlerin gözetimi ona verildi. Böylece eski Asur’da kaderin ve alın yazısının gözeticisi oldu. O zamanlarda Satürn yasa ve emrin yıldızı olarak da tanımlanmıştı. Babillilerin kahraman tanrısı Platoncu kuramda bu seçkin konum korunmuş ve Satürn en yüce zekanın simgesi olarak görülmüştü.  Bir başka geleneğe göre Satürn yaşamın dengesi ve bilgeliğin simgesidir. Rönesans ve yeni hümanist bilincin yükseldiği zamanlarda Satürn tefekkürün koruyucusu olarak seçilmiştir. Hayatın ıstırap ve tehditlerinin bilincinde olmak, derin düşünmenin yoldaşları olan keder ve bezginlik Satürn’e atfedilen hüzün ve melankolinin de nedeni olarak görülmüştür. Bu tür bir tefekkür aynı zamanda ‘deha’nın temel niteliği olarak düşünülmüştür. Satürn tüm gezegenlerin kürelerinin en üstünde bulunur (en üstte –ulvi-), dolayısıyla esas olarak Tanrı’ya ve bilinmeze en yakın olarak görülen küre budur. Tanrı’yı görmeye götüren tefekkürün (İlahi tefekkürün) basamağıdır. Marsilio Ficino’nun düşüncesine göre zihni üstün ve gizli şeylerin tefekkürüne doğru yönlendiren Satürn’dür. Satürn, gezegenlerin en soylusu, araştırmacıyı doruğa ulaştırır, hatta bedenleri dışsal uyarılara kapalı olan, kendilerini ilahi şeylerin araçlarına dönüştürecek şekilde tamamen aşkın olana kaptırmış düşünürleri yaratır. Bu düşünceye göre kişi kendini disipline ederek, odaklayarak en üstteki bu gezegenle uyumlanabilir.

 

Satürn’ü diğer bir özelliği de Giovanni Pico della Mirandola’nın tanımladığı şekliyle şöyledir: Evrenin merkezine yerleşmiş olmak, sayısız olası yönelim arasında bir seçim yapma gerekliliği anlamına gelir. İnsanoğlu burada yeni bir onur elde eder, aynı zamanda bir tehdit açığa çıkar. Çünkü insan aklı iktidarında ısrar ettiği sürece, doğal sınırlarının bilincine varmaya da mecbur kalacaktır. 

 

Satürn’e bu şekilde yaklaşımlar modern astrolojide yabancısı olmadığımız yaklaşımlardır. Çıplak gözle görülebilen en son gezegen olduğundan insan doğasının fiziksel sınırını, dolayısıyla sembolik anlamda insanın dünyada yapabileceklerinin sınırlarını ve genel olarak tüm sınırları temsil eder. Tanrının verdiği potansiyeli somut olarak dünya üzerinde inşa etmek üzere odaklar, disipline eder, seçim yapmak üzere sıkıştırır, diğer her şeyi uzaklaştırır. Genel olarak insanlar sınırlanmayı ve üzerlerinde baskı hissetmeyi sevmediklerinden bu gereklilik kötü ve sıkıntılı bir şey olarak algılanır, derin ve konsantre düşünceden doğan yalnızlık, soyutlanmışlık, melankoli ve depresyon endişe verir. Satürn prensiplerine karşı direnç ve korku buradan gelir. 

 

Satürn’ün Yay Burcundaki Transiti

Satürn esas gerçeğin, sınırların, yapılandırmanın ve zamanın temsilcisi olduğundan, bir burca girdiğinde dünya üzerindeki gerçekliğin ve koşulların yeni deneyimlere göre ayarlandığı, o burcun işaret ettiği koşulları öğrenmek üzere derslerin alınacağı yaklaşık iki - iki buçuk yıllık bir zaman dilimine işaret eder. Neyin zamanının geldiğini söyler. Satürn engelleyen, kısan, kristalize eden, daraltan ve büzen bir enerjiyi simgelediğinden, bulunduğu burç hangi konularda kısıtlanmaya eğilim olduğunu, hangi enerjinin engelleneceğini, hangi sürecin bloke olacağını gösterir. Bu burcun temsil ettikleri konusunda ilk etapta engellenme ve yetersizlik hissi görülür. Olumsuz uygulamaları çoğunluktadır. Bundan sonra, yetersizlik korkusuyla, o burcun özelliklerini abartılı, saplantılı gösterme çabası vardır. En sonunda, altı boş olan, görünürde eksiği kapatmak için yapılan her şey çöker ve bu burcun konularıyla ilgili esaslı, gerçeğe uygun bir yapılanma, gayretli ve dürüst bir çalışma sayesinde bu özellikler hayata geçirilir ve insanı daha yukarı taşıyan bir basamak daha başarıyla geçilmiş olur. Esas olan Satürn’ün içinde olduğu burcun en gerçek, dürüst ve doğal ifadesine ulaşmaktır.

 

Yay ateş elementinden, değişken nitelikli eril bir burçtur. Ateşli enerjisiyle canlılığı, aktifliği ve hevesi gösterir. Öncelikle Satürn bu burcun hevesini, canlılığını ve enerjisini bir miktar düşürecektir. İyimserlikle geleceğe bakılan, yüksek ideallerle ilgili bir süreç için bu, hem iyi hem kötüdür. İyimserlik ve bolluk duygusu engellenir. İleriye atılma, genişleme, farklı dünyalara açılma cesareti kırılabilir, diğer yandan bir gelecek idealini somut olarak dünyada gerçekleştirebilecek zeminin oluşmasını sağlar, ideale ulaşmayı engelleyen dağılmayı sınırlandırır, geniş fırsatların olduğu duygusu azalır, bir şeyin zamanın geldiğini, artık ertelenemeyeceğini hissettirir. Bu süreçte daralma baskı olarak değil de gelişim için gerekli disiplin ve kendini aşma çabası olarak görülürse somut başarı elde edilebilir. 

 

Yay burcundaki transit Satürn doğanın ve evrenin yasalarının peşinde olmaya, bunların işleyişinden bir anlam çıkartmaya, yaşam deneyimleriyle bu yasaları bizzat deneyimlemeye ihtiyaç duyulacak döneme işaret eder.  İnançları, yaşam deneyimlerini, bundan doğan prensipleri, genellemeleri gerçekçi ve ciddi bir şekilde düşünme ve tefekkür zamanıdır. İnsanın çıkarımlarda bulunduğu ilkeleri kendi hayatında uygulaması önemlidir. Yani bir bakıma vaaz ettiğini kendisi yapmalıdır. Doğaya ve evrenin yasalarına uyanı seçmek ve diğerlerini bırakmak zorunluluğu vardır.

 

Değişken bir burç olan Yay asıl olarak deneyime girmek ve her deneyimin sonucunda daha önceden oluşturmuş olduğu anlamı, inancı, prensipleri tekrar gözden geçirerek yeni deneyimin getirdikleri doğrultusunda kanaatlerini değiştirmekle ilgilidir. Bunun için farklı deneyimlere, kültürlere, farklı inanışlara, kendine yabancı gelenlere çabayla, samimiyetle, dürüstçe açılmak gerekir. Satürn buradayken eksik hissedilen Yay özellikleri saplantılı şekilde gösterilebilir. Her şey -esasen öyle olmasa bile- iyi ve doğruymuş gibi sunulabilir. Kendini olduğundan donanımlı ve büyük göstermek mümkündür. Aşırı hoşgörü altında aslında kibirli ve lütufkar olunabilir, farklı inanç ve kültüre mensup olanların aslında kendisinden aşağıda olduğu, ancak asil ve iyi bir şey olduğu için tolerans göstermek gerektiği düşüncesi olabilir. Ya da güvenlik kaygısıyla kendi inançlarına körü körüne sarılmak, genişlemekten, gelişmekten, yeni ufuklara açılmaktan, farklı kültürlerden, farklı inanışlardan, yabancılardan korkmak ve kendini korumak amacıyla gittikçe baskı yaratan bir düzen, kanun ve yasa ile katılaşmak söz konusu olabilir. Buradaki Satürn temkinli ilerlemeyi gösterir. Geleceğe dair gerçekçi planlar yapmaya yardımcıdır, ancak karanlık bir gelecek fikri oluşabilir. Yay’ın uzak ve açık görüşlülüğü daralabilir. Bunun yanında hayatın anlamını, farklı kültürleri araştırma, bunlarla ilgili ciddi çalışmalar, din, felsefe üzerine düşünme görülür. 

 

Sağ duyu ve hoşgörü eksikliği, adaletsiz, iyi ve doğruyu ayırt etmekte yetersiz ve doğanın yasalarını göz önüne almayan tutumlarla katı şekilde bu süreci engellemek büyük kayıp ve zarar verici sonuçlar doğurabilir. Böyle bir dönemde güven ve inanca sahip olmak yetmez, bunun sınanması, inanılan şeyin gerçek, iyi ve adil olup olmadığının yaşantılanması zamanıdır.

Doğa ve evrenin yasalarını idrak etmek, doğanın bilgeliğiyle bilgilenmek yerine kendi isteklerini yasa olarak düşünmek, tanrı rolü oynayarak inançlarına, kendine göre düzenlediği kanunlarına, prensiplerine herkesin uymasını beklemek, kendi tarafında olanların her türlü davranışını hoş görmek kendi gibi düşünmeyenleri kınamak, vaaz vermek, baskılamak, cezalandırmak Satürn Yay’da iken oluşabilecek olumsuzluklardır. Çok katı ahlaki kurallara sahip, başka inançlara hoşgörüsüz olunacağı gibi tamamen inançsız da olunabilir.

 

Satürn yapı ve istikrar prensibi olduğundan kanun, kültürel, sosyal gelenekler, devlet, hükümet, baba ve tüm otorite figürlerini temsil eder. Yasaları, ahlaki değerleri, dini, adaleti temsil eden Yay’da din ve ahlak, yasa, yargı konusunda devlet otoritesini, sınırlamaları, cezalandırmaları gösterebilir. Din devletini, yasaların devletin otoritesini korumak üzere yapılandırılmasına işaret edebilir. Otorite konumundakiler, devlet ya da yine Satürn’ün temsil ettiği polis gücü hoşgörüsüz, baskıcı, kaba, katı, fanatik olabilir. Sınıf farkları çok katı yapılandırılabilir.

 

Yüksek öğrenimde sorunlar, üniversitelerde yaptırım, baskı  ve sorunlar görülebilir. Yay burcuyla ilişkili konular ve kişiler: Din adamları, misyonerler, yayıncılar, profesörler, hakimler, konularında uzman olanlar bu dönemde sıkıntı yaşayabilirler ya da ciddi çalışma ve araştırmalar sonucu somut başarılar elde edebilirler. Yay aynı zamanda hava yollarını, yurt dışını, turizmi, deniz aşırı yolculukları da temsil eder. Bunlarla gelecek sorunlara ve kısıtlamalara, gecikmelere işaret edebilir.

 

Bu dönemde gelişim ve zenginlik fırsatlarının, bolluğun azalması, ülke dışından gelen kaynakların kesilmesi mümkündür. Finans konularında temkinli bir iyimserlik, frenlere basarak ilerleme, dış ticarette gerçekçi adımlar, ayağını yorganına göre uzatma, tutumluluk gerekir. Yapabileceğinden fazlası söz verilmişse bununla ilgili zorlu bir süreç sıkışma, daralma, cezalandırma görülebilir. Daha önce gizli, ahlak dışı, örtük kalmış şeylerin yargıya taşınması ve adalet arayışı da mümkündür. Korkuyla ve güvensizlikle ahlak dışı davranmak, adaleti engellemek, yargıda taraflı olmak, aynı tarafta olanları kayırmak, kendinden farklı olanları tehdit olarak görüp baskı altına almak bu dönemde oldukça olumsuz sonuçlara neden olabilir.

 

Yay doğayı, kırsalı, taşrayı da temsil ettiğinden buradaki Satün tabiatın sınırlandırılmasını, tabiata hakim olma çabasını, bununla ilgili kanun ve yaptırımları da gösterir.

Doğanın sahibi değil parçası olduğumuzu unutmadan, onu korumak ve muhafaza etmek, doğanın yasalarını anlamak, insanların, ırkların, inançların çeşitliliğini, zenginliğini ve bütünlüğünü anlamak, bu zenginliğin korunması için çaba sarf etmek, yaratılan her şeyin kutsal olduğunu idrak etmek bu dönemde geliştirilmesi gereken esas konudur.

 

Eğer otorite, doğanın yasaları ve ritüellere dair bilgilerin derinliklerinden geliyorsa, o zaman gerçek, bilgelik dolu bir otorite söz konusu olacaktır. Satürn tarihle, Yay mitoloji ve mitoslarla, ayrıca ritüellerle ilişkilidir. Mitoslar insanlara ait tüm etkinlikler için gerekli, bir çok alanda yerleşmiş yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallar ve uygulamaları, ilk-örnek modelleri korur ve aktarır. Ritüeller zamanın başlangıcındaki, toplum için önemli olayların güncelleştirilmesi ve tekrarıdır. Canlı mitolojidir. Bu şekilde geçmişten gelen bilgelik, tabiat ve yaşam bilgisi korunur. İnsanın hayat anlayışının buradaki eski, orijinal bilgiye uyumlanması zorunludur. İnsan tanrı olmadığını, sınırları olan bir varlık olduğunu kabulleneceği deneyimler yaşayarak evrenin yasalarının doğru, tabiatın bir bütün ve olduğu gibi doğru işlediğine inanç geliştirmeyi öğrenmesi gerekecektir. Değişim, ilerleme ve zenginlik adına insanın kendi aklına güvenip her şeyi bildiğini zannederek doğayı alt etmek, kontrol etmek isteğinin sonuçları bu dönemde doğanın insana vereceği derslerle öğrenilebilir.

 

Satürn ve Jüpiter

İslam astrologları tarafından Jüpiter ve Satürn zamanın işaretçileri olarak düşünülmüş ve bunların döngüleri dünyasal astrolojide önemli geçiş dönemlerini saptamada kullanılmıştır. Satürn’ün Yay’daki yolculuğu esnasında Jüpiter’in burçlardaki yolcuğunu da göz öününe alınmalıdır, çünkü Jüpiter Yay’ın yöneticisi olma sıfatıyla Satürn’ün dispozitörü (düzenleyicisi) durumundadır.

 

Jüpiter genişlemeyi, büyüme ve yayılmayı, Satürn ise daralmayı, sıkışmayı ve odaklanmayı temsil ettiğinden, birbiriyle uyumlu olmaları gerçeğe uygun, sağlıklı büyüme ve gelişme için gereken sınırları koyabilmeyi, sağlıklı bir kalbin atışı gibi dengeli bir genişleme-kasılma ritmini işaret eder. Gerilimli durumlarında ise genişleme-sınırlama dengesinin bozulmasını, çok genişlemenin arkasından gelen mecburi, zorlayıcı sıkışmayı, gelişmeye engel sınırlamaları ya da sınırları aşan yayılmaları gösterebilir.   

  

Satürn’ün Yay’da olduğu süre içinde Jüpiter sırasıyla Aslan, Başak ve Terazi burçlarından geçecek ve Akrep’e girişinden kısa bir süre sonra, Satürn Yay’daki yolculuğunu bitirecek.

 

Satürn Yay’da, Jüpiter Aslan’dayken, Satürn Jüpiter’in yönettiği burçta olmasına rağmen Jüpiter Satürn’ün zararda olduğu burçta bulunduğundan buradan pek yardımı olmayacak. Bulundukları burçların arasında üçgen açı olmasına rağmen derece olarak açı yapmayacaklar.

 

Satürn Yay’da, Jüpiter Başak’tayken, Jüpiter zararda olduğu burçta bulunuyor olacak hem de buradan Yay burcundaki Satürn’e kare açı yapacak. Dolayısıyla, özellikle de kare açının kesinleştiği tarihlerde yukarıda belirtilen problemlerin yaşanması disiplinli ve güvenli büyüme yerine gelişimi engelleyici kısıtlama ve sınırlamaların oluşması, güven ve inancın korku ve baskıyla engellenmesi mümkündür. Fırsatlar azalır, iyimserlik kaybolur. Sınırlayıcı koşullarla uğraşmak zorunda kalınır. Ahlaki bir kriz yaşanabilir, dürüstlük sınanır. Şimdi yaşanan zorluklara bakılarak dünya görüşünde değişiklik yapmak gerekebilir. Rutin işlerle, görevlerle yüklenmek neşeyi ve hevesi azaltır.

 

Bunların ateş-toprak elementlerinde olmalarından dolayı, alçakgönüllülük-kibir ve cömertlik-tutuculuk açısından gerilimler yaşanabilir. Bu kombinasyonda en büyük sorun kabalık ve duyarsızlıktır. İstenilen yere ulaşmak için kimin ezildiği önemli olmayabilir. Olumlu ifadesinde, bu kombinasyon insanların hizmetine yöneltilirse, zor şartlarda, çabayla güven, inanç ve üretkenlik sağlanabilir.

 

Satürn Yay’da Jüpiter Terazi’deyken, Jüpiter ve Satürn birbirlerini yönetici-yücelme açısından ağırlıyor olacaklar, dolayısıyla bu durum Jüpiter’in diğer iki burçta oluşundan daha olumlu düşünülebilir. 

 

KAYNAKÇA:

Michael Baigent, Babil Kehanetleri, Yakamoz Yayınları, Ağustos 2009

Astroloji Dersleri, Barış İlhan, Barış ilhan Yayınevi, 2014

Astroloji, Psikoloji ve Dört Element, Stephen Arroyo, Barış İlhan Yayınevi, 2000

Helene Prigent, Melankoli, YKY Mayıs 2009

Satürn ve Melankoli, Erwin Panofsky, Cogito, sayı:51, 2007

Makale, Satürn (Ninurta) ve Terazi: Savaş ve Barış  http://www.astrolojidergisi.com/Saturn-Ninurta.htm

Düş Zamanı, Eser Coşkun, Pera Yayıncılık, 2008

Astrolojinin Öngörü Sistemleri, James Braha, Barış İlhan Yayınevi, 2013

http://www.astrolojidergisi.com/giris_saturn.htm

Başa Dön

© 2014, BARIŞ İLHAN YAYINEVİ

Bu dergideki tüm yazıların yayın hakkı Barış İlhan Yayınevi'ne aittir. İzinsiz hiçbir alıntı yapılamaz ve kopya edilemez.